#Sosyal Güvenlik Kurumu

İLKHABER-Gazetesi - Sosyal Güvenlik Kurumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sosyal Güvenlik Kurumu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi  Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor” Haber

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor”

28 Eylül 2025 tarihinde yapılan seçimlerde Adana Eczacı Odası’nda seçilen ilk kadın başkan olan Ezgi Elekarışmaz, özellikle son beş yılda yaşanan pandemi, deprem, bölgedeki savaşlar ve birçok nedenle ülke ekonomisinin etkilendiğini belirterek, “Dolayısıyla tüm bunlarla beraber artan üretim maliyetleri, tedarik sorunları, lojistik sıkıntılar ilaç sanayiini etkilemiştir. Bu da sonuç olarak eczacıların, dolayısıyla da giderek artan yaşlı nüfusa sahip ülkemizde hastaların ilaca ulaşımını gittikçe güçleştiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır” dedi. İlkhaber Gazetesi'nden Serhat ŞANLI'nın haberine göre; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’da ilaca ayrılan bütçenin giderek düştüğüne dikkat çeken Ezgi Elekarışmaz, “Ülkemiz Gayrisafi Yurt İçi Hasılası içindeki payı 2009’dan beri yıllar içinde düzenli biçimde düşüş göstermiştir. Bu düşüşün neticesinde 2024 yılında bu oran %0,76 düzeyine kadar gerilemiştir.” diye konuştu. İLAÇ YOKLARININ NEDENİ SABİT EURO KURU Ülkede ilaç eksikliğinin sabit döviz kurundan kaynaklandığına dikkat çeken Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, “Vatandaşlar çoğu ilaçları bulamama konusunda şikayetçi. Hatta en ucuz ilaçları dahi bulmak çok zor hale geldi. Her ne kadar ülkemizde ilaç üretimi ve yurt dışından ilaç tedariği sürse de ülkemizde var olan ilaçta sabit döviz kuru politikasından kaynaklı olarak, tüm dünyada ve ülkemizde artan hammadde ve üretim maliyetlerinin karşılanmasında zorluklar yaşanmaktadır. Bunun yanında yurt dışından ilaç tedariğinde yaşanan sorunların başlıca nedeni de ülkemizde uygulanan ilaç fiyat kararnamesi ve sabit döviz kurudur. Ülkemizdeki ilaç fiyatları değişen ekonomik koşullarla güncellenmediği için yurt dışından getirtilebilecek özellikle yüksek teknoloji ile üretilen bazı kanser ilaçları, romatizma ilaçları, kan ile ilişkili ilaçları hastalarımızın kullanımına sunamamaktayız.” Sözlerine yer verdi. BİZ ECZACILAR İLAÇ FİYATLARININ DÜŞÜK OLMASINI İSTİYORUZ Eczacılar olarak ilaç fiyatlarının düşük olmasını istediklerini belirten Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, şu açıklamalarda bulundu; “Biz eczacılar ilaç fiyatlarının düşük olmasını, ilacın ulaşılabilir olmasını istiyoruz. Ancak bugün gelinen noktada biraz önce değindiğim gibi ilaçta Avro kuru, mevcut Avro kurunun yüzde 60’ı olarak sabitlenmiş durumda. Bu da artan kur farkları ile ilaç endüstrisinin mücadele etmesini güçleştirmektedir. Bu nedenle de piyasada ilaç bulmakta zorlanıyoruz. Yılda bir defa ile sınırlandırılan kur düzenlemesi nedeniyle ilaç fiyatlarında en son düzenleme Ekim 2024’te gerçekleşmişti. 19 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan düzenleme ile ise bir yılı aşkın bir sürenin sonunda bir güncelleme daha gerçekleşti. İlaçta Avro kurunun güncellenmesinin yılda bir kere ile sınırlandırılması çoğu zaman gerçek Avro değerinin çok altında kalmasına neden oluyor ve sektörü oldukça zora sokuyor. HEP BERABER ÇALIMAMIZ GEREKTİĞİNİN FARKINDAYIZ Umut mücadele gerektirir, umudumuzu yeşertmek için hep beraber çok çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Bugüne kadar bir sonuca ulaşamadığımız meslek hakkına giden yol için hep birlikte ve güçlü adımlar atılması en büyük önceliğimiz olmalı. Eczanelerimizin içinde bulunduğu ekonomik şartların ivedilikle düzeltilmesi; bunun için, sektörün üç bileşeninden biri olan biz eczacıların, hep kaybeden konumda bırakan uygulamalara son verilerek ‘İlaç Fiyat Kararnamesi’nde gerekli düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini yıllardan beri dile getiriyoruz. ÜLKEMİZDE 63 ECZACILIK FAKÜLTESİ BULUNUYOR 2005 yılında 12 olan Eczacılık Fakültesi sayısı, 2025 yılında 63'e çıktı. Bu fakültelerin sadece 17’si tam akredite eğitim veriyor. Devlet üniversitelerinde kontenjan azaltımına gidilmişse de vakıf ve özel üniversitelere kayan bu kontenjanlar nedeniyle mezun sayısında azalmaya gidilemedi. Mezun sayısı ise bu yıllar içinde 800’lerden 4000’lere çıkmış durumda. 6197 sayılı kanunda 2012 yılında yapılan değişiklikle eczane açabilmek için mezunlarımızın bir yıllık yardımcı eczacılık sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu değişiklikle eczane sayılarına nüfus kriteri de getirildi. Bu nedenle mezun olduklarında yardımcı eczacılıklarını tamamlasalar dahi eczane açmakta zorlanıyorlar. Çünkü ülkemizde nüfusa göre eczane açılabilecek yer sayısı oldukça sınırlı durumda. Kamuda ise eczacı sayısı oldukça yetersiz. Eczacılıkta istihdam sorunu kanayan yaralarımızdan birisi. OECD ülkelerinde ise 2013 yılından 2023 yılına eczacı sayısında yalnızca yüzde 10’luk artış olduğu biliniyor. Bu da gelişen iş kolları ile birlikte eczacıların iş bulma ve çalışma koşullarında bir gerileme olmadığını düşündürüyor. MUAYENE KATILIM PAYI ECZACININ SORUMLULUĞU DEĞİLDİR Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB)’miz arasında yapılan protokol hükümleri gereği, eczacıların devletin ödediği ilaçlardan katılım payları ve fiyat farkı alması gerekmektedir. Bu oran Emeklilerde yüzde 10, çalışanlarda ise yüzde 20’dir. Bunun haricinde bir reçetede daha ucuz eşdeğeri olan bir ilaç mevcutsa SGK o ilaç üzerinden ödeme yapıyor, bu nedenle de aradaki fark kadar fiyat farkı çıkıyor. Bu fiyat farkını ödememek için hastalarımız, reçetede yazan ve fiyat farkı çıkartan ilacın daha ucuz olan eşdeğerini talep edebilirler. Bunun dışında bir de hastaların daha önceki hastanelerde oldukları muayenelerden kaynaklanan muayene katılım payı ve her reçeteye ödedikleri reçete katılım payı mevcut. Bu ödemeler direkt olarak SGK tarafından eczacılardan tahsil edilmektedir. Bu fiyatların hiçbirini eczacı belirlemediği gibi, çıkan tüm ücretleri de tahsil etmesi yasal bir zorunluluk. Maalesef bu konuda hastalarımızla karşı karşıya geldiğimiz doğru. Ancak ödenen ücretlerin hiçbirinde sorumluluğumuz olmadığının bilinmesini isteriz. ATIK İLAÇLARIN ÇÖPLERE ATILMASI TEHLİKE YARATIR Evsel Atık İlaçların İmhası, Adana Eczacı Odası olarak hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konu. İlaç hastalıkların tedavisinde, önlenmesinde, teşhisinde kullanılan maddelere verilen genel addır. İhtiyacımız olmayan bir ilacı kullandığımız zaman bizlere faydasından çok zararı olur. Bu noktada evlerimizde bulunan, miadı geçmiş, bozulmuş, artık kullanılmayan atık ilaçların çöplere atılması, tuvalet ve lavabolara dökülmesi yeniden doğaya karışması anlamına gelmektedir. Bu da doğada bulunan hayvanlara, toprağa, suya karışması ve bizlere de geri dönmesi anlamına gelir. Bu da hem çevre hem de insan sağlığı için istenmeyen sonuçlar ve hastalıklar doğurabilir. MİADI GEÇMİŞ İLAÇLAR ECZANELERİMİZDE TOPLANIYOR Miadı geçmiş ilaçları Belediyelerimizle yaptığımız işbirliği ile eczanelerimizde bulunan Evsel Atık İlaç Toplama Kutuları’nda topluyoruz. Buradan eczanemizin olduğu ilçe belediyesi yetkilileri bu ilaçları alıyor ve kontrollü bir şekilde imha ediyor. Şimdilik Seyhan, Çukurova ve Sarıçam belediyelerimizle bu süreci yürütüyoruz. Yakında Yüreğir belediyesiyle de görüşme yapmak istiyoruz. YERLİ İLAÇ ÜRETİMİ ELBETTE DESTEKLEDİĞİMİZ BİR KONUDUR Yerli ilaç üretimi elbette desteklediğimiz bir konu. Dünyada ilaç ham maddesi olarak kullanılan yaklaşık 7900 farklı molekül olduğu biliniyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak antibiyotik ve ağrı kesiciler gibi ilaçların üretimi yapılmaktadır. İlaç ham maddelerinin %80’inden fazlası ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Bunun ötesinde 2017 yılında Türkiye’de yerli üretilebilen 70 kadar ilaç etkin maddesi bulunduğu ve bu sayının günümüzde çok daha düşük olduğu düşünülmektedir. Yeni ilaç üretiminde ise, ileri teknoloji gerektirmesi, artan maliyetler ve bu alana ayrılan bütçenin azlığı nedeniyle giderek azalmıştır. Ülkemizde İlaç Ar-Ge harcamalarının diğer endüstriler içindeki payı yüzde 1,8’dir. İlaç üretimi teşvik edilmeli ve yeni teknoloji girişimleri desteklenmelidir. İLACI ZEHİRDEN AYIRAN FARK, DOZUDUR Eczacılık ve eczacılarla ilgili yapılacak değişiklikler ve alınacak kararlar bizim nezdimizde değildir. Eczacının da olduğu toplantılar düzenlenmelidir, görüşlerimiz mutlaka alınmalıdır. Toplumsal düzen anlamında en düzenli işleyişe sahip biz eczacıların ayakta kalabilmesi için devlet destekleri ve kredi destekleri güncellenmelidir. İstihdama katkı sunmamız için İşkur ve KOSGEB ile çalışmalar planlanmalıdır. Sağlık profesyoneli olmayan sosyal medya etkileyicilerinin sağlığa dair ürünleri tanıtması engellenmelidir. Çünkü Paracelsus’un da dediği gibi ilacı zehirden ayıran fark, dozudur. Bu bilgilerin hastalara profesyonelinden aktarılması çok önemlidir. SEÇİLMİŞ İLK KADIN BAŞKAN OLMAK BİR ONUR Öncelikle eczacı kamuoyumuza bu görevi layık gördükleri için tekrar teşekkür etmek isterim. Bizler kadın erkek eşitliğini her zaman savunsak da temsiliyet anlamında kadınların azınlıkta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Adana’da ilk seçilmiş Kadın Başkan olmak bu anlamda benim için bir onur. Aynı zamanda Adana Eczacı Odası tarihi boyunca eczacılık mesleğine yön veren bir meslek örgütü olmuştur. Bizler de bu dönem seçilen bütün ekibimizle, sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan eczacıları temsil edecek, tabandan güç alarak doğru politikalar üreten bir yapı olmaya devam edeceğiz. ECZACILARIMIZA TÜM HALKIMIZ SAHİP ÇIKMALI Yüzyıllardır insan sağlığının en yakın destekçisi olan biz eczacıların, halkımızın randevu almadan ulaşabildiği sağlık profesyonellerine sahip olması çok kıymetli ve bu kıymetin bilinmesi için biz eczacılara sahip çıkılması gerektiğini halkımıza bir kez de ben hatırlatmak isterim.”

Emekli zammı hesaplama tablosu belli oldu: SSK ve Bağ-Kur oranı nasıl olacak? Haber

Emekli zammı hesaplama tablosu belli oldu: SSK ve Bağ-Kur oranı nasıl olacak?

Türkiye genelindeki milyonlarca hak sahibini ilgilendiren ücret artışları için süreç daralıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu çatısı altındaki SSK ve Bağ-Kur statüsündeki vatandaşların gelirlerine yansıyacak oranlar, Türkiye İstatistik Kurumu verileriyle şekilleniyor. Takvimler 2026 yılını göstermeye hazırlanırken, net rakamların duyurulacağı tarih olarak 5 Ocak Pazartesi günü işaret ediliyor. Bu tarihte açıklanacak aralık ayı enflasyonu ile birlikte altı aylık zam oranı kesinleşmiş olacak. MEVCUT VERİLER VE BEKLENTİLER NE DURUMDA? Kasım ayı sonu itibarıyla elde edilen verilere göre, beş aylık kümülatif enflasyon farkı yüzde 11,21 seviyesinde kesinleşti. Mevcut 16 bin 881 liralık taban maaşın, sadece beş aylık veriyle 18 bin 773 liraya ulaştığı görülüyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in yıl sonu enflasyonunu yüzde 31 bandında tamamlama hedefi ve Merkez Bankası Piyasa Katılımcıları Anketi'ndeki yüzde 31,17'lik beklenti, hesaplamalarda belirleyici rol oynuyor. Ayrıca 6,5 puanlık farkın refah payı olarak sisteme dahil edilmesi ihtimali de değerlendirmeler arasında yer alıyor. ÜÇ FARKLI SENARYO MASADA Ekonomistlerin ve ilgili kurumların projeksiyonlarına göre masada üç farklı oran bulunuyor. Merkez Bankası anket verilerine dayalı hesaplamada altı aylık artışın yüzde 12,42 olması öngörülüyor. Beklentilerin üst bandı baz alındığında bu oran yüzde 13,99'a çıkarken, refah payı eklemesiyle yüzde 18,92'lik bir artış tablosu ortaya çıkıyor. Memur emeklileri için ise toplu sözleşme hükümleri nedeniyle oranların farklılık göstereceği belirtiliyor. EN DÜŞÜK MAAŞ NE KADAR OLACAK? Halihazırda 16 bin 881 Türk Lirası olarak uygulanan taban aylıkların, açıklanan senaryolara göre nasıl şekilleneceği de hesaplandı. Yüzde 12,42'lik artış durumunda en düşük ödeme 18 bin 977 liraya, yüzde 13,99'luk senaryoda ise 19 bin 242 liraya yükselecek. Refah payının devreye girmesiyle oranın yüzde 18,92'ye ulaşması halinde ise taban maaşın 20 bin 74 lira seviyesine çıkacağı tahmin ediliyor. 17 bin, 18 bin ve 19 bin lira seviyesinde maaş alanlar için de bu oranlar üzerinden kademeli artışlar gerçekleşecek.

SGK 1000 personel alımı duyurusu: Bakan Işıkhan açıkladı Haber

SGK 1000 personel alımı duyurusu: Bakan Işıkhan açıkladı

Kamu kurumlarında çalışmak isteyen adaylar için hareketli günler başlıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ve Hazine ve Maliye Bakanlığı, kadrolarını güçlendirmek adına yeni personel alım süreçlerini başlattı. Konuyla ilgili ilk açıklama Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan'dan geldi. Gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bakan Işıkhan, kurumun ihtiyaçları doğrultusunda yapılacak planlamayı şu sözlerle duyurdu: "SGK'ya bin yeni sözleşmeli personel ve 100 Müfettiş Yardımcısı alacağız" SGK KADRO DAĞILIMI VE SÜREÇ SGK personel alımı süreciyle ilgili detaylar, kurumun 2026 yılı bütçe planlamasına paralel olarak ilerliyor. Yapılan açıklamalara göre toplamda 1100 kişilik bir istihdam sağlanacak. Bu sayının 1000'ini sözleşmeli personel, 100'ünü ise müfettiş yardımcısı kadrosu oluşturacak. Bakanlığın resmi duyuruyu önümüzdeki haftalarda yayımlaması bekleniyor. Başvuru işlemlerinin, geçmiş dönemlerdeki uygulamalara benzer şekilde Kamu Personel Seçme Sınavı (KPSS) puanı esas alınarak e-Devlet kapısı üzerindeki "SGK Kurum Dışı Sınav Uygulaması" aracılığıyla gerçekleştirileceği tahmin ediliyor. HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI'NDAN 250 KİŞİLİK KADRO İstihdam haberi veren bir diğer kurum ise Hazine ve Maliye Bakanlığı oldu. Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı bünyesinde görevlendirilmek üzere toplam 250 vergi müfettiş yardımcısı alınacağı Resmi Gazete'de yayımlanan ilanla duyuruldu. Alım yapılacak kadroların mezuniyet alanlarına göre dağılımı şu şekilde belirlendi: 200 Kişi: Hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, işletme, iktisadi ve idari bilimler fakültesi mezunları. 50 Kişi: Mühendislik fakültesi mezunları. BAŞVURU TARİHLERİ VE SINAV TAKVİMİ Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın ilanına göre, adaylar başvurularını bakanlığın resmi internet sitesi üzerinden 9-18 Mart 2026 tarihleri arasında gerçekleştirebilecek. Giriş sınavları ise Ankara'da iki farklı oturum şeklinde yapılacak. Hukuk ve iktisadi idari bilimler mezunları için klasik usuldeki sınav 11-12 Nisan 2026 tarihlerinde, mühendislik mezunları için test usulündeki sınav ise 11 Nisan 2026 tarihinde uygulanacak. Yazılı sınavda başarı gösteren adaylar daha sonra sözlü sınava davet edilecek. Başvuru tarihleri ve sınav yerleri ile ilgili detaylı bilgilendirmelerin sınavdan en az 10 gün önce kurumun sitesinden ilan edileceği belirtildi.

İş kazasında sigortasız işçiye tam koruma: SGK hak kaybını önlüyor Haber

İş kazasında sigortasız işçiye tam koruma: SGK hak kaybını önlüyor

Türkiye’de sigortasız çalışırken iş kazası geçiren işçilerin, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından kaza günü itibarıyla re’sen sigortalı yapılması zaman zaman tartışma konusu olsa da, uzmanlara göre bu uygulama işçi ve ailesini koruyan güçlü bir sosyal devlet mekanizması niteliği taşıyor. Kamuoyunda çoğu kez “sadece bir gün sigorta yapılıyor” şeklinde yanlış algılanan bu işlem, gerçekte sosyal güvenlik haklarının başlatılması için yapılan ilk kayıt anlamına geliyor. İncelemelerin tamamlanmasının ardından işçinin kazadan önce çalıştığı tüm günler geriye dönük olarak sisteme işleniyor ve hak kaybı yaşanmadan süreç tamamlanıyor. Denetim süreciyle kazanın niteliği tespit ediliyor Sigortasız bir çalışanın iş kazası geçirmesi hâlinde, olayın niteliğine göre sosyal güvenlik denetmenleri veya SGK müfettişleri devreye giriyor. İşçinin ne zamandan beri çalıştığı, ücreti, iş kazasının oluş şekli ve sorumlular ayrıntılı şekilde araştırılıyor. Tanık ifadeleri, işyeri kayıtları, kamera görüntüleri ve beyanlar inceleniyor; hazırlanan rapor doğrultusunda hem iş kazası hukuken tanınıyor hem de sosyal güvenlik işlemleri başlatılıyor. İş kazasının ölümle sonuçlandığı durumlarda ise SGK, hak sahiplerine hem ölüm geliri hem de şartların sağlanması hâlinde ölüm aylığı bağlıyor. Gelir ve aylığa aynı anda hak kazanılması durumunda yüksek olan ödemenin tamamı, düşük olanın ise yarısı aileye ödeniyor. Ayrıca cenaze ödeneği de aileye veriliyor. Sistemin önemli bir yönü de SGK’nın yaptığı ödemeleri kusurlu işveren veya diğer sorumlulara rücu ederek kamu zararını tazmin etmesi. Böylece hem işçi ve ailesi korunuyor hem de mali yük kamuya değil, kusurlu tarafa yönlendiriliyor. Uluslararası örneklerle karşılaştırıldığında Türkiye öne çıkıyor Birçok ülkede iş kazası ödemeleri özel sigorta poliçelerine veya işveren birliklerine bağlı yürütülüyor. Örneğin ABD’de işverenin poliçe yaptırmaması hâlinde işçilerin çoğu zaman hiçbir gelir elde edemediği, tazminat için yıllar süren davalara mecbur kaldığı belirtiliyor. İngiltere’de de devlet doğrudan gelir ya da aylık bağlamıyor. Türkiye’nin modeli ise işçi sigortasız olsa bile sosyal güvenlik kapsamına alınmasını sağlayarak, aileye doğrudan gelir güvencesi sunmasıyla öne çıkıyor. Bu yönüyle uygulama, sosyal devlet ilkesinin güçlü örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. “Bir gün sigorta” eleştirisi yanlış algıya dayanıyor Kamuoyunda zaman zaman “SGK sadece bir gün sigorta gösteriyor” eleştirisi gündeme gelirken, uzmanlar bunun teknik işleyişin yanlış anlaşılmasından kaynaklandığını vurguluyor. Re’sen tescil işlemi, sosyal güvenlik haklarının devreye girmesi için yapılan ilk kayıt niteliği taşıyor; incelemeler tamamlandığında tüm çalışma süreleri geriye dönük olarak işleniyor. Sonuç olarak SGK’nın uygulaması, iş kazası geçiren sigortasız çalışanı dahi koruyan, aileyi gelir güvencesine kavuşturan ve kusurlu işvereni sorumlu tutan bir sosyal güvenlik yapısı sunuyor. Yetkililer, “Sistemin özü işçiyi merkeze almak ve mağduriyetini önlemek” değerlendirmesinde bulunuyor.

e-Devlet’te SGK işlemleri artık tek noktada! Haber

e-Devlet’te SGK işlemleri artık tek noktada!

Türkiye’nin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir adım olan e-Devlet, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) hizmetlerinde vatandaşlara büyük kolaylıklar sunmaya devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın dijitalleşme vizyonu ile hayata geçirilen yenilikler sayesinde vatandaşlar ve işverenler artık pek çok işlemi online olarak saniyeler içinde tamamlayabiliyor. e-Devlet üzerinden SGK’ya erişim nasıl sağlanıyor? Vatandaşlar, internet adresi üzerinden şifre, e-imza veya mobil imza ile sisteme giriş yaparak kendilerine ait SGK bilgilerine güvenle ulaşabiliyor. Hangi SGK hizmetleri e-Devlet’te? Eylül 2025 itibarıyla e-Devlet’te 180 farklı SGK hizmeti, bunların 167’si mobil cihazlardan da erişilebilir hale geldi. En çok kullanılan sekmeler ise şunlar: SGK tescil ve hizmet dökümü Emeklilik tarihi sorgulama 4A emekli aylık bilgisi 4A/4B iş göremezlik ödemesi Son 6 aya ait hizmet dökümü Dijital hizmetlerle neler mümkün? Yurt dışına aylık transfer yapılabiliyor Kamu görevlilerinin borçlanma ve isteğe bağlı sigortalılık başvuruları online gerçekleştirilebiliyor Yurt dışı hizmet ve ikamet belgeleri düzenlenebiliyor Ölen sigortalıların mirasçılarının talepleri alınabiliyor SGK e-Tebligat sistemi ile tebligatlar elektronik olarak ulaşıyor İşveren şifre alımı ve e-Bildirge kullanıcı değişikliği işlemleri yapılabiliyor 4B prim ödeme, borç sorgulama ve tarımsal kesinti tutarları görüntülenebiliyor 5510 sayılı Kanun kapsamındaki “borcu yoktur” belgeleri online alınabiliyor

e-Devlet'te tıklanma rekoru: Bir hizmet 939 milyon kez görüntülendi! Haber

e-Devlet'te tıklanma rekoru: Bir hizmet 939 milyon kez görüntülendi!

Çalışma hayatının ve sosyal güvencenin dijital karnesi olarak kabul edilen e-Devlet, vatandaşların en sık başvurduğu platform olmaya devam ediyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, 2025 yılının ilk yedi ayına ilişkin e-Devlet kullanım verilerini açıkladı ve bir hizmetin ezici bir üstünlükle zirvede yer aldığını belirtti. BAKAN IŞIKHAN AÇIKLADI: ZİRVEDE 'HİZMET DÖKÜMÜ' VAR Bakan Işıkhan'ın açıklamasına göre, Ocak-Temmuz 2025 döneminde e-Devlet üzerinden en çok erişim sağlanan hizmet, Sosyal Güvenlik Kurumu'nun (SGK) sunduğu "SGK Tescil ve Hizmet Dökümü / Çalışma Hayatım" oldu. Bu hizmet, belirtilen dönemde tam 939 milyon 752 bin 845 kez görüntülendi. Bakan Işıkhan, "e-Devlet Kapısı'nda sunduğumuz hızlı ve erişilebilir hizmetlerimiz ile vatandaşlarımızın her zaman yanındayız. En fazla erişim sağlanan uygulama SGK Tescil ve Hizmet Dökümü oldu" diyerek hizmetin önemine dikkat çekti. HİZMET DÖKÜMÜ NEDEN BU KADAR ÖNEMLİ? Vatandaşların bu hizmete rekor seviyede ilgi göstermesinin arkasında, çalışma hayatına ve emekliliğe dair en kritik bilgileri içermesi yatıyor. Kullanıcılar bu hizmet sayesinde; İşe ilk giriş tarihlerini, Toplam SGK prim gün sayılarını, Aylık olarak adlarına yatırılan prim tutarlarını, Farklı iş yerlerindeki çalışma sürelerini anlık olarak takip edebiliyor. Bu belge, çalışanların sigortalarının düzenli yatırılıp yatırılmadığını kontrol etmesi, kıdem tazminatı hesaplamaları ve emeklilik planlaması yapması için temel bir başvuru kaynağı niteliği taşıyor. Rakamlar, vatandaşların kendi sosyal güvencelerini ne kadar yakından takip ettiğini de gözler önüne seriyor.

SGK'dan sahte sigortalı emeklilere operasyon: Binlerce maaş kesilebilir! Haber

SGK'dan sahte sigortalı emeklilere operasyon: Binlerce maaş kesilebilir!

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), fiilen çalışmadığı halde sahte iş yerlerinden sigortalı gösterilen veya prim günleri eksik olmasına rağmen usulsüz şekilde emekli edilen kişileri tespit etmek için yürüttüğü denetimlerde sona yaklaştı. Son beş yıllık emeklilik dosyalarını detaylı bir şekilde inceleyen SGK, usulsüzlük yaptığı kesinleşen binlerce emekliye Ağustos ayından itibaren resmi tebligat gönderecek. Bu bildirimlerde, maaş kesintisinin gerekçeleri ayrıntılı olarak açıklanacak. Kurum, henüz incelemesi devam eden ve durumu şüpheli olan dosyalara ise bu aşamada bir bildirimde bulunmayacak. ÖDEMELER FAİZİYLE GERİ İSTENECEK Denetimler neticesinde emeklilik hakkını usulsüz yollarla elde ettiği tespit edilen kişilerin maaşları derhal kesilecek. Mevzuata göre, bu kişilere bugüne kadar yapılan tüm emekli maaşı ödemeleri, yasal gecikme faiziyle birlikte geri talep edilecek. Belirlenen borcun ödenmemesi durumunda ise idari yaptırımların yanı sıra, konuyla ilgili cezai süreçlerin de başlatılabileceği belirtiliyor. Bu durum, usulsüz emekli olan kişileri hem maaş kaybı hem de ciddi bir borç yüküyle karşı karşıya bırakacak. 3 GÜNLÜK SAVUNMA VE İTİRAZ HAKKI BULUNUYOR SGK, hakkında işlem başlatılan kişilere kendilerini savunma hakkı da tanıyor. Tebligatın ulaşmasının ardından ilgili kişilerin üç iş günü içerisinde kuruma yazılı bir savunma sunma hakkı olacak. Bu süre içerisinde geçerli bir savunma yapılmazsa, kurum tek taraflı olarak maaşı kesme işlemini uygulayabilecek. Bununla birlikte, hakkında maaş kesme ve geri ödeme kararı verilen tüm vatandaşların, bu karara karşı yargı yoluna başvurarak itiraz etme hakkı saklı tutuluyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.