#sosyal medya

İLKHABER-Gazetesi - sosyal medya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, sosyal medya haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

9 ilde sazan sarmalı operasyonu: 700 mağdur, 450 milyon liralık vurgun Haber

9 ilde sazan sarmalı operasyonu: 700 mağdur, 450 milyon liralık vurgun

Mersin merkezli 9 ilde 'sazan sarmalı' yöntemiyle sosyal medya ve e-ticaret platformları üzerinden sahte ilanlar vererek 700 kişiyi mağdur eden 28 şüpheli düzenlenen operasyonla yakalandı. Şüphelilere ait banka hesaplarında ise yaklaşık 450 milyon lira tutarında suçtan kaynaklı işlem hacminin bulunduğu tespit edildi. Alınan bilgiye göre, İl Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Dolandırıcılık ile Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliklerinin vatandaşların mağduriyetine yol açarak haksız kazanç elde eden suç örgütlerine yönelik çalışma yaptı. Polisin teknik ve fiziki çalışmasında 'sazan sarmalı' olarak bilinen ev ve oto alım-satım dolandırıcılığı yöntemi ile sosyal medya ve e-ticaret platformları üzerinden sahte ilanlar vererek nitelikli dolandırıcılık eylemleri gerçekleştiren suç şebekesi tespit edildi. Şebekeye yönelik Mersin merkezli 9 ilde eş zamanlı operasyon yapıldı. Operasyonda 28 şüpheli ile 3 yıl 4 ay kesinleşmiş hapis cezasıyla aranan 1 hükümlü yakalandı. Şüphelilerin dolandırıcılık faaliyetlerini yürüttükleri tespit edilen 3 ofis ile evlerinde yapılan aramalarda 28 adet cep telefonu, 1 adet laptop, suçta kullanıldığı değerlendirilen 1 adet sahte polis muhabir kartı, başka şahıslara ait 16 adet kimlik ve 20 adet banka ile kredi kartı, 30 gram esrar ile bir miktar nakit para ele geçirildi 700 kişiyi mağdur eden şüphelilerin hesaplarında 450 milyon liralık işlem belirlendi Yapılan incelemelerde ise şebekenin ülke genelinde 700 kişiyi mağdur ettiği, şüphelilere ait banka hesaplarında ise yaklaşık 450 milyon lira tutarında suçtan kaynaklı işlem hacminin bulunduğu belirlendi. Emniyette ifadesi alınan şüphelilerden 15'i tutuksuz yargılanmak üzere serbest kalırken, diğerleri adliyeye sevk edildi. Mahkemeye çıkartılan 13 şüpheliden 6'sına adli kontrol hükümleri uygulandı, 7'si ise tutuklandı. Öte yandan operasyonda gözaltına alınan hükümlünün de cezaevine teslim edildiği bildirildi.İl Emniyet Müdürlüğünden yapılan açıklamada ise, "Mersinimizin emniyeti olarak, vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden her türlü suç ve suç organizasyonuna karşı mücadelemiz azim ve kararlılıkla devam edecektir" denildi.

WERNER HERZOG KİMDİR? BELGESELİ NEDEN VİRAL OLDU? Haber

WERNER HERZOG KİMDİR? BELGESELİ NEDEN VİRAL OLDU?

Sosyal medyada son günlerde gündemin üst sıralarında yer alan “Nihilist Penguen” olayı, tek başına koloniden uzaklaşan bir penguenin görüntüleriyle dikkat çekiyor. Video, 2007 yapımı Werner Herzog imzalı Encounters at the End of the World (Sürüden Ayrılan Penguen) belgeselinden alınmış olsa da, sosyal medya kullanıcıları tarafından modern yaşamın anlamsızlığı ve bireysel yabancılaşmanın sembolü olarak yorumlandı. Penguenin yalnız başına Antarktika’nın geniş ve ıssız buzullarında yürüyüşü, izleyenlerde hem şaşkınlık hem de derin bir melankoli hissi uyandırdı. Nihilist PENGUENİN HİKAYESİ VE BELGESELİN BAĞLAMI Belgesel, Antarktika’da yaşamın çeşitli yönlerini ve bu uzak coğrafyada hayatta kalma mücadelesi veren canlıları konu alıyor. Sürüden ayrılan penguenin görüntüleri, aslında doğadaki olağan bir davranışı yansıtsa da, sosyal medya kullanıcıları bu sahneyi metafor hâline getirdi. Tek başına yürüyen pengueni, hayatta amaçsız bir şekilde yol alan, yalnız ve içsel bir boşluk içinde olan bir varlık olarak yorumladılar. SOSYAL MEDYADA VİRAL OLMASININ SEBEPLERİ Video, TikTok, Instagram ve X platformlarında dramatik müzikler ve melankolik başlıklarla paylaşıldı. “Her şeyi bırakıp gitmek isterken” veya “Hayattan vazgeçmiş gibi” gibi ifadelerle desteklenen içerikler, milyonlarca kez izlendi ve hızla viral hâle geldi. Kullanıcılar pengueni kendi yaşam deneyimleriyle ilişkilendirerek videoya farklı anlamlar yükledi. Mem kültürü içinde de kısa sürede kendine yer buldu; insanlar videoyu hem eğlenceli hem de düşündürücü bir metafor olarak paylaştı. BİLİM İNSANLARININ YORUMU Uzmanlar, penguenin tek başına yürüyüşünün bilinçli bir nihilist eylem olmadığını belirtiyor. Bu davranışın, yönünü kaybetmiş olması, stres veya diğer doğal etkenlerden kaynaklanabileceğini söylüyorlar. Ancak sosyal medyada görüntü, sembolik bir anlam kazanarak “Nihilist Penguen” adıyla fenomen hâline geldi. NİHİLİZM VE NİHİLİST PENGUENİN ANLAMI Nihilizm, evrenin ve insan yaşamının özünde anlam taşımadığını savunan bir felsefi yaklaşım olarak bilinir. Bu felsefeye göre toplumsal, ahlaki ve kültürel değerler insan yapımıdır ve mutlak bir gerçeklik taşımaz. Sosyal medyada “Nihilist Penguen” olarak adlandırılan fenomen, yalnızlık, amaçsızlık ve hayatta anlam arayışının boşluğu gibi duyguları sembolize ediyor. Tek başına yürüyen penguen, izleyenlere modern yaşamın bazen anlamsız ve bireysel olarak yalnızlaştırıcı yönlerini düşündürüyor. WERNER HERZOG KİMDİR? Werner Herzog, 5 Eylül 1942’de Almanya’nın Münih şehrinde doğdu. Zor bir savaş sonrası çocukluğu geçirdi; ailesi kısa süre sonra ayrıldı ve Herzog, özgür ama mütevazı bir ortamda büyüdü. İlk filmini 11 yaşında izledi ve genç yaşta film yönetmeni olmayı hayal etti. Avrupa’yı otostopla gezdi, çeşitli işlerde çalışarak film projelerini finanse etti. 1962’de ilk kısa filmi Herakles’i çekti. 1967’de ilk uzun metrajlı filmi Lebenszeichen ile ödüller kazandı. 1970’lerde Auch Zwerge haben klein angefangen, Fata Morgana ve Aguirre, der Zorn Gottes gibi eserleriyle uluslararası tanınırlık kazandı. Klaus Kinski ile yaptığı iş birlikleri ve sıra dışı karakterleriyle dikkat çekti. 1970’ler ve 1980’lerde Kaspar Hauser’ın Gizemi, Fitzcarraldo, Cobra Verde gibi zorlu ve büyük prodüksiyon filmler yönetti. Aynı dönemde operaya da yöneldi ve dünya çapında 27 sahneye imza attı. 1980’lerden sonra ağırlıklı olarak belgesellere odaklandı; Grizzly Man, Encounters at the End of the World, Rescue Dawn gibi eserlerle tanındı. 2010’larda Chauvet Mağarası’nda 3D belgesel çekti (Unutulmuş Rüyalar Mağarası), volkanlar ve beyin araştırmaları üzerine çalıştı. Herzog’un filmleri genellikle gerçeküstü, egzotik ve insanın sınırlarını keşfeden karakterleri konu alır. Çoğu filmi, kardeşi Lucki Stipetić’in yapımcılığını üstlendiği şirket tarafından üretilmiş, uzun süredir Peter Zeitlinger ile çalışmıştır. Aktif olarak hem film yönetmenliği hem de oyunculuk yapmaktadır.Kariyeri boyunca Herzog, sinemada yenilikçi bir yönetmen olarak kabul edildi ve karakterleri genellikle yalnızlık, hayalperestlik ve derin özlemlerle yüzleşir.

Sosyal medya fenomeni, kaskını kız arkadaşına verince feci kazada hayatını kaybetti Haber

Sosyal medya fenomeni, kaskını kız arkadaşına verince feci kazada hayatını kaybetti

Antalya’nın Manavgat ilçesinde sosyal medyada çektiği motosiklet videoları ile fenomen olan genç geçirdiği kazada hayatını kaybetti. Gencin kaskını, kaza anında motosiklette yolcu olarak bulunan kız arkadaşına verdiği öğrenildi. Kaza Manavgat ilçesi Demokrasi Bulvarı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, çevreyolu istikametine seyir halindeki Kadir Akbulut’un kullandığı 07 CEF 424 plakalı motosiklet, kavşak sisteminde Mithatpaşa Caddesine gitmekte olan Mehmet T. I.’nın kullandığı 07 LNC 55 plakalı otomobil ile çarpıştı. Kazayı gören vatandaşların 112 Acil Çağrı Merkezi’ne ihbarı ile olay yerine çok sayıda sağlık ve polis ekibi sevk edildi. Feci kazada motosiklet sürücüsü Kadir Akbulut, motosiklette yolcu olarak bulunan Melike D., ile otomobil sürücüsü Mehmet T. I. ve otomobilde yolcu olarak bulunan İsmehan I. yaralandı. FENOMEN MOTOSİKLETLİ HAYATINI KAYBETTİ Yaralılar, 112 sağlık ekiplerinin olay yerindeki müdahalesinin ardından ambulansla hastaneye kaldırıldı. Ağır yaralanan motosiklet sürücüsü Kadir Akbulut kaldırıldığı Manavgat Devlet Hastanesi’nde yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak yaşamını yitirdi. Manavgat Adliyesinde Mübaşir olarak görev yapan ve aynı zamanda sosyal medyada çektiği motosiklet videolarıyla fenomen olan Kadir Akbulut’un kasksız motosiklete binmediği, kaza sırasında kaskı motosiklette yolcu olarak bulunan kız arkadaşına verdiği öğrenildi.

Bakan duyurdu! Sosyal medyada 16 yaş sınırı geliyor Haber

Bakan duyurdu! Sosyal medyada 16 yaş sınırı geliyor

Çocukların dijital dünyada karşılaşabilecekleri tehlikelere karşı yeni düzenleme hazırlandı. Sosyal medya platformlarında 16 yaş altına hesap açma yasağı getirilirken, çocuk suçlulara verilen ceza indirimleri yeniden düzenlendi. Toplamda 5 kanunda değişiklik öngören taslak, çocukların güvenliğini dijital ortamda artırmayı ve suçla mücadelede etkinliği sağlamayı hedefliyor. Sosyal medyada 16 yaş sınırı Dijital tehlikelere karşı alınan önlemler kapsamında, sosyal ağ sağlayıcılarının 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunması yasaklanacak. Bu düzenlemeyle, 16 yaşından küçük çocukların sosyal medya hesapları aktif olarak kullanması engellenecek. Çocuk suçlulara ceza indiriminde değişiklik 15-18 yaş arasında suça sürüklenen çocuklara verilen ceza indirimi yeniden şekillendirildi. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan çocuklar için hapis süresi 24 yıldan 27 yıla çıkarılırken, müebbet cezası yerine verilen 15 yıla kadar hapis cezası da 18 yıla yükseltilecek. İndirim uygulanmama takdiri getiriliyor Taslakta, kasıt, suçun işleniş şekli ve çocuğun daha önce suç işleyip işlemediği gibi durumlar dikkate alınarak hakimlere ceza indirimi yapmama yetkisi verilecek. Böylece ağır suçlarda caydırıcılık artırılacak. Aile hukukundan kaynaklı suçlarda cezalar artırılıyor Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerin ihlal edilmesi durumunda cezalarda artış olacak. Hamile eşe karşı işlenen suçların cezaları yükselirken, çocukların ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan davranışlara da daha sert yaptırımlar getiriliyor. Disiplin hapsi ve suç örgütleriyle mücadele Çocuklar hakkında verilen koruyucu tedbir kararlarına uymayanlar disiplin hapsiyle cezalandırılacak. Ayrıca çocukların suç örgütleriyle bağlantıları halinde uygulanacak cezaların alt ve üst sınırları yükseltilecek. Bakan Göktaş: Düzenleme ay sonunda Meclis’e sevk edilecek Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 15 yaş altı çocuklara sosyal medya erişimini kısıtlayan yasa teklifinin bu ay sonunda Meclis komisyonuna sevk edileceğini açıkladı. Bakan, sosyal medya platformlarının çocukları ticari meta olarak kullanmasına izin verilmeyeceğini vurguladı.

Son dakika: 15 Yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı geliyor Haber

Son dakika: 15 Yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı geliyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medyada çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme çalışmalarını açıkladı. Bakan Göktaş, 15 yaşından küçük çocukların sosyal ağlara erişimini engelleyecek yükümlülüklerin sosyal ağ sağlayıcılarına getirilmesini önerdiklerini söyledi. Dijital dünyanın, çocukların ilk oyun bahçesi, gençlerin ilk sosyalleşme alanı ve ailelerin birincil iletişim kanalı haline geldiğini belirten Göktaş, "Özellikle çocukların, dijital dünya ile yoğun ve sürekli bir etkileşimi dikkati çekiyor. Çocuğun psikolojik bütünlüğü, artık fiziksel ve sosyal çevre kadar dijital çevre tarafından da şekilleniyor." diye konuştu. Çocukların bir zaman sonra tehlikeleri göz ardı ettiğine ve kişisel sınırlarını hiçe saydığına dikkati çeken Göktaş, şunları kaydetti: "Bugün çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı sorunları, 4 başlık altında toplayabiliriz. Birincisi, güvenlik problemi. Araştırmalar, internete erişimi olan her 10 çocuktan 6'sının her gün tanımadığı kişilerle iletişim kurduğunu gösteriyor. Akran zannettikleri tanımadıkları bu kişiler, yetişkinler olabiliyor veya farklı amaçlar taşıyabiliyor. İkinci sorun ise depresyon, kaygı, özdeğer eksikliğidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, sosyal medya kullanımı ergenlerde depresyon riskini yüzde 35 artırıyor. UNICEF'e göre, 14-17 yaş arası gençlerin yüzde 46'sı, sosyal medya paylaşımları yüzünden kendini yetersiz hissediyor. Yani 30 çocuğun 13'ü, aynaya bakarken kendini eksik hissediyor. Türkiye'de yapılan saha araştırmalarında ergenlerin yüzde 60'ından fazlası 'sosyal medyada başkalarının hayatıyla kendimi karşılaştırıyorum' diyor. Üçüncü sorun yine UNICEF'e göre, her üç çocuktan biri internette siber zorbalığa maruz kalıyor. Algoritmalar, şiddet ve taciz içeren içeriklere maruz kalmayı kullanım alışkanlıklarına dayanarak artırabiliyor, bu da dijital güvenlik risklerini büyütüyor. Dördüncü sorun dikkat süresi, dürtüsellik ve öğrenme becerisidir. Bugün çocukların dikkatini darmadağın eden sosyal medya, dürtüselliği artırıp sabırlarını azaltıyor. Çocukların ortalama dikkat süresi, son on yılda en az yüzde 30 oranında azaldı. Artık bir çocuğun konuya odaklanma süresi sekiz saniyeyi geçmiyor." Çocukların güvenliğini sağlamanın, dijital farkındalık oluşturmanın ve bilinçli kullanım alışkanlıkları kazandırmanın atılması gereken en kritik adım olduğunu belirten Bakan Göktaş, Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ile dijital ortamda çocukların haklarını koruyan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi. Geçen yıl gerçekleştirdikleri Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı'nın bu alandaki sorunlara çözüm üretmek için önemli veriler sağladığının altını çizen Göktaş, "Bu çalıştayda, alanında uzman olan isimlerin yanında ebeveynleri ve çocukları da dinledik. Onların deneyimleri ve sahadan gelen gözlemler, dijital dünyanın aile yapısı üzerinde ne denli güçlü bir etkisi olduğunu bir kez daha ortaya koydu." dedi. 2 BİN 819 İÇERİK HAKKINDA İŞLEM YAPILDI Dost Uygulamalar (DUY) ihbar platformuyla çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturduklarını belirten Göktaş, Sosyal Medya Çalışma Grubuyla, zararlı içerikleri tespit ettiklerini ve bugüne kadar 2 bin 819 içerik hakkında işlem yaptıklarını söyledi. Göktaş, yaptıkları incelemelerde, bazı platformlarda 18 yaş altı çocukların zorbalık, şiddet, cinsel istismar, ensest, intihar ve madde bağımlılığı gibi ağır içeriklere hiçbir filtre olmadan maruz kaldığını tespit ettiklerini bildirdi. Türkiye'de, içeriklerle ilgili şikayetlerini iletecek temsilcisi bulunmayan platformlara erişim engeli istediklerini belirten Göktaş, "Böyle bir uygulamaya gitmek istemezdik. Fakat çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağlamak, zihin dünyalarını temiz tutmak ve zararlı içeriklerden korumak en önemli önceliğimizdir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı'nda dijital dünyada aileyi koruyan ve güçlendiren çalışmalarımıza hız kazandırdık. Dijital ve teknoloji bağımlılığı alanında bu yıl 532 etkinlik, farkındalık programları gerçekleştirdik." ifadelerini kullandı. Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olarak, çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ettiklerini ifade eden Göktaş, bu alandaki çalışmalarını, daha sistematik ve kapsayıcı politik adımlarla sürdüreceklerini söyledi. Bu kapsamda 2025-2029 dönemini kapsayacak Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı çalışmalarını tamamladıklarını bildiren Göktaş, "Önümüzdeki günlerde eylem planımızın detaylarını kamuoyuyla paylaşacağız." dedi. Çocukların dijital güvenliğini desteklemek için "Çocuklar Güvende" internet sitesini çok yakında kullanıma açacaklarını vurgulayan Göktaş, bu platformla, çocuklara ve ailelerine güvenli içerik ve rehberlik hizmetlerini tek çatı altında toplayacaklarını söyledi. "YASAKLAYICI DEĞİL, DENETLEYİCİ ROL ÜSTLENMEK GEREKİYOR" Birçok ülkenin, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi tedbirler aldığını vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu: "Avustralya'da 16 yaşın altında çocukların sosyal medyaya erişimi yasaklandı. Benzer bir yasağın İngiltere’de de gelmesi tartışılıyor. Fransa'da 15, İtalya'da 14, Danimarka'da ve Belçika'da ise 13 yaşından küçük çocuklar ebeveyn izni olmadan hesap açamıyor. Bu alanda ülkemize özgü bir model geliştirmek için geçtiğimiz sene altyapı çalışmalarını başlattık. Küresel örnekleri, özellikle İngiltere ve Avustralya'daki en gelişmiş düzenlemeleri inceledik. Sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya platformlarının temsilcileriyle sık sık bir araya geldik. Yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, dijital medya ve oyun platformlarına dair yasal bir düzenlemenin yapılmasının elzem olduğunu gördük. Yasal düzenleme ile yasaklayıcı değil, alanı düzenleyici ve denetleyici bir rol üstlenmek gerekiyor. Bu düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşından küçük çocuklara kesin olarak hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini öneriyoruz ve bunu yerine getirirken 'sadece beyana dayalı olmayan' yaş doğrulama mekanizmalarını kullanma yükümlülüğü getirmenin önemli olacağını düşünüyoruz." Göktaş, çocukların çevrim içi güvenliğini artırmak için güçlü ebeveyn denetim araçlarına kolay erişimi temel bir gereklilik olarak gördüklerini söyledi. Zararlı içerikler ve çocuklara yönelik reklamlar için etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını tavsiye eden Göktaş, yasa dışı veya çocuklara zararlı içeriklerin, mahkeme kararına gerek kalmadan hızlıca kaldırılmasını önerdi. "HIZLI İŞLEYEN ŞİKAYET MEKANİZMASININ OLUŞTURULMASINI GEREKLİ GÖRÜYORUZ" Ayrıca platformların kendi risk analizlerini yaparak, bu tür içerikleri tespit edip, kaldırmaları için önleyici tedbirler alma yükümlülüğü getirilmesini isteyen Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine veri ihlalleri, yasa dışı veya zararlı içerikler için 7/24 erişilebilir, hızlı işleyen bir şikayet mekanizmasının oluşturulmasını gerekli görüyoruz. İlgili ağ sağlayıcılara periyodik raporlama yükümlülüğü getirilmesini istiyoruz. Bu raporların, sistemlerin etkinliği, şikayet yönetimi, risk analizleri ve güvenlik önlemlerine dair bilgileri kamuoyuna şeffaf biçimde sunulmasını önemli buluyoruz. Bakanlık olarak, yasal bir düzenlemeyle, az önce bahsettiğim bu kritik adımların hayata geçmesi için siz değerli milletvekillerimizin güçlü desteğini bekliyoruz. Böylece çocuklarımızı dijital dünyanın gölgesine değil. Güvenli bir geleceğe taşıyacak iradeyi hep birlikte ortaya koyabiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da sıklıkla dile getirdiği gibi 'Gençlerimizin, çocuklarımızın sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yitip gitmelerine seyirci kalamayız.' Bizler, çocuklarımız dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan yararlanırken, onların ruhunu, zihnini ve kimliğini korumakla yükümlüyüz. Çocuklarımızın hayallerini algoritmalara, değerlerini sahte ideallere, güzelliklerini filtrelere teslim edemeyiz. Bu anlamda sizlerin kıymetli görüşleri ve önerileri bizler açısından son derece değerlidir. Komisyonunuzun bu alanda hazırlayacağı rapor bizim için yol gösterici olacaktır." "EBEVEYNLER ÇEVRİM İÇİ ETKİLEŞİMLERİNİ DÜZENLİ OLARAK TAKİP ETMELİDİR" TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas da, hayatın her alanını etkileyen internet ve sosyal medyanın, yetişkinlerin hayatlarını etkilediği gibi çocukların hayatlarını da büyük ölçüde etkileyen faktörler haline geldiğini söyledi. Elmas, internet ve dijital ortamın her zaman çocukların haklarını, güvenlerini ve sağlıklı biçimde yetişmelerini dikkate alarak tasarlanmadığından, çocukların yasa dışı veya zararlı içeriklere maruz kalma riskini bünyesinde barındırdığını belirtti. Dijital ortamın çocuklar bakımından önemli fırsatlar barındırmakla birlikte ciddi tehdit ve riskleri de beraberinde getirdiğine dikkati çeken Elmas, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle ebeveynler çocuklarına dijital ortamda nasıl güvenli hareket edeceklerini öğretmeli ve çocuklarının çevrim içi etkileşimlerini düzenli olarak takip etmelidir. Bir diğer ifadeyle etkili ebeveyn denetimleri ve çevrim içi güvenlik önlemleri, çocukların güvenliği ve sağlıklı gelişimini sağlamak için potansiyel çevrim içi risklerden korunmasında büyük önem taşımaktadır." Toplantıda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Ayşegül Yıldırım Kara ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Özge Aydiş Toy da sosyal medya düzenlemelerine ilişkin çalışmalara yönelik bilgilendirme yaptı. "DİJİTAL İSTİSMAR OLDUĞUNDA ÇOCUKLARI DEVLET KORUMASI ALTINA ALIYORUZ" Bakan Göktaş, "Dijital istismar olduğunda çocukları devlet koruması altına alıyoruz. Görüyoruz bazıları çocuklarını dans ettiriyor, karşılığında para alıyorlar. Bu konuda biz hemen müdahil oluyoruz, suç duyurusu yapıyoruz." dedi. Göktaş, Dijital Mecralar Komisyonunda, Bakanlığının çalışmalarına ilişkin bilgi vermesinin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Çocuklara güvenli bir gelecek bırakmanın önemine değinen Göktaş, çocuklar için dijital ortamlarda güvenli içerikler üretilmesi için çabaladıklarını söyledi. Sosyal medya platformlarındaki içerik üretimlerine değinerek, bu bağlamda Çinli mevkidaşıyla yaptığı görüşmede TikTok ile ilgili yaptıkları düzenlemeyi sorduğunu aktaran Göktaş, "Bizde 'TikTok yok.' dedi. Halbuki biliyoruz ki Çin sosyal medyası ve ülkemizde maalesef furyası yüksek ancak içerik kaldırmada da en hızlı çalıştığımız platform orası. Gerçekten pazar çok büyük, kimse payını kaybetmek istemiyor. Birlikte çalışmayı elbette önemsiyoruz ama çok geç kalmadan, çok hızlı adım atmamız lazım. Dünyanın değiştiği bir dönemde bizim 1-0 geriden gelmememiz lazım." dedi. İçeriklerin düzeltilmesi için düzenleyici önlemler alınması gerektiğini, dijital platformların kendilerine çekidüzen vermesi gerektiğini belirten Göktaş, "Çünkü maalesef tıklanma uğruna oluşan içerikleri kontrol etmekte zorlanıyor anne babalar. Biz bunu çok iyi anlıyoruz. Burada toplumsal sorumluluk olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum." ifadesini kullandı. Göktaş, "Dijital istismar olduğunda çocukları devlet koruması altına alıyoruz. Görüyoruz bazıları çocuklarını dans ettiriyor, karşılığında para alıyorlar. Bu konuda biz hemen müdahil oluyoruz, suç duyurusu yapıyoruz." açıklamasını yaptı. Eylem planlarında ve eğitim programlarında bağımlılıkla mücadeleye özel önem verdiklerini belirten Göktaş, "İlk Öğretmenim Ailem uygulamasını uygulamaya koyduk. İçerisinde aileleri bilgilendirici eğitim programları yer alıyor. Dijital medyada 'unutulma hakkı' ile ilgili çalışmalarımız var. İçeriklere hızlı müdahale edilebilen sistem kurgulamamız şart." ifadelerini kullandı. Oyunlar konusunda da çalışmalarının olduğunun bilgisini veren Göktaş, dünyanın hızla değiştiği dönemde, hızlı önlem alınmazsa bir jenerasyonun kaybedileceğini söyledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.