Artan girdiler üretimden uzaklaştırıyor, çiftçi 2026’ya umutla girmek istiyor
Türkiye’de tarımsal üretim yapan çiftçiler ve bahçe sahipleri, 2026 yılına hem belirsizlik hem de temkinli bir umutla giriyor. Son yıllarda art arda yaşanan iklim dalgalanmaları, düzensiz yağışlar ve uzun süren kurak dönemler üretim planlarını altüst ederken, özellikle açık alanda üretim yapan çiftçiler ciddi verim kayıplarıyla karşı karşıya kaldı. Bahçe sahipleri ise meyve ağaçlarında yaşanan çiçeklenme sorunları ve don riski nedeniyle ciddi kayıplar yaşadı.
Üreticinin bir diğer temel sorunu ise artan maliyetler oldu. Gübre, mazot, ilaç ve sulama giderlerinde yaşanan yükseliş, 2026 öncesinde ekim alanlarının belirli bir oranda daralmasına yol açtı. Birçok çiftçi, maliyetleri karşılayamadığı için ya üretimi azaltma yoluna gitti ya da borçlanarak sezona hazırlanmak zorunda kaldı. Özellikle küçük ölçekli çiftçiler için finansmana erişim her geçen gün zorlaşırken, tarımsal üretimde sürdürülebilirlik tartışmaları yeniden gündeme geldi.
Bahçe tarımıyla uğraşan üreticiler de benzer sıkıntılar yaşadı. Meyve ve sebze üretiminde iklim kaynaklı hastalıkların artması, rekolteyi doğrudan etkilerken, ürün kayıplarına karşı yeterli sigorta desteğinin olmaması üreticinin riskini büyüttü. 2026 yılı beklentileri arasında, planlı üretim, güçlü destekleme politikaları ve su yönetiminde daha etkin adımlar atılması öne çıktı.
"DESTEKLERİN ZAMANINDA VE GÜNÜN KOŞULLARINA UYGUN VERİLMESİ HAYATİ ÖNEM TAŞIYOR"
iYüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, 2026 yılına girerken üreticilerin yaşadığı tabloyu şu sözlerle değerlendirdi:
“Çiftçimiz son birkaç yıldır hem iklimle hem de maliyetlerle mücadele ediyor. 2025’te yaşanan sıkıntılar, 2026’ya daha temkinli girmemize neden olacak. Üreticimiz üretmek istiyor ama önünü de görmek istiyor. Özellikle girdi maliyetlerinin düşürülmesi ve desteklerin zamanında ve günün koşullarına uygun verilmesi hayati önem taşıyor. Son iki yıldır sabit olan Ziraat Bankası kredi limitlerinin de artırılması gerekiyor.”
Doğan, beklentilere de dikkat çekerek şunları söyledi:
“2026’nın, tarımda yeniden nefes alınan bir yıl olmasını istiyoruz. Çiftçinin emeğinin karşılığını alabildiği, planlı üretimin öne çıktığı ve gençlerin tarımdan kopmadığı bir yapı şart. Yüreğir’de ve bölgemizde üreticimizin sesi olmaya devam edeceğiz. Çiftçi ayakta kalırsa üretim sürer, üretim sürerse ülke kazanır.”