#tahliye

İLKHABER-Gazetesi - tahliye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, tahliye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Hantavirüs alarmı dünyayı sarstı: Antarktika’daki gemide Türk doğa bilimci de var Haber

Hantavirüs alarmı dünyayı sarstı: Antarktika’daki gemide Türk doğa bilimci de var

Antarktika seferi sırasında hantavirüs vakalarının görüldüğü MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde yaşanan gelişmeler dünya kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor. Salgın nedeniyle üç kişinin hayatını kaybettiği olayın ardından, gemide bulunan yolcuların güvenli şekilde tahliye edilmesi için çalışmalar sürüyor. İspanya İçişleri Bakanı Fernando Grande Marlaska, gemide bulunan yolcuların bölgedeki diğer insanlarla temas ettirilmeden ve tüm sağlık önlemleri alınarak tahliye edileceğini açıklamıştı. Yetkililer, yeni vakaların önüne geçebilmek adına sürecin kontrollü biçimde yürütüldüğünü belirtiyor. Gemide bulunan isimler arasında, Hatay’daki Milleyha Kuş Cenneti’nde yürüttüğü doğa koruma çalışmalarıyla tanınan doğa bilimci Emin Yoğurtçuoğlu’nun da yer aldığı öğrenildi. Eşiyle birlikte Antarktika yolculuğuna çıkan Yoğurtçuoğlu’nun gemide mahsur kaldığı yönündeki haberler sosyal medyada geniş yankı uyandırdı. Yaşanan gelişmelerin ardından açıklama yapan Yoğurtçuoğlu, sağlık durumlarının iyi olduğunu belirterek kamuoyuna “Panik yapılacak bir durum yok. Herkesin sağlık durumu iyi” mesajını verdi. Türk olarak gemide kendisi ve eşinin olduğunu ifade eden doğa bilimci, şu ana kadar yeni bir vaka tespit edilmediğini bildirdi. Antarktika’ya doğa gözlemleri ve belgesel çalışmaları kapsamında giden Yoğurtçuoğlu’nun yaşadığı süreç, özellikle Hatay’daki doğa ve kuş gözlemciliği çevrelerinde yakından takip ediliyor. Hatay genelinde ve Milleyha bölgesindeki birçok doğasever, sosyal medya üzerinden destek mesajları paylaşmaya devam ediyor. Uzun yıllardır Milleyha Kuş Cenneti’nde yürüttüğü çalışmalarla tanınan Emin Yoğurtçuoğlu, göçmen kuş rotalarının kayıt altına alınması ve nesli tehlike altındaki türlere yönelik farkındalık oluşturulması konusunda önemli projelere imza attı. Onun çalışmaları sayesinde Milleyha, bugün uluslararası kuş gözlemcilerinin dikkatle takip ettiği önemli doğal alanlardan biri haline geldi. Hatay’ın doğal zenginliklerini uluslararası platformlarda tanıtan isimlerden biri olan Yoğurtçuoğlu, bu kez bilimsel çalışmaları yerine Antarktika seferinde yaşanan sağlık alarmıyla gündeme geldi. Yakın çevresine gönderdiği mesajda ise, “Biz iyiyiz. Herkes iyi. Bilmeniz gereken tek şey bu” ifadelerini kullandı.

İspanya’dan Hantavirüs önlemi: Yolcular temassız tahliye edilecek Haber

İspanya’dan Hantavirüs önlemi: Yolcular temassız tahliye edilecek

Marlaska, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Hem ulusal hem de uluslararası tüm sağlık kuruluşlarıyla, Sağlık Bakanlığıyla ve diğer özerk bölgelerle, elbette öncelikli olarak Kanarya Adaları ile mükemmel bir koordinasyon içindeyiz. Her şey tamamen teknik ve bilimsel kriterlere dayanmaktadır." dedi. Önceliklerinin virüsün bulaşma riskini kontrol altına almak ve hem yolcuların hem de Kanarya Adaları halkının güvenliğini sağlamak olduğunu vurgulayan İspanyol Bakan, "Odak noktamız, en ufak bir riski bile önlemek için gemi yolcularının ve genel halkın güvenliğini sağlamaktır. Teknik ve bilimsel kontrol kriterleri uygulanacaktır." ifadelerini kullandı. Gemidekilerin tamamının çevreden mutlak izolasyonda olacağının altını çizen Marlaska, "Yolcuları varış noktalarına götürecek uçak hazır ve müsait olana kadar hiçbir yolcu gemiden ayrılmayacak. Gemi ve yolcular, halkla hiçbir temas kurulmadan önceden denetlenecek." şeklinde konuştu. Tenerife'deki Granadilla de Abona Limanı'na gelecek gemideki tüm yabancı yolcuların ve mürettebatın, kendilerini ülkelerine götürecek uçağın hazır olduğu anda gemiden çıkartılarak ambulans veya otobüslerle havaalanına nakledilmeleri ve uçaklarının hemen hareket etmesi öngörülüyor. Sağlık Bakanı Monica Garcia da "acil tıbbi müdahaleye ihtiyaç duymayanlar dışında gemide bulunan tüm yabancıların, semptomları tespit edilse dahi ülkelerine gönderileceklerini" duyurdu. Garcia, gemideki 14 İspanyol vatandaşının Tenerife'den Madrid'e götürülüp askeri hastanede karantinada tutulmayı (45 gün olması öngörülüyor) kabul ettiklerini söyledi. GEMİDEKİ 23 FARKLI ULUSTAN 147 KİŞİ VİRÜSTEN ETKİLENDİ İçişleri Bakanlığı Sivil ve Acil Durumlar Genel Sekreteri Virginia Barcones de "MV Hondius" gemisinde hantavirüsten etkilenen 23 farklı ulustan yolcu ve mürettebatın olduğu bilgisini paylaştı. Gemide Filipinler'den 38 (hepsi mürettebat), İngiltere'den 23, ABD'den 17, İspanya'dan 14, Hollanda'dan 11, Almanya'dan 8, Fransa ve Ukrayna'dan beşer, Kanada ve Avustralya'dan dörder, Türkiye'den 3, Hindistan, Belçika ve İrlanda'dan ikişer, Yunanistan, Polonya, Portekiz, Karadağ, Japonya, Yeni Zelanda, Rusya, Arjantin ile Guatemala'dan birer olmak üzere toplam 147 kişi bulunuyor. MUHALEFETTEN ELEŞTİRİ Bu arada ana muhalefetteki sağ görüşlü Halk Partisi (PP) ve aşırı sağcı Vox ile PP'nin iktidarda bulunduğu Kanarya Adaları Özerk Hükümeti, hantavirüs vakalarının olduğu geminin Kanarya Adaları'na gelmesine izin verilmesini ve hükümetin politikasını eleştirdi. HANTAVİRÜS Hantavirüs, çoğunlukla kemirgenlerden bulaşan bir hastalık olarak biliniyor. Kemirgenlerin kurumuş dışkı, idrar ve salyalarının karıştığı havanın solunması, bazen de kemirgen tarafından ısırılma ya da tırmalanmayla bulaşan virüs, ateş, yorgunluk ve kas ağrısı gibi semptomlar gösteriyor. Solunum yetmezliğine de sebep olabilen virüs, bazı durumlarda iç kanama ve böbrek yetmezliği şeklinde seyrediyor.

İBB davasında karar: 30. oturumda 15 sanık tahliye edildi Haber

İBB davasında karar: 30. oturumda 15 sanık tahliye edildi

Davanın ilk duruşmasının 30. oturumu, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki duruşma salonunda görüldü. Duruşmada verilen aradan önce cumhuriyet savcısı tarafından İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, Ekrem İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan’ın mevcut delil durumu ve tutukluluk süreleri dikkate alınarak tahliyeleri talep edildi. Tahliyeye ilişkin ara kararını açıklayan mahkeme, İBB Yazılım Koordinatörü Emrah Yüksel, İBB Veri Uzmanı İsmet Korkmaz, İBB bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru, İBB Şehir Planlamacısı Nuri Cem Ceylan, İBB Sosyal Medya Danışmanı Ulaş Yılmaz, reklamcı Yusuf Utku Şahin, reklamcı Esma Bayrak, Ekrem İmamoğlu'nun koruması Çağlar Türkmen, etkin pişmanlık ifadesi veren iş insanı Adem Soytekin, İSPER A.Ş. çalışanı Murat Keleş, İBB Kamulaştırma Şube Müdürü Fatih Özçelik, İsmail Akkaya, görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney’in Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan, iş insanları Harun Cengiz Beğenmez, Mehmet Kaya’nın tahliyesine karar verdi. Diğer tutuklu sanıkların ise tutukluluk halinin devamına hükmedildi.

Ceyhan Belediye Başkanlığı görevinden alınan Kadir Aydar tahliye edildi Haber

Ceyhan Belediye Başkanlığı görevinden alınan Kadir Aydar tahliye edildi

Liderliğini Aziz İhsan Aktaş'ın yaptığı öne sürülen Çıkar Amaçlı Suç Örgütü tarafından tutuklu Beşiktaş Belediye Başkanı sanık Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı sanık Utku Caner Çaykara ve Ceyhan Belediye Başkanı sanık Kadir Aydar'ın arasında bulunduğu belediye başkanlarına rüşvet verilerek ihale süreçlerinin organize edilmesi iddiasına yönelik hazırlanan iddianame kapsamında 16'sı tutuklu 200 sanığın yargılanmasına devam edildi. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nce, Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde bulunan salonda görülen duruşmada tutuklanarak görevinden uzaklaştırılan Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar tutukluluk durumuna ilişkin beyanda bulundu. Aydar "Babam Mustafa Aydar'ın, İhsan Aktaş ile yapmış olduğu meşru ticaret sebebiyle 12 aydır tutukluyum. Aktaş, benim babamın şirketine ait projeden iki daire beğenmiş ve satın almış. Ben anlamakla güçlük çekiyorum. İhsan Aktaş akrabalarımın belediyeden alacağını alabilmesi karşılığında Mustafa bana daire sattı diyor. 25 Temmuz'da belediyeden toplam alacağı 1,5 milyondur. İhsan Aktaş, ‘4 milyonluk daireyi 4-5 katına sattılar' diyor. Benim bu ticaretle alakam yoktur. Eğer parayı almış olsaydık aldık derdik. Dairenin çıplak halinin bile 16 milyon olduğu bilirkişi raporu ile sabittir" dedi. "İHSAN AKTAŞ'IN BÜTÜN İFADELERİ YALAN VE İFTİRA NİTELİĞİNDEDİR" Aydar tahliye taleplerine ilişkin savunmasında "İtibar edilmesi gereken bilirkişi raporları değil midir? Bu şahıs almış olduğu dairelerin paralarını bile ödemedi. Ben paramı almadım, alsaydım saklamazdım. İhsan Aktaş'ın bütün ifadeleri yalan ve iftira niteliğindedir. Babamdan 2 adet daire ve araç satın almış. Daire satışına rüşvet, araç satışına karlı ticaret diyor bu adam. İhsan'ın babamdan araç aldığı ortaya çıkınca tarihi uyduruyor. Yalancı tanıklar da banka dekontlarını ortaya çıkarıyor. 10 milyon gibi bir para alınması söz konusu değildir. Babamın ağustos ayında aldığı aracı temmuzda satması fiziken de mümkün değildir. Babam aracı ağustos ayında galeriden almıştır. Bizde temmuz ayında böyle bir araç yoktur. Babam 9 Ekim'de aynı marka araç aldığı için eskisini satmak istemiştir. Bu belgeleri size sunuyorum. Babam 15 Ekim'de İhsan Aktaş ile görüşmüş ve isteği üzerine aracı kendisine satmıştır. 17 Ekimde Zafer Yaman'ı gönderip babam aracın parasını almıştır. Babamın ekim ayında aldığı para İhsan Aktaş'a sattığı Mercedes marka aracın parasıdır. Babam ekim ayındaki parayı ev için almış olsaydı ‘ev için aldım' derdi. Zaten ev konusunda da babam Aktaş'tan alacaklı. Ben ‘veresiye rüşvet mi olur?' dediğim zaman Aktaş'ın zoruna gitmişti. Veresiye rüşvet mi olur? Her ne ile suçlanıyorsam bunlar maddi menfaat için yapılmaz mı? Biz evden kâr, araçtan zarar etmişiz. Böyle iş mi olur, zararına rüşvet mi olur? İhsan Aktaş ticaret zarar olunca şikayet edip tutuklanmama sebep oluyor. 12 aydır ağır müebbetlik mahkumların şartlarında evinden bin km uzakta yatan ve adalet isteyen birisiyim. İşlemediğim bir suçtan dolayı 1 yıldır cezaevindeyim. Ben bu dosyadan beraat edecek olsam Aktaş bunun hesabını nasıl verecek? Bizler sizlerin adaletine sığınıyoruz. Örgüt lideri Aktaş bile 5 ay yatmışken ben 1 yıldır yatıyorum. 700 yılla yargılanan bir adamın mı kaçma şüphesi vardır yoksa benim mi? Ben arandığımı duyunca bizzat kendim teslim oldum. Halkın seçtiği bir insan olarak onların güvenini boşa çıkaramam. Tahliyemi talep ediyorum" ifadelerini kullandı. Avcılar Belediye Başkan Yardımcısı Erhan Daka ise, "Temelsiz iddialarla bir yıldır tutuklu bulunuyorum. Ortada ne rüşvet var ne aracılık. Etkin pişmanlıktan yararlanan Aziz İhsan Aktaş ile Akın Kumanlı rüşvet olmadığını söylüyor. Ortada rüşvet yokken nasıl aracılık edebilirim. Savcının rüşvet iddiasını neye dayandırdığını anlamış değilim. Tamamen içi boş, temelsiz bir iddiayla bir yıldır tutukluyum. Dosyada tüm deliller toplandı. Hakkımda toplanacak delil, dinlenecek kişi olmadığını göz önüne alarak 11 aylık tutukluluğumu sonlandırmanızı talep ederim" dedi. Yapılan duruşma sonunda mahkeme heyeti belediye başkanlarına rüşvet vererek ihale süreçlerini organize ettiği iddia edilen ve liderliğini Aziz İhsan Aktaş’ın yaptığı öne sürülen suç örgütüne yönelik davada Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve 4 sanık hakkında tahliye kararı verdi.

Can Holding'e yönelik soruşturmada tutuklanan Kemal Can adli kontrolle tahliye edildi Haber

Can Holding'e yönelik soruşturmada tutuklanan Kemal Can adli kontrolle tahliye edildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca Can Holding yetkilileriyle ilgili "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme", "kurulan örgüte üye olma", "suçtan elde edilen mal varlığı değerlerini aklama" ve "nitelikli dolandırıcılık" suçlarına yönelik soruşturma sürüyor. Soruşturma kapsamında tutuklanan Kemal Can'ın "konutu terk etmemek" şeklindeki adli kontrol tedbiriyle tahliyesine karar verildi. SORUŞTURMA Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden suç işlemek amacıyla örgüt kurulduğu, bu örgüt aracılığıyla "nitelikli dolandırıcılık", "vergi kaçakçılığı", "kaynağı belirsiz gelirlerin şirket hesaplarına sokulması", "suçtan elde edilen gelirlerin aklanması"na yönelik çok yönlü eylemlerin gerçekleştirildiği öne sürülmüştü. Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) raporları ile mali denetim birimlerinin düzenlediği inceleme raporlarıyla soruşturma başlatılmıştı. Soruşturma kapsamında Can Holding bünyesinde faaliyet gösteren şirketler üzerinden kaynağı belirsiz yüklü tutarda para girişlerinin yapıldığı, bu paraların çeşitli şirketler arasında aktarılarak izlerinin gizlenmeye çalışıldığı, faturasız işlemler ve sahte belge düzenlemeleriyle vergi yükümlülüğünün azaltıldığı iddia edilmişti. Holding yapısı altında kurulan çıkar amaçlı suç örgütünün Kemal Can ve Mehmet Şakir Can liderliğinde hareket ederek aynı faaliyet alanlarında çok sayıda şirket kurmak suretiyle denetim ve takip mekanizmalarını zorlaştırdığı, yönetim kurullarında değişiklikler yapıp sorumluluğu örgüt üyeleri arasında dağıttığı ve bu yolla hukuki yaptırımlardan kaçmayı hedeflediği ileri sürülmüştü. Ayrıca ticari faaliyeti bulunmayan şirketlerde nakit sermaye artırımı yapıldığı, sermaye artırımlarının kaynağı olarak ortaklara borçlar hesabının gösterildiği, bu borçların gerçeği yansıtmadığı, ortaklara borçlar hesabında görülen tutarların 7256 sayılı "Varlık Barışı Kanunu" kapsamında şirkete yeniden yatırıldığı, gerçekleştirilen bu işlemlerin, kanunun amacına aykırı şekilde suçtan sağlanan gelirin sisteme dahil edilmesi ve aklanması niteliğinde olduğu iddiasında bulunulmuştu. MASAK raporlarıyla elde edilen bulgular doğrultusunda suç örgütünün "nitelikli dolandırıcılık", "kaçakçılık" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" gibi öncül suçlardan elde ettiği yasa dışı gelirler aracılığıyla ticari hacmini genişlettiği, eğitim, medya, finans ve enerji gibi stratejik sektörlerde şirket alımları, hisse devirleri ve yatırım faaliyetlerinin doğrudan suç gelirleriyle finanse edildiği, bu yolla örgütün hem ekonomik gücünü artırmayı hem de kamuoyu nezdinde meşruiyet kazanmayı hedeflediği kaydedilmişti. Soruşturma kapsamında 121 şirketin mal varlığına el konulmuş ve TMSF kayyum olarak atanmış, 10 şüpheli hakkında gözaltı kararı verilmişti. İstanbul Jandarma Komutanlığı ekipleri, düzenledikleri operasyonda aralarında Can Yayın Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Kenan Tekdağ'ın da bulunduğu 6 şüpheliyi gözaltına almıştı. Adliyeye gönderilen ve savcılıkta ifadeleri alınan şüphelilerden D.Ç, D.C, M.K. ve K.Ç. "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" ve "kara para aklama" suçlarından, C.C. ise "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçundan tutuklanmış, şüpheli Tekdağ ise aynı suçlardan "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanması talebiyle hakimliğe gönderilmişti. Hakimlik, D.Ç, D.C, M.K, K.Ç. ve C.C'nin üzerine atılı suçlardan tutuklanmasına, şüpheli Kenan Tekdağ hakkında ise "ev hapsi" ve "yurt dışı çıkış yasağı" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti. Öte yandan Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturma dosyasını yetkisizlik nedeniyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermişti. Soruşturma kapsamında gözaltına alınan Can Holding'in Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Can da "suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme" ve "malvarlığı değerlerinin gayrimeşru kaynağını gizlemek" suçlarından sulh ceza hakimliğince tutuklanmıştı. Soruşturma kapsamında düzenlenen ikinci operasyonda gözaltına alınan 25 kişiden Mehmet Remzi Sanver, Mehmet Kenan Tekdağ, Mehmet Sıddık Kaya, Emin Şahin, Nuh Zafer Metin, Serap Özgür, Abdulselam Yıldız, Tuncay Şahin, Adnan Yıldız, Nurettin Paksoy ve Mustafa Şahin, "çıkar amaçlı suç örgütüne üye olma" ve "suçtan elde edilen malvarlığı değerlerini aklama" suçlarından tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilmişti. Savcılık, Şenol Akan, Cengiz Bingöl, Arafat Bingöl, Müslüm Çogaç, Betül Can, Zuhal Can, Akın Makaracı, İsmail Kavak, Hakan Kalkan, Mithat Muharremoğlu, Kıyas Mustafaoğulları, Cesur Salık, Barış Karayel ve Berkan Baycan hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasını istemişti. Sulh ceza hakimliği, 25 şüpheliden 11'inin tutuklanmasına, 11'i hakkında "yurt dışı çıkış yasağı" ve "imza atma", 3 şüpheli hakkında da "konutu terk etmeme" şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti.

Murat Övüç adli kontrol şartıyla tahliye edildi Haber

Murat Övüç adli kontrol şartıyla tahliye edildi

Kendisine ait sosyal medya hesabından başörtü takarak söylediği sözler gerekçesiyle ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan yargılanan fenomen Murat Övüç, adli kontrol şartıyla tahliye edildi. Kendisine ait sosyal medya hesabı üzerinden başına başörtüsü takarak söylediği sözler nedeniyle ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan tutuklanan Murat Övüç'ün yargılanmasına devam edildi. Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, tutuklu sanık Murat Övüç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. Sanık Övüç'ün avukatı ise duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme, sanık Övüç'ün eyleminde tahrik bulunmadığını, sanık hakkında daha önceki açılan dava dosyalarının incelenmek istendiği, bu kapsamda bir kısım evrakların gelmediğini belirtti. Tahliyesini talep etti Söz alan sanık Övüç, "Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Tahliyemi ve beraatımı talep ediyorum" dedi. Savunma yapan sanık avukatı Çağdaş Çelik ise, "Daha önceki soruşturma dosyalarının istenmesinin bu dosyaya bir katkısı yoktur. Daha önce ceza alsa bile konuların farklı olması gerekçesiyle istenmesinde yer yoktur. Sanığın eylemi ceza kapsamında değildir. Müvekkilim 3 ayı aşkın süredir tutukludur" dedi. Tahliye kararı Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesini, sanığın tutuklu kaldığı süre ve delil durumu göz önünde bulundurularak, adli kontrol tedbiri şartıyla tahliye edilmesini talep etti. Ara kararını açıklayan mahkeme, sanık Murat Övüç'ün, 'imza' ve 'yurt dışı çıkış yasağı' tedbiriyle tahliyesine, bir sonraki celse sanığın duruşma salonunda hazır edilmesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi. İddianameden: Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, sanık Övüç'ün görüntüsünü paylaşan bir sitenin, "Parmağındaki pırlanta yüzüğü adeta kameranın içine soktu" şeklinde paylaşım yapıldığının tespit edilmesi üzerine soruşturma işlemlerine başlandığı aktarıldı. Murat Övüç'ün savcılık ifadesinde, "Video yaklaşık 2 yıl önce çekildi. Benim bir sanatçı olmam nedeniyle birçok takipçim bulunuyor. Bunların arasında başörtülü kadınlar da vardır. Benim videodaki amacım, bu videoyu onlar için mizah amaçlı çekmek ve onları eğlendirmektir" şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı. Şüphelinin paylaştığı videonun ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği iddianamede, sanığın başörtüsü ile sosyal medya platformunda alay ettiği ve başörtüsü kullanan kesime yönelik halkın diğer kesimini alenen tahrik ettiği vurgulandı. İddianamede, Murat Övüç hakkında ‘halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik' suçundan 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması talep edildi.

İran’dan BAE limanları için tahliye uyarısı Haber

İran’dan BAE limanları için tahliye uyarısı

İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) tarafından yapılan açıklamada, Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi’de bulunan Khalifa Limanı, Dubai’deki Cebel Ali Limanı ve Fujairah Limanı yakınlarında yaşayan halk için, gelecek saatlerde düzenlenebilecek muhtemel saldırılar nedeniyle tahliye uyarısında bulunuldu. ABD-İsrail ile İran arasındaki şiddetli çatışmalar devam ederken İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO), Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) başkenti Abu Dabi ve Dubai kentindeki limanlar için tahliye uyarıları yayımladı. Açıklamada, başkent Abu Dabi’deki Khalifa Limanı, Dubai’deki Jebel Ali Limanı ve Fujairah Limanı yakınlarındaki sivil halka ve liman çalışanlarına derhal bölgeyi terk etme çağrısında bulunuldu. Söz konusu bölgelerin sivil yerleşim yerleri yakınlarında bulunan ABD askeri varlığı nedeniyle meşru hedefler haline geldiği ve gelecek saatlerde hedef alınabileceği belirtildi. Uyarı metnine eşlik eden görselde, hedef alınabileceği belirtilen limanlara ilişkin harita detayları da paylaşıldı. DMO Sözcüsü Zülfikari açıklama yapmıştı İran Devrim Muhafızları Ordusu’na bağlı Hatemul Enbiya Merkez Karargahı Sözcüsü İbrahim Zülfikari daha önce yaptığı açıklamada, "ABD’nin saldırgan ordusu, bölgede askeri üslerinin yıkıma uğramasının ardından BAE'de bulunan limanlar, iskeleler ve saklandıkları yerleri kullanarak İran’a ait Ebu Musa Adası ile Hark Adası’nın bir bölümünü füzelerle hedef almıştır. İran, BAE'nin bazı şehirlerindeki ABD askerlerinin bulunduğu limanlar, iskeleler ve sığınaklardaki ABD düşman füzelerinin fırlatıldığı noktaları hedef alarak ulusal egemenliğini ve topraklarını savunmayı meşru hakkı olarak görmektedir. BAE’de yaşayan Müslüman halktan ve yerleşim merkezlerinden, zarar görmemeleri için limanlar, iskeleler ve ABD askerlerinin saklandığı noktaları boşaltmalarını istiyoruz" demişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.