#Tarım

İLKHABER-Gazetesi - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Çiftçiye destek verilmezse verim kaybı devam eder Haber

Gürer: Çiftçiye destek verilmezse verim kaybı devam eder

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektöründeki sorunlar ve 2026 üretim yılına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2025’te yaşanan kuraklık nedeniyle ciddi verim ve rekolte kayıpları olduğunu belirten Gürer, çiftçilerin bekledikleri ürünü elde edemediğini ifade etti. 2026’ya ise kar yağışıyla birlikte umutlu bir başlangıç yapıldığını vurgulayan Gürer, “Bu süreç doğru yönetilirse, bu yıl üretim ve rekolte daha yüksek olabilir” dedi. Buğday üretimindeki düşüşe dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2002 yılında Türkiye’de 19 milyon 600 bin ton buğday üretildiğini hatırlatarak, “2025 yılında ise kuraklığın etkisi ve yeterli desteğin verilmemesi nedeniyle buğday üretimi 17 milyon 900 bin tona kadar düştü” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİYE ZAMANINDA VE YETERLİ DESTEK VERİLMELİ” 2026 yılı için umutlu bir tablo oluşmasına rağmen çiftçilerin ciddi finansman sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu dile getiren Gürer, “Çiftçiler bankaya gidip kredi almak istiyor. Bir kısmı ekimini yaptı, gübre alacak. Diğeri ekim için mazot, ilaç ve tohum alacak. Ancak banka ‘BAĞ-KUR primi borcunu yatırmadan kredi vermem’ diyor. Bu durumda çiftçiler krediye erişimde ciddi sorun yaşıyor. Oysa çiftçiye ‘al krediyi, ek’ demek lazım. Çiftçiye desteği zamanında ve doğru şekilde vermek gerekiyor. Kanuna göre milli gelirin yüzde 1’i oranında destek verilmesi gerekiyor. Bu da 2026 yılı için 772 milyar lira demek. Ancak verilen destek sadece 168 milyar lira. İşin daha ilginci, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın kendi bütçesi bile 542 milyar lira, Çiftçiden esirgenen 2026 yılında destek ise 604 milyar lira” ifadelerini kullandı. “ÇİFTÇİYE DESTEK VERİLMEZSE VERİM VE REKOLTE KAYBI SÜRECEK” Ömer Fethi Gürer, “Yeterli destek verilmezse bu kez gübre, mazot, ilaç ve tohum maliyetleri nedeniyle çiftçi tarlasını ekmeyecek. İlaç, tohum, gübre, mazot, tarla kirası, traktör gideri, su parası, elektrik parası derken çiftçi ciddi bir çıkmazda. Çiftçiye destek vererek onu tarlada üretime yönlendirmeliyiz. Aksi halde verim ve rekolte kaybı devam eder ve ithalata mahkûm oluruz. Oysa hedefimiz kendi ülkemizde, kendi kendine yeten bir tarım yapısına ulaşmak olmalıdır” şeklinde konuştu.

İklim dengesi değişti, yağışlar azaldı, sıcaklık arttı Haber

İklim dengesi değişti, yağışlar azaldı, sıcaklık arttı

Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğü’nün İklim, Fenolojik Durum ve Sulama İzleme İstatistiklerinden derlenen verilere göre, 2025 yılı Aralık ayında Türkiye genelinde hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerinde seyretti. Aralık ayı ortalama sıcaklığı, 1991-2020 dönemine göre 1,5 derece artarak 6,3 dereceye yükseldi. Bu değerle 2025 Aralık ayı, son 55 yılın en sıcak 12. Aralık ayı olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın Aralık ayında ekstrem sıcaklıklar da dikkat çekti. En düşük sıcaklık -25,7 derece ile Van’ın Özalp ilçesinde, en yüksek sıcaklık ise 25,6 derece ile Hatay’ın İskenderun ilçesinde ölçüldü. Ortalama sıcaklıklar Edirne, Kadıköy, Gökçeada, Bodrum, Akdeniz Bölgesi kıyıları, Çankırı, Kırıkkale, Cihanbeyli, Bartın, Kastamonu, Karabük, Çorum, Boyabat, Tosya, Nallıhan, Beypazarı, Erzurum, Ağrı, Arapgir ve Çemişgezek çevrelerinde mevsim normallerinin üzerinde gerçekleşirken, diğer bölgelerde normaller civarında seyretti. YAĞIŞLAR NORMALİN ALTINDA KALDI Türkiye genelinde Aralık ayında metrekareye ortalama 60,1 milimetre yağış düştü. Bu miktar, Aralık ayı normali olan 75,7 milimetrenin yüzde 21, önceki yıl Aralık yağışının ise yüzde 18 altında kaldı. Yağışlar Kırklareli, Tekirdağ, Edirne, Çanakkale, Balıkesir, Manisa, Uşak, Kütahya, Çorum, Osmaniye, Gaziantep ve Kilis çevrelerinde yüzde 60’tan fazla azalırken, Düzce, Zonguldak, Kastamonu, Sinop, Hakkâri ve Şırnak çevrelerinde yüzde 60’ın üzerinde artış gösterdi. Bölgesel dağılımda Karadeniz ve Doğu Anadolu normallerin üzerinde yağış alırken, diğer bölgelerde yağışlar normallerin altında kaldı. Normaline göre en fazla azalma yüzde 45 ile Marmara Bölgesi’nde görüldü. Marmara’da Aralık yağışları son 10 yılın en düşük seviyesine indi. İL BAZINDA ÖNE ÇIKAN VERİLER Aralık ayında en fazla yağış metrekareye 177,2 milimetre ile Zonguldak’ta kaydedildi. Normale göre en fazla artış yüzde 61 ile Düzce’de gerçekleşti. En az yağışı ise 20,1 milimetre ile Edirne aldı. Edirne aynı zamanda yüzde 75 azalma ile normaline göre en fazla düşüş gösteren il oldu. Bartın, Düzce ve Zonguldak’ta Aralık yağışları son 24 yılın, Kastamonu’da ise son 15 yılın en yüksek seviyesine çıktı. Balıkesir’de ise son 10 yılın en düşük yağış seviyesi görüldü. YAĞIŞLI GÜN SAYISI ARTTI Türkiye genelinde Aralık ayında ortalama 12,4 gün yağış görüldü. Bu değer, 1991-2020 yılları normali olan 11,8 günün üzerinde gerçekleşti. Çanakkale, Balıkesir, Bursa, Sakarya, Düzce, Zonguldak, Karabük, Bartın, Kastamonu, Sinop ve Samsun çevrelerinde yağışlı gün sayısı 25’in üzerine çıkarken, Adana, Edirne, Afyonkarahisar, Denizli, Antalya, Gaziantep ve Erzurum çevrelerinde yer yer 5 günün altına düştü. 2026 SU YILI YAĞIŞLARI DA DÜŞÜK 1 Ekim-31 Aralık 2025 dönemini kapsayan 3 aylık 2026 su yılı yağışları da normalin ve geçen yılın altında kaldı. Adana, Gaziantep, Kilis ve Şanlıurfa çevrelerinde yüzde 60’ın üzerinde azalma görülürken, İzmir ve Balıkesir’in batısı ile Çanakkale, Balıkesir, Bolu, Düzce, Zonguldak, Sivas, Hakkâri ve Şırnak çevrelerinde yer yer yüzde 40’ın üzerinde artış kaydedildi. Bu dönemde en fazla yağış 407,6 milimetre ile Zonguldak’ta ölçüldü. Normale göre en fazla artış yüzde 38 ile Düzce’de görülürken, en az yağış 62,2 milimetre ile Kırıkkale’de gerçekleşti. Normale göre en fazla azalma ise yüzde 59 ile Gaziantep’te kaydedildi. Gaziantep ve Kilis’te 2026 su yılı yağışları son 12 yılın en düşük seviyesine indi. TARIMSAL ÜRETİMDE YAĞIŞLARIN ÖNEMİ Akdeniz Bölgesi’nde yağışlar mevsim normallerinin altında seyrederken, bölgede çıkışların büyük ölçüde tamamlandığı, kardeşlenme ve 2-3 yaprak dönemine geçildiği bildirildi. Adana’da yağışlar genel olarak yetersiz kalmasına rağmen Aladağ, Karaisalı, Kozan, Pozantı, Saimbeyli, Sarıçam, Tufanbeyli ve Yüreğir ilçelerinde yeterli yağış alındı. Hatay’da ise yağışların yeterli olduğu ve kışlık ekilişlerde çıkışların iyi seyrettiği gözlendi. Uzmanlar, yağışların bitki gelişimi için genel olarak yeterli olsa da izleyen dönemde yağışların zamanlaması ve miktarının özellikle kıraç alanlarda belirleyici olacağını vurguladı. Toprak neminin korunması ve sağlıklı gelişim için önümüzdeki dönemde alınacak yağış ve sıcaklıkların kritik önemde olduğu belirtildi. “SON YAĞIŞLAR ÇİFTÇİMİZ İÇİN UMUT VERİCİ” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, son günlerde etkili olan yağışların tarımsal üretim açısından büyük önem taşıdığını ifade ederek, “Yağışlar özellikle kışlık ekim yapılan buğday, arpa ve diğer tarla bitkileri için can suyu niteliğinde. Toprak neminin artması, ürünlerin sağlıklı gelişimi ve verimlilik açısından son derece değerli. Ayrıca yeraltı su kaynaklarının beslenmesi ve kuraklık riskinin azalması açısından da bu yağmurlar çiftçimiz için umut verici” dedi. Doğan, yağışların düzenli devam etmesinin hem rekolteyi hem de üreticinin yüzünü güldüreceğini sözlerine ekledi.

Gürer: Çiftçi desteksiz ayakta kalamaz Haber

Gürer: Çiftçi desteksiz ayakta kalamaz

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, 2025 yılının kurak geçmesi nedeniyle tarımsal üretimde ciddi rekolte ve ürün kayıpları yaşandığını söyledi. 2026 yılında kar ve yağışların yeniden umut verdiğini belirten Gürer, bu sürecin doğru tarım politikalarıyla yönetilmesi gerektiğine dikkat çekti. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 2026 yılı bütçesinin 542 milyar lira olarak belirlendiğini hatırlatan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kanunu’nun 21. maddesine göre çiftçiye verilmesi gereken desteğin millî gelirin yüzde 1’i olduğunu ve bu tutarın 772 milyar liraya ulaştığını söyledi. Buna karşın bütçeden tarımsal destek için ayrılan kaynağın yalnızca 168 milyar lira olduğuna dikkat çeken Gürer, “Tarım Kanunu’na göre verilmesi gereken destek çiftçiye verilmiyor. Bu, çiftçilerimiz için yeterli değil” diye konuştu. “542 MİLYAR LİRALIK BÜTÇE TARIMIN HANGİ SORUNUNA YETECEK?” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın 542 milyar liralık bütçeyle sulama suyu sorununu mu çözeceğini, toplulaştırmayı mı yapacağını, çiftçiye destek mi vereceğini, tarımda ortaya çıkan sorunlara mı çözüm üreteceğini sorguladı. Küresel iklim değişikliğinin yarattığı sorunlara ek olarak Türkiye’nin ciddi bir su ve sulama sorunu yaşadığını belirten Gürer; barajlar, göletler, kapalı sulama sistemleri ile damlama ve yağmurlama yatırımlarının da bu sınırlı bütçeyle karşılanmaya çalışıldığını ifade etti. “ÇİFTÇİYE DESTEĞİ ZAMANINDA VERMEK GEREKİYOR” Ömer Fethi Gürer, kredi alamayan çiftçinin üretimin içinde kalamadığını belirterek, “Bu kadar borcu olan çiftçiye destek vermezseniz tarımı nasıl sürdüreceksiniz? Bu yıl yağmur var, kar var, umut var. Ama bu umudu ortadan kaldırmamak için çiftçiye desteği zamanında vermek gerekiyor” şeklinde konuştu. Çiftçiye zamanında, doğru ve yeterli destek verilmediği sürece raftaki ürün fiyatlarının düşmesinin mümkün olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, artan girdi maliyetlerinin tarımda büyük sorun yarattığını söyledi. Üretimin pahalı hâle geldiğini, kırsaldan kente göçün arttığını, çiftçi yaş ortalamasının 58’e yükseldiğini dile getiren Gürer, gençleri tarıma özendirmek için desteklerin artırılması gerektiğini ifade etti. “TARIMDA GİRDİ MALİYETLERİ ÇİFTÇİYİ ÜRETİMDEN SOĞUTUYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer; yem, gübre, tohum, ilaç, mazot, işçilik, traktör ve biçerdöver giderleri ile elektrik ve su ücretlerinin hızla arttığını söyledi. Bu artışların ürün maliyetlerine yansıdığını belirten Gürer, “Ürün üreticiden çıktıktan sonra en az dört el değiştiriyor. Rafa varıncaya kadar fiyatlar katlana katlana artıyor. Üreten ürettiğinden mutlu olamıyor, tüketen pahalı ürün almak zorunda kalıyor” dedi.

Gürer: Girdi maliyetleri tarımı bitirme noktasına getirdi Haber

Gürer: Girdi maliyetleri tarımı bitirme noktasına getirdi

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, tarım sektörünün en büyük sorunlarının artan girdi maliyetleri, aracılık sistemi ve ithalatın sürmesi olduğunu belirterek, yemden gübreye, mazottan elektriğe kadar tüm kalemlerde yaşanan fiyat artışlarının hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini söyledi. Gürer, “Tarımın en büyük sorunlarından biri girdi maliyetleri. Yem, gübre, tohum, mazot ve işçilik fiyatları sürekli artıyor. Traktörün, biçerdöverin gideri yükseliyor; elektrik ve su ücretleri katlanıyor. Ürün daha toprağa ekilmeden maliyetler tırmanıyor” dedi. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticiden çıkan ürünün sofraya ulaşana kadar en az dört el değiştirdiğini ve fiyatların katlanarak arttığını belirterek, “Ürün üreticiden çıktıktan sonra en az dört el değiştiriyor. Rafa varıncaya kadar fiyatlar katlana katlana gidiyor. Üreten ürettiğinden mutlu olamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor. Çiftçi bir yıl önceden hangi üründen ne kazanacağını bilmeli. Alım garantili üretim yapması sağlanmalı” ifadelerini kullandı. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, gübre fiyatlarındaki artışı son rakamlarla ortaya koydu. Amonyum sülfat gübresinin 2025 yılı Ocak ayında ton başına 9 bin 500 liradan satıldığını, 2026 yılı Ocak ayında ise 12 bin 100 liraya çıktığını belirten Gürer, üre gübresinin de geçen yıl bayilerde tonu 17.400 TL fiyattan satılırken bugün ton fiyatı 26.000 ton ulaştığını söyledi. “ÜRÜN DAHA EKİLMEDEN MALİYETLER KATLANIYOR” Çiftçilerin yoğun kullandığı 15-15-15 gübresinin bir yıl önce tonu 16 bin 750 lira olduğunu hatırlatan Gürer, “Şu anda bu gübre tonu 23 bin 400 liraya çıktı. 20-20 gübre Ocak 2025 tarihinde tonu 15.700 TL iken Ocak 2026’da ton fiyatı 23.200 TL çıktı. DAP gübresi geçen yıl Ocak ayında 24 bin 700 liraydı, bugün 34 bin 750 lira. Daha yılın başında gübre bu fiyat. Mazot 50 liraya üzerinden satılıyor. Üreticilerin yaşadığı sorunlar katlanıyor. Doğal olarak bunlar ürün fiyatlarına yansıyor. Cuma günü Kumluca halinde yuvarlak domatesin kilosu 60 lira. Çarlı biber 50 lira, kılçık sivri biber 110 lira, cin biber 110 lira. Salatalık 50 lira, patlıcan 56 lira, kabak 66 lira, fasulye 100 lira” şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİNİN TARLASINA, TRAKTÖRÜNE İCRA GELİYOR” Ömer Fethi Gürer, “İşin başını doğru biçimde kanalize etmek, düzenlemek gerekiyor. O da girdi maliyetlerinin düşürülmesiyle olur. Mazotta ÖTV ve KDV çiftçi için mutlaka kaldırılmalı. Çiftçi mazotun fiyatına yetişemiyor. Tarlayı traktörle sürecek, mazot koyacak, yarım depo mazotu bile zor alıyor. Bu nedenle çiftçilerin çoğu icralık oldu. Tarlasına, hayvanına, traktörüne, hayvanına icra geliyor. Bir an önce icralar durdurulmalı, çiftçiye kredi desteği sağlanmalı, yem ve gübre sübvanse edilmeli. Bu yıl Türkiye’de 14 milyon 300 bin büyükbaş hayvan kalacağı ifade ediliyor. Bu, Türkiye’nin neredeyse son 50 yılının en düşük büyükbaş hayvan varlığı” dedi. “ÜRETİCİ AYAKTA KALMAZSA KRİZ DERİNLEŞİR” Açıklamasının sonunda bir uyarıda bulunan Ömer Fethi Gürer, yetkililerin çiftçinin, üreticinin ve besicinin yanında duran gerçekçi çözümler üretmek zorunda olduğunu belirterek şunları söyledi: “Bu ülke gıdasız kalırsa sorunlarımız artar, sıkıntılarımız katlanır. İleriki aşamada birilerinin sömürgesi haline geliriz. Onun için çiftçimizin, üreticimizin, besicimizin yanında duran bir anlayış şarttır. Çözüm var ancak siyasi iktidar sorunları çözme becerisini yitirdi” şeklinde konuştu.

Mersin’de organik tarım desteği üretimi sürdürülebilir kılıyor Haber

Mersin’de organik tarım desteği üretimi sürdürülebilir kılıyor

Mersin Büyükşehir Belediyesi, tarımsal faaliyetlerde ekolojik dengeyi tehdit eden unsurlara karşı başlattığı mücadeleyi sürdürüyor. Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından 2021 yılında devreye alınan "Organik Tarım Sertifikasyon Desteği" projesi, üreticileri kimyasal gübre ve endüstriyel ilaçlardan uzaklaştırarak sürdürülebilir tarıma yönlendiriyor. Proje sayesinde üreticiler, hem tarlalarında çevre dostu yöntemleri uyguluyor hem de elde ettikleri ürünlerin katma değerini artırarak ekonomik kazanç sağlıyor. SİLİFKE’DE SERTİFİKA TÖRENİ DÜZENLENDİ Tarım ve Orman Bakanlığı’nın ilgili yönetmelikleri doğrultusunda toprak ve ürün analizleri yapılan, gerekli eğitim süreçlerini tamamlayan üreticiler için Silifke ilçesine bağlı Gündüzler Mahallesi’nde sertifika dağıtım töreni gerçekleştirildi. Bölgede yetiştirilen üzüm, badem, zeytin, antepfıstığı ve elma gibi ürünlerin organik statüye kavuştuğu törende, çiftçiler emeklerinin karşılığını almanın mutluluğunu yaşadı. Denetim süreçlerini başarıyla geçen üreticiler, sertifikalı üretim sayesinde pazardaki rekabet güçlerini artırdı. "GÜVENİLİR TARIMI AMAÇLIYORUZ" Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı Bitkisel Destekleme Şube Müdürü Zeynep Durmaz, pestisit kalıntıları ve sentetik gübrelerin canlı yaşamı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekerek projenin önemini vurguladı. Sürecin işleyişine dair bilgi veren Durmaz, şu ifadeleri kullandı: "Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak, bu maddelerin kullanımını en aza indirerek, güvenilir tarım yapılmasını amaçlıyoruz. Proje kapsamında, organik tarım üreticilerine eğitim verilmesi ve sertifika alınma aşamasında destek sağlanması amaçlandı. Organik tarım yapmak isteyen üreticiler 3 yıllık bir sürece tabi tutularak, uygunluk durumlarına göre sertifikalandırılıyor." 2025 YILINDA KAPSAM GENİŞLEDİ Projenin başladığı günden bu yana 465 üreticiye sertifika desteği sağlandığını belirten yetkililer, 2025 yılı içerisinde Anamur, Bozyazı, Mut, Erdemli ve Tarsus gibi ilçelerde de çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Çalışmaların geleceğine yönelik mesaj veren Durmaz, sözlerini şöyle tamamladı: "Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı olarak; organik tarımın tanıtımı, yaygınlaştırılması ve geliştirilmesi amacıyla başlattığımız proje, önümüzdeki yıllarda da devam edecek."

Mersin’de dronla gübreleme çiftçinin maliyetini düşürdü Haber

Mersin’de dronla gübreleme çiftçinin maliyetini düşürdü

Türkiye'nin en önemli tarımsal üretim merkezlerinden biri olan Mersin'de, geleneksel tarım yöntemleri yerini yavaş yavaş teknolojiye bırakıyor. Çukurova'nın verimli arazilerinde artık insan gücü yerine insansız hava araçları (dron) devreye giriyor. Özellikle yeni ekilen veya boy atma evresindeki ürünlerin zarar görmemesi adına tercih edilen bu yöntem, tarlaya traktör veya işçi girmeden işlem yapılmasına olanak tanıyor. Bu sayede ürünlerin ezilmesi engellenirken, çiftçiler hem işçilik maliyetinden kurtuluyor hem de verim kaybının önüne geçiyor. ZAMANDAN VE MALİYETTEN BÜYÜK TASARRUF Uygulamanın son adresi Mersin'in Tarsus ilçesi oldu. Yaklaşık 200 dönümlük bir pırasa tarlasında gerçekleştirilen gübreleme işleminde, 50 kilogram taşıma kapasitesine sahip dronlar kullanıldı. Manuel yöntemlerle saatler sürecek olan işlem, teknolojik cihazlar sayesinde dakikalar içinde tamamlandı. İşçilerin 3 ila 4 saatte bitirebileceği bir alanın, dron teknolojisiyle sadece 30 dakikada gübrelendiği görüldü. Dönüm başına maliyetin yaklaşık 120 TL olduğu belirtilirken, homojen dağılım sayesinde gübreden de tasarruf edildiği kaydedildi. "ÜRÜNLER EZİLMEDEN DENGELİ GÜBRELENİYOR" Bölgedeki üreticilerden Cahit Çiçek, insan gücüyle yapılan gübrelemenin zorluklarına ve risklerine dikkat çekti. Teknolojinin sağladığı avantajlardan memnun olduklarını belirten Çiçek, "İnsan gücü yerine dronla işlem yapmak çok daha avantajlı. Manuel atımda dengeyi sağlamak zor oluyor ancak cihazla kilogram ayarı yapıp tarlanın her noktasına eşit dağılım sağlayabiliyoruz. En önemlisi ise işçi tarlaya girmediği için ürünlerimiz ezilmiyor ve kalitesi bozulmuyor" ifadelerini kullandı. YARIM SAATTE İŞLEM TAMAMLANDI Yaklaşık 4 yıldır bölgedeki çiftçilere profesyonel dron hizmeti veren pilot Serkan Balaban ise en büyük kazancın "sıfır zayiat" olduğunu vurguladı. Balaban, maliyet hesaplamalarında genellikle göz ardı edilen ürün ezilmesinin aslında büyük bir gider kalemi olduğunu belirterek şunları söyledi: "Bizim için en önemli kriter ürünlerin zarar görmemesidir. Fiyat farkının yanı sıra zaman yönetimi de kritik. 20 dekarlık bir arazide işçilerin saatlerce uğraşacağı işi biz dakikalar içinde bitiriyoruz. Türkiye genelinde geçtiğimiz yıl arazilerin sadece yüzde 8'i bu yöntemle ilaçlandı. Verimlilik için bu teknolojinin daha da yaygınlaşması gerekiyor."

Gül: Artan maliyetler çiftçiyi çıkmaza sürükledi Haber

Gül: Artan maliyetler çiftçiyi çıkmaza sürükledi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube II. Başkanı Hüsniye Gül, 2025 tarım yılına ilişkin değerlendirmesinde, artan girdi maliyetleri karşısında üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını söyledi. Mazot, gübre, tohum, ilaç ve sulama giderlerindeki kontrolsüz yükselişe karşın ürün fiyatlarının yetersiz kaldığını vurgulayan Gül, bu tablonun yalnızca çiftçiyi değil, doğrudan ülkenin gıda güvencesini tehdit ettiğini dile getirdi. “Çukurova’da Üretici Ayakta Kalma Mücadelesi Veriyor” Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi ile Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi arasındaki makasın üreticiyi olumsuz etkileyeceğini belirten Gül, “çiftçinin sadece alın terini değil, sermayesini de toprağa gömdüğünü kanıtlamaktadır. Özellikle Çukurova gibi ülke tarımı için stratejik öneme sahip bir bölgede dahi üreticilerimiz, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu (BDDK) verilerinde de görüldüğü üzere, artan kredi borçları ve takipteki alacakların gölgesinde üretim yapar hale gelmiştir. Bugün gelinen noktada tarım, artık kazandıran değil, her türlü riske rağmen ayakta kalmaya çalışan bir sektör hüviyetine bürünmüştür. Destekleme politikalarının üretim sezonu başladıktan çok sonra açıklanması, bu desteklerin enflasyon karşısında eriyerek yetersiz kalması ve en önemlisi üretim planlamasından uzak yaklaşımlar, üreticiyi derin bir belirsizliğe sürüklemiştir” şeklinde konuştu. “Tarım yoksa gıda yok, gıda yoksa yaşam yok” Hüsniye Gül, “Üreticinin ne ekeceğini ne kazanacağını ve en önemlisi emeğinin karşılığını alıp alamayacağını bilemediği bu kaos ortamı, sadece çiftçiyi değil, doğrudan halkın gıda arz güvenliğini ve tüketicinin sofrasındaki ekmeği de tehdit etmektedir. Ziraat Mühendisleri Odası olarak bir kez daha vurguluyoruz ki; tarım sektörü günü kurtaran geçici politikalarla yönetilemez. Sürdürülebilir bir gelecek için üretimin mutlaka bilimsel planlamayla yönlendirilmesi, girdi maliyetlerinin vergi indirimleri ve sübvansiyonlarla aşağı çekilmesi kaçınılmazdır. Tarım politikaları artık masa başında alınan kararlarla değil, bizzat sahada, mühendislerin bilgisi ve çiftçinin tecrübesiyle şekillenmelidir. 2026 yılına girerken beklentimiz; üreticiyi koruyan, planlı üretimi esas alan ve ziraat mühendislerinin birikiminden en üst düzeyde yararlanan gerçekçi politikaların hayata geçirilmesidir. Unutulmamalıdır ki tarım yoksa gıda yoktur, gıda yoksa yaşam yoktur” ifadelerini kullandı.

Don tehlikesi kapıdaydı, üretici tedbir aldı: Yüreğir’de korkulan olmadı Haber

Don tehlikesi kapıdaydı, üretici tedbir aldı: Yüreğir’de korkulan olmadı

Adana’nın Yüreğir Ovası’nda 1-5 Ocak tarihleri arasında meteoroloji verilerine göre zirai don riski yaşanabileceği uyarısı yapılmıştı. Hava sıcaklıklarında beklenen ani düşüş nedeniyle başta bahçeler olmak üzere tarım alanlarında olası zararların önüne geçilmesi için çiftçiler bilgilendirilmişti. Uyarıların ardından birçok üretici, özellikle gece saatlerinde bahçelerinde nöbet tutarak önlem aldı. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, bölgede son günlerde tarımsal açıdan zorlu bir sürecin yaşandığını belirterek, geçtiğimiz günlerde Karataş ilçesine bağlı Bebeli ve Adalı mahalleleri ile Yumurtalık ilçesinin Yeşilköy Mahallesi’nde etkili olan dolu yağışını hatırlattı. Doğan, söz konusu dolu afetinde narenciye başta olmak üzere ekili ve dikili alanlarda ciddi hasar meydana geldiğini, üreticilerin hâlen bu zararın etkilerini gidermeye çalıştığını ve bu konuda destek beklediklerini ifade etti. Dolu yağışının hemen ardından hava sıcaklıklarının hızla düşmesinin endişe yarattığını vurgulayan Doğan, Meteoroloji Bölge Müdürlüğü’nden alınan son değerlendirmelere göre 1 ve 5 Ocak tarihleri arasında gece saatlerinde zirai don tehlikesinin öne çıktığını söyledi. Tarımın doğa koşullarına bağlı bir faaliyet olduğunu dile getiren Doğan, “Geçmiş yıllarda zaman zaman yaşanan don olayları, verim ve kalite üzerinde kayıplara yol açmıştı. Yeni yıla girerken gece sıcaklıklarının sıfırın altına düşme ihtimaline karşı, üreticilerimize, ilgili kurum yetkilileri ve tarafımızdan gerekli uyarılarda bulunuldu. Don pervanesi bulunan bahçelerde sistemlerin hazır tutulması gerektiği, yer altı sulama ve yağmurlama sistemlerinin de uygun zamanlarda devreye alınmasının don zararını azaltabileceği konusunda bilgilendirmeler yapıldı” dedi. Bu süreçte erken ve doğru önlemlerin belirleyici olduğunu vurgulayan Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Doğan, alınan tedbirlerin karşılığını verdiğini ifade ederek, “Meteorolojik uyarıların ardından üreticilerimiz bahçelerinde ve tarlalarında gerekli önlemleri aldı. Çok şükür korkulan olmadı, ciddi bir don zararı yaşanmadı” dedi. Bölgede yaygın olarak yetiştirilen mandalina ve portakal başta olmak üzere narenciye ürünleri ile marul ve lahana gibi sebzelerin don riski taşıdığını hatırlatan Doğan, üreticilerin uyarıları yakından takip etmesinin önemine dikkat çekti. Doğan, “Dolu afetinin yaralarını sarmaya çalıştığımız bir dönemde yeni bir felaket yaşanmaması sevindirici. Tedbirli davranan tüm üreticilerimize teşekkür ediyor, çiftçilerimize geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.