#Tarım

İLKHABER-Gazetesi - Tarım haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tarım haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’de 835 ton organik atık komposta dönüştü Haber

Mersin’de 835 ton organik atık komposta dönüştü

Mersin Büyükşehir Belediyesi, çevre dostu uygulamalarıyla sıfır atık hedefi doğrultusunda çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Akdeniz ilçesi Sarıibrahimli Mahallesi'nde bulunan Katı Atık Düzenli Depolama Tesisi bünyesindeki kompost üretim tesisinde, evsel nitelikli organik atıklar, toprak iyileştirici ürüne dönüştürülerek çevreye geri kazandırılıyor. Büyükşehir Belediyesi 2024 yılından bu yana tam 835 ton organik atığı işleyerek doğaya geri kazandırdı. DOĞAL YOLLARLA DÖNÜŞÜM VE SIFIR ATIK Büyükşehir Belediyesi, ‘İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz' yaklaşımıyla ekolojik dengenin korunması amacıyla çalışmalarını sürdürüyor. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı koordinesinde yürütülen çalışmalar kapsamında; meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay ve kahve posaları ile mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip organik atıklar ön fiziksel işlemlerin ardından doğal yollarla komposta dönüştürülüyor. Sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimini esas alan Büyükşehir Belediyesi, bugüne kadar işlediği 835 ton organik atık sayesinde hem depolama sahasına giden atık miktarını azalttı hem de toprağın verimini artıran doğal bir ürün elde etti. Üretilen kompostlar, Büyükşehir Belediyesine bağlı birimlerin koordinasyonunda bitki ekim-dikim ve peyzaj çalışmalarında kullanılırken, aynı zamanda Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen etkinliklerde vatandaşlara dağıtılıyor. Büyükşehir Belediyesi, sıfır atık bilinciyle çevre dostu uygulamalarına devam edecek. "KOMPOST ÜRETİM SÜRECİNE BAŞLADIĞIMIZ GÜNDEN BU YANA 835 TON ORGANİK ATIĞI İŞLEDİK" Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı'nda Sıfır Atık Yönetimi ve Denetimi Şefi olarak görev yapan Dr. Zeki Altun, kompost üretim süreci hakkında detaylı bilgiler vererek şu açıklamayı yaptı: "2024 yılı itibarıyla kompost üretim tesisimizde işleme alınan organik atıklar, öncelikle ön fiziksel işlemlerden geçirilmekte, ardından yığınlar halinde biyolojik dönüşüm sürecine bırakılarak doğal yollarla komposta dönüştürülmektedir. 'İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz' sloganıyla sürdürdüğümüz bu çalışmalar kapsamında, sıfır atık felsefesi ve doğa temelli atık yönetimi uygulamalarını esas alarak sürdürülebilir bir yaşamı önceliklendiriyoruz. İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı olarak, kompost üretim sürecine başladığımız günden bu yana, meyve-sebze atıkları, park ve bahçe budama atıkları, çay-kahve posası ve mezbahane atıkları gibi farklı içeriklere sahip en az 835 ton organik atığı işleyerek sıfır atık kapsamında değerlendirmiş bulunuyoruz" "ÇALIŞMALARIMIZA KARARLILIKLA DEVAM EDECEĞİZ" Kompost üretiminin hem atık miktarını azalttığını hem de toprağın verimini artırdığını ifade eden Dr. Altun, açıklamalarını toplumda farkındalık yaratacak şu sözlerle tamamladı: "Bu süreç aynı zamanda iklim değişikliğiyle mücadeleye de katkı sağlıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak, ekolojik dengenin korunması ve sürdürülebilir, sağlıklı bir yaşamın desteklenmesi amacıyla ‘İsraf Etmiyoruz, Kompost Yapıyoruz' yaklaşımıyla çalışmalarımıza kararlılıkla devam edeceğiz. Tüm vatandaşlarımızı organik atıklarını ayrıştırmaya ve sıfır atık hareketine destek olmaya davet ediyoruz. Unutmayalım ki atık doğru yönetildiğinde değerli bir kaynaktır"

Adana’da geliştirilen yerli tohumlar dünyaya ihraç ediliyor. 13 ülkeye pamuk, buğday ve arpa gönderildi Haber

Adana’da geliştirilen yerli tohumlar dünyaya ihraç ediliyor. 13 ülkeye pamuk, buğday ve arpa gönderildi

Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsünce geliştirilen 9 pamuk, 3 buğday ve 1 arpa çeşidi çok sayıda ülkeye ihraç ediliyor.Ülke ve bölge tarımının iyi noktalara gelebilmesi amacıyla faaliyet gösteren 102 yıllık enstitüde tohum geliştirme ve ıslah çalışmaları sürüyor. Modern Bitki Islahı ve Generasyon Atlatma Merkezi'nin 2015'te kurulmasıyla AR-GE çalışmalarında yüzde 50-65 oranında zaman ve kaynak tasarrufu sağlanan enstitüde, içerisinde seraların da yer aldığı 5 bin 172 dönümlük tarım alanı bulunuyor. Biyoteknoloji, kalite analiz ve embriyo transfer laboratuvarlarına da sahip enstitüde, tohum geliştirme çalışmaları aralıksız devam ediyor.Enstitü bugüne kadar 22'si ekmeklik 30 buğday ile 45 pamuk, 6 arpa, 6 soya, 9 nohut, 4 bezelye, 2 mısır başta olmak üzere 116 bitki çeşidi geliştirilip Türk tarımının hizmetine sundu.Geliştirilen 9 pamuk, 3 buğday ve 1 arpa çeşidi yurt içinde kullanılmasının yanı sıra özel sektör işbirliğiyle Yunanistan, Türkmenistan, Özbekistan, Tacikistan, Güney Afrika, Kazakistan, Azerbaycan, KKTC, İran, Irak, ABD, İspanya ve Suriye'ye de ihraç edildi.Son 5 yılda 5 bin ton pamuk, 22 bin 923 ton buğday ve arpa tohumu ihraç edilerek ülke ekonomisine yaklaşık 1 milyar lira katkı sağlandı. "Yeni çeşitler geliştirdikçe tohum ihracatımız da artacaktır" Enstitü Müdürü İbrahim Cerit, AA muhabirine, geliştirdikleri tohumların özel sektör aracılığıyla çiftçilere ulaştığını söyledi. Tohum geliştirme çalışmalarını aralıksız sürdürdüklerini anlatan Cerit, "Enstitümüz her geçen yıl daha kaliteli, yüksek verimli, değişen iklim şartlarına dirençli yeni çeşitler geliştirmektedir. Yeni çeşitler geliştirdikçe tohum ihracatımız da artacaktır. Önümüzdeki yıllarda tohum ihracatımızın artarak devam etmesini bekliyoruz." diye konuştu. "Pamuk tohumu ihraç eden ülke konumuna gelmiş durumdayız" Ziraat mühendisi Hacer Kaya Kocatürk de geliştirdikleri pamuk çeşitlerinden geçen yıl 4 bin 65 ton sertifikalı tohum üretimi yapıldığını, bunun ülke pamuk tohumluğunun yaklaşık yüzde 18-20'sine tekabül ettiğini belirtti. Geliştirdikleri tohumlara yurt dışından da talep olduğunu vurgulayan Kocatürk, şöyle konuştu: "Bundan 10 yıl önce pamuk tohumu ithalatında oldukça yüksek seviyede alıcı konumdayken biz artık yurt dışına pamuk tohumu ihraç eden bir ülke konumuna gelmiş durumdayız. Bu da ülkemiz ve kurumumuz adına oldukça gurur verici. Ülkemizde geliştirmiş olduğumuz bu yerli ve milli çeşitler artık sadece yerli üreticilerimiz için değil, çok farklı ülkelerde de pamuk üreticilerine, dünya tarlalarına kavuşmuş bulunmaktadır. Bu da ülkemiz adına oldukça gurur verici bir durumdur." Buğday tohumu geliştirme süresi 5-6 yıla indirildi Ziraat mühendisi Ali Alpaslan Ezici, enstitü bünyesindeki Ar-Ge merkezi ve laboratuvarlar sayesinde buğday tohumu geliştirme süresini 10-15 yıldan 5-6 yıla indirdiklerini belirtti. Türkiye'de geçen yıl 550 bin ton sertifikalı buğday tohumu üretildiğini, bunların içinde enstitüde geliştirilen çeşitlerin payının yüzde 11 olduğunu vurgulayan Ezici, firmaların geliştirilen tohumları çoğaltarak sertifikalı şekilde çiftçilere sattığını ifade etti.Ezici, son yıllarda firmalar aracılığıyla farklı ülkelere de geliştirdikleri buğday çeşitlerinin ihraç edildiğini ve bu sayede ülke ekonomisine katkı sağlandığını kaydetti.

Vali Yavuz, Adana Ticaret Borsası’nın faaliyetleri ve projeleri hakkında bilgi aldı Haber

Vali Yavuz, Adana Ticaret Borsası’nın faaliyetleri ve projeleri hakkında bilgi aldı

Adana Valisi Mustafa Yavuz Adana Ticaret Borsasını ziyaret etti. Ziyarette ATB Meclis Başkanı Osman Bağış, Yardımcısı Faruk Canatar, Meclis Üyeleri Seçil Sarısoy ve Şemun Şendağ, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sabahattin Yumuşak, YK Üyeleri Hamit Tezcan, Şahin Güneşer, Yasin Milli ve Genel Sekreter T. Gökhan Öztürk hazır bulundu. Vali Yavuz, ATB’nin faaliyetleri, projeleri, Adana’nın tarımsal üretimi, hayvancılığı, sanayisi ve ticari durumu hakkında bilgi aldı ve “Kurumlar arasındaki koordinasyonun güçlü olmasını önemsiyorum” dedi. YAVUZ, “TARIMA DAYALI ORGANİZE SANAYİ BÖLGELERİ ÜRETİCİYE GÜÇ KATACAK” Adana Ticaret Borsası Yönetimine iade-i ziyarette bulunan Adana Valisi Mustafa Yavuz, “Bereketli Çukurova topraklarında yetişen ürünlerin gerçek değerini bulması güçlü ve güvenilir bir piyasa yapısıyla mümkündür. Tarıma Dayalı Organize Sanayi Bölgelerinin bir an önce hayata geçirilmesi ve üretime başlaması; hem üreticinin gelirini artıracak, istihdam sağlayacak hem de Adana’nın katma değerli üretim gücünü pekiştirecektir” ifadelerini kullandı. YAVUZ, “ADANA’NIN ÜRETİM POTANSİYELİ DOĞRU PLANLAMA İLE ARTAR” Vali Mustafa Yavuz, Adana’nın üretim potansiyelinin doğru planlama, kurumsal işbirliği ve sağlam piyasa yapısıyla daha ileri noktalara taşınabileceğini belirterek şunları söyledi: “Adana Ticaret Borsasının ilimiz ekonomisine sağladığı katkıları takdir ediyorum. Kurumlar arasındaki güçlü koordinasyonun önemini hepimiz biliyoruz. Üreticinin emeğinin korunmasının ve ticaretin güvenilir bir zeminde sürdürülmesi ekonomide istikrarı sağlar. Adana ve Çukurovamız da yaşayan insanlar olarak çok şanslıyız. Böylesi verimli topraklara ve köklü bir ticari kültüre sahip olmak ilimiz için büyük avantajdır. Bugün burada sizlerle birlikte olmaktan memnuniyet duydum. Nazik ev sahipliğinizden dolayı çok teşekkür ediyorum. ATB’miz başarılarını daha da arttırarak sürdüreceği inancındayım.” BİLGİÇ, “TİCARETİMİZİ KURUMSAL ZEMİNDE BÜYÜTMEYE KARARLIYIZ” Vali Yavuz’a teşekkür eden Adana Ticaret Borsası Başkanı Şahin Bilgiç, “Sayın Valimizin liderliğinde yürüttüğümüz çalışmalar bizlere güç ve motivasyon vermektedir. Üreticimizin emeğini koruyan, ürünlerimizi katma değerli hale getiren ve ticaretimizi kurumsal bir zeminde büyüten bir anlayışla dün olduğu gibi bundan sonrada çalışmaya devam edeceğiz” dedi. ADANA TİCARET BORSASI BAŞKANI BİLGİÇ, VALİ YAVUZ’A BORSA FAALİYETLERİNİ ANLATTI Konuşmaların ardından Adana Valisi Mustafa Yavuz’a ATB Başkanı Bilgiç tarafından borsanın faaliyetleri, laboratuvar çalışmaları, elektronik alım satım salonundaki işlemler, lisanslı depoculuk ve ATB’nin önderliğinde yeni kurulmuş olan Akdeniz Ürün Piyasası Aracı Kurumu Anonim Şirketi aracılığıyla yapılan alım satım işlemleri hakkında bilgi verildi.

Hamzabeyli Köyümüz Atölye’sinde Mersin Kan Portakalı işleniyor Haber

Hamzabeyli Köyümüz Atölye’sinde Mersin Kan Portakalı işleniyor

Üreticilere destekleri ve yerel kalkınmaya katkılarıyla kentin adından söz ettiren Mersin Büyükşehir Belediyesi, kısa bir süre önce Hamzabeyli Mahallesi’nde hayata geçirilen ‘Hamzabeyli Köyümüz Atölye’ projesi kapsamında, kentten gelen kadınlara yönelik ilk atölyeyi başlattı. Kadınların katılımı ile gerçekleştirilen eğitimde; Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı işlenerek, kurutma yöntemleri teknik detaylarıyla anlatıldı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı ile Mersinden Kadın Kooperatifi iş birliğinde; Toroslar ilçesinde eski köy okulunun dönüştürülmesiyle kurulan atölyede verilen eğitimde, uzman personel ve profesyonel ekipmanlar eşliğinde kurutma işlemleri gerçekleştirildi. COĞRAFİ İŞARET TESCİLLİ MERSİN KAN PORTAKALI KURUTULARAK TÜKETİME HAZIR HALE GETİRİLİYOR Gıda Mühendisleri eşliğinde gerçekleştirilen atölyede, Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalları, uygun ölçülerde dilimlenerek kurutma ekipmanlarında fırınlanıyor. Yapılan işlemin ardından tüketime hazır olan ürünler, belli gramajlarda paketlenerek etiketleniyor. Atölyeye katılan yurttaşlar teknik detayları öğrenmenin yanı sıra, satış ve tanıtım hakkında da bilgi sahibi oluyor. Portakalları tüm bu işlemlerden geçirerek hazırlayan katılımcılar, doğal bir lezzeti el emeği ile üretmiş olmanın memnuniyetini yaşıyor. Mersin’in yerel ürünlerini tanıtmak, kırsal kalkınmayı desteklemek ve üreticilere katkıda bulunmak amacıyla hayata geçirilen projede, eğitimlerin yapıldığı alanda iş güvenliği ve sağlığı hakkında bilgiler de veriliyor. Katılımcılara üretim sürecinde karşılaşılabilecek riskler, güvenli çalışma yöntemleri ve koruyucu ekipman kullanımı hakkında detaylı bilgilendirme yapılıyor. Mersin’in yerel lezzetlerini, katma değeri yüksek ürünler haline getirmeyi amaçlayan eğitimlerde, tüketicilerin güvenli gıdaya ulaşması da hedefleniyor. ATÖLYE ALANINDA, ÜRETİME YÖNELİK GENİŞ BİR TEKNİK ALTYAPI BULUNUYOR Atölyede kurulu olan alan ve makine ekipmanlar; ortak kullanım, eğitim ve üretim faaliyetleri kapsamında değerlendirilerek yurttaşların hizmetine sunuluyor. Atölye alanında; kan portakalı işlemlerinde kullanılan araçların yanı sıra, hamur yoğurma ve yufka makinesi, mayalı ürün ve erişte üretim ekipmanları, reçel, marmelat ve nar ekşisi yapımında kullanılan pişirme kazanları gibi geniş bir teknik altyapı bulunuyor. Yerel ürünleri tanıtırken sıfır atık yaklaşımını da göz önünde bulunduran eğitimlerde, üretimde atık oluşumunun azaltılması da sağlanıyor. Hamzabeyli başta olmak üzere Işıktepe, Çukurkeşlik, Çavak, Çamlıdere ve Karahacılı mahallelerinde tarımsal üretim yapan kadınlar; kendi yetiştirdikleri ürünleri atölyeye getirerek, Büyükşehir’e ait makine ve ekipmanları teknik personel gözetiminde kullanabilecek. Atölyeyi kullanmak isteyenler, 0 538 574 42 14 ve 0 324 533 26 08 numaralı telefonlar üzerinden randevu alabilecek. Proje kapsamında; Hamzabeyli ve çevre mahallelerde ikamet eden kadınlara duyuru yapılarak, her ayın son cuma günü teknik eğitimler verilecek. Eğitim programı arasında; Makine Ekipman Kullanımı, İş Sağlığı ve Güvenliği, Personel Hijyeni, Gıda Okuryazarlığı ile Nar Ekşisi Üretimi gibi başlıklar yer alıyor. Ayrıca randevu alan vatandaşlara yönelik; 10 kişilik kontenjanla sınırlı olmak üzere, ayın ilk ve son haftasına denk gelen çarşamba günleri, uygulamalı atölyeler düzenlenecek. KARACAN: “KURUTMADAKİ AMACIMIZ, KAN PORTAKALININ KATMA DEĞERİNİ DAHA DA ARTIRMAK” Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı kurutma eğitimi hakkında bilgi veren Gıda Teknikeri Ayşegül Tor Karacan, “Atölyedeki amacımız, kan portakalını 12 ay boyunca tüketilebilir katma değeri daha da yüksek bir ürüne dönüştürmek. Atölyeye katılan vatandaşlarımız kentten kırsala gelerek, kan portakalının yetiştiği ortamı da görme fırsatı buluyor. Atölyemizde ürünlerin yıkanması, dilimleme kalınlıkları, kurutma sıcaklığı ve süresi, paketleme, etiketleme ve muhafaza koşulları ile ilgili teknik bilgiler veriliyor” sözlerini kaydetti. Atölyede profesyonel ekipmanların kullanıldığını sözlerine ekleyen Karacan, “Atölyemiz her yönüyle çok güzel geçti. Genel olarak insanlar çok isteklilerdi ve ‘Bizler de ürün getirip burada üretim yapabilir miyiz?’ diye sordular” dedi. ÜRETİCİ KADINLAR, BÖLGE EKONOMİSİNİN VE YEREL KALKINMANIN BİR PARÇASI OLUYOR Coğrafi İşaret Tescilli Mersin Kan Portakalı kurutma eğitimine kızı ile birlikte katılarak, niş ürünler hakkında bilgi sahibi olma fırsatı yakaladığını belirten Berrin Gülerer, “Atölyede çok güzel tanıtımlar yapıldı ve kullanacağımız bilgileri aldık. Mersin hakkında bilmediğimiz bir sürü şeyi öğrendik. Tüm kadınlara tavsiye ediyoruz. Böyle etkinlikleri kaçırmayıp katılsınlar. El emeğiyle doğradığımız kan portakallarımızı, fırınlara kendi ellerimizle koyduk. Her şey çok güzeldi. Büyükşehir Belediyemize teşekkür ediyoruz” diye konuştu. Tarım sektöründe çalışan ve narenciyeyle ilgilendiğini dile getiren Aysel Oğuz, “Kan portakalı gerçekten bölgemiz için çok önemli bir ürün. Bu ürünün yurt dışında tanıtımı için, elimizden geleni yapmamız gerekiyor. Ama öncelikle bunu kendi halkımıza tanıtmamız gerekiyor. Bu imkanları sağlayan belediyemize çok teşekkür ediyorum. Portakalların hangi şartlarda ve nasıl kurutulacağını, özelliklerini çok güzel anlattılar” ifadelerini kullandı. Atölyenin eğitici olduğu kadar eğlenceli de geçtiğini belirten Selin Tandik, “Kan portakalı gibi niş bir ürünün, kurutma aşamasıyla yeni bir ürüne dönüştürülmesi ve bundan gelir elde edilmesi gerçekten çok güzel. Böyle bir ortamın belediye tarafından sağlanıp desteklenmesi de çok kıymetli. Köylerdeki yaşamın devam edebilmesi için çok fazla desteğe ihtiyaç var. Desteklenmesi gereken bu projeler için Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne çok teşekkür ediyorum” sözlerine yer verdi.

Çukurova’da baraj kapakları açıldı, tarım arazileri sular altında kaldı Haber

Çukurova’da baraj kapakları açıldı, tarım arazileri sular altında kaldı

Türkiye’nin en sıcak illerinden Adana’da bu sene yaşanan aşırı yağışlar ve ani sıcaklık artışıyla eriyen karlar, Seyhan Barajı'ndaki su seviyesini kritik noktaya taşıdı. Baraj kapaklarının kontrollü olarak açılmasıyla Yüreğir ilçesindeki birçok tarla ve narenciye bahçesi sular altında kalırken, oluşan manzara dron kameralarına yansıdı. Bölgedeki son durumu değerlendiren Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, yağış miktarının olağanüstü boyutlarda olduğuna dikkat çekerek "2026’nın Ocak ayından bugüne kadar, son bir ayda inanın ki bir yıllık yağış düştü" ifadelerini kullandı. "CEYHAN NEHRİ TEHLİKE SAÇIYOR" Havaların ısınmasıyla dağlardaki kar kütlelerinin eridiğini ve barajların tam kapasiteye ulaştığını belirten Doğan, yaşanan süreci şu sözlerle anlattı: "Havaların bir sıcak, bir yağmurlu olmasıyla dağlardaki yoğun kar kütleleri eridi. Yedigöze Barajı, altındaki Çatalan Barajı ve onun altındaki Seyhan Barajı tam kapasitenin üzerine çıkınca yetkililer uyarı yaparak kapakları açmak zorunda kaldı. Önce saniyede 500 metreküp, ardından 700-800 metreküp su salındı. Dün itibarıyla Aslantaş Barajı'nın kapakları da açıldı ve şu an Ceyhan Nehri tehlike saçıyor." "DEVASA BİR ZARARIN EŞİĞİNDEN DÖNÜLDÜ" Suların ırmak yataklarındaki setleri aşmamasının büyük bir felaketi önlediğini vurgulayan Başkan Doğan, çiftçinin yağışlar nedeniyle ekim yapamamasının ise şans eseri zararı azalttığını belirtti. Doğan, "Aslında bu sel suları Mart ortası olsaydı buralara karpuz, kavun, domates ve biber ekilmiş olacaktı. Ocak ve Şubat ayları çok yağışlı geçtiği için çiftçimiz tarlaya girip ürün ekemedi. Yağışlar ekimi engellediği için bu ürünlerdeki devasa bir zararın eşiğinden dönülmüş oldu" şeklinde konuştu. "SULAR ÇEKİLMEZSE AĞAÇLAR VERİM VERMEYECEK" Mevcut durumda hasadı yapılmamış ürünlerin risk altında olduğunu hatırlatan Doğan, "Setler yarılıp ovaya su taşsaydı sıkıntımız çok daha büyük olacaktı. Şu an ırmak yatağındaki bahçelerde hasadı yapılmamış greyfurt ve geç hasat edilen portakallar sular altında. Sular uzun süre çekilmezse narenciyenin kökleri hava alamayacağı için bitki gelişimi duracak ve yıl ağaçlar verim vermeyecek" uyarısında bulundu. "BARAJ 10 METRE YÜKSELTİLSEYDİ BU SORUN YAŞANMAZDI" Bölgenin iklim değişikliğinden sert şekilde etkilendiğini ifade eden Mehmet Akın Doğan, kalıcı çözüm için Çatalan Barajı'nı işaret etti. Yetkililere ve devlete çağrıda bulunan Doğan sözlerini şöyle tamamladı: "Bölgemizde aşırı sıcakta kuraklık, soğukta don, yağışta ise sel riski yaşıyoruz. Aslında bunun çok net bir önlemi var. Çatalan Barajı'nın gövdesi 10 metre daha yükseltilmiş olsaydı, bugün yağan bu yağmurları ve kar sularını rahatlıkla depolayabilecek, bu sel felaketini hiç yaşamıyor olacaktık. Zarar gören çiftçilerimizin Tarım İlçe Müdürlüklerine başvurularını yapmalarını bekliyoruz. Devletimizden de bu zor günlerde çiftçimize yardım eli uzatmasını talep ediyoruz."

Baraj tahliyesi sonrası tarım arazilerinde su yayılımı tespiti Haber

Baraj tahliyesi sonrası tarım arazilerinde su yayılımı tespiti

Adana’da etkili olan yoğun yağışların ardından baraj güvenliğinin sağlanması ve il merkezinin taşkın riskine karşı korunması amacıyla Seyhan Barajı’ndan gerçekleştirilen su tahliyesi sonrası bazı tarım alanlarında su baskınları meydana geldi. Tahliye sürecinde Mersin Tarsus’a bağlı Kefeli, Çöplü ve Baharlı mahallelerindeki tarımsal alanlarda da su yayılımı meydana geldi. Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri ise su altında kalan sahada gözlem ve tespit çalışmaları yaptı. Yapılan incelemelerde, suyun yayıldığı alanların büyük bölümünün 4373 Sayılı Kanun kapsamında “Taşkın Sahası” olarak belirlenen bölgeler içerisinde yer aldığı tespit edildi. İncelemeler sırasında Mersin İl Tarım ve Orman Müdürü Erdem Karadağ’ın yanı sıra Tarsus İlçe Müdürü Mustafa Ateş, Koordinasyon ve Tarımsal Veriler Şube Müdürü Serkan Şık ile teknik ekipler yer aldı. Mersin İl Tarım ve Orman Müdürü Karadağ, “Adana’da yaşanan yoğun yağışlar sonrası baraj güvenliğinin sağlanması amacıyla gerçekleştirilen tahliye sürecinin ilçemizde oluşturduğu etkileri yerinde görmek üzere sahada inceleme yaptık. Önceliğimiz üreticilerimizin mağduriyet yaşamaması ve sürecin en sağlıklı şekilde yönetilmesidir. Teknik ekiplerimiz gerekli tespit çalışmalarını titizlikle yürütmektedir. Devletimiz tüm imkânlarıyla üreticilerimizin yanındadır ve süreci yakından takip etmeye devam edeceğiz.” dedi.

Tarımsal girdi maliyetleri 2025'i yükselişle kapattı: Veteriner harcamaları zirveye yerleşti Haber

Tarımsal girdi maliyetleri 2025'i yükselişle kapattı: Veteriner harcamaları zirveye yerleşti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), tarım sektöründeki maliyet baskısını gösteren 2025 yılı Aralık ayı Tarımsal Girdi Fiyat Endeksi (Tarım-GFE) verilerini kamuoyuyla paylaştı. Veriler, tarımsal üretim maliyetlerinin yıl sonunda ivme kazandığını ortaya koyuyor. Özellikle hayvancılık sektörünü yakından ilgilendiren veteriner harcamalarındaki artış, hem aylık hem de yıllık bazda tüm kalemlerin önüne geçti. YILLIK MALİYET ARTIŞI %33 SEVİYESİNİ GEÇTİ Tarım-GFE verilerine göre, 2025 yılının son ayında endeks bir önceki aya kıyasla yüzde 1,30 oranında artış gösterdi. Yıllık tabloya bakıldığında ise maliyetlerdeki yükseliş çok daha belirgin hale geldi. Bir önceki yılın Aralık ayına göre kaydedilen yüzde 33,15'lik artış, on iki aylık ortalamalara göre yüzde 32,50 olarak gerçekleşti. Bu durum, tarımsal girdilerdeki fiyat baskısının yıl boyunca istikrarlı bir şekilde sürdüğünü kanıtlıyor. VETERİNER HARCAMALARI ÜRETİCİYİ ZORLUYOR Endeksin alt kırılımları incelendiğinde, en çarpıcı yükseliş veteriner harcamalarında gözlendi. Veteriner masrafları, yıllık bazda yüzde 72,78 artış göstererek maliyetlerin en çok katlandığı grup oldu. Bu kalemdeki yükseliş Aralık ayında da durmadı; aylık bazda yüzde 6,43'lük artışla yine en yüksek değişim bu grupta yaşandı. Hayvan sağlığı giderlerindeki bu keskin yükseliş, hayvansal üretim yapan işletmelerin bütçesini doğrudan etkiledi. YATIRIM VE HİZMET GRUPLARINDAKİ SON DURUM Ana gruplar bazında yapılan analizde, tarımda kullanılan mal ve hizmet endeksinin aylık yüzde 1,14 arttığı görüldü. Tarımsal yatırıma katkı sağlayan mal ve hizmetlerdeki artış ise aylık yüzde 2,28 olarak hesaplandı. Yıllık bazda incelendiğinde ise tarımda kullanılan mal ve hizmetlerde yüzde 34,48'lik bir artış yaşanırken, yatırım amaçlı harcamalar yüzde 25,56 oranında yükseldi. Bu veriler, üretimde kullanılan temel girdilerin yatırım kalemlerine göre daha hızlı pahalandığını gösteriyor.

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız Haber

Gürer: Gençlerin tarımı 'Geçim kapısı' görmesi sağlamalıyız

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de tarımsal üretimle uğraşanların yaş ortalamasının giderek yükseldiğine dikkat çekerek, bu durumun önümüzdeki yıllarda üretimin sürdürülebilirliğini ciddi biçimde tehdit edebileceğini vurguladı. Genç çiftçilerin üretimde kalmasını teşvik edecek yasal düzenlemelere ihtiyaç olduğunu belirten Gürer, bu kapsamda hazırladığı kanun teklifini Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sundu. Artan girdi maliyetleri, finansmana erişimde yaşanan güçlükler, yetersiz tarımsal gelirler ve kırsal nüfusun hızla yaşlanması gibi yapısal sorunların tarım sektörünü çıkmaza sürüklediğini ifade eden Gürer, özellikle genç nüfusun tarımdan uzaklaşmasının yalnızca bugünü değil, Türkiye’nin gelecekteki gıda güvencesini de riske atabileceği uyarısında bulundu. “GENÇLER TARIMI GEÇİM KAPISI OLARAK GÖREMİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Gençler araziye ulaşamıyor, yüksek kredi maliyetleriyle karşı karşıya kalıyor. Sosyal güvenlik ve sigorta primleri ağır bir yük oluşturuyor. Üstelik tarımdan elde edilen gelir sürdürülebilir değil. Bu teklif sosyal yardım mantığıyla değil, üretimi önceleyen bir tarım politikası anlayışıyla hazırlandı” ifadelerini kullandı. Kamuya ait tarıma elverişli tarım alanlarının genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı ile tahsis edilmesini önerdiklerini aktaran Gürer, bu yolla gençlerin en temel sorunlarından biri olan tarım alanına erişim engelinin aşılmasının hedeflendiğini söyledi. “GENÇ ÇİFTÇİYE FAİZSİZ KREDİ DESTEĞİ SAĞLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, finansman sorununa da doğrudan çözüm getirdiklerini belirterek, genç çiftçilere bitkisel üretimden hayvancılığa, seracılıktan su ürünleri yetiştiriciliğine kadar geniş bir yelpazede faizsiz kredi imkânı sağlanmasını öngördüklerini kaydetti. Ayrıca genç çiftçilerin üretimde kaldıkları süre boyunca sosyal güvenlik primleri ile tarım sigortası primlerinin tamamının ya da belirli bir bölümünün devlet tarafından karşılanmasının, üretim maliyetlerini ciddi biçimde azaltacağını ifade etti. “ÜRETMEYENE DEĞİL, ÜRETENE DESTEK” Kanun teklifinde denetim ve izleme mekanizmalarına da özel önem verdiklerini belirten CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, desteklerin yalnızca tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak yapan genç çiftçilere sağlanacağını vurguladı. Üretimin sona ermesi, arazinin amacı dışında kullanılması ya da şartların kaybedilmesi halinde desteklerin kesileceğini ve kamu tarım alanlarının geri alınacağını ifade etti. Bu yaklaşımın, kamu kaynaklarının etkin ve amacına uygun kullanımını sağlayacağını belirten Gürer, “Üretmeyene değil, üretene destek” anlayışını esas aldıklarını dile getirdi. “BU TEKLİF GIDA ARZ GÜVENLİĞİ İÇİN ZORUNLUDUR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, kanun teklifinin yalnızca genç çiftçileri değil, tüm toplumu ilgilendirdiğini vurgulayarak, genç nüfusun tarım sektörüne kazandırılmasının, kırsal alanların ekonomik ve sosyal olarak güçlendirilmesinin ve tarımsal üretimde sürekliliğin sağlanmasının ülkenin gıda arz güvenliği açısından zorunlu olduğunu ifade etti. GÜRER’İN KANUN TEKLİFİ CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer’in TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifi şöyle: MADDE 1- 18/4/2006 tarihli ve 5488 sayılı Tarım Kanunu’na aşağıdaki ek madde eklenmiştir. “Genç çiftçilere üretime bağlı destekler EK MADDE 2- Tarımsal üretimin sürekliliğinin sağlanması, genç nüfusun tarım sektöründe istihdamının teşvik edilmesi ve kırsal alanların ekonomik ve sosyal yönden güçlendirilmesi amacıyla; on sekiz yaşını doldurmuş ve otuz yaşını doldurmamış, tarımsal üretimi fiilen ve sürekli olarak gerçekleştiren gerçek kişilere, üretim faaliyetlerini kesintisiz sürdürdükleri müddetçe aşağıda belirtilen destekler sağlanır. a) Arazi desteği: Hazineye, özel bütçeli idarelere veya kamu tüzel kişilerine ait olup tarımsal üretime elverişli olan arazilerden uygun görülenler, genç çiftçilere bedelsiz kullanım hakkı verilmek suretiyle tahsis edilebilir. Tahsis süresi, tarımsal üretimin fiilen devam etmesi şartına bağlıdır. Üretimin kesintiye uğraması, terk edilmesi veya arazinin amacı dışında kullanıldığının tespiti hâlinde, tahsis herhangi bir işleme gerek kalmaksızın iptal edilir ve taşınmaz derhâl kamuya geri alınır. b) Faizsiz kredi desteği: Genç çiftçilere; bitkisel üretim, hayvancılık, su ürünleri yetiştiriciliği, seracılık ve tarıma dayalı diğer üretim faaliyetlerinde kullanılmak üzere kamu bankaları aracılığıyla faizsiz kredi kullandırılabilir. Krediye ilişkin üst limitler, vade süreleri, geri ödeme koşulları ve teminat esasları; Tarım ve Orman Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından müştereken belirlenir. c) Sigorta ve sosyal güvenlik desteği: Genç çiftçilerin, bu madde kapsamında yürüttükleri tarımsal üretim faaliyetleri süresince; 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu uyarınca ödemekle yükümlü oldukları sosyal güvenlik primleri ile 14/6/2005 tarihli ve 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında yaptırılan tarım sigortası primleri, tamamı veya belirlenen oranı kadar devlet tarafından karşılanabilir. Bu madde kapsamında sağlanan desteklerden yararlanılabilmesi için, genç çiftçinin tarımsal üretimi fiilen gerçekleştirdiğinin; tarımsal kayıt sistemleri, resmi belgeler ve yerinde denetimler yoluyla tespit edilmesi zorunludur. Üretim faaliyetinin sona erdiğinin veya şartların kaybedildiğinin tespiti hâlinde, sağlanan tüm destekler durdurulur. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar; başvuru şartları, denetim ve izleme mekanizmaları, desteklerin kesilmesi, geri alınması ve diğer hususlar dâhil olmak üzere Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.” MADDE 2- Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer. MADDE 3- Bu Kanun hükümlerini Cumhurbaşkanı yürütür.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.