#TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş

İLKHABER-Gazetesi - TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu yayımlandı Haber

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu raporu yayımlandı

Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun 18 Şubat 2026 tarihinde gerçekleştirdiği 21’inci toplantısında yapılan oylamada, nitelikli çoğunlukla kabul edilen komisyon raporu, TBMM’nin internet sitesinde yayımlandı. Yayımlanan raporun takdimini TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş kaleme aldı. TBMM Başkanı Kurtulmuş, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmaları Türkiye Büyük Millet Meclisinin temsil gücü ve demokratik meşruiyeti içerisinde yürütülen, toplumsal barışın, birliğin ve milli dayanışmanın güçlendirilmesine yönelik tarihi sorumluluğun bir yansımasıdır, ifadesidir. Halkımızın uzun yıllar boyunca ağır bedeller ödeyerek karşı karşıya kaldığı sorunlar, Gazi Meclisimizin yasa yapıcı ve denetleyici niteliğiyle ele alındığında kalıcı bir çözüm ufku kazanmaktadır" dedi. "BUGÜN TERÖR MESELESİNDE TARİHİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ" Terör meselesinde tarihi bir dönemden geçildiğini vurgulayan Kurtulmuş, meclisin üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlendiğini vurguladı. Türkiye’nin terörden dolayı ödediği bedellerden bahseden Kurtulmuş, "Bugün terör meselesinde tarihi bir dönemden geçiyoruz. Bu süreçte milli iradenin tecelligahı olan Gazi Meclisimiz üzerine düşen vazifeyi tereddütsüz bir biçimde üstlenmiştir. On yıllardır ülkemizin enerjisini ve kaynaklarını tüketen ve ülke olarak ağır bedeller ödediğimiz terör eylemleri, kalkınma ufkunu daraltmış, sosyal bağları örselemiş ve siyaseti sadece güvenlik reflekslerine sıkıştırmıştı. Bölgemizde bugün yaşanan istikrarsızlık, adaletsizlik ve demokratikleşme sorunları emperyal müdahalelerin bıraktığı derin izlerin birer sonucudur. Bu müdahalelere bizim cevabımız ise daha fazla kardeşlik ve daha fazla bütünleşmedir" ifadelerini kullandı. "ŞEHİTLERİMİZİ RAHMETLE, GAZİLERİMİZİ HÜRMET VE MİNNETLE YAD EDİYORUM" Bölge istikrarı ve toplumsal barış için bu sürece emek veren herkese teşekkür eden Kurtulmuş, şunları kaydetti: "Milletimizin huzuru, bölgemizin istikrarı ve toplumsal barış ülküsü için sivil toplumda, siyasette ve halkımıza hizmetin farklı alanlarında emek veren her biri kıymetli insanlarımızı şükranla; ortak vatanımızın esenliği uğruna canını veren şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi hürmet ve minnetle yâd ediyorum. Aziz hatıraları; atacağımız her adımda, insan onuruna, adalete ve ortak geleceğimize karşı taşıdığımız sorumluluğu, hepimize daha güçlü biçimde hatırlatmaya devam edecektir." KOMİSYON ÇALIŞMALARI Yayımlanan raporun ikinci kısmında komisyon çalışmalarından bahsedildi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunda ele alınan "Terörsüz Türkiye" hedefinin, esasında dönemsel bir söylem ya da konjonktürel bir hamle değil, devlet politikası olduğu vurgulandı. Vatandaşların ortak geleceğini garanti altına alan bir yaklaşımın sonucu olduğu vurgulanan raporda, daha önce de bu sorunun çözümü çokça denenmiş fakat çeşitli nedenlerle sonuçlandırılamamış olduğu vurgulandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Başbakanlığı döneminde özellikle 2009 ve 2013 yıllarındaki çözüm gayretlerinde yürütme organı merkezli inisiyatifler belirleyici olduğuna dikkat çekilerek, geçmiş teşebbüslerde geniş tabanlı dinleme zeminini ve nitelikli çoğunlukla ortak kanaat üretecek kurumsal bir Meclis mekanizmasını işletmek mümkün olmadığı ifade edildi. Bu sürece katkı veren herkesin, bu memleketin mayasında kardeşlik olduğunu gösterdiği vurgulanan raporda, "Tüm bu kayıpların ötesinde en ağır bedel şüphesiz ki canla ödenmiştir. Manevi kayıplar unutulmaz acılarımızdır. Her biri ayrı bir ailenin ocağına düşen şehitlerimizin, her biri bir ömrü feda eden gazilerimizin acısı her daim tazedir. Canları pahasına bu vatanı savunan tüm kahramanlar, sürecin manevi mimarlarıdır. Bu istikamette atacağımız her adımda, onların emanetine sadakatle bağlı kalacağımızı ilan ediyoruz. İnanıyoruz ki bu sürece katkı veren herkes, bu memleketin mayasında kardeşlik olduğunu göstermiştir ve gösterecektir denildi. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE" HEDEFİ Terörsüz Türkiye hedefinin detaylarından bahsedilen raporda, Terörsüz Türkiye hedefinin terörsüz bir bölge demek olduğu vurgulanarak, şunlar kaydedildi: "Bu hedef tam manası ile başarıya ulaştığında, Komisyon çalışmalarımız tüm yönleriyle, ‘Türkiye Modeli’ olarak literatüre geçecektir. Komisyonun çalışmaları, fesih ve örgütün silah bırakması yönünde oluşan kararın olgunlaşmasıyla birlikte, idari ve hukuki düzenlemelerin nasıl bir çerçeveye oturtulması gerektiği konusunu gündemine almıştır. Silahlı terör örgütünün varlığının sona erdirilmesinin güvenilir biçimde tespiti ile birlikte eş zamanlı olarak kamu düzeninin korunması, hak ve hürriyetlerin genişletilmesi, toplumsal bütünleşmenin güçlendirilmesi ve adalet duygusunun tahkimi gibi başlıca konular öncelikle ele alınacaktır. Komisyon; millet adına çözüme ulaştırılacak sorunların müzakeresi, üzerinde uzlaşılan teklif ve tavsiyelerin Türkiye Büyük Millet Meclisine iletilmesi ve bahse konu süreçlere millet adına vaziyet etmek için görev yapmıştır. Komisyonumuz, on yıllardır ülkemizin enerjisini tüketen ve kardeşi kardeşten uzaklaştırmaya çalışanların provoke ettiği bir meseleye yeni bir gözle bakma iradesinin yansımasıdır. Bu çerçevede Terörsüz Türkiye, esasında terörsüz bir bölge demektir. Bu hedef, aynı zamanda bölgenin barış ve esenliğine odaklı bir vizyon olarak tezahür etmiştir." KOMİSYONDA DİNLENEN KİŞİLERİN MUTABAKAT ALANLARI Raporda komisyonda dinlenilen kişileri mutabakat alanları aktarıldı. Raporda ortak zemin, ayrıca toplumsal rıza ve sürecin toplumca sahiplenilmesi konusunda geniş bir mutabakat bulunduğunu, katılımcılık, şeffaflık ve kapsayıcılık ilkelerinin siyaset kurumu, sivil toplum ve akademi çevrelerince güçlü biçimde desteklendiğini ortaya koyduğu ifade edildi. Dile getirilen görüşlerde öne çıkan bir diğer husus, sürecin sadece güvenlik ve örgütün tasfiyesi ekseninde ele alınmaması gerektiğini vurgulayan bütüncül yaklaşım olduğu belirtilen raporda, "Demokratikleşme, eşit yurttaşlık, hak ve özgürlüklerin güvenceye alınması ile ekonomik kalkınma boyutlarının birlikte düşünülmesi beklenmektedir. Süreç boyunca sıklıkla işaret edilen bir diğer konu, hukuki düzenleme ihtiyacı, silah bırakma ve devamındaki sürecin yönetimi yanında hukuk devleti ve demokratikleşme başlıklarındaki talepler olmuştur. Uluslararası ve bölgesel boyutun önemi, iç huzurun güçlenmesiyle bölgesel istikrarın desteklenmesi ve küresel adalet arayışında Türkiye’nin siyasal ağırlığının artması perspektifiyle, ortak zeminin tamamlayıcı unsuru olarak öne çıkmaktadır" ifadelerine yer verildi. TERÖR ÖRGÜTÜ PKK’NIN KENDİSİNİ FESHETMESİ VE SİLAH BIRAKMASI Raporda, fesih ve silah bırakmanın istihbarat-güvenlik birimlerince sınırlar dışındaki durumlar dahil tespiti, kamuoyuna yapılan beyanlarla sınırlı bir alan olmadığına dikkat çekildi. Beyanların takip ve teyitle anlam kazanacağının aşikar olduğu belirtilen raporda, silah bırakmanın istihbarat ve güvenlik birimlerince tespiti, ölçülebilir kriterlerle icra edileceği ve bu tespitin, sahadaki doğrulama süreçleriyle desteklenerek kamu düzeni açısından öngörülebilirlik sağlayacağı ifade edildi. SONUÇ VE DEĞERLENDİRME Raporun sonuç ve değerlendirme bölümünde ise, milli iradenin denetim ve imkanlarının aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koyduğu vurgulanarak, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclisin temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkânlarını aynı zeminde buluşturan bir örneklik ortaya koymuştur. Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaat, şiddet ve terörle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması gerektiği yönündedir. Tam demokrasiye dayanan yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılacağı değerlendirilmektedir. Komisyon raporu, idari ve hukuki düzenlemeler için yol gösteren bir çerçeve ortaya koyarken, toplumla uyum adımlarının ertelenemez bir alan olduğunu hatırlatmaktadır. Siyasetin görevi, toplumun farklı seslerini ortak geleceğin dilinde buluşturmaktır" denildi. "TÜRKİYE MODELİ’NİN EN KIYMETLİ KAZANIMI SAĞLAM ZEMİNLER ÜZERİNDE YÜKSELECEKTİR" Türkiye Modeli’nin kıymetli kazanımlarından bahsedilen raporda, "Milletin vicdanıyla, aklıyla ve irfanıyla yürüyen bu süreç, kalıcı sonuç üreterek; kardeşlik, birlik ve bütünleşme temelli bir vatandaşlık anlayışıyla güçlendiğinde, ‘Türkiye Modeli’nin en kıymetli kazanımı olan iç huzur, sağlam zeminler üzerinde yükselecektir" ifadelerine yer verildi. "KOMİSYONUMUZ, TÜRKİYE’NİN BARIŞLA VE KARDEŞLİKLE GÜÇLENECEĞİNİ GÖSTERMİŞTİR" Komisyonunun, Türkiye’nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini gösterdiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: "Demokratik, çoğulcu ve herkesin kendini ait hissettiği bir Türkiye’yi hep birlikte büyük bir çabayla inşa etmek için hakikatin göz ardı edilmediği, duyguların inkar edilmediği ve siyasetin çözüm üretme cesareti gösterdiği bir anlayışın benimsenmesi hayati önemdedir. Komisyonumuz, Türkiye’nin barışla, bütünlükle, demokrasiyle ve kardeşlikle güçleneceğini göstermiştir. Canları ve kanları pahasına vatanımız için hayatlarını hiçe sayan şehitlerimizin aziz hatırası ve gazilerimizin kardeşlik iradesi, milli bütünlüğümüzün sarsılmaz teminatıdır. Oluşan müşterek kanaat, sürecin kamu düzenini koruyan, hak ve hürriyetleri genişleten, toplumsal rızayı büyüten ve ortak geleceği kurumsal bir disiplin içinde taşıyan bir yol üzerinde ilerlemesi yönündedir. Bu rapor, çalışmaların ve gelen raporların tümünden süzülen birikimi ve ortak aklı, izleyen dönemde atılacak adımlara rehberlik edecek bir çerçeve hâlinde dikkatlere sunmaktadır. Bundan sonraki safhada, tespit ve takip mekanizmalarının öngörülebilirliği, idari ve hukuki düzenlemelerin açıklığı, toplumsal uyum adımlarının kapsayıcılığı ve Meclis denetiminin sürekliliği belirleyici olacaktır." Komisyon olarak yürütülen çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmeleri içeren raporun kamuoyuna sunulduğu açıklanarak, "Komisyonun ortaya koyduğu yaklaşım, ortak gelecek hedefini ortak projelerle güçlendiren, bölgesel kalkınmayı hızlandıran, sosyal bağları onaran ve ayrıştırıcı senaryoların zeminini daraltan bir bütünleşme üretmeyi esas almaktadır. Böylelikle ortak gelecek hedefimiz, millî iradenin gözetiminde kurumsal teminat kazanacaktır. Türkiye Modeli, meşruiyet, istikrar ve toplumsal barış üreten bir çerçeveye dönüşecektir. Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu olarak yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde hazırlanan öneri ve değerlendirmelerimizi içeren raporumuz, yasa çalışmalarında esas alınmak üzere siyasi partilerin ve kamuoyunun takdirlerine saygıyla sunulmaktadır" denildi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Yaptığınız işler demokrasimize katkı sağlıyor Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Yaptığınız işler demokrasimize katkı sağlıyor

Bir dizi temas için Adana'ya gelen TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, bir otelde sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi. Kurtulmuş, yaptığı konuşmada, "Demokrasi sadece dört yıldan dört yıla, beş yıldan beş yıla veya belli aralıklarla sandığa gidip oy vermekten ibaret değildir. Demokrasinin en önemlisi seçimden sonraki süreçte de fikirlerini, kamuoyunun görüşlerini, halkın taleplerini ve siyasete yansıtma ve topluma karşı vazifelerini yerine getirmekle yükümlü olan sivil toplum kuruluşlarının da demokrasinin önemli, en önemli bileşenlerinden birisi olduğunun altını çizmek isterim. Bu çerçevede yaptığınız iş hangi alanda sivil toplum gerçekleştiriyor olursanız olun aslında yaptığınız iş Türkiye demokrasisini güçlenmesine katkı sunmaktır. Bu çerçevede biz de siyasi hayatımız boyunca gittiğimiz şehirlerde dostlarımızın farklı sevgi ve düşüncelerini dinlemek onlarla birlikte memleket meselelerine müzakere etmek ve önümüzde somut bazı hedefleri koyabilmek için bu tür toplantıları gerçekleştirdik" diye konuştu. "Bölgeye ve dünyaya yön verecek siyaseti ve fikirleri ortaya koymak Türkiye'nin temel sorumluluklarındandır" Önemli bir dönemeçten geçildiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Türkiye Cumhuriyeti'mizin 102. yıl dönümünü geride bıraktık. Bir asrı nice başarılarla, nice büyük mücadelelerle, nice yokluklarla, nice yoksulluklarla ama şanla şerefle geride bıraktık. Şimdi önümüzde çok daha güçlü hedeflerin koymamız gereken cumhuriyetin ikinci asrı ya da sözü güçlü, gücü tesirli Türkiye'nin yüz yılı olarak ifade ettiğimiz yeni bir dönemin kapıları açılmıştır. Bu süreçte Türkiye olarak tabii ki tek başına değiliz. Artık günümüz dünyasında hiçbir ülkenin, hiçbir bölümün kapılarını kapatarak dünyadan kendisini soyutlaması mümkün değildir. Hele hele yüksek teknolojilerin bu kadar egemen olduğu, dünyada bilginin ve enformasyonun bu kadar hızlı yayıldığı bir dönemde dünyanın öteki ucunda gerçekleşen bir olayı 2-3 dakika içinde bizi de etkilendiğini düşünürseniz, hiçbir şekilde kulaklarımızı da kapılarınızı da dünyada gelişmelerde uzak tutmak mümkün değil. Dolayısıyla bu süreçte iki temel noktada tavırların farklılaşacağını ifade etmek isterim. Ya etkin olarak yeni tabiriyle proaktif olarak karşılaştığımız sorunları hatta karşılaşacağımız sorunları çözmeye niyet edeceğiz. Ya da pasif bir şekilde başkalarının programının bir parçası haline geleceğiz. Hiç şüphesiz Türkiye gibi güçlü bir ülkeye, Türk milleti gibi büyük bir milleti, güçlü bir şekilde aktif olarak olayların önünden geçmek ve olay yönlendirmek düşer. Bunun için dünyada olup biteni çok iyi anlamak ve özellikle bölgemizdeki gelişmelerin hiçbir şekilde gerisinde kalmamak önünde gitmek ve hatta bölgeye ve dünyaya yön verecek siyaseti ve fikirleri ortaya koymak Türkiye'nin temel sorumluluklarındandır" şeklinde konuştu. Özellikle bu dönemde dünyada fevkalade büyük değişimlerin yaşandığı bir süreci idrak ettiklerinin altını çizen Kurtulmuş, "Ekonomi değişiyor, güç dengeleri değişiyor, siyaset değişiyor. Teknoloji çok hızlı değişiyor. Hatta tüm bunlara bağlı olarak sosyal hayattaki alışkanlıkları çok köklü bir şekilde değiştiğini hep beraber her gün yaşıyoruz. Gençlerin, toplumların beklentileri ve talepleri değişiyor. Bütün bunlarda Türkiye olarak bizim etken bir şekilde, ön açıcı bir şekilde önümüze konulan meseleleri çözmek ve bütün bunlarla birlikte güçlü büyük Türkiye olarak sağlam bir şekilde yürümek zorundayız" diyerek sözlerini tamamladı.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, sadece kendi sınırlarından ibaret değil Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye, sadece kendi sınırlarından ibaret değil

TBMM’de düzenlenen “Küresel ve Bölgesel Değişimlerin Işığında Türkiye’de Millî Güvenlik Mimarisinin Yeniden Düşünülmesi” programında konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, ekonomik, siyasi ve sosyal alanlarda yaşanan köklü değişimlerin yalnızca Türkiye’yi değil, tüm dünyayı etkilediğini vurguladı. Kurtulmuş, gıda ve enerji güvenliğinden iklim değişikliklerine kadar tüm bu çok katmanlı süreçlerin millî güvenlik mimarisinde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Türkiye'nin demokratik olgunluğu, devlet tecrübesi ve bölgesel gelişmelere karşı ortaya koyduğu proaktif yaklaşımlarla hareket eden bir ülke olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Bu değişimlerin içerisinde göz ardı etmemiz gereken bir başka husus ise; Türkiye'nin sahip olduğu bölgesel barış, küresel adalet perspektifidir. Türkiye, bölgedeki bütün çatışmaların durdurulabileceği ya da en azından tehir edilebileceğine inanmaktadır ve bunun için de aktörlerin tamamıyla irtibatını sürdürerek yoluna devam etmektedir. Örneğin hala bir uzlaşma ihtimali bulunan Rusya ve Ukrayna arasındaki krizde Türkiye'nin takındığı tavırdır" dedi. "Türkiye, Türkiye'den ibaret değildir" Türkiye'nin Filistin davasına her zaman destek verdiğinin altını çizen Kurtulmuş, "Türkiye'nin çabaları sayesinde Filistin davasının uluslararası platformalarda konuşulduğunu ve sonuç alındığını dile getirdi. Kurtulmuş, milli güvenlik meselesinin yalnızca silahlı kuvvetlere bırakılamayacağını vurgulayarak, "Türkiye kültürel gücünü özellikle kültürel diplomasi araçları vasıtasıyla yumuşak gücünü dünyanın dört bir tarafında hayata geçirmek için yükümlü hissetmektedir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; bugün Türkiye'nin, 'Sadece Türkiye'den ibaret olmadığını söylemek' ütopik bir hayal değildir. Sudan'dan, Libya'dan, Mısır'dan, Filistin'den, Moro, Hindistan, Pakistan, Asya, Balkanlar, Kafkaslar, Afrika'da insanlar; ortak kültürün, ortak medeniyetin, ortak geçmişin çizgisini takip ederek ufukta Türkiye'nin sözünü ve görüntüsünü beklemektedir. Bunun bize ne kadar büyük bir tarihi sorumluluk yüklediğinin de farkındayız. İnşallah bütün bunları kullanarak hem diplomasi alanında hareket edeceğiz hem de diplomasi kurumlarımız vasıtasıyla Asya, Afrika ve Uzak Doğu'daki insanların gönlüne dokunabilecek bir başarıyla Türkiye'yi daha seçkin bir konuma taşıyacağız" şeklinde konuştu. "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi" Türkiye'nin güvenlik önceliklerini yeniden belirlemek zorunda olduğunu ifade eden Kurtulmuş, konuşmasının sonunda Terörsüz Türkiye' süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulunarak şöyle devam etti: "Türkiye, terör örgütleri vasıtasıyla büyük bedeller ödedi. 2013 yılında bir takım öğretim üyesi arkadaşlarımızla beraber bir çalışma yaptık. Terörün o güne kadar ki alternatif maliyeti 1,3 trilyon dolardı, bugün en azından iki katıdır. Böylesine ağır bir ekonomik maliyet, binlerce genç evladımızın şehit olması, on binlerce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının hayattan koparılması, şehirlerin, mezraların, köylerin tekinsiz yerler haline getirilmesi ve maalesef bir takım dış güçlerin marifetiyle terör örgütünün aparat olarak kullanılmasıdır. Dedik ya, binlerce yıllık devlet aklına sahip olan bu ülke, artık ikinci yüzyılında bu terör belasıyla birlikte yaşayamaz. Bunun için 'Terörsüz Türkiye' hedefiyle ortaya bir süreç konuldu"

TBMM Başkanı: Komisyon, sürecin demokratik olgunlukla bitmesi için tavsiyelerde bulunacak Haber

TBMM Başkanı: Komisyon, sürecin demokratik olgunlukla bitmesi için tavsiyelerde bulunacak

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyarbakır’da sivil toplum buluşması programında yaptığı açıklamada, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun anayasa değişikliği için kurulmuş bir komisyon olmadığını belirterek, komisyonun tespit ve tekliflerini TBMM Genel Kurulu’na tavsiye edeceğini söyledi. Hem üniversite programı, hem sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte gerçekleştirdikleri istişare programlarının yararlı olduğu kanaatinde olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "Diyarbakır'da çok kısa da olsa sokakta dolaştığımızda halkın gözündeki bu terörsüz Türkiye sürecine ilişkin umudu, coşkuyu gördüğümü zannediyorum. İnşallah bu süreç başarılı bir şekilde Türkiye'de bütün kesimlerin vermiş olduğu bu katkıya yaraşır şekilde herkesi memnun edecek ve Türkiye'nin geleceğini hakikaten garanti altına alacak Aydınlatacak bir süreç olarak tamamlanır. İnşallah faydalı bir gezi olduğu kanaatindeyim" dedi. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çok titiz bir çalışma yaptığının altını çizen Kurtulmuş, "15 toplantı, onlarca, yüzlerce saat süren çalışmalar yapıldı. 138 sivil toplum kuruluşu ve kanaat önderi dinlendi. Fikirlerine katıldığımız, katılmadığımız çok farklı insanlar oldu. Ama sonuçta bu komisyon başlı başına şunu başarmış oldu; Türkiye'de tam manasıyla olgun bir klasik tartışma ortamı kurulabilir ve buradan sonuç çıkarılabilir. Ve 11 siyasi partinin meclisteki 11 siyasi partinin katkı verdiği komisyon her şeyi konuşarak uzlaşarak belli bir noktaya getirdi. Sonuçta bunun bir sonucunda da bir rapor ortaya konulacak. Komisyonun raporunda şimdiye kadar konuşulan konular hatta grupların yeni teklif olarak ortaya koyacağı konular da komisyonun raporunda tartışılarak çoğunluğun kararıyla oluşturulabilir. Şu anda komisyonun hazırlamış olduğu bir rapor yok. Henüz hazırlık aşamasında değiliz. Çok temel bir insani haktan bahsettim. Herkesin doğuştan gelen haklarından birisi kendi ana dilini kullanabilmesidir. Nasıl karar alınacağı konusu ise ifade ettiğim gibi komisyonun vereceği bir karardır. Komisyon da, tekraren altını çizerim, yasa yapmak için kurulmuş bir komisyon değildir. Anayasa değiştirmek için kurulmuş bir komisyon değildir. Bu komisyon sadece bu sürecin demokratik olgunlukla bitirilmesi için tespitlerin ve tekliflerini Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na tavsiye eder. O tavsiyelerde hep beraber aramızda arkadaşlar, komisyon üyesi arkadaşlar konuşacak, tartışacak. Eğer karar alırsa. Benim temennim alınacak kararın daha evvel aldığımız üç kararda olduğu gibi ittifakla anılarak meclisin genel kuruluna komisyonun raporunun gönderilmesidir'' şeklinde konuştu.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Dünyada ve bölgemizde hızlı ve büyük değişimler yaşanıyor Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Dünyada ve bölgemizde hızlı ve büyük değişimler yaşanıyor

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyarbakır’da sivil toplum kuruluşlarıyla buluşarak, Türkiye’nin toplumsal birlik ve beraberlik içerisinde daha güçlü bir gelecek inşa etmesi gerektiğini vurguladı. Kurtulmuş, “Bu sefer mutlaka başaracağız. Milletin arasında olmayan ama suni olarak sokulmuş gerilimleri tamamen bir kenara bırakacağız ve güçlü bir Türkiye için mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi. "Bizim ortak bir gelecek inşa etme iradesinden başka bir çıkış yolumuz yoktur" Birlikte ortak bir gelecek inşa etme iradesinden başka bir çıkış yolunun olmadığını dile getiren Kurtulmuş, "Türkiye'nin maalesef az evvel de ifade edildi. Yaklaşık 50 yılına mal olmuş olan bu silahlı çatışma dönemi on binlerce insanın hayattan kopartılmasına neden oldu, iki trilyon dolara mal oldu. Bunu ben ezbere konuşmuyorum. 2013 yılında bir grup üniversite öğretim üyesi arkadaşımızla çalışmıştık. O zamanki bulduğumuz rakam 1.3 trilyon dolardı. Alternatif maliyetleriyle birlikte. Bugün en azından 2 trilyon dolardır. Böyle büyük bir maliyeti Kürt de ödedi, Türk de ödedi, Sünni de ödedi, Alevi de ödedi. Bu Türkiye'nin 86 milyon yurttaşın tamamı ödedi. Bu maliyeti öderken de gelecek nesillerin Payından alınan bir takım hususlarla ödedi. Dolayısıyla bunu tersine çevirmemiz, birliği, beraberliği, bütünlüğü ortaya koymamız lazım. Akıl akıldan üstündür. Şu alışkanlık da vazgeçeceğiz. Emperyalistler projelerini koyuyorlar, kuruyorlar. Bunları görüyoruz. Bu doğru ama onlarda akıl varsa bizde de akıl var. Biz onlardan daha güçlü bir aklı ortaya koymamız lazım. O aklın yolu da bizim tarihi kodlarımızdan geçiyor. Bugün ifade ettim. Bu toprakların yetiştirdiği büyük fikir adamları ve büyük sultanların bize öğrettiği mirastan geçiyor. Alpaslan'ın, Kılıçarslan'ın, Selahattin-i Kürdi'nin o ortaya koymuş olduğu yönetim tarzından geçiyor ve bu toprakların mayasını oluşturan fikir adamlarının düşünce insanlarının yolundan geçiyor. Dolayısıyla birlik ve beraberlik içinde olabilmemiz için hem tarihi müktesebatımız fevkalade güçlüdür hem bugünün gerekleri bizi bir arada bulunmaya mecbur kılmaktadır. Bunu inşallah gönüllü bir şekilde birlikteliğe, kardeşliğe çevirecek bu projeyi ortaya koyacağız. Bunun için bu süreç başlatıldı" şeklinde konuştu. "Herkes kullandığı dile dikkat etmek zorundadır" 5 Ağustos'tan bu yana 15 oturum düzenlediklerini vurgulayan Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde de beş siyasi parti grubu, grubu bulunmayan altı parti yani Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki arkadaşlarımızın bir kısmı da burada. 11 siyasi farklı siyasi parti bir araya gelerek sürekli bir mesai harcadı. Hakikaten fevkalade takdire şayan bir mesaiyle 5 Ağustos'tan bu yana 15 farklı oturum düzenledik. Toplumun farklı kesimlerinin insanlar dinlendi. Bu dinlenenlerin arasında STK'lılar, kanaat önderleri oldu. 16 STK temsilcisi de Diyarbakır ilimizden katılan yani Diyarbakır merkezli kuruluşlarımız vasıtasıyla dinlediğimiz arkadaşlarımız oldu. Herkes bir şey söyledi. Herkes kendi bulunduğu yerden, kendi anlayışı çerçevesinde söyledi ve herkes de saygıyla dinledi. Ama bir tek kişi bile artık barış olmasın savaşlar durmasın, bu terör bitmesin, Türkiye bu mücadeleyle, bu terörle yıllarını heba etsin diye kimseden bir teklif gelmedi. Herkes terörün bitmesini, silahların susmasını, kardeşliğin hakim olmasını isteyen temennilerde bulundular. Bir kısmı açık tekliflerde bulundular. Bunların hepsi de Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin şu anda kayıtları altında, zabıtları altında büyük bir müktesebat oluştu. Değerli kardeşlerim, şunu söyleyebilirim, bu vesileyle hem bu komisyon öncesindeki çalışmalarımızda hem de komisyon sırasında dünyadaki birçok çatışma çözümleri örneklerini çok yakın tanımış oldum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim dünyadaki yani devletlerle örgütler arasındaki çatışmanın bitirildiği çözüm süreçlerinde ortalama 6 yılda, 7 yılda bazılarının ise daha yüksek uzun bir sürede geldiği noktaya Türkiye inanın ki işte Ekim 2024'ten alırsanız bir yılı aşmadan o süreyi oraya gelmiş oldu. Ve çok şükür parlamentoda bu konuyla ilgili bir komisyonun oluşması, bu komisyonun da partilerin hepsinin bir tanesi hariç hepsinin ortak iradesiyle oluşması fevkalade değerlidir. Şimdi geldiğimiz noktada daha dikkatli, daha titiz olmamız gereken bir sürece girdiğimizi açıklıkla ifade etmek isterim. Öncelikle bundan sonraki süreçte ortaya çıkmış olan bu fevkalade olumlu süreci ben inanıyorum bu salonda hemen herkes sürece olumlu yaklaşıyor. Öyle mi? Ama kusura bakmayın olsun diye isteyenler olduğu gibi olmasın diye de kenarda köşede bekleyenler var. Onun için dikkatli olacağız. Öncelikle birkaç şeyi bu sürece ilişkin sizin vasıtasıyla vasıtanızla da bütün Türkiye kamuoyuyla paylaşmak isterim. Herkes kullandığı dile dikkat etmek zorundadır. Karşımızdakini gelinen bu noktada incitmemek için, yanlış bir şey söylememek için, hatalı bir şey söylememek için herkesin diline dikkat etmelidir.'' "Türkiye 86 milyonun hepsini kapsayan büyük bir çatının adıdır" Dünyanın sadece herkesin ait olduğu siyasi partilerden ibaret olmadığını aktaran Kurtulmuş, "Türkiye'de sadece kendi Türkiye siyasi çatısından ibaret bir çatı değildir. Türkiye 86 milyonun hepsini kapsayan bir büyük çatının adıdır. Dolayısıyla sözümüzü sadece kendi siyasal alanımızda değil, Türkiye'nin bütününe söyleyeceğiz. Bunun için zehirli, kırıcı, yıkıcı eğer bazı şeyler konuşacaksak 100 konu düşünüp bir kere konuşacağız. Burada en başından ilk toplantıda itibaren söylediğim bir şeyi bir kere daha altını çizerek, üstünü çizerek ifade etmek isterim. Değerli arkadaşlar, bu süreç zor bir süreçtir. Bu sürecin başarılı olabilmesi için altın anahtar, altın oran diye bir şey varsa o da Kürt'ün hukukunu ınurunu, Türk'ün de gururunu koruyabilmektir. Bu dengeyi sağlayabildiğimiz saattir de. Yani bu memlekette Kürt diyecek ki, ‘Evet, benim hakkımı hukukum korunuyor. Benim onurum korunuyor. Benim insan olmaktan gelen haklarım ortaya konuluyor.' Birkaç tanesini bugün sabahki oturumda üniversitede ifade ettim. Diğer taraftan da Türkiye'nin nüfus olarak büyük çoğunluğunu oluşturan Türkler de diyecek ki ‘Evet, iyi bir şey oluyor. Vatan bölünmüyor. Toprak elden gitmiyor. Millet parçalanmıyor. Türkiye emperyalistlerin oyuncağı olmuyor.' Bu dengeyi kurmak için hepimizin ortak bir aidiyet duygusuyla hareket etmemiz lazım. Bunun için barış, kardeşlik ve demokrasi üçlüsünü sizlerin gündeminize getiriyorum. Eğer esenlikten bahsediyorsak bunun olabilmesi için kardeşlik hukukunun sağlam bir şekilde ortaya konulması ve bunun için de güçlü demokratik mekanizmaların kurulması şarttır. Sadece bir örnek verelim. Tabii ki Türkiye'yi bazı ülkelerle kıyaslamak istemem ama etrafımızdaki komşumuz olan ülkelerdeki, çok şükür Türkiye demokrasisi çoğu ülke ile kıyaslanmayacak. Hatta bazı batılı ülkelerle dahi kıyaslanmayacak ölçüde bir olgunluğa sahiptir. Bu millet milli iradenin ortadan kaldırıldığı her ortamda mücadelesini vermiş, darbelerin sonuçlarını bile kendi reyleriyle düzeltmiştir. Böylesine önemli bir demokrasi birikimine sahibiz. Dolayısıyla kardeşlik hukukunun mutlaka güçlü bir demokrasiyle beslenmesi, kardeşlik hukukunun ortak bir gönül bağıyla ve mutabakatla pekiştirilmesi şarttır. Bununla birlikte hep beraber bu alanlara yoğunlaşacağız ve inşallah üzerimizdeki bu önemli sorumluluğu yerine getireceğiz. Dile dikkat edilmesi gerektiği kadar önemli gördüğüm bir başka husus ise geçmişin acıları üzerinden yeni tartışma alanları oluşturmak durmayacağız. Ateş düştüğü yeri yakar. Her hiç kimsenin acısı bir başkası tarafından tam manasıyla gönlüne varılamaz. Analar burada arada analar var. Şehit analarını dinledik. İşte burada acılı anaları dinledik Ankara'da. Hiçbir ananın acısını bir başkasının yeterince hissetmesi, hiçbir babanın hissetmesi mümkün değildir belki. Ama şunu yapabiliriz. Biz acıları yarıştırmak yerine başkalarının acısını anlayabilmek, onun için empati yapabilmek ve o acıyı yüreğimizde hissederek gerektiğinde o acının yüküyle ağlayabilmek durumundayız. Eğer bunu yaparsak acılar üzerinden tartışma yaparak geçmişi birbirine çatışmalı bir hale getirerek ileriye dönük bir şey söyleyemeyiz. Bir daha o acılar yaşanmasın diye biz önümüzdeki döneme bakıyoruz ve buradan da inşallah yolumuzu açacak kuvveti kudreti ve fikriyatı ortaya koyacağız'' ifadelerini kullandı. "Kardeşliği husumetin önüne koymak durumundayız" Bazı önemli ikilemlere dikkat çekmek istediğini anlatan Kurtulmuş, şöyle devam etti: "Bunlardan birisi gerçekten husumet değil. İçimizde farklı siyasi partilere, farklı görüşlere karşı bir rekabet duygusu olabilir. Bunu anlarım. Ama hiçbir rekabet bizim ülkemizin yurttaşları arasında bir husumet duygusunu körüklememelidir. Onun için bu anlamda kardeşliği husumetin yerine koymak durumundayız. Üniversitedeki son söylediğim şey burada biliyorum sizin Kürt geleneğinde, Doğu geleneğinde barışlarda, aileler arasındaki kan davaları sonrasındaki barışlarda söylenen bir söz. Orada da ilk yapılması gereken şey ki bunu ona benzetmiyorum. Orayı unutmak, husumeti bir tarafta bırakmak, onun yerine kardeşliği, barışı ve dostluğu ikame etmektir. Bir başka mesele ise bu süreç bir pazarlık meselesi değildir. Bir al al ver meselesi değildir. Herhangi bir şekilde iki farklı ülke arasında ya da iki farklı ülkenin insanları arasında bir alışveriş bir pazarlık meselesi de değil. Tam tersine bir pazarlıkla tabir edilemeyecek kadar önemli bir mesele. Bu sürecin ana fikrini oluşturan şey ortaklaşmadır. Yani siyasi olarak, fikri olarak Türkiye'de tam manasıyla Hukukun, adaletin ve barışın sağlanabilmesi için ortak bir noktaya gelmektir. Bir başka meselemiz ise ideolojik saplantılar değil, ortak geleceği nasıl inşa Bilinci üzerinden konuşmak ve hareket etmektir. İdeolojik saplantılarla, ideolojik saplantıların labirentlerinde dolaşarak bir yol alınamayacağını 50 senedir gördük. İdeolojik saplantıların labirentlerinde dolaştığınız zaman orasının bir çıkmaz olduğunu tecrübeyle hep birlikte denedik. Dolayısıyla onları bir tarafa bırakarak ortak bir geleceği nasıl inşa edebiliriz, böylesine muhteşem bir Diyarbakır'ı, sözgelimi, daha güçlü Ortadoğu'nun merkez şehirlerinden biri haline nasıl getirebiliriz? Bir başka önemli mesele ise tek tipleştirmeyi değil farklılıkları zenginlik vesilesi olarak görmek ve bunu içselleştirmek durumundayız. Herkesin kendine has bir düşüncesi, herkesin kendine has bir inancı, herkesin kendine has bir yürüyüşü, bir hayat tarzı vardır. Ama sonuçta benim düşüncelerim ne kadar önemliyse, karşımda katılmadığım düşüncelerin de o kadar önemli olduğu, oradaki kültürel farklılıkların da o kadar önemli olduğunu bilerek, bunu da samimiyetle ortaya koyarak tek tipleştirmenin yerine zenginliklerimizi, farklılıklarımızı zenginlik olarak görmeyi başaracağız. Yolumuzu bu istikamette sürdürdüğümüz müddetçe ümit ediyorum ki bundan sonraki süreçte çok daha ileri noktalara ulaşacağız." Komisyon çalışmalarına değinen Kurtulmuş, "Komisyon çalışmalarındaki dinlemeler, arkasından üzerinde çalışmalarımız, müzakerelerimizle biz komisyon üyeleri olarak ümit ediyorum ki şimdiye kadar aldığımız üç kararı ittifakla aldık. Bu kararı da ittifakla alarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yapılacak işleri tavsiye olarak genel kuruluna havale edeceğiz. Ancak iş orada bitmiyor. Bu meselenin bir hukuk tarafı var. Bir siyaset tarafı var. Bir sosyoloji tarafı var. İşin sosyoloji tarafını da eşzamanlı olarak yürütmek zorundayız. Yani komisyona insanların ya da bu sürece insanların katkılarına, iyi niyetli beklentilerini artırmamız ama fiilen de bütün toplumun bu sürecin yanında yer alarak ortaklaşmayı sağlamamız Bunun için bu komisyon çalışmalarında yaklaşık zannediyorum 138 STK ve kanaat önderini dinledik. Herkes olumlu şeyler söyledi. Sürecin farklı fikirler olsa da olumlu gördüğünü ifade etti. Ama şunu yapmamız lazım. Diyarbakır'ın çok kuvvetli STK'larının olduğunu biliyorum. Sadece oturup bu salonlarda konuşmak değil. Her bir STK kendi tabanında, her bir siyasi parti kendi çevresinde bu sürecin Türkiye'ye getireceklerini, bu sürecin niçin Türkiye'nin devamı için, bekası için, ülkenin, milletin selameti için şart olduğunu anlatması lazım. Böyle olursa hep beraber bu süreç 86 milyonun sahiplendiği fevkalade önemli bir siyasi başarı olur. Bir kere daha inanarak söylüyorum. Bu sefer mutlaka başaracağız. Zaten milletin arasında var olmayan ama suni olarak sokulmuş olan bir takım gerilimleri, bir takım farklılıkları Allah'ın izniyle tamamen bir kenara bırakacağız ve hep beraber güçlü bir Türkiye'nin çok daha güçlü hale gelmesi için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu terörsüz Türkiye kendisine güvenen, birbirine güvenen ve yaslanan Türkiye Türk'ü ile Kürt'ü ile bütün unsurlarıyla inanın Orta Doğu'nun teminatıdır. Terörsüz Türkiye terörsüz bir bölge demektir. Sizi temin ederek söylüyorum ki dünyada hemen herkesin gözünü dikip baktığı yer Türkiye'dir. Türkiye'nin bugünkü dünya üzerindeki algısı esasında sahip olduğu yerden ve kuvvetten çok daha kudretli bir noktadadır. Bunun için bizim içimizde bir şekilde 50 yılımızı alan bu meseleyi derdest edip paketleyerek, çuvallayarak bir kenara atmamız lazım. Tarihin tozlu raflarına atmamız lazım. Ve Allah'ın izniyle bir daha bu memlekette bir tek vatan evladının burnunun kanamayacağı esenlik yurdu olan bir Türkiye'yi hep beraber kurmamız lazım. Allah yardımcımız olsun. Son söz olarak da şunu söyleyeyim. Eğer bu işi başarıyla tamamlarsak ki inancım tamdır, buradan bir Türkiye modeli ortaya çıkacaktır. Dünyanın birçok yerinde çatışma çözümleri üzerinde çalışanlar Başka ülkelere bakıp ne yaptıklarını değil, Türkiye'nin bu işi nasıl başardığını konuşacak ve Allah'ın izniyle de bundan ilham alacaklardır" dedi. Toplantıya TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Galip Ensarioğlu, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Suna Kepolu Ataman, AK Parti Diyarbakır Milletvekili Mehmet Sait Yaz, AK Parti Erzurum Milletvekili Selami Altınok, CHP Diyarbakır Milletvekili Mustafa Sezgin Tanrıkulu AK Parti Grup Başkanvekili Abdulhamit Gül, Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Bülent Kaya, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Serra Bucak, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve davetliler katıldı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.