#TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu

İLKHABER-Gazetesi - TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bakan Memişoğlu: Aile Sağlığı Merkezlerinde 2025’in 10 ayında 374 milyon müracaat kaydedildi Haber

Bakan Memişoğlu: Aile Sağlığı Merkezlerinde 2025’in 10 ayında 374 milyon müracaat kaydedildi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sağlık Bakanlığı ve ilgili kurumlarının 2026 yılı bütçeleri görüşüldü. Komisyonda milletvekillerine sunum yapan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, kamunun, özel sektörün, üniversitelerin, ilaç ve tıbbi cihaz üreticilerinin ve nihayet tüm sağlık paydaşlarının yürüttükleri hizmetleri aynı hedef doğrultusunda gördüklerini ve tek bir sağlık vizyonu altında buluşturduklarını söyledı. Bakan Memişoğlu, "Bu bütüncül anlayış, Türkiye'nin sağlıkta gelecek vizyonunu da şekillendirmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın güçlü liderliğinde şekillenen Türkiye Yüzyılı vizyonu, yalnızca ülkemizin siyasi ve ekonomik geleceğini değil, milletimizin sağlığa dair hedeflerini de yeniden tanımlamıştır. Biz de bu anlayışla 'Sağlıklı Türkiye Yüzyılı' vizyonunu hayata geçirdik. Bu vizyon, üç temel ilke üzerine inşa edilmiştir: Koruyan, geliştiren ve üreten sağlık. Koruyan sağlık anlayışıyla vatandaşlarımızın hastalanmadan önce sağlıklı kalmasını hedefliyoruz. Birinci basamağı güçlendiriyor, erken tanı ve tarama programlarıyla hastalıkların oluşmadan önlenmesini hedefliyoruz. Geliştiren sağlık yaklaşımıyla bugünün ihtiyaçlarının ötesine geçip, geleceğin risklerini de dikkate alıyoruz. İnsan kaynağımızı, tesislerimizi ve dijital altyapımızı sürekli yeniliyor; beslenmeden çevreye, iş güvenliğinden su kalitesine kadar sağlığın tüm sosyal belirleyicilerini politikalarımızın merkezine yerleştiriyoruz. Bu doğrultuda Sağlıklı Yaşam Strateji Belgesi'ni hazırlıyoruz. Üreten sağlık anlayışıyla da Türkiye'yi ilaç, aşı, biyoteknoloji, tıbbi cihaz ve sağlık yazılımı üretiminde bölgesel bir güç, küresel bir aktör haline getiriyoruz" ifadelerini kullandı. Bakan Memişoğlu, aile hekimlerinin 11 kronik hastalığı izleyebilir ve takip edebilir hâle geldiğini belirterek, "Otizm tarama ve takibini, Hastalık Yönetim Platformu üzerinden aile hekimlerinin kullanımına açtık. Sadece son bir yılda 35 milyon vatandaşımızın kronik hastalık taramaları gerçekleştirildi, 7.3 milyon kişiye yeni tanı konuldu. Bu sayede hastalıkları erken dönemde tespit ettik, tedavileri zamanında başlattık ve milyonlarca vatandaşımızın yaşam kalitesini koruduk. Aile Sağlığı Merkezlerimize 2025 yılının ilk 10 ayında 374 milyon müracaat oldu. 3 milyon gebe, 2.1 milyon bebek ve 1.1 milyon çocuk izlemi gerçekleştirdik. Kanser taramalarında da önemli başarılar elde ettik. 5 milyon vatandaşımıza tarama yaptık, 19 bin kişiye erken kanser tanısı koyduk. Bu sayede binlerce vatandaşımızın hayatına dokunduk" dedi. "2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5'e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık" Anne ve çocuk sağlığının öncelikli alanlardan biri olduğunu kaydeden Memişoğlu, "2002 yılında yüz bin canlı doğumda 64 olan anne ölüm oranını, 2024 yılında 11.5'e düşürerek tarihimizin en düşük seviyesine ulaştık. 2002 yılında bin canlı doğumda 31.5 olan bebek ölüm hızını 2024 yılında 8.9'a düşürerek, önemli bir ilerleme kaydettik. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin himayelerinde 3 Ekim 2024 tarihinde başlattığımız 'Normal Doğum Eylem Planı' sayesinde uzun yıllardır artış eğiliminde olan primer sezaryen oranını düşüşe geçirdik. Bir yıl içinde primer sezaryen oranında 4.1 puan, yani yüzde 12.3'lük düşüş sağladık. 3 bin 400 koordinatör ebemizle ve bin 524 gebe okulumuzla anne adaylarını doğuma hazırlıyoruz. Anne adaylarımızı doğum hakkında bilgilendirmek için Annelik Yolculuğu Mobil Sağlık uygulamasını geliştirdik ve kullanıma sunduk" diye konuştu. "Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır" Bakan Memişoğlu şöyle konuştu: "Sene sonu itibarıyla 856 yeni ambulansımızı filomuza katmış olacağız. 2025 yılının ilk 10 ayında 4 bin 231 vatandaşımız, hava ambulanslarımız sayesinde sağlık hizmetine ulaştırıldı. Bakın, buradan bir müjde veriyorum: 2026 yıl sonu itibarıyla yerli ve milli GÖKBEY helikopter ambulanslarımız da görev başında olacak. Bu hava ambulanslarımız Türkiye'nin kendi mühendisliğiyle, kendi gücüyle ürettiği, hayat taşıyan birer gurur kaynağıdır. Hastane afet planlamalarımızla 20 bin kişilik UMKE ekibimizle ve gerçekleştirdiğimiz kapsamlı tatbikatlarla olası İstanbul depremi dâhil tüm afetlere karşı sağlık sistemimizi tam hazır hâle getirdik. Bugün Türkiye, dijital sağlıkta dünyanın örnek ülkeleri arasındadır. e-Nabız, e-Rapor, e-Reçete ve MHRS sistemleriyle sağlık verilerini en iyi şekilde yönetiyoruz. Bu sistemlerimiz, dünya çapında örnek gösterilerek, birçok ödüle layık görüldü. Hâlihazırda Aile Sağlığı Merkezleri, Sağlıklı Hayat Merkezleri ve Toplum Sağlığı Merkezlerinden oluşan birinci basamak yatırım programımızda bin 202 tesis bulunmaktadır. Bunlardan 461'inin inşaatı devam etmekte; 628'i proje ve arsa, 113'ü ise ihale aşamasındadır. 2. ve 3. basamakta ise 435 tesisi hizmete almayı planlıyoruz. Bunlardan 165'inin inşaat çalışmaları devam ediyor. 234'ü proje ve arsa aşamasında iken, 36'sı ihale aşamasına gelmiştir." Öte yandan toplantı salonuna üzerinde "Sağlık sistemi sorunları" yazılı doktor önlüğü ile gelen CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, hekimlerin ölmek istemediklerini belirterek, "Sağlıkta temel sorun çeteleşme. Bugün bir hastane ruhsatı 6.5. milyon dolar. Fark almayacağız diyorlar, özel hastanelere gittiğinizde cebinizdeki bütün paralar bitiyor, kredi kartı kullanmaya başlıyorsunuz. Aile Sağlığı Merkezi grup personeline kadro verilmiyor. Aile hekimleri çok hasta baksa para kesiyorlar, az hasta baksa para kesiyorlar" ifadelerini kullandı.

Kısacık: Milletin emeği, alın teri faize gidiyor Haber

Kısacık: Milletin emeği, alın teri faize gidiyor

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Parti Sözcüsü ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Teklifi ile 2024 Yılı Merkezi Yönetim Kesin Hesap Kanunu Teklifi ve Sayıştay raporları hakkında açıklamalarda bulundu. Kısacık, işletmelerden, memurdan ve vatandaşların kullandığı telefon ile internet vergilerinden toplanan gelirlerin büyük bir kısmının faize gittiğine dikkat çekti. “Bütçede emaneti korumak görevimizdir” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda 2026 Yılı Merkezi Bütçe Kanun Teklifi görüşmelerinde söz alan DEVA Partisi Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, “Devlet bütçesi bir ülkenin vicdanıdır. Bu vicdan, topladığı her kuruşta vatandaşının emeğini, terini, umudunu taşır. Bütçede yetimin, fakirin, fukaranın, esnafın, işçinin, emeklinin, çiftçinin, geçim derdindeki annelerin ve babaların payı vardır. Bütçede en önemli husus adalettir. Adalet bütçeye bereket getirir ama adalet eksilirse, eksilen sadece rakamlar değil, milletin devlete olan güveni olur. Bizim görevimiz bu emaneti korumak, ‘devletin malı, milletin emaneti’ bilinciyle bütçenin yönetilmesini sağlamaktır” diye ifade etti. “Bütçenin %14’ü faize gidiyor” Kısacık, “2026 bütçesinde 2 tilyon 742 milyar TL faiz ödemesi var. Türkiye’deki 255 bin işletmeden toplanacak 1 trilyon 741 milyar 811 milyon TL kurumlar vergisini veriyoruz, faize yetmiyor. Üstüne telefon ve internet kullanımından toplanacak 59 milyar 306 milyon TL özel iletişim vergisini veriyoruz, faize yetmiyor. Üstüne Trafik cezalarından toplanacak 129 milyon 658 bin TL‘yi veriyoruz, faize yetmiyor. Maliye görevlilerinin uyguladığı cezalardan toplanması beklenen 2 trilyon 57 milyar 849 milyon TL’yi faize veriyoruz, yetmiyor. İşletmelerimizden, memurumuzdan kesilen vergiler, vatandaşın kullandığı telefon ve internet vergileri, trafik ve maliye ceza gelirlerini, milletin emeğini, alın terini faize veriyoruz, yetmiyor. Cumhurbaşkanlığı bütçesinin 128, TBMM bütçesinin 100, Ticaret Bakanlığı bütçesinin 35, İçişleri Bakanlığı bütçesinin 22, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinin 3, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları bütçesinin 2 katından fazla parayı faize veriyoruz. Mevcut bütçemizin %14’ü faize gidiyor” ifadelerini kullandı.

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi Haber

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda Sayıştay bütçeleri kabul edildi

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu, TBMM Başkanlığı, Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) ve Sayıştay'ın 2026 yılı bütçe tekliflerini görüşmek üzere AK Parti Samsun Milletvekili Mehmet Muş başkanlığında toplandı. Görüşmelerde Sayıştay bütçeleri komisyon tarafından kabul edilirken, 2026 Merkezi Yönetim ve 2024 Kesin Hesap Kanunu teklifi görüşmeleri devam ediyor. Görüşmede konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, "Değerli arkadaşlar yüzde 52 civarında bir artış buraya bütçeye koyduk. Ümit edelim ki bunu harcamayız. Meselenin aslı şudur herhangi bir yeri güzelleştirmek, herhangi bir yere tefrişatı artırmak falan değil. Meclisimizin fevkalade büyük bir mekan sorunu olduğunu ben her gün yaşıyorum. Bir grup yeni bir grup kurulduğunda Yeni Yol Partisi grubu kurulduğunda gruba nasıl nerede yer vereceğiz konusu biliyorsunuz bir sorun haline geldi. Hakikaten bütün iyi niyete rağmen yer bulamadığımız için dolayısıyla meclisimizin belki 40-50 yıl mekan sorununu çözebilecek yeni bir bina yapılmasıyla ilgili düşünce faslında, henüz projelerde ortada olmayan bir proje. Beraber yaparız projesini gösteririz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş, sermaye giderindeki artışın 5 milyar TL olduğunu belirterek, bunun 3 milyarının bina yapımı için ayrılmış ihtiyati pay olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, "Cari transferlerden bir tek sivil toplum kuruluşuna bir ödeme yapılmamıştır ve yapılmayacaktır. Zaten böyle bir şey söz konusu olamaz. Burası önceki yıllarda da olduğu gibi. Önceki dönem milletvekillerimizin sağlık harcamaları cari transferler yoluyla karşılanıyor. Onun vermiş olduğu rakamı da tam söyleyeyim. 3 milyar 170 milyon liralık bir sağlık giderleri söz konusudur" şeklinde konuştu. Kurtulmuş, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'na ilişkin şunları kaydetti: "Bu komisyonu ben kurmadım. Bu komisyon siyasi partilerden biri hariç 11'inin genel başkanlarının, parti yönetimlerinin uygun görmeleriyle, desteklemeleriyle ve katılımlarıyla kuruldu. Bakın bir günde de kurulmadı. Başta Sayın Devlet Bahçeli, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Sayın Özgür Özel, DEM Parti'nin eş genel başkanları, Yeniyol Partisi'nin başkanları olmak üzere grup başkanları olmak üzere yapılan görüşmeler, konuşmalar sonucunda oluşmuş olan bir komisyondur. Bütün partiler burada elinin taşın altına koydu. Herkes burada bu sorunun çözülebilmesi için üzerine ne düşüyorsa bu tarihi sorumluluğu yerine getirmek için gayret sarf ettiler. İnşallah sonuç alacağımızı ümit ediyorum. Şunu ifade etmek isterim. Arkadaşlar 102. yılını kutladığımız bir Cumhuriyetten bahsediyoruz. 102 yılın 50 yılı terörle geçti. On binlerce bu ülkenin insanı öldü, genç yaşta öldü. 2013 yılında üniversiteden bir grup arkadaşımızla yaptığımız çalışmada o günün rakamlarıyla terörün Türkiye'ye maliyeti 1.3 trilyon dolardı. Alternatif maliyetleriyle birlikte. Şimdi en az bunun iki katıdır. Terörsüz Türkiye diye ortaya koyduğumuz bu çabaları yine birçok arkadaşımız ifade etti. Bütün bölgenin terörsüz hale gelmesinin de önünü açmaz mı? Bunun için her birimizin fedakarca bu çalışmalara destek vermesi lazım." Diyarbakır'da okuduğu dizilere alakalı konuşan Kurtulmuş, "Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi'nde yaptığım konuşmanın sonunda yaptığım söylediğim Kürtçe sözler anonim sözlerdir. Herhangi bir şaire ait değildir. Herhangi bir divanda yer almamaktadır. Anonim Kürt halkının bildiği dizelerdir. İki, üç dizedir. Şimdi bunu ben orada söylüyorum. Ne diyor? El ele, gönül gönüle hep beraber barış ve birlik içinde yaşayalım. Bu sözün, herhangi bir kimseye zararı var mıdır? Dolayısıyla bu sözün Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin sosyal medya hesabından yayınlanmış olması da ayrı bir polemik konusu yapılmamalıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi sosyal medya hesabından resmi başkanlık hesabından şimdiye kadar benim dönemimde de benden önceki dönemlerde de 100'ün üstünde Türkçe'nin dışında dilde yayın yapılmıştır" dedi.

Vergi kanunlarında tarihi düzenleme! Kiradan tapuya, motorlu taşıtlardan SGK’ya tüm değişiklikler netleşti Haber

Vergi kanunlarında tarihi düzenleme! Kiradan tapuya, motorlu taşıtlardan SGK’ya tüm değişiklikler netleşti

Vergi kanunlarında yapılan değişiklikle, sahip oldukları binaları mesken olarak kiraya verenlerin gelirlerine ilişkin istisnalar yeniden düzenlendi. Sosyal güvenlik kurumlarından emekli, maluliyet, dul ve yetim aylığı alan vatandaşlar bu düzenlemelerden faydalanacak. Krediyle alınan gayrimenkullerde ödenen faizlerin gider olarak indirilmesiyle kiraya verilen konutlar arasında vergi yükü eşitlendi. Konut harici kiralamalarda, borç faizleri ve iktisap bedelinin belirli oranları gider olarak yazılabilecek. Düzenleme, 2025 yılı gelirleri için yayım tarihinde yürürlüğe girecek, konut kira gelirleri ise 1 Ocak 2026’dan itibaren uygulanacak. Geçici Vergi Mükellefiyetinde Yeni Dönem Geçici vergi mükellefleri kazançlarını 3, 6, 9 ve 12 aylık dönemlerle bildirebilecek. Bu düzenleme, dördüncü geçici vergi döneminin sisteme dahil edilmesi ve beyannamelerin güncel olarak alınmasını sağlayacak. Motorlu Taşıtlar ve Harçlarda Önemli Değişiklik Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda büyükşehirlerde yatırım izleme ve koordinasyon başkanlıklarının araçları da istisna kapsamında olacak. Harçlar Kanunu’nda yapılan değişiklikle, tapu işlemleri, noter harçları ve ikinci el araç satışları yeni oranlarla uygulanacak: Noter harçlarında 1000 TL alt sınır kaldırıldı, satış bedeli üzerinden nispi harç alınacak. Gayrimenkul devirlerinde emlak vergisi değeri esas alınacak. Özel sağlık kuruluşları, veteriner hekimler ve kuyum işletmeleri yıllık harç ödeyecek. SGK ve Sosyal Güvenlik Düzenlemeleri Asgari ücretin 7,5 katı olarak uygulanan prime esas kazanç üst sınırı, 9 kata çıkarıldı. Malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarında prim oranları artırıldı. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uzun vadeli aktüeryal dengesi korunacak. Gelir veya aylık alanların prim borçları, yüzde 25’i geçmeyecek şekilde kesilecek. Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı ve TSK personeli borçlanma oranları yüzde 45 olacak. Düzenlemeler 1 Ocak 2026’dan itibaren geçerli olacak. Diğer Öne Çıkan Düzenlemeler Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi’nde devlet katkısı oranı yüzde 30’dan Cumhurbaşkanı kararıyla yüzde 50’ye kadar artırılabilecek. Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) organizasyonlarına katılan Türkiye merkezli olmayan şirketler, KDV’den muaf olacak. Orta Karadeniz Serbest Bölgesi’nde sanayi, ticari ve hizmet tesisleri kurulabilecek. Vakıf üniversitelerinde ücret güncellemeleri için Yükseköğretim Kurulu esas alacak.

Kısacık: Emekli maaşları asgari ücretin %81’ine geriledi, 4 milyon emekli açlık sınırında Haber

Kısacık: Emekli maaşları asgari ücretin %81’ine geriledi, 4 milyon emekli açlık sınırında

DEVA Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Plan ve Bütçe Komisyonu Üyesi ve Adana Milletvekili Sadullah Kısacık, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda emekli maaşlarıyla ilgili düzenlemeyi içeren torba kanun görüşmelerine katıldı. Kısacık Bugünün şartlarında en düşük emekli maaşı en azından asgari ücret düzeyinde olmalıdır” dedi. “Emekli maaşları asgari ücretin %81’ine geriledi” Türkiye’de nüfusun önemli bir kısmının emekli maaşı ile geçindiğini belirten Kısacık, en düşük emekli maaşı alan büyük bir kesimin açlık sınırının yarısına yakın bir maaşla geçinmek zorunda kaldığını söyledi: “16 milyon 500 bin emeklimiz var ve bugünkü zamla birlikte en düşük emekli aylığı alan kişi sayısı 4 milyon 11 bin kişi. Bu sayı nüfusumuzun önemli bir kısmının açlık sınırının yarısı kadar maaş aldığını ifade ediyor. Emekli aylığının asgari ücrete oranı 2014 yılında %126, 2015 yılında %120, 2016 yılında %106, 2017 yılında %108. Sonraki yıllarda daha düşüyor bu oran; %107, %100, %98, %93, %88, %82. Bugün 2025 yılında yapılan zamlardan hariç, yine emekli aylığının asgari ücrete oranı %81! Yani yıllar içinde emeklilerimiz %40 kayba uğramış” şeklinde konuştu. “Emekli maaşları artmalı, en azından asgari ücret düzeyine çıkmalı” Yıllar içinde sistematik olarak emekli maaşlarının düşürülmüş olmasının, yaşanan derin ekonomik kriz, hayat pahalılığı ve yüksek enflasyon karşısında emeklileri büyük bir geçim sıkıntısı içinde bıraktığının altını çizen Kısacık şunları söyledi: “Milyonlarca emeklimiz bugünün fiyatlarıyla ekmek bulup bulamama, kira fiyatlarıyla barınıp barınamama sınırında yaşıyor. Sadece fizyolojik ihtiyaçlarını karşılayabilme aşamasına geldiler. Emeklilerimiz yıllarca alın teri dökmüş, bu ülkeye değer katmış, ekonomiyi büyütmüş, devleti ayakta tutmuş, evlat yetiştirmiş büyüklerimiz. Bugün ne yazık ki bu onurlu emekçilerimizin büyük bir kısmı açlık sınırının, ölüm sınırının altında maaş alıyor. Peki emeklilerimizin suçu ne? Emeklilerimiz ne yaptı da bu durumu hak etti? Emeklilerimizi artık enflasyon oranı gibi faktörlerle yapılacak bir zam kurtaramaz. Maaşlarında radikal bir zam oranına ihtiyaç var. Bu değişiklik ihtiyacı toplumun huzuru ve refahı için son derece gereklidir. Bugünün şartlarında en düşük emekli maaşı en azından asgari ücret düzeyinde olmalıdır.” En düşük emekli maaşı asgari ücret seviyesine çekilsin önergesi reddedildi Emekli maaşlarında radikal bir değişiklik yapılması gerektiğini belirten Kısacık, Plan ve Bütçe Komisyonu Başkanlığına en düşük emekli maaşının asgari ücret seviyesinde olmasıyla ilgili bir önerge sundu. Artan hayat pahalılığı karşısında emekli maaşlarının yetersiz kalmasıyla, maaşların emeklileri insan onuru ve haysiyetine yaraşır şartlar içinde yaşamalarını sağlayacak bir seviyeye çekilmesi gerekçesiyle sunulan önerge, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. "Emekliye sadaka gibi zam veriliyor" Kısacık, “Genel Başkanımız Sayın Ali Babacan’ın ekonomi yönetiminin başında olduğu yıllarda emeklilerimizin maaşları belirlenirken sosyal devlet anlayışına uygun olarak emeklilerimizin onurlu bir hayat sürmelerini sağlayacak ölçütler baz alınırdı. İstikrarlı bir ekonomi ile gerçekçi ve adil gelir dağılımı göz önünde bulundurularak emeklilerimizin maaşlarına zam yapılır ve hayat standartları düşürülmezdi. Siz bu gerçeklikten uzakta emeklilerimize sadaka verir gibi zamlar veriyor, onları açlığa ve sefalete mahkum ediyorsunuz” diye ifade etti.

Bakan Ersoy, Kültür Yolu Festivali, İstanbul Park İhalesi ve Formula 1 hedefini açıkladı Haber

Bakan Ersoy, Kültür Yolu Festivali, İstanbul Park İhalesi ve Formula 1 hedefini açıkladı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2025 yılı bütçe görüşmelerinin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Bakan Ersoy, Kültür Yolu Festivali’ndeki sanatçılar ile ilgili ayrım yapılıp yapılmamasına ilişkin yöneltilen soruya, "Bakın bu seneki kültür yolu festivalinde görev almış büyük konser dediğiniz 87 tane sanatçı listesi burada var. Size veririm. Sanatçı listesini görürseniz de kriterimizin çok çeşitli olduğunu görürsünüz. Herhangi bir ideolojik yaklaşım ile yaklaşmadığımızda çok net bir şekilde görürsünüz. Zaten Google’de arattığınızda bizim sanatçılarımızı orada görebiliyorsunuz. Bu konuda herkesin için rahat olsun” ifadelerini kullandı. “2005 yılında ihaleye çıkmış” Ersoy, kendisine ait olan bir otelin kazandığı ihale iddialarına ilişkin soruya, şu yanıtı verdi: “Gelen bilgi eksik ve yanlış. Maalesef geçen son dönemde de karşıma çıktı ve her seferinde anlattım. İlgili başkan vekillerine de kopyalarını verdim belgelerin. Bu sene de demek ki devam edilecek algıya. Ben net bir şekilde anlatayım. 2005 yılında ihaleye çıkmış Kültür ve Turizm bakanlığı. 2005 yılında ihaleye en yüksek teklifleri benim firmam verdiği için bende kalmış. 2006 yılında ihale bittikten sonra biz ön izin talebini yapmışız. Bize de 2006 tarihinde ön izi belgesini vermişler. Yani konunun günümüzle uzaktan yakından alakası yok. Benim makamım olmadan yaklaşık 20 yıl önceki konudan bahsediyoruz. Belgesi burada.” “Kamuoyuna yansıyan rakamların 20’de birine denk geliyor” Kültür Yolu Festivali'nin yüksek maliyetler ile ilgili yapıldığı iddialarını da yanıtlayan Bakan Ersoy, “Kültür Yolu çok geniş kapsamlı bir etkinlik. 7 aylık bir sürede 16 şehirde 9’ar gün festival olarak hesap ederseniz. 144 festival gününde 6 bin 700 etkinlik içeriyor. Zaten bütün illerin talep etmesinin arkasında bu var. Şimdi büyük sanatçı konserlerinize gelelim. Büyük konserlerin konser başı maliyeti kamuoyuna yansıyan belediye sahnelerinin, çok daha kapsamlı bir sahne artı teknik kısmını söylüyorum. Sadece kamuoyuna yansıyan rakamların 20’de birine denk geliyor. Maliyetler açısından uçurum var ikisinin arasında. Ekranda gördüğümüzün 20’de birine denk geliyor” dedi. “Formula 1’i İstanbul’umuza kazandırmak istiyoruz” İstanbul Park ihalesine ilişkin yöneltilen soruları da yanıtlayan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, şunları kaydetti: “Eğer konu teminatsa 4 milyar değil. Orada bir yanlışlar vardır. Yaklaşık maliyeti teminatın 270 milyon lira. Söz konusu rakam 4 milyar değil. İkincisi, eski firmayla devam ediyor olsaydık şu an da aylık 730 bin lira kira alıyor olacaktık. Şu anda aylık 300 bin dolar kira alıyoruz. Şimdi ayrıca bu firmanın verdiği teminat da şu an da Vakıflar Genel Müdürlüğümüzün mevzuatına uygun. Kira ödemelerini düzenli yapmaya devam ediyor. Burada bir ayrıntıya girmek istiyorum. Firmanın bir tanesi evrakları yeterli olmadığı için elendi. Zaten açık ihale yapılmıştır biliyorsunuz. İki firma başvurmuş. Firmanın bir tanesi evrakları yeterli olmadığı için elendi. Zaten biz o bir tane firma ile o süreci yürütüyoruz. Bizim rakamlarımızı kabul ediyorsa olabilir. Şimdi esas oradaki konu ne? İhalenin ana konusu neydi derseniz; orada yatırım şartları var. Bak gelirleri artıyor ama esas İstanbul'a Formula 1’i tekrar geri getirilebilir. Bizim aslında bu çalışmayı yapmamızın arkasındaki hepimiz İstanbul'a Formula 1 geri gelsin isteriz değil mi? Hepimiz isteriz. Biz Formula birden bakın biz tek başımıza talip değil. Dünyadaki birçok şehir şu anda Formula 1 almak için İstanbul'la birlikte yarışıyor. Bizim Formula 1 Kurumu ile ilgili görüşmelerin süreci firmayla birlikte devam ediyor. İnşallah biz bu süreci başarıyla tamamlayıp Formula 1’i İstanbul’umuza kazandırmak istiyoruz.” TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda Kültür ve Turizm Bakanlığı ile ilgili kuruluşlarının 2025 yılı bütçesi 53 milyar 202 milyon 392 bin lira şeklinde kabul edildi.

Bakan Şimşek: Türk vergi hukukunda, hiçbir bakanın veya idarenin, vergi borcunu silme yetkisi yok Haber

Bakan Şimşek: Türk vergi hukukunda, hiçbir bakanın veya idarenin, vergi borcunu silme yetkisi yok

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda, Bakanlığı ve bağlı kuruluşlarının 2025 yılı bütçe görüşmelerinin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Asgari ücretin, komisyon tarafından belirlendiğini anımsatan Şimşek, "Bu aşamada değerlendirmede bulunmam doğru olmaz. Gönül ister ki katma değeri yüksek ürünler üretelim, verimliliğimiz, teknolojik boyutu çok yüksek olsun ve asgari ücretimiz bunun çok çok üstünde olsun. Biz oraya ulaşmak için zaten yapısal reform gündeminde en büyük başlığı AR-GE'ye, teknolojik, yeşil ve dijital dönüşüme ayırdık." diye konuştu. Şimşek, en düşük memur maaşının son 22 yılda reel olarak yüzde 238 arttığına, dolar bazında 238 dolardan 1139 dolara çıktığına dikkati çekerek en düşük emekli maaşının reel yüzde 543, dolar bazında yüzde 812 yükseldiğini belirtti. Asgari ücretin reel yüzde 212, dolar bazında yüzde 343 arttığının altını çizen Şimşek, "Çalışanlarımızı hiçbir şekilde enflasyona ezdirmedik, ezdirmeyeceğiz. Geçen sene asgari ücret yüzde 107,5 arttı. Geçen sene enflasyon neydi? Yüzde 65. Bu sene enflasyon yüzde 44'e revize edildi, yüzde 49 vermişiz." değerlendirmesinde bulundu. Vergi harcamalarıyla ilgili sorulara yanıt veren Şimşek, bu harcamaların 853 milyar lirasının asgari ücretin vergi dışı bırakılmasından kaynaklandığına işaret etti. Şimşek, "Asgari ücrete vergi mi getirelim? Siz onu mu istiyorsunuz? Yatırımları teşvik etmeyelim mi? Engelli, yaşlı, emekli, şehit, dul ve yetimler için 259,2 milyar liralık vergiden vazgeçmişiz. AR-GE, yenilik, tasarım faaliyetlerinin teşvik edilmesi 147,3 milyar lira. 'Sermaye için 3 trilyon liradan vazgeçtiniz' diyor. Neresi sermaye bunun?" ifadelerini kullandı. "Zengini vergilendiriyoruz" Şimşek, birçok şirketin, indirimlerden yararlandığı için vergi vermediğini, bu yüzden yurt içi asgari kurumlar vergisini getirdiklerini söyledi. Düzenlemeyle şirketlerin en az yüzde 10 vergi vereceğini bildiren Şimşek, şunları kaydetti: "Çok uluslu şirketler minimum yüzde 15 vergi verecek. Peki bunu ne zaman getirdik? 'Sermayeyi destekleyen' Mehmet Şimşek'in bakan olmasından sonraki dönemde getirdik. Şirketlerin taşınmaz satışlarında yüzde 50 kazanç istisnasını, serbest bölgede faaliyet gösterenlerin istisnasını daralttık. Kur Korumalı Mevduata (KKM) stopaj vergisi getirdik. Zengini vergilendiriyoruz." Şimşek, şirketlerin vergi matrahını azaltan bazı giderlerinde yine kısıtlamalara gittiklerini ve buna devam edeceklerini söyledi. Vergi adaleti konusunda yapılan değerlendirmelere de değinen Bakan Şimşek, gelir vergisi tarifesinin en alt dilimini yüzde 15'e düşürdüklerini, en üst dilimini de yüzde 40'a çıkarttıklarını anımsattı. Şimşek, 850 bin esnafın gelir vergisi istisnasına tabi olduğunu belirterek bunların KDV mükellefiyetinin de bulunmadığını dile getirdi. "Vergileri silme yetkisi sadece ve sadece yüce Meclis'indir" Dolaylı ve dolaysız vergiler konusunda Türkiye ile diğer ülkeler arasında karşılaştırma yapılmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Şimşek, şöyle devam etti: “Uluslararası standartlarda dolaylı ve dolaysız vergi tartışmasında sosyal güvenlik primleri var. Belediyelerin topladıkları vergiler var. Ben OECD tanımını kullanıyorum. 2002'de dolaysız vergilerin toplam vergiler içerisindeki payı yüzde 53,1'di. Şimdi yüzde 56,1'e çıkmış. 2002'de yüzde 46,9 olan dolaylı vergilerin oranı yüzde 43,9'a düşmüş. Arzuladığımız yerde değiliz ama yüzde 70 dolaylı vergi dediğiniz zaman uluslararası tanıma uymuyor." Bakan Şimşek, "Vergi borçlarının silindiği" iddialarına ilişkin, "Türk vergi hukukunda, hiçbir bakanın veya idarenin, vergi borcunu silme yetkisi yok. Vergileri silme yetkisi sadece ve sadece yüce Meclis'indir." ifadesini kullandı. "Uzlaşmalarda ana parada hiçbir şekilde indirim yapılamaz" şeklinde yasal düzenleme yaptıklarını anımsatan Şimşek, "Ben vergi borcu asla silmedim. Çünkü ben hiçbir şekilde böyle bir sorumluluk üstlenmem. Maliye Bakanı'nın hatta Cumhurbaşkanı'nın vergi silme yetkisi yoktur. Ben hiçbir zaman, hiçbir şirketin vergisini silmedim, silmeyeceğim. Çünkü silemem, benim bir yetkim yok." dedi. "Haber verilmeden e-haciz tatbik edilmiyor" Şimşek, Ziraat Bankasının tüm şubelerinin tabelalarının değişmediğini, sadece deprem bölgesinde ve tadilat ihtiyacı olan şubelerin tabelalarının değiştiğini bildirdi. Demirören Grubu’nun Ziraat Bankasına taksitlerini ödediğini ve vadesi geçen borcunun olmadığını ifade eden Şimşek, bankanın Antalya'daki toplantısına ilişkin eleştirilerle ilgili şunları söyledi: "Genel Müdürün bana söylediklerini aktarıyorum. Tüm bankaların yaptığı gibi Ziraat Bankası da son 13 yıldır düzenli olarak yılın sonunda, bir sonraki yılın hedeflerini tartışmak, istişarede bulunmak üzere toplanıyor. Yapılan toplantı da bu bağlamda. Bir gazetede, ‘Bakan Şimşek 5 bin dolarlık otelde kalacak’ diyorlar. Ben nereye gidiyorum, nerede kalıyorum, hangi villada, ben de merak ettim. Bir kere o toplantıya gitmiyorum. Gitsem bile günübirlik, gittiğim yerde kalmıyorum." Bakan Şimşek, Tip-1 diyabet hastası çocuklar ilgili milletvekillerinin ilettiği taleplere de cevap verdi. Konunun önemli olduğunu vurgulayan Şimşek, “Biz tabii ki duyarlı olmak durumundayız ve ilgili bakan arkadaşlarımızla konuyu çalışacağız. En kısa süre içerisinde sorunu imkanlarımız çerçevesinde çözmeye çalışacağız." dedi. "Vergi borcunu ödemeyenlere doğrudan elektronik haciz yapıyorsunuz." iddiasının doğru olmadığını kaydeden Şimşek, ilgilisine haber verilmeden asla doğrudan doğruya e-haciz tatbik edilmediğini vurguladı. "Bizim kitabımızda asla ayrımcılık olmaz" Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne yapılan yatırımları da anlatan Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "2003-2024 döneminde sabit fiyatlarla Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne tam 1,1 trilyon liralık yatırım yapılmış. Bunun yüzde 14'ü tarıma, yüzde 12'si enerjiye, yüzde 11'i madencilik, yüzde 6'sı sağlık alanına. İmalat sanayisinde 29 OSB kurduk. Batman'ın rakamlarını hatırlıyorum. 1990'da bir OSB kuruluyor, 2002'ye kadar sadece bir un fabrikası. Orayı biz büyüttük. Şimdi 3. Organize Sanayi Bölgesi üzerine çalışılıyor. Bizim kitabımızda asla ayrımcılık olmaz. 60 bin derslik yapmışız, 7 üniversite kurmuşuz, 2 bin 604 kilometre çok şeritli yol yapmışız. Sağlıkta 50 milyar lira yatırım yapmışız." Şimşek, aynı dönemde Doğu Anadolu Bölgesi'ne önemli yatırımlar yapıldığını dile getirdi. Bu bölgeye 1 trilyon 40 milyar lira sabit fiyatlarla yatırım yapıldığını ve 20 OSB kurulduğunu bildiren Şimşek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Kişi başına gelirde Türkiye yüzde 77 büyürken Doğu Anadolu Projesi (DAP) bölgesi yüzde 80 büyümüş, Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bölgesi yüzde 98 büyümüş. Kişi başı yıllık ortalama büyüme Türkiye genelinde yüzde 3,2 iken DAP bölgesinde 3,3, GAP bölgesinde 3,9. Daha da gelişemez miydi? Tek engel var o da terördür. Çünkü terörün olduğu bölgede devletin en mükemmel teşviklerini bile devreye aldığınız zaman arzuladığınız yatırımları çekemiyorsunuz. Onun için biz o bölgeye en yüksek teşviki vermeye devam edeceğiz. Çünkü biz bölgesel kalkınmışlık farklarını azaltmak istiyoruz." Şimşek, Özelleştirme İdaresinde 1000'in üzerinde araç toplandığını ve bu araçların yakın zamanda açık artırmayla satılacağını bildirdi. "Enflasyonun artık tek haneye doğru evrildiği ve kalıcı şekilde kontrol altına alındığı dönem olacak" Milletvekillerinin gelir dağılımı ve enflasyona ilişkin değerlendirmelerine değinen Şimşek, son 22 yılda gelir dağılımının iyileşmesi için önemli adımlar atıldığını, uygulanan politikalar sayesinde yakın dönemde gelir dağılımı göstergelerinde önemli iyileşmeler olduğunu belirtti. Şimşek, enflasyonun gelir dağılımını bozduğunu, alım gücünü düşürdüğünü ve büyümenin kapsayıcılığını azalttığını söyledi. Bu nedenle programı tasarlarken birincil hedeflerinin fiyat istikrarı olduğuna dikkati çeken Şimşek, yolun uzun olduğunu ifade ettiklerini anımsattı. Para politikasının yeniden inşasının zaman aldığını anlatan Şimşek, koşulların artık kalıcı şekilde dezenflasyona elverişli olduğunu vurguladı. Bu süreci 3 aşamalı planladıklarını dile getiren Şimşek, ilk yılın dezenflasyona geçiş dönemi olduğunu söyledi. Şimşek, "Şu anda dezenflasyon dönemindeyiz. Özellikle 2026 ve sonrası istikrar dönemi olacak. Yani enflasyonun artık tek haneye doğru evrildiği ve kalıcı şekilde kontrol altına alındığı dönem olacak. Amacımız enflasyonu kalıcı olarak düşük tek haneye düşürmek. Çünkü fiyat istikrarının tanımı da budur." "Uygulanan politika ve gelişmelere göre bazı tahminler revize edilebilir" Şimşek, uluslararası kurumlarda tahmin değişikliklerinin olup olmadığına ilişkin soruya, "Uluslararası kuruluşların da bizim de tahminlerimizde değişiklikler oluyor." yanıtını verdi. Uluslararası Para Fonunun (IMF) da enflasyon tahminlerinde değişiklik yaptığına işaret eden Şimşek, "Uygulanan politika ve gelişmelere göre bazı tahminler revize edilebilir. Çünkü tahmin süreçleri dinamiktir. Merkez Bankamız ne diyor? Yüzde 70 olasılıkla enflasyon şu olacak diyor. Çünkü küresel ve yurt içi konjonktüre ilişkin birtakım varsayımlar yapmak zorundasınız ve bu varsayımlar zamanla değişebiliyor. Şartlar değişebiliyor." ifadelerini kullandı. Şimşek, Türkiye'de ilgili kurumların iç ve dış gelişmeleri takip ettiğini ve değerlendirdiklerini belirterek, Bakan olarak kendisinin tahmin yapma imkanının olmadığının altını çizdi. Şimşek, geçen sene için program tahminleri ve gerçekleşmelerine dikkati çekerek, performansın iddia edildiği kadar kötü olmadığını söyledi. "Cari açık, öngörülerimizin çok altında kalacak" Bu yılın ekonomi göstergelerindeki performansları değerlendiren Şimşek, şunları kaydetti: "Bu sene büyük ihtimalle cari açık öngörülerimizin çok altında kalacak. İşsizlik oranı da öngörülerimizin oldukça altında. Bu, iyi bir şey. İstihdam artışı da böyle. Enflasyon öngörümüzün üstünde. Niye? Para politikasının etkili olduğu alanlar var, etkili olmadığı alanlar var. Mesela hizmetlerin bir kısmı, temel mallar para politikasına iyi tepki veriyor. Hizmetler o düzeyde vermiyor." "Enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek için ilave tedbirleri almak zorundayız" Şimşek, enflasyonun öngördüklerinin üzerinde seyrettiğini ifade ederek, "Enflasyonu kalıcı şekilde düşürmek için gereken ilave tedbirleri almak zorundayız. Alacağız." diye konuştu. Bütçe harcamalarında deprem kaynaklı ağırlıklı azalış öngördüklerine dikkati çeken Şimşek, bunun dezenflasyonu destekleyeceğini söyledi. Bütçe açığındaki daralmanın dezenflasyonist olduğunun altını çizen Şimşek, "Bütçe imkanlarına göre belki yeni yılda klasik artışlarda farklı bir değerlendirmeye gidebiliriz. Bütçe hususunu değerlendireceğiz." dedi. KKM stoku düşüşü sürüyor Kur Korumalı Mevduatın (KKM) neden uygulamaya alındığına ilişkin soru üzerine Şimşek, Aralık 2021'de kurlarda baskı oluştuğunu ve KKM'nin geçici tedbir olarak devreye sokulduğunu anımsattı. Şimşek, KKM'nin aslında Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) para, döviz politikası ve rezerv yönetimiyle ilişkili bir konu olduğuna işaret ederek, "Bu nedenle uygulamaya ilişkin usul ve esasların TCMB tarafından belirlenmesi ve yönetilmesi daha uygundur." ifadelerini kullandı. Şimşek, KKM'den çıkış sürecinin süreceğine işaret ederek, KKM stokunun Ağustos 2023'te zirveyi gördüğünü, 8 Kasım itibarıyla 1,3 trilyon liraya gerilediğini söyledi. Şimşek, "Eğer öngörmediğimiz bir şey yaşanmazsa buradan çıkış yakındır." dedi. Türkiye'ye gelen dış kaynakların çoğunlukla "carry trade" olup olmadığına ilişkin sorulara ise Şimşek, açık ve örtülü kur hedeflerinin olmadığını söyledi. Şimşek, sermaye akımlarını yönetmenin zor iş olduğuna dikkati çekerek, carry trade'e dayalı bir modellerinin ve niyetinin olmadığının altını çizdi. "2025 yılında bütçe açığını azaltacağız" Kamu harcamalarına ilişkin sorulara yanıt veren Şimşek, deprem harcamalarına ilişkin tasarrufta bulunmanın söz konusu olmadığını dile getirdi. Şimşek, bütçe esnekliklerinin yüksek olmadığını belirterek, "Bütçe harcamalarımızın yüzde 41,6'sı personel ve bu personelin sosyal güvenlikle ilgili prim transferlerine gidiyor. 2025 yılında bütçe açığını azaltacağız. Bu sayede mutlaka Merkez Bankasının dezenflasyon sürecini çok daha güçlü şekilde destekleyeceğiz." değerlendirmesinde bulundu. Tasarruf tedbir paketini açıkladıklarını anımsatan Şimşek, şöyle devam etti: "Meclisimizin onayladığı bütçeyle gerçekleşen bütçe arasındaki faiz dışı harcamalardaki yukarı yönlü sapmanın, son 10 senede yıllık ortalaması yüzde 9,1'dir. 2024'te bu sapmanın yüzde 0,8'e düşeceğini öngörüyoruz. Bir harcama disiplini olmasaydı, tasarruf felsefesi olmasaydı sapma yüzde 9,1'den yüzde 0,8'e düşürülebilir miydi? Sapma son 10 yılın ortalamasında gitseydi bu, 814 milyar liraya denk gelecekti. Muazzam harcama disiplini var, tasarruf var." Şimşek, bu yıl kamuda taşıt sayısının 2023'e göre 3 bin 848 adet arttığına, bunun yüzde 90'ının güvenlik, sağlık ve afet yönetimi için edinilen taşıtlar olduğuna işaret etti. Makam aracı eleştirilerine değinen Şimşek, yenilenme taleplerinin tamamını mevcudun tasfiyesi şartıyla onayladıklarını vurguladı. Kendisinin onay verdiği binek araçların tamamının TOGG olduğunu dile getiren Şimşek, vadesi dolan ve yenilenmesi gereken kiralık araçlardan 2 bin 671'ini azalttıklarını aktardı. "Faiz harcamalarının milli gelire oranı 22 yıldır düşüyor" EYT maliyetine de değinen Şimşek, maliyeti Sosyal Güvenlik Kurumuna sorduklarını söyledi. Şimşek, "Aktüeryal dengeyi bozan bir uygulama mı? Evet. Şu anda OECD'de 38 ülke var. Bu ülkelerin bir tanesini gösterin 30'lu yaşlarda, 40'lı yaşlarda emekli olan. Hatta 50'li yaşlarda emekli olunan ülke neredeyse kalmadı. Birçok ülke 65'in üzerine çıktı." ifadelerini kullandı. Şimşek, faiz harcamalarının milli gelire oranının son 22 yıldır düştüğünü vurgulayarak bu oranın 2002'de yüzde 14,3 olduğunu, 2024'te ise yüzde 2,9 seviyesine düştüğünü dile getirdi. Son 22 yılın ortalamasının yüzde 4,5 olduğunun altını çizen Şimşek, Orta Vadeli Program sonunda bu oranı yüzde 3 seviyesinde tutmayı hedeflediklerini anlattı. Görüşmelerin ardından, Hazine ve Maliye Bakanlığının 2025 yılı bütçesinin yanı sıra Gelir İdaresi Başkanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Özelleştirme İdaresi Başkanlığı, Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Kamu İhale Kurumu, Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu, Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumunun bütçe, kesin hesap ve Sayıştay raporları; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Yatırımcı Tazmin Merkezi ile Bankalararası Kart Merkezi AŞ'nin Sayıştay raporları kabul edildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.