#Terörsüz Türkiye

İLKHABER-Gazetesi - Terörsüz Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Terörsüz Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” Haber

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem Suriye’deki gelişmelere hem de Venezuela’da devlet başkanının gece yarısı operasyonuyla görevden uzaklaştırılmasına sert tepki gösterdi. ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışılık” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye’de benzer bir senaryonun yaşanmaması için terörle mücadelenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir.” diyen Bahçeli, devlet kurumları içinde sızmalar olmadan hiçbir ülkenin böylesine bir operasyonun hedefi olmayacağını ifade etti. SURİYE’DE İSRAİL PLANI BOZULACAKTIR Bahçeli, Suriye’de geciken entegrasyon sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade ederek, “Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı tesis edilmelidir” dedi. Arap aşiretlerinin Şam yönetimiyle uyumsuz kaldığını belirten Bahçeli, SDG ve YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesinin çözümü zorlaştıracağını söyledi. Bahçeli, “Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürmesinin bedeli ağır olacaktır” ifadelerini kullandı. ABD’NİN VENEZUELA OPERASYONU: ‘HAYDUTLUKTUR’ Bahçeli, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik operasyonuna sert sözlerle karşı çıktı. Operasyonu “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışı eylem” olarak nitelendiren Bahçeli, “Venezuela’ya yapılan saldırıyı lanetliyorum. Bu zorbalık hiçbir ülkenin hakkı değildir” dedi. Operasyonun tarihte benzeri görülmeyen bir insan kaçırma girişimi olduğunu vurguladı. 15 TEMMUZ BENZERLİĞİ Bahçeli, Venezuela’daki operasyon ile Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi arasında benzerlik olduğunu savunarak, “Maduro’ya yapılan müdahale, 15 Temmuz’daki alçak girişimin farklı bir versiyonudur” dedi. Trump’ın hedeflerinde Meksika, Küba ve Kolombiya olduğunu söyleyen Bahçeli, ABD’nin asıl amacının altın ve değerli madenler olduğunu ileri sürdü. TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU Bahçeli, konuşmasında sık sık iç güvenlik ve ulusal birlik mesajı verdi. Devlet yönetiminde devşirilmiş kişilerin bulunmasının ülkeleri zayıflattığını ifade eden Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” dedi. Toplumsal birlik ve iç cephenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen Türk olmaz" ifadelerini kullandı. DÜNYA YAHUDİLERİNE ÇAĞRI Bahçeli, İsrail’in saldırılarına karşı dünya Yahudi toplumuna çağrıda bulunarak, “Netanyahu’nun politikalarının ahlaki lekesi bütün Yahudilere sirayet etmiştir. Dünya Yahudi Cemaati bu lekeyi temizlemelidir” dedi. Sessiz kalmanın suça ortaklık anlamına geldiğini belirtti. YALOVA’DAKİ DEAŞ OPERASYONUNA TEPKİ Bahçeli, Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tanımlanmasına tepki göstererek, söz konusu açıklamaların son derece sorunlu olduğunu söyledi. “Bu tür düşüncesiz değerlendirmelerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Mehmet Uçum'dan 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Yasal düzenleme için 2026 işaret edildi Haber

Mehmet Uçum'dan 'Terörsüz Türkiye' mesajı: Yasal düzenleme için 2026 işaret edildi

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum, Mudanya Üniversitesi tarafından organize edilen "Terörsüz Türkiye'ye Geçiş Süreci" konulu konferansa katıldı. Akademisyenler ve öğrencilerle bir araya gelen Uçum, 1 Ekim 2024 tarihinde başlayan ve yaklaşık 14 aydır devam eden sürecin detaylarını, elde edilen kazanımları ve gelecekte atılacak yasal adımları değerlendirdi. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE ARAYIŞI SON BİR YILIN ÖZLEMİ DEĞİLDİR" Daha önce de Türkiye'yi terörden arındırma girişimleri olduğunu fakat başarısızlıkla sonuçlanan bu girişimlerden alınan derslerle Türkiye'nin tarihi bir fırsat eşiğinde olduğunu vurgulayan Uçum, "Terörsüz Türkiye'ye geçiş süreci, elbette meseleye yakın tarihler açısından bakanlar tarafından bu sürecin 1 Ekim 2024'te başladığı şeklinde değerlendirilebilir. Belki sembolik bir tarih vermek gerekirse, 1 Ekim 2024 bu sembolizm açısından güçlü bir tarihtir. Çünkü 1 Ekim 2024'te Cumhurbaşkanımız, Meclis'in yasama yılı açılışında devletin yeni paradigmasına ilişkin bir yaklaşım ortaya koydu ve Cumhurbaşkanımızın konuşmasından sonra Sayın Bahçeli, hakikaten Türkiye'nin zor dönemlerinde yüksek bir sorumluluk bilinciyle elini taşın altına koyarak çok önemli tutumlar aldı. 1 Ekim 2024'e bu anlamları verebilirsiniz. Ama terörsüz Türkiye özlemi, Terörsüz Türkiye arayışı son bir yılın ya da son 14 ayın arayışı değildir. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönetimlerinde özellikle yoğunlaşan "Türkiye'yi terörden arındırmak, Türkiye'yi terör riskinden kurtarmak" çabaları hep önde gelen gündem oldu. Önceki yönetimlerde de Türkiye'yi terörden arındırma konusunda birtakım girişimler olmuştu. 41 yıllık bir süreçten söz ediyoruz. Herkes bir şekilde Türkiye'yi terörden arındırmak, terör riskinden kurtarmak için bir çaba içerisine girmişti. Ama bu çabaların giderek yoğunlaştığı dönem, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'ın yönetimlerinde gerçekleşen girişimlerle ortaya çıktı" ifadelerini kullandı. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE ‘KÜRT MESELESİNİN' ÇÖZÜMÜ OLARAK BAĞDAŞTIRILMAMALI" Terörsüz Türkiye hedefinin Kürt meselesi diye tabir edilen sorunun çözümü olarak düşünmenin doğru olmadığını, sistematik terörün fiilen sona erdirilmesi anlamına geldiği belirten Uçum, "Bu 14 aylık süreçte ne oldu, ne kazandık, bunları da değerlendirmek gerekiyor. Birincisi; devlet bu konuyu ele alınca, Cumhurbaşkanımızın ülke liderliğinde, Bahçeli'nin cesur kararı ve siyasi liderliğinde, Cumhur İttifakı'nın ve toplumun diğer kesimlerinin büyük desteğinde, DEM yönetiminin soğukkanlı, ölçülü ve yapıcı yaklaşımlarıyla sonuçta bir süreç yönetildi. Ama devlet bu konuyu ele alırken nasıl ele aldı, bunun altını çizmek istiyorum. Devlet, terörsüz Türkiye konusunu bir devlet inisiyatifi olarak başlattığında bunu bir "Kürt meselesi" olarak ele almadı. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Bu tamamen sistematik terörün sona erdirilmesi, terör örgütünün fiilen ortadan kaldırılması, demokratik siyaset alanının açılması, demokratik siyaset üzerindeki terör vesayetinin kaldırılması konusu olarak ele alınmalıdır. Bu iki şeyin birbirine karıştırılmaması gerekiyor. Türkiye'de bir Kürt meselesi tartışması öteden beri hep oldu. Ama terörsüz Türkiye hedefine yönelik devlet politikası, Kürt meselesinin çözümüne yönelik bir devlet politikası olarak asla değerlendirilmemelidir. Çünkü Türkiye'de "Kürt meselesi" diye tarif edilen konu aslında geçmişe ait bir sorundur" şeklinde konuştu. "TERÖRSÜZ TÜRKİYE HEDEFİ, KİMLİK ESASLI BİR SORUN ÜZERİNDEN ELE ALINAN BİR KONU DEĞİLDİR" Kimlik hakları üzerinden yapılan yorumları fikri sabotaj olarak değerlendirdiklerini kaydeden Uçum, "Türkiye'de geçmişte kötü pratiklerin yaşandığı, kimliğin reddine dayalı bazı uygulamaların olduğu dönemler artık geride kalmıştır. Elbette demokrasinin geliştirilmesi, genişletilmesi, ufuk reformları, yeni anayasa çerçevesinde toplumun tüm kesimlerine ilişkin çok daha önemli hak ve özgürlükler tarif edilebilir; mevcut hak ve özgürlükler geliştirilebilir. Bunlar artık Türkiye toplumunun tamamına ait konular olarak ele alınır ve değerlendirilir. Bunlar içerisinde elbette Kürt vatandaşlarımızın talepleri de bir kimlik esası üzerinden değil, bu toplumun yurttaşları olarak dikkate alınır. Demokrasi geliştirme meselesi, hukuksal reformlar yapma meselesi, hukuku güçlendirme meselesi ayrı bir mecradır; tüm Türkiye toplumuna, Türk milletinin tamamına aittir. Fakat terörsüz Türkiye hedefi, kimlik esaslı bir sorun üzerinden ele alınan bir konu değildir. Sistematik terör sona erdirilecek, terör örgütü fiilen ortadan kalkacak, kimlik istismarı üzerinden yapılan hukuk dışı faaliyetler sona erecek; siyaset üzerindeki terör, kültür alanları üzerindeki terör, din alanları üzerindeki terör tamamen ortadan kalkacaktır. Terörsüz Türkiye hedefi böyle bir projedir. Terörsüz Türkiye hedefini, Kürt sorununun çözümüne ilişkin bir proje gibi gösterip kimlik hakları üzerinden birtakım müzakereler yürütmeye çalışanlar bu işin nitelik farkını görmüyor ya da bilinçli olarak karıştırıyorlar. Terörsüz Türkiye hedefinin Kürt meselesiyle bu anlamda bir bağlantısı olmadığı için ve bugün dünyamızda geçmişte kaldığını söylediğimiz nitelikte bir Kürt meselesi olmadığı için terörsüz Türkiye hedefiyle Kürt vatandaşlarımızı özdeşleştirip onların demokratik taleplerini bir kimlik grubu üzerinden buraya bağlayan yaklaşımları riskli fikir manipülasyonları olarak görüyoruz. Hatta bunun üzerine yapılan yorumların sürece yönelik fikrî sabotajlar olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu. "TÜRKİYE 14 AYLIK SÜREÇTE CİDDİ KAZANIM ELDE ETTİ" Artık basın ve yayın organlarında şehit haberleri duyulmadığına dikkat çeken Uçum, "Şimdiye kadar geçen 14 aylık süreçte neler yapıldı, neler elde edildi diye baktığımızda, terör örgütünün kurucusu 27 Şubat'ta bir deklarasyon yayımladı. Bu 27 Şubat deklarasyonu şu içeriğe sahipti, birincisi, ayrılıkçı taleplerinden tümden vazgeçildiğini ortaya koyuyordu. "Ayrı bir ulus-devlet hedefimiz yok" diyordu. "Siyasi özerklik hedefimiz yok" diyordu. Kültürel realist diye tanımladığı "kültürel hesaplara dayalı birtakım taleplerimiz yok" diyordu ve ortaya koyan deklarasyonun içeriğinde, devletle ve toplumla bütünleşme yaklaşımı benimsendiğini ifade ediyordu. Dolayısıyla 52 yıllık bir terör örgütünün bizzat kurucusu, kendi örgütünün hem örgütsel olarak sona ermesi gerektiğini ilan etti hem de örgütün ideolojik-politik varlığına son verdi. 27 Şubat deklarasyonunun asıl anlamı budur. Münfesih terör örgütünün ideolojik-politik ve ontolojik varlığına son verilmesi ve pratik varlığının sona erdirilmesi kararıdır. Sonra 12 Mayıs'ta terör örgütü, kendisini feshettiğine ilişkin kongresini yaptı ve bu karar sonrasında silah bırakma süreçleri başladı. 11 Temmuz'da sembolik silah bırakma töreni yapıldı ve bu süreç hızlanarak devam ediyor. 52 yıldır Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en uzun süreli sistematik teröre dayanan hukuk dışı faaliyetlerin sona erdiği bir dönem yaşadık. Şükürler olsun demek lazım artık şehitlerimiz gelmiyor, insanlarımız ölmüyor. Doğu ve Güneydoğu şehirlerimizde umut arttı, Türkiye toplumunun tamamında umut arttı. Terörle kesintisiz mücadele devam etmesine rağmen terörle mücadelenin maliyeti çok azaldı. Türkiye bu 14 aylık süreçte ciddi bir kazanım elde etmiştir. Bunun da altını özellikle çizmek gerekir" dedi. TBMM'DE KURULAN KOMİSYON TARİHİ GÖREV YAPIYOR TBMM'de kurulan terörsüz Türkiye komisyonunun tarihi görev yaptığını belirterek hazırlayacağı raporun, TBMM geleceği için referans oluşturabileceğine dikkat çeken Uçum, "Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyon, bence tarihî bir görev yapıyor. Komisyon 5 Ağustos'ta kurulduktan sonra yoğun bir dinleme faaliyeti gerçekleştirdi. Bu dinlemelerde 134 kişi ve kuruluş temsilcisi dinlendi. En son dinleme faaliyetini, komisyonu temsil eden üç milletvekilinden oluşan heyet yaptı; dinlemeler tamamlandıktan sonra da komisyon şu anda raporunu oluşturma aşamasına geçti. Bu komisyon, Meclis'te temsil edilen bir parti hariç bütün partileri bir araya getiren bir komisyon olmasıyla meşruiyeti son derece yüksek bir komisyon olmuştur. Hem siyasi meşruiyeti hem toplumsal meşruiyeti son derece yüksek bir komisyon olan bu yapı, terörsüz Türkiye hedefine yönelik Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin iradesinin şartlarını hazırlamak bakımından çok ciddi bir misyona sahip olmuştur. Bu komisyonun aralık ayında görev süresi doluyor ve eğer isterse kendi kararıyla iki aylık sürelerle görev süresini uzatabilir. İhtiyaç duyarlarsa bunu da yapabilecek bir komisyondur. Ancak komisyonun hazırlayacağı raporun öngörüye göre üç bölümden oluşması beklenen bu raporun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bundan sonraki yasama faaliyetleri açısından son derece önemli bir referans belgesi olması beklenmektedir. Ortaya çıkan sonuçlara bakıldığında, raporun ilk bölümünde dinlemelere ilişkin tespitlerin yer alabileceği; ikinci bölüm diyebileceğimiz bölümde geçiş sürecine ilişkin hukuksal düzenlemelere yönelik bir hukuk politikasının önerileceği; üçüncü bölümde ise demokrasiyi ilerletme, geliştirme ve hukuku güçlendirme tespitine uygun bir yaklaşım olacağı görüşü edinilmiştir. Dolayısıyla bu rapor, Türkiye Büyük Millet Meclisi açısından terörsüz Türkiye'ye geçişin şartlarını hukuken hazırlamak bakımından en temel referans belgelerinden biri olabilir. Bu da Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin, terörsüz Türkiye'ye geçişte devletin en önemli karar organı olarak çok önemli ve tarihi bir rol oynadığını ortaya koymaktadır" diye konuştu. TERÖRSÜZ TÜRKİYE'YE GEÇİŞ AŞAMASI NASIL OLACAK? Silah bırakan terör örgütü için hukuksal düzenleme yapılacağını anlatan Uçum, "Kamuoyunda, geçiş sürecinin terör örgütünün aktif ve destek unsurlarını kapsayan özel bir düzenleme olması konusunda da değerlendirmeler yapıldığını biliyoruz. Anayasaya göre aynı durumda olanlara aynı kurallar uygulanır; farklı durumda olanlara da farklı kurallar uygulanır. Eğer farklı durumda olanlara farklı kurallar uygularsanız, bu eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz. Geçiş sürecine ilişkin hukuk konusunda komisyonun geliştireceği hukuk politikası, kendisini feshetmiş terör örgütünün mensuplarıyla sınırlı bir düzenleme içerecektir. Bu da anayasanın eşitlik ilkesi açısından bir tartışma konusu oluşturmaz. Peki terör örgütü mensuplarının hepsine aynı statü tanımlanıp aynı şekilde mi düzenleme yapılmalıdır? Bu konuda edindiğimiz tecrübelere göre, farklı kategorilerde değerlendirmenin daha doğru olacağı yönünde bir yaklaşım bulunmaktadır. Dolayısıyla hiç suç işlememişler, hafif suç işlemişler, ağır suç işlemişler, üst düzey yöneticiler, sade üyeler gibi farklı kategoriler üzerinde hukuksal düzenlemeler gündeme gelebilir. Bunu, hukuk politikasını komisyon raporu hazırladığında göreceğiz. Türkiye'nin geçiş süreci adım adım ilerliyor. Şu an komisyonun rapor oluşturma aşamasındayız. Komisyon raporunu ay sonuna kadar oluşturursa, 2026'nın ilk ayları içerisinde geçiş sürecine ilişkin hukuki düzenlemeler de Meclis'in gündemine gelir. Bu hukuki düzenlemelerin yapılabilmesi için devletin yetkili kuruluşlarının açıkladığı, Cumhurbaşkanımızın da konuşmalarında perspektif olarak ortaya koyduğu, Meclis Başkanımızın da zaman zaman ifade ettiği üzere bu fesih sürecinin, silah bırakma sürecinin, örgütün sona erme sürecinin tam olarak gerçekleşmesinin pratik teyitlerine ihtiyaç vardır. Sürece baktığımızda, bu konuda ciddi ilerlemeler olduğu görülüyor. Mağaralar boşaltılıyor, silahlar toplanıyor ve sürecin daha da ilerleyeceği yönünde değerlendirmeler ve bilgiler paylaşılıyor. Dolayısıyla bu pratik teyit süreçleri nihai olarak tamamlanınca, bu yasal düzenlemelerin de en kısa sürede Meclisimiz tarafından kabul edileceği ve Cumhurbaşkanımız tarafından Resmî Gazetede yayımlanacağı öngörülebilir. Dikkat edilmesi gereken şudur, pratik teyitlerle ilgili bir takım aksamalar, geçiş sürecinin unsurları tarafından veya sürecin muhatapları tarafından yaşatılırsa, hukuk birleştirme süreci açısından bu bir probleme dönüşebilir. O nedenle oradaki unsurların da bu işin hukukunun oluşmasını istiyorlarsa süreci hızlandırma bakımından yüksek bir sorumluluk içinde hareket etmeleri beklenen durumlardan biridir" ifadelerini kullandı. "BAŞARMAYA ÇOK YAKINIZ" Terörsüz Türkiye'nin çözüme kavuşmasıyla birlikte önemli kazanımlar elde edileceğini ifade eden Uçum, "Bu model hakikaten Türkiye'ye özgü bir modeldir. Türkiye bu modeli başardığında, çatışma çözümleri literatürüne çok büyük ve ciddi bir katkı yapmış olacaktır. Şu anda geldiğimiz nokta, değerli arkadaşlar, son derece umutlu olmamız gereken bir noktadır. Başarmanın eşiğine geldik, hakikaten bunu inanarak söylüyorum, başarmanın eşiğine geldik. Tabii ki bir takım fikrî sabotajlar, fiilî sabotajlar oluyor, istihbarat örgütlerinin bu süreci sabote etmek için hem dijital mecralarda hem sahadaki faaliyetlerde girişimlerde bulunduğu biliniyor. Türkiye bu sorunu çözerse Cumhuriyet'in bir yükseliş dönemi yaşayacağı herkes tarafından fark ediliyor. Dolayısıyla zorlukları olan bir süreç ama bu zorluklara rağmen çok ciddi bir mesafe kat ettiğimizi görüyorum. Çok iyi bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ülke liderliği ile Bahçeli'nin her daim gösterdiği cesur ve kararlı yaklaşımları, Meclis'in büyük bir kısmının ortaya koyduğu irade ve toplumun geniş desteğiyle bugünlere geldik. Terörsüz Türkiye hedefinde başarıya ulaşacağımızı gösteren umutlarımız artıyor. Hakikaten bu tarihî bir fırsat; başarmanın eşiğindeyiz ve inanıyorum ki hep birlikte başaracağız" dedi.

Hüsamettin Korkutata: 'Terörsüz Türkiye' sürecine Adana'dan rekor destek! Yüzde 90'a ulaştı Haber

Hüsamettin Korkutata: 'Terörsüz Türkiye' sürecine Adana'dan rekor destek! Yüzde 90'a ulaştı

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, "Terörsüz Türkiye" süreci kapsamında Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illerde geçmiş dönemlerde görev yapmış milletvekillerini kabul etti. TBMM Başkanlık Divanı Toplantı Salonu'nda gerçekleşen görüşmede, Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun çalışmaları ve sürecin toplumsal yansımaları ele alındı. Toplantıda öne çıkan başlıklardan biri ise Adana desteği oldu. "ADANA'DA YÜZDE 90'A YAKIN DESTEK VAR" Kabulde heyet adına konuşan eski Bingöl Milletvekili Hüsamettin Korkutata, bölge halkının ve Türkiye genelinin sürece bakışını değerlendirdi. Korkutata, Adana'daki atmosferi örnek göstererek toplumsal mutabakatın yüksekliğine dikkat çekti. Korkutata, Adana ile ilgili gözlemlerini şu sözlerle aktardı: "Bizim bölgemizin yüzde 90'ından fazlası bu süreci destekliyor. Geçenlerde siz Adana'yı gördünüz. Adana çok farklı bir il olmasına rağmen gerçekten yüzde 90'a yakın destek sağladı. Bölgenin tamamı sizi destekliyor ve bu sürecin ne kadar kıymetli olduğunu, kendileri için ne kadar elzem olduğunu bildikleri için gece gündüz de dua ediyor." KURTULMUŞ: BU SEFER DEVLET YEKVÜCUT Toplantıda konuşan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Terörsüz Türkiye sürecinin geçmişteki denemelerden en büyük farkının devletin tüm kurumlarıyla ortak bir irade sergilemesi olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, sürece dair şunları kaydetti: "Geçmiş dönemdeki denemelerden farklı olarak bu sefer öncelikle devlet, bütün kurumlarıyla bu konuda yekvücut olarak ve ortak bir siyasi iradenin tecelli ettiği istikamette üzerine düşeni yerine getirmeye çalışıyor. Geçmiş tecrübelerden farklı olan bir başka husus ise ilk sefer bu konuyla ilgili, yani terörün çözülmesi ve Türkiye'de barış ve esenliğin sağlanmasıyla ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde bir müzakere zemininin açılmış olmasıdır." KOMİSYON RAPORU MECLİS'E SUNULACAK Meclis bünyesinde kurulan Milli Dayanışma Komisyonu'nun çalışmalarında sona yaklaşıldığını belirten Kurtulmuş, raporun geniş bir mutabakatla çıkmasını umduklarını dile getirdi. Komisyonun 19 toplantı yaptığını ve geniş bir yelpazeyi dinlediğini hatırlatan Kurtulmuş, "Bu Komisyon, raporunu başarıyla, kapsamlı bir şekilde ortaya koyacak. Birkaç siyasi parti ve isteyen birkaç Komisyon üyesi milletvekili raporunu verdi. Bunları toparladıktan sonra ümit ediyorum ki en kısa süre içerisinde ortak, yine şimdiye kadar çalışmalarımızda olduğu gibi büyük bir çoğunlukla, isteriz ki ittifakla bir rapor ortaya çıksın ve bundan sonra atılacak adımlarla ilgili, yapılacak düzenlemelerle ilgili de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne bu rapor sunularak adımların atılması mümkün olsun" ifadelerini kullandı. "TERÖRÜN MALİYETİ KATLANDI" Konuşmasında terörün Türkiye'ye ödettiği bedellere de değinen Kurtulmuş, 2013 yılında yapılan bir çalışmada maliyetin 1,2 trilyon dolar olarak hesaplandığını hatırlattı. Kurtulmuş, "Eğer bu bugün hesaplanmış olsa en az 2,5-3 katı daha yukarıda bir rakamın ortaya çıkacağı aşikardır. Dolayısıyla maddi ve manevi anlamda fevkalade büyük kayıpları yaşadığımız bir süreci artık bütünüyle geride bırakmak istiyoruz" dedi.

MHP 'Terörsüz Türkiye' sürecine dair 120 sayfalık raporunu Meclis Başkanlığı'na sundu Haber

MHP 'Terörsüz Türkiye' sürecine dair 120 sayfalık raporunu Meclis Başkanlığı'na sundu

Siyaset gündeminin en önemli başlıklarından biri olan terörle mücadele ve çözüm arayışları kapsamında Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), parti kurmayları tarafından hazırlanan 120 sayfalık MHP Terörsüz Türkiye raporunu Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı'na teslim etti. Konuyla ilgili basın mensuplarının sorularını yanıtlayan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Feti Yıldız, sürecin işleyişine ve partisinin kırmızı çizgilerine dair önemli değerlendirmelerde bulundu. "DEVLET KURUMLARI TEYİT ETMEDEN YASA ÇIKMAZ" MHP'li Yıldız, herhangi bir yasal düzenlemenin yapılabilmesi için öncelikle sahadaki durumun netleşmesi gerektiğine dikkat çekti. Örgütün dağıtılması şartını net bir dille ortaya koyan Yıldız, sürecin güvenlik bürokrasisi tarafından doğrulanması gerektiğini belirtti. Yıldız, şu ifadeleri kullandı: “Hukuken yapılacak şeyler şarta bağlı. Örgütün tamamen dağıtılması silahların teslimi hususun da güvenlik güçleri tarafından tespit edilmesine bağlı. Tüm partilerle birlikte mutlaka raporu ortaklaştıracağız. CHP, AK Parti, DEM ve diğer partiler hatta grubu olmayan rapor hazırlayan arkadaşların da görüşlerinden faydalanacağız. Ortak rapor çıkacak ancak dediğim gibi; kanuni düzenleme için örgütün tüm kuruluşlarıyla birlikte PYD de dahil buna tabi dağıtılması bunun da devletin yetkili organları tarafından ilan edilmesi. Bu kimdir; mesela MİT, TSK’dır. Emniyet birimleridir. Bu birimler açıkladıktan sonra kanun yapmak kolay.” PİŞMANLIK YASASI VE DENETİMLİ SERBESTLİK VURGUSU Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) etkin pişmanlığı düzenleyen 221. maddesine atıfta bulunan Feti Yıldız, suça karışmamış örgüt üyelerinin durumuna da açıklık getirdi. Bu kişilerin teslim olmaları durumunda sürecin nasıl işleyeceğini anlatan Yıldız, bunun tam bir serbestlik anlamına gelmediğini vurguladı. Yıldız, “Suça karışmamış olanların teslim olmaları halinde ceza görmeyecekleri ancak herhangi bir cezaya muhatap olmama manasında değil bu. Tamamen beraat şeklinde anlaşılmaması lazım. Denetimli serbestliğe de tabi olacaklar” dedi. "İNFAZ KANUNU YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ" Açıklamalarında Türkiye'deki mevcut infaz sistemine de değinen Yıldız, kapsamlı bir infaz düzenlemesi yapılması gerektiğinin altını çizdi. Bu düzenlemenin genel bir af olarak algılanmaması gerektiğini belirten Yıldız, sistemin yenilenmesi ihtiyacını şu sözlerle dile getirdi: “Ceza indirimini af şeklinde anlamayın. Zaten bizim infaz kanunumuz yeni baştan ele alınmalıdır. Yamalı bohçaya dönmüştür. İnfaz kanunu, anayasa, siyasi partiler kanunun ele alınıp yazılması lazım.”

Bahçeli’den Terörsüz Türkiye vurgusu: “Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır” Haber

Bahçeli’den Terörsüz Türkiye vurgusu: “Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır”

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) lideri Devlet Bahçeli, “Terörsüz Türkiye” hedefinin milli ve tarihi bir misyon olduğunu vurguladı. Taviz veya tereddütün kabul edilemeyeceğini söyleyen Bahçeli, “Ok yaydan çıkmıştır, gemiler yakılmıştır” diyerek kararlılığın kesin olduğunu dile getirdi. Kararlılık Mesajı: Tarihi Fırsat Kaçırılmamalı Bahçeli, Türkgün gazetesine verdiği röportajda sürecin dönüşü olmayan bir aşamaya geldiğini ifade etti. “Bu yüksek seviyeyi heba etmeye kimsenin hakkı yoktur” diyerek, Terörsüz Türkiye hedefinin başarıyla sonuçlanmasının ülke için hayati önem taşıdığını belirtti. Provokasyon girişimlerine karşı uyarıda bulunan Bahçeli, “İftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez” sözleriyle sürece yönelik karalama kampanyalarını reddetti. Barzani Ziyaretine Sert Eleştiri: “Tek Kelimeyle Rezalettir” Mesut Barzani’nin Şırnak’ta düzenlenen sempozyuma katılımını değerlendiren Bahçeli, misafir olarak ağırlanmasına itiraz etmediğini ancak etkinlikteki protokol hatalarını ve Türkiye topraklarında yabancı üniformalı askerlerin uzun namlulu silahlarla dolaşmasını sert şekilde eleştirdi. Bahçeli, “Türkiye Cumhuriyeti’nin egemenlik hak ve hukuku taammüden çiğnenmiştir” ifadelerini kullanarak, bu durumun ülkenin saygınlığına ağır bir darbe olduğunu vurguladı. Darbe İddialarına Net Cevap: “Fasa Fiso” MHP içinden kendisine yönelik “darbe yapılacağı” iddialarını “fasa fiso” olarak nitelendiren Bahçeli, Milliyetçi-Ülkücü Hareket’in demokrasiye bağlı olduğunu söyledi. “İftira ve isnatlar bizi yolumuzdan döndüremez” diyerek partisi içindeki dayanışmanın altını çizdi. Bese Hozat’ın Açıklamalarına Tepki: Provokasyonlara Geçit Yok KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Bese Hozat’ın terörle ilgili açıklamalarını provokasyon olarak niteleyen Bahçeli, bu tür sözlerin süreci sabote etmeye yönelik olduğunu belirtti. “Hevesleri kursaklarında kalacaktır” diyerek kararlılığın bozulmayacağını ifade etti.

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: “Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır” Haber

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik: “Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır”

AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye'ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" dedi.AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, MKYK toplantısı devam ederken parti genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. "Hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor" AK Parti'nin iktidara geldiği günden itibaren özellikle kız çocukların eğitiminden kadınlara dönük şiddete karşı mücadeleye kadar birçok alanda çok yönlü bir mücadele verdiklerinin altını çizen AK Parti Sözcüsü Çelik, "Mücadelenin çok boyutlu olması gerekiyor. Sadece kanunların yapılması yetmiyor. Siyasetin dilinden medya diline, sivil toplumun oluşturacağı hassasiyetlerden aile içi eğitime, erkek çocuklara biçilen rollere kadar birçok şeyin hep beraber ele alınması gerekiyor. Bütün bunların sağlıklı, değerlerimize uygun yerli yerine oturtulması gerekiyor" ifadelerini kullandı. "Ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı Güney Afrika Cumhuriyeti'nin bir kenti Johennesburg'da düzenlenen G20 Zirvesi üzerine konuşan Çelik, "Afrika'yı sömürenlerin, Afrika'ya kötülük yapmış olanların refahı paylaşmayla ilgili stratejiler noktasında bu kadar cimri davranmasının altını çizmek gerekiyor. Afrika, küresel adalet açısından ve bu zirvede de ifade edilen, 'Afrika ile eşit ve adil ortaklık' mottosu açısından çok daha fazlasını hak eden bir kıta. Afrika, baskıyla ve zulümle eşitsizliğe mahkum edilmenin, adaletsizliğe mahkum edilmenin yer yüzündeki en büyük sembolü. Onurlu, haysiyetli, insan onuruna yakışır bir yaşamı dünyanın her tarafındaki insanlar hak ediyor ama bundan en çok mahkum bırakılmışların Afrika olduğunu görüyoruz. O ülkeler, oraya bakarken yer altı ve yer üstü kaynaklarını görüyor biz ise orada insanları görüyoruz, gerçek hikayeleri görüyoruz. Dış politikadaki Afrika yaklaşımımız çıkar odaklı değil insani, güvenlik açısından eşit ortaklık kurma, oraların gelenek ve göreneklerine içten bir saygı gösterme şeklinde olduğunun altını çizmek gerekir" diye konuştu. "Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın MKYK toplantısının açılışında Gazze konusuna özel bir önem verdiğini belirten Çelik, "İsrail'in ateşkes başlığı altında bile, ateşkesi ihlal eden davranışlarına dikkat çekti. Bu konudaki küresel inisiyatifin daha da sıkılaştırılması gerektiğinin altını çizdi. Gelinen noktada Gazze'de bir ateşkes var ama bu ateşkes her gün İsrail tarafından ihlal ediliyor. Soykırım siyasetine devam ediyor. Bu mutabakatın başlangıcında 600-700 yardım tırının girmesi öngörülüyordu bu henüz 200 düzeyinde veya daha altında tutuyor İsrail. Ateşkes son derece kırılgan noktaya gelmiştir" dedi. "Terörsüz Türkiye" sürecine ilişkin konuşan Çelik, "Cumhur İttifakı olarak, ne yaptığımızı biliyoruz. Burada biz, devletin terörle mücadele konusunda sert güç unsurları vardır. Aynı zamanda da hukuk devletinin ve demokrasinin imkanları içerisinde yumuşak güç unsurları vardır. Terörü ülke gündeminden çıkarmak için dünyanın her yerinde gelişmiş demokrasiler sert güç unsurlarını kullandığı gibi, hukuk devletinin imkanları çerçevesinde Anayasa'nın çizdiği çerçeve içerisinde yumuşak güç unsurlarını da kullanırlar. Bugün geldiğimiz noktada, hukuk devletinin imkan ve kabiliyetleri içerisinde yaklaşımlar ortaya koyulmaktadır. Bunun zıttına birtakım işler yapıldığına dair değerlendirmelerin herhangi bir geçerliliği yoktur. Burada odağı kaybetmemek gerekir. Buradaki odak, terör örgütünün feshi ve silahların tamamen bırakılmasıdır. Sadece terör örgütünün feshedildiğine dair bir cümleyle kimse yetinmiyor. Odak noktası farklı siyasi gündemler değil. Terörsüz Türkiye'nin asıl odak noktası PKK'nın bütün unsur ve uzantılarıyla fesih ve silah bırakmasıdır" ifadelerine yer verdi. "Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" "Terörsüz Türkiye" sürecinde takip edilen yol ve uygulanan yöntemin meşruiyet alanı içinde yer aldığını vurgulayan Çelik, "Terörsüz Türkiye bir devlet politikasıdır. Terörsüz Türkiye'ye ulaşmak için samimiyetle bir önerisi, eleştirisi olan varsa tabii ki dinliyoruz ama herhangi bir yöntem önerisi olmayıp da topyekun reddiyeci bir tavırla suçlama, etiketleme, hakaret etme ve gayrimeşru bir takım siyasi etiketlemeler yoluyla süreci zehirlemeye çalışanların yaptıklarına müsaade etmeyeceğiz. Bununla da mücadele edeceğiz. Takip ettiğimiz yol, uyguladığımız yöntem meşruiyet alanı içerisindedir. Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenlik alanı içerisindedir. Devletimizin nitelikleri ve milletimizin değerleri konusunda taviz veya pazarlık söz konusu değildir" diye konuştu. "SDG terör örgütü, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu SDG terör örgütü elebaşı Mazlum Abdi'nin 'İmralı ziyareti" açıklamalarının sorulması üzerine Çelik, "Bizim söylediğimiz açıktır. Biz, açıklamalar üzerine yorum yapmıyoruz. Kişilerin söylediği değil, hadiselerin nereye gittiği önemlidir. 'Türkiye için tehdit teşkil etmiyorum' diyorsa, bizim bunu fiilen görmemiz lazım. Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı tertip içinde, Türkiye Cumhuriyeti'ne saldırmak için tahkimat içinde olanları tespit ediyorsak orada biz, 'Türkiye için tehdit teşkil etmiyoruz'un bir anlamı yok. SDG terör örgütü, PKK terör örgütünün Suriye koludur ve Terörsüz Türkiye, Terörsüz Bölge yaklaşımı çerçevesinde Türkiye için bir tehdit olmaktan çıkmalıdır" dedi. Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya ile Ukrayna arasında adil ve kalıcı bir barışa ulaşmanın yolları hakkında görüş alışverişinde bulunmak üzere çevrimiçi, 'Gönüllüler Koalisyonu Liderler Zirvesi'ne katılacağını söyledi. 11. Yargı Paketi Cuma günü Meclis Başkanlığına teslim edilecek Çelik, 11'inci Yargı Paketi'nin ne zaman Meclis gündemine geleceğine yönelik, "11'inci Yargı Paketi, bu tartışılan af konuları değil. Haziran ayında infazla ilgili düzenlemeler yapılmıştı. Belki onların güncellenmesiyle ilgili bir değerlendirme var. Cuma günü Meclis Başkanlığı'na teslim edilecek, sonra da komisyona gelecek" dedi. "Adada ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur" Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin hava savunma sistemlerini geliştirmek üzere İsrail'le işbirliği ve Ada'nın güneyinin silahlandırılmasına yönelik değerlendirmede bulunan Çelik, Rum tarafının müzakere ve barışa ilişkin çabaların silahlanma süreci ile bütün iddialarını yok ettiklerine dikkati çekerek, "Orada bir silahlanma içerisine girdiğini görüyoruz. Fakat Ada'da ev bile yapamayacak kadar adanın her tarafını silahlandırsan ne olur? Geçmişte Türklere karşı, Kıbrıs Türklerine karşı o zulümler yapıldığında işte ‘Ayşe Tatil'e çıktı' ve gereği yapıldı. Türkiye Cumhuriyeti tarafından en zor koşullarda yapıldı. Şimdi biz Ege'de, Akdeniz'de çatışma istemiyoruz. Herhangi bir şekilde sorunların masa dışında bir yerde ele alınmasını istemiyoruz. Ama yani Yunanistan'ın Türkiye'nin savunma sanayisine dönük yaklaşımını en son askerlerimizin şehit olduğu uçak kazasında o kargo uçağının resmini paylaşarak Yunan Hava Kuvvetleri'nin zihniyetini bir kere daha gördük. Bunlar hastalıklı şeylerdir, normal bir yaklaşım değil. Askeri değerlere de uymuyor, insani değerlere de uymuyor, siyasi değerlere de uymuyor. Askerlik sanatı diye bir şey var, askerlik değerleri diye bir şey var. Dolayısıyla Rum tarafı açısındansa mesele giderek kendilerini tabii Avrupa Birliği üyeliğinin verdiği şımarıklıkla giderek daha marjinal noktalara doğru sürüklüyorlar. O yüzden yapacakları en yanlış iş bu silahlanma yarışına girmektir. Bundan daha yanlış iş bu silahlanma yarışına İsrail'in desteğiyle girmektir. Yani oraya herhangi birinin Siyonizmle bu Siyonist hükümetle bu soykırımcı hükümetle yan yana gelmesi hem insanlığa hakarettir. Hem kendi milletine hakarettir" şeklinde konuştu.

İmralı görüşmesinin teknik detayları netleşti: Ulaşım MİT’ten, izin Adalet Bakanlığı’ndan Haber

İmralı görüşmesinin teknik detayları netleşti: Ulaşım MİT’ten, izin Adalet Bakanlığı’ndan

Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) oluşturulan "Terörsüz Türkiye" komisyonu üyelerinin İmralı Adası'na gerçekleştireceği ziyaret için geri sayım başladı. Terör örgütü elebaşı Abdullah Öcalan ile yapılacak görüşmenin bürokratik ve teknik altyapısı hazırlandı. Mevzuat gereği, terör suçlarından hükümlü bulunan kişilerin milletvekilleri tarafından ziyaret edilebilmesi için Adalet Bakanlığı'nın yazılı izni gerekiyor. Bu kapsamda, komisyondan belirlenen heyetin resmi başvurusunu bugün yapması bekleniyor. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un daha önce ifade ettiği gibi bakanlık, Meclis kararının ardından sadece bürokratik işlemleri yürütecek. ORGANİZASYON TAMAMEN MİT KONTROLÜNDE Ziyaretin lojistik ve güvenlik planlaması ise Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) tarafından koordine ediliyor. Türkiye Gazetesi'nin haberine göre; heyetin ulaşımı, görüşme ortamı ve hatta oturma düzenine kadar tüm detaylar MİT'in hassas çalışmasıyla belirleniyor. Heyetin adaya ulaşımının helikopterle sağlanacağı ve ziyaretin önümüzdeki Pazartesi veya Salı günü gerçekleşebileceği belirtiliyor. TUTANAKLARI MİT TUTACAK, FOTOĞRAF PAYLAŞILMAYACAK Meclis komisyonlarında alışılagelen stenograf kaydı yerine, bu görüşmede tutanakların MİT görevlileri tarafından tutulması öngörülüyor. Görüşme sırasında ses ve görüntü kaydı alınacak olsa da bu materyallerin kamuoyu ile paylaşılması beklenmiyor. AK Parti kaynakları, toplumda oluşabilecek olası hassasiyetleri gözeterek fotoğraf servis edilmesinin düşünülmediğini ifade etti. MASADAKİ KRİTİK SORU: YPG DAHİL Mİ? Görüşmenin içeriğine dair planlama da netleşti. Soru-cevap formatında ilerlemesi beklenen toplantıda heyetin önceliği, 27 Şubat çağrısının kapsamını netleştirmek olacak. Abdullah Öcalan'a yöneltilecek ilk ve en kritik sorunun, PKK'ya yapılan silah bırakma ve fesih çağrısının, örgütün Suriye kolu YPG'yi de kapsayıp kapsamadığı olacağı öğrenildi.

Mehmet Uçum’dan “İmralı dinlemesi” ve geçiş süreci mesajı Haber

Mehmet Uçum’dan “İmralı dinlemesi” ve geçiş süreci mesajı

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, Türkiye'nin gündemindeki "geçiş süreci" ve TBMM Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun aldığı İmralı kararına ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Anadolu Ajansı için bir yazı kaleme alan Uçum, sürece yönelik "sistematik fikri sabotajlar" yapıldığını savundu. Temel hedefin sürecin birikimini değersizleştirmek olduğunu belirten Uçum, "Ancak sürece ilişkin samimi kaygılarını ifade edenleri, kötü niyetli ajandası olanlardan ayırmak gerekir" uyarısında bulundu. Uçum'un yazısından öne çıkan kısımlar şöyle: "Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu tarafından İmralı dinlemesine karar verildi. Komisyonun geçiş sürecine yönelik bir hukuk politikası önerecek raporunun yazımına ilişkin takvim ilan edildi. Bu arada geçiş sürecine karşı sistematik fikri sabotajlar da hız kesmeden devam ediyor. Aslında temel hedef geçiş sürecinin birikimini ve sonuca ulaşma imkanını değersizleştirmek ve nihayetinde geçiş sürecini akamete uğratmaktır. Bunun için birçok konuda sorun çıkarılmak isteniyor. Bununla birlikte geçiş sürecine ilişkin yapılan tartışmalardaki negatif görüşlerin tamamını fikri sabotaj veya kötü niyetli ajandaların gereği olarak görmek doğru olmaz. Samimiyetle sürece ilişkin kaygılarını ifade edenleri, iyi niyetli olarak risk ve tehlike gördükleri hususlarda görüş beyan edenleri özenle ayırmak gerekir. Bu nedenle ele alınacak konuları objektif bir bakışla değerlendirmek son derece önemlidir. En güncel konu Komisyon tarafından alınan ‘İmralı dinlemesi’ kararıdır. Bu konuda alınan kararın gereği yapıldıktan sonra durum varsayımsal tartışmalardan çıkar. Çünkü İmralı dinlemesinden sonra yeni ve somut bir durum oluşur. Soyut karşı çıkışlar ortaya çıkan somut durum karşısında anlamsızlaşır. O noktada fikirlerin tartışıldığı bir ortam gelişir. Elbette o zaman da lehte ve aleyhte görüşler olacağı kesindir. Ama İmralı dinlemesinde geçiş sürecine katkı veren bir sonucun çıkmasının aleyhte yaklaşımları önemsizleştireceğini değerlendirmek gerekir. Bir diğer konu, tarihteki tüm kötü pratikleri, can yakan olayları, yıkıcı söylemleri öne çıkaran ve her yönden yapılan fikri provokasyonlardır. Elbette tarih göz ardı edilemez. Bugünün konuları gerçek tarih bilinciyle ele alınırsa doğru çözümler geliştirilir. Tarihsel birikimin, bugüne ve geleceğe etkisi sorun çözme süreçlerine katkı sunma yönünde olmalıdır. Tarihi tecrübeyi sorunların çözümüne engel olarak kullanmak sadece bugüne ve geleceğe zarar vermek anlamına gelmez tarihsel gerçekliğe de ihanet olur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yönetimlerinde Devlet içindeki bazı odakların Kürtlere yönelik inkar ve ret tutumlarını bitiren liderliğin ve yapıcı politikaların yok sayılması yaklaşımları da başka bir fikri sabotaj alanıdır. Bugün gelinen aşamanın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın büyük liderliğine ve tüm yönetim dönemlerinde her alanda hayata geçirdiği yapıcı politikalara dayandığı asla unutulmamalı ve bu realite daima göz önünde tutulmalıdır. Sayın Devlet Bahçeli’nin 1 Ekim 2024’ten bu yana ezber bozan, bilgece ve büyük cesaretle ortaya koyduğu hamlelere yönelik fikri sabotajlara karşı net ve keskin tutumlar almak da son derece önemlidir. (…) Egemenliğin ve milli birliğin dili Türkçenin kapsayıcılığı ile Kürtçe ve diğer dillerin özgürlüğü arasında bir uyumsuzluk yoktur. Bu bağlamda Kürtçenin özgürlüğü güçlendirilecek ve kalıcılaştırılacaktır. Kürtçenin özgürlüğüyle ilgili Devletin yapıcı yaklaşımına rağmen sapma denilebilecek bazı kötü pratikler varsa bertaraf edilecektir. Hep altını çizdiğimiz gibi kuşkusuz ‘eşit vatandaşlık’la ilgili hukuki sorunumuz yok ama bütün ‘vatandaşlarımız arasında eşitlik’ duygusunun pratikte egemen olmasını sağlamak da en önemli görevlerden biridir. Yerel yönetimlerin yeniden yapılandırması konusu ise sadece belli il ve ilçelerin değil Türkiye’nin tüm illeri ve ilçelerinin ihtiyacıdır. Üniter yapıyı destekleyecek, yerel meclisleri denetim, yerel bütçe taslakları, ilçe ve il hizmet ve yatırım programlarının oluşturulmasında yetkilendirecek, yerel icrada merkezin sorumluğunu artırarak tek teşkilat, tek bütçe ve tek icra yaklaşımını hayata geçirecek bir yerel yönetimler reformu kaçınılmaz hale gelmektedir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.