#türkiye

İLKHABER-Gazetesi - türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, türkiye haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

IPARD III Programı 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı Haber

IPARD III Programı 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı

Türkiye ve Avrupa Birliği (AB) tarafından ortaklaşa finanse edilen, Tarım ve Orman Bakanlığının ilgili kuruluşu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından uygulanan IPARD III Programı kapsamında 2026 yılı çağrı takvimi yayımlandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, yaptığı yazılı açıklamada, 2024 yılında uygulanmaya başlanan IPARD III Programı'yla, birlikte başvuru inceleme süreçlerinin hızlandırılması ve girişimcilere kolaylık sağlanması amacıyla başlatılan yıllık çağrı takvimi uygulamasının, kararlılıkla sürdürüldüğünü bildirdi. Yayımlanan yeni takvim doğrultusunda, sadece 2026 yılında çıkılacak çağrı dönemlerinde kırsal alanlarda yaklaşık 400 milyon avro tutarında yatırımın ülke ekonomisine kazandırılmasının ve binlerce kişiye yeni istihdam sağlanmasının hedeflendiğini belirten Yumaklı, hayvansal üretimden bitkisel üretime, el sanatlarından kırsal turizme ve yenilenebilir enerjiye kadar çok geniş bir yelpazede üreticilere destek vermeye devam edeceklerini vurguladı. "IPARD III PROGRAMI İLE KIRSAL KALKINMA HAMLEMİZİ DAHA DA GÜÇLENDİRİYORUZ" TKDK tarafından 2011 yılından bu yana uygulanan IPARD Programları kapsamında, bugüne kadar 27 bin 297 tesis ve projeye reel fiyatlarla toplam 129 milyar lira hibe desteği verildiğini hatırlatan Yumaklı, bu sayede ülkeye yaklaşık 273 milyar lira tutarında yatırım kazandırıldığını ve 107 bini aşkın kişiye istihdam sağlandığını aktardı. Kırsal kalkınmada kadınların ve gençlerin rolünün hayati olduğuna dikkati çeken Yumaklı, proje seçimlerinde ilave puan verilerek ve 40 yaş altı genç yatırımcılara ek hibe oranları sağlanarak pozitif ayrımcılık uygulandığını kaydetti. Yumaklı, 241 milyon avro bütçeli IPARD III Programı 2026 Çağrı Takvimi'nin, tüm tarım kesimine hayırlı olmasını temennisinde bulunarak, "Bugüne dek 7 bin 653 kadın girişimciye 42,6 milyar lira, 14 bin 933 genç girişimciye ise 86,7 milyar lira hibe desteği sağlandı." ifadesini kullandı. Öte yandan Yumaklı, kırsal kalkınmaya 241 milyon avroluk hibe desteğine ilişkin NSosyal hesabından yaptığı paylaşımda, "81 ilimizin tamamına yaygınlaştırdığımız IPARD III Programı ile kırsal kalkınma hamlemizi daha da güçlendiriyoruz. 2026 yılı çağrı takvimimiz kapsamında, 4 ana başlıkta girişimcilerimizin projelerini ve hayallerini hayata geçiriyoruz. Üretimi artıran, kırsalı kalkındıran bu destek paketi ülkemize, milletimize ve tüm üreticilerimize hayırlı olsun." değerlendirmesinde bulundu. 241 MİLYON AVROLUK DESTEK DÖRT FARKLI TEDBİRİ KAPSIYOR IPARD III Programı 2026 Yılı Çağrı Takvimi'ne göre, nisanda 25 milyon avro bütçeli "Çiftlik Faaliyetlerinin Çeşitlendirilmesi ve İş Geliştirme", mayısta ise 30 milyon avro bütçeli "Tarım ve Balıkçılık Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması ile İlgili Fiziki Varlıklara Yönelik Yatırımlar" tedbirleri için ilana çıkılacak. Haziran ayında "Tarımsal İşletmelerin Fiziki Varlıklarına Yönelik Yatırımlar" başlığında 30 milyon avroluk bir destek paketi devreye alınırken temmuzda ise Avrupa Komisyonu'ndan yetki devri alınmasının akabinde, IPARD Programı kapsamında ilk kez uygulanacak olan ve büyükşehir belediyeleri hariç yerel yönetimlerin faydalanabileceği 156 milyon avro bütçeli "Kırsal Alanda Kamu Altyapı Yatırımları" çağrısı yayımlanacak. Desteklenen sektöre göre projelerin bütçe sınırları, 5 bin avro ile 3 milyon avro arasında değişiklik gösterirken yatırımcılara yüzde 50 ile yüzde 75 hibe desteği sağlanacak. Özellikle kamu altyapı yatırımları ile paket içme suyu arıtma tesisleri, katı atık transfer istasyonları ve yenilenebilir enerji sistemleri gibi kırsalın çehresini değiştirecek projelere 3 milyon avroya kadar hibe verilebilecek.

Kadın girişimciler, dijital dönüşümle güçleniyor Haber

Kadın girişimciler, dijital dönüşümle güçleniyor

BRİTİSH COUNCİL desteğiyle, İngiltere’den University of Wolverhampton ve Kapadokya Üniversitesi ortaklığında yürütülen “Türkiye’de 2023 Depremi Sonrası Kadın Liderliğindeki KOBİ’lerin Güçlendirilmesi” projesi kapsamında eğitim faaliyetleri hız kesmeden devam ediyor. Projeye Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ile Antiokhia Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi de katılım sağlıyor. “Hatay’dan Dijital Geleceğe: ELEVATE ile Kadınların Gücü” başlıklı eğitimler, 2025 yılı Ekim ayından bu yana Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademisyenleri Doç. Dr. Kadriye Şahin ve Doç. Dr. Sonyel Oflazoğlu Dora tarafından yürütülüyor. Haftada bir gün, iki saat olarak düzenlenen eğitimlerde, Hatay’ın farklı ilçelerinden üretim yapan kadınlar bir araya geliyor. Proje kapsamında şu anda ikinci grup eğitimlerini sürdürürken, Nisan ayında üçüncü ve son grup katılımcıların programa başlaması planlanıyor. Deprem sonrası yaşamlarını yeniden inşa etmeye çalışan kadınların, üretimle hem ekonomik hem de sosyal olarak güçlenmesini hedefleyen eğitimler, katılımcıların bilgi edinmesinin yanı sıra aralarında güçlü bir sosyal dayanışma ağı kurmalarına da olanak tanıyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında düzenlenen workshop etkinliği ise büyük ilgi gördü. Etkinlikte üretici kadınlar el emeği ürünlerini sergilerken, “Üretmek bize ne hissettiriyor?” başlıklı konuşmalarla deneyimlerini ve becerilerini paylaştı. Etkinliğe Kapadokya Üniversitesi ve Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi akademik kadroları ile öğrencileri, İskenderun Teknik Üniversitesi akademisyenleri, üniversite öğrenci konseyi, öğretmenler ve üretici kadınlar katıldı. Katılımcılar arasında duygusal bir hediyeleşme de yaşandı. Öğrenciler kadınlara çiçek ve hediyeler verirken, üretici kadınlar Hatay’a özgü geleneksel el emeği yiyecekleri öğrencilere takdim etti. Projeye katılan kadınların şehir merkezlerinden üniversiteye ulaşımının ise Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından tahsis edilen servislerle sağlandığı belirtildi. Üçüncü grup katılımcılar için başvurular sürerken, projenin kadınların dijital dönüşüm ve yapay zekâ destekli iş becerilerini geliştirmeyi amaçladığı kaydedildi.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü Haber

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile görüştü

Türkiye ile İran arasındaki diplomatik ve askeri gerilim, Türk hava sahasına yönelik füze ihlalleriyle yeni bir boyuta taşındı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, hava sahası güvenliğinin Türkiye için tavizsiz bir konu olduğunu net bir dille ifade etti. Görüşmede Fidan, Türk hava sahasının ihlal edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirterek, Türkiye’nin buna karşı gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğinin altını çizdi. Bölgesel güvenliği sarsacak ve sivil yaşamı tehdit edecek adımlardan kaçınılması gerektiğini hatırlatan Fidan, tarafları itidale davet etti. İran tarafı ise söz konusu mühimmatların kendilerine ait olduğu iddialarına mesafe koydu. Bakan Arakçi, Türk hava sahasına yönelen füzelerin İran kaynaklı olmadığını, konuyla ilgili geniş kapsamlı bir araştırma yapılacağını aktardı. Bu açıklamaya rağmen, bölgedeki radar verileri ve askeri raporlar mühimmatların çıkış noktası olarak bölgedeki hareketliliği işaret etmeyi sürdürüyor. Geçtiğimiz hafta Hatay'da yaşanan benzer olayın ardından gelen bu ikinci ihlal, sınır güvenliği protokollerinin en üst seviyeye çıkarılmasına neden oldu. SINIR HATTI NATO KORUMASINDA Milli Savunma Bakanlığı, dün İran topraklarından ateşlendiği tespit edilen bir balistik mühimmatın Türk hava sahasına girmesi üzerine NATO savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu. Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirilen füzenin parçaları Gaziantep'teki boş arazilere düştü. NATO kanadından yapılan resmi açıklamada ise Türkiye'ye yönelik tehditlere karşı kararlılık mesajı verilerek, "Türkiye'ye yönelen bir füze daha önlendi. NATO, tüm müttefiklerini her türlü tehdide karşı savunma konusundaki kararlılığını sürdürüyor" denildi. MALATYA'YA PATRİOT SİSTEMLERİ KONUŞLANDIRILIYOR Artan güvenlik riskleri doğrultusunda Türkiye'nin füze savunma mimarisi tahkim ediliyor. Milli Savunma Bakanlığı, bölgedeki gelişmeler neticesinde hava savunma tedbirlerinin artırıldığını ve NATO kapsamında görevlendirilen bir Patriot hava savunma sisteminin Malatya'ya konuşlandırılacağını bildirdi. Bu stratejik adımın, hava sahasının korunmasına yönelik caydırıcılığı artırması hedefleniyor. Hatay ve Gaziantep rotasındaki hareketliliğin devam etmesi ihtimaline karşı bölgedeki radar izleme faaliyetleri 24 saat esasına göre yürütülüyor. ERDOĞAN'DAN KOMŞULUK HUKUKU VURGUSU Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, tırmanan gerilime ilişkin yaptığı değerlendirmede İran yönetimine sert uyarılarda bulundu. İhlallerin ikili ilişkilere zarar verdiğini belirten Erdoğan, "Uyarılarımıza rağmen Türkiye'nin dostluğunu zora sokacak, yanlış ve provokatif adımlar atılmaya devam ediliyor. Milletimizin kalbinde ve zihninde derin yaralar açacak bin yıllık komşuluk ve kardeşlik hukukumuza gölge düşürecek bir hesabın içine girilmemeli" ifadelerini kullandı. Erdoğan, provokatif adımların devam etmesi halinde Türkiye'nin uluslararası hukuktan doğan haklarını saklı tuttuğunu ima etti. HEDEF TARTIŞMASI: KIBRIS MI İNCİRLİK Mİ? Geçtiğimiz hafta Hatay'ın Dörtyol ilçesine düşen parçaların ardından başlayan hedef tartışması uluslararası medyada geniş yankı buldu. Fransız AFP ajansına konuşan Türk yetkililer, Türkiye'nin doğrudan hedef olmadığını belirterek füzelerin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'ndeki bir askeri üsse yönelmiş olabileceğini iddia etmişti. Ancak Amerikan medyasında yer alan analizlerde, asıl hedefin Adana'daki İncirlik Üssü olabileceği öne sürüldü. MSB Sözcüsü Tuğamiral Zeki Aktürk ise Hatay'daki olaya ilişkin, “Söz konusu tehdidin imha edilmesi sonrasında Hatay’ın Dörtyol ilçesine düşen parçanın, önleme faaliyeti kapsamında kullanılan hava savunma mühimmatına ait olduğu belirlendi; olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma meydana gelmedi” açıklamasını yaparak teknik süreci aydınlattı.

Orta Doğu'daki çatışmalar Türkiye'nin lojistikteki güvenli konumunu öne çıkarıyor Haber

Orta Doğu'daki çatışmalar Türkiye'nin lojistikteki güvenli konumunu öne çıkarıyor

İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı askeri saldırılar ve İran’ın misillemeleri sonrası küresel ticaretin ana geçiş noktalarından Hürmüz Boğazı’nda riskler arttı. İran donanması gerilimin ardından Boğaz’dan geçişlerin kapatıldığını duyurdu. İran’ın da İsrail ve bazı ülkelere yönelik füze saldırıları sonrası bölgede gerilim tırmanırken, Orta Doğu’daki kara yolu taşımacılığı hatlarında güvenlik endişeleri arttı. Bölgedeki saldırılar ve artan riskler nedeniyle bazı lojistik firmaları sevkiyatlarını sınırlandırırken, taşımacılar alternatif güzergah arayışına yöneliyor. Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aras, yaptığı açıklamada, mevcut gelişmelerin Türkiye’nin iç taşımalarına doğrudan etkisinin bulunmadığını belirterek, “İran hattında sektörün daha temkinli hareket ettiği bir dönem yaşanmaktadır. Bazı firmalar İran seferlerini geçici olarak azaltmış veya alternatif güzergahları değerlendirmeye başlamıştır.” dedi. Bölgedeki güvenlik ortamı nedeniyle Uluslararası Karayolu ile Eşya Taşıma Sözleşmesi (CMR) ve kasko poliçelerinde belirsizlikler oluşabildiğini, sürücülerin de bu nedenle güvenlik konusunda hassasiyet gösterdiğini dile getiren Aras, özellikle yakıt temini ve bazı ana güzergahlardaki risk algısının firmaların planlamalarını etkilediğini anlattı. “UZUN SÜRELİ VE SİSTEMSEL BİR KAPANMA BEKLENMİYOR” Şerafettin Aras, Gürbulak ve Bazargan sınır kapılarında geçişlerin tamamen durmadığını, daha kontrollü ve sınırlı şekilde devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Irak’a yönelik transit taşımalar genel olarak sürmektedir. Suriye hattında ise son dönemde gündeme gelen yeni geçiş imkanları Arap ülkelerine ulaşım açısından alternatif oluşturabilecek niteliktedir. Ancak bölgedeki genel güvenlik durumu nedeniyle sektör bu hatta da temkinli yaklaşmaktadır. Mevcut gelişmelerin uzun süreli ve sistemsel bir kapanmaya dönüşmesi beklenmemekle birlikte dönemsel aksaklıklar yaşanabileceği değerlendirilmektedir. İran genelinde risk algısının yükseldiği görülmektedir. Özellikle Tahran, Tebriz, Urumiye ve Bender Abbas Limanı çevresindeki askeri hareketlilik ticari akışın hızını azaltmıştır. Bender Abbas çevresinde de ticari faaliyetler önemli ölçüde yavaşlamıştır.” “ORTA KORİDOR VE KALKINMA YOLU PROJESİ STRATEJİK ÖNEMİNİ BİR KEZ DAHA ORTAYA KOYUYOR” UND Başkanı Aras, mevcut gelişmelerin Türkiye’nin uzun süredir gündemde olan Orta Koridor ve Kalkınma Yolu Projesi'nin stratejik önemini bir kez daha ortaya koyduğunu ifade ederek, Orta Koridor'un Avrupa ile Orta Asya ve Uzak Doğu arasındaki taşımalar için önemli bir alternatif sunduğunu, bu hattın etkin kullanılabilmesi için Hazar Denizi’ndeki Ro-Ro ve feribot kapasitesinin artırılması ve maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini söyledi. Kalkınma Yolu Projesi'nin önemine işaret eden Aras, bu projenin Türkiye ile Körfez ülkeleri arasında yeni ve güçlü bir lojistik hat oluşturma potansiyelinin bulunduğunu bildirdi. Suudi Arabistan’ın Türk sürücülere yönelik vize uygulamasının halen yeniden başlatılmadığını, bu durumun Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerine uzanabilecek önemli bir kara yolu lojistik koridorunun gelişimini sınırladığını aktaran Aras, koridorun etkin şekilde işlemesinin yalnızca Türkiye için değil, Körfez ülkeleri açısından da ticaretin hızlanması ve tedarik zincirlerinin çeşitlenmesi bakımından önemli kazanımlar sağlayabileceğini söyledi. Genel çerçevede Türkiye'nin lojistik altyapısı ve coğrafi konumuyla bu süreçte önemli bir rol üstlenmeye hazır olduğunu dile getiren Aras, bölgesel işbirliği ve lojistik kapasitenin güçlendirilmesi ile mevcut zorlukların aynı zamanda yeni fırsatlara dönüşmesinin mümkün olduğunu sözlerine ekledi. “SAVAŞ RİSKİ PRİMİ VE EK SİGORTA TEMİNATLARINDA CİDDİ ARTIŞLAR GÖRÜLÜYOR” Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği (UTİKAD) Başkanı Bilgehan Engin de Hürmüz Boğazı’nın küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte birinin ve LNG ticaretinin önemli bir bölümünün geçtiği stratejik bir güzergah olduğuna dikkati çekti. İran’ın geçişleri kısıtlamasının öncelikle enerji arz güvenliği üzerinden küresel lojistik sistemini etkilemeye başladığını dile getiren Engin, enerji fiyatlarındaki artışın deniz yolu, hava yolu ve kara yolunda bunker, yakıt ve operasyon maliyetlerini artırdığını, bunun da navlun fiyatlarına yansıdığını anlattı. Engin, “Bununla birlikte, yalnızca yakıt değil savaş riski primi ve ek sigorta teminatlarında da ciddi artışlar görülüyor. Hatta sigorta şirketleri Hürmüz Boğazı’nı teminat dışı tutmaya yönelik açıklamalar yapmaya başladı. Dolayısıyla sefer iptali veya rota değişikliği kapasite daralmasına sebep olacaktır ve transit süreler uzayacaktır. Özellikle Körfez limanlarına yönelik konteyner, tanker ve dökme yük taşımalarında arz şoku gözlemliyoruz. Bu durum uzun vadede sürdürülemez” dedi. Küresel ticaret sisteminin alternatif güzergah ve tedarik kaynakları üretme eğiliminde olduğunu kaydeden Engin, şu açıklamalarda bulundu: “Suudi Arabistan ve BAE’nin boru hatları, Kızıldeniz bağlantıları ve Doğu Akdeniz üzerinden yön değiştiren akışlar belirli ölçüde denge sağlar. Navlun ve sigorta maliyetlerindeki sert artışlar genellikle kriz dönemlerinde tavan yapar, ardından piyasa adaptasyonu ile kademeli olarak normalize olur. Bununla birlikte, jeopolitik risk kalıcı hale gelirse ‘yeni normal’ daha yüksek risk primi içerebilir. Bu da küresel lojistikte maliyet tabanını yukarı çeker, tedarik zincirlerinde bölgeselleşme ve nearshoring eğilimini güçlendirir.” “TÜRKİYE ALTERNATİF LOJİSTİK HUB OLARAK ÖNE ÇIKABİLİR” UTİKAD Başkanı Engin, çatışmaların uzaması durumunda deniz yolunda rota sapmalarının, gemi beklemelerinin ve liman yoğunluklarının artacağını belirterek, Kızıldeniz ve Körfez hattındaki risk algısının gemilerin daha uzun rotalara yönelmesine neden olabileceğini söyledi. Bu durumun transit sürelerini uzatacağını ve navlun fiyatlarını artıracağını dile getiren Engin, şu değerlendirmelerde bulundu: “Konteyner ekipman dengesizliği ve boş konteyner repositioning maliyetleri de artış gösterebilir. Hava yolunda ise hava sahası kısıtlamaları ve güvenlik riskleri nedeniyle uçuş rotaları uzamaya başladı. Slot planlamalarının olumsuz etkilenmesi transit süreleri artırdı ve kargo kapasitesi daraldı. Özellikle Orta Doğu aktarmalı hatlarda hava kargo navlunlarında artış gözlemlemeye başladık. Kara yolunda İran üzerinden Orta Asya ve Körfez’e uzanan hatlar risk teşkil edecektir ve alternatif rotalar gündeme gelecektir. Bu süreçte sınır geçiş süreleri uzayabilir, sigorta ve güvenlik maliyetleri artabilir. Bu durum Türkiye’nin İran transitli taşımalarında belirsizlik yaratır.” Engin, Türkiye açısından tablonun çift yönlü olduğuna işaret ederek, “Bir yandan İran ve Körfez bağlantılı ticarette maliyet ve sürelerin artma ihtimali bulunurken, diğer yandan Türkiye Orta Koridor, Doğu Akdeniz ve Karadeniz bağlantıları sayesinde alternatif bir lojistik hub olarak öne çıkabilir.” dedi. Avrupa-Asya ticaretinde Türkiye’nin jeostratejik konumunun güçlenebileceğini ancak enerji maliyetlerindeki artışın Türkiye’deki taşıma maliyetlerini yukarı çekeceğini dile getiren Engin, “Bu nedenle Türkiye için kritik husus modlar arası entegrasyonu güçlendirmek, demir yolu ve liman kapasitesini artırmak ve alternatif koridorlara yatırım yaparak risklerin olumsuz etkilerini minimize edebilir.” şeklinde konuştu.

NATO: Ankara ile tam dayanışma içindeyiz Haber

NATO: Ankara ile tam dayanışma içindeyiz

NATO'dan yapılan yazılı açıklamada, "Kuzey Atlantik Konseyi, İran'ın Orta Doğu ve ötesinde devam eden ve ayrım gözetmeyen saldırıları ışığında güvenlik ortamı hakkında bilgi almak üzere büyükelçiler düzeyinde bir toplantı gerçekleştirdi." ifadesi kullanıldı. Toplantıya NATO Genel Sekreteri Mark Rutte'nin başkanlık ettiği belirtilen açıklamada, "NATO müttefikleri, İran'ın dün Türkiye'yi hedef almasını şiddetle kınadı ve Ankara ile tam dayanışma içinde olduklarını ifade etti." denildi. Açıklamada, Rutte'nin İran'ın balistik füzesinin tespit edilmesini, izlenmesini ve başarılı bir şekilde önlenmesini sağlayan ortak çabalarından dolayı Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı (SACEUR) ve ilgili tüm müttefik personelini övdüğü aktarıldı. NATO'nun caydırıcılık ve savunma duruşunun tüm operasyonel alanlarda güçlü kalmaya devam ettiği vurgulanan açıklamada, "NATO durumu yakından izlemeye devam ediyor. NATO Genel Sekreteri, müttefik ülke liderleriyle ve bölgedeki NATO ortaklarının liderleriyle düzenli olarak temas halinde." ifadeleri kullanıldı. Milli Savunma Bakanlığı, İran'dan ateşlenip Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın, Doğu Akdeniz'de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından etkisiz hale getirildiğini açıklamıştı. NATO Sözcüsü Allison Hart da yaptığı açıklamada "İran'ın Türkiye'yi hedef almasını kınıyoruz." diyerek, NATO'nun Türkiye dahil tüm müttefiklerin yanında kararlı şekilde durduğunu belirtmişti.

Türkiye ve İspanya arasında dijital köprü: Pedro Sanchez rüzgarı sosyal medyayı salladı Haber

Türkiye ve İspanya arasında dijital köprü: Pedro Sanchez rüzgarı sosyal medyayı salladı

Son dönemde uluslararası siyasette ezber bozan bir grafik çizen İspanya, özellikle Orta Doğu politikasındaki insani yaklaşımıyla Türkiye'de geniş bir kitle tarafından takdirle takip ediliyor. İspanyol Sosyalist İşçi Partisi lideri ve Başbakan Pedro Sanchez'in, Batılı müttefiklerinden ayrışarak Filistin meselesinde sergilediği kararlı tutum ve İran'a yönelik saldırılara karşı duruşu, Türk kullanıcıların radarına girdi. SİYASETTEN DİJİTAL DOSTLUĞA UZANAN YOL Sanchez hükümetinin savaş karşıtı söylemleri ve insani yardımlar konusundaki hassasiyeti, X (Twitter) platformunda adeta bir 'diplomatik bahar' havası estirdi. İspanya'nın Türkiye'deki deprem, sel ve yangın gibi felaketlerde gösterdiği dayanışmanın yanı sıra İsrail'i protesto amacıyla Eurovision Şarkı Yarışması gibi dev platformlardan çekilmesi, Türk takipçiler tarafından vefa dolu paylaşımlarla ödüllendirildi. 4 Mart tarihi, iki ülke kullanıcıları arasında karşılıklı sevgi gösterileriyle adeta bir dostluk gününe dönüştü. "KEL İSPANYOL KALMAYACAK" PAYLAŞIMI İSPANYA'DA GÜNDEM Bu dijital yakınlaşmanın en renkli anı ise Türkiye'nin dünyaca ünlü saç ekimi başarısı üzerinden yapılan bir espri oldu. Bir Türk kullanıcının, İspanya'ya destek amacıyla paylaştığı "Kel İspanyol kalmayacak" ifadesi kısa sürede viral hale gelerek İspanyol medyasının dikkatini çekti. İspanyol kullanıcıların bu jeste Türkçe öğrenme videoları ve teşekkür mesajlarıyla karşılık vermesi, halklar arasındaki sempatiyi pekiştirdi. İSPANYOL TELEVİZYONUNDA INIESTA ŞAŞKINLIĞI Söz konusu sosyal medya akımı, İspanya'nın popüler kanallarından Sexta'da yayınlanan 'El Objetivo' programına da taşındı. Sunucu Emilio Faió, Türklerin bu esprili desteğini ekranlara taşırken, programın konukları büyük şaşkınlık yaşadı. Özellikle dünyaca ünlü futbol efsanesi Andres Iniesta'nın fotoğrafına montajla yapılan saç ekimi görüntüsü, yorumcuları kahkahaya boğarken Türkiye'nin bu alandaki küresel ünü bir kez daha tescillenmiş oldu.

İRAN’DAN TÜRKİYE’YE FÜZE İDDİALARINA YANIT: “TÜRKİYE’NİN EGEMENLİĞİNE SAYGILIYIZ” Haber

İRAN’DAN TÜRKİYE’YE FÜZE İDDİALARINA YANIT: “TÜRKİYE’NİN EGEMENLİĞİNE SAYGILIYIZ”

Orta Doğu’da artan gerilim sürerken İran’dan Türkiye ile ilgili dikkat çeken bir açıklama geldi. İran yönetimi, Türkiye’ye yönelik balistik füze fırlatıldığı iddialarını reddederek, Türkiye’nin egemenliğine saygılı olduklarını duyurdu. İRAN’DAN RESMİ AÇIKLAMA GELDİ İran tarafından yapılan açıklamada, Türkiye’ye yönelik herhangi bir füze saldırısının söz konusu olmadığı belirtildi. Tahran yönetimi açıklamasında, "Türkiye topraklarına füze fırlatmadık. Dost ve komşu ülke olan Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyoruz" denildi. İran Genelkurmay Başkanlığı, dün İran'dan ateşlenerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen balistik mühimmata ilişkin yazılı açıklama yaptı. Türkiye'ye herhangi bir füze fırlatılmadığı belirtilen açıklamada, "İran Silahlı Kuvvetleri, komşu ve dost ülke Türkiye'nin egemenliğine saygı duyuyor ve Türkiye topraklarına yönelik herhangi bir füze fırlatıldığını reddediyor" ifadeleri kullanıldı. MSB: BALİSTİK MÜHİMMAT ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ Türkiye’de ise Milli Savunma Bakanlığı (MSB) dün yaptığı açıklamada İran’dan ateşlenen ve Irak ile Suriye hava sahasını geçerek Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir balistik mühimmatın etkisiz hale getirildiğini duyurmuştu. Bakanlığın açıklamasına göre söz konusu mühimmat, Doğu Akdeniz’de konuşlu NATO hava ve füze savunma unsurları tarafından zamanında müdahale edilerek havada imha edildi. HATAY’A MÜHİMMAT PARÇASI DÜŞTÜ MSB’nin açıklamasında, Hatay’ın Dörtyol ilçesine düşen parçanın tehdidin imha edilmesinin ardından kullanılan önleme mühimmatına ait olduğunun tespit edildiği bildirildi. Olayda herhangi bir can kaybı veya yaralanma yaşanmadığı belirtildi. “TÜRKİYE GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAYA MUKTEDİR” Milli Savunma Bakanlığı açıklamasında Türkiye’nin güvenliğine vurgu yapılarak şu ifadeler kullanıldı: “Ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamak konusundaki irademiz ve kapasitemiz en üst seviyededir. Türkiye, kimden ve nereden gelirse gelsin topraklarının ve vatandaşlarının güvenliğini sağlamaya muktedirdir.” Açıklamada ayrıca Türkiye’nin bölgesel istikrar ve huzurdan yana olduğu belirtilerek, bölgede çatışmaları büyütecek adımlardan uzak durulması çağrısında bulunuldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.