#Türkiye İş Bankası

İLKHABER-Gazetesi - Türkiye İş Bankası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye İş Bankası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Depremin vurduğu Hatay, kadınlarla yeniden doğuyor Haber

Depremin vurduğu Hatay, kadınlarla yeniden doğuyor

TÜRKONFED koordinasyonunda, DASİFED ve Türkiye İş Bankası iş birliğiyle yürütülen “Girişimde Kadın Gücü Projesi”, Hatay’da düzenlenen kapsamlı bir programla yeniden gündeme taşındı. Antakya’daki The Museum Hotel Antakya ev sahipliğinde gerçekleşen etkinlik, “Yeniden İnşa: Dayanışmadan Kalkınmaya” temasıyla iş dünyası, kamu ve sivil toplum temsilcilerini bir araya getirdi. Programın açılışında konuşan Anadolu Grubu Onursal Başkanı Tuncay Özilhan, kadınların ekonomik ve sosyal yaşamda daha güçlü yer almasının sürdürülebilir kalkınma için kritik olduğunu vurguladı. İş dünyasının ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini belirten Özilhan, eğitimden istihdama kadar her alanda kadınların desteklenmesinin artık bir zorunluluk haline geldiğini ifade etti. Küresel ekonomideki dalgalanmalara da değinen Özilhan, enerji krizleri, tedarik zinciri sorunları ve jeopolitik gelişmelerin yeni bir dönemi beraberinde getirdiğini, bu süreçte yapay zekâ ve dijital dönüşüme uyumun kaçınılmaz olduğunu söyledi. SOMUT DESTEK MODELLERİ ÖNE ÇIKTI Türkiye İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Sezgin Yılmaz ise TÜRKONFED ile 2021’den bu yana sürdürülen iş birliğinin sahada karşılık bulduğunu belirterek, proje kapsamında binlerce kadına eğitim verildiğini ve yüzlerce girişimciye mentorluk desteği sağlandığını aktardı. Kadınların tedarik zincirlerine daha etkin katılımını sağlayacak modeller geliştirdiklerini ifade eden Yılmaz, uluslararası pazarlara açılım konusunda da desteklerin sürdüğünü dile getirdi. AFET SONRASI KADINLARIN YÜKÜ ARTTI TÜRKONFED Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve İş Dünyasında Kadın Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Yasemin Açık da afet sonrası süreçte kadınların karşılaştığı ekonomik ve sosyal zorluklara dikkat çekti. Gelir kaybı, güvenlik ve istihdam sorunlarının öne çıktığını belirten Prof. Dr. Açık, buna karşın bölgedeki dayanışma kültürünün kadınların öncülüğünde güç kazandığını ifade etti. Kadınların özellikle finansal okuryazarlık ve teknolojiye erişim alanlarında desteklenmesi gerektiğini vurguladı. “AİLE YAPISINDA KADINLARIN ROLÜ BELİRLEYİCİ” Hatay Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hikmet Çinçin ise deprem sonrası süreçte kadınların üstlendiği sorumlulukların arttığını belirterek, aile yapısının korunmasında kadınların kritik rol oynadığını söyledi. Başkan Çinçin, Hatay’ın yeniden ayağa kalkmasında kadınların ve ailelerin desteklenmesinin hayati önemde olduğunu dile getirdi. "KALKINMA SADECE ALTYAPI DEĞİL" Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk de, yeniden inşa sürecinin yalnızca fiziki yatırımlarla sınırlı olmadığını, sosyal ve ekonomik kalkınmanın da en az altyapı kadar önemli olduğunu vurgulayarak, “Kadınların üretime katılımı, bu sürecin temel taşlarından biridir” dedi. DAYANIŞMA VURGUSU DASİFED Yönetim Kurulu Başkanı Gülay Gül de, etkinliğin ortak dayanışma iradesinin güçlü bir göstergesi olduğunu belirterek, deprem sonrası Hatay’ın üretimden kopmayan yapısına dikkat çekti. Gül, yerel üretimin desteklenmesi ve kadın girişimcilerin güçlendirilmesinin önemine işaret etti. “ÜRETİM KADIN ELİYLE BÜYÜYOR” Toplantıda konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı da, 6 Şubat depremlerinin kentte yarattığı büyük yıkıma rağmen kadınların üretimden vazgeçmediğini belirtti. Kadın kooperatiflerindeki artışa dikkat çeken Vali Masatlı, bu kararlılığın kentin yeniden inşasında belirleyici güç olduğunu ifade etti. PANELDE KAPSAYICI EKONOMİ ELE ALINDI Etkinlik kapsamında Erol Bilecik moderatörlüğünde düzenlenen “Dayanıklı Ekonominin Anahtarı: Kapsayıcılık ve Dönüşen Tedarik Zincirleri” başlıklı panelde ise kapsayıcı ekonomi ve sürdürülebilir üretim konuları ele alındı. Program, kadın girişimciliğinin desteklenmesi ve bölgesel kalkınmanın hızlandırılması adına kamu, özel sektör ve sivil toplumun iş birliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

İş Bankası memur alımı 2026 başvuruları başladı: İstanbul'da 34 ilçede personel alınacak, şartlar neler? Haber

İş Bankası memur alımı 2026 başvuruları başladı: İstanbul'da 34 ilçede personel alınacak, şartlar neler?

Finans sektöründe kariyer basamaklarını tırmanmak isteyen binlerce genç yetenek için Türkiye İş Bankası dev bir fırsat kapısı araladı. Banka, 2026 yılı hedefleri doğrultusunda İstanbul'un neredeyse tamamını kapsayan geniş bir memur alım sürecini başlattığını ilan etti. Şubelerde temel bankacılık faaliyetlerini yürütecek yeni çalışma arkadaşları arayan kurum, başvuru kriterlerini ve ilçe detaylarını adaylarla paylaştı. İş Bankası memur alımı 2026 dönemi kapsamında adayların öncelikle belirli bir eğitim seviyesine ve yaş sınırına sahip olması bekleniyor. Bankacılık dünyasına adım atmak isteyenlerin merakla beklediği süreçte, ikametgah şartı en kritik maddelerden biri olarak öne çıkıyor. İŞ BANKASI PERSONEL ALIMI BAŞVURU ŞARTLARI NELERDİR? Bankanın yayımladığı resmi kılavuza göre adayların Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması ve üniversitelerin 4 yıllık eğitim veren bölümlerinden mezuniyet belgelerinin bulunması gerekiyor. Yaş kriterinde ise adayların 27 Nisan 2026 tarihi itibarıyla 30 yaşını doldurmamış olması şartı aranıyor; yani 27 Nisan 1996 ve sonrasında doğanlar sürece dahil olabilecek. Erkek adaylar için askerlik durumunun tamamlanmış, muaf veya en erken 2027 yılının Mayıs ayına kadar tecil edilmiş olması isteniyor. Ayrıca adayların Türkiye'nin her noktasında görev yapabilecek sağlık durumuna sahip olması, kamu haklarından mahrum bulunmaması ve herhangi bir kuruma karşı zorunlu hizmet borcunun olmaması gerekiyor. Geçmiş sınav süreçlerine dair ise daha önce Bankamızın yaptığı Memur, Operasyon Elemanı, Operasyon Destek Elemanı ve Çağrı Merkezi sınavlarında en fazla 2 kez başarısız olmak ve bu sınavların herhangi birinin mülakat aşamasında başarısız sayılmamış olmak şartı koşuluyor. İSTANBUL'DA HANGİ İLÇELERDE ALIM YAPILACAK? İş Bankası'nın memur alımı ilanı İstanbul genelinde çok geniş bir alanı kapsıyor. Banka tarafından yapılan duyuruda Adalar, Arnavutköy, Ataşehir, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Bayrampaşa, Beşiktaş, Beykoz, Beyoğlu, Çekmeköy, Esenler, Esenyurt, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Güngören, Kadıköy, Kağıthane, Kartal, Küçükçekmece, Maltepe, Pendik, Sancaktepe, Sarıyer, Sultanbeyli, Sultangazi, Şişli, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar ve Zeytinburnu ilçelerinde personel istihdam edileceği belirtildi. İkamet şartı konusunda oldukça hassas davranan kurum, ilanda belirtilen ilçeler dışında ikamet eden adayların başvuruları değerlendirilmeyecektir uyarısında bulundu. Adayların başvuru anındaki yerleşim yeri beyanları esas alınacak ve süreç içindeki adres değişiklikleri kabul edilmeyecek. İŞ BANKASI MEMUR ALIMI BAŞVURUSU NASIL VE NE ZAMAN YAPILIR? Kariyerine bankacı olarak devam etmek isteyenler için takvim oldukça dar. İş Bankası İstanbul içi memur alımı başvuruları 23-27 Nisan 2026 tarihleri arasında kabul edilecek. Adaylar başvurularını yalnızca bankanın resmi internet sitesi üzerinden dijital ortamda gerçekleştirebilecek. Başvuru yapacak adayların adli sicil kaydının temiz olması gerektiğini vurgulayan banka, affa uğranmış olunsa dahi, herhangi bir suçtan dolayı hapis cezası almamış olmak kriterinin altını çizdi. Şartları taşıyan ve mülakatlarda başarı sağlayan adaylar, İstanbul'un ilgili şubelerinde memur unvanıyla göreve başlayacak

Türkiye İş Bankası’ndan iddialara ilişkin açıklama Haber

Türkiye İş Bankası’ndan iddialara ilişkin açıklama

Türkiye İş Bankası, son günlerde yürütülen hukuki bir süreçle ilişkilendirerek ortaya atılan gerçek dışı iddia ve söylemlere ilişkin açıklama yaptı.İş Bankası son günlerde ortaya çıkan iddialara ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: ''Bankamız ve iştiraklerini, son günlerde yürütülen hukuki bir süreçle ilişkilendirerek ortaya atılan gerçek dışı iddia ve söylemlere dair bir açıklama yapılması gereği duyulmuştur.Türkiye İş Bankası; köklü yönetişim yapısıyla tüm faaliyetlerini ulusal ve uluslararası yasalara, bağlı olduğu mevzuata, etik kurallara ve ticari prensiplere uygun bir şekilde sürdüren, en iyi uygulamaları esas alan iş yapma şekliyle Türkiye’nin en büyük özel ve marka değeri en yüksek bankası olup, ülkemizin göz bebeği bir Cumhuriyet kurumudur. Ülkemizdeki ilgili mevzuat doğrultusunda, her banka gibi Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) başta olmak üzere tüm resmi otoritelerin sürekli denetimi altında olan, Genel Müdürlüğünde BDDK’nın yerleşik denetçileri bulunan, Mali Suçlar Araştırma Kurulu (MASAK) mevzuatındaki yükümlülüklerini harfiyen yerine getiren Bankamızı; suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı ve benzeri yasa dışı işlemlerle ilişkilendiren ve hedef gösteren her türlü yayın, yorum, paylaşım ve iddialar yasalara göre açıkça suç teşkil etmektedir. Halka açık bir şirket olan, kurulduğu 1924 yılından bu yana bankacılık faaliyetlerinin yanı sıra iştirakleri aracılığıyla da ülkemiz ekonomisine katkıda bulunan Bankamızla ilgili ortaya atılan gerçek dışı iddialar ve söylentiler sadece kurumumuzu değil, aynı zamanda sermaye piyasalarını, çok sayıda yerli ve yabancı yatırımcıyı, dolayısıyla ülkemiz ekonomisini de olumsuz etkilemektedir. Bilindiği üzere, Bankacılık Kanunu’nun 74. maddesi, "187 sayılı Basın Kanunu’nda belirtilen araçlarla ya da radyo, televizyon, video, internet, kablolu yayın veya elektronik bilgi iletişim araçları ve benzeri yayın araçlarından biri vasıtasıyla bir bankanın itibarını kırabilecek veya şöhretine ya da servetine zarar verebilecek bir hususa kasten sebep olunamaz ya da bu yolla asılsız haber yayılamaz." hükmünü amir olup, Bankamızla ilgili gerçek dışı iddia ve söylemleriyle Bankamızın kamuoyundaki itibarını zedelemeye çalışanların suç işlemekte oldukları da izahtan varestedir. Ülkemizde milli sermayeyi temsil eden, her zaman toplumdan aldığını toplumla paylaşma ilkesiyle hareket eden bir kurum olan Bankamızın itibarına ve şöhretine zarar veren tüm yayın ve haberlerin yakın takipçisi olduğumuzu; asılsız, spekülatif iddia ve değerlendirmeler yapan; yalan, yanlış, yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, bu yönde yorumda bulunan ve bunları yayanlarla ilgili her türlü yasal hakkımızı kullandığımızı ve bundan sonra da kullanmaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız.''

Türkiye İş Bankası ikinci yüzyılında Haber

Türkiye İş Bankası ikinci yüzyılında

Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, "25 milyon müşterimizle, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüzle, 2,8 trilyon liralık nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzle Türkiye’nin en büyük özel banka konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık." dedi. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, vesilesiyle yaptığı açıklamada, Türkiye ekonomisi ve küresel ekonominin yanı sıra bankacılık sektörü ve İş Bankasına ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. Aran, "2025, ikinci yüzyılımızın ilk senesi… 25 milyon müşterimizle, 4 trilyon liraya ulaşan aktif büyüklüğümüzle, 2,8 trilyon liralık nakdi ve gayrinakdi kredi büyüklüğümüzle Türkiye’nin en büyük özel banka konumumuzu koruyarak ikinci yüzyıla çok sağlam bir başlangıç yaptık. Bilançomuzun, öz kaynak gücümüzün, kredi ve aktif büyüklüklerimizin, pazar paylarımızın, iştiraklerimizin, dijital yetkinliklerimizin, kurumuna bağlı ve moralli insan kaynağımızın ikinci yüzyıl için çok temel avantaj teşkil ettiğini düşünüyorum." diye konuştu. İlk yüzyılın özellikle son 10 senesinde dijitalleşme, teknoloji, yapay zeka, ödeme sistemleri ve girişimcilik alanlarında yatırımlara hız verdiklerini vurgulayan Aran, şunları kaydetti: "Bir fintek çevikliğinde hareket edebilen uygulama portföyü ve bilgi işlem altyapısıyla ikinci yüzyılımıza son derece dinamik ve güçlü bir şekilde girdik. Türkiye'deki organizasyon yapımızın yanında Silikon Vadisi’nden Çin Temsilciliğimize, girişimleri yakından takip edebilmek ve girişimlerle temas edebilmek adına Amsterdam'da kurduğumuz TİBAŞ Ventures şirketimizden Londra'ya uzanan varlığımız, oralara yatırım yapmamız ve çözüm sağlayıcılarla anında çalışmamız, bir iş ortağı ve yatırımcı olarak hareket edebilme çevikliğine sahip olmamız çok kıymetli. Küresel anlamda beslenen bir organizasyon olmamız tabii ki küresel oyuncularla rekabette bize çok önemli avantaj sağlıyor, bu sayede Türkiye'de küresel büyük oyunculara karşı rekabet edebiliyoruz." "İhtisas şubeleriyle şube bankacılığına yeni bir açılım getirdik" "Şube bankacılığı ne olacak?" denilen bir dönemde sektörde şube bankacılığına yeni bir açılım getirdiklerini belirten Aran, bu yaklaşımla bazı geleneksel şubeleri tarım ihtisas şubesine dönüştürdüklerini ve şimdiye kadar 56 tarım ihtisas şubesi açtıklarını söyledi. Son iki yıl içerisinde tarım kredilerinde sektör toplamında ikinci, özel bankalar arasında lider konuma geldiklerinin altını çizen Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Biz ihtisas şubelerimizle ‘şubeler ne olacak’ denilen bir süreçte aslında banka şubelerinin varlığını etkin olarak devam ettirebileceğini gösterdik. Para alışverişi, havale ve EFT gibi geleneksel bankacılık işlemleri doğal olarak İşCep’ten yapılır hale geldi." Hakan Aran, bankanın Tarım İhtisas Şubelerinin yanında İstanbul, Ankara ve İzmir'de 3 Girişimcilik İhtisas Şubesi bulunduğunu, girişimcilik şubelerinde nakdi ve gayrinakdi olmak üzere toplam 880 milyon lira kredi büyüklüğüne ulaştıklarını ve 3,75 milyar lirayı aşan bir varlığın bu şubelerde değerlendirildiğini söyledi. Aran, tarım ve girişimciliğin yanı sıra turizm alanında Antalya’da, KOBİ ve işletme bankacılığı alanlarında Ankara İvedik OSB’de açtıkları şubelerle ihtisaslaşmaya gittiklerini aktardı. "Girişim sermayesi yatırım fonlarıyla şu anda yönettiğimiz yatırım havuzu büyüklüğü 900 milyon doların üzerinde" İş Bankası Genel Müdürü Aran, iştirakleri üzerinden farklı temalarda ve büyüklüklerde yurt içi ve yurt dışında girişim yatırımlarına devam ettiklerini, şu anda girişim sermayesi yatırım fonlarıyla yönettikleri yatırım havuzu büyüklüğünün 900 milyon doların üzerinde olduğunu vurguladı. Haziran ayında bilim ve teknoloji alanında imza attıkları küresel çapta değer yaratacak bir işbirliğinin bunun son örneklerinden biri olduğunu belirten Aran, "İştirakimiz İş Girişim ile birlikte Harvard Üniversitesi bünyesindeki Gökhan Hotamışlıgil Laboratuvarı ile Enlila adlı bir biyoteknoloji girişimini hayata geçirdik. 10 yıl süresince fonlayacağımız laboratuvarda, yaşlanmaya ve obeziteye bağlı kronik hastalıkların tedavisine yönelik çalışmaların bir ilaca dönüşmesine destek olmayı kıymetli buluyorum. Bu, aynı zamanda bilimsel bir çalışmayı destekleme konusunda ilham verecek bir model." diye konuştu. Aran, Silikon Vadisi'nde düşük enerjiyle yapay zeka çipi geliştirmek amacıyla kurulan bir şirkete de ortak olduklarını söyleyerek, şöyle devam etti: "Eğer düşük enerjili yapay zeka çipini üretmeyi başarabilirsek çok büyük ses getirecek, ülkemize de büyük itibar ve zenginlik kazandıracak bir işe imza atmış olacağız. Amsterdam'da TİBAŞ Ventures üzerinden yaptığımız birkaç yatırım unicorn seviyesine ulaştı. Girişimcilik dünyasındaki bu yatırımlarımızın, faizlerin indiği dönemde iştirak portföyümüz kanalıyla bilançomuza olumlu katkı sağlamasını bekliyoruz." "Dijital dönüşüm tamamlandı' diyorsanız bir şeyler o sırada eskide kalmış demektir" Hakan Aran, ikinci yüzyıla güçlü, moralli ve yetkin insan kaynağı, dünyada inovasyonun yapıldığı yerlere uzanan organizasyon yapısı, güçlü öz kaynak ve finansal modeli ve iştirak yapısıyla girdiklerine dikkati çekti. İkinci yüzyılda neler olacak denildiğinde "10 sene sonra bankacılık nereye gidiyorsa onu planlayalım, yapalım" noktasında olmadıklarını aktaran Aran, şu değerlendirmelerde bulundu: "Öyle bir dönemden geçiyoruz ki teknolojinin değişme hızı, gelişme hızı akıl almaz. Bugün ileri teknoloji diye düşündüğünüz şey bir sene sonra geçmiş bir teknoloji haline gelebiliyor. O yüzden burada çok iddialı olmadan günün trendlerini ve kontrol ufkundaki olası trendleri yakından takip ediyor, bunu bankacılığa ve organizasyonunuza entegre edebiliyorsanız o zaman şunu varsayacaksınız, ‘Uyguluyorum, 24 ay içerisinde bitiriyorum, tamamlıyorum ve tamamladığım anda yeniden başlamak zorunda kalacağım. Dolayısıyla yeni bir şeylere bakacağım.’ Eğer ‘Dijital dönüşüm tamamlandı, tüm şubelerimiz artık yeni nesil şubeler haline geldi’ diyorsanız bir şeyler o sırada eskide kalmış demektir. Bizim her zaman değişmemiz, dönüşmemiz gerektiğini hatırlatan ‘geleceğin bankası olma’ vizyonumuz var ve her gün yenilenmeye devam edebildiğiniz sürece ‘geleceğin bankası’ olabilirsiniz." "Haziran itibarıyla yurt dışı sürdürülebilir temalı kaynaklarımız 5 milyar dolara ulaştı" Hakan Aran, yeşil dönüşümü, dijital ve toplumsal dönüşümü birlikte ele aldıklarının altını çizerek, bu çerçevede faaliyetlerini döngüsel ekonomiye uygun bir şekilde yenilenebilir enerji kaynaklarının daha çok kullanılmasına, toplumda gelir dağılımı adaletsizliğinden, cinsiyet ve fırsat eşitsizliğine kadar uzanan geniş yelpazedeki sorunların giderilmesine katkı sunacak çalışmalarla bir bütün olarak yürüttüklerini söyledi. "Karbon ayak izimizi nötrleyeceğiz ve bunu 2026 sonuna kadar yapacağız" dediklerinde bunu sözde bırakmadıklarını, yazılı bir taahhüt olarak da altına imza attıklarını ifade eden Aran, şunları kaydetti: "İş Bankası, önümüzdeki yılın sonunda kendi operasyonlarından kaynaklanan karbon ayak izini nötrleyecek bir kurum. Bunu sadece kendi söküğümüzü dikerek yapmıyoruz, kredi portföyümüzün tümü için yapıyoruz. Kredilendirdiğimiz sektörlerde Net Sıfır Bankacılık Birliği’ne üye bir kuruluş olarak iklim dönüşüm konusundaki aksiyon planını sunan, bunu karbon yoğun tüm sektörlere uygulayan ve sektörel bazda hedef veren bir kurumuz. Özellikle dönüşüm sürecinde olan müşterilerimize ciddi miktarda kaynak sağladık. 250 milyar lirası kadın girişimciler için olmak üzere toplam 650 milyar liralık sürdürülebilir finansman taahhüdümüz bulunuyor. Ayrıca, 2025 haziran ayı itibarıyla yurt dışı sürdürülebilir temalı kaynaklarımız 5 milyar dolar seviyesine ulaştı." Yapay zekayı etkili şekilde kullanım konusunda önemli mesafe katedildi Hakan Aran, yapay zeka alanında bankanın yürüttüğü çalışmalara da değindi. Bu konudaki yolculuğa 2018 yılında başladıklarını, banka içerisinde bir Yapay Zeka Bölümü kurduklarını, Koç Üniversitesi ile beraber Yapay Zeka Uygulama ve Araştırma Merkezi açtıklarını, yurt içi ve yurt dışında yapay zeka girişimlerine yatırım yaptıklarını belirten Aran, banka sermayesiyle kurdukları yenilikçi bir kurumsal girişim sermaye şirketi ve hızlandırma programı olan Yapay Zeka Fabrikası ile yapay zeka girişimlerine odaklandıklarını aktardı. Aran, "Biz bu alanda öngördüğümüz senaryoyu hayata geçirecek olan teknolojileri keşfediyor ve onu hem çalışanlarımıza hem de müşterilerimize sunuyoruz. Son derece sistematik bir yaklaşımla işin en başından başlayıp içini dolduracak adımlarla beraber bir yapay zeka stratejisi ve yol haritası izliyoruz." dedi. Yapay zeka alanında şubelerden yapılan kredi tekliflerini hazırlayan kredi asistanları bulunduğunu, bu asistanın teklifinin yine yapay zeka desteğiyle değerlendirildiğini, dolayısıyla yapay zekaların birbiriyle konuştuğu bir durumun söz konusu olduğunu anlatan Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu, aktif kalitemizde ve kredi kalitemizin değişiminde de önemli rol oynar hale geldi ve sahadaki yöneticilerimizin kredi tahsis yetkilerini yükseltmemize destek oldu. Operasyon merkezinde de birçok işin artık hiç beklemeden, el değmeden, kuyruk oluşturmadan yapılması, taahhütlerin yerine getirilmesi konusunda önemli bir verimlilik hikayesi var. Operasyon merkezinde açığa çıkardığımız iş gücünü şubelerimizde ve Genel Müdürlükte değerlendirerek aslında insan kaynağı dönüşümü anlamında da önemli bir mesafe katediyoruz. Gittikçe operasyonel işlerle uğraşan insan kaynağından ziyade, müşterilerimizle birebir temas eden bankacılık işleriyle uğraşan insan kaynağına bir dönüşüm söz konusu. Bu niteliksel dönüşümün de kıymetli olduğunu düşünüyorum. Ayrıca tüm bu yatırımlarımızın aktif kalitemizde ve verimlilik rasyolarımızda sonuç verir hale gelmesi de ayrıca çok kıymetli." "Bilimsel yaklaşım, sosyal sorumluluk projelerimizde de önemli bir yere sahip" Türkiye İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, toplumsal dönüşüm boyutunda sadece bankacılık faaliyetleriyle değil, sosyal sorumluluk faaliyetleriyle de öncü rol oynamaya çalıştıklarını, çevre, kültür-sanat, eğitim ve spor alanlarında halihazırda yürüttükleri birçok proje bulunduğunu vurgulayarak, şunları aktardı: "Bilim yoluyla toplumun dönüşmesi, bilimsel düşüncenin küçük çocuklarımıza kadar indirilmesi, bilim insanı olmanın özendirilmesi ve bilim yoluyla Türkiye ekonomisine katkıda bulunulması için üniversitelerle, ilgili kurumlarla yaptığımız işbirlikleri var. Dolayısıyla bilim boyutu sosyal sorumluluk projelerimizde de önemli bir yere sahip." Aran, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) 3. Enflasyon Raporuna değinerek, "Reel sektör, bankalar, finans kesimi dahil herkesin takdir ettiği ara hedefler ortaya kondu. Bu yaklaşımı, beklentilerin doğru şekillenmesine yardımcı olacak, para politikasının etkinliğini artıracak, dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasını sağlayacak çok önemli bir unsur olarak görüyorum." dedi. Küresel çaptaki tahminlere bakıldığında 2024’te yüzde 5,6 olan küresel enflasyonun 2025’te yüzde 4,2’ye, 2026’da yüzde 3,6’ya düşmesinin, küresel büyümede ise yüzde 3 seviyesinde yatay bir seyir olacağının beklendiğini belirten Aran, tarife savaşlarının dünyada faiz indirim baskısıyla birleşmesinin küresel enflasyonun yatay seyretmesine, bu nedenle küresel enflasyonun yüzde 5,6 seviyesinde bir süre daha kalmasına neden olabileceğine işaret eden ederek, bunun Türkiye'yi de etkileyeceğini söyledi. ABD’ye mal satamayan Çin'in dünyanın geri kalan yerlerinde ticaret dengelerini nasıl değiştireceğinin merak konusu olduğunun altını çizen Aran, değişen ticaret dengelerinin Türkiye gibi küresel talebin düştüğü ve özellikle içerideki maliyetler de arttığı için ihracat konusunda fiyatlamada ve hacimde sorun yaşayan ülkelerin, Çin ile daha zorlu bir rekabete gireceğini belirtti. Aran, bunun aslında üreten, üretimde ve ihracatta söz sahibi olmak isteyen tüm ülkeler için bir sorun olacağına dikkati çekti. "Küresel anlamda önümüzdeki iki yıl kritik" Hakan Aran, küresel anlamda gelecek iki yılın çok yakından takip edilerek sürekli analiz yapılması, Türkiye’nin özellikle verimlilik konusuna daha çok eğilmesi gereken kritik bir dönem olduğunu belirterek, şunları söyledi: "Çin faktörü, Çin'in ticarette rekabet değiştirici hamleleri muhtemelen bazı yatırımları tekrar gözden geçirmemize neden olabilecek. Özellikle Çin'in ve bizim ürettiğimiz, Avrupa Birliği'ne ihraç ettiğimiz ortak ürünlerde Amerika'nın Çin'e karşı yaklaşımını Avrupa Birliği’nin de Çin’e karşı uygulaması halinde ülke olarak avantaj elde edebiliriz. Avrupa Birliği Çin'e Amerika gibi yaklaşmaz ve daha sıcak bir yaklaşım sergilerse, AB pazarında çok önemli müşterilerimizi Çin’e kaybedebiliriz, AB pazarına daha az ürün satabilir duruma düşebiliriz. Küresel ekonomide tarife savaşlarının ve etkilerinin Türkiye’yi çok yakından etkileme potansiyeli var. O nedenle gelişmeleri çok yakından izlememiz ve olumsuz etkileri minimize edecek aksiyonlar almamız gerekir." Hakan Aran, ABD Merkez Bankasının (Fed) eylül toplantısında yapması beklenen faiz indiriminin ardından, aralık ayında bir indirime daha gitmesinin muhtemel göründüğünü ifade etti. ABD gibi bir ülkenin ekonomisinin oynaklıklara açık olması halinde bundan tüm dünyanın etkileneceğini aktaran Aran, "Küresel ekonomideki gidişatı ve öngörüleri dikkate aldığımızda ülke olarak dikkatli, kendi yol haritamıza sıkı sıkıya bağlı ve dünyadaki olumsuz gelişmeleri de tolere edebilecek hava yastıklarıyla gitmemiz gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu. "Merkez Bankasının yılın kalanında 800 baz puanlık bir faiz indirimi alanı olduğunu düşünüyorum" İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, makroekonomiye ilişkin yıl sonu tahminlerine de değinerek, "Yılın kalan dönemine dair aylık enflasyon projeksiyonunu yaptığımızda, bu yılın şartlarına göre olası enflasyonist etkileri dikkate aldığımızda ve dünyada da makro düzeyde konuştuğumuz enerji fiyatlarında, gıda fiyatlarında sıra dışı bir gelişmenin olmadığını varsaydığımızda yıl sonunda enflasyonun yüzde 28,5-29,5 bant aralığında bir yerde olabileceğini söyleyebilirim." dedi. TCMB'nin 3. Enflasyon Raporu’ndaki söylemlerinde de vurguladığı gibi şahin duruşu devam ettirdiğini belirten Aran, "Merkez Bankasının yılın kalanında 800 baz puanlık bir faiz indirimi alanı olduğunu düşünüyorum. Politika faizinin yıl sonunda yüzde 35 seviyesine kadar inmesi, 6 puanlık bir reel faizle önümüzdeki seneye giriş anlamı taşıyor. Bu alanın tümünü gerçekten kullanır mı, kullanmaz mı, nasıl değerlendirir elbette veriye ve gelişmelere dayalı olarak göreceğiz ama bende bu alanı kullanacakmış izlenimi yaratan unsur, rezervlerindeki güçlü artış ve sanayideki daralma." diye konuştu. "3. Enflasyon Raporu önümüzdeki yılı daha öngörülebilir duruma getirdi" Hakan Aran, Merkez Bankasının yıl sonu enflasyon tahminleriyle hedeflerini ayırmasını da aslında yönetişim kalitesi ve Merkez Bankasının etkinliğini, gücünü, hesap verilebilirliğini artırması anlamında çok kıymetli bulduğunu vurguladı. Raporda ortaya konulan ara hedef ve tahminlerin para politikası açısından gelecek yılı daha öngörülebilir duruma getirdiğini belirten Aran, sözlerini şöyle sürdürdü: "Globalde ve tüm gelişmekte olan ülkelerde hareketlilik varken, bölgesel ve yerel anlamda da gelişmeler oluyorken 2027 ile ilgili olan tahminler de 2026 içinde revize edilmeye ihtiyaç duyulur. Hiçbir zaman bu tarz dinamik bir ortamda 2027’yi net olarak öngöremeyiz. Reel sektör, bankalar, finans kesimi dahil herkesin takdir ettiği ara hedefler yaklaşımını, beklentilerin doğru şekillenmesine yardımcı olacak, para politikasının etkinliğini artıracak, dezenflasyon sürecinin başarıya ulaşmasını sağlayacak çok önemli bir unsur olarak görüyorum. Raporda yapılan değişikliklerin de son derece isabetli ve yerinde olduğunu düşünüyorum." "Kredilerde enflasyon beklentileriyle uyumlu gidişat var" Hakan Aran, Merkez Bankasının dezenflasyon patikasıyla kredi büyümesi arasındaki uyuma ilişkin de temmuz sonu enflasyon rakamının yüzde 33,52 olduğunu, buna karşılık Türk lirası cinsi KOBİ kredilerindeki büyümenin yüzde 33,3, ticari kredilerdeki büyümenin yüzde 31,6 seviyesinde gerçekleştiğini, dolayısıyla KOBİ ve ticari kredilerde Merkez Bankası politikaları ile uyumlu bir tablo olduğunu söyledi. Yabancı para kredi büyümesinin Merkez Bankası öngörülerine paralel gitmemesi üzerine o alana da sınır getirildiğini anımsatan Hakan Aran, bunun sonucunda ağustos başı itibarıyla yabancı para kredilerdeki büyümenin yüzde 21,4'e gerilediğini belirtti. Hem KOBİ hem ticari hem de yabancı para kredilerde enflasyon beklentileriyle son derece uyumlu bir gidişat olduğunu belirten Aran, "Dolayısıyla dezenflasyon patikası için Merkez Bankasını endişelendirecek bir kredi genişleme tablosu yok." dedi. "Dışsal faktörler ve jeopolitik riskler enflasyon hedeflerinden sapmaya neden olabilir" Aran, küresel anlamda enerji ve gıda fiyatlarının dışsal faktörler olduğunun altını çizerek, hem enerji fiyatlarında beklenmedik bir sıçrama hem de gıda fiyatlarında iklim bağlantılı konular veya jeopolitik risklerle ilgili olabilecek artışın Türkiye’nin enflasyon hedeflerinden sapmaya neden olabileceğini söyledi. Hakan Aran, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bir kontrolümüzde olan faktörler var, bir de kontrolümüzde olmayan küresel faktörler var. Küresel gıda fiyatları ve iklim bağlantılı olarak yaşayacağımız olumsuz gelişmeler bizim elimizde olmayan konular. Bütün dünyayla beraber hareket ettiğimiz zaman bu sorunlardan aynı şekilde etkileniriz, fırsatları eşit şekilde kaçırırız. Tüm gelişmekte olan ülkeleri eşit etkileyecek faktörleri hep beraber göğüsleyeceğimize inanıyorum. Burada önemli olan, içeride kendi koyduğumuz hedef ve politikalardan sapmamak." "Sektör dirençli bir görünüm sergiliyor" İş Bankası Genel Müdürü Aran, Türk bankacılık sektörüyle ilgili değerlendirmelerde de bulundu. Sektörün her türlü şarta uyum sağlayabilecek olgunlukta ve güçte olduğunu vurgulayan Aran, "Rüzgar nereden ne kadar şiddetli eserse essin, şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun hep elinde birden fazla senaryosu olan ve bu senaryolara göre hareket edebilen, büyümesini, küçülmesini kredi portföyünü ayarlayabilen güçlü ve dinamik bir sektör. O yüzden bankacılık sektörünün verimliliği diğer sektörlere göre çok daha yüksek. İçinde bulunduğumuz konjonktürde sektör son derece dirençli bir görünüm sergiliyor. Ben önümüzdeki dönemde de bankacılık sektörünün ekonominin tüm zorluklarına rağmen aynı direnci ve aynı verimliliği gösterebileceğini düşünüyorum." diye konuştu. Bir yerde sorun olduğunda birleşik kaplar gibi öteki taraftan hemen o sorunu giderecek olan sermaye akışının gelebildiğine vurgu yapan Aran, şunları söyledi: "Reel sektörde domino etkisi dediğimiz ve bir şey bozulduğu zaman o bozulanın diğerinin üzerine yıkıldığı durumu, bankacılık sektöründe çok görmüyorsunuz. Bankacılık sektöründe sorunları çözebilecek güçte aktörler var. Herhangi bir yerde, herhangi bir kurum özelinde sorun yaşandığında, başka bir güçlü kurumla o sorun çözülebiliyor, bankacılık kesimi içinde düzenlenerek sorun giderilebiliyor. Sektörün kamuya yük olmadan kendi içinde sorunlarını çözebilme gücü var. Dolayısıyla küresel tablonun bankacılık sektörüne herhangi bir olumsuz etkisi olacağını düşünmüyorum.’" Hakan Aran, 2025 yılı içerisinde faiz indirim döngüsünün kesintiye uğraması nedeniyle bankacılık sektörünün bir nevi stres testinden geçtiğini, bunun da bankalar üzerinde karlılık ve net faiz marjları konusunda büyük bir baskı yarattığını, bunun etkilerinin bankaların ikinci çeyrek bilançolarında da net bir şekilde görüldüğünü söyledi. Tekrar başlayan faiz indirim döngüsünün kesintiye uğramadan sene sonuna kadar gitmesi halinde sektörün yılı yüzde 20'li, yüzde 25’li seviyelerdeki öz kaynak karlılığıyla kapatabileceğinin altını çizen Aran, "Yüzde 29 yıllık enflasyonda yüzde 25 öz kaynak karlılığı, her ne kadar reel olarak öz kaynak erimesi anlamına gelse de geldiğimiz seviyeleri, bu süreçte herkesin aslında bir fedakarlığa katlandığını, reel sektörün de benzer durumda olduğunu düşünürsek kabul edilebilir, makul bir seviye diye düşünüyorum. Faiz indirimleri, hem reel sektörün hem finansal kesimin yılı en azından enflasyona yakın bir karlılıkla kapatmalarına vesile olacaktır. Bu da bizim sıkı para politikası içerisinde yumuşak iniş yapacağımız anlamına gelir." diye konuştu. "Bankacılıkta hiçbir zaman sürprize yer yok" Hakan Aran, bankacılığın her zaman hayatın normal akışı içindeki baz senaryo, daha iyisinin olduğu iyimser senaryo, kötümser senaryo, bir de çok kötümser senaryo olmak üzere dört senaryo ile gittiğini söyledi. Risk yönetimi bankacılığın en temel işi olduğu için bankaların bu konuda en gelişmiş kurumlar olarak öne çıktığının altını çizen Aran, "Bankacılıkta hiçbir zaman sürprize yer yok. Siz işe elinizdeki dört senaryo ve bu dört senaryonun her birine atfettiğiniz olasılıklarla başlıyorsunuz, tüm tahminleri buna göre yapıyorsunuz." dedi. Aran, senaryoların gerçekleşmesi durumunda hangi aksiyonların alınacağının belli olduğuna işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı: "O moda nasıl geçeceğiniz ve o durumda hangi aksiyonları alacağınız belli olduğu için yönetim modelini hemen ona göre değiştiriyorsunuz. O yüzden Türkiye'de bankacılık sektörü, BDDK kurulduktan sonra hem yasal mevzuatın hem uygulamaların belli bir olgunluğa gelmesinin sayesinde riski çok iyi yöneten, her türlü sürprize karşı dayanıklı bir sektör haline geldi. Öz kaynaklarını da güçlendirdiği için gerek kendi iç sermayesiyle gerekse dışarıdan bulduğu sermaye benzeri fonlarla ülke olarak gurur duyabileceğimiz bir sektör haline geldi."

İş Bankası'ndan girişimlere ve finteklere davet: API Portal yenilendi Haber

İş Bankası'ndan girişimlere ve finteklere davet: API Portal yenilendi

Türkiye İş Bankası, girişimlerin ve finansal kuruluşların bankanın teknolojik yeteneklerini kendi ürün ve hizmetlerine entegre edebilmelerini sağlayan API Portal'ını güncellediğini duyurdu. Yenilenen platform, daha kolay ve etkili iş birlikleri kurmayı hedefliyor. GELİŞTİRİCİLER İÇİN NELER YENİ? Geliştirici ve girişimcilerin deneyimini iyileştirmek amacıyla portalın arayüzü tamamen yenilendi. Kullanıcıların aradıkları finansal yetenekleri kolayca bulabilmesi için API’ler artık kullanım alanlarına göre “krediler”, “para aktarma”, “veri paylaşımı”, “ödemeler” ve “kartlar” gibi net kategorilere ayrıldı. Ayrıca, her bir API'nin sunduğu özellikler ve yetkinlikler hakkında daha fazla bilgi sunan genişletilmiş dokümantasyonlar ve platforma yeni eklenen videolu anlatımlar dikkat çekiyor. Bu eğitim videoları, farklı API'lerin birleşimiyle oluşturulabilecek ürünlere ilişkin örnek kullanım senaryoları sunarak entegrasyon sürecini kolaylaştırıyor. "460'TAN FAZLA DİJİTAL İŞ ORTAKLIĞI KURDUK" Konuyla ilgili açıklama yapan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Lüle, 2018 yılından bu yana API Portal üzerinden yenilikçi ürün ve hizmetlerin hayata geçirilmesine destek verdiklerini belirtti. Lüle, "API’ler aracılığıyla kurduğumuz 460’tan fazla dijital iş ortaklığının sayısını daha da artırmak amacıyla bu alanı yenileyerek daha kapsamlı, kullanıcı dostu ve iş birliklerini kolaylaştıran bir platform haline getiriyoruz" dedi. İş Bankası API Portal, mevcut durumda 160 API ve Servis Modeli Bankacılığı altyapısı üzerinden erişilebilen 260 API olmak üzere geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Bu altyapı, girişimlerin ve kurumların kendi web siteleri veya uygulamaları üzerinden İş Bankası'nın finansal hizmetlerini sunabilmesine olanak tanıyor.

İktisadi Bağımsızlık Müzesi 6. yılında 600 bin ziyaretçiyi ağırladı Haber

İktisadi Bağımsızlık Müzesi 6. yılında 600 bin ziyaretçiyi ağırladı

Türkiye İş Bankası’nın üçüncü Genel Müdürlük binası olarak hizmet verdikten sonra müzeye dönüştürülen tarihi yapı, 2 Mayıs 2019’dan bu yana İktisadi Bağımsızlık Müzesi olarak kapılarını ziyaretçilere açıyor. Bugüne kadar 600 bine yakın kişiyi ağırlayan müze, her yaştan öğrencilere yönelik ücretsiz atölyeler ve rehberli turlarla kültürel mirasa ışık tutmaya devam ediyor. Türkiye İş Bankası’nın ve Türkiye’nin kurucusu Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün anısına bir saygı duruşu niteliğindeki İktisadi Bağımsızlık Müzesi’ne ismini veren kalıcı sergi, milli mücadelenin ardından tam bağımsızlığa erişme yolunda atılan adımlara belge, fotoğraf, film ve objelerle ışık tutarak, ziyaretçilerini yüz yıllık bir tarih yolculuğuna davet ediyor. Atatürk’ün 22 Ekim 1929 tarihinde binayı ziyaretinde fotoğrafının çekildiği, ilk İdare Meclisi olan Mavi Salon, bugün de İş Bankası’nın Yönetim Kurulu toplantılarına ev sahipliği yapan Büyük Toplantı Salonu ile bankanın ilk Genel Müdürü Celal Bayar’ın makam odası gibi tarihî dokusu korunmuş alanlar müzenin birinci katında yer alıyor. Müzenin ikinci katında ise "İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır" sergisi ziyaretçilerini ağırlıyor. Ağustos 2024’te açılan sergi, Atatürk’ün işaret ettiği gibi, Cumhuriyet tarihinde "ekonomi bakımından başlı başına yer alacak" İş Bankası’nın, ülkenin küllerinden doğuş ve topyekûn kalkınma mücadelesine bir asır boyunca sağladığı katkıların samimi hikâyesini anlatıyor. Müzenin üçüncü katında yer alan ve Ankara’nın kültür sanat hayatında katılan Ankara Sanat Galerisi’nde İş Bankası Sanat Eserleri Koleksiyonu’ndan eserlerin yer aldığı ‘İstanbul’un Resmi’ sergisi izlenebilir. İş Bankası’nın kuruluşunun 100’üncü Yıldönümü olan 26 Ağustos 2024’te açılan ve büyük ilgi gören Atatürk Kütüphanesi ise İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nin dördüncü katında hizmet veriyor. İlk 8 ayda on yedi bine yakın öğrenci ve araştırmacıyı ağırlayan kütüphanenin koleksiyonunda Milli Mücadele, Cumhuriyet Tarihi ve İktisat Tarihi alanındaki kaynaklarla birlikte 6 bini aşkın eser bulunuyor. Ortak kullanıma açık bilgisayarların yanı sıra ücretsiz internet bağlantısı ile kişisel bilgisayarlardan dijital kaynaklara ulaşılabilen kütüphanede; 29 binin üzerinde e-kitap, Türkçe ve yabancı dillerde 7 binin üzerinde süreli yayın, 2 bin 500 akademik dergi ve Osmanlıca yayınların da dâhil olduğu 45 bin belgelik arşiv içeren muhtelif veri tabanı kullanıcılara sunuluyor. İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde rehberli turlar ve atölyeler dahil olmak üzere tüm etkinlikler ücretsiz olarak sunuluyor. Müze, pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 arasında ziyaret edilebilir.

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: Gece müze uygulaması turizmde yeni bir dönem başlattı Haber

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy: Gece müze uygulaması turizmde yeni bir dönem başlattı

Türkiye İş Bankası'nın 100. Yılında Atatürk Vizyonuyla Geleceğe Bakış Konferansı'nda konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “Gece müzeciliği daha geniş bir turistik kitleye ulaştı. Yaz aylarında turistlerin yapmayı sevdiği bir aktivite haline geldi. 2018-2024 yılları arasında ülkemizden yurt dışına çeşitli sebeplerle çıkarılan 7 bin 839 eseri, titiz bir takip neticesinde yeniden ülkemize getirdik. Sadece bu yılın ilk dokuz ayında getirdiğimiz eser sayısı ise 35 oldu. Yani 35 varlığımız ait olduğu vatan topraklarına geri döndü'' dedi. Türkiye İş Bankası'nın 100. Yılında Atatürk Vizyonuyla Geleceğe Bakış Konferansı'nın açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali ve İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran'ın katılımlarıyla gerçekleşti. Konferansta konuşan Bakan Ersoy, 60 milyon turist 60 milyar dolar turizm geliri hedefine değinirken, Atatürk'ün ileri görüşlü vizyonunu belirterek, ekonomik bağımsızlığın ulusal egemenliğin güvencesi olduğunu dile getirdi. Ayrıca vatana geri getirilen 35 tarihi eserin altını çizdi. 100. Yılında Türkiye İş Bankası ve Atatürk’ün Vizyonu Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy yaptığı açılış konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlülüğüne değinerek, “100 yıl önce atılan bu adım sadece bir bankanın başarı hikayesi değil. Aynı zamanda Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ileri görüşlü liderliğinin de sonucudur. Atatürk, Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığının ülkenin siyasi bağımsızlığı kadar hayati olduğunu her zaman vurgulamıştır. Ekonomik bağımsızlık, ulusal egemenliğin güvencesidir. İş Bankası da bu vizyonunun ışığında, kurulduğu günden bu yana Türkiye ekonomik kalkınmasının en önemli yapı taşlarından biri olmuştur. Atatürk'ün ortaya koyduğu vizyon yalnızca kendi dönemiyle ilgili değil, gelecek nesillerin de yolunu aydınlatacak bir rehberdir. Onun ekonomik ve sosyal alanlarda hedeflediği modernleşme süreci yalnızca Batı'yı takip etmek değil, Türk milletini dünya sahnesinde hak ettiği konuma getirme çabasıdır. Atatürk'ün işaret ettiği muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkma hedefi doğrultusunda ilerlerken yalnızca ekonomik başarılar değil, kültürel değerlerimizin korunması ve dünyaya tanıtılması da en önemli önceliklerimizdendir” dedi. Gece Müzeciliği: Turizmin Yeni Yüzü Gece müzeciliğinin turistler tarafından ilgi bulduğuna değinen Bakan Ersoy, “İş Bankası vesilesiyle bir araya geldiğimiz bugün de bakanlığımızın gelecek vizyona ilişkin bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum. Sene başında ortaya koyduğumuz 60 milyon turist, 60 milyar dolar turizm geliri hedefimiz Türkiye'nin turizmdeki küresel gücünü bir kez daha kanıtlamaktadır. Türkiye sadece deniz, kum ve güneş değil, aynı zamanda tarihin derinliklerinden gelen kültürel zenginlikleriyle de turistlerin ilgisini çekmektedir. Turizm sektörümüzün bu başarısında dünya çapında gerçekleştirdiğimiz arkeolojik çalışmaların ve kültürel miras projelerimizin büyük bir rol oynadığını söylemek gerekiyor. Geleceğe miras projemiz ile Türkiye'nin dört bir yanında gerçekleştirdiğimiz arkeolojik kazılar ve restorasyonlar kültür turizmini desteklerken ülkemizi cazibe merkezi haline de getirmektedir. Elbette kültürel mirasın korunması kadar geniş kitlelere tanıtılması da bizim için önemli. Bu nedenle hayata geçirdiğimiz gece müzeciliği uygulaması kültürel zenginliklerimizi daha geniş bir turist kitlesine tanıtma fırsatına sunuyor. Özellikle sıcak yaz aylarında turistlerimiz antik şehirleri gece gezme şansı buluyor ve bu deneyim sosyal medyada büyük ilgiyle paylaşılıyor. Bu yenilikçi yaklaşım turizm gelirlerinin yaygınlaşmasına katkı sunarken kültürümüzün daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlıyor” ifadelerini kullandı. Yurt Dışına Çıkarılan Eserlerin İadesi Bakan Ersoy, “Bu topraklara ait değerlerin Türkiye'ye geri dönmesini sağlamak bizim en önemli hedeflerimizden biridir. 2018-2024 yılları arasında ülkemizden yurt dışına çeşitli sebeplerle çıkarılan 7 bin 839 eseri, titiz bir takip neticesinde yeniden ülkemize getirdik. Sadece bu yılın ilk dokuz ayında getirdiğimiz eser sayısı ise 35 oldu. Yani 35 varlığımız ait olduğu vatan topraklarına geri döndü. Bizim en önemli başlıklarımızdan bir diğeri de restorasyon ve renovasyon çalışmalarımızdır. Kültür Varlıklarımızın korunması ve restorasyonu hem tarihimize sahip çıkmak hem de bu değerlerin gelecek nesilleri en iyi şekilde aktarmak için büyük bir sorumluluktur. Bu kapsamda 2023- 2024 yıllarında yaklaşık 6.4 milyar ödenek aktarılarak 270 adet kültür varlığımızın proje ve restorasyonları gerçekleştirilmiş ve gelecek nesillere ulaşması sağlanmıştır” şeklinde konuştu. Türkiye Kültür Yolu Festivalleri ile Sanatın Yaygınlaştırılması Festivallerin devam edeceğini belirten Bakan Ersoy, “Kültür sanatı geniş kesimlere ulaştırmak ve kültür ile sanatın birbirini destekleyen ekosistemlerin sağlam ışık Türkiye Kültür Yolu Festivallerini hayata geçirdik. Bu yıl 16 şehrimizde toplamda 8 aylık süreci kapsayan şekilde festivallerimizi gerçekleştiriyoruz. İş Bankası'nın 100'üncü yıl vesilesiyle ekonomik bağımsızlık kadar kültürel bağımsızlığımızın da ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlıyor, bu değerli kurumumuzu yürekten kutluyorum. Türkiye İş Bankası kuruluşunun 100'üncü yılında ayrıca devlet opera ve balesi genel müdürlüğünce düzenlenen 21'inci Uluslararası Bodrum Bale Festivali'ne de ana sponsor olmuştur. Banka, modern Türkiye'nin inşasına hizmet eden pek çok değerli projeye imza atarak bu ülkenin aydınlanma yolculuğuna önemli katma değerler sağlamıştır. Bu vesileyle İş Bankası'na katkılarından dolayı teşekkür ederken, ülkemizin turizm ve kültür alanında gelecekte de dünya sahnesinde çok daha güçlü bir kurumda olacağına olan inancımız paylaşmak istiyorum. Hep birlikte daha aydınlık bir gelecek için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu. İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, “Adımızın bizzat Atatürk tarafından konulması bizler için hep gurur kaynağı olmuştur. Bu konferans da geleceği anlamak için geçmişi araştıracağız. Her biri alanında öncü bilim insanlarının, ekonomistlerin, sporcularımızın, sanatçılarımızın hikayeleri ile düşüncüleri ve bakış açılarıyla zihnimizde yeni fikirler canlanacak. Yeni teknolojileri konuşacağız. İlham verecek bir kalkınma programını konuşacağız. Yarın ki konuşmamda, sizlere küresel sorunlara nasıl yaklaştığımızı, ikinci yüz yılı; akılla, bilimle, vicdanla, doğaya ve insana saygı duyarak gençler ile birlikte nasıl tasarladığımızı, 100'üncü yılında köklü ve bir o kadar genç ruhlu modern bir girişim olduğumuzu anlatmaya çalışacağım” dedi. İş Bankası’nın Kültürel Destekleri ve Gelecek Vizyonu İş Bankası Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Bali ise, “Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü anarak konuşmama başlamak isterim. İş Bankası için Atatürk'ün vatanı kurtaracak ve yükseltecek tedbirlerin başında gördüğü, halkın doğrudan itibar ve itimadından doğup meydana gelen tam manasıyla modern ve milli bir banka kurulması idealleriyle ifade ettiği dört kavrama dikkatinizi çekmek isterim: itibar, itimat, modern ve milli bir banka. İşte İş Bankası budur” dedi.

İş Bankası, 100. Yıldönümünde Atatürk Kütüphanesi’ni açtı Haber

İş Bankası, 100. Yıldönümünde Atatürk Kütüphanesi’ni açtı

İş Bankası, kuruluşunun 100. yıldönümünde önemli projelere imza atmayı sürdürüyor: Banka’nın, kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına, Ulus’taki İktisadi Bağımsızlık Müzesi’nde açtığı Türkiye İş Bankası Atatürk Kütüphanesi, öğrencilerin, akademisyenlerin ve araştırmacıların hizmetinde olacak. Atatürk Kütüphanesi’nin açılışı Türkiye İş Bankası’nın Ankara Ulus’taki tarihi binasında hizmet veren İktisadi Bağımsızlık Müzesi 5 yıldır sanatseverleri, tarih meraklılarını ve öğrencileri ağırlıyor. Nitelikli koleksiyonu, sergileri ve etkinlikleri ile kısa sürede başkentin kültür-sanat hayatında kendisine önemli bir yer edinen müze, İş Bankası’nın kuruluşunun 100. yılı vesilesiyle önemli projelere ev sahipliği yapıyor. Kısa bir süre önce “İstikbalinizin Emniyeti-Türkiye’nin Bankasıyla Bir Asır” sergisini ziyaretçilerle buluşturan müzede 26 Ağustos Pazartesi günü hem Türkiye’nin hem de İş Bankası’nın kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk adına açılan Türkiye İş Bankası Atatürk Kütüphanesi hizmete girdi. Müzenin dördüncü katında yer alan bu halka açık ihtisas kütüphanesinin seçkisi, Atatürk, Millî Mücadele, Cumhuriyet Tarihi, İktisat Tarihi ana konuları başta olmak üzere Atatürk’ün okuduğu ve yazdığı kitaplar ile Atatürk’ten bahseden kitaplar olmak üzere 3 kategoride ele alınıyor. Kütüphanenin İçeriği ve hizmetleri Halihazırda 4 binin üzerinde basılı kaynağın bulunduğu kütüphanedeki ortak kullanıma açık bilgisayarlardan ve ücretsiz internet bağlantısı ile şahsi bilgisayarlardan dijital kaynaklara ulaşabiliyor; 29 binin üzerinde e-kitap, Türkçe ve yabancı dillerde 7 binin üzerinde süreli yayın, 2 bin 500 akademik dergi ve Osmanlıca yayınların da dâhil olduğu 45 bin belgelik arşiv içeren muhtelif veri tabanları kullanıcılara sunuluyor. Kullanıcı alanlarının üçe ayrıldığı Türkiye İş Bankası Atatürk Kütüphanesi, 47 kişilik genel okuma salonu, 12 kişilik toplantı odası ve 16 kişilik çok amaçlı salonu olmak üzere toplam 75 kişilik kapasiteye sahip. Türkiye İş Bankası Atatürk Kütüphanesi, öğrencilere, akademisyenlere ve araştırmacılara pazartesi hariç her gün 10.00-18.00 arasında hizmet verecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.