#Türkiye yüzyılı

İLKHABER-Gazetesi - Türkiye yüzyılı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye yüzyılı haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te Haber

Vergi sisteminde büyük değişim kapıda mı? Yeni teklif Meclis’te

Güler, Meclis'te düzenlediği basın toplantısında, kanun teklifinin 15 maddeden oluştuğunu belirtti. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, ekonomi ve yatırım haritasını yeniden şekillendirecek çok önemli bilgiler paylaştığını hatırlatan Güler, "Türkiye Yüzyılı'nda Yatırımlar için Güçlü Merkez Programı" ile İstanbul'un küresel ölçekte yatırım ve finans üssü olma iddiasını daha ileriye taşımayı amaçladıklarını ifade etti. Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Türkiye'nin, "İstikrar Adası ve Güvenli Liman" olma konumunu somut adımlarla güçlendirdiklerini vurgulayan Güler, yatırımcı dostu düzenlemeler, genişletilen vergi teşvikleri, "tek durak büro" gibi hızlanan süreçler, İstanbul Finans Merkezi (İFM) ve yeni hamlelerle güçlü bir yatırım zemini oluşturacaklarını dile getirdi. Hayata geçirilecek kapsamlı reformlarla İstanbul'un, sermayenin, ticaretin ve karar alma süreçlerinin merkezlerinden biri olma konumunu güçlendireceklerine işaret eden Güler, atılacak adımların üretim, ihracat, teknoloji ve girişimcilik ekseninde sürdürülebilir büyümeye katkı sunacağını söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıkladığı yatırımcı dostu iklimi tahkim eden, üretimi ve ihracatı merkeze alan kanun teklifinin TBMM'nin gündemine geleceğini aktaran Güler, teklifin, Türkiye'nin küresel finans ve teknoloji liginde üst sıralara tırmanması için yürütülen kararlı ve stratejik bir hazırlığın ürünü olduğunun altını çizdi. "İMALATÇI İHRACATÇIMIZA 16 PUANLIK BİR VERGİ AVANTAJI SAĞLIYORUZ" Fırtınalı atmosferde Türkiye'nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın liderliğinde "İstikrar Adası ve Güvenli liman" olduğunu bir kez daha tescil ettiğine dikkati çeken Güler, kanun teklif ile Türkiye'yi, küresel ticaret yollarının, finansal akışların ve teknolojik inovasyonun "merkez üssü" haline getireceklerini belirtti. AK Parti Grup Başkanı Güler, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üretim ve ihracatı desteklemek amacıyla kurumlar vergisi oranlarında indirime gidiyoruz. İmal ettikleri malları doğrudan ihraç eden kurumlarımızın bu kazançlarına uygulanan vergiyi yüzde 9'a, diğer ihracatçı kurumlarımız için ise yüzde 14’e indiriyoruz. Böylece imalatçı ihracatçımıza 16 puanlık bir vergi avantajı sağlamış oluyoruz. Transit ticaretin merkezi olma hedefimiz doğrultusunda, İstanbul Finans Merkezi katılımcılarının bu faaliyetlerinden elde ettikleri kazanç indirimini yüzde 50'den yüzde 100'e çıkararak tam muafiyet sağlıyoruz. Bu teşviki İstanbul Finans Merkezi dışındaki kurumlarımıza da yayarak, transit ticaret kazançlarının yüzde 95'ini vergi dışı bırakıyoruz. Ülkemize nitelikli yatırımcı ve döviz girişini artırmak amacıyla son üç yıl Türkiye'de yerleşik olmayan gerçek kişilerin yurt dışı kazançlarını 20 yıl boyunca gelir vergisinden istisna tutuyoruz. Bu kişilerden veraset yoluyla mal intikallerinde ise vergi oranını sadece yüzde 1 olarak uygulayarak mülkiyet geçişini de kolaylaştırıyoruz." Türkiye'yi uluslararası firmalar için bölgesel bir operasyon ve yönetim merkezi haline getireceklerini, en az 3 farklı ülkede aktif faaliyet gösteren küresel gruplara hizmet verecek "Nitelikli Hizmet Merkezleri" kurulacağını anlatan Güler, bu merkezlerde görev yapacak nitelikli personelin ücretlerine mevcut asgari ücret istisnasına ilave olarak brüt asgari ücretin 3 katına kadar, İFM bünyesinde 5 katına kadar gelir vergisi istisnası getirileceğini ifade etti. Güler, böylece toplamda brüt asgari ücretin 4 ve 6 katına kadar bir vergi avantajı sağlayarak nitelikli insan kaynağının ve uluslararası yatırımların korunacağını vurguladı. İFM'nin küresel rekabet gücünü korumak için kurumlar vergisi indirim süresini 2047 yılına kadar uzatacaklarını söyleyen Güler, finansal faaliyet harç muafiyetini ise 5 yıldan 20 yıla çıkararak, yatırımcıya uzun vadeli bir hukuki öngörülebilirlik sunacaklarını belirtti. Güler, genç girişimcilere ve teknoloji ekosistemine destekler sağlayacaklarını dile getirerek, "Tekno-girişim" şirketlerinde çalışan personele verilen pay senetlerindeki vergi istisnası sınırını, mevcut bir yıllık brüt ücret tutarından brüt ücretin iki katına çıkaracaklarını bildirdi. "AMME BORÇLARININ TECİL VE TAKSİTLENDİRİLMESİNDEKİ SÜREYİ 72 AYA YÜKSELTİYORUZ" "Dijital Şirket" tanımıyla yeni nesil girişimlerin kuruluş maliyetlerini minimum düzeye düşüreceklerini aktaran Güler, kuluçka girişimcilerini de 3 yıl boyunca oda aidatlarından muaf tutacaklarını ifade etti. AK Parti Grup Başkanı Güler, şunları kaydetti: "Vergiye gönüllü uyumu artırmak amacıyla, yurt dışında bulunan para, altın, döviz ve menkul kıymetlerin 31 Temmuz 2027 tarihine kadar ekonomimize kazandırılmasının önünü açıyoruz. Sadece yurt dışı değil, yurt içinde olan ancak kanuni defter kayıtlarında yer almayan varlıkların da banka ve aracı kurumlara bildirilerek sisteme dahil edilmesini sağlıyoruz. Normal şartlarda yüzde 5 olarak uygulanan vergi oranını, varlıkların devlet iç borçlanma senetlerinde veya kira sertifikalarında tutulma taahhüdüne göre sıfıra kadar indiriyoruz. Bildirilen bu varlıklar için hiçbir suretle vergi incelemesi ve tarhiyatı yapılmayacağını kanunla teminat altına alıyoruz. İşletme bünyesine alınan bu kıymetlerin 2 yıl geçmedikçe sermayeye ilave dışında başka bir amaçla kullanılmamasını şart koşarak sermaye yapılarımızı güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Yatırımcıyı korurken, desteklerken vergi borcunu ödemek isteyen ancak zorluklar yaşayan her bir esnafımızı, tacirimizi, vatandaşımızı da gözetiyoruz. Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 48. maddesinde yapacağımız değişiklikle, amme borçlarının tecil ve taksitlendirilmesindeki 36 aylık azami süreyi 2 katına çıkararak 72 aya yükseltiyoruz. Bununla birlikte, teminatsız tecil sınırını da artırarak 50 bin liradan 1 milyon liraya çıkarıyoruz. Böylece borcunu ödeme niyetinde olan vatandaşımıza, esnafımıza, tacirimize hem daha uzun bir vade tanıyor hem de 1 milyon liraya kadar olan borçlarda teminat gösterme şartını kaldırmış oluyoruz." Kanun teklifinin TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşüleceğini aktaran Güler, teklifin daha sonra TBMM Genel Kurulunun gündemine geleceğini bildirdi. Abdullah Güler, yatırımın, teknolojinin desteklenmesine yönelik çalışmaları da sürdüreceklerini belirtti. Güler, "Şirketini burada kurup dünyanın her yerinde ticaret yapabilecek yatırımcıya, girişimciye kapımız açık. Onlara güven sağlayan, teknik manada kanununa derç eden teklifimizi arz etmiş olduk." diye konuştu. Terörsüz Türkiye hedefi doğrultusunda TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun raporundaki yasal düzenlemelerin ne zaman hayata geçirileceğinin sorulması üzerine Güler, süreçteki çalışmaların sürdüğünü hatırlattı. Bu konuda samimi gayretlerinin ve inançlarının hiç değişmediğinin altını çizen Güler, "Süreçte silah bırakmanın ve PKK terör örgütünün kendisini feshedip dağıtmasının güçlü şekilde kurumlarımız, TSK, güvenlik kuvvetlerimiz, MİT Başkanlığımız tarafından ortaya konulması gerekiyor ki bu süreci destekleyecek, kalıcı hale getirecek idari ve yasal düzenlemeler hayata geçebilsin. Süreç devam ediyor." ifadelerini kullandı. Enflasyon rakamlarının hatırlatılması ve ara zam beklentisinin bulunduğunun belirtilmesi üzerine Güler, petrol fiyatlarındaki kırılgan durumun ve değişkenliğin dünyada olduğu gibi Türkiye'de de enflasyonda baskı oluşturarak, fiyatlar genel düzeyinde artışa neden olduğunu kaydetti. Abdullah Güler, çalışanları, emeklileri, dar ve sabit gelirleri her zaman desteklediklerini belirterek, "Şu anda bu mahiyette, bu şekilde bir çalışma yok." dedi.

Kayserili sanayiciden "Türkiye Yüzyılı" vurgusu: Küresel krizlere karşı "Savunma Kaleleri" korunmalı Haber

Kayserili sanayiciden "Türkiye Yüzyılı" vurgusu: Küresel krizlere karşı "Savunma Kaleleri" korunmalı

Kayseri sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci, Nisan Ayı Meclis Toplantısında yaptığı konuşmada; "Türkiye Yüzyılı Yatırım Programı"nın sanayi ve yatırım ortamını güçlendireceğini belirterek, vergi indirimleri ve yapısal reformların iş dünyasına önemli katkı sağlayacağını vurguladı. KAYSO Nisan Ayı Olağan Meclis Toplantısı Meclis Başkanı Abidin Özkaya Başkanlığında, meclis üyeleri, meslek komitesi üyeleri, yüksek istişare kurulu üyeleri ve Kayseri Genç Girişimciler İcra Komitesi yelerinin katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantının açılış konuşmasını yapan KAYSO Meclis Başkanı Abidin Özkaya, 2026 yılına birtakım olumsuzluklarla girdiklerini belirterek; "Ülke olarak ana gündemimiz olan enflasyonla mücadelede uygulanan ekonomik politika neticesinde, istenilen sonuç tam anlamıyla alınamasa da bir ölçüde mesafe kat edildi. Kredi faizlerinde ılımlı bir iyileşme başlamıştı. Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine devam edebileceği senaryosu üzerinde umutlanmıştık. Fakat gelinen noktada, ateşinin yakılmasında katkımız olmadığı hâlde dumanından ciddi şekilde etkilendiğimiz, tüm dünyayı etkileyen öngörülemeyen Trump belirsizliği ve Körfez krizi ile karşı karşıya kaldık. Tüm dünyayı etkisi altına alan, küresel ekonomiyi kısa ve uzun vadede tehdit eden; belirsizliğe sürükleyen, uzun ve orta vadeli kararların alınamadığı, günlük kararlarımızın bile anbean değiştiği bir ortamdayız" dedi. Körfez krizinin bir an önce sona ermesi temennisinde bulunan Özkaya; "100 doları aşan petrol fiyatları, küresel kalkınma riskine dönen Hürmüz krizi, enerji ithalatçısı ve kritik ham madde ithalatçısı olan ülkemize büyük zararlar vermektedir. Enflasyonla mücadelemizde ve büyüme rakamlarında ciddi sorunlar oluşturmakta ve yurt dışı rekabet gücümüze de önemli ölçüde set çekmektedir. Dileğimiz, bu kriz ortamının bir an önce sona ermesi ve önümüzü görebilmemizdir" diye konuştu. Her türlü sıkıntıya ülkemiz için katlanmaya hazır olduklarını ifade eden Özkaya; "Biraz önce sıkıntılarımızdan bir nebze olsun bahsettik. Önemli olan, bunların üstesinden nasıl geleceğimizdir. Karar alıcıların, sanayi üretimini, ihracatı, ihracatçıyı ve istihdamı kalkınmanın ana öznesi olarak merkeze alması ve üretimin önünün daha rekabetçi bir ortamda ele alınmasıdır. Üreten, ihracat yapan ve istihdam oluşturan şirketlerimiz bu ülkenin savunma kaleleridir. Kalelerimizi tahkim etmeli ve korumalıyız. Bizler üretim yapan sanayiciler olarak bunun bilincindeyiz ve her türlü sıkıntıya ülkemiz için katlanmaya hazırız" dedi. Sıkı para politikaları uğruna sanayicinin finansa erişiminin kısıtlanmaması gerektiğini kaydeden Özkaya; "Büyük küçük işletme ayrımı yapılmadan indirimli faizlerden, istihdam teşviklerinden ve vergisel teşviklerden daha fazla yararlandırılmalıdır. Tabii ki işverenler üzerindeki gereksiz yükler de kaldırılmalıdır. Bu zorlu dönemde, üreten her bir işletme desteklenmeli, kolaylaştırıcı ve teşvik edici düzenlemeler hayata geçirilmelidir. Bu noktada geçen hafta yapılan vergi düzenlemelerinden dolayı Sayın Cumhurbaşkanımız başta olmak üzere emeği geçenlere teşekkür ediyorum" şeklinde konuşmasını tamamladı. Daha sonra kürsüye gelen Kayseri Sanayi Odası (KAYSO) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Büyüksimitci; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan 'Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı'nın iş dünyası açısından son derece önemli ve stratejik adımlar içerdiğini belirterek, "Dünyanın içinden geçtiği bu zorlu ve dalgalı süreçte, ülkemizi üretim ve yatırım üssü haline getirmeye yönelik bu düzenlemeleri, zamanında atılmış, doğru ve güçlü adımlar olarak değerlendiriyoruz" dedi. Sanayinin ve ihracatçının üzerindeki yüklerin azaltılması yönünde atılan adımların büyük önem taşıdığına dikkat çeken Büyüksimitci; "İmalatçı - ihracatçılar için kurumlar vergisi oranı yüzde 25’den yüzde 9’a, genel ihracatçılar için ise yüzde 14’e düşecek. Bu kapsamda kurumlar vergisi oranında yapılması planlanan indirim, iş dünyamıza nefes aldıracak çok kıymetli bir gelişmedir" dedi. Büyüksimitci, yatırım süreçlerinin sadeleştirilmesi, bürokrasinin azaltılması ve 'Tek Durak Büro' uygulamasıyla yatırımcı dostu bir yapının hayata geçirilecek olmasının da uzun süredir dile getirdikleri beklentileri karşıladığını ifade ederek; "İnanıyoruz ki bu düzenlemeler, Türkiye’nin yatırım ortamını daha cazip hale getirecek ve küresel firmaların bölgesel merkezlerini ülkemize çekmesini sağlayacaktır. Ayrıca girişimcilik kapasitemizi güçlendirecek ve ülkemizin küresel ticaretteki konumunu daha ileriye taşıyacaktır. Açıklanan tüm düzenlemelerin ülkemize ve reel sektörümüze hayırlı olmasını diliyor; başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese şükranlarımı sunuyorum" diye konuştu. "Küresel rekabette Çin gerçeğiyle yüzleşmeliyiz" Çin’in küresel üretimde giderek güçlenen konumuna dikkat çeken Başkan Büyüksimitci; "Çin, yüksek üretim kapasitesi ve güçlü devlet destekleri ile birçok sektörde ciddi bir rekabet üstünlüğü sağlıyor. Bu da sanayicilerimiz üzerinde önemli bir baskı oluşturuyor. Bu durum göz ardı edilemez" dedi. Bu sürece karşı daha stratejik bir yaklaşım gerektiğini vurgulayan Büyüksimitci; "Ülke olarak Çin’e karşı kapsamlı ve uzun vadeli bir politika oluşturmalıyız. Hangi alanlarda rekabet edeceğimiz, hangi alanlarda iş birliği yapacağımız netleşmeli. Özellikle ara mamul ve hammadde gibi dışa bağımlı olduğumuz alanlarda daha güçlü bir üretim altyapısı kurmalı ve etkin pazarlık mekanizmaları geliştirmeliyiz" ifadelerini kullandı. Sanayicilerin rekabet gücünün korunması gerektiğine değinen Büyüksimitci; "Bugün küresel tedarik zincirleri yeniden şekilleniyor, korumacılık eğilimleri artıyor ve ihracat pazarlarında rekabet her geçen gün daha da sertleşiyor. Böyle bir ortamda, sanayicimizin ve ihracatçımızın rekabet gücünü korumak zorundayız. 30 Nisan’da sona eren döviz dönüşüm desteğin en az yüzde 5 olacak şekilde bir yıl daha uzatılmasının gerekli olduğunu düşünüyoruz. Bununla birlikte mevcut destek oranının artırılması ve uygulama şartlarının daha sade, daha erişilebilir ve daha öngörülebilir hale getirilmesi büyük önem arz etmektedir" dedi. Büyüksimitci, bu yönde atılacak adımların sanayicilere moral vereceğini, finansman yükünü hafifleteceğini ve ihracata doğrudan olumlu katkı sağlayacağını belirterek, iş dünyanın beklentilerini her platformda güçlü bir şekilde dile getiren Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’na teşekkür ederek konuşmasını tamamladı. Son olarak kürsüye gelen Danışmanlık Yönetici Ortağı Ussal Şahbaz, 'Sanayide Dönüşen Küresel Dengeler: Çin Tehlikesi' konulu bir sunum yaparak meclis üyelerini bilgilendirdi.

Bakan Çiftçi’den dikkat çeken 'Huzurun Yüzyılı' mesajı Haber

Bakan Çiftçi’den dikkat çeken 'Huzurun Yüzyılı' mesajı

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Anadolu Yayıncılar Derneğinin, İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğünün destekleriyle Ulucanlar Cezaevi Müzesi'nde düzenlediği "Uyuşturucu ile Mücadelede Medyanın Rolü" paneline katıldı. Burada konuşan Çiftçi, uyuşturucunun bireyi hedef alan sorunlar yumağı olduğunu, organize suç ağlarını büyüttüğünü, terör örgütlerinin finansmanına kaynak oluşturduğunu vurguladı. Çiftçi, "Uyuşturucu birçok suçu besleyen karanlık bir ana damardır. Bu damarı kurutmak devlet olarak en temel sorumluluğumuz, milletimize karşı borcumuzdur." dedi. Türkiye'nin, dünyanın en stratejik coğrafyalarından birinde yer aldığını kaydeden Çiftçi, bu konumun hem büyük imkanlar sunduğunu hem de sınır aşan suçlarla mücadelede büyük sorumluluklar yüklediğini ifade etti. Çiftçi, uyuşturucu kaçakçılığı güzergahları, uluslararası suç ağları ve bölgesel istikrarsızlıklar dikkate alındığında Türkiye'nin mücadelesinin yalnızca kendi sınırlarından ibaret bir güvenlik çabası olmadığını, gerçekleştirilen mücadelenin bölgesel ve küresel güvenliğe katkı sunduğunu belirtti. "YENİ GÜVENLİK PARADİGMAMIZDA 'ÖNLEYİCİLİK' İLKESİ" Bakan Çiftçi, şöyle devam etti: "Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın dirayetli liderliğinde, Türkiye Yüzyılı vizyonunu huzurun, güvenin, istikrarın ve güçlü toplum yapısının yüzyılı olarak inşa ediyoruz. Bu vizyonun merkezinde insan vardır, aile vardır, gençlik ve gelecek vardır. İçişleri Bakanlığı olarak bizler de Türkiye Yüzyılı'nı, Huzurun Yüzyılı yapmak için yeni güvenlik paradigmamızda 'önleyicilik' ilkesini merkeze alıyoruz. Artık mücadelemizi yalnızca operasyon, yakalama ve adli süreç başlıklarıyla sınırlı görmüyoruz. Riski kaynağında tespit eden, suça giden yolları kapatan, gençlerimizi koruyan, aileleri bilinçlendiren ve toplumsal farkındalığı büyüten bütüncül bir anlayışla hareket ediyoruz." Bu anlayışın önemli araçlarından birinin de Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü bünyesinde yürütülen Proje Destek Sistemi (PRODES) olduğunu söyleyen Çiftçi, "Bakanlığımız, derneklere proje karşılığında hibe desteği sağlamakta, STK'larımızın kurumsal kapasiteleri güçlendirilmekte, kamu-STK işbirliği geliştirilmekte ve toplumsal sorunlara gönüllü kuruluşlar eliyle çözüm üretilmektedir." dedi. 2026 yılı destek başlıkları arasında uyuşturucu ve madde bağımlılığı ile mücadelenin özel olarak yer aldığını belirten Çiftçi, bugünkü panelin de bu anlayışın somut ve kıymetli bir örneği olduğunu söyledi. Çiftçi, İçişleri Bakanlığınca gerçekleştirilen önleme projelerine değinerek, bu sayede 9 milyon 798 bin vatandaşa ulaşıldığını bildirdi. 2026'DA 17 BİN 188 OPERASYON Sahada da uyuşturucu ile mücadelenin kesintisiz sürdüğünü vurgulayan Çiftçi, şöyle devam etti: "1 Ocak-25 Nisan 2026 tarihleri arasında uyuşturucu imal ve ticaretine yönelik 17 bin 188 operasyon gerçekleştirdik. Bu operasyonlarda 16,8 ton uyuşturucu madde, 51,2 milyon uyuşturucu hap ve 49 bin kök kenevir-skunk ele geçirildi. Hedef aldığımız 298 organize suç örgütünün 46'sının narkotik suç odaklı olması, uyuşturucu tehdidinin organize suçla, sokak şiddetiyle, yasa dışı para ağlarıyla ve terörün finansmanıyla ne kadar iç içe geçtiğini açıkça göstermektedir." Uyuşturucu ile mücadelede medyanın rolünün, son derece ehemmiyet arz eden bir konu olduğunu ifade eden Çiftçi, şunları kaydetti: "Bizler medyayı toplumu bilinçlendiren, aileleri uyaran, gençleri koruyan, kamuoyunu doğru bilgiyle buluşturan ve mücadele iradesini geniş kitlelere taşıyan en stratejik paydaşlarımızdan biri olarak görüyoruz. Burada bulunan her bir medya temsilcimizin, toplumun ortak vicdanına seslenen çok kıymetli bir sorumluluk üstlendiğini özellikle ifade etmek isterim. Çünkü bu mücadelede kelimeler de en az operasyonlar kadar önemlidir. Haber dili, görsel tercihleri, başlıklar, tekrar edilen ifadeler ve yayın akışı toplumsal algıyı doğrudan etkilemektedir. Uyuşturucuyu özendiren, normalleştiren, magazinleştiren, merak uyandıran her anlatım, mücadeleye büyük zararlar verir." Uyuşturucuyu cazip, keyif verici ya da kolay ulaşılabilir gösteren her ifadenin gençler için risk ürettiğini dile getiren Çiftçi, bağımlı bireyleri de ötekileştiren, inciten, çaresiz ya da tehlikeli gösteren haber dilinden de kaçınılması gerektiğini vurguladı. Konuşmasının ardından Çiftçi, panel süresince medya temsilcilerinin konuşmalarını dinledi. Anadolu Yayıncılar Derneği Başkanı Sinan Burhan da konuşmasında uyuşturucu ile mücadelenin bir farkındalık olayı haline gelmesi, yalnızca güvenlik ve sağlık meselesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Medyanın bu konuda büyük bir sorumluluğa sahip olduğunu ve örnek teşkil etmesi gerektiğini ifade eden Burhan, "İnşallah bu program hayırlara vesile olur. Burası Ulucanlar Cezaevi, burada geçmişte nasıl her türlü suçlu yatmış ve bugün bir müze olmuşsa, anılar, acılar bir tarafa bırakılmışsa inşallah buradaki toplantılarımızda da bu tablonun olumlu bir noktaya çevrilmesi noktasında sizin de gayretlerinizle inşallah iyi bir noktaya geliriz." ifadelerini kullandı.

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz Haber

Bakan Bolat: Daha fazla yabancı sermaye çekmek için elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz

Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türkiye'nin, uluslararası ticari ilişkileri ile mal ve hizmet ihracatı yapan sektörlerin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak konusunda elinden gelenin en iyisini yaptığını söyledi. Bolat, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında soruları yanıtladı. Türkiye'nin 2021'den bu yana Avrupa Birliği'nin (AB) Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması (SKDM) ve Yeşil Mutabakat Projesi'ne uyum sağladığını hatırlatan Bolat, Türk mevzuatını ve sanayi sektörlerini SKDM'nin kriterleriyle uyumlu hale getirmek için Avrupa Komisyonu ile yakın çalıştıklarını ifade etti. Bolat, düzenlemenin çimento, demir-çelik, gübre, enerji ve tekstil gibi ana sektörlerle ilgili olduğunu ve bu sektörlerin AB Yeşil Mutabakat mekanizmasına adaptasyonlarını koordine etmek için özel sektör kuruluşlarıyla yakından çalıştıklarını belirtti. Ticaret koridorları ve Orta Koridor bağlamında Türkiye'nin, bugüne kadar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde ulaştırma ve altyapı sistemine yaklaşık 300 milyar dolar, enerji üretimi alanına da 200 milyar dolar yatırım yaptığını kaydeden Bolat, "Tüm bu devasa yatırımlar, Türkiye'nin altyapısını geliştirmiştir. Deniz, kara, hava ve demir yolu ulaşım sistemlerindeki tüm ulaşım modlarımızda gelişme sağlamıştır." dedi. Bolat, Türkiye'nin kritik jeopolitik konumuna da işaret ederek, bu özelliği nedeniyle hem Türkiye ve komşu ülkeler üzerinden alternatif ticaret koridorlarıyla ilgili çalışmalara başladıklarını vurguladı. Bolat, bu kapsamda Türkiye, Irak, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Katar'ı içeren Umman yoluna da değindi. Bu yatırımların alternatif ticaret yollarının gelişimine önemli katkı sağladığını belirten Bolat "Savaşlar, ablukalar gibi nedenlerle mevcut güzergahların kesintiye uğraması durumunda, Orta Koridor'a benzer şekilde Zengezur Koridoru'nu da bu kapsamda değerlendirebiliriz. Bu çabalar, doğu ile batı ve kuzey ile güney arasındaki ticaret hatlarının hızlanmasına katkı sağlamıştır." diye konuştu. "GEREKLİ ÖNLEMLERİ ALMAK ADINA ELİMİZDEN GELENİN EN İYİSİNİ YAPIYORUZ" Bolat, Türkiye'nin mal ve hizmet ithalatının 420 milyar dolar seviyesinde olduğuna ve AB ile köklü bir Gümrük Birliği ilişkisi bulunduğuna dikkati çekerek, mevcut durumda farklı ülkelerle 24 serbest ticaret anlaşmasının (STA)olduğunu söyledi. Bolat, Türkiye'nin Birleşik Krallık ile de STA'sı olduğunu, bu anlaşmanın hizmetler sektörünü de kapsayacak şekilde genişletilmesi için bir süredir müzakere aşamasında bulunduklarını hatırlattı. Öte yandan hizmetler sektörünü de içerecek bir STA imzalamak üzere 6 üye ülkeden oluşan Körfez İşbirliği Konseyi ile müzakereler yürüttüklerini dile getiren Bolat, "Azerbaycan ve Özbekistan gibi Türk devletleriyle tercihli ticaret anlaşmalarımız var. Şu anda bu tür serbest ve tercihli ticaret anlaşmalarını bazı Balkan, Kafkas ve Kuzey Afrika ülkeleri dahil olmak üzere diğer ülkelere de yayma aşamasındayız. Türkiye olarak, uluslararası ticari ilişkilerimizi, mal ve hizmet ihracat sektörlerimizin rekabet gücünü desteklemek ve daha fazla yabancı sermaye çekmek için gerekli önlemleri almak adına elimizden gelenin en iyisini yapıyoruz." dedi. Bolat, bu kapsamda ülkenin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 23 yıllık görev süresi boyunca, 300 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiğini sözlerine ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin istihdamında 3 yıllık hedefi açıkladı Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan, gençlerin istihdamında 3 yıllık hedefi açıkladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimin insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır ama şunu hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ev sahipliğinde Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleşen Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü'nün (OECD) 6. Beceriler Zirvesi'nde konuştu. Zirve münasebetiyle davetlileri kıtaların buluşma noktası İstanbul'da ağırlamaktan büyük bir memnuniyet duyduğunu söyleyen Erdoğan, ülkenin dünyaya açılan cümle kapısı olan kentte böyle önemli bir zirveye ev sahipliği yapmanın gurur vesilesi olduğunu ifade etti. Konuşmasının hemen başında bir hususun altını çizmek istediğini söyleyen Erdoğan, "Sizlerin de takip ettiği üzere dünyamız teknolojinin ve yapay zekanın öncülüğünü yaptığı keskin bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu değişimin insanlığa neler kazandırdığının, neler kaybettirdiğinin hesabını elbette akademisyenlerimiz çok boyutlu bir şekilde yapmaktadır ama şunu hepimiz çok net biçimde görebiliyoruz. Önüne çıkanı sürükleyen bu değişim dalgasını durdurmak, değişime set çekmek mümkün değil fakat değişimi doğru okumak, doğru yönlendirmek ve sağlıklı bir şekilde yönetmek bizim elimizdedir. Dahası, bu biz karar alıcıların asli vazifelerinden biridir." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile OECD arasındaki yakın işbirliğinin tezahürü olan bu zirvenin beceriler alanında küresel diyalog için güçlü bir zemin oluşturacağını düşündüğünü söyledi. İnsanlığın ortak sınamalarına karşı, ortak çözüm yolları geliştirmenin daha önce hiç olmadığı kadar kritik olduğu bir dönemin içinde olduklarını ifade eden Erdoğan, "Özellikle istihdam alanında ezberlerin bozulduğuna şahit oluyoruz. Teknolojide yaşanan gelişime paralel olarak üretim biçimleri değişiyor, meslekler dönüşüyor, bazı işler hükmünü yitirirken yeni iş alanları ortaya çıkıyor. İçinde bulunduğumuz dönemde ülkelerin başarısını belirleyecek unsurun beşeri sermayelerin niteliği olacağı anlaşılıyor." diye konuştu. Erdoğan, zirvenin ana temasının "Nesiller Arası Yeteneğin Ortaya Çıkarılması" olarak belirlenmesini bu bakımdan çok isabetli bulduğunu kaydetti. Zirvenin başarılı geçmesini dileyen Erdoğan, farklı oturumlarda yapılacak değerlendirmelerin hayırlara vesile olmasını temenni etti. "HEDEFİMİZ GELECEK 3 YILDA 3 MİLYON GENCİMİZİ İSTİHDAMA KAZANDIRMAKTIR" Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Nüfusumuz giderek yaşlanırken iş gücü piyasalarımız yeni baskılara, yeni meydan okumalara maruz kalıyor." dedi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, "2030'da dünya nüfusunun 5'te 1'inin 60 yaş ve üstü kişilerden oluşacağı, 2050'de ise bu oranın da 4'te 1'i bulacağı tahmin ediliyor." ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan şunları söyledi: "Aile bağlarımızın halen diri olması, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün halen güçlü olması bize önemli bir avantaj sağlamaktadır." "Esnek eğitim modelleri, kariyer rehberliği mekanizmaları ve işverenlerle kurulan etkin ortaklıklar iş gücü piyasalarında belirleyici olacaktır." "Hedefimiz gelecek 3 yılda 3 milyon gencimizi istihdama kazandırmaktır." "Türkiye Yüzyılı vizyonumuzun merkezinde nitelikli insan kaynağı, güçlü aile yapısı, üretken ekonomi ve kapsayıcı sosyal kalkınma vardır."

Filiz Kepme: Çocuklarımızla sevgi ve güven dolu yarınlar için gönül köprüleri kurduk Haber

Filiz Kepme: Çocuklarımızla sevgi ve güven dolu yarınlar için gönül köprüleri kurduk

AK Parti Adana İl Başkan Yardımcısı ve Sosyal Politikalar Başkanı Filiz Kepme, çocuklara yönelik yürütülen çalışmalar kapsamında toplumun farklı kesimlerine dokunmaya devam ettiklerini söyledi. Çocukların mutluluğunu artırmayı ve geleceğe umutla bakmalarını sağlamayı temel hedef olarak gördüklerini belirten Kepme, Türkiye Yüzyılı vizyonu doğrultusunda her çocuğun eşit imkânlara sahip olduğu güçlü bir gelecek için çalışmaların sürdüğünü ifade etti. “TÜRKİYE YÜZYILI VİZYONUYLA GÜÇLÜ GELECEK İNŞA EDİYORUZ” Kepme, yaptığı açıklamada şunları söyledi: "AK Parti’nin insan odaklı siyaset anlayışı doğrultusunda, çocuklarımızın yüzündeki tebessümü çoğaltmak ve onların geleceğe daha umutla bakmalarını sağlamak en temel önceliklerimizdendir. Çocuklarımızla bir araya gelerek onların mutluluğuna ortak olduk, sevgi ve güven dolu yarınlar için gönül köprüleri kurduk. Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın çocuklara verdiği değer ve sevgi, bizlere her zaman ilham olmaktadır. Onun liderliğinde şekillenen sosyal politikalar anlayışıyla; her çocuğun eşit imkânlara sahip olduğu, güçlü ve umut dolu bir Türkiye inşa ediyoruz. Türkiye Yüzyılı vizyonuyla, geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızı; sevgiyle büyüten, değerleriyle güçlendiren ve yarınlara hazırlayan bir anlayışla çalışmalarımıza kararlılıkla devam ediyoruz."

Cumhurbaşkanı Erdoğan dev ekonomi paketini açıkladı: İhracatçıya vergi indirimi ve 'Tek Durak Büro' dönemi başlıyor Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan dev ekonomi paketini açıkladı: İhracatçıya vergi indirimi ve 'Tek Durak Büro' dönemi başlıyor

İstanbul’da gerçekleştirilen Türkiye Yüzyılı Yatırım İçin Güçlü Merkez Programı kapsamında önemli açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin küresel ekonomideki konumunu güçlendirecek stratejik hamleleri kamuoyuyla paylaştı. Küresel sistemin sarsıntılı bir süreçten geçtiğini belirten Erdoğan, Türkiye’nin bu karmaşada bir istikrar adası olarak öne çıktığını vurguladı. Konuşmasında, “Türkiye Yüzyılı’nda yatırımlar için Güçlü Merkez Toplantısı vesilesiyle sizlerle beraber olmaktan büyük bir memnuniyet duyuyorum. Toplantımızın ve burada alacağımız kararların ekonomimiz için hayırlara vesile olmasını diliyorum. Bu önemli buluşmaya vesile olan herkese teşekkür ediyorum. Bölgemiz ve dünya ekonomisi son dönemin en sarsıntılı, en belirsiz günlerini yaşıyor. İş ve ekonomi çevrelerimiz başta olmak üzere hemen herkes bir taraftan gün aşırı değişen atmosferi takip ederken, diğer taraftan yoğun sis bulutu arasında yolunu ve yönünü bulmaya çalışıyor. Çatışmaların olumsuz etkisi enerjinin yanı sıra üretim, ticaret, turizm ve ulaşım gibi pek çok sektörde derinden hissediliyor. Haftada birkaç defa değişen akaryakıt fiyatlarından koronavirüs günlerini andıran kısıtlamalara kadar geniş bir yelpazede bunu görüyoruz. Her ne kadar ateşin harı sönmüş olmakla birlikte ne bölgemiz ne de dünya, gerilimin geleceğine dair yüzde yüz emin olamıyor. İsrail gibi savaşın fitilini tekrar ateşlemeye çalışan odaklara rağmen ihtiyatlı bir iyimserlikle hep beraber süreçleri takip ediyoruz. Sadece bununla kalmıyor, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve adil barışa giden yolun açılması için elimizden geleni yapıyoruz. Şahsımız bir yandan, bakan arkadaşlarımız diğer yandan görüşmelerimizi sürdürüyoruz. İnşallah netice alana kadar dost ve kardeş ülkelerimizle iş birliği içerisinde çabalarımızı devam ettireceğiz. Şurası bir gerçek ki artık ne bölgemiz ne de dünya eskiye dönebilir. Böylesine büyük bir sarsıntının sebep olduğu kırılmaların yansımaları zaman geçtikçe daha net görülecektir” ifadelerini kullandı. İSTANBUL FİNANS MERKEZİ'NDE VERGİ AVANTAJLARI GENİŞLİYOR Türkiye'nin sadece bir enerji koridoru değil, aynı zamanda küresel ticaretin kilit taşı olduğunu ifade eden Erdoğan, İstanbul Finans Merkezi'nin (İFM) hedeflerine kararlılıkla ilerlediğini belirtti. Uluslararası yatırımları çekmek için hukuki ve mali altyapının güçlendirildiğini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Global ekonomik düzeni ve değer zincirlerini yeniden şekillendiren bu savaş, ülkemizi küresel ekonomik istikrarın kilit taşı haline getirmiştir. Yıllardır Türkiye’yi doğu-batı ve kuzey-güney arasında bir köprü olarak tarif eden tanımların yetersizliği yine bu süreçte görülmüştür. Ortaya çıktı ki ülkemiz salt bir köprü veya enerji koridoru değil, bölgedeki enerji ve ticaret koridorlarının vazgeçilmez üssüdür. Daha önce farklı vesilelerle ifade ettiğim bir gerçeğin altını tekrar çiziyorum. Türkiye kabuk değiştiren ve çok kutupluluğa doğru evrilen dünyanın yeni kutup başlarından biri olmaya en güçlü namzettir. Bunu hem biz görüyoruz hem de dost, komşu ve rakiplerimiz görüyor. Ülkemizi yeni döneme hazırlayacak stratejileri şimdiden planlıyor, altyapısını kuruyor, en küçük bir boşluk bırakmıyoruz. Bu minvalde rekabet gücümüzü artıracak, sürdürülebilir yüksek büyümeyi sağlayacak yatırım ortamını güçlendirmek suretiyle uluslararası doğrudan yatırımları destekleyecek hukuki, idari, mali ve kurumsal adımları atıyoruz. Türkiye’yi küresel bir cazibe merkezi haline getirmekte kararlıyız. Yakında Meclisimize sunacağımız kapsamlı düzenlemeyle ülkemizin çekim gücünü çok daha ileri taşıyacağız. İstanbul Finans Merkezimizin çalışmalarına 2009 yılında başlamış, burada küresel piyasalarla uyumlu ve uluslararası alanda hizmet ihraç edebilen bir finans sektörünün oluşmasını hedeflemiştik. Geldiğimiz noktada İstanbul Finans Merkezi 17 sene önce öngördüğümüz hedeflere doğru emin adımlarla ilerliyor. Şimdi bu konuda yeni bir adım atıyoruz. Yapacağımız düzenlemelerle İstanbul Finans Merkezi’nde faaliyet gösteren kurumlara sağlanan vergi avantajını genişletiyoruz” dedi. YATIRIMCILAR İÇİN 'TEK DURAK BÜRO' MODELİ HAYATA GEÇİYOR Yatırım süreçlerini tek elden yönetmek amacıyla yeni bir birim kurulacağını müjdeleyen Erdoğan, transit ticarette vergi muafiyetlerinin kapsamının genişletileceğini duyurdu. Erdoğan, bu konuda şu detayları paylaştı: “Transit ticaret veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımlarına aracılık faaliyetlerinden elde edilen kazançlarda mevcut yüzde 50’lik indirim oranını yüzde 100’e çıkarıyoruz. Böylece bahse konu faaliyetlerden elde edilen kazançtan kurumlar vergisi almayacağız. Bu teşviki ilk defa İstanbul Finans Merkezi dışına da yayıyoruz. İstanbul Finans Merkezi dışında da transit ticaret faaliyetlerinde bulunanların bu kazançlarının yüzde 95’ini vergi dışı bırakıyoruz. Bir diğer önceliğimiz, küresel şirketlerin bölgesel yönetim merkezlerini Türkiye’ye taşımalarını teşvik etmektir. Bu şirketlerin yurt dışı operasyonlarını Türkiye’den yöneterek elde ettikleri kazançlara güçlü bir vergi avantajı sağlıyoruz. Böylece önümüzdeki 20 sene boyunca İstanbul Finans Merkezi içinde elde edilen kazançların yüzde 100’ü, bunun dışında elde edilenin ise yüzde 95’i kurum kazancından indirilebilecek. Keza buralarda çalışan nitelikli çalışanlara belli şartlarla ücret istisnası getiriyoruz. Bir başka önemli adımımız, büyük ölçekli ve nitelikli uluslararası doğrudan yatırım süreçlerinin tek merkezden yürütülmesidir; yani Tek Durak Büro. Bu uygulamayla yatırım süreçlerinin sadeleştirildiği, hızlı ve dijital destekli yatırımcı dostu bir yapı kuruyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi koordinasyonunda, ilgili kurum ve kuruluşlarımızdan yetkililer Tek Durak Büro’da görev yapacak. Bu yapı sayesinde şirket kuruluşundan çalışma ve ikamet izinlerine, vergi ve SGK işlemlerinden İŞKUR süreçlerine, arazi, teşvik ve ÇED izinlerine kadar tüm işlemler tek bir merkezden kolayca takip edilebilecek. Şimdiden hayırlı uğurlu olsun diyorum.” İHRACATÇI VE YAZILIMCIYA RADİKAL VERGİ İNDİRİMİ MÜJDESİ Üretim ve ihracat odaklı büyüme stratejisi doğrultusunda vergi oranlarında ciddi indirimlere gidildiğini açıklayan Cumhurbaşkanı, imalatçı ihracatçılar için kurumlar vergisinin tek haneye düşürüleceğini belirtti. Erdoğan, “Bizim ihracata verdiğimiz önemi hepiniz çok iyi biliyorsunuz. Hükümetlerimiz döneminde yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı desteklemek amacıyla sayısız düzenlemeler yaptık. İhracatı ülkemizin tümüne güçlü bir şekilde yaymak temel hedefimizdir. Ayrıca yüksek katma değerli ve rekabetçi ihracat parolasıyla pazarlarımızı ve ürünlerimizi çeşitlendiriyoruz. Bu amaçla yüzde 25 olan genel kurumlar vergisi oranımızı ihracatçılara 5 puan, imalatçılara ilave 1 puan indirimli uygulamaktaydık. Şimdi daha radikal bir adım atarak özellikle imalatçı ihracatçılarımızda bu vergiyi yüzde 9’a indiriyoruz. Diğer ihracatçı kurumlarımız için de yüzde 14’e çekiyoruz. Yine ihracat kadar kritik olan bir diğer konu, ülkemize döviz kazandırıcı teşviklerdir. Bu noktada vergi kanunlarımızda çok sayıda düzenleme var; şimdi bunlara inşallah yenilerini ekleyeceğiz. Yurt dışında yaşayan ve son 3 yılda ülkemizde vergi mükellefi olmayan kişilerin ülkemize gelmeleri halinde 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelir ve kazançları için Türkiye’de vergi almayacağız. Yalnızca varsa ülke içi gelirlerini vergilendireceğiz. Türkiye’de bu kişiler için veraset yoluyla intikal vergisini yüzde 1 olarak uygulayacağız” dedi. Yazılım ve yapay zeka alanındaki genç girişimcilere de değinen Erdoğan, “İstikbalimizin teminatı olan gençlerimizin önünü her alanda açmaya, onları yarının dünyasına en nitelikli şekilde hazırlamaya çalışıyoruz. Dünya yapay zekanın ve ileri teknolojilerin lokomotifliğini üstlendiği yeni bir üretim modeline doğru hızla yol alıyor. Gençlerimizin mimarlık, mühendislik ve yazılım gibi yeni dönemin yükselen sektörlerinde elde ettikleri başarılarla gurur duyuyoruz. Bu alanlarda çalışan ve yurt dışındaki müşterilere hizmet veren girişimci mükelleflerimizin yurt dışı kazançlarının yüzde 80'inden vergi almıyorduk. Şimdi de bu kazançların tamamının gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilmesine imkan sağlıyoruz. Böylelikle yurt dışı şirket kurmuş veya kurulmuş bir şirkete ortak olmuş müteşebbislerimizin kazandıklarını ülkemize getirmelerini teşvik ediyoruz. Atacağımız bir diğer stratejik adım Türkiye'yi start-up ve girişim sermayesi ekosisteminde bölgesel bir çekim merkezine dönüştürmektir” şeklinde konuştu. "TÜRKİYE ARTIK ESKİ TÜRKİYE DEĞİL, ÇOK DAHA GÜÇLÜYÜZ" Türkiye ekonomisinin direncinin her geçen gün arttığını ve büyük sarsıntılara karşı bağışıklık kazandığını vurgulayan Erdoğan, sözlerini şöyle tamamladı: “Dijital şirket uygulamasıyla şirket kuruluş ve yönetim süreçlerini hızlı ve esnek hale getiriyoruz. Çalışanlar için hisse opsiyonu teşviklerini daha etkin ve cazip bir yapıya kavuşturuyoruz. Hisseye dönüştürülebilir borçlanma mekanizmalarını sadeleştirmek suretiyle finansmana erişimi kolaylaştırıyoruz. Ayrıca Terminal İstanbul projesinin ilk aşamasını devreye alarak güçlü bir girişimcilik altyapısı oluşturuyoruz. Son olarak ülkemiz için stratejik önem taşıyan büyük ölçekli ve nitelikli yatırımlar için öngörülebilirliği pekiştirecek adımları hayata geçiriyoruz. Yatırım kararlarından sonraki dönemlerde yapılan vergi düzenlemelerinin etkisini en aza indirmek ve makul geçiş süreçleri tanımlamak üzere proje bazında güvence sağlayacağız. Bunlar da hayırlı uğurlu olsun diyorum. Genel çerçevesini çizdiğimiz hukuki, idari, mali ve kurumsal düzenlemelerin detaylarını inşallah ekonomi yönetimimiz iş dünyamızla ve yatırımcılarımızla paylaşacak. Ardından süratle Meclis boyutundaki çalışmalar başlayacak. Şunu burada sizlerin ve tüm vatandaşlarımızın çok iyi bilmesini isterim. Kimsenin en küçük bir tereddüdü olmasın. Dönemsel sıkıntılar, dış şartlardan kaynaklı dalgalanmalar elbette olabilir. Küresel ekonomiyi etkileyen fırtınaların esintilerinin bize de gelmesini gayet doğal karşılamak gerekir. Fakat öncekilerle karşılaştırıldığında Türkiye ekonomisi daha büyük şokları absorbe edecek güce, kapasiteye ve mukavemete hamdolsun kavuşmuştur. Son 23 yılda küresel ve bölgesel krizlerden alnımızın akıyla çıktık. Darbe girişimleri dahil nice badirelerin üstesinden başarıyla geldik. Tüm karamsar senaryolara, tüm karalama kampanyalarına rağmen 238 milyar dolarlık ekonomiden bugün 1,6 trilyon dolarlık bir ekonomiye ulaştık. Şunu küresel ekonomiyi ve siyaseti takip eden herkes çok net görüyor: Dünya nasıl aynı dünya, bölgemiz nasıl aynı bölge değilse, Türkiye de artık eski Türkiye değil. Ekonomisiyle, savunma sanayisiyle, askeri kapasitesiyle; ulaştırma, enerji, sağlık altyapısıyla; beşeri sermayesi ve diplomatik imkanlarıyla bugün çok farklı, çok güçlü bir Türkiye var.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.