#üretici

İLKHABER-Gazetesi - üretici haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, üretici haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı Haber

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılık sektörünün mevcut durumunu yerinde inceledi. Gürer, artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamamasının üreticiyi ciddi bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, bölgede dile getirilen sorunların yerli hayvancılığın geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. “SÜT İNEKÇİLİĞİ ARTAN YEM MALİYETLERİ ALTINDA EZİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor. Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek, “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor. 20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” SÜT ÜRETİCİSİ AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam. Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. 12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor” dedi.

Kasa Kasa Kante! Serik’te Hasat Sarı-Lacivert Haber

Kasa Kasa Kante! Serik’te Hasat Sarı-Lacivert

Antalya’nın Serik ilçesinde domates üreticiliği yapan 53 yaşındaki iki çocuk babası Doğan Çetin, Fenerbahçe’ye olan bağlılığını tarlasına taşıdı. Sarı-lacivertli ekibin yıldız transferi olarak gündeme gelen N'Golo Kante ismini 100 plastik domates kasasına yazdıran Çetin, hem futbolcuya hem de takımına olan sevgisini farklı bir şekilde ortaya koydu. 100 kasaya “N’Golo Kante” yazdırdı Fenerbahçe taraftarı olduğunu dile getiren Çetin, domates hasadı sırasında kasaların üzerine yazdırdığı isimle şampiyonluk beklentisini simgeledi. Üretici Çetin, yıldız futbolcu için bestelenen müzik eşliğinde domatesleri toplayarak kasalara yerleştiriyor. Kasalardaki yazılar, hem çevredeki üreticilerin hem de taraftarların ilgisini çekti. “Şampiyonluk özlemimizi kasalara yazdık” Fenerbahçe’yi bu sezon şampiyon görmek istediğini belirten Çetin, “Fenerbahçe ve Kante’ye olan sevgimi kasalara işletmek istedim. Bu yıl şampiyonluk bekliyoruz. İsteğimizi kasalara yazdırarak başladık.” dedi. İlk etapta 100 kasaya yazı yazdırdığını ifade eden Çetin, Fenerbahçeli arkadaşlarının durumu ilginç ve anlamlı bulduğunu söyledi. Rekabet mesajı da verdi Sarı-lacivertli taraftar Çetin, ezeli rekabete de göndermede bulundu. Galatasaraylı arkadaşlarının kasaları görünce durumu rekabet çerçevesinde değerlendirdiğini belirten üretici, “Son üç yıldır şampiyon oluyorlar. Bizi küçümsüyorlar ama artık bizim de bu sene şampiyon olma zamanımız geldi.” ifadelerini kullandı.

Buğday alım fiyatı, üreticiyi memnun etmedi Haber

Buğday alım fiyatı, üreticiyi memnun etmedi

TMO Genel Müdürlüğünden yapılan açıklamada, Türkiye'de hububat hasadının mayısta lokal olarak başladığı ve bugün itibarıyla ülke genelinde yaklaşık yüzde 2 seviyelerinde olduğu bildirildi. Hasat yapan üreticilere depolama imkânı sağlamak amacıyla TMO tarafından 12 Mayıs'tan itibaren Çiftçi Kayıt Sistemi'nde kayıtlı buğday ve arpanın taahhütname karşılığı teslim alınmaya başlandığı ifade edilen açıklamada, TMO'nun 600'ün üzerindeki noktada hububat alımı yapacağı duyuruldu. 2025 yılı TMO hububat alım fiyatları (2. grup ürünler için) ton başına, makarnalık buğday ve ekmekli buğdayda 13 bin 500 lira, arpada 11 bin lira olarak belirlendiği kaydedilen açıklamada, önceki yıllarda uygulanan mazot-gübre desteğinin, yeni destekleme modelinde 'temel destek' ve üretim planlamasına uyulması halinde 'planlı üretim desteği' olarak verileceğine işaret edildi. Planlı üretim desteği ve sertifikalı tohum kullanım desteği olmak üzere (ortalama verim dikkate alınarak) ton başına toplam 2 bin 520 TL destek ödemesi yapılacağı, üreticilerin eline ton başına, ekmeklik ve makarnalık buğday için 16 bin 20 lira, arpa için 13 bin 520 lira geçmiş olacağı ifade edildi. “Kıraç bölgelerdeki üreticiler zarar etti” Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, dondan etkilenen bölgelerden olan Adana’da özellikle kıraç alanlarda ekilen buğdayda zarar olduğunu söyledi. Ovada ekilen buğdayda korkulanın olmadığını bildiren Doğan, “Buğday alım fiyatı enflasyon ve verim düşüklüğü dikkate alınarak kıraç alanlar için 20 TL, ovada ise 16 TL olmalıydı. Kıraç bölgelerde bu yıl verimde 2024’e göre yüzde 50 düşüş oldu. Ovadaki üreticiler maliyetini kurtardı ama kıraç bölgelerdeki üreticiler zarar etti. Hesaplamalarımıza göre 1 kilogram buğdayın üretim maliyetinin 15,07 TL olduğu dikkate alındığında, açıklanan bu rakamlar üreticileri memnun etmedi. Hem alım hem de destekleme rakamlarının yeniden gözden geçirilmesinde yarar var. Aksi halde üreticiler tarımda sürdürülebilirlik konusunda büyük sıkıntı yaşayacak” dedi.    TARSİM vurgusu Adana Valisi Yavuz Selim Köşger, TBMM Zirai Don Araştırma Komisyonu Başkanı Adem Korkmaz, komisyon üyeleri, ilgili kurum temsilcileri ve çiftçilerimizin katılımıyla “Zirai Don Sonuçlarının Değerlendirilmesi ve Alınabilecek Tedbirler” konulu İstişare ve Koordinasyon Toplantısına katıldığını da anımsatan Doğan, şöyle konuştu: "Zirai don nedeniyle oluşan zararların çiftçilerimizin üretim gücünü zayıflatmaması için zararların hızlı ve adil biçimde tespit edilerek karşılanması, kamu bankalarına olan borçların en az iki yıl süreyle sıfır faizle ertelenmesi, tarla ürünlerinin, tohumun toprakla buluştuğu andan itibaren TARSİM kapsamına alınması gerekir." Buğday üretim maliyeti..

Gürer: Niğde’de patates depolarda kaldı, üretici ve tüketici zarar ediyor Haber

Gürer: Niğde’de patates depolarda kaldı, üretici ve tüketici zarar ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Çiftlik ilçesine bağlı Alay kasabasında patates üreticileriyle bir araya gelerek üreticilerin yaşadığı ciddi sorunları dinledi. Gürer, Niğde’de küçük aile işletmelerinin tüccarların alım yapmaması nedeniyle ürünlerini depolarda bırakmak zorunda kaldığını ve patateslerin büyük oranda hayvan yemi olarak kullanılmak üzere bekletildiğini belirtti. Üreticilerin karşı karşıya olduğu mağduriyeti ve tarım sektöründeki olumsuz tabloyu kamuoyuna duyurdu. Gürer, “Yılbaşında Adana’da turfanda patatesi zirai don vurunca, depolardaki patateslerin bir kısmı hareket gördü. Ancak tüccarların daha iyi koşullarda muhafaza edilen patates alması, küçük aile tipi işletmelerin patatesi depoda kalmasına neden oldu. O patatesler hayvan yemi olarak kaldı. Büyükşehirlerde kilosu en az 20 liradan, marketlerde 35-40 liraya kadar çıkan patates de kamucu bir yaklaşımla soruna bakılmaması ürünün gıda ürünü olarak tüketimini olanaklı kılmadı” dedi. Patates üreticisi Hacı Mehmet Gezerkaya, yaşadıkları sıkıntıyı şu sözlerle anlattı:“Bu yıl 700 ton patates yetiştirdim. Ancak tarlada sadece 200 tonunu satabildim, geriye kalanını depoladım. Şimdi bu depodaki patatesi tüccar gelip almadı. 3-4 liraya verdim, ama alan olmadı. Şu anda kilosu 1 liradan bile satılmıyor. Patates depoda kaldı ve şu an hayvanlara yedirmek üzere bekliyor. Patates hayvan yemi oldu; çöpe çıktı. Şu anda da yenilecek bir halde değil. Bu yüzden hayvan yemi olarak ayrıldı. Alay kasabasında hâlâ 6-7 bin ton civarında satılmayan patates var.” “Toprak Mahsulleri Ofisi ürünleri sağlıklı muhafaza etmeli” Ömer Fethi Gürer, üreticilerin bu sorunla baş başa bırakıldığını belirterek, “Çiftlik ilçe pazarda gezerken üreticiler, ‘Depolarda patatesimiz çakılı kaldı, biz yandık, bittik,’ diyorlardı. Bu yıl patates üreticisi geçen yıla göre ekimde sorun yaşayacak. Tohumluk patatesin fiyatı arttı, ama ürettiği ürün değer bulmadı. Buradaki sorunlardan biri, patateslerin uygun olmayan koşullarda muhafaza edilmesi. Depolar, ev damlarının altında ve korunakları sınırlı. Toprak Mahsulleri Ofisi bu ürünleri alıp sağlıklı biçimde muhafaza etseydi, hem vatandaş uygun fiyatlı patates yiyecekti hem de üretici mağdur olmayacaktı. Tüccarın elinde bırakılan piyasa nedeniyle tüccar, işine gelen ürünü işine gelen fiyattan alıyor, stokluyor ve piyasaya uygun fiyatta satarak para kazanıyor. Ama üretici, ‘Bu patatesin tamamı artık satılamayacağı için hayvan yemi olacak,’ diyor. Bu ise milli servetin israfı anlamına geliyor. Patates, hububattan sonra en çok tüketilen ürünlerden biri. Yemek olarak birçok türü yapılabilir, un olarak işlenebilir ve farklı alanlarda değerlendirilebilir. Ama Niğde’de patates çöp oluyor. Yetkililere sürekli çağrıda bulunduk, fakat bu yıl da patatese sahip çıkılmadı. Üreticiyi kendi haline bıraktılar” şeklinde konuştu. Patates üreticisi Hacı Mehmet Gezerkaya, borçlarının giderek arttığını söyledi: “Tüccardan başka satabileceğimiz bir yer yok. Şu an depoda 150-200 ton patatesimiz var ve hepsi hayvan yemi olacak. Fiyatlar biraz canlanmaya başladığında hemen ithalat yapılıyor, fiyatlar tekrar düşüyor. Bu da zarar üstüne zarar getiriyor. Burası patates üretim bölgesi, burada herkes geçimini patatesle sağlıyor. Depolarımız soğuk olmadığı için patatesi erken satmamız gerekiyordu. Ama yanlış politikalar yüzünden satamadık. Şimdi bu patates ya hayvan yemi olacak ya da çürüyecek,” dedi. “TMO üç ay önce müdahale etseydi üretici ve tüketici kazanacaktı” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Patatesin tohumunu 15 liradan alacaksınız ama patatesi 1 liraya satamayacaksınız, çöp olacak. Olacak iş mi bu? Niğde’de patates çöp oluyor ya da hayvan yemi olarak kullanılacak ama vatandaş markete gitti mi 30-40 liradan almak zorunda kalıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı durumu seyrediyor. Toprak Mahsulleri Ofisi 3 ay önce bu patatesleri alsaydı hem değer bulacaktı hem de patates çöp olmayacaktı. Patatesin tohumunu 15-20 bin TL’ye alıyorsunuz, ama patatesi 1 liraya satamayınca çöp oluyor. Bu olacak iş mi? Vatandaş markette 30-40 liraya patates almak zorunda kalıyor, ama üretici 1 liraya bile satamıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı durumu sadece seyrediyor. Eğer TMO, üç ay önce bu patatesleri alsaydı, hem üretici kazanırdı hem de patates çöpe gitmezdi” şeklinde konuştu.

Hatay’da domates fiyatı tarla ile market arasında 2 kat fark ediyor! Haber

Hatay’da domates fiyatı tarla ile market arasında 2 kat fark ediyor!

Hatay’ın Samandağ ilçesinde serada yetiştirilen domatesin tarladaki fiyatı 28 TL olarak belirlenirken, marketlerde aynı ürünün fiyatı 60 TL’ye kadar çıkıyor. Üreticiler, tarlada hasat edilen domatesin fiyatının marketlerde iki katına çıkmasını eleştirerek, bu durumun hem üreticiyi hem de tüketiciyi olumsuz etkilediğini belirtiyor. Özellikle, geçtiğimiz günlerde yaşanan don afeti sonrası fiyatların arttığını ifade eden çiftçiler, fiyat farkının denetlenmesini ve tüketiciye daha uygun fiyatlarla ürün sunulmasını talep ediyor. Don Afeti Sonrası Fiyatlar Arttı Hatay’ın Samandağ ilçesinde serada domates yetiştiren çiftçi Ruhi Yapıcı, yaşanan don afeti sonrası domatesin tarladaki fiyatının 28 TL ile 30 TL arasında değiştiğini ancak marketlerde fiyatların 2 katına çıktığını ifade etti. Yapıcı, "Domatesin fiyatı marketlerde 60 TL civarına kadar çıkıyor. İstanbul’daki marketlerde ise bu fiyat 100 TL’ye kadar yükseldi. Bu durumun çiftçi ve tüketici açısından olumsuz olduğunu düşünüyoruz. Bizim emeğimiz var, ancak bu fiyat artışı, tüketiciyi de mağdur ediyor. Üretici olarak biz de zor durumda kalıyoruz" diye konuştu. Tüketiciler Fiyat Artışından Şikayetçi Tüketicilerin, market fiyatlarının yüksekliği nedeniyle domates alımında zorluk yaşadığını belirten Yapıcı, "Tüketici alacağı bir kiloyu yarım kiloya düşürüyor. Bu durumda en çok zararı tüketici ve üretici görüyor, tüccar ise kar etmeye devam ediyor" dedi. Üretici Tüccar Arasındaki Fark Büyüyor Tarlada domatesin kilogram fiyatı 28 TL olmasına rağmen marketlerdeki fiyat farkı, çiftçilerin emeğini karşılamıyor. Çiftçiler, fiyat artışlarının sebeplerinin denetlenmesi gerektiğini ve tüketicilerin daha uygun fiyatlarla ürün alabilmesi için adımlar atılması gerektiğini vurguluyor.

Gürer: Tarımda plansızlık, üreticiyi de tüketiciyi de mağdur ediyor! Haber

Gürer: Tarımda plansızlık, üreticiyi de tüketiciyi de mağdur ediyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, patates ve soğan üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekerek tarımda plansızlığın yarattığı olumsuz sonuçları vurguladı. Gürer, üreticinin emeğinin karşılığını alamadığını, vatandaşın ise yüksek fiyatlarla ürün almak zorunda kaldığını belirtti. Gürer, "Soğan ve patates, her evin temel gıdası ancak üretici büyük zarar içinde” dedi. “Doğru planlama olsaydı, soğan 20 lira olmazdı!" CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Patates ve soğan, evlerin olmazsa olmazı. Ancak patates ve soğan üreticileri ürettiklerinden yeterli fayda sağlayamıyor. Patatesi 3 lira civarında bir fiyatla satamıyorlar. Soğanda ise mevsimsel değişimlerle birlikte depoda ürün erken çillendiği için ıskartaya çıkan ürün çoğalıyor. Tonlarca soğan, çöp haline geldi. Şimdi bu soğanlar 30-40 kuruşa hayvan yemi olarak satılıyor. Doğru bir planlama yapılıp çöp olan soğanların çillenmesi önlenseydi, markette soğan 20 lira yerine daha düşük bir fiyata satılabilir ve yurttaşlar da bu ürüne daha uygun bir fiyatla ulaşabilirdi. Ama tablo ortada: Üretiyoruz, ürettiğimizi değerlendiremiyoruz. Üreticimiz sorun yaşıyor, vatandaş ise pahalıya ürün alıyor” diye ifade etti. “Üretimden pazarlamaya kadar tarımda bütüncül bir planlama yapılmalı” Gürer, küresel iklim değişikliğinin tarımsal üretimdeki etkilerine değinerek şunları söyledi: “Küresel iklim değişikliği ile beraber ürünler erken oluşuyor Ya da erken bozuluyor. Bu durum, depolarda ürünlerin zamanından önce çillenmesine neden oldu. Soğan olarak değer bulma özelliğini yitiren ürünler artık sadece hayvan yemi olarak kullanılabiliyor. Böyle olunca vatandaş markette 20 liraya soğan alırken, tonlarca soğan çöp oluyor. Bu sürdürülebilir bir durum değil.  Öngörülebilen, planlanan bir üretim modeli gerekiyor. Bu konuda çalışma yaptıklarını söylüyorlar. O zaman tonlarca soğan niye çöp oluyor? Üretimden pazarlamaya kadar tarımda bütüncül bir planlama yapılmalı. Bu sadece üreticiyi değil, vatandaşın cebini de rahatlatır.” "2024'teki israf, 2025’te de devam ediyor!" Gürer,  “Depolanan soğanlar çillenmeye başlayınca üretici, ürünü ayrıştırmak zorunda kaldı. En azından ayrıştırdığı bir bölümünü satabilmiş ama son günlere kadar iyi giden havalar ile depoda soğanlar yeniden yeşillenmeye başlayınca, satılamaz noktaya gelmiş ve hayvan yemi olmuştur. Üretici çiftçi ile konuştum. Niğde yanında Sivas’ta da ekim yaptığını, patates de ektiğini ve patates zararının soğana göre daha fazla olduğunu anlattı. Iskarta hale gelen tonlarca soğanı hayvan yemi olarak satmak zorunda kaldığını belirtti. Bu ıskarta ürünler ile piyasa dengesi de bozuluyor. Türkiye, 2024 yılında çok sayıda üründe yaşanan israfın 2025 yılında depolanan üründe de sürdüğünü gösteriyor” dedi.

Barut: Üretici ve tüketici desteklenmeden kırmızı et krizi çözülmez Haber

Barut: Üretici ve tüketici desteklenmeden kırmızı et krizi çözülmez

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili, TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, Et ve Süt Kurumu'nun (ESK), Ramazan ayı öncesi ette fiyat artışlarının önüne geçmek amacıyla 40 bin canlı hayvan tedariki yapılacağı açıklamasına tepki gösterdi. İktidarın derinleşen sorunları çözmek yerine her seferinde daha önce denenen ve çare olmadığı görülen yollara saptığını anlatan Barut, et dahil gıda krizinin tümüyle önlenmesi için üretenlerin yeterince desteklenmesini, tüketicilerin de ücret ve maaşlarının iyileştirilerek insanca yaşam koşullarının sağlanmasını istedi. "İthalat ve geçici çözümlerle sorun çözülmez, üretime odaklanılmalı" Barut, "İktidar bunu yapmak yerine dışarıdan ithalat ya da içeriden tedarik yollarıyla geçici çözümler bulmaya çalışıyor. 2024 yılında 600 bin canlı hayvan ithalatı için harekete geçildi, 58 bin ton kırmızı et ithalatı yapıldı. Son 22 yılda 6.9 milyon büyükbaş, 3.2 milyon küçükbaş ve 395 bin ton kırmızı et ithal edildi. Toplamda 11 milyar 670 milyon dolar paramız dışarıya ödendi. Şimdi yine tedarik yöntemiyle çözüm arıyorlar. Bunların geçerli olmadığı görüldü. Niye aynı yöntemlerle farklı sonuçlar bekleniyor?" diye ifade etti. "İthalat sevdası hayvancılığı bitirdi, üreticiler zarar ediyor" Ayhan Barut, milyarlarca dolarlık ithalata karşın hayvancılık ve etle ilgili sorunların çözülmediğini, krizin daha da büyüdüğünü belirterek şunları söyledi: "Maaşlar ve ücretler, yüksek enflasyon, artan vergiler ve fahiş zamlarla eriyip gitti. Böyle olunca halkımız alamaz hale geldiği için etin tadını da unuttu. Etinden ve sütünden zarar eden, maliyetler altında ezilen üreticilerimiz ise, sürekli zarar ettiği için dişi hayvanlarını bile kesime gönderiyor. Bunu yaparak maliyetten kurtulmaya çalışıyor. Çözüm üretmesi gereken iktidar kanayan yarayı iyileştirmedi, ithalat sevdasıyla ülke hayvancılığımızı da bitirdi. Şimdi ESK aracılığıyla Ramazan öncesi güya fiyat artışını önlemek için 40 bin hayvan tedarik edeceklermiş. Sorunun boyutunu hala anlamayan, denenmiş yöntemlerle farklı sonuç elde edeceğini sanan iktidarı yanlıştan dönmeye çağırıyoruz. Besicilerimizin can çekiştiği bu dönemde 1 litre sütle 1.5 kilogram yem alınabilmelidir. Yem ve süt paritesine uyulmalıdır. Üreticilerimizin yemden samana, veterinerlik hizmetlerinden mera gereksinimine kadar her sorunu çözülmelidir. Geliri eriyen, alım gücü yok edilen halkımızın derdine derman olunmadan çözüm bulunmayacağı anlaşılmalıdır. Üretim ve üretici odaklı, tüketicileri gözeten sürdürülebilir destekleme modelleri hayata geçirilmelidir."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.