#Venezuela

İLKHABER-Gazetesi - Venezuela haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Venezuela haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

TRUMP’IN VENEZUELA MÜDAHALESİNİN KÜRESEL ENERJİ JEOPOLİTİĞİNE ETKİLERİ: BEKLENTİLER, ZORLUKLAR VE RİSKLER Haber

TRUMP’IN VENEZUELA MÜDAHALESİNİN KÜRESEL ENERJİ JEOPOLİTİĞİNE ETKİLERİ: BEKLENTİLER, ZORLUKLAR VE RİSKLER

ODTÜ Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever, ABD’nin Venezuela’ya müdahalesinin küresel enerji jeopolitiği üzerindeki etkilerini AA Analiz için değerlendirdi. Prof. Dr. Oktay F. Tanrısever'in değerlenmdirmeleri şöyle: "ABD Başkanı Donald Trump’ın dünyanın en zengin petrol kaynaklarına sahip olan Venezuela’ya askeri müdahalesi, gerek küresel enerji piyasaları gerekse ABD’nin enerji jeopolitiği üzerindeki olası etkileri uluslararası gündemin en önemli konularını oluşturmuştur. Trump’ın Venezuela’nın enerji kaynaklarına el koyarak küresel enerji jeopolitiğinde ABD hakimiyetini güçlendirmesinin o kadar kolay ve hızlı olamayacağı ise kısa sürede ortaya çıkmıştır. MÜDAHALENİN ARDINDAKİ KÜRESEL ENERJİ REKABETİ Trump, Venezuela’ya yaptığı askeri müdahaleyle ABD’nin dünyanın en zengin petrol rezervlerine sahip olmasının önünü açacağını beklemektedir. Bu nedenle müdahaleden çok kısa bir süre sonra bu müdahalenin ana hedeflerinden birisinin enerji kaynaklarının ABD tarafından kontrol edilerek Venezuela halkının ve ABD’nin ortak çıkarları için kullanılması olduğunu açıkça dile getirmiştir. Trump’ın hızlı bir şekilde Venezuela'nın eskimiş ve verimsiz petrol endüstrisine büyük yatırımlar yapacağını belirtmesi üzerine bu yatırımları yapması beklenen Chevron gibi ABD’li büyük petrol şirketlerinin uluslararası borsalardaki hisselerinin değeri yüzde 10 kadar artmıştır. Trump hiç vakit kaybetmeden önde gelen petrol şirketlerinin yöneticileri ile de bir toplantı yaparak hem Venezuela enerji kaynaklarına dair planlarını ortaya koymuş hem de petrol şirketlerinin bu planlarına destek vermesini istemiştir. Ancak bu toplantıdan sonra uluslararası basında çıkan yorumlara göre petrol şirketlerinin yöneticileri maliyetlerin ve risklerin yüksek olması nedeniyle çok güçlü bir destek vermeyerek temkinli bir tutum sergilemişlerdir. Küresel enerji piyasalarına bakıldığında da ABD’nin askeri müdahalesinin jeopolitik riskleri artırması nedeniyle fiyatlarda yukarı doğru bir hareket gözlemlenmiştir. Bu hareket sonucunda ABD’li petrol şirketlerinin yanı sıra petrol üreticisi olan tüm ülkelerin şirketleri de gelirlerini artırmıştır. ABD’nin en önemli jeopolitik rakipleri olan Rusya ve Çin’in bu kapsamdaki gelişmelerden nasıl etkileneceği sorusu ise önem kazanmıştır. ABD’nin Venezuela petrolünün uluslararası ticaretine dönük uyguladığı yaptırımlar kapsamında Rusya’nın kendisine ait olduğunu belirttiği bir tankere ABD askerlerinin uluslararası sularda el koyması iki ülke arasında zaten yüksek düzeyde seyreden gerilimin daha da büyümesine yol açmıştır. Trump, bu yolla Venezuela’nın en önemli ortağı olan Rusya’yı pasifize ederek, Rusya’nın Venezuela’nın enerji sektöründen uzaklaşıp kendisi için daha önemli olan Ukrayna Savaşı kaynaklı enerji sorunlarına odaklanmasını beklemektedir. ABD Venezuela’ya dönük askeri müdahale ile Çin’nin de bu ülkenin enerji sektörüne dönük ilgisini azatmasını beklemektedir. Dünyanın en büyük petrol ithalatçılarından biri olan Çin, Venezuela’nın petrol ihraç ettiği en önemli pazarlardan biridir. ABD’nin askeri müdahalesinden kısa bir süre önce Çinli heyetlerin Venezuela’yı ziyaret etmesi bir rastlantı olsa da, Trump’ın Çin’in ne Venezuela’da ne de Kuzey ve Güney Amerika’nın başka bir ülkesinde petrol ve diğer stratejik doğal kaynakların ticaetine ilişkin güçlü bağlantılar kurmasını istemediği de herkes tarafından bilinmektedir. Trump, Çin’nin Venezuela’nın enerji sektöründeki etkisini en aza indirmeye çalışmaktadır. TRUMP’IN VENUZELA’YA DÖNÜK ENERJİ POLİTİKASININ ZORLUKLARI Trump’ın Venezuela’ya askeri müdahalesinden sonra enerji alanındaki bölgesel ve küresel beklentilerini kısa vadede gerçekleştirebilmesinin önünde çok sayıda zorluk vardır. Trump’ın karşılaştığı en önemli zorluk Venezuela yönetimi ve halkından bu politikalarına henüz bir destek bulamamış olmasıdır. Ayrıca Venezuela halkının da mevcut ekonomik zorluklarına rağmen petrol kaynaklarının millileştirilmesi politikasını desteklemeyi kısa sürede bırakması da beklenmemektedir. Bu nedenlerden dolayı ABD’li petrol şirketlerinin Venezuela’ya yatırım konusunda temkinli tutumlarını değiştirmeleri mevcut koşullarda biraz zor görünmektedir. Trump’ın Venezuela’ya dönük enerji politikasının karşı karşıya olduğu diğer bir zorluk da bizzat Venezuela’nın petrol kaynaklarının niteliğinden kaynaklanmaktadır. Venezuela dünyanın kanıtlanmış en zengin petrol kaynaklarına sahip olsa da; Venezuela petrolü işlenmesi çok zor ve maliyetli olan ağır petrol niteliğindedir. Körfez petrolü gibi tüm petrol ürünlerinin elde edilebileceği kalitede olmayan Venezuela petrolünü işleyecek petrol rafinerisi de çok değildir. ABD’li petrol şirketleri biraz da bu zorluk nedeniyle maliyeti yüksek ve verimliliği de az olan Venezuela petrol sektörüne yatırım konusunda tereddüt yaşamaktadır. Venezula petrolü ağır sanayi üretiminde yakıt olarak kullanılmaya daha elverişli olduğundan bu petrolü en çok Çin talep etmektedir. Venezuela petrolü tamamen ABD kontrolünde olsa da Çin bu petrolü alabilecek en uygun alıcı olmaya devam edecektir. Bu durumu Trump da farkederek yeni dönemde de Çin’e Venezuela petrolünü satılmasını desteklediğini belirtmiştir. Ancak, bu yaklaşım Trump’ın Çin’i Venezuela'nın enerji sektöründen uzaklaştırma politikasıyla da çelişmektedir. TRUMP’IN VENUZELA’YA DÖNÜK ENERJİ POLİTİKASI HANGİ RİSKLERİ İÇERİYOR? Trump'ın askeri müdahale sonrası enerji alanında büyük beklentileri olsa da bu politikasının orta ve uzun vadede ABD’li küresel enerji politikaları açısından önemli riskleri bulunmaktadır. Öncelikle, diğer petrol üreticisi olan ve askeri açıdan zayıf olan ülkeler benzeri askeri müdahalelerin kendilerine karşı da yapılabileceği endişesiyle ABD ile enerji alanındaki işbirliklerini gelecekte azaltabilir. Bu ülkeler aynı zamanda benzer düşüncelerle Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü'nün (OPEC) etrafında işbirliklerini artırarak ABD’nin istemeyeceği bir şekilde küresel enerji piyasalarını etkilemeye çalışabilir. Bu riskler ABD’nin küresel enerji piyasalarına dair 1973 petrol krizinden bu yana izlediği politikaları da zayıflatabilecek niteliktedir. Bu risk aynı zamanda Rusya ve Çin gibi ABD’nin küresel enerji jeopolitiğindeki en önemli rakiplerinin konumlarını da güçlendirebilecek niteliktedir. ABD’nin küresel enerji piyasalarındaki lider konumu ve enerji jeopolitiğindeki rolü petrol kaynaklarını doğrudan kontrol etmesinden değil de daha çok enerji ticaretine yön veren kuralları ve pazar dinamiklerini etkilemesinden kaynaklanmaktadır. ABD’nin kendisine bu alanlarda duyulan güvenin azalması ABD açısından uzun dönemli en önemli risk olduğu belirtilebilir. Sonuç olarak, Trump, Venezuela’ya askeri müdahale ile gerek Venezuela enerji sektörüne gerek küresel enerji pazarları ve jeopolitiğine dair büyük beklentiler içine girse de; izlediği politikaların kısa sürede beklenilen sonuçları vermesinin önünde büyük zorluklar vardır. Ayrıca, gerek diğer enerji üreticisi ülkelerin gerek küresel enerji piyasalarının ABD’ye dönük güveninin azalması da uzun dönemli çok önemli bir risk ortaya çıkarmaktadır. Trump’ın, ABD’nin enerji politikalarını küresel enerji piyasalarının beklentileri doğrultusunda şekillendirerek uluslararası işbirliğini güçlendirmesi ve piyasanın kurum ve kurallarına dayalı politikalara ağırlık vermesi, hem ABD’nin hem de diğer uluslararası aktörlerin ortak çıkarlarına daha uygun olacaktır."

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” Haber

Bahçeli: “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada hem Suriye’deki gelişmelere hem de Venezuela’da devlet başkanının gece yarısı operasyonuyla görevden uzaklaştırılmasına sert tepki gösterdi. ABD’nin Venezuela’daki müdahalesini “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışılık” olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye’de benzer bir senaryonun yaşanmaması için terörle mücadelenin vazgeçilmez olduğunu belirtti. “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir.” diyen Bahçeli, devlet kurumları içinde sızmalar olmadan hiçbir ülkenin böylesine bir operasyonun hedefi olmayacağını ifade etti. SURİYE’DE İSRAİL PLANI BOZULACAKTIR Bahçeli, Suriye’de geciken entegrasyon sürecinin bir an önce tamamlanması gerektiğini ifade ederek, “Ya mutabakatla ya da zorla Suriye’nin üniter yapısı tesis edilmelidir” dedi. Arap aşiretlerinin Şam yönetimiyle uyumsuz kaldığını belirten Bahçeli, SDG ve YPG’nin İsrail’in dümen suyuna girmesinin çözümü zorlaştıracağını söyledi. Bahçeli, “Bu Siyonist şımarıklığın DEAŞ kartını masaya sürmesinin bedeli ağır olacaktır” ifadelerini kullandı. ABD’NİN VENEZUELA OPERASYONU: ‘HAYDUTLUKTUR’ Bahçeli, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’ya yönelik operasyonuna sert sözlerle karşı çıktı. Operasyonu “haydutluk, korsanlık ve hukuk dışı eylem” olarak nitelendiren Bahçeli, “Venezuela’ya yapılan saldırıyı lanetliyorum. Bu zorbalık hiçbir ülkenin hakkı değildir” dedi. Operasyonun tarihte benzeri görülmeyen bir insan kaçırma girişimi olduğunu vurguladı. 15 TEMMUZ BENZERLİĞİ Bahçeli, Venezuela’daki operasyon ile Türkiye’deki 15 Temmuz darbe girişimi arasında benzerlik olduğunu savunarak, “Maduro’ya yapılan müdahale, 15 Temmuz’daki alçak girişimin farklı bir versiyonudur” dedi. Trump’ın hedeflerinde Meksika, Küba ve Kolombiya olduğunu söyleyen Bahçeli, ABD’nin asıl amacının altın ve değerli madenler olduğunu ileri sürdü. TERÖRSÜZ TÜRKİYE VURGUSU Bahçeli, konuşmasında sık sık iç güvenlik ve ulusal birlik mesajı verdi. Devlet yönetiminde devşirilmiş kişilerin bulunmasının ülkeleri zayıflattığını ifade eden Bahçeli, “Terörsüz Türkiye hedefi Venezuela olmayalım diyedir” dedi. Toplumsal birlik ve iç cephenin güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli, “Türk’ü sevmeyen Kürt, Kürt’ü sevmeyen Türk olmaz" ifadelerini kullandı. DÜNYA YAHUDİLERİNE ÇAĞRI Bahçeli, İsrail’in saldırılarına karşı dünya Yahudi toplumuna çağrıda bulunarak, “Netanyahu’nun politikalarının ahlaki lekesi bütün Yahudilere sirayet etmiştir. Dünya Yahudi Cemaati bu lekeyi temizlemelidir” dedi. Sessiz kalmanın suça ortaklık anlamına geldiğini belirtti. YALOVA’DAKİ DEAŞ OPERASYONUNA TEPKİ Bahçeli, Yalova’da etkisiz hale getirilen DEAŞ mensuplarının Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak tanımlanmasına tepki göstererek, söz konusu açıklamaların son derece sorunlu olduğunu söyledi. “Bu tür düşüncesiz değerlendirmelerden kaçınılmalıdır” ifadelerini kullandı.

Grönland Başbakanı Nielsen: Ülkemiz Venezuela ile kıyaslanamaz Haber

Grönland Başbakanı Nielsen: Ülkemiz Venezuela ile kıyaslanamaz

Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, ülkesinin ABD tarafından ilhak edileceği iddialarına ilişkin, "Ülkemizin bir gecede ele geçirilebileceğini düşündüğümüz bir noktada değiliz. Grönland, Venezuela ile kıyaslanamaz. Bizim ülkemiz uzun yıllardır demokratik bir ülke olmuştur. ABD ile daha önce sahip olduğumuz iş birliğini yeniden kurmak istiyoruz" dedi. Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen, ABD'nin Venezuela'ya düzenlediği askeri saldırının ardından Grönland'a da benzer bir müdahalenin gerçekleştirilebileceğine yönelik iddialara ilişkin açıklama yaptı. Nielsen, dün gerçekleştirdiği basın toplantısında ülke içinde ve uluslararası toplumda Venezuela-Grönland kıyaslamasının giderek arttığına dikkat çekerek, "Öncelikle bu ülkeye yönelik askeri operasyonlara ilişkin spekülasyonda bulunmanın doğru olduğunu düşünmüyorum. Grönland, Venezuela ile kıyaslanamaz. Bizim ülkemiz uzun yıllardır demokratik bir ülke olmuştur" ifadelerini kullandı. Nielsen, ABD'nin Grönland'a bir askeri müdahale gerçekleştirebileceğine ilişkin ülke kamuoyunda giderek artan endişeleri yatıştırmaya çalışarak, Grönland'ın ABD tarafından ilhak edilmesi gibi bir tehdidin söz konusu olmadığını açıkladı. Nielsen, "Ülkemizin bir gecede ele geçirilebileceğini düşündüğümüz bir noktada değiliz" vurgusunu yaptı. Nielsen, ABD ile Grönland arasındaki diplomatik ilişkilerin geçmişte iyi olduğunun altını çizerek, mevcut ilişkilerin yeniden bu hale getirilmesi yönündeki isteklerini belirtti. Grönland Başbakanı, "ABD ile aramızda geçmişte var olan iş birliğini yeniden kurmak istiyoruz. Washington yönetimi ile doğrudan bir bağlantı kurmaya çalışıyoruz" dedi. Ayrıca hem ülke içinde hem de uluslararası toplumda birlik çağrısında bulunan Nielsen, ülkesinin NATO ve diğer müttefik ülkeler ile diyaloğunun güçlendirilmesine yönelik çalışmaları vurgulayarak, "Grönland iş birliğine açıktır" ifadelerini kullandı. FREDERİKSEN: "ABD BAŞKA BİR NATO ÜLKESİNE SALDIRIRSA HER ŞEY DURUR" Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen yaptığı açıklamada, Trump'ın Grönland'ı ele geçirme konusunda ciddi olduğunu düşündüğünü ve hem Danimarka hem de Grönland'ın bunu açıkça reddettiğini söyleyerek, "Maalesef, ABD Başkanı'nın Grönland'ı istediğini söylediğinde ciddiye alınması gerektiğini düşünüyorum. Danimarka'nın tutumunu çok net bir şekilde ortaya koydum ve Grönland da defalarca ABD'nin bir parçası olmak istemediğini söyledi. ABD başka bir NATO ülkesine saldırırsa her şey durur" demişti. TRUMP, TEPKİ ÇEKEN GRÖNLAND AÇIKLAMALARINI TEKRAR ETMİŞTİ ABD Başkanı Donald Trump, ABD basınına verdiği bir röportajda Grönland'ın kendileri için stratejik olarak çok önemli olduğunu belirterek, adanın ABD'nin bir parçası olması gerektiği yönündeki tepki çeken açıklamalarını tekrar etmişti. "Grönland'a kesinlikle ihtiyacımız var. Savunmamız için Grönland'a ihtiyacımız var" diyen Trump, Danimarka Krallığı'na bağlı olan adanın "Rus ve Çin gemileriyle çevrili olduğunu" iddia etmişti.

Maduro’nun oğlu gözyaşları içinde haykırdı: “Vatan emin ellerde, yakında burada yeniden sarılacağız” Haber

Maduro’nun oğlu gözyaşları içinde haykırdı: “Vatan emin ellerde, yakında burada yeniden sarılacağız”

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırılması sonrası ülke siyasetinde gergin bekleyiş sürerken, oğlu Nicolás Maduro Guerra’nın Ulusal Meclis’te yaptığı konuşma ülkeyi duygulandırdı. Konuşma sırasında gözyaşlarına boğulan Maduro Guerra, babasına seslenerek hem ailece yaşadıkları zorlukları anlattı hem de “Vatan emin ellerde” diyerek ulusa moral verdi. Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD tarafından kaçırıldığı iddialarının ardından ülkede siyasi tansiyon yüksek seyrederken, oğlu Nicolás Maduro Guerra’nın Ulusal Meclis kürsüsünden yaptığı konuşma gündem oldu. Duygu dolu anların yaşandığı oturumda Guerra, babasının yokluğunda yaşadıkları süreci anlattı ve sık sık gözleri doldu. Maduro Guerra, babasına doğrudan seslenerek, “Aile olarak zor zamanlardan geçiyoruz ancak dimdik ayaktayız. Bize hep güçlü olmayı öğrettin. Sen geri dönene kadar görevimizin başındayız. Vatan emin ellerde, baba” ifadelerini kullandı. Konuşmasının devamında yeniden kavuşma umudunu dile getiren Maduro Guerra, “Yakında burada, Venezuela’da birbirimize sarılacağız. Çocukları göreceksin, Silvia’yı göreceksin. Birbirimizi yeniden göreceğiz” sözleriyle hem milletvekillerini hem de ekran başındakileri duygulandırdı. Ailesinin yaşadığı zorluklara rağmen ülkeden ve vatandan vazgeçmediklerini vurgulayan Maduro Guerra, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Yaşasın Venezuela, yaşasın vatan. Ülkemiz için ne gerekiyorsa yapmak üzere burada dimdik ayaktayız. Halkımıza teşekkür ediyoruz, sizi çok seviyoruz.”

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD’de mahkemeye çıkarıldı Haber

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ABD’de mahkemeye çıkarıldı

ABD'nin Venezuela'nın başkenti Caracas'a düzenlediği askeri operasyonla alıkoyduğu Devlet Başkanı Nicolas Maduro için yargı süreci resmen başladı. Ülke dışına çıkarıldıktan sonra ABD'ye getirilen Maduro, New York'un Brooklyn bölgesindeki Metropolitan Gözaltı Merkezi'nde tutuluyordu. CNN International'ın aktardığı bilgilere göre, Maduro'yu taşıyan konvoy yoğun güvenlik önlemleri altında merkezden ayrıldı. Zırhlı araçların eşlik ettiği sevkiyat sırasında bölgede geniş çaplı tedbirler alındığı ve Maduro'nun gün içerisinde hakim karşısına çıkacağı bildirildi. İDDİANAMEDE YER ALAN SUÇLAMALAR NELER? ABD Adalet Bakanı Pam Bondi, Venezuela lideri hakkında hazırlanan dosyanın içeriğini kamuoyuyla paylaştı. Maduro'ya yöneltilen suçlamalar, uluslararası uyuşturucu ticareti ve silahlanma faaliyetleri üzerinde yoğunlaşıyor. İddianamede Maduro'nun narko-terörizm faaliyetleri yürüttüğü ve ABD sınırlarına yasa dışı yollarla kokain sokulmasını organize ettiği öne sürülüyor. Ayrıca Venezuela lideri hakkında makineli tüfek ve yıkıcı silahlar bulundurmak ile bu silahları ABD'nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturacak şekilde kullanmayı planlamak gibi ağır iddialar da dosyada yer alıyor. CARACAS OPERASYONU VE SONRASI Süreç, 3 Ocak tarihinde Venezuela'nın başkenti Caracas'ta gece saatlerinde duyulan patlama ve uçak sesleriyle başlamıştı. Venezuela yönetimi yaşananları sivil ve askeri tesislere yönelik bir saldırı olarak nitelendirirken, ABD tarafı operasyonun detaylarını duyurmuştu. Eski ABD Başkanı Donald Trump, Maduro ve eşinin düzenlenen büyük çaplı bir operasyonla ülke dışına çıkarıldığını açıklamıştı. Olayın ardından Venezuela yönetimi uluslararası arenada ABD'nin kınanması için çağrıda bulunurken, operasyon dünya kamuoyunda geniş yankı uyandırdı.

Çin’den ABD’ye Maduro tepkisi: “Derhal serbest bırakılmalı” Haber

Çin’den ABD’ye Maduro tepkisi: “Derhal serbest bırakılmalı”

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD güçleri tarafından zorla alıkonulması ve ülke dışına çıkarılması uluslararası arenada geniş yankı uyandırdı. Konuya ilişkin en üst düzey tepkilerden biri Çin Halk Cumhuriyeti'nden geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan resmi açıklamada, Maduro ve eşinin zorla yakalanıp ülkeden çıkarılmasından "derin endişe" duyulduğu vurgulandı. Pekin yönetimi, Washington'a çağrıda bulunarak, "Çin, ABD'yi Maduro ve eşinin kişisel güvenliğini sağlamaya, onları derhal serbest bırakmaya çağırıyor" ifadelerini kullandı. "BM ŞARTI'NIN İLKELERİNİ AÇIKÇA İHLAL ETMEKTEDİR" Çinli yetkililer, ABD'nin gerçekleştirdiği operasyonun uluslararası normlara aykırı olduğunun altını çizdi. Yapılan açıklamada Washington yönetiminin eylemleri eleştirilerek, "ABD'nin bu hareketi, uluslararası hukuku, uluslararası ilişkilerdeki temel normları ve BM Şartı'nın amaç ve ilkelerini açıkça ihlal etmektedir" değerlendirmesine yer verildi. ABD'nin tek taraflı güç kullanımını bırakıp diplomasi masasına dönmesi gerektiğini kaydeden Bakanlık, Venezuela hükümetini devirme girişimlerine son verilmesi ve sorunların diyalog yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtti. "HEGEMONİK EYLEMLERE VE EGEMENLİK İHLALİNE SON VERİN" Çin Dışişleri Bakanlığı, operasyon öncesinde Venezuela'ya yönelik başlayan ABD saldırıları sırasında da Washington'ı şiddetle kınamıştı. Çin'in ABD'nin uluslararası hukuk ile Venezuela'nın egemenliğini ciddi şekilde ihlal eden "hegemonik eylemlerine" karşı olduğu bir kez daha hatırlatıldı. Pekin yönetimi, daha önceki açıklamasında olduğu gibi ABD'yi bir kez daha uyararak, "ABD'yi uluslararası hukuka ve BM Şartı'nın amaç ve ilkelerine uymaya ve diğer ülkelerin egemenliğini ve güvenliğini ihlal etmeye son vermeye çağırıyoruz" mesajını yineledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.