#Vergi

İLKHABER-Gazetesi - Vergi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vergi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Emlak vergisi 1. taksit ödemeleri ne zaman bitiyor? 2026 ödeme takvimi ve e-Devlet sorgulama ekranı Haber

Emlak vergisi 1. taksit ödemeleri ne zaman bitiyor? 2026 ödeme takvimi ve e-Devlet sorgulama ekranı

Taşınmaz varlığı bulunan vatandaşların her yıl düzenli olarak gerçekleştirdiği mali yükümlülüklerden biri olan emlak vergisi için 2026 yılı tahsilat dönemi kritik bir aşamaya geldi. Mülk sahiplerinin cezalı duruma düşmemesi ve gecikme zammı ile karşılaşmaması için belirlenen yasal süreleri takip etmesi büyük önem taşıyor. EMLAK VERGİSİ 1. TAKSİT ÖDEMELERİNDE SON GÜN NE ZAMAN? 2026 yılına ait taşınmaz kültür varlıklarının korunmasına katkı payı ile emlak vergisi ödemeleri Mart ayının ilk günü itibarıyla resmen başladı. Mülk sahiplerine tanınan üç aylık vade imkanında sona yaklaşılıyor. Yasal takvime göre emlak vergisinin ilk taksiti için son ödeme tarihi 31 Mayıs olarak belirlendi. Yılın ikinci yarısını kapsayan taksit dönemi ise 1 Kasım tarihinde başlayacak ve 30 Kasım mesai saati bitimine kadar sürecek. EMLAK VERGİSİ ÖDEME KANALLARI: NEREDEN VE NASIL YATIRILIR? Vatandaşlar ödemelerini fiziksel veya dijital kanallar aracılığıyla kolaylıkla gerçekleştirebiliyor. Fiziki olarak ilgili belediyelerin tahsilat veznelerine veya vergi dairelerine müracaat edilebileceği gibi, teknolojik imkanlar da geniş bir yelpaze sunuyor. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın (GİB) resmi internet portalı, e-Devlet kapısı, anlaşmalı bankaların internet bankacılığı şubeleri ve mobil uygulamaları üzerinden T.C. kimlik numarası veya sicil numarası ile borç sorgulama ve ödeme işlemleri yapılabiliyor. 2026 EMLAK VERGİSİ ORANLARI VE HESAPLAMA TABLOSU Ödenecek vergi tutarı, taşınmazın bulunduğu şehrin statüsüne ve türüne göre farklılık gösteriyor. Büyükşehir sınırları içerisindeki konutlar (mesken) için binde 2, iş yerleri için binde 4, arsalar için binde 6 ve araziler için binde 2 oranı uygulanıyor. Büyükşehir statüsünde olmayan illerde ise bu oranlar meskende binde 1, iş yerinde binde 2, arsada binde 3 ve arazide binde 1 seviyesinde tutuluyor. Mülk sahiplerinin bağlı bulundukları belediyelerden güncel rayiç değerler üzerinden hesaplama yapmaları tavsiye ediliyor.

Gelir İdaresi Başkanlığı akaryakıt ÖTV tahsilatı ve vergi kaybı verilerini açıkladı Haber

Gelir İdaresi Başkanlığı akaryakıt ÖTV tahsilatı ve vergi kaybı verilerini açıkladı

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), son günlerde kamuoyuna yansıyan akaryakıt ürünleri üzerindeki Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) tahsilatına yönelik tartışmalara son noktayı koydu. Kurumdan yapılan resmi açıklamada, küresel piyasalardaki ham petrol dalgalanmalarının yerel enflasyon üzerindeki baskısını azaltmak amacıyla 5 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren eşel mobil sisteminin mali etkileri detaylandırıldı. Söz konusu mekanizmanın, ÖTV'ye tabi olan ürün grubunun yüzde 96'sından fazlasını kapsadığı vurgulandı. EŞEL MOBİL SİSTEMİ VE MART AYI TAHSİLAT VERİLERİ Piyasalardaki değişimlerin vergi gelirlerine yansımasını analiz eden GİB, Şubat döneminde 44,3 milyar TL olan ÖTV tahsilatının, Mart ayı itibarıyla yüzde 18'lik bir gerileme kaydederek 36,3 milyar TL seviyesine düştüğünü bildirdi. Mart ayındaki bu azalışın temel gerekçesi olarak, kriz etkilerinin henüz tam hissedilmediği 16 Şubat ile 4 Mart tarihleri arasındaki vergilendirme dönemi işaret edildi. 5-15 Mart tarihleri arasında ise ekonomik sarsıntıların derinleşmemesi nedeniyle belirli miktardaki maktu vergi kalemlerinin toplanmasına devam edildiği kaydedildi. NİSAN AYI ÖNGÖRÜLERİ VE TOPLAM VERGİ KAYBI Ekonomik gelişmelerin asıl etkisinin Nisan ayı verilerinde gün yüzüne çıkacağını belirten GİB, 16-31 Mart ve 1-15 Nisan dönemlerini kapsayan tahsilat miktarının 6,9 milyar TL olarak gerçekleştiğini duyurdu. Henüz resmi olarak ilan edilmeyen bu verinin, 15 Mayıs 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaşılacağı hatırlatıldı. Yılın ilk dört ayındaki kümülatif tahsilat toplamı 136,8 milyar TL olarak kayıtlara geçerken, 2026 yılı için belirlenen 656,5 milyar TL'lik bütçe hedefinin yakalanabilmesi için yılın geri kalanında 519,7 milyar TL'lik ek gelire ihtiyaç duyulduğu ifade edildi. GELECEK DÖNEM RİSKLERİ VE GÜNCEL VERGİ ORANLARI Vergi kaybının sadece ÖTV ile sınırlı kalmadığına değinilen açıklamada, feragat edilen ÖTV üzerinden hesaplanamayan Katma Değer Vergisi (KDV) kaybına da dikkat çekildi. Mevcut fiyat dengesinin ve düşük vergi oranlarının Aralık ayı sonuna kadar sürmesi halinde, devletin toplam gelir kaybının 600 milyar TL barajını aşacağı öngörülüyor. Güncel uygulamada motorin ile LPG ürünlerinden maktu vergi alınmazken, benzindeki tutar 3,0206 TL seviyesinde korunuyor. 5 Mart 2026 tarihinden bugüne kadar olan süreçte, 86 milyar TL'lik ÖTV ve buna bağlı 17 milyar TL'lik KDV geliri dahil olmak üzere toplam kayıp 100 milyar TL'yi geride bırakmış durumda.

Mehmet Şimşek'ten tarihi vergi reformu: İhracatçıya tek haneli vergi ve 20 yıllık muafiyet dönemi başlıyor Haber

Mehmet Şimşek'ten tarihi vergi reformu: İhracatçıya tek haneli vergi ve 20 yıllık muafiyet dönemi başlıyor

Şimşek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kamuoyuna duyurulan "Türkiye Yüzyılı: Yatırım İçin Güçlü Merkez" vizyonu kapsamında, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde gerçekleştirilen basın toplantısında sunum yaptı. 2026'yı reform yılı olarak belirlediklerini ve kapsamlı yapısal adımların gündemlerinde olduğunu vurgulayan Şimşek, bunlar arasında değer zincirini yukarı çıkaran sanayi dönüşümü, yeşil dönüşüm, dijital dönüşüm, demir yolları gibi verimliliği artıran altyapı yatırımları, vergi reformları, kamu maliyesi ve yönetişim reformlarının yer aldığını söyledi. Şimşek, geçen hafta açıklanan paketin bunun ilk bölümünü oluşturduğuna işaret ederek, şöyle konuştu: "Paket kapsamında daha fazla mal ve hizmet ihracatı yapmak, daha fazla yetenek, girişimci ve sermaye çekmek, varlıkları ülkeye geri getirmek, yurt dışındaki vatandaşlarımızı faaliyetlerinin merkezi olarak Türkiye'yi kullanmaya daha fazla teşvik etmek ve elbette İstanbul Finans Merkezini bölgenin önemli merkezlerinden biri olarak konumlandırmak hedeflerimiz arasında bulunuyor. İlk destek, transit ticarette sıfır kurumlar vergisi. Şirket İstanbul Finans Merkezinde yerleşikse transit ticaret tamamen vergisiz olacak. Yani yüzde 100 vergi istisnası sağlanacak. İstanbul Finans Merkezi dışında ise yüzde 95 vergi istisnası uygulanacak. Peki bu alanda öncü müyüz? Hayır. Bu düzenleme Türkiye'nin çerçevesini Singapur, Hong Kong ve Hollanda ile uyumlu hale getiriyor. Rekabetçi 'transit ticaret' merkezi oluşturmaya çalışıyoruz." "TRANSİT TİCARETTE VERGİ İSTİSNASINI YÜZDE 50'DEN YÜZDE 100'E ÇIKARACAĞIZ" Şimşek, Türkiye'nin çok güçlü coğrafi konuma sahip olduğunu, önemli ticaret koridorlarından bazılarının Türkiye'den geçtiğini, Orta Koridor'un da bunlardan biri olduğunu ifade ederek, başarılı olma ihtimalini yüksek gördüklerini anlattı. Yeni koridorlar oluşturmaya çalıştıklarını, Türkiye'nin bundan faydalanmak için çok iyi konumlandığını vurgulayan Şimşek, "Transit ticaret için daha önce de teşvikimiz vardı ancak bunu büyüttük. 2009'da İstanbul Finans Merkezi düzenlemesi yürürlüğe konulduğunda yüzde 50 vergi istisnası sağlamıştık, şimdi bunu yüzde 100'e çıkarıyoruz. Yani bu tamamen yeni bir şey değil, mevcut teşviki ölçeklendirdik." diye konuştu. Benzer şekilde Türkiye'nin de büyük bir enerji merkezi olduğunu, Türk şirketlerinden birinin küresel ölçekte önde gelen emtia ticareti şirketleri arasında yer aldığını belirten Şimşek, bu tür şirketlerin sayısını artırmak istediklerini dile getirdi. DAHA FAZLA İHRACAT İÇİN VERGİ İNDİRİMİ Şimşek, ikinci desteğin de daha fazla ihracat için verileceğine dikkati çekerek, şöyle devam etti: "İhracatçılar için kurumlar vergisi oranını düşürme konusunda radikal bir adım attık. Standart kurumlar vergisi oranımız yüzde 25. Normal ihracatçılar bundan sonra bu oranda önemli bir indirimden yararlanacak ve oran yüzde 14'e inecek. Eğer üretici ihracatçıysanız, kurumlar vergisi tek haneye düşecek, bu oran yüzde 9 olacak. Bu adımla Türk ihracatçılarını daha rekabetçi hale getirmeyi ve aynı zamanda imalat sanayisine yönelik doğrudan yabancı yatırımı çekmeyi hedefliyoruz." Bu alanda ciddi bir rekabet olduğunu ifade eden Şimşek, imalat sanayisine doğrudan yabancı yatırım çekmek için radikal adım attıklarını söyledi. Şimşek, kişi başı gelir düzeyine bakıldığında Türkiye'nin imalat sanayisi katma değerinin dünyadaki en yüksek oranlardan biri olduğuna işaret ederek, "Asya Kaplanları" ile aynı seviyede olunduğunu bildirdi. HİZMET İHRACATINA GÜÇLÜ DESTEK Türk imalat sanayisinde hala önemli paya sahip orta-düşük teknolojiyi orta-yüksek ve yüksek teknolojiye dönüştürmeyi amaçladıklarını vurgulayan Şimşek, şu bilgiyi verdi: "Bir diğer destek de hizmet ihracatımızı artırmak için olacak. Hizmet ihracatında vergi istisnasını yüzde 100'e çıkarıyoruz. Buradaki amaç yazılım, video oyunları, sağlık turizmi, eğitim, mühendislik, tasarım, mimarlık ve benzeri yüksek katma değerli hizmet ihracatını desteklemek. Aslında küresel ticarette korumacılığa karşı daha dayanıklı alanda, daha büyük pazar payı elde etmeye çalışıyoruz. Ticarette korumacılık ve parçalanma şu anda daha çok mallar için geçerli. Hizmetler ise Türkiye'nin güçlü kası. Hizmet ihracatımızda halihazırda 60 milyar doların üzerinde fazla veriyoruz. Biz bunu daha da geliştirmek istiyoruz. Bu tedbir, Türkiye'yi hizmet ihracatında çok daha güçlü bir konuma taşımayı hedefliyor." "SÜRDÜRÜLEBİLİR BÜYÜME İÇİN SAĞLAM TEMELLER İNŞA EDİYORUZ" Doğrudan yabancı yatırımcıların neden Türkiye'yi tercih etmesi gerektiğine de değinen Şimşek, her şeyden önce Türkiye'nin büyük bir pazar olduğunu söyledi. Türkiye'nin GSYH gücüne dikkati çeken Şimşek, "Dış kaynak kullanımı geçmişte daha rekabetçi üretim yani maliyet azaltımı için yapılırdı. Ancak büyük bir pazara sahip olduğunuzda mesele bunun ötesine geçiyor. Bu da nedenlerden biri." ifadelerini kullandı. Şimşek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 2002'de göreve gelmesinden bu yana ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekerek, Türkiye'nin önemli bir reel yakınsama hikayesi ortaya koyduğunu anlattı. Büyüme görünümünde güçlü kalınacağına inandıklarını vurgulayarak, "Dezenflasyon programının etkisiyle geçici bir yavaşlama var ancak bu yavaşlama geçici. Güçlü ve sürdürülebilir büyüme için sağlam temeller inşa ediyoruz. Bu nedenle Türkiye'nin doğrudan yabancı yatırım girişleri için güçlü bir destinasyon olmaya devam etmesi muhtemel. Benzer şekilde güçlü bağlantısallık var." değerlendirmesinde bulundu. DAHA FAZLA YETENEK VE GİRİŞİMCİ ÇEKME HEDEFİ Stanford'un bir çalışmasına göre gelecekte Türkiye'nin dijital dönüşüm açısından önemli alanlardaki doktora ve yüksek lisans derecelerinin sayısı bakımından üst sıralarda yer alacağını belirten Şimşek, bir diğer destek için de şu bilgiyi verdi: "Bir diğer destek daha fazla yetenek, sermaye, girişimci, start-up ya da yüksek varlıklı birey çekmek. Burada da eğer bölgesel merkezinizi İstanbul Finans Merkezine taşırsanız 20 yıl boyunca kurumlar vergisi istisnası sağlanıyor. Merkezinizi Türkiye'de İstanbul Finans Merkezi dışında bir yere taşırsanız yüzde 95 kurumlar vergisi istisnası var. Gelir vergisi istisnası da asgari ücretin 4 katına kadar uygulanacak. Şu anda bu yaklaşık 2 bin 900 dolar civarında. Yani neredeyse 3 bin dolara kadar istisna anlamına geliyor. Bunun üzerindeki gelirler için gelir vergisi ödenecek ancak yaklaşık 3 bin dolara kadar olan kısım gelir vergisinden muaf olacak. Kapsama her türlü hizmet dahil edilecek. Yönetim, danışmanlık, denetim, tedarik zinciri, insan kaynakları. Tek kriter, gelirin yüzde 80'inin Türkiye dışından elde edilmesi. Yüzde 20'ye kadarı yerel olabilir. Böylece Türkiye'yi bu alanda Singapur ile aynı lige yerleştiriyoruz. Referanslarımız genellikle Singapur, Hollanda gibi yerler." "YATIRIM SÜREÇLERİNİ BASİTLEŞTİRİYORUZ" Şimşek, son 22 yılda yaklaşık 300 milyar dolar doğrudan yabancı yatırım çekildiğini, şu anda Türkiye'de aktif olarak yatırım yapmış yaklaşık 87 bin uluslararası şirket bulunduğunu aktararak, şunları kaydetti: "Yatırım süreçlerini basitleştiriyoruz. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisini yatırımcılar için tek durak ofise dönüştürüyoruz. Bürokrasiyi azaltacak ve yatırımcılar için VIP hizmetler sunacağız. Bunun içinde şirket kuruluşu, çalışma ve ikamet izinleri, vergi ve sosyal güvenlik işlemleri, arazi tahsisi, yatırım teşvikleri ve çevresel onaylar yer alıyor. Bu hizmetleri sunan her birimden temsilciler olacak. Bunlar bir masa etrafında toplanmış gibi hızlı ve anında yanıt verecek. Daha fazla yatırımcı çekmeye yönelik bir başka adım da 20 yıllık yerleşik olmayan kişi düzenlemesi. Bu ne anlama geliyor? Türk vatandaşları dahil olmak üzere, son 3 yılda Türkiye'de vergi mukimi olmayan herkes, Türkiye'ye taşınmaya karar verirse 20 yıl boyunca yurt dışı kaynaklı gelirleri üzerinden sıfır vergi ödeyecek. Türkiye'de gelir elde ederlerse bu gelir vergilendirilecek. Türkiye'de yüzde 10 olan veraset vergisini yüzde 1'e indiriyoruz. Uygunluk için tek kriter var, vergi mukimi olmamak. Yani son 3 yılda Türkiye'de 6 aydan fazla yaşamamış olmak. Bu düzenleme sadece küresel vatandaşları çekmeyi değil, aynı zamanda yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını da hedefliyor. İtalya ve Yunanistan halihazırda bunu 15 yıl süreyle sunuyor." "BÜYÜK BİR BÖLGESEL FİNANS VE TİCARET MERKEZİ OLMAK İSTİYORUZ" Türkiye'ye taşınmak için yeni bir yapısal çerçeve oluşturduklarını belirten Şimşek, halihazırda vatandaşlık programları, ikamet izinleri olduğunu, ayrıca Turkuaz Kart'ın da mevcut bulunduğunu söyledi. Şimşek, yatırım yoluyla vatandaşlıkta eşiklerin genellikle finansal ya da reel yatırım için yaklaşık 500 bin dolar seviyesinde olduğunu ifade ederek, sadece gayrimenkul alımı için eşiğin 400 bin dolar olduğunu, sermayenin en az 3 yıl tutulması gerektiğini dile getirdi. Sermaye harcaması kapsamında imalat tesisleri ya da 50 kişiye istihdam sağlayan hizmet şirketinin de vatandaşlık için uygun olacağını vurgulayan Şimşek, "dijital şirket rejimi" getirdiklerini bildirdi. Şimşek, şirket kuruluşu, faaliyetler ve tüm işlemlerin çevrim içi yapılabileceğine işaret ederek, şöyle konuştu: "Ayrıca çalışanlara hisse opsiyonu planlarını, vergi verimliliğini ve sermaye katılımını geliştireceğiz. Girişim sermayesi dostu finansman araçları sunacağız. Terminal İstanbul kapsamında eski havalimanı terminal binaları bir start-up merkezine dönüştürülecek. Esasen girişimci, sermaye ve yetenek çekmeyi hedefliyoruz. 'Eve getir' dediğimiz başlık ise varlıkların ülkeye geri getirilmesi. Burada Türk vatandaşlarının yurt dışındaki varlıklarını Türkiye'ye çekmeyi hedefliyoruz. Uygun varlıklar arasında yurt dışında tutulan nakit, altın ve menkul kıymetler yer alıyor. Bu adım, Türk finansal piyasalarını derinleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlıyor. Bunu daha önce başarılı şekilde yaptık. Bölgesel merkez başlığı altında da bölgesel bir finans merkezi oluşturmayı hedefliyoruz. İstanbul Finans Merkezi açıkça sadece fiziksel bir alandan ibaret değil. Burada yönetişimden, araçlardan ve yetenekten bahsediyoruz. Fiziksel lokasyon için sağlanan teşvikleri 2047'ye kadar uzatıyoruz. Bu ilk paket, İstanbul'un büyük bir finans merkezi olarak desteklenmesine yardımcı olacak. Bu doğrultuda daha fazla adım gelecek. Bu sıradan bir teşvik paketi değil. Bu tam anlamıyla bir ekonomik konumlanma stratejisi. Vergi mimarisinde küresel ölçekte en üst ligde olmak istiyoruz. 20 yıllık öngörülebilirlik sağlıyoruz. Kapsam bakımından mal, hizmet, sermaye, yetenek dahil tüm alanları içeriyor. Uygulamada yatırımcı odaklı, hızlı ve kolay giriş imkanı sağlayan, VIP hizmetlerle desteklenen bir sistem öngörüyoruz. Nihai hedef ise ülkeyi bölgesel ölçekte önemli bir finans ve ticaret merkezi haline getirmek."

Lüks yaşayan ama az vergi verenler için Vergi Denetim Kurulu düğmeye bastı Haber

Lüks yaşayan ama az vergi verenler için Vergi Denetim Kurulu düğmeye bastı

Hazine ve Maliye Bakanlığına bağlı Vergi Denetim Kurulu (VDK), 2025 yılı projeksiyonu dahilinde mali disiplini korumak için yeni bir hamle başlattı. Yapılan analizler neticesinde, yüksek tutarlı lüks harcamalar yapmasına karşın bu harcamaları karşılayacak düzeyde kazanç bildirmeyen 16 bin 300 mükellef yakın takibe alındı. Risk Analiz Merkezi tarafından belirlenen bu isimler, beyanlarındaki açığı izah etmeleri amacıyla görüşmelere çağrılacak. LÜKS TÜKETİM HARCAMALARI VE BEYAN EDİLEN KAZANÇLAR KIYASLANIYOR Denetim süreçlerinin ilk etabında, büyük ölçekli anonim ve limited şirketlerde ortaklığı bulunan kişilerin mali tabloları mercek altına alınıyor. Şirketlerinden resmi olarak kar payı almamış görünmelerine rağmen lüks bir yaşam süren ve harcama standartları beyan ettikleri gelir düzeyiyle örtüşmeyen ortaklar, mükellefiyet sorumlulukları kapsamında uyarılacak. Kazanç ile tüketim dengesi uyuşmayan bu mükelleflere tebligat gönderilerek beyanlarındaki eksikliklerin giderilmesi talep edilecek. SADECE ŞİRKET ORTAKLARI DEĞİL BİREYSEL HARCAMALAR DA RADARDA Gözetim programı sadece kurumsal ortaklıklarla sınırlı kalmayıp bireysel tüketim verilerini de kapsıyor. Gayrimenkul alımlarından lüks otomobillere, pahalı saat ve takılardan yat, tekne ve yüksek bedelli konser localarına kadar geniş bir tüketim ağı inceleniyor. Yapılan tespitlere göre, gerçekleştirdikleri lüks harcamaların kaynağını yasal yollarla açıklayamayan kişiler, vergi yükümlülükleri konusunda bilgilendirilerek uyum sürecine dahil edilecek. MEHMET ŞİMŞEK: "VERGİ ADALETİ AÇISINDAN ÖNEM TAŞIYOR" Kayıt dışı ekonomiyle mücadelede modern teknolojik yöntemlerin kullanıldığını ifade eden Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, denetimlerin kararlılıkla süreceğini belirtti. Bakan Şimşek, "Yüksek gelirli olmasına rağmen buna uygun beyan ve bildirimde bulunmayan mükelleflerin tespiti ve gözetimi, vergi adaletinin sağlanması açısından büyük önem taşıyor. Bu çalışmalar, vergisini doğru ve zamanında ödeyen mükelleflerin haklarını korumayı ve kayıt dışılıkla etkin mücadeleyi amaçlıyor. Tüm mükelleflerimizi, yükümlülüklerini doğru ve zamanında yerine getirmeye davet ediyoruz" diyerek süreci özetledi. Daha önceki dönemlerde benzer incelemelerden geçen 10 bin mükellefin, yaklaşık 15 milyar liralık matrah artırımı sağladığı bildirildi.

VERGİ BEYANNAMESİNDE TARİHİ REKOR: 5,4 MİLYON BAŞVURUYA ULAŞILDI Haber

VERGİ BEYANNAMESİNDE TARİHİ REKOR: 5,4 MİLYON BAŞVURUYA ULAŞILDI

Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında vergi beyan süreçlerinde tarihi bir artış yaşandı. Milyonlarca mükellefin katıldığı süreçte hem beyanname sayısı hem de matrah ve vergi tutarlarında dikkat çekici yükseliş kaydedildi. BEYANNAME SAYISINDA TARİHİ SEVİYE Gerçek usulde vergilendirilen ticari, zirai ve mesleki kazanç sahipleri ile kira, ücret ve menkul sermaye iradı elde eden mükellefler için beyan süreci tamamlandı. Toplam beyanname sayısı 5 milyon 457 bine ulaşırken, 401 bin mükellef ilk kez beyanname verdi. HAZIR BEYAN SİSTEMİ YOĞUN KULLANILDI Milyonlarca mükellef işlemlerini Hazır Beyan Sistemi üzerinden gerçekleştirirken, süreç SMS bilgilendirmeleri ve rehber içeriklerle desteklendi. Bu kapsamda hem katılım hem de vergi tahsilatında artış yaşandı. MATRAH VE VERGİDE DİKKAT ÇEKEN ARTIŞ Son üç yılda ticari, zirai ve serbest meslek kazançlarında beyan edilen matrah 270,4 milyar liradan 897,3 milyar liraya yükseldi. Bu artış yüzde 232 seviyesine ulaştı. Diğer gelir unsurlarını kapsayan beyanlarda ise 2 milyon 558 bin mükellef toplam 1 trilyon 458 milyar lira matrah bildirdi. Toplam gelir vergisi matrahı 2 trilyon 355 milyar liraya çıkarken, hesaplanan vergi tutarı 702 milyar liraya ulaştı. İLK KEZ BEYAN VERENLER ARTTI Bu yıl 401 bin kişi ilk kez vergi beyanında bulunurken, kira, ücret ve menkul sermaye iradı gibi gelirler üzerinden sisteme dahil oldular. Ayrıca daha önce beyan vermeyen mükelleflerden 37 bin ek beyanname alındı. DENETİMLER SIKLAŞTIRILDI Gelir İdaresi Başkanlığı, beyan yükümlülüğünü yerine getirmeyen ya da eksik bildirim yapan mükelleflere yönelik denetimlerin artırıldığını açıkladı. Tespit edilen kişiler hakkında cezai işlem uygulanacağı belirtildi. GÖNÜLLÜ UYUM VURGUSU Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, vergi sisteminde gönüllü uyumun önemine dikkat çekerek kayıt dışılıkla mücadelede denetimlerin güçlendirildiğini ifade etti. Şimşek, pişmanlık hükümlerinden yararlanan mükelleflere ceza uygulanmadığını da vurguladı.

Vergide beklenen olmadı: Bakan Şimşek’ten stopaj açıklaması Haber

Vergide beklenen olmadı: Bakan Şimşek’ten stopaj açıklaması

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, BloombergHT ve HaberTürk ortak yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Bölgedeki savaşın, özellikle Hürmüz Boğazı'nın üretim ve tedarik merkezi olması nedeniyle küresel ekonomiyi derinden etkilediğine işaret eden Şimşek, "Ateşkese varılmış olması memnuniyet verici ve inşallah bu süreç suhuletle tamamlanır. Fakat bu şekliyle bile dursa tedarik zincirindeki kırılmaların kriz öncesi seviyelere geri dönmesi, ürüne göre farklılaşmakla birlikte büyük ihtimalle aylar alacak." diye konuştu. Şimşek, bu risklerin etkisiyle küresel enflasyon beklentilerinin yükseldiğini aktararak, "Küresel enflasyonun yükselmesi riskiyle karşı karşıyayız. Çünkü maliyetler artıyor, ham madde fiyatları artıyor." ifadesini kullandı. Enflasyon beklentileri yükseldiğinde küresel finansal koşulların sıkılaştığına ve küresel büyümeye ilişkin tahminlerin aşağı yönlü risk taşıdığına dikkati çeken Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Risk iştahının azalması, birçok gelişmekte olan ülkeden fon çıkışını tetikliyor. Doların güçlenmesi bu dönemde önemli. Dolayısıyla büyük resme baktığınız zaman eğer bu şok devam ederse, ateşkes şu anda sağlandı ama bozulursa, petrol fiyatının 118 dolar veya üstü olması, onunla ilişkili doğal gaz, diğer ham madde fiyatları, büyük ihtimalle küresel büyümede düşüş, küresel enflasyonda yükseliş, stagflasyon, küresel resesyon riskini bile içerir. Umarım ateşkes sürdürülür, nihai bir anlaşma yapılır. Bu durumda da hızla küresel ekonomideki beklentiler olumluya döner ki şu anda baz senaryo o. Körfez'de etkilenen tesislerin tadilatı, yeniden işlevsel hale gelmesi biraz zaman alsa da hızlı şekilde bence fiyatlara yansır. Nitekim dün de gördünüz. Onun için burada önemli olan bu ateşkesin devamıdır. Bununla birlikte tekrar o tedarik zincirlerinin inşasıdır." Şimşek, gelişmekte olan ülkelerin makroekonomik temellerinin genel olarak sağlam olduğunu bildirerek, "Ortalık yatışınca hangi ülkenin hikayesi var, hangi ülkenin makroekonomik politikaları sağlıklı, hangi ülkenin temel dengeleri yani bütçe dengesi, dış denge gibi hususları güçlü. Buralara bakılacak. Türkiye'de risk fiyatlaması dün çok çarpıcı şekilde indi. Bu şu demektir: Aslında fiyatlanan Türkiye'ye özgü bir husus değil. Türkiye'nin makroekonomik temellerine bakış oldukça olumlu ama sonuçta bu önemli bir şok ve bu şokun hem bölgede hem de küresel olarak etkileri fiyatlanıyor. Onun için burada risk iştahının tekrar dönme ihtimali yüksek." değerlendirmesinde bulundu. “GEÇEN SENE RÜŞDÜMÜZÜ İSPAT ETTİK” Türkiye'nin şokları yönetme kapasitesinin iyi olduğuna işaret eden Şimşek, şu ifadeleri kullandı: "Geçen sene rüşdümüzü ispat ettik. Geçen sene gerek içeride gerek dışarıda çok önemli şoklar yaşandı. Bölgesel anlamda baktığımız zaman 12 günlük savaş var. Belki bugünkü gibi etkili olmadı ama o da önemliydi, ticaret savaşları mesela risk iştahını çok etkiledi, büyük bir belirsizlik yarattı. Geçen sene kuraklık şokuyla karşı karşıya kaldık. Hatta zirai don şokuyla karşı karşıya kaldık. Listeyi kabartabiliriz ama geçen sene bu program bütün bu şoklara karşı rüşdünü ispat etti. Bir taraftan da aslında bizim şokları yönetme kapasitemizin gerçekten güçlü olduğunu ortaya koydu." "PİYASALARIN SAĞLIKLI İŞLEYİŞİNİ ÖNCELİKLENDİRDİK" Şimşek, savaşın başladığı günün hemen ardından bütün ilgili birimleri bir araya getirerek Finansal İstikrar Komitesi'ni topladığını söyledi. Toplantıda şokun, savaşın Türkiye'ye etkilerini sınırlamak için neler yapılması gerektiğini kararlaştırdıklarını belirten Şimşek, "İçeride ve dışarıda ekonomik aktörlerin tepkilerinin yönetilmesi çok değerli. Onun için piyasaların sağlıklı işleyişini önceliklendirdik." dedi. Şimşek, borsanın Güney Kore, Endonezya gibi ülkelere göre çok daha dayanıklı çıktığına işaret ederek, "Türkiye, gelişmekte olan ülkelere göre daha iyi bir performans ortaya koydu, bu önemli." diye konuştu. "BU PROGRAMIN ÖZÜ HAYAT PAHALILIĞIYLA MÜCADELEDİR" Şimşek, Türkiye'nin önemli bir petrol ithalatçısı ve savaşın olduğu bölgeye yakın olduğunu belirterek, "Şimdi buna rağmen eğer bugün biz bu etkileri sınırladıysak bu proaktif yaklaşımın bir yansımasıdır." ifadesini kullandı. Türkiye'nin ekonomi programıyla elde edilen kazanımların heba edilmesini istemediklerini aktaran Şimşek, "Bu programın özü hayat pahalılığıyla mücadeledir, dezenflasyondur. Eşel mobil sisteminin Cumhurbaşkanı'mızın liderliğinde devreye sokulmuş olması aslında bizim neyi önceliklendirdiğimizi çok net şekilde ortaya koyuyor. Mazot, benzin gibi bu ana girdi fiyatlarındaki artışı bütçe üzerinden yöneterek sınırladık. Bu, rekabet gücü açısından önemlidir. Bu, enflasyon açısından önemlidir. Eğer eşel mobil sistemini uygulamaya koymasaydık, en son veri itibarıyla örneğin mazotun litresi 103 lira olacaktı halbuki 86 lira. Örneğin benzinin litresi 78 lira olacaktı, halbuki 64 lira. Bütçe üzerinden bunu yönetmeniz için demek ki bütçeyi sağlam hale getirmiş olmanız lazımdı. Hani tampon varsa tamponu devreye alabiliyorsunuz." değerlendirmesinde bulundu. Şimşek, mevduat ve fonlardan alınan stopajda indirim beklentilerine yönelik soru üzerine, herkesten kazandıkları ölçüde vergi almaya devam edeceklerini ifade etti. Özellikle çok kazanandan daha çok vergi alınması yönündeki düzenlemelere devam edeceklerinin bilgisini veren Şimşek, "Program öncesinde KKM olsun, diğer mevduat türlerinde olsun ya vergi yoktu ya da çok sembolikti. Paradan para kazananlardan vergi almaya devam edeceğiz. Çok net bir şekilde. Onun için şu anda bizim gündemimizde stopaj yok. Ne stopajda artış ne stopajda indirim, şu anda bir gündem maddemiz değil." dedi. Şimşek, vergi borçlarına yönelik yapılandırma taleplerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, şunları kaydetti: “Zora düşen şirketlerimiz defterdarlıklarımıza başvururlarsa her türlü kolaylığı, taksitlendirmeyi yapıyoruz. Yapılandırmadan maksat, 'Benim nakit akışımda geçici bir sorun var, ben bir zorluk yaşıyorum, bana taksit yapar mısınız?' anlamındaysa bu zaten var, kalıcı. Şu anda kalıcı bir yapılandırma sistemini biz kurduk. Bir vergi affı niteliğinde bir yapılandırma arayışıysa asla. Çok net.”

Dr. Şevkin: 45 Yıllık bakkallar vergi yükü nedeniyle kapanma noktasında Haber

Dr. Şevkin: 45 Yıllık bakkallar vergi yükü nedeniyle kapanma noktasında

Adana Ceyhan ilçesi Kızıldere Köyü’nde vatandaşları, çiftçiyi, esnaf ve sanatkarı ziyaret eden CHP Adana Milletvekili, TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, iş yapamayan ancak vergi yükü altında adeta ezilen köy bakkallarını dinledi. Dr. Şevkin, artan vergileri, yüksek SGK primleri ve zincir marketlerin baskısı nedeniyle ayakta kalmakta zorlanan, 2026 yılının başından itibaren basit usul istisnasının kalkmasıyla gelir ve stopaj vergisi yükümlülükleri artan, muhasebeciye aylık değişen miktarlarda düzenli olarak ücret ödemek zorunda kalan bakkalların zor durumda kaldığını söyledi. “KÜÇÜK ESNAF AĞIR VERGİ YÜKÜ ALTINDA EZİLİYOR” Bakkal esnafının zaten alım gücü eriyen vatandaşlar nedeniyle iş yapamaz hale geldiğini kaydeden Dr. Şevkin, köydeki bakkal esnafının vergiler nedeniyle kepenk indirmek zorunda kalacağına şahit oldu. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in uyguladığı vergi politikasının esnafı, sanatkarı mağdur ettiğini, zor durumdaki küçük esnafın daha çok mağdur edildiğini kaydeden Dr. Şevkin, “Adana Ceyhan Kızıldere köyündeyiz. Tabi Mehmet Şimşek, buraları bilmez! 300 haneli köydeki 3 bakkal ağır vergi yükü nedeniyle kepenklerini indirmek zorunda kalacak” diye konuştu. “45 YILLIK BAKKAL VERGİ YÜKÜ NEDENİYLE KAPANMA NOKTASINDA” Köydeki 3 bakkal esnafından biri olan Kemal Seven, 45 yıllık bakkalını vergiler nedeniyle kapatmak zorunda kalacağına belirterek şunları söyledi: “Biz, 300-500 nüfuslu köylerde, 1 veya 2 veya 3 bakkal esnafı var. Bunlar geçimini zar zor sağlarken, şimdi bizi 40-50 bin lira gelir vergisine aldılar. Her ay muhasebeye bin 500 lira ver, vergilere ayrıca para yatır. Şimdi tek tek kapatmak zorundayız. Kapatacağız da yani! Sizden ricam bunu mecliste dile getirin. Acayip bir şey bu! 45 senedir buradayım. Götürü usuldeydik, senelik vergimizi, harcımızı yatırıyorduk. Ama şimdi her ay muhasebeciye para veriyorum. Her ay vergi dairesine para yatırıyorum. Bize yazık yani!” “ALLAH SONUMUZU HAYRETSİN AMA DARABALARI İNDİRMEK ZORUNDA KALACAĞIZ” Kızıldere Köyü’nde bakkal dükkanı işleten, bir çocukları üniversitede okuyan, evleri ve bakkal dükkanları kira olan Neşe ve Hüseyin Fedai çiftçi de Milletvekili Dr. Şevkin’e dert yandı. Neşe Fedai, “Bakkal kira, evimiz kira. Eşim mağdur, ben sakatım. Her şeye vergiye tabi tuttular. Yazar kasa ayrı bir sorun. Küçük esnafı tamamen bitirdiler. Allah sonumuzu hayretsin, böyle giderse darabaları indirmek zorunda kalacağız. Üniversitede bir çocuk okutuyorum, kaynımın, kaynanamın yardımıyla okutuyorum. Yoksa okutamam” şeklinde konuşurken, Hüseyin Fedai de, “Bir emekli maaşımız var. Geçinmeye çalışıyoruz ama yok! Zorlanıyoruz. Yapacak bir şey yok! Her tarafı sıkıntı” ifadelerini kullandı. HALİL ÖZBAY, “YENİ AÇTIK PİŞMAN OLDUK, KAPATACAĞIZ” Köydeki 3 bakkal esnafından biri olan Halil Özbay da, “Neredeyse kapatacağız dükkanları. Yapamıyoruz. Bizi gelir vergisine tabi tuttular. 300 hanede 3 bakkal var. 3’ü de gelir vergisine tabi. Döndüremiyoruz, yapamıyoruz. Muhasebesi, bir sürü gideri var, vergisi çok zorluyor. Zaten yeni açtık açtığımıza da pişman olduk. Bu gidişle herhalde kapatacağız” diye konuştu.

Hazine ve Maliye Bakanlığı uyardı: Gelir vergisi beyanında son 24 saat Haber

Hazine ve Maliye Bakanlığı uyardı: Gelir vergisi beyanında son 24 saat

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2025 yılı içerisinde elde edilen kazançlara yönelik yıllık gelir vergisi beyanname sürecinde sona yaklaşıldığını bildirdi. Yasal olarak tanınan sürenin 31 Mart Pazartesi günü mesai bitimiyle tamamlanacağını hatırlatan yetkililer, mükelleflerin cezai yaptırımlarla karşılaşmaması adına beyanlarını eksiksiz tamamlamaları gerektiğini vurguladı. Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), bu dönemde dijital verileri ve yapay zeka algoritmalarını kullanarak beyan dışı kalan gelirleri mercek altına alıyor. BAKAN ŞİMŞEK: "UYUMSUZLUKLAR HIZLI VE ETKİN ŞEKİLDE TESPİT EDİLİYOR" Vergi beyan süreçlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, hatalı veya eksik bildirimlerin ciddi mali yükümlülükler doğurabileceğine işaret etti. Bakan Şimşek, modern teknolojik altyapının denetimlerdeki rolüne değinerek şu ifadeleri kullandı: "Gelişmiş analiz ve karşılaştırma sistemleri sayesinde beyanlar ile gelir arasındaki uyumsuzluklar hızlı ve etkin şekilde tespit edilebiliyor. Mükelleflerimizin, herhangi bir cezai işlemle karşılaşmamak için son gün yoğunluğunu beklemeden beyannamelerini gözden geçirmesi ve eksikliklerini tamamlaması önem taşıyor." Şimşek ayrıca, vergi adaletinin tesisi ve kayıt dışı ekonomiyle mücadelenin temel öncelikleri olduğunu, yapay zeka destekli denetimlerle şeffaf bir sistem inşa ettiklerini belirtti. YAPAY ZEKA VE DİJİTAL VERİLERLE KESİNTİSİZ TAKİP Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından devreye alınan yeni nesil analiz sistemleri; bankalar, finans kurumları ve diğer kamu kuruluşlarından gelen verileri tek bir merkezde harmanlıyor. Mükelleflerin banka hesap hareketleri, POS cihazı verileri ve harcama trafikleri, beyan ettikleri kazançlarla otomatik olarak karşılaştırılıyor. Özellikle sürekli zarar açıklayan işletmeler, sektör ortalamasının çok altında matrah bildirenler ve finansal akışları ile beyanları örtüşmeyen mükellefler riskli kategorisinde değerlendirilerek öncelikli incelemeye alınıyor. GAYRİMENKUL VE KİRA GELİRLERİNE MEKANSAL ANALİZ Gayrimenkul piyasasındaki hareketlilik, Mekansal Veri Analizi (MEVA) Projesi kapsamında uydu görüntüleri ve tapu kayıtlarıyla takip ediliyor. Taşınmazların konumu, metrekaresi ve bölgedeki emsal değerleri üzerinden yapılan fiyat analizleri, beyan edilen satış bedellerinin gerçekliğini sorguluyor. Kira gelirlerinde ise abonelik verileri ve saha çalışmaları devreye giriyor. Elektrik, su ve doğal gaz kullanım yoğunluğu üzerinden mülkün fiili durumu belirlenirken, kiracı ve mülk sahipleriyle yapılan görüşmelerden elde edilen veriler çapraz kontrole tabi tutuluyor. Bu yöntemle düşük beyan edilen veya hiç bildirilmeyen kira kazançları kolaylıkla saptanabiliyor. BORSA VE TEMETTÜ KAZANÇLARI YAKIN TAKİPTE Denetimlerin kapsamı sadece taşınmazlarla sınırlı kalmayıp menkul sermaye iratlarını da kapsıyor. Merkezi Kayıt Kuruluşu (MKK) verileri üzerinden hisse senedi işlemleri, kar payı dağıtımları ve portföy hacimleri detaylıca inceleniyor. Özellikle yüksek gelir grubundaki mükelleflerin yatırım davranışları ve gelir sürekliliği üzerinden risk profilleri oluşturuluyor. 31 Mart tarihine kadar beyannamesini vermeyen veya eksik bildirimde bulunan mükellefler; vergi ziyaı cezası, gecikme faizi ve cezalı tarhiyat gibi ağır mali müeyyidelerle karşı karşıya kalabilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.