#virüs

İLKHABER-Gazetesi - virüs haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, virüs haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Türkiye için risk var mı? Uzman isim Hantavirüs gerçeğini açıkladı Haber

Türkiye için risk var mı? Uzman isim Hantavirüs gerçeğini açıkladı

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hatay Tabiatı Koruma Derneği Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem, son günlerde uluslararası basında yer alan yolcu gemisindeki Hantavirüs vakalarına ilişkin kamuoyunu bilgilendiren bir açıklama yaptı. Prof. Dr. Öktem, Güney Amerika’nın Arjantin kıyılarından hareket eden bir tur gemisinde bazı yolcularda Hantavirüs tespit edildiğini belirterek, Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre 8 vakanın saptandığını, bu kişilerden 3’ünün yaşamını yitirdiğinin bildirildiğini aktardı. Öktem, vakalara ilişkin ilk bulguların, hastalığın gemi yolculuğu öncesinde yapılan bir doğa gezisi sırasında kemirgenlerle temas sonucu bulaşmış olabileceğine işaret ettiğini ifade etti. “HANTAVİRÜS DOĞADAKİ KEMİRGENLERDEN BULAŞIR” Hantavirüslerin genellikle doğada yaşayan fare ve benzeri kemirgenlerin idrar, dışkı ve tükürükleri aracılığıyla çevreye yayıldığını ifade eden Prof. Dr. Öktem, insanlara bulaşmanın çoğunlukla kirli tozların solunması ya da enfekte yüzeylerle temas yoluyla gerçekleştiğini söyledi. Türkiye’de yürütülen bilimsel çalışmalara da değinen Öktem, “Ülkemizde bugüne kadar bilimsel literatüre kazandırılmış üç farklı Hantavirüs türü tespit edilmiştir. Ancak söz konusu olayda adı geçen Andes virüsü Türkiye’de saptanmış değildir” ifadelerini kullandı. “İNSANDAN İNSANA BULAŞ NADİR, ANCAK MÜMKÜN” Andes virüsünün diğer Hantavirüs türlerinden farklı olarak çok sınırlı da olsa insandan insana bulaşabilme özelliği bulunduğunu kaydeden Öktem, bunun Covid-19 gibi hızlı bir yayılım göstermediğini vurguladı. Prof. Dr. Öktem, “Bu virüs türü, yakın ve uzun süreli temaslarda nadiren bulaş gösterebilir. Ancak toplum sağlığı açısından genel tablo değerlendirildiğinde, panik oluşturacak bir yayılım mekanizması söz konusu değildir” dedi. “KARANTİNA ÖNLEMLERİ ALINDI, SÜREÇ TAKİP EDİLİYOR” Söz konusu yolcu gemisinin Atlantik Okyanusu’nda karantina altına alındığını anımsatan Öktem, uluslararası sağlık otoritelerinin süreci yakından izlediğini bildirdi. Türkiye’deki ilgili bilimsel ekiplerin de gelişmeleri takip ettiğini aktaran Öktem, şu an için ülke açısından doğrudan bir risk bulunmadığını dile getirdi. Prof. Dr. Mehmet Ali Öktem, vatandaşların sosyal medyada yer alan doğrulanmamış bilgilere itibar etmemeleri gerektiğini belirterek, “Halkımızın yalnızca resmi kurumların ve bilimsel otoritelerin açıklamalarını esas alması büyük önem taşımaktadır. Süreç, uzman ekipler tarafından titizlikle izlenmektedir” diye konuştu.

"Ölüm gemisi" rotasını Asya'ya kırdı: Singapur'da hantavirüs şüphesiyle 45 günlük takip Haber

"Ölüm gemisi" rotasını Asya'ya kırdı: Singapur'da hantavirüs şüphesiyle 45 günlük takip

Hantavirüse bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde bulunan 2 kişi, Singapur’da virüs şüphesiyle karantinaya alındı. Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye gittiği sırada hantavirüse bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisinde bulunan 2 kişi, Singapur’da Ulusal Bulaşıcı Hastalıklar Merkezi'nde (NCID) virüs şüphesiyle karantinaya alındı. NCID tarafından yapılan açıklamada, "Test sonuçları bekleniyor. Birinde nezle belirtileri görülüyor ancak genel durumu iyi, diğeri ise asemptomatik. Singapur genelinde halk sağlığı açısından risk şu an düşük seviyede" dedi. Söz konusu kişilerin gemiden ayrılarak 25 Nisan'da Saint Helena'dan Güney Afrika'nın Johannesburg kentine yapılan uçuşta yer aldığını aktaran NCID, aynı uçuşta gemiden ayrılan ve Johannesburg’da 26 Nisan'da kaldırıldığı hastanede habtavirüs nedeniyle hayatını kaybeden kadınında bulunduğunu ifade etti. NCID, söz konusu kişilerin birinin 2 Mayıs’ta diğerinin ise 6 Mayıs’ta Singapur’a geldiğini açıkladı. NCID, testlerin negatif çıkması halinde iki kişinin karantina süresinin 30 gün devam edeceğini belirterek, "Karantinadan çıkış öncesinde test tekrarlanacak, 45 gün boyunca telefonla takibe başlanacak" dedi. Hollanda’da bir kabin memuru karantinada Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM Havayolları’nda görevli bir kabin memuru, gemide virüs nedeniyle ölen ilk kişinin eşi olan ve gemiden inerek Güney Afrika'nın Johannesburg kentine yaptığı uçuş sonrası hayatını kaybeden kadın ile temaslı olduğu gerekçesiyle Hollanda’da karantina altına alınmıştı. Kabin memurunun, şu anda hafif semptomlar gösterdiği belirtilmişti. KLM yaptığı açıklamada, söz konusu kadının 25 Nisan'da Johannesburg'dan Hollanda'ya düzenlenen uçuşta "kısa süreliğine" bulunduğunu, ancak kalkıştan önce uçaktan indirildiğini aktarmıştı. Johannesburg uçuşundaki yolcular aranıyor Johannesburg’ta hayatını kaybeden kadının kullandığı Güney Afrika merkezli Airlink Havayolları uçuşunda bulunan 82 yolcu ve 6 mürettebat ile iletişime geçilmeye çalışıyor. Gemide 3 kişi öldü Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan gemide 23 ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyordu. Gemide şu ana kadar 7 kişide virüs tespit edilirken, 3 kişi hayatını kaybetti. İlk vaka olan Hollandalı erkek yolcu, 11 Nisan'da gemide hayatını kaybederken, cenazesi 24 Nisan'a kadar gemide kaldı. Ardından eşi, cenazeyle birlikte Saint Helena'da karaya çıkarıldı. Tahliye sırasında hafif belirtiler gösteren kadın, Güney Afrika'nın Johannesburg kentine uçtu. Hollanda’ya giden uçağı bindirilmeyen kadın, bir gün sonra 26 Nisan'da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gemideki 1 Almanya vatandaşı ise 2 Mayıs'ta yaşamını yitirdi. Geminin İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları'nın Tenerife Limanı’na demirlemesi ve sağlık durumları müsaade ettiği takdirde yabancı yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderilmesi planlanıyor. Gemiden şu ana kadar 3 kişi tahliye edilerek, Hollanda’ya sevk edildi.

Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı Haber

Hollanda’da bir kabin memuru hantavirüs şüphesiyle karantinaya alındı

Güney Afrika’da hantavirüs nedeniyle hayatını kaybeden kişi ile temaslı olan Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM Havayolları’nda görevli bir kabin memuru, karantinaya alındı. Arjantin'den Afrika'nın batısındaki Cabo Verde'ye gittiği sırada hantavirüse bağlı ölümlerin yaşandığı Hollanda bayraklı MV Hondius yolcu gemisi İspanya’ya bağlı Kanarya Adaları’na doğru seyrine devam ederken, gemide bulunmayan 1 kişi Hollanda’da virüs şüphesiyle karantina altına alındı. Hollanda merkezli havayolu şirketi KLM Havayolları’nda görevli bir kabin memurunun gemide virüs nedeniyle ölen ilk kişinin eşi olan ve daha sonra gemiden inerek Güney Afrika'nın Johannesburg kentine yaptığı uçuş sonrası hayatını kaybeden kadın ile temaslı olduğu bildirildi. KLM yaptığı açıklamada, söz konusu kadının 25 Nisan'da Johannesburg'dan Hollanda'ya düzenlenen uçuşta "kısa süreliğine" bulunduğunu ancak kalkıştan önce uçaktan indirildiğini duyurdu. Kadının bir gün sonra hantavirüsü nedeniyle hayatını kaybetmesi üzerine temaslı olan kabin memuru karantina altına alındı. Kabin memurunun şu anda hafif semptomlar gösterdiği belirtildi. Kadının Johannesburg’a yaptığı uçuştaki yolcular aranıyor Kadının 24 Nisan’da Johannesburg kentine yaptığı uçuşta Güney Afrika merkezli Airlink Havayolları'nı kullandığı aktarılarak, uçakta bulunan 82 yolcu ve 6 mürettebat ile iletişime geçilmeye çalışıldığı ifade edildi. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), hantavirüse yakalanan 3 kişinin dün Yeşil Burun Adaları açıklarında gemiden tahliye edildiğini aktararak, Hollanda’ya sevk edildiğini ifade etti. Tahliyelerin ardından gemi, Kanarya Adaları’na doğru yola çıktı. "Dünyanın geri kalanı için risk düşük" Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, durumun Covid-19 salgınıyla kıyaslanamayacağını belirterek, "Dünyanın geri kalanı için risk düşük" dedi. Gemi Kanarya Adaları’na demirleyecek İspanya Sağlık Bakanı Monica Garcia Gomez, geminin önümüzdeki üç gün içinde Kanarya Adaları'nın Tenerife limanına yanaşacağını duyurmuş ve sağlık durumları müsaade ettiği takdirde yabancı yolcuların buradan kendi ülkelerine gönderileceğini açıklamıştı. Gemide 3 kişi öldü Arjantin'den 1 Nisan'da yola çıkan ve 3 Mayıs'ta Yeşil Burun Adaları açıklarına ulaşan gemide 23 ülkeden 88 yolcu ve 59 mürettebat bulunuyor. Gemide şu ana kadar 7 kişide virüs tespit edilirken, 3 kişi hayatını kaybetti. İlk vaka olan Hollandalı erkek yolcu 11 Nisan'da gemide hayatını kaybederken, cenazesi 24 Nisan'a kadar gemide kaldı. Ardından eşi, cenazeyle birlikte Saint Helena'da karaya çıkarıldı. Tahliye sırasında hafif belirtiler gösteren kadın, Güney Afrika'nın Johannesburg kentine uçtu. Hollanda’ya giden uçağa bindirilmeyen kadın, 26 Nisan'da kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Gemideki 1 Almanya vatandaşı ise 2 Mayıs'ta yaşamını yitirdi.

Mutasyona uğrayan H3N2 virüsü Türkiye'de: Belirtileri ve korunma yolları açıklandı Haber

Mutasyona uğrayan H3N2 virüsü Türkiye'de: Belirtileri ve korunma yolları açıklandı

Influenzanın alt tiplerinden biri olan ve küresel çapta alarm verilmesine neden olan H3N2 virüsü, Türkiye'deki vaka sayılarında artışa neden oldu. Yapılan incelemelerde virüsün en az 7 kez mutasyon geçirdiği doğrulandı. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Gökçe Demir, H3N2 virüsünün domuz gribi ile benzerlik gösterdiğini belirtti. Demir, bu yıl grip vakalarının beklenenden daha erken bir dönemde başladığına dikkat çekti. H3N2 VİRÜSÜ'NDE BELİRTİLER NELER? Hastalığın klinik tablosu hakkında bilgi veren Dr. Demir, vakalarda 40 dereceye varan yüksek ateş ve yoğun eklem ağrılarının görüldüğünü ifade etti. Semptomların seyrine değinen Demir, "Şiddetli baş ağrısı ve kuru bir öksürükle seyrediyor." dedi. RİSK GRUPLARINDA HAYATİ TEHLİKE Hastalığın özellikle belirli gruplarda ağır seyrettiği bildirildi. 65 yaş üstü bireyler, hipertansiyon ve diyabet hastaları ile astım ve KOAH gibi kronik akciğer rahatsızlığı bulunanlarda virüsün ağır zatürreye yol açabildiği kaydedildi. Dr. Demir, bu tablonun solunum yetmezliğine kadar ilerleyebileceği uyarısında bulundu. "OCAK VE ŞUBAT AYINA KADAR AŞI OLUNABİLİR" H3N2 ve diğer grip türlerine karşı en etkili korunma yönteminin aşılanma olduğu vurgulandı. Grip aşısı takvimi hakkında bilgi veren Dr. Demir, henüz hastalığı geçirmeyenler için zamanın geçmediğini belirtti. Demir, aşılama süreciyle ilgili şunları söyledi: "Eylül ayında grip aşısı olmak ideal ancak siz sonbahar ayında herhangi ateşli kas eklem ağrısı geçirmediyseniz yani gribe yakalanmadıysanız ocak ve şubat ayına kadar bu aşıyı olabilirsiniz." El hijyeninin önemine de değinen Dr. Demir, kalabalık ortamlardaki önlemler hakkında ise, "Riskli grupların toplu taşıma araçlarında maske takmasını öneriyorum." diye konuştu.

Uzmanlardan “3’lü salgın” uyarısı: “Frankenstein varyantı yayılıyor” Haber

Uzmanlardan “3’lü salgın” uyarısı: “Frankenstein varyantı yayılıyor”

Türkiye genelinde son haftalarda solunum yolu enfeksiyonlarında belirgin artış yaşanıyor. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, influenza (grip), kovid-19 ve RSV virüslerinin aynı dönemde aktif olduğunu belirterek bunun toplumda “3’lü salgın” etkisine yol açtığını söyledi. Özkaya, bağışıklık sistemini etkileyen ani hava değişimlerine dikkat çekti. Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, son dönemde hava koşullarında yaşanan düzensizliğin sağlık üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğunu ifade etti. Sonbahar ve yaz arasında gidip gelen sıcaklıklar nedeniyle bağışıklık sisteminin zayıfladığını söyleyen Özkaya, “Aynı gün içinde dört mevsimi yaşıyoruz. Bu durum grip benzeri şikayetlerle başlayan hastalıkların üç farklı virüsün etkisiyle uzamasına neden oluyor” dedi. “Frankenstein varyantı yayılıyor” Kovid-19’un kamuoyunda “Frankenstein varyantı” olarak adlandırılan yeni türünün Türkiye’de de tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Özkaya, “Şu an hastalarımız arasında hayatı tehdit eden ağır bir durum yok. Ancak bu varyantın bulaşıcılığı yüksek. Avrupa ve Asya’da hızlı yayılım gösterdiğini biliyoruz” ifadelerini kullandı. Zatürre riski arttı Grip ve kovid-19’un bazı hastalarda akciğerlere inerek zatürreye yol açabildiğini vurgulayan Özkaya, “Son haftalarda hastaneye yatışlarda artış görüyoruz. Uzayan öksürük ve nefes darlığı yaşayanlar mutlaka doktor kontrolüne başvurmalı” dedi. “Ayakta geçirilen ama hızla yayılan bir salgın” Salgının günlük yaşamı tam olarak aksatmasa da toplumda sinsi bir şekilde dolaştığını dile getiren Özkaya, şu uyarılarda bulundu: “Grip ve kovid artık her zaman olduğu kadar ağır seyretmese de kişiyi tam iyileşmeden günlük hayata devam etmeye itiyor. Dinlenmeyen ve izolasyona dikkat etmeyen hastalar, virüsün bulaş zincirini sürdürüyor.”

DSÖ'den chikungunya alarmı: 5,6 milyar kişi risk altında! Haber

DSÖ'den chikungunya alarmı: 5,6 milyar kişi risk altında!

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sivrisinekler tarafından bulaştırılan ve şiddetli eklem ağrılarına neden olan Chikungunya virüsünün yayılımının endişe verici boyutlara ulaştığını duyurdu. DSÖ yetkilileri, 2004-2005 yıllarında yaşanan küresel salgının bir benzerinin yaşanmaması için tüm ülkeleri uyardı. "TARİH TEKERRÜR EDİYOR" DSÖ Tıbbi Yetkilisi Dr. Diana Rojas Alvarez, Cenevre'de düzenlediği basın toplantısında, "Tarihin tekerrür ettiğini görüyoruz" diyerek durumun ciddiyetine dikkat çekti. 20 yıl önce yarım milyondan fazla kişiyi etkileyen salgının da aynı adalardan başladığını hatırlatan Rojas Alvarez, 2025'in başından itibaren yine Hint Okyanusu'ndaki La Reunion, Mayotte ve Mauritius gibi adalarda büyük çaplı vakaların görüldüğünü belirtti. Sadece La Reunion'da nüfusun üçte birinin şimdiden enfekte olduğu tahmin ediliyor. Virüs, buradan Madagaskar, Somali, Kenya gibi Afrika ülkelerine ve Hindistan ile Güneydoğu Asya'ya hızla yayıldı. AVRUPA'DA YEREL BULAŞ ALARMI Salgınla ilgili en büyük endişe kaynağı ise virüsün Avrupa'ya sıçraması ve yerel olarak yayılmaya başlaması oldu. Mayıs ayından bu yana sadece Fransa ana karasında yaklaşık 800 "ithal" (seyahat kaynaklı) vaka tespit edildi. Daha da endişe verici olan gelişme ise, Fransa'nın güneyindeki bazı bölgelerde sivrisinekler yoluyla 12 yerel bulaş vakasının görülmesi oldu. Bu durum, virüsün artık Avrupa'daki sivrisinek popülasyonu aracılığıyla yayıldığını gösteriyor. Geçtiğimiz hafta İtalya'da da bir vakanın kayıtlara geçtiği bildirildi. TEDAVİSİ YOK, KORUNMA ŞART DSÖ yetkilileri, dünya çapında 119 ülkede yaklaşık 5,6 milyar insanın Chikungunya virüsü riski altında yaşadığını vurguladı. Aedes türü sivrisinekler, bilinen adıyla "kaplan sivrisineği" tarafından yayılan virüsün bilinen özel bir tedavisi bulunmuyor. Aynı sivrisinek türü, Dengue ve Zika virüslerini de taşıyor. Gündüz saatlerinde aktif olan bu sivrisinek türünden korunmak için DSÖ, böcek kovucu kullanımı, pencerelere sineklik takılması ve özellikle riskli bölgelerde uzun kollu giysiler giyilmesi gibi önlemlerin hayati önem taşıdığını belirtti.

Kene tehlikesi geri döndü: Uzmanlar KKKA'ya karşı uyardı Haber

Kene tehlikesi geri döndü: Uzmanlar KKKA'ya karşı uyardı

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte doğada artan kene popülasyonu, halk sağlığı açısından yeniden gündeme geldi. Özellikle tarım, hayvancılık, ormancılık ve piknik gibi etkinliklerde kırsal alanla temas eden vatandaşların dikkatli olması gerektiğini vurgulayan yetkililer, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına karşı uyarılarda bulundu. Tarım ve Orman İl Müdürü Şakir Çınar, yaptığı açıklamada KKKA hastalığının Türkiye'de 2002 yılından bu yana görüldüğünü hatırlatarak, özellikle yaz aylarında kene ısırmaları sonucu artan vaka sayılarının endişe verici olduğunu belirtti. “İlimiz, göçmen kuşların göç yolu üzerinde yer aldığı için bu hastalığın görülme ihtimali daha da artıyor” diyen Çınar, özellikle kırsal alanda çalışan veya zaman geçiren vatandaşların kişisel önlemlerini ihmal etmemesi gerektiğini vurguladı. KENE VİRÜSÜ BELİRTİLERİ Keneler tarafından taşınan KKKA virüsünün hayvanlardan insanlara bulaşabildiğine dikkat çeken Çınar, hastalığın belirtilerini ise şöyle sıraladı: “Ateş, üşüme, titreme, kas ağrıları, bulantı, kusma, ishal, yüzde kızarıklık, cilt içi kanamalar, burun kanaması gibi bulgular görülebilir. Bu semptomların herhangi biri, özellikle kene ısırmasından sonraki 10 gün içinde gelişirse, derhal bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.” Çınar ayrıca, “Kenelerle mücadelenin en etkili yolu kişisel korunmadır. Açık alanlara çıkarken uzun kollu giysiler tercih edilmeli, pantolon paçaları çorap içine alınmalı ve dönüşte vücut dikkatlice kontrol edilmelidir” ifadelerini kullandı. Türkiye genelinde KKKA vakalarının en sık görüldüğü iller arasında Tokat, Sivas, Çorum, Amasya, Erzurum gibi bölgeler öne çıkarken, Şakir Çınar bölgemizde de vakaların görülebileceğini belirterek yaz aylarında ekstra dikkatli olunması gerektiğinin altını çizdi.

HIV ve AIDS nedir? Belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri Haber

HIV ve AIDS nedir? Belirtileri, bulaşma yolları ve korunma yöntemleri

HIV, bağışıklık sistemini hedef alarak vücudun enfeksiyonlara karşı savunmasız kalmasına yol açan bir virüsken, tedavi edilmediğinde AIDS’e dönüşebilir. HIV'in ilk belirtileri genellikle grip benzeri semptomlarla başlar. Virüs, cinsel ilişki, kan yoluyla ve anne-bebek arasında bulaşabilir. Ancak, HIV’in bulaşma riski doğru korunma yöntemleriyle önemli ölçüde azaltılabilir. HIV’den korunmak için kondom kullanımı, HIV pozitif bireylerle korunmasız ilişkiye girmemek ve düzenli sağlık kontrolleri gibi önlemler büyük önem taşır. HIV ve AIDS Nedir? Belirtileri, Bulaşma Yolları ve Korunma Yöntemleri HIV (İnsan Bağışıklık Yetmezliği Virüsü), bağışıklık sistemine zarar veren ve tedavi edilmediğinde AIDS (Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu) gelişimine yol açan bir virüstür. HIV, vücudun savunma sistemini hedef alarak, özellikle bağışıklık hücrelerini tahrip eder ve vücudu enfeksiyonlara ve bazı kanser türlerine karşı savunmasız hale getirir. AIDS ise, HIV enfeksiyonunun en ileri evresidir ve tedavi edilmezse ölümcül olabilir. HIV Belirtileri Nelerdir? HIV, başlangıçta genellikle belirgin bir belirtiye yol açmaz. Ancak virüs vücuda girdikten 2-4 hafta sonra bazı kişilerde "akut retroviral sendrom" adı verilen grip benzeri semptomlar görülebilir. Bunlar arasında: Yüksek ateş Baş ağrısı Kas ve eklem ağrıları Boğaz ağrısı Şişmiş lenf düğümleri Döküntüler İştahsızlık ve halsizlik Bu belirtiler, HIV enfeksiyonunun ilk evresine işaret edebilir. Ancak, HIV pozitif bireylerin çoğu uzun yıllar boyunca belirgin bir semptom göstermez. Bu döneme "kronik HIV" veya "latent dönem" denir. AIDS, HIV'in ileri aşamasıdır ve bağışıklık sistemi büyük ölçüde zayıfladığı için vücut çeşitli enfeksiyonlara ve kanserlere karşı savunmasız hale gelir. AIDS'in belirtileri daha ciddi olabilir ve şunları içerebilir: Ağızda ve ciltte mantar enfeksiyonları Sürekli yorgunluk Ağız ve boğazda enfeksiyonlar (örneğin, tüberküloz, pnömoni) İstem dışı kilo kaybı Şiddetli ishal Ciltte açık yaralar ve döküntüler Zihinsel bozukluklar ve sinir sistemi problemleri HIV Nasıl Bulaşır? HIV, sadece kan, semen, vajinal sıvılar, preseminal sıvı (sperm öncesi sıvı) ve anne sütü gibi vücut sıvılarıyla bulaşabilir. HIV'in bulaşma yolları şunlardır: Cinsel Yolla Bulaşma: Korunmasız cinsel ilişki sırasında HIV virüsü, vücut sıvıları aracılığıyla bulaşabilir. Hem vaginal hem de anal ilişki HIV'in bulaşması için risklidir, ancak anal ilişki daha yüksek risk taşır. Kan Yoluyla Bulaşma: HIV, kirli iğneler veya enjektörler kullanmak, kan transfüzyonu ya da organ nakli gibi durumlarla da bulaşabilir. Aynı zamanda, HIV ile enfekte kişilerin kanının teması da bulaşma riskini artırır. Anne ve Bebek Arasında Bulaşma: HIV pozitif anneler, doğum sırasında veya emzirme yoluyla bebeklerine HIV bulaştırabilir. Ancak tedavi ile bu risk azaltılabilir. Cinsel İstismar ve Zorla Cinsel İlişki: HIV, cinsel istismar veya zorla cinsel ilişki yoluyla da bulaşabilir. Özellikle çocuklarda, bu tür bulaşma yolları endişe verici bir artış göstermektedir. HIV’den Korunma Yöntemleri HIV bulaşmasını engellemek için alınabilecek çeşitli önlemler vardır: Korunmalı Cinsel İlişki: Kondom kullanımı, HIV’in cinsel yolla bulaşmasını önlemek için en etkili yöntemlerden biridir. Düzenli ve doğru kullanıldığında, HIV bulaşma riskini büyük ölçüde azaltır. PreP ve PEP Tedavisi: HIV pozitif biriyle ilişkiye girmeden önce, HIV bulaşma riskini azaltmak için PreP (Pre-Exposure Prophylaxis) adı verilen bir ilaç tedavisi kullanılabilir. Ayrıca, bir kişi HIV pozitif biriyle cinsel ilişkiye girdikten sonra PEP (Post-Exposure Prophylaxis) tedavisi başlatılabilir. Bu ilaçlar, virüsün vücutta yerleşmesini engeller. Steril Enjektör Kullanımı: HIV bulaşmasını önlemek için enjektörlerin paylaşılmaması gerekir. HIV pozitif bireylerin kanını içerebilecek kirli iğnelerden kaçınılmalıdır. Anneden Bebeğe Bulaşmayı Önleme: HIV pozitif anneler, doğum sırasında ve sonrasında uygun tedavi alarak virüsün bebeğe geçişini engelleyebilirler. Bugün, HIV pozitif annelerden sağlıklı bebekler doğurulması mümkün hale gelmiştir. Eğitim ve Farkındalık: İnsanları HIV'in bulaşma yolları ve korunma yöntemleri konusunda bilgilendirmek, toplumda farkındalık yaratmak, HIV’in yayılmasını engellemek için önemlidir. Cinsel sağlık eğitimi ve güvenli ilişki hakkında bilgi almak, bulaşma risklerini azaltır.

"Yürüyen Zatürre" nedir, belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir? Haber

"Yürüyen Zatürre" nedir, belirtileri nelerdir ve nasıl tedavi edilir?

Son günlerde, özellikle okul çağındaki çocuklar arasında hızla artan "yürüyen zatürre" vakaları sağlık camiasının dikkatini çekiyor. Genellikle soğuk algınlığı ile karıştırılan bu hastalık, başlangıçta hafif belirtilerle seyrederken, ihmal edilmesi durumunda ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor. Akciğer enfeksiyonu olan bu hastalık, okul ortamında hızla yayılabiliyor ve özellikle bağışıklık sistemi zayıf olan bireylerde daha ağır seyredebilir. Uzmanlar, belirtilerin göz ardı edilmemesi ve erken tedaviye başlanması gerektiği konusunda uyarıyor. Yürüyen Zatürre Nedir? Yürüyen zatürre, zatürre (pnömoni) hastalığının daha az şiddetli bir formudur. En sık Mycoplasma pneumoniae adlı bakterinin neden olduğu bu enfeksiyon, çocuklar ve gençlerde daha yaygın olmakla birlikte, her yaştan bireyi etkileyebilir. Özellikle 5 ila 15 yaş arasındaki okul çağındaki çocuklar, okul ortamında bu bakteriyi başkalarına bulaştırabilir ve hastalığı evdeki diğer aile üyelerine de taşıyabilir. Yürüyen Zatürre Belirtileri Yürüyen zatürre, genellikle bir soğuk algınlığı gibi başlar ancak semptomlar uzun süre devam edebilir. Belirtiler arasında şunlar yer alır: Haftalarca sürebilen öksürük Yorgunluk, halsizlik Baş ağrısı, titreme, boğaz ağrısı Zorlu nefes almayı takiben hızlı nefes almayı ya da hırıltılı nefes alma Kaburga kaslarının içeri çekilmesiyle zorlu solunum Göğüs ağrısı veya mide bulantısı İştahsızlık (büyük çocuklarda) ya da yetersiz beslenme (bebeklerde) Kulak ağrısı, mide bulantısı veya kusma gibi sindirim problemleri Yürüyen Zatürre Nasıl Bulaşır? Bu hastalık, hava yoluyla bulaşır. Özellikle öksürme, hapşırma ve konuşma sırasında yayılan damlacıklarla yakın temasla enfekte olabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyler daha ağır hastalanabilir. Okullarda çocuklar arasında yayılma riski yüksek olup, hastalık hızla aile üyelerine de bulaşabilir. Yürüyen Zatürre Tedavisi Nasıl Yapılır? Yürüyen zatürre tedavisinde öncelikli adım doğru teşhis koymaktır. Hastalar, akciğer seslerinin dinlenmesi ve gerektiğinde röntgen gibi testlerle değerlendirilebilir. Hafif vakalarda dinlenme, bol sıvı alımı ve öksürük giderici ilaçlar önerilir. Bakteriyel kaynaklı ise, antibiyotik tedavisi gerekebilir. Bu tedavi enfeksiyonun yayılmasını önler ve iyileşme sürecini hızlandırır. Ayrıca, bağışıklık sistemini güçlendirecek bir yaşam tarzı benimsemek iyileşmeyi destekler. Sağlıklı bir beslenme, düzenli egzersiz ve vitamin takviyeleri (özellikle C vitamini ve çinko) bağışıklığı güçlendirir. Sigara ve alkol tüketiminden kaçınmak da iyileşme sürecine katkıda bulunur.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.