#yargıtay

İLKHABER-Gazetesi - yargıtay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, yargıtay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yargıtay’da 8 yeni üye belirlendi: Adalet Bakanı Akın Gürlek isimleri duyurdu Haber

Yargıtay’da 8 yeni üye belirlendi: Adalet Bakanı Akın Gürlek isimleri duyurdu

Adalet Bakanı Akın Gürlek, Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) Genel Kurulu toplantısının ardından yüksek yargıda görev alacak yeni isimleri kamuoyuna açıkladı. Sosyal medya platformu üzerinden paylaşım yapan Bakan Gürlek, kurulun titiz çalışmaları sonucunda Yargıtay üyeliğine seçilen 8 ismi paylaştı. Seçim süreci, Yargıtay bünyesinde görev süresi dolan veya emekliye ayrılan üyelerin ardından boşalan kadroların doldurulması amacıyla gerçekleştirildi. HSK Genel Kurulu’nun kararıyla Yargıtay üyeliğine seçilen isimler arasında yüksek bürokrasi ve yargı teşkilatının deneyimli figürleri yer alıyor. Açıklanan listeye göre; Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Tolgahan Öztoprak, Yargıtay Savcısı Hüseyin Kürşad Serbes, Yargıtay Tetkik Hâkimi İbrahim Acarlı ve Adalet Bakanlığı eski Bakan Yardımcısı Niyazi Acar yüksek mahkemenin yeni üyeleri oldu. Listede ayrıca İstanbul Anadolu Adliyesi Komisyon Başkanı Ahmet Kaya, Türkiye Adalet Akademisi Başkanı Bekir Altun, Büyükçekmece Hâkimi Çimen Atacan Tuna ile Adalet Bakanlığı Yüksek Müşaviri Musa Kanıcı bulunuyor. YENİ ÜYELER İÇİN BAŞARI MESAJI Adalet Bakanı Akın Gürlek, yeni seçilen üyelerin yargı sistemine önemli katkılar sunacağını belirterek tebriklerini iletti. Bakan Gürlek yaptığı değerlendirmede, "Adaletin tecellisi için büyük bir özveriyle görev yapacaklarına inandığım Yargıtay üyelerimize görevlerinde başarılar diliyorum. Seçimlerin yargı camiamız, ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olmasını temenni ediyorum" ifadelerini kullandı. YARGITAY'IN YENİ ÜYE YAPISI Seçilen isimlerin farklı yargı birimlerinden gelmesi, yüksek yargıdaki uzmanlık çeşitliliğini artırmayı hedefliyor. Özellikle Bölge Adliye Mahkemeleri ve Adalet Bakanlığı bünyesinde kritik görevler üstlenmiş isimlerin seçilmesi, Yargıtay’ın önümüzdeki dönemdeki karar süreçlerinde deneyim odaklı bir yapının korunacağına işaret ediyor. Resmi Gazete’de yayımlanması beklenen bu atamalarla birlikte, Yargıtay’daki boş üyeliklerin bir kısmı tamamlanmış oldu.

Yargıtay'dan emsal kargo kararı: Kaybolan ürünlerin tazminatı nasıl hesaplanacak? Haber

Yargıtay'dan emsal kargo kararı: Kaybolan ürünlerin tazminatı nasıl hesaplanacak?

Yargıtay, kargo hizmetlerinde yaşanan kayıplar ve taşıyıcı sorumluluğuna dair hukuk literatürüne girecek bir karara imza attı. Bugün Resmi Gazete'de yayımlanan karar, kaybolan kargolar için ödenecek tazminatın miktarının nasıl belirleneceğine dair tartışmalara son noktayı koydu. Süreç, B.A. isimli bir vatandaşın Ekim 2021 tarihinde Aras Kargo aracılığıyla gönderdiği bilgisayarın kaybolmasıyla başladı. Mağduriyetinin giderilmesi amacıyla Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuran vatandaş, 2023 yılında lehine bir sonuç aldı. Hakem Heyeti, kargo şirketinin kaybolan bilgisayarın birebir aynısını satın alarak tüketiciye teslim etmesine hükmetti. KARGO ŞİRKETİNDEN FATURA BEDELİ İTİRAZI Aras Kargo, yerel mahkemeye başvurarak Tüketici Hakem Heyeti’nin "ürünün aynen temini" kararına itiraz etti. Şirket, tazminatın ürünün fatura bedeli olan 9.808,79 TL üzerinden ödenmesini talep etti. Ancak ilk derece mahkemesi, kargo şirketinin bu itirazını reddederek Hakem Heyeti'nin kararını hukuka uygun buldu. Dosyanın Adalet Bakanlığı tarafından kanun yararına temyiz edilmesi üzerine konu Yargıtay gündemine taşındı. Yargıtay, yaptığı inceleme sonucunda hem Tüketici Hakem Heyeti'nin hem de yerel mahkemenin verdiği kararı kanun yararına bozdu. TAZMİNAT HESABINDA PİYASA DEĞERİ KRİTERİ Yargıtay'ın gerekçeli kararında, kargo şirketlerinin eşyanın teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçen süreçte meydana gelen ziya (kayıp), hasar veya gecikmelerden doğrudan sorumlu olduğu vurgulandı. Tazminat miktarının hesaplanma yöntemi ise şu ifadelerle netlik kazandı: "Taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen ziyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Eşyanın değeri piyasa fiyatına göre, bu yoksa aynı tür ve nitelikteki malların cari değerine göre tayin edilir" YARGITAY KARARI SONRASI YENİ DÖNEM Alınan bu kararla birlikte, kargo kayıplarında mahkemelerin "ürünün aynısını alıp verme" şeklinde hüküm kurmasının önüne geçilmiş oldu. Bundan sonraki süreçlerde tazminatlar, ürünün kargo şirketine teslim edildiği tarihteki piyasa rayiç bedelleri veya benzer nitelikteki malların cari değerleri üzerinden nakdi olarak hesaplanacak.

Adalet Bakanı Tunç'tan "deprem davalarına" ilişkin açıklama Haber

Adalet Bakanı Tunç'tan "deprem davalarına" ilişkin açıklama

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Adalet Bakanlığı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca Afyonkarahisar'daki termal otelde düzenlenen Kanun Yolu Uygulamaları Programı'nda 6 Şubat depremlerinin 3. yılı vesilesiyle yitirilen canlara Allah'tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve sabır dileğinde bulundu. Millete bir daha böyle acılar yaşatmaması için Allah'a dua eden Tunç, "Başta 11 ilimiz olmak üzere, ülkemizin dört bir yanında hissedilen bu büyük acı, her bir can kaybıyla toplumsal hafızamıza kazınmıştır. Bu süreç, milletimizin dayanışma ruhunu, birlik ve beraberlik iradesini de açıkça ortaya koymuştur. Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliğinde, yaraları sarmayı, umutları yeşertmeyi ve şehirlerimizi yeniden ayağa kaldırmayı en temel görevimiz bildik." diye konuştu. Tunç, Bakanlık olarak 6 Şubat depremlerinin ardından hızla harekete geçtiklerini, adalet hizmetlerinin kesintisiz sürdürülmesi amacıyla 7 gün 24 saat esasına göre çalışan kriz merkezini kurduklarını söyledi. Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Hakimler ve Savcılar Kurulu kararlarıyla yargısal süreleri durdurarak hukuki güvenliği teminat altına aldıklarını belirten Tunç, böylelikle hak kayıplarının önüne geçtiklerini dile getirdi. Tunç, hakim, savcı ve adalet personelinin gönüllülük esasıyla bölgeye intikal ettiğini, "kardeş adliye" uygulamasıyla barınma, tahliye ve psikolojik destek hizmetlerini sağladıklarını anlattı. Adli tıp hizmetlerini de seferberlik anlayışıyla yürüttüklerine dikkati çeken Tunç, kayıpların kimlik tespitlerini bilimsel yöntemlerle titizlikle tamamladıklarını söyledi. "BUGÜNE KADAR 2 BİN 673 KİŞİ HAKKINDA DAVA AÇILDI" Bakan Tunç, depremler sonrası bölgede artan iş yükünü karşılamak amacıyla yargı teşkilatının güçlendirildiğini anlattı. "İlk günler kendi araçlarında, çadırlarda bu görevleri yapmaya çalıştılar, fedakarca çalıştılar." diyen Tunç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Cezaevi kurtarma personelimiz CEKUT, o zaman Kahramanmaraş bölgesinde enkazdan canları kurtarmak için çalıştılar ve Kahramanmaraş'ta 41 canımızı enkaz altından kurtarmayı başardılar. Depremler sonrası bölgede 731 adli, 28 idari olmak üzere toplam 759 ilk derece mahkemesinin kurulmasını sağladık. Ayrıca bölgede 27 bölge adliye mahkemesi dairesi ve 17 bölge idare mahkemesi dairesi olmak üzere toplam 44 istinaf dairesinin de kurulmasını sağladık. Yargının kapasitesini artırarak özellikle idari yargı ile hukuk ve ceza yargılamalarında artan iş yükünü karşılayacak dairelerin kurulmasını ve hakimlerin atanmasını sağladık." Yargı mensuplarının büyük fedakarlık gösterdiğini vurgulayan Tunç, "Deprem ceza yargılamaları kapsamında bugüne kadar 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. Elbette ki büyük bir afet, dünya tarihinin en büyük depremiyle karşı karşıya kaldık." dedi. Yıkılan konutlarla ilgili sorumluluk ve kusur varsa bunu tarafsız ve bağımsız yargının tespit edeceğini dile getiren Tunç, şu bilgileri paylaştı: "Bilirkişilerin verdiği raporlar, hakimlerimizin vereceği kararlarda da etkili oluyor. Bu anlamda da 2 bin 673 kişi hakkında dava açıldı. 202 kişi hakkında da 1 yıldan 21 yıla kadar değişen süreli hapis cezaları verildi. Halihazırda 142'si tutuklu, 59'u hüküm özlü olmak üzere toplam 201 kişi, ceza infaz kurumlarında deprem soruşturmaları yargılamaları nedeniyle bulunuyor. 949 kişi hakkında da adli kontrol kararı bulunuyor. Soruşturma aşamasında 949, kovuşturma aşamasında 2 bin 673 kişi hakkında süreç devam ediyor." Tunç, hukuk mahkemelerinde de deprem kaynaklı 64 bin 663 davanın açıldığını belirterek, "Bu davalardan 58 bin 149'u ilk derecede karara bağlandı yani yüzde 90'ı ilk derecede karara bağlandı. Bunun 5 bin 655'inde istinaf yoluna başvuruldu, orada da yüzde 61'i karara bağlanmış durumda. Hukuk mahkemelerindekilerin çoğu istinafa gitmeden kesinleşen kararlar olduğu için burada yüzde 90 kesinleşme durumu söz konusu oldu. Şu anda ilk derece hukuk mahkemelerinde depremle ilgili derdest dosya sayısı 8 bin 688." ifadelerini kullandı. İDARİ YARGIDA 86 BİN 467 DAVA KARARA BAĞLANDI Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının uyguladığı projelerin gecikmeksizin gerçekleştirilmesinin önemini vurgulayan Tunç, inşa süreçlerinin aksamaması için idari yargı süreçlerinin bir an önce sonuçlanmasının gereğine işaret etti. Tunç, idari yargıda 119 bin 957 dava açıldığını, bugüne kadar 86 bin 467'sinin karara bağlandığını dile getirdi. Depremin üzerinden 3 yıl geçtiğini, bunu unutmanın mümkün olmadığını ifade eden Tunç, "Acılarımız çok büyük oldu. Milletçe bir taraftan bu afeti yaşarken ama bir taraftan da milli birlik ve beraberlik ruhu içinde, her düşünceye mensup insanın, sivil toplum kuruluşlarının, devletimizin tüm kuruluşlarının, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde büyük bir koordinasyon içinde şehirlerimiz yeniden ayağa kaldırıldı. Depremde hayatını kaybeden vatandaşlarımıza bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum." diye konuştu. Tunç, Yargıtay ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tarihsel kökleri itibarıyla Osmanlı Devletinin yüksek yargı geleneklerinden beslenen önemli kurumlar olduğunun altını çizdi. Yakın zamanda TBMM'de görüşülecek 12. Yargı Paketi'nin kanun yolunu ilgilendiren önemli düzenlemeler içerdiğine dikkati çeken Tunç, "Son 12. Yargı Paketi'nin içerisinde olacak önemli bir husus. Bunların yanında kanun yoluyla ilgili reform irademizi sürekli canlı tutuyoruz. Uygulamada ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda yeni adımlar atmaya da devam ediyoruz. 12. Yargı Paketi'nde bozma sonrası dosyaların öncelikli incelenmesi var. Sadece görev yönünden kararların bozulmasının önüne geçilerek yargılamaların uzamasının önüne geçilmesini amaçlayan taslak çalışmalarımız var." diye konuştu. YARGITAYDA 141 BİN DOSYA SONUÇLANDIRILDI Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Muhsin Şentürk de 2025'te temyiz incelemesi için gelen dosyalardan 113 bininin okunduğunu ve ilgili ceza dairelerine gönderildiğini belirterek, "Yaklaşık 20 bin itiraz dosyası incelenmiş, yapılan itirazların 1100'ü kabul edilmiş, kanun yararına bozma istemiyle gelen 8 bin dosya ilgili ceza dairelerine gönderilerek takibi yapılmıştır. 2025'te 141 bin dosya sonuçlandırılmıştır." dedi. Türkiye'de 187 aktif siyasi partinin bulunduğunu dile getiren Şentürk, "Bu partilerden 40'ı seçime girme yetkisini haizdir. 2025'te 28 yeni siyasi parti kurulmuşken 9 siyasi parti kapanmıştır. 2025'te 7 siyasi parti hakkında Anayasa Mahkemesine tüzük ihtarında bulunulmuştur. Siyasi partilere yönelik çalışmalarımız, şeffaflık ve açıklık ilkeleri kapsamında özenle yürütülmektedir." diye konuştu.

Adana’daki bıçaklı cinayette 10 yıl hapis cezası onandı Haber

Adana’daki bıçaklı cinayette 10 yıl hapis cezası onandı

Adana'nın merkez Seyhan ilçesinde kavga ettiği iş yeri sahibini bıçaklayarak öldüren sanığa "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan verilen 10 yıl hapis cezası Yargıtay tarafından onandı. YARGITAY 1. CEZA DAİRESİ KARARI ONADI Cemalpaşa Mahallesi'nde 6 Aralık 2022'de Uğur Uca'nın bıçaklanarak öldürülmesine ilişkin Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davanın 1 Aralık 2023'teki karar duruşmasında tutuklu sanık M.K'ye "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan verilen 10 yıl hapis cezasına ilişkin temyiz incelemesi, Yargıtay 1. Ceza Dairesince tamamlandı. Sanığın cezasını onayan dairenin kararında, yerel mahkemenin hükmünde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı belirtildi. Kararda, yargılama aşamasında eksiklik olmadığı ifade edilerek, şu değerlendirme yapıldı: "Hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilere uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu belirlenmiştir. Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda da hukuka aykırılık görülmediğinden oy birliğiyle temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verildi." OLAYIN GEÇMİŞİ Cemalpaşa Mahallesi'ndeki bir iş merkezinde çıkan ve bitişikteki motosiklet bayisine de sıçrayan yangının ardından dükkan sahibi Uğur Uca ile M.K. arasında bilinmeyen nedenle tartışma çıkmıştı. Tartışma sırasında Uca'yı bıçaklayarak öldüren M.K. tutuklanmıştı. Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanan sanık, "haksız tahrik altında kasten öldürme" suçundan 10 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı.

Yargıtay’dan Narin Güran cinayeti kararı Haber

Yargıtay’dan Narin Güran cinayeti kararı

Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde kaybolduktan 19 gün sonra cansız bedeni bulunan 8 yaşındaki Narin Güran'ın öldürülmesine ilişkin davada yargı süreci tamamlandı. Yargıtay, yerel mahkemenin verdiği ve istinaf mahkemesinin de hukuka uygun bulduğu kararı değerlendirdi. Yüksek Mahkeme, anne Yüksel Güran, amca Salim Güran ve ağabey Enes Güran hakkında "iştirak halinde çocuğa karşı kasten öldürme" suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezalarını onadı. NEVZAT BAHTİYAR YENİDEN YARGILANACAK Davanın seyri, cesedi dere yatağına gizlediğini itiraf eden Nevzat Bahtiyar açısından değişti. Yerel mahkeme Bahtiyar'a "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 4 yıl 6 ay hapis cezası vermişti. Ancak Yargıtay, bu kararı bozdu. Yüksek Mahkeme, Bahtiyar'ın eyleminin sadece delil karartmak olmadığını, sanığın "öldürmeye yardım etmek" suçundan yargılanmesi gerektiğine hükmetti. Bu karar doğrultusunda Nevzat Bahtiyar yeniden yargılanacak. CİNAYET VE YARGI SÜRECİ NASIL İŞLEDİ? Bağlar ilçesi Tavşantepe Mahallesi'nde 21 Ağustos 2024'te kaybolan Narin Güran'ın cansız bedeni, 8 Eylül'de Eğertutmaz Deresi'nde bir çuval içinde bulunmuştu. Soruşturma kapsamında aracında DNA örnekleri bulunan amca Salim Güran, anne Yüksel Güran, ağabey Enes Güran ve cesedi taşıdığını itiraf eden Nevzat Bahtiyar hakkında dava açılmıştı. 28 Aralık 2024'te görülen duruşmada aile üyelerine en ağır ceza verilirken, Bahtiyar'a daha hafif bir ceza takdir edilmişti. İSTİNAF SÜRECİ VE MUHALEFET ŞERHİ Dava dosyası istinaf incelemesi için Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi'ne taşınmış, mahkeme 26 Mayıs'ta verdiği kararla cezaları oy çokluğuyla onamıştı. Ancak mahkeme başkanı, karara muhalefet şerhi koyarak, kamera kayıtları, baz istasyonu verileri ve DNA bulgularının yetersiz incelendiğini, aile üyelerinin cinayeti birlikte işlediği kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu savunmuştu. Başkan, özellikle Nevzat Bahtiyar'ın hareketlerinin daha detaylı analiz edilmesi gerektiğini belirtmişti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise tebliğnamesinde cezaların onanmasını talep etmişti. BAĞLANTILI DOSYADA KARAR BOZULMUŞTU Ana dava Yargıtay aşamasındayken, cinayetle bağlantılı "suçluyu kayırma" davasında da önemli bir gelişme yaşanmıştı. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, 15 sanık hakkında verilen mahkumiyet kararlarını usulden bozmuştu. Mahkeme, "öncül suç" olan Narin Güran cinayeti davası kesinleşmeden, suçluyu kayırma suçundan hüküm kurulamayacağına karar vermişti.

Adana'da baba-oğul cinayetinde Yargıtay cezayı bozdu Haber

Adana'da baba-oğul cinayetinde Yargıtay cezayı bozdu

Yargıtay 1. Ceza Dairesi, Adana'da oğlunu bıçakla öldüren babaya verilen 20 yıl hapis cezasını bozdu. Merkez Seyhan ilçesi Yalmanlı Mahallesi'ndeki sulama kanalında 11 Kasım 2021'de cesedi bulunan 22 yaşındaki Ali E'yi öldürdüğü iddiasıyla tutuklanan baba M.E'ye, Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023'teki karar duruşmasında "haksız tahrik altında altsoydan akrabayı kasten öldürme" suçundan verilen 20 yıl hapis cezasına ilişkin temyiz incelemesi, Yargıtay 1. Ceza Dairesince tamamlandı. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanık M.E'ye verilen 20 yıl hapis cezasıyla ilgili hükmü bozdu. Kararda, sanığın uyuşturucu bağımlısı olan oğlunu olumsuz tavır takınması nedeniyle tedavi ettiremediği belirtildi. Maktulün bağımlılık nedeniyle çevresine agresif tavırlar sergilediği ve annesini birden fazla kez darbettiği ifade edilen kararda, şu değerlendirme yapıldı: "Suç tarihine kadar sanık da dahil olmak üzere tüm aile üyelerine yönelik birden fazla kez tehdit ve hakaret içerikli eylemleri bulunduğunun anlaşılması karşısında maktulden sanığa yönelen ve haksız tahrik oluşturan eylemlerin ulaştığı boyut dikkate alındığında haksız tahrik nedeniyle 18 yıldan 24 yıla kadar hapis cezası Türk Ceza Kanunu'nun 29/1. maddesi uyarınca makul oranda ceza indirimi yapılması gerekirken asgari oranda indirim tatbik edilmesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur." Tutuklu sanık M.E'nin yargılamasına gelecek günlerde Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince yeniden başlanacak. OLAYIN GEÇMİŞİ VE İLK YARGILAMA Merkez Seyhan ilçesi Yalmanlı Mahallesi'ndeki sulama kanalında 11 Kasım 2021'de cesedi bulunan 22 yaşındaki Ali E'yi öldürdüğü iddiasıyla gözaltına alınan baba M.E. ile "cesedin ortadan kaldırılmasına" yardım ettikleri öne sürülen anne A.E, üvey anne R.S. ile enişte M.Ö. tutuklanmıştı. R.S, A.E. ve M.Ö, 5 Ocak 2022'de tahliye edilmişti. Adana 8. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023'teki karar duruşmasında mahkeme heyeti, "altsoydan akrabayı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdiği M.E'nin cezasını, eylemini "haksız tahrik altında" işlediği gerekçesiyle 20 yıla indirmişti. Mahkeme, cesedi saklamaya yardım ettikleri gerekçesiyle M.Ö'yü "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirmek" suçundan 7 ay 15 gün, A.E. ve R.S'yi ise 5'er ay hapse çarptırıp, 3 sanığın cezası için hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetmişti. Sanıklara verilen cezalara ilişkin istinaf incelemesi, 1 Şubat 2024'te Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince tamamlanmış, istinaf sanıklara verilen cezaları hukuka uygun bulup, temyiz incelemesi için dosyayı Yargıtay'a göndermişti.

Yargıtay'dan emsal karar: "Yüz binlerce çalışan haklarını geri alacak" Haber

Yargıtay'dan emsal karar: "Yüz binlerce çalışan haklarını geri alacak"

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, 29 Mayıs 2025 tarihli kararında, pandemi döneminde uygulanan ücretsiz izin sürelerinin kıdem tazminatı ve yıllık izin hakkı hesaplamasında hangi şartlarda dikkate alınacağını açıkladı. Karara göre, 4857 sayılı İş Kanunu’na eklenen geçici 10/2 maddesi kapsamında ücretsiz izinde geçirilen süreler, bildirim süresine eklenen 6 haftayı aşmamak kaydıyla hizmet süresinden sayılacak. Bu sürenin üzerindeki ücretsiz izinler ise hesaba dahil edilmeyecek. "Yüz binlerce çalışan haklarını geri alacak" Konuya ilişkin açıklama yapan Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, kararın işçiler için tarihi bir dönüm noktası olduğunu vurguladı. Karakaş, “Bu kararla birlikte yüz binlerce çalışan eksik ödenmiş olan kıdem tazminatını ve yıllık iznini alabilecek. Daha önce bu süreler işçilerin hiç çalışmamış gibi değerlendirilmesi büyük mağduriyet yaratıyordu. Yargıtay adil ve dengeli bir karar verdi” dedi. İşverenler ve işçiler için yol haritası Karakaş, işçilerin haklarını alabilmeleri için öncelikle işverenlerine başvurmaları gerektiğini, talep reddedildiği takdirde ise emsal karar sayesinde dava açarak kazanabileceklerini belirtti. Ayrıca işten ayrılmış işçiler için 5 yıllık zaman aşımı süresinin bulunduğunu hatırlatarak, “İşverenler dava açılmadan hakları öderse gereksiz masraf yapmamış olur. Aksi halde mahkemede işçiler lehine karar çıkacaktır” dedi. Bir yıllık çalışma şartı ve yıllık izin hakkı Karakaş, özellikle bir yılını doldurmadan ücretsiz izne çıkarılan işçilerin durumuna dikkat çekti: “Fiili olarak 9 ay çalışmış ve kalan süreyi ücretsiz izinde geçirmiş işçiler normalde kıdem tazminatına hak kazanamıyordu. Ancak Yargıtay’ın bu kararıyla birlikte bu süreler hesaba katıldığında işçiler hem kıdem tazminatını hem de kullanamadıkları yıllık izinlerini talep edebilecek.”

Hiranur Vakfı davasında karar! Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’ye artırılmış hapis cezası Haber

Hiranur Vakfı davasında karar! Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli’ye artırılmış hapis cezası

Hiranur Vakfı kurucusu Yusuf Ziya Gümüşel'in kızı H.K.G.'nin 6 yaşında evlendirilmesine ilişkin görülen duruşmada Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi tutuklu sanıkların cezalarını arttırdı. Sanık Kadir İstekli'ye 37 yıl, baba Yusuf Ziya Gümüşel'e ise 19 yıl 9 ay hapis cezası verdi. YARGITAY'IN BOZMA KARARI SONRASI YENİDEN GÖRÜLDÜ 2023 yılında Anadolu 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen dava, karara bağlanmıştı. Mahkeme heyeti, "zincirleme şekilde çocuğun nitelikli cinsel istismarı" suçundan tutuklu olan sanık Kadir İstekli'yi 30 yıl, aynı suçtan tutuklu sanık baba Yusuf Ziya Gümüşel'e 20 yıl hapis cezasına hükmetmişti. Tarafların, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nin tasvip kararına itiraz etmesi üzerine dosya Yargıtay'a gönderilmişti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Yusuf Ziya Gümüşel ve Kadir İstekli getirildi. Duruşmaya taraf avukatları, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Sanıklar ve avukatları Yargıtay'ın bozma kararına uyulmasını talep etti. Heyet, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin bozma ilanına uyulmasına karar vererek duruşmaya devam etti. Esasa ilişkin mütalaasını açıklayan Cumhuriyet savcısı, sanıkların suç istinadının cezalandırılmasını istedi. Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık Kadir İstekli'yi "zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı" suçundan 22 yıl hapis, "nitelikli cinsel saldırı" suçundan ise 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. Sanık Yusuf Ziya Gümüşel hakkında ise "zincirleme şekilde çocuğun cinsel istismarı" suçundan 19 yıl 9 ay hapis cezası verildi.

Yargıtay'dan 15 Temmuz paylaşımı için emsal karar: 'Darbe iyidir iyi' diyen sanığın cezası onandı Haber

Yargıtay'dan 15 Temmuz paylaşımı için emsal karar: 'Darbe iyidir iyi' diyen sanığın cezası onandı

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) 15 Temmuz 2016'daki hain darbe girişimi sırasında sosyal medya üzerinden darbeyi öven paylaşımlarda bulunan bir kişi hakkındaki hukuki süreç, Yargıtay'ın son noktayı koymasıyla tamamlandı. Yıllar süren dava, Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin yerel mahkemenin verdiği mahkumiyet kararını onamasıyla sonuçlandı. DARBE GİRİŞİMİ SIRASINDA "DARBE İYİDİR" PAYLAŞIMI YAPMIŞTI Dava dosyasına göre, bir sanık 15 Temmuz 2016 gecesi sosyal medya hesabından "Darbe girişimi toplumun ve ülkenin refahı düşüncesiyle yapılmıştır" ve "darbe iyidir iyi" şeklinde paylaşımlar yaptı. Darbe girişiminin bastırılmasının ardından ise "Darbeyi def edenler gün gelecek 'darbe keşke olsaydı' diyecek" şeklinde yorumlar yazdı. Bu paylaşımlar üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı, şahıs hakkında "suçu ve suçluyu övme" suçundan dava açtı. YARGITAY CEZAYI ONADI, HATTA 'AZ BİLE' DEDİ Karşıyaka 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan yargılama sonucunda sanığa 3 bin 750 TL adli para cezası verildi. Kararın istinaf mahkemesi tarafından da onanmasının ardından dosya temyiz için Yargıtay'a taşındı. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesi, sanık hakkındaki hükmü onadı. Yargıtay'ın kararında, yerel mahkemenin verdiği cezanın yerinde olduğu ancak suçun işlendiği andaki "kamu düzeni tehlikesi" göz önüne alındığında cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak verilmesinin isabetli olduğu belirtildi. Yüksek mahkeme ayrıca, cezanın üst sınırdan verilmesi gerektiğini ancak aleyhe bir temyiz başvurusu olmadığı için kararı bu yönde bozmadığını da kararına ekledi. KARARIN GEREKÇESİ: "AÇIK VE YAKIN TEHLİKE" Yargıtay, onama kararının gerekçesinde, sanığın paylaşımları yaptığı tarih ve saat itibarıyla ülkede "kamu düzeni bakımından açık ve yakın tehlikenin bulunduğu"nun altını çizdi. Oluşan toplumsal infial de göz önüne alındığında, cezanın orantılılık ilkesi çerçevesinde doğru bir şekilde belirlendiği ve sanığın temyiz itirazlarının yerinde görülmediği kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.