#yasak

İLKHABER-Gazetesi - yasak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, yasak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Son dakika: 15 Yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı geliyor Haber

Son dakika: 15 Yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı geliyor

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, sosyal medyada çocukların korunmasına yönelik yeni düzenleme çalışmalarını açıkladı. Bakan Göktaş, 15 yaşından küçük çocukların sosyal ağlara erişimini engelleyecek yükümlülüklerin sosyal ağ sağlayıcılarına getirilmesini önerdiklerini söyledi. Dijital dünyanın, çocukların ilk oyun bahçesi, gençlerin ilk sosyalleşme alanı ve ailelerin birincil iletişim kanalı haline geldiğini belirten Göktaş, "Özellikle çocukların, dijital dünya ile yoğun ve sürekli bir etkileşimi dikkati çekiyor. Çocuğun psikolojik bütünlüğü, artık fiziksel ve sosyal çevre kadar dijital çevre tarafından da şekilleniyor." diye konuştu. Çocukların bir zaman sonra tehlikeleri göz ardı ettiğine ve kişisel sınırlarını hiçe saydığına dikkati çeken Göktaş, şunları kaydetti: "Bugün çocuklarımızın karşı karşıya kaldığı sorunları, 4 başlık altında toplayabiliriz. Birincisi, güvenlik problemi. Araştırmalar, internete erişimi olan her 10 çocuktan 6'sının her gün tanımadığı kişilerle iletişim kurduğunu gösteriyor. Akran zannettikleri tanımadıkları bu kişiler, yetişkinler olabiliyor veya farklı amaçlar taşıyabiliyor. İkinci sorun ise depresyon, kaygı, özdeğer eksikliğidir. Dünya Sağlık Örgütüne göre, sosyal medya kullanımı ergenlerde depresyon riskini yüzde 35 artırıyor. UNICEF'e göre, 14-17 yaş arası gençlerin yüzde 46'sı, sosyal medya paylaşımları yüzünden kendini yetersiz hissediyor. Yani 30 çocuğun 13'ü, aynaya bakarken kendini eksik hissediyor. Türkiye'de yapılan saha araştırmalarında ergenlerin yüzde 60'ından fazlası 'sosyal medyada başkalarının hayatıyla kendimi karşılaştırıyorum' diyor. Üçüncü sorun yine UNICEF'e göre, her üç çocuktan biri internette siber zorbalığa maruz kalıyor. Algoritmalar, şiddet ve taciz içeren içeriklere maruz kalmayı kullanım alışkanlıklarına dayanarak artırabiliyor, bu da dijital güvenlik risklerini büyütüyor. Dördüncü sorun dikkat süresi, dürtüsellik ve öğrenme becerisidir. Bugün çocukların dikkatini darmadağın eden sosyal medya, dürtüselliği artırıp sabırlarını azaltıyor. Çocukların ortalama dikkat süresi, son on yılda en az yüzde 30 oranında azaldı. Artık bir çocuğun konuya odaklanma süresi sekiz saniyeyi geçmiyor." Çocukların güvenliğini sağlamanın, dijital farkındalık oluşturmanın ve bilinçli kullanım alışkanlıkları kazandırmanın atılması gereken en kritik adım olduğunu belirten Bakan Göktaş, Türkiye Çocuk Hakları Strateji Belgesi ile dijital ortamda çocukların haklarını koruyan politikaları hayata geçirdiklerini söyledi. Geçen yıl gerçekleştirdikleri Dijital Bağımlılık ve Aile Çalıştayı'nın bu alandaki sorunlara çözüm üretmek için önemli veriler sağladığının altını çizen Göktaş, "Bu çalıştayda, alanında uzman olan isimlerin yanında ebeveynleri ve çocukları da dinledik. Onların deneyimleri ve sahadan gelen gözlemler, dijital dünyanın aile yapısı üzerinde ne denli güçlü bir etkisi olduğunu bir kez daha ortaya koydu." dedi. 2 BİN 819 İÇERİK HAKKINDA İŞLEM YAPILDI Dost Uygulamalar (DUY) ihbar platformuyla çocuklar için güvenli bir dijital alan oluşturduklarını belirten Göktaş, Sosyal Medya Çalışma Grubuyla, zararlı içerikleri tespit ettiklerini ve bugüne kadar 2 bin 819 içerik hakkında işlem yaptıklarını söyledi. Göktaş, yaptıkları incelemelerde, bazı platformlarda 18 yaş altı çocukların zorbalık, şiddet, cinsel istismar, ensest, intihar ve madde bağımlılığı gibi ağır içeriklere hiçbir filtre olmadan maruz kaldığını tespit ettiklerini bildirdi. Türkiye'de, içeriklerle ilgili şikayetlerini iletecek temsilcisi bulunmayan platformlara erişim engeli istediklerini belirten Göktaş, "Böyle bir uygulamaya gitmek istemezdik. Fakat çocuklarımızın sağlıklı bir ortamda büyümelerini sağlamak, zihin dünyalarını temiz tutmak ve zararlı içeriklerden korumak en önemli önceliğimizdir. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın takdirleriyle ilan ettiğimiz 2025 Aile Yılı'nda dijital dünyada aileyi koruyan ve güçlendiren çalışmalarımıza hız kazandırdık. Dijital ve teknoloji bağımlılığı alanında bu yıl 532 etkinlik, farkındalık programları gerçekleştirdik." ifadelerini kullandı. Dijital Dünyada Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin ilk imzacısı olarak, çocukların dijital haklarının korunmasında ulusal ve uluslararası farkındalığa öncülük ettiklerini ifade eden Göktaş, bu alandaki çalışmalarını, daha sistematik ve kapsayıcı politik adımlarla sürdüreceklerini söyledi. Bu kapsamda 2025-2029 dönemini kapsayacak Dijital Dünyada Çocukların Güçlendirilmesine Yönelik Eylem Planı çalışmalarını tamamladıklarını bildiren Göktaş, "Önümüzdeki günlerde eylem planımızın detaylarını kamuoyuyla paylaşacağız." dedi. Çocukların dijital güvenliğini desteklemek için "Çocuklar Güvende" internet sitesini çok yakında kullanıma açacaklarını vurgulayan Göktaş, bu platformla, çocuklara ve ailelerine güvenli içerik ve rehberlik hizmetlerini tek çatı altında toplayacaklarını söyledi. "YASAKLAYICI DEĞİL, DENETLEYİCİ ROL ÜSTLENMEK GEREKİYOR" Birçok ülkenin, çocukları dijital ortamda karşılaşabilecekleri risklerden korumak için ciddi tedbirler aldığını vurgulayan Göktaş, şöyle konuştu: "Avustralya'da 16 yaşın altında çocukların sosyal medyaya erişimi yasaklandı. Benzer bir yasağın İngiltere’de de gelmesi tartışılıyor. Fransa'da 15, İtalya'da 14, Danimarka'da ve Belçika'da ise 13 yaşından küçük çocuklar ebeveyn izni olmadan hesap açamıyor. Bu alanda ülkemize özgü bir model geliştirmek için geçtiğimiz sene altyapı çalışmalarını başlattık. Küresel örnekleri, özellikle İngiltere ve Avustralya'daki en gelişmiş düzenlemeleri inceledik. Sivil toplum kuruluşları ve sosyal medya platformlarının temsilcileriyle sık sık bir araya geldik. Yürüttüğümüz çalışmalar neticesinde, dijital medya ve oyun platformlarına dair yasal bir düzenlemenin yapılmasının elzem olduğunu gördük. Yasal düzenleme ile yasaklayıcı değil, alanı düzenleyici ve denetleyici bir rol üstlenmek gerekiyor. Bu düzenlemeyle sosyal ağ sağlayıcılarına 15 yaşından küçük çocuklara kesin olarak hizmet sunmama ve hesap açmama yükümlülüğü getirilmesini öneriyoruz ve bunu yerine getirirken 'sadece beyana dayalı olmayan' yaş doğrulama mekanizmalarını kullanma yükümlülüğü getirmenin önemli olacağını düşünüyoruz." Göktaş, çocukların çevrim içi güvenliğini artırmak için güçlü ebeveyn denetim araçlarına kolay erişimi temel bir gereklilik olarak gördüklerini söyledi. Zararlı içerikler ve çocuklara yönelik reklamlar için etkili filtreleme sistemlerinin kurulmasını tavsiye eden Göktaş, yasa dışı veya çocuklara zararlı içeriklerin, mahkeme kararına gerek kalmadan hızlıca kaldırılmasını önerdi. "HIZLI İŞLEYEN ŞİKAYET MEKANİZMASININ OLUŞTURULMASINI GEREKLİ GÖRÜYORUZ" Ayrıca platformların kendi risk analizlerini yaparak, bu tür içerikleri tespit edip, kaldırmaları için önleyici tedbirler alma yükümlülüğü getirilmesini isteyen Göktaş, sözlerini şöyle sürdürdü: "Yine veri ihlalleri, yasa dışı veya zararlı içerikler için 7/24 erişilebilir, hızlı işleyen bir şikayet mekanizmasının oluşturulmasını gerekli görüyoruz. İlgili ağ sağlayıcılara periyodik raporlama yükümlülüğü getirilmesini istiyoruz. Bu raporların, sistemlerin etkinliği, şikayet yönetimi, risk analizleri ve güvenlik önlemlerine dair bilgileri kamuoyuna şeffaf biçimde sunulmasını önemli buluyoruz. Bakanlık olarak, yasal bir düzenlemeyle, az önce bahsettiğim bu kritik adımların hayata geçmesi için siz değerli milletvekillerimizin güçlü desteğini bekliyoruz. Böylece çocuklarımızı dijital dünyanın gölgesine değil. Güvenli bir geleceğe taşıyacak iradeyi hep birlikte ortaya koyabiliriz. Sayın Cumhurbaşkanı'mızın da sıklıkla dile getirdiği gibi 'Gençlerimizin, çocuklarımızın sosyal medyanın karanlık dehlizlerinde yitip gitmelerine seyirci kalamayız.' Bizler, çocuklarımız dijital dünyanın sunduğu fırsatlardan yararlanırken, onların ruhunu, zihnini ve kimliğini korumakla yükümlüyüz. Çocuklarımızın hayallerini algoritmalara, değerlerini sahte ideallere, güzelliklerini filtrelere teslim edemeyiz. Bu anlamda sizlerin kıymetli görüşleri ve önerileri bizler açısından son derece değerlidir. Komisyonunuzun bu alanda hazırlayacağı rapor bizim için yol gösterici olacaktır." "EBEVEYNLER ÇEVRİM İÇİ ETKİLEŞİMLERİNİ DÜZENLİ OLARAK TAKİP ETMELİDİR" TBMM Dijital Mecralar Komisyonu Başkanı Nazım Elmas da, hayatın her alanını etkileyen internet ve sosyal medyanın, yetişkinlerin hayatlarını etkilediği gibi çocukların hayatlarını da büyük ölçüde etkileyen faktörler haline geldiğini söyledi. Elmas, internet ve dijital ortamın her zaman çocukların haklarını, güvenlerini ve sağlıklı biçimde yetişmelerini dikkate alarak tasarlanmadığından, çocukların yasa dışı veya zararlı içeriklere maruz kalma riskini bünyesinde barındırdığını belirtti. Dijital ortamın çocuklar bakımından önemli fırsatlar barındırmakla birlikte ciddi tehdit ve riskleri de beraberinde getirdiğine dikkati çeken Elmas, şu ifadeleri kullandı: "Özellikle ebeveynler çocuklarına dijital ortamda nasıl güvenli hareket edeceklerini öğretmeli ve çocuklarının çevrim içi etkileşimlerini düzenli olarak takip etmelidir. Bir diğer ifadeyle etkili ebeveyn denetimleri ve çevrim içi güvenlik önlemleri, çocukların güvenliği ve sağlıklı gelişimini sağlamak için potansiyel çevrim içi risklerden korunmasında büyük önem taşımaktadır." Toplantıda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Çocuk Hizmetleri Genel Müdürü Ayşegül Yıldırım Kara ve Hukuk Hizmetleri Genel Müdürü Özge Aydiş Toy da sosyal medya düzenlemelerine ilişkin çalışmalara yönelik bilgilendirme yaptı. "DİJİTAL İSTİSMAR OLDUĞUNDA ÇOCUKLARI DEVLET KORUMASI ALTINA ALIYORUZ" Bakan Göktaş, "Dijital istismar olduğunda çocukları devlet koruması altına alıyoruz. Görüyoruz bazıları çocuklarını dans ettiriyor, karşılığında para alıyorlar. Bu konuda biz hemen müdahil oluyoruz, suç duyurusu yapıyoruz." dedi. Göktaş, Dijital Mecralar Komisyonunda, Bakanlığının çalışmalarına ilişkin bilgi vermesinin ardından milletvekillerinin sorularını yanıtladı. Çocuklara güvenli bir gelecek bırakmanın önemine değinen Göktaş, çocuklar için dijital ortamlarda güvenli içerikler üretilmesi için çabaladıklarını söyledi. Sosyal medya platformlarındaki içerik üretimlerine değinerek, bu bağlamda Çinli mevkidaşıyla yaptığı görüşmede TikTok ile ilgili yaptıkları düzenlemeyi sorduğunu aktaran Göktaş, "Bizde 'TikTok yok.' dedi. Halbuki biliyoruz ki Çin sosyal medyası ve ülkemizde maalesef furyası yüksek ancak içerik kaldırmada da en hızlı çalıştığımız platform orası. Gerçekten pazar çok büyük, kimse payını kaybetmek istemiyor. Birlikte çalışmayı elbette önemsiyoruz ama çok geç kalmadan, çok hızlı adım atmamız lazım. Dünyanın değiştiği bir dönemde bizim 1-0 geriden gelmememiz lazım." dedi. İçeriklerin düzeltilmesi için düzenleyici önlemler alınması gerektiğini, dijital platformların kendilerine çekidüzen vermesi gerektiğini belirten Göktaş, "Çünkü maalesef tıklanma uğruna oluşan içerikleri kontrol etmekte zorlanıyor anne babalar. Biz bunu çok iyi anlıyoruz. Burada toplumsal sorumluluk olduğunu bir kez daha vurgulamak istiyorum." ifadesini kullandı. Göktaş, "Dijital istismar olduğunda çocukları devlet koruması altına alıyoruz. Görüyoruz bazıları çocuklarını dans ettiriyor, karşılığında para alıyorlar. Bu konuda biz hemen müdahil oluyoruz, suç duyurusu yapıyoruz." açıklamasını yaptı. Eylem planlarında ve eğitim programlarında bağımlılıkla mücadeleye özel önem verdiklerini belirten Göktaş, "İlk Öğretmenim Ailem uygulamasını uygulamaya koyduk. İçerisinde aileleri bilgilendirici eğitim programları yer alıyor. Dijital medyada 'unutulma hakkı' ile ilgili çalışmalarımız var. İçeriklere hızlı müdahale edilebilen sistem kurgulamamız şart." ifadelerini kullandı. Oyunlar konusunda da çalışmalarının olduğunun bilgisini veren Göktaş, dünyanın hızla değiştiği dönemde, hızlı önlem alınmazsa bir jenerasyonun kaybedileceğini söyledi.

4 ilde denize girişler yasaklandı! Denize girmek nerelerde yasak? Haber

4 ilde denize girişler yasaklandı! Denize girmek nerelerde yasak?

Olumsuz hava koşulları nedeniyle bazı illerde denize girişler geçici olarak yasaklandı. İstanbul, Tekirdağ, Sakarya ve Kırklareli’de belirli sahillerde can güvenliği gerekçesiyle uygulanan deniz yasağı vatandaşların gündeminde. Peki, denize girmek hangi il ve ilçelerde yasaklandı? İstanbul’da denize girmek yasaklandı İstanbul Beykoz Kaymakamlığı, Karadeniz’e kıyısı olan plaj ve sahillerde 14-17 Ağustos 2025 tarihleri arasında denize girmenin yasaklandığını duyurdu. Yetkililer, dalga boyunun yüksekliği ve şiddetli rüzgar nedeniyle bu kararın alındığını belirtti. Tekirdağ’da 4 ilçede kısıtlama Tekirdağ Valiliği, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine dayanarak Marmaraereğlisi Sultanköy Mahallesi, Şarköy ve Süleymanpaşa ilçelerinde 14-16 Ağustos 2025, Saray ilçesinde ise 14-15 Ağustos 2025 tarihleri arasında denize girmenin yasaklandığını açıkladı. Sakarya’da sahillere kırmızı bayrak Sakarya Büyükşehir Belediyesi, rip akıntısı ve yoğun dalga nedeniyle Karasu, Kocaali ve Kaynarca sahillerine 13-17 Ağustos 2025 tarihleri arasında kırmızı bayrak çekileceğini duyurdu. Kırklareli Vize’de 4 günlük yasak Kırklareli’nin Vize ilçesinde olumsuz hava şartları nedeniyle 12-15 Ağustos 2025 tarihleri arasında denize giriş yasaklandı. Yetkililer, vatandaşları can güvenliği için sahillere yaklaşmamaları konusunda uyardı.

Havai fişek kutlamaları doğayı tehdit ediyor, uzmanlar uyarıyor Haber

Havai fişek kutlamaları doğayı tehdit ediyor, uzmanlar uyarıyor

Yapılan araştırmalara göre orman yangınlarının yüzde 90’ı insan kaynaklı. Yüksek sıcaklık, düşük nem ve rüzgâr gibi elverişsiz hava koşullarında en ufak bir ihmal bile büyük yangınlara yol açabiliyor. Kutlama amaçlı atılan bir havai fişek ya da yakılan bir meşale de geri dönülemez zararlara neden olabiliyor. Havai fişeklerin patlama sesi yalnızca gökyüzünü değil, ormanda yaşayan canlıları da etkiliyor. Gürültüden ürken yaban hayvanları yuvalarını terk ederken, yangınlara yakalanma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Bu durum, ekosistemin dengesini bozmakla kalmıyor, geleceğimiz için hayati öneme sahip doğal yaşam alanlarının yok olmasına da zemin hazırlıyor. İstanbul’da yasak getirildi İstanbul Valiliği, orman yangınlarını önlemeye yönelik olarak kent genelinde havai fişek, işaret fişeği ve meşale gibi patlayıcı ve yanıcı maddelerin satışı ile kullanımını 28 Ekim’e kadar yasakladı. Yetkililer, bu yasağın İstanbul’un ormanlarını ve yaban hayatını korumak adına önemli bir adım olduğunu belirtti. Ancak uzmanlar, bu tür yasakların yalnızca belirli şehirlerde ve geçici sürelerle değil, ülke genelinde ve kalıcı şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekti. WWF-Türkiye Genel Müdürü Ömür Kula da konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Kutlamalar, doğaya zarar vermeden de yapılabilir. Havai fişek gibi keyfi araçlar hem orman yangınlarına neden oluyor hem de yaban hayatını tehdit ediyor. Doğaya duyarlı eğlence biçimlerini benimsemek, gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmanın ön koşuludur” ifadelerini kullandı.

Ormanlara giriş yasağı ve yangınla mücadele sürüyor Haber

Ormanlara giriş yasağı ve yangınla mücadele sürüyor

Ülkemizde son günlerde olumsuz hava koşulları nedeniyle çıkan ve devam eden orman yangınları ile mücadele sürerken, riskin gelecek günlerde de devam edeceği öngörülüyor. Bu kasamda; Hatay'da orman yangınlarıyla mücadelede il sınırları içerisinde yer alan orman parkları dahil olmak üzere tüm ormanlık alanlara girişlerin 30 Temmuz 2025 tarihine kadar yasaklandığı hatırlatıldı. Konuyla ilgili yapılan hatırlatmada, "İlimizdeki ormanlarda yetkili idarelerin gözetim ve denetiminde bulunan Yayladağı, Belen Sarımazı, Kırıkhan, Sarıseki, Kınalıtepe, Müftüler, Resulosman, Güzelyayla Köyü, Kisecik, Eriklikuyu ve Yazılıtaş orman parkları ile ormanlık alanlara girişler yasak. Orman parkları başta olmak üzere tüm orman sınırları içerisinde ateşli piknik ve kamp yapılmasına, çadır kurulmasına, STK'lar veya turizm acentaları tarafından planlaması yapılmış etkinliklere izin verilmeyecektir" denildi. Hatay Orman Bölge Müdürü İlkay Günay da, orman yangınlarına karşı tedbirlerin kararlılıkla sürdüğünü belirtti. Günay, "Meydana gelen yangınlarla mücadelede devletimiz, tüm kurum ve birimleriyle tam bir eş güdüm ve koordinasyon içinde gerekli tüm tedbirleri almıştır. Ancak orman yangınlarını önlemenin en etkili yolu, her bir vatandaşımızın sorumluluk bilinciyle hareket etmesidir. Yangına sebep olabilecek en küçük ihmallerden dahi kaçınarak, doğamızı ve geleceğimizi birlikte koruyalım" dedi. Bu arada Mersin’in Silifke ilçesi Çadırlı Kocapınar mevkiinde 26 Temmuz 2025 gecesi 01.50’de başlayan ve saat 02.00 itibarıyla müdahale edilen orman yangını, ekiplerin yoğun çalışmaları sonucunda 27 Temmuz 2025 Pazar günü saat 09.00 itibarıyla kontrol altına alındı. Söndürme çalışmalarına Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiye ekipleri ve gönüllüler de destek verdi. Yangına, 4 yangın söndürme uçağı, 8 helikopter, 190 kara aracı ve 594 personel ile etkin bir şekilde müdahale edildi. Yangın bölgesinde soğutma çalışmaları titizlikle devam ederken, dumandan etkilenme ve düşme nedeniyle aralarında görevlilerin de bulunduğu 21 kişi hastaneye sevk edildi. Bunlardan 19’u tedavilerinin ardından taburcu edilirken, 2 orman işçisinin tedavisinin hastanede devam ettiği öğrenildi. Yangından etkilenen bölgelerde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü ile Afet ve Acil Durum Müdürlüğü ekipleri tarafından hasar ve zarar tespit çalışmalarına başlandı.

Gümüşhane’de yaz boyunca ormanlık alanlara giriş yasağı Haber

Gümüşhane’de yaz boyunca ormanlık alanlara giriş yasağı

Gümüşhane'de yaz sıcakları ve kuraklık nedeniyle 15 Temmuz-1 Ekim tarihlerinde ormanlık alanlara girişler yasaklandı.Gümüşhane Valiliği, 15 Temmuz 1 Ekim tarihlerinde ormanlık alanlara girişleri geçici olarak yasakladı. Kararın, artan sıcaklık ve kuraklıkla birlikte yükselen yangın riskine karşı alındığı bildirildi. Karara göre ormanlık alanlarda mangal, semaver ve kamp ateşi yakmak kesin olarak yasaklanırken, izinsiz giriş yapanlara idari ve adli işlem uygulanacağı belirtildi. Yasaktan; görevli kamu personelleri, arıcılar, çobanlar, AVBİS sistemine kayıtlı ve izin verilen günlerde ava çıkan avcılar ile Milli Parklar Müdürlüğü'nün izin verdiği av turizmi organizasyonlarına katılanlar muaf tutuldu.Öte yandan, girişlere açık tutulacak alanlar da belirlendi. Yasak kapsamı dışında kalan ve halkın girişine açık olacak alanlar ise şöyle sıralandı: "Gümüşhane Konaklamasız Orman Parkı (Kent Ormanı), Yayladere Konaklamasız Orman Parkı, Karşıyaka Tabiat Parkı, Kelkit Ünlüpınar Konaklamasız Orman Parkı, Köse Tabiat Parkı, Kürtün Kavraz Konaklamasız Orman Parkı, Çiğillice Konaklamasız Orman Parkı, Taşlıca Konaklamasız Orman Parkı, Çağlayandibi Şelalesi Tabiat Parkı, Şiran Karaca Konaklamasız Orman Parkı, Şiran Tabiat Parkı, Torul Ayanosa Konaklamasız Orman Parkı, Soğuksu Konaklamasız Orman Parkı, Torul Kale Konaklamasız Orman Parkı, Altınpınar Limni Konaklamasız Orman Parkı, Limni Gölü Tabiat Parkı ve Artabel Göller Tabiat Parkı". Valilik, vatandaşlardan orman yangınlarına karşı duyarlılık göstermelerini isterken, alınan tedbirlere uymayanlar hakkında 6831 sayılı Orman Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu hükümleri çerçevesinde idari ve adli işlem yapılacağını vurguladı.

Ticaret Bakanlığı'ndan sert önlem: Anne sütü satışı yasaklandı Haber

Ticaret Bakanlığı'ndan sert önlem: Anne sütü satışı yasaklandı

Ticaret Bakanlığı, bebeklerin sağlığı açısından büyük risk taşıyan anne sütü ticaretine karşı harekete geçti. Yapılan açıklamada, anne sütünün perakende ve elektronik ticarete konu edilerek satılmasının yasaklandığı duyuruldu. Bakanlık, bebeklerin sağlıklı büyüme ve gelişimi için hayati öneme sahip olan ve ikamesi bulunmayan anne sütünün; bireyin sağlık durumu, beslenme alışkanlıkları ve geçmiş enfeksiyon öyküsü gibi birçok kişisel faktörden etkilendiğine dikkat çekti. Uygun koşullarda sağılmayan, taşınmayan ve saklanmayan anne sütünün tüketiminin ise bebek sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığı ve kamu sağlığını tehdit ettiği vurgulandı. İhbarlar arttı Son dönemde özellikle Facebook, Instagram gibi sosyal medya platformlarında anne sütünün bireylerce satışa sunulduğuna dair Bakanlığa çeşitli bildirimler ulaştı. Bu durumun doğurabileceği sağlık riskleri göz önünde bulundurularak, kamu sağlığını korumak amacıyla yeni bir karar alındı. Yasağa uymayanlara ceza Karar kapsamında; Anne sütünün perakende satışa ve e-ticarete konu edilmesi yasaklandı. Yorum, ilan, tanıtım ve forum gibi dijital ortamlarda anne sütü alım-satımına yönelik içeriklerin paylaşılması ve bu tür işlemlere aracılık edilmesi de yasağa dahil edildi. 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun uyarınca, bu yasağa aykırı davranan kişiler ve dijital platformlar hakkında, her bir ihlal için 684.214 TL’ye kadar idari para cezası uygulanabilecek. Ticaret Bakanlığı, toplum sağlığının korunması amacıyla alınan bu karara hassasiyetle uyulması gerektiğini belirterek, kamuoyunu uyardı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.