#Yenidoğan Çetesi Davası

İLKHABER-Gazetesi - Yenidoğan Çetesi Davası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yenidoğan Çetesi Davası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme Haber

Yenidoğan Çetesi davasında yeni gelişme

Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi'nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştiren doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın'ın ölümüne neden olduğu iddialarına ilişkin 7 sanıklı davada mahkeme ara kararını açıkladı. Heyet, tutuklu sanık Orhan G.'nin tahliyesine hükmetti. Öte yandan, maktul Semanur Aydın'ın müşteki ailesi, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu. Duruşma, eksiklerin giderilmesi için erteledi. Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Şafak Hastanesi'nde, hekimlik yapması yasak olmasına rağmen mide küçültme ameliyatı gerçekleştiren doktorun 25 yaşındaki Semanur Aydın'ın ölümüne neden olduğu iddialarına ilişkin yargılama bugün başlıyor. Erol V.'nin de aralarında bulunduğu 6'sı tutuklu 7 sanık, ilk kez hakim karşısına çıktı. Bakırköy 19. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya, 5'i tutuklu 7 sanık ile tarafların avukatları hazır bulundu. Ayrıca, 1 tutuklu bir sanık da duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla bağlandı. ''MAKTUL, HER TÜRLÜ RIZAYI KABUL ETTİĞİNİ BELİRTEN KAĞIDI İMZALADIKTAN SONRA HASTANEDEN ÇIKIŞ YAPTI'' Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V. meslekten men edildiği zaman sağlık turizmi işine başladığını, bu nedenle Şafak Hastanesine hasta götürdüğünü, obezite üzerine çalıştığını ve maktulün kendisine referansla ulaştığını belirterek, ''Maktule ön değerlendirme yaptım. Maktul, obezite kriterlerine uygundu. Cerrahi işlemi yapacak uzmanın müsaitliğine göre gün verdim. Maktulü, 18 Aralık 2023 günü doktor Şaban C. ameliyat etti. Maktul, ayın 20' sinde ise taburcu edildi. Sağlık turizminde hasta giriş, çıkışında hastanın tüm süreçlerine dahil oluyoruz, tüm tetkikleri hastaya anlatıyoruz, süreci hastayla beraber takip ediyoruz. 26 Aralık' ta, hasta şikayetlerinin başlamasıyla bizimle irtibata geçti. Hemen doktor Şaban C.'yi bilgilendirdim ve onun talimatıyla hastayı hastaneye yatırdık. Ayın 27'sinde ise gereken tüm tıbbi tedavileri hastaya uyguladık. Tetkiklerin çoğu yapılmış ancak sonuçları açıklanmamıştı. Ameliyat sonrası Semanur Aydın, hastaneden ayrılmak istedi. Biz bu durumu kabul etmedik. Maktul, her türlü rızayı kabul ettiğini belirten kağıdı imzaladıktan sonra hastaneden çıkış yaptı. Hastanın durum takibini telefonla yaptık'' ifadelerini kullandı. ''HASTAYA, OPERASYON YAPMADIĞIMI SÖYLEDİM, MESLEKTEN MEN EDİLDİĞİMİ SÖYLEMEDİM'' Savunmasının devamında, maktul Aydın'ın taburcu olduktan bir gün sonra Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne götürülüğünü belirten Erol V., ''Rutin aramamızda, hastanın Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne götürüldüğünü öğrendik. Maktulün, acil serviste tedavisi başlamış fakat sonuçlanmadan riskli bir şekilde taksiyle Şafak Hastanesi'ne getirilmiş. Aile, Arnavutköy Devlet Hastanesi'nde yapılan tedavinin tüm risklerine rağmen bizim hastaneye getirdiklerini söyledi. Maktulün eşi bize, hastanın dili boğazına kaçmasın diye elini ağzına sokmuş ve yetkisiz tıbbi müdahalede bulunmuş. Maktulün durumu ağırlaşmış, kusmuğu akciğerlerine kaçmış. Ben bu olaylar yaşanırken hastanede değildim. Bana bu süreci anlattılar. Ben kesinlikle maktulün ameliyatını yapmadım. Hastayı ameliyathaneye teslim edip çıktım, hatta hasta yakınları da beni gördü. Belli aralıklarla ameliyathaneye inerek durumu kontrol ettim. Her seferinde hasta yakınları beni gördü. Şafak Hastanesinde sağlık turizmi kapsamında 3 hafta boyunca yaklaşık 40 hasta götürdüm. Bu hastaların ameliyat işlerini ben yapmadım. Doktor Şaban C.'ye meslekten men edildiğimi söyledim. Maktul benim başarılı bir hekim olduğumu öğrenip bu referansla bana geldi. Hastaya, operasyon yapmadığımı söyledim, meslekten men edildiğimi söylemedim'' diye konuştu. Şafak Sağlık Grubu ortaklarından olan ve firariyken yakalanıp tutuklanan sanık Cem Türker Öztürk, ''Refik Arslan bana geldiğinde Gaziosmanpaşa'da hastanem vardı. Maktulün ailesinin ifadelerinde hastanenin sahibi olarak tanıtılan kişi ben değilim. Bunun gerek görüldüğü taktirde aileye sorulmasını talep ediyorum. Kamera kayıtlarının silindiğine dair bilgim yoktur. Bakırköy Adliyesi'nde 2 davam var. 22 Ağır Ceza Mahkemesi'ne kendim teslim oldum, sanki ben yakalanmışım gibi lense edilmektedir. Erol V. ya da diğer hekimleri işe alma gibi bir görevim yoktur. Hastanede resmi bir görevim olmadığı için delilleri karartacak ya da düzenlenen bir evrakı değiştirmem gibi bir durumum da söz konusu değil. Atılı suçlamayı kesinlikle kabul etmiyorum. Maktulün ölümünden, benim aylar sonra haberim oldu. Beni hedef gösteriyorlar, bunun nedeni ise benden para alamadıkları içindir'' şeklinde konuştu. Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Şaban C., ''Sanık Erol V. ile ameliyattan çıkarken karşılaştım, o sırada laf arasında bana aynı fakülteden mezun olduğumuzu söyledi. Telefon numaralarımızı verdik, hasta yönlendiririz düşüncesiyle. Çalıştığım hastane kapanınca bu süreçte Erol V. beni aradı, Bağcılar'daki Şafak Hastanesi'nde çalışmak isteyip, istemediğimi sordu. Erol V. bana, iyi fiyatlı hastalarının A sınıfı hastanelerde, daha düşük maliyetli hastalarının ise Şafak Hastanesi'nde ameliyat edildiğini söyledi. Kendisine ait muayenehanesinin olduğunu ancak sigortalı hastalarını ameliyat edemediğini belirterek, Şafak Hastanesine başlarsam, bana getirebileceğini, benim ameliyat yapabileceğimi söyledi. Bana, meslekten men edildiğini söylemedi. Bu durumdan bilgim yoktu. Maktulün, ameliyatına benim girmediğim HTS kayıtları ve tanık beyanlarıyla sabittir. Beni hastaneden aradılar ve bir hastamın ex olduğunu, bu nedenle imzalamam gereken evrakların olduğunu söylediler. Evraklar sabah karakola verilecekmiş. Ben de sabah geleceğimi söyledim. Hastanın ismini sorgulamadım. Ancak o gece başhekim Semiha Yavuz ve yanında ismini bilmediğim bir kişi evime gelip evrakları imzalattı. Maktulden haberim yoktu'' dedi. ''ÖLMÜŞ BİRİNİ ÖLDÜRMEKLE SUÇLANIYORUM'' Yenidoğan Çetesi davasında yargılanan tutuksuz sanık Semiha Yavuz ise savunmasında, ''Bağcılar Şafak Hastanesinin başhekimiydim. 2023 Şubat ayında görevime başladım. Benimle beraber birçok hekim bu hastanede çalışmaya başladı. İşe alırken, yetkin, yetkili ve donanımlı kişilerden kadro oluşturmaya çalıştım. Hastaneye başladığımda hastane konkordato sürecindeydi. Konkordato komiserleri hastanedeydi, hastanenin sahibinin kim olduğunu bu yüzden bilmiyordum. Ben aynı zamanda çocuk doktoruyum. Özellikle yenidoğan bebek hastalarla ilgiliydim. Hastane borçlu olduğu birçok eksiği vardı. Hastalarla ilgili tıbbi cihaz ve alet tedariği için uğraştım. Maktulün ameliyat süreciyle ilgili bilgim yoktu. Kontrol süreci de aynı şekilde. Hastayı ilk olarak acil servise kalp atışı ve solunumu yokken geldiğinde gördüm. Hasta geldiğinde mavi kod verdim. Hastaya 70 dakika kalp masajı yaptık, solunum cihazına bağladık. Bu esnada hastalık öyküsünü öğrendim. Hastanın vefatı kesinleşince acil servis doktoru adli rapor hazırladı. Ben hasta yakınlarından ilk kez Erol V. ismini duydum. Erol V.'yi tanımıyorum, hasta yakınları Erol V.'nin hastası olduğunu söylediler. Ben dosyaya baktığımda maktulün doktorunun Şaban C., olarak gördüm. Çelişkiyi düzeltmek için Şaban C. ile görüştüm, o da bana hasta hakkında bilgi verdi, ameliyata Erol V. ile birlikte girdiklerini söyledi. Ben, Erol V.'yi gözlemci hekim olarak bildirimini İlçe Sağlık Müdürlüğü'ne yaptım. Müdürlükte memurlar beni aradı ve Erol V.'nin meslekten men edildiğini ilettiler. Delilleri karartmadım, süreçle ilgili tarafların bana söyledikleri kadar bilgi sahibiyim. Maktulün vefat ettiği gece hastaneye gelen polislere tüm evrakları teslim ettik. Şaban C.'nin evine giderek, evrak imzalatmadım. İmzalar eksik olsun olmasın tüm evrakları teslim ettim. 5 Aralık 2023'te kameraların bozuk olduğunu ve tamir edilmesi talimatını verdim. Ben hastaneyi usulüne uygun şekilde yönettim. Bir kusurum olmamıştır. Şaban C.'yi hastaneye ben kabul ettim. Ölmüş birini öldürmekle suçlanıyorum. Adli Tıp Kurumu raporunda, hastanın gelişen komplikasyon sonucu vefat ettiği mütalaa edilmiştir'' şeklinde konuştu. Savunma yapan tutuklu sanık Orhan G., ''Benim hastanede hiçbir görevim yok. Bir kırtasiyem var, ayrıca hastanenin kartonpiyer işlerini yapıyordu. Hastanede çalışan arkadaşlarım var. Daha öncesinde sanık Erol V. ile tanışmışlığım yoktur. İlk kez Semanur Aydın'ın ölümü olayında gördüm. Savcılıkta verdiğim ifade yanlış anlaşıldı. Ben diyabet hastasıyım, sağlık durumum cezaevine elverişli değil'' dedi. Tutuksuz sanık Refik Arslan ise savunmasında, ''72 yaşındayım, Şafak Hastanesi'nin resmi sahibiyim. Bu hastaneyi 4-5 yıl önce satın aldım. Hastane kontordot sürecine girdikten sonra başka biri atandı. Ben sanıkların hiçbirini tanımıyorum. Hastaneyi ticari amaçla satın aldım. Cem Türker Öztürk benim aile dostum, ona hastaneyi işletmesini söyledim. O tecrübeliydi, benim gelirim var, hastaneyi sadece kar amacıyla aldım. Benim oğlum evlatlıktı. Cem Türker Öztürk'ü onun yanına verecektim. Bu olaylar yaşanınca battım. Hastanenin işleyişiyle bir alakam yok'' diye konuştu. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasındaki eksik hususların giderilmesini ve sanıkların tutukluluk halinin devamını talep etti. ''BİR HEKİM, KENDİ HASTASINI ÖLDÜRMEKTEN YARGILANAMAZ'' Duruşmada savunma yapan tutuklu sanık Erol V.'nin avukatı Damla Deniz, ''Tam 21 aydır bu duruşmayı bekliyoruz. Benim açımdan bu iddianame bir çöp hükmündedir. Yenidoğan dosyasının içerisinde tespit edilen bir tape oldu ve bu tapenin de bizim dosyamızın içerisine gelerek bu dosyanın ana delilini oluşturduğuna ilişkin bir iddia var. Dosya önünüze geldiğinde önce maddi manevi unsurları oluşmuş mudur diye bakarız. Fakat burada, ne maddi ne de manevi unsurlar oluşmamıştır. Bir hekim, kendi hastasını öldürmekten yargılanamaz. Bu nedenle, ihmali davranışla kasten öldürmeden ceza verilemez. Semanur Aydın, Arnavutköy Devlet Hastanesi'ne gittiğinde doğru işlemler yapılsaydı bu olay yaşanmayacaktı. Sistemde, acilde yapılan işlemler incelenmelidir. Soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin tarafından benim müvekkilime baskı uygulandı. Ben odasındayken müvekkilime, 'Şaban C. ya da Erol V. umurumda bile değil, benim derdim, Şafak Hastanesinin sahiplerini Yenidoğan davasında alamadım, burada alacağım' dedi'' şeklinde konuştu. MÜŞTEKİLER DAVADAN FERAGAT ETTİ Duruşmada, maktul Semanur Aydın'ın müşteki eşi Ali Aydın ile kardeşi Doğan Yelboy, avukatları aracılığıyla davadan feragat ettiklerini ve şikayetlerinden vazgeçtiklerini bildirdikleri dilekçeyi mahkemeye sundu. 1 SANIK TAHLİYE EDİLDİ Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanık Orhan G.'nin tahliyesine hükmederek, eksik hususların giderilmesi için duruşmayı erteledi.

Rojin Elveren’in ölümüyle ilgili 2 doktor hakkında iddianame hazırlandı Haber

Rojin Elveren’in ölümüyle ilgili 2 doktor hakkında iddianame hazırlandı

Yenidoğan Çetesi davasında adı geçen Bağcılar Hastanesi'nde, mide küçültme ameliyatı olan 19 yaşındaki Rojin Elveren'in ölümüne ilişkin 2 doktor hakkında iddianame hazırlandı. Sanıklar hakkında, 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. İstanbul'da bebekleri kendilerinin anlaşmalı olduğu hastanelere sevk ederek haksız kazanç sağlayan ve ihmali davranışlarda bulunarak ölmelerine neden olan Yenidoğan Çetesi davasında yeni bir gelişme yaşandı. Davada ismi bebek ölümleri ile geçen Bağcılar Hastanesi'nde, 12 Temmuz 2023 tarihinde mide küçültme ameliyatı olan Rojin Elveren'in (19) operasyon sırasında kalbi durdu. Tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayan Elveren'in ölümüne ilişkin yürütülen soruşturma tamamlandı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, Doç. Dr. Volkan K. ile Erol V. 'şüpheli' sıfatıyla yer aldı. Ameliyatı yapan hekim tarafından gerekli ve etkin müdahale yapılmadığı belirtildi Hazırlanan iddianamede Rojin Elveren'in, ameliyatında, komplikasyon yönetiminin etkin ve yeterli yapılmaması nedeniyle hayatını kaybettiği, Teftiş Kurulu Müfettişi tarafından atanan uzmanlar tarafından alınan raporda, 103 kilogram olan Rojin Elveren'in tüp mide ameliyatı olmak için Özel Hastanesi'ne yatırıldığı ve hastanın ameliyat öncesi diğer multidisipliner konsültasyonlarının yapılmadığı bilgisi yer aldı. Hazırlanan iddianamede, Elveren'in, kanamaya bağlı hayatını kaybettiği, buna bağlı olarak da, ameliyatı yapan hekim tarafından gerekli ve etkin müdahale yapılmadığı, Elveren'in tüp mide ameliyatı sırasında majör bir kanamaya bağlı komplikasyon gerçekleştiği ve bu komplikasyonun yönetimi doktorlar tarafından etkin ve yeterli yönetilmediği kanaatine varıldığı aktarıldı. Ameliyat sırasında yapılan uygulamanın tıbben uygun olmadığı aktarıldı Hazırlanan iddianamede, Rojin Elveren'in ameliyat olmak için ilk önce başka bir hastaneye başvurduğu, oradaki Prof. Dr. B.K.'nin yönlendirmesiyle Özel Hastanesi'ne gittiği de belirtildi. 103 kilo olarak ameliyata giren Elveren'in, ilgili yönetmelik kapsamında düzenlenmesi gereken, genel cerrahi, endokrinoloji, ve metabolizma hastalıkları, ruh sağlığı hastalıkları uzmanlarınca düzenlenmesi gereken raporun düzenlenmediği de ortaya çıktı. Ameliyat sırasında yaşanan anormalliğin, ameliyat sırasında kanama yaşanmasıyla başladığı, müdahale edildiği sonrasında tekrar ameliyata devam edildiği, ameliyatın bitimine yakın tekrar kanamanın olduğu ve bunun sonucunda Elveren'in yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadığı belirtildi. İddianamede, Adli Tıp 8. İhtisas Kurulu'nun mütalaası da yer aldı. Mütalaada, Elveren'in tüp mide ameliyatı sırasında gelişen büyük damar yaralanmalarına bağlı hemorojik şok sonucu meydana geldiği, kanamanın ameliyatın başında gerçekleştiği ve hemen Kalp Damar Cerrahı çağırılması gerekirken ameliyata devam edildiği, bu nedenle Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Erol V. ile Anestezi Uzmanı Dr. Volkan K.'nin uygulamalarının tıbben uygun olmadığı kanaatine varıldı. Aynı doktorun farklı bir hastanın ölümüne ilişkin tutuklu olduğu ortaya çıktı Hazırlanan iddianame, sanıklar Erol V. ve Volkan K. hakkında 'taksirle ölüme neden olma' suçundan 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılmaları talep edildi. Hazırlanan iddianame ise Bakırköy 34. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde hakim karşısına çıkacak. Öte yandan Doç. Dr. Volkan K.nin Yenidoğan Çetesi dosyasında sanık olarak yer aldığı ve Erol V.nin de Yenidoğan Çetesi iddianamesinde adı geçtiği öğrenildi. Bir diğer yandan Erol V.'nin hekimlik belgesi iptal edilmesine rağmen İstanbul'da mide küçültme ameliyatı olan Semanur Aydın'ın hayatını kaybetmesine ilişkin farklı bir dosyada tutuklu olduğu ve dava açıldığı ilerleyen günlerde yargılamasına başlanacağı da öğrenildi.

'Yenidoğan çetesi' davasına ilişkin Sağlık Bakanlığınca hazırlanan raporlar mahkemeye ulaştı Haber

'Yenidoğan çetesi' davasına ilişkin Sağlık Bakanlığınca hazırlanan raporlar mahkemeye ulaştı

İstanbul'da bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç sağladıkları öne sürülen sanıkların yargılandığı davada, Sağlık Bakanlığı Bebek Ölümlerini İnceleme Kurulu tarafından hazırlanan raporlar mahkemeye ulaştı. Kurul, 2023-2024 yılları arasında hayatını kaybeden 6 bebek için hazırlandığı raporları, yargılamayı yapan Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesine gönderdi. Raporlarda ölen bebeklere ilişkin "önlenebilir", "önlenemez" ve "karar verilemedi" şeklinde üç seçenek bulunduğu görüldü. Bu kapsamda hazırlanan raporlarda bebekler Öykü Helvacı, Melek Süleymanoğlu, Ayaz Karaduman ile henüz isimleri konmamış Tokluoğlu ve Kaya ailesinin bebekleri için ölümünün "önlenemez" olduğu belirtildi. Bebek Havanur Karakoç'un ölümü ise "karar verilemedi" seçeneğiyle mahkemeye bildirildi. Davanın geçmişi Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan 1399 sayfalık iddianamede, sanık doktor Fırat Sarı'nın elebaşı olduğu suç örgütünün sevk ve idaresini sanık doktor İlker Gönen ile 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Gıyasettin Mert Özdemir'in yaptığı belirtiliyor. İddianamede, suç örgütünün esas amacının, işletmesini devraldıkları yenidoğan yoğun bakım ünitelerinin, 112 sevk sistemini bertaraf edip doluluğunu sağlamak, hastaların basamaklarıyla oynama yapıp, Sosyal Güvenlik Kurumundan (SGK) üst sınırda ödeme almak olduğu kaydediliyor. Sanıklarca hasta bebeklerin durumunun olduğundan daha ağır gösterildiği, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarının sağlandığı belirtilen iddianamede, bu şekilde SGK'den yüksek ücret tahsil edildiği ve bazı hasta yakınlarından fazla para alındığı anlatılıyor. Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine sanıkların seçtiği, örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı bildirilen iddianamede, karın çoğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi sanıklarla paylaşıldığı ifade ediliyor. İddianamede, esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi yerine maddi açıdan en fazla kazancın elde edilmesi olduğu yer alıyor. Soruşturma kapsamında İstanbul'da 9, Tekirdağ Çorlu'da 1 hastanenin ruhsatı iptal edilmiş, bu hastanelerde tedavi gören bebekler ve hastalar ambulanslarla kamu hastanelerine sevk edilmişti. Öte yandan yenidoğan çetesine ilişkin soruşturmayı yürüten Büyükçekmece Cumhuriyet Savcısı Yavuz Engin'i makamında ölümle tehdit edenler de tutuklanmıştı. Tutuksuz 4 sanık tutuklandı Mahkeme heyetinin ilk duruşmadaki kararı doğrultusunda, tutuksuz yargılanan sanıklardan TRG Hospitalist Hastanesi doktorlarından Mehmet Gürül, aynı hastanenin İdari Müdürü Murat Mantuş, doktor Şeyhmus Çelik ve Esenler Güney Hastanesinin mesul müdürü doktor Ali Dirik tutuklanmıştı. Tutuklanması talep edilen ancak firari konumda bulunan Birinci International Hastanesinin sahibi Ali Aksu, hemşire Serenay Şenkalaycı ve hemşire Ceren Hatice Kırım'ı yakalamaya yönelik çalışmalar ise sürüyor. Öte yandan, davanın sanıklarından İlker Gönen'in, Antalya'da tutuklu bulunduğu cezaevinde 1 Şubat'ta intihar etmişti. Duruşmada mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Birinci Hastanesi hasta hakları sorumlusu Emine Avcı, Esenyurt Reyap Hastanesi'nde medikal muhasebeci Funda Özen, ambulans şoförü Hüseyin Gündüz ve acil çağrı merkezi çalışanı Serdar Yüksel'in tutuklulukta geçirdikleri süreyi göz önüne alarak tahliyelerine karar verdi. Bu kapsamda tutuklu sayısı 21'e sanık sayısıda 46'ya düşmüştü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.