#Yükseköğretim Kurulu

İLKHABER-Gazetesi - Yükseköğretim Kurulu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yükseköğretim Kurulu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Bekarsa 2 asgari ücret, evliyse 3 asgari ücret maaş: Köyüne dönene çiftlik kurulacak Haber

Bekarsa 2 asgari ücret, evliyse 3 asgari ücret maaş: Köyüne dönene çiftlik kurulacak

Türkiye'de tarımla uğraşan nüfusun yaş ortalamasının 59'a yükselmesi ve gençlerin topraktan uzaklaşması üzerine Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Tarım Teknolojileri Kümelenmesi Vakfı (TÜME) düğmeye bastı. Hazırlanan projeyle 81 ilin tamamında, en son teknolojiyle donatılmış 40 bin modern çiftlik kurulması hedefleniyor. Yapay zeka destekli otonom sistemlerin kullanılacağı bu merkezlerde gençlerin istihdam edilmesi ve üretimin bilimsel yöntemlerle yapılması planlanıyor. EĞİTİMLER 10 ÜNİVERSİTEDE BAŞLIYOR: İŞTE TÜRKİYE'NİN TEKNOLOJİK TARIM ÜSLERİ Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Rektörü Prof. Dr. Hüseyin Dalgar, projenin ilk etabının 10 farklı üniversite bünyesinde hayata geçirileceğini açıkladı. Adaylar 3 ile 6 ay arasında değişen yoğun bir eğitim sürecine tabi tutulacak. Eğitimlerin verileceği yükseköğretim kurumları ise şunlar: - Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi - Ege Üniversitesi - Ankara Üniversitesi - Selçuk Üniversitesi - Urla Üniversitesi - Samsun 19 Mayıs Üniversitesi - Harran Üniversitesi - Erzurum Atatürk Üniversitesi - Tekirdağ Üniversitesi Bu kurumlarda eğitimi tamamlayıp akredite edilen gençlere, kendi köylerindeki arazilerinde teknolojik çiftlikler kurulacak. Prof. Dr. Dalgar, süreci şu sözlerle aktardı: "Ülke çapında otonom, yapay zekaya dayalı çiftlikler kurulacak. Bir ayağı köyde olan, atasından kalma toprakları olan gençleri 3’er, 6’şar ay iyi bir eğitimden geçireceğiz. Tarıma ilgisi olan tüm gençler başvurabilecek. Onları donatacağız, akredite edeceğiz. Sonra da bu gençlere ‘hadi köyünden bana 4-5 dönüm arazi göster, oraya senin çiftliğini kuralım’ diyeceğiz." "GENÇLER BEKARSA 2, EVLİYSE 3 ASGARİ ÜCRET MAAŞ ALACAK" Proje, gençleri sadece teknolojiyle buluşturmakla kalmıyor, aynı zamanda ciddi bir ekonomik gelir kapısı da aralıyor. Katılımcıların refah seviyesini yükseltmek amacıyla belirlenen ödeme planı ve mülkiyet şartları dikkat çekiyor: - Bekar çalışanlara: 2 asgari ücret maaş - Evli çalışanlara: 3 asgari ücret maaş - Mülkiyet Hakkı: Performansa göre 5 ile 10 yıl sonunda çiftlik tamamen gencin üzerine devredilecek Vakıf ekosistemine dahil olan yerli teknoloji firmalarının finansörlüğünde yürüyecek proje kapsamında, gençlere verilen bu imkanlarla tersine göçün tetiklenmesi amaçlanıyor. İTHALATA DARBE VURACAK YERLİ ROBOTLAR: SÜT VERİMİNDE REKOR ARTIŞ BEKLENİYOR Kurulacak 100 büyükbaş kapasiteli akıllı çiftliklerde; yem karma, gübre temizleme ve süt sağım robotları gibi teknolojik cihazlar yer alacak. Isparta'da yerli imkanlarla üretilen bu cihazlar sayesinde, buzağı ölümlerinin minimize edilmesi ve verimliliğin artırılması hedefleniyor. Rektör Dalgar, "Teknolojiyi kullanan, bilimsel ve ideal standartlarda hayvancılık yapan gençler ile örneğin buzağı ölümlerini düşüreceğiz. Ortalama 25 litre süt alımını 45 litreye çıkaracağız" diyerek hedefleri paylaştı. Ayrıca TAGEM ile ortak yürütülen bir başka çalışmayla, yıllık 4 milyar doları bulan soya ithalatına karşı az su isteyen yüksek verimli bitkisel yem türleri üzerinde araştırmalar devam ediyor. TEKNOFEST'E KADAR İLK 40 ÇİFTLİK KURULACAK: SON TARİH EYLÜL SONU Eylül ayının sonunda Şanlıurfa'da düzenlenecek olan Teknofest organizasyonuna kadar ilk 40 çiftliğin faaliyete geçirilmesi hedefleniyor. Sektördeki şirketlerin sponsorluğuyla finanse edilen bu dev ekosistem, yerli firmaların ürünlerini test edebileceği bir laboratuvar görevi de görecek. Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan alınacak yetkiyle, Ağustos ayından itibaren yerli teknolojik ürünlere deney raporu verilebilecek. Bu hamleyle Türkiye, tarım teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltırken, gençleri modern üretim sistemlerinin merkezine yerleştirmeyi planlıyor. -

Mersin Üniversitesi'nden dijital bağımlılığa karşı spor freni Haber

Mersin Üniversitesi'nden dijital bağımlılığa karşı spor freni

Mersin Üniversitesi (MEÜ), yükseköğretimdeki başarısını spor alanındaki sosyal sorumluluk projeleriyle destekleyerek bölgedeki çocuk ve gençler için önemli bir gelişim merkezi haline geldi. Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından tescillenen spor dostu kampüs imkanlarını halka açan üniversite; futbol, tenis, basketbol, voleybol ve yüzme gibi farklı branşlarda yüzlerce öğrenciye uzman kadrosuyla kapılarını aralıyor. MEÜ Spor Bilimleri Fakültesi öğrencilerinin de saha tecrübesi kazandığı eğitimlerde, gençlerin fiziksel gelişimlerinin yanı sıra sosyal becerilerinin artırılması hedefleniyor. REKTÖR EROL YAŞAR ÖĞRENCİ SAYISININ BİNİN ÜZERİNE ÇIKARILACAĞINI AÇIKLADI Kampüste yürütülen spor faaliyetlerinin kapsamını genişletmek istediklerini belirten Mersin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, mevcut 640 kursiyer sayısını kısa vadede dört haneli rakamlara ulaştırmayı amaçladıklarını vurguladı. Devletin spora yönelik teşviklerinin yereldeki yansımasına dikkat çeken Yaşar, "Cumhurbaşkanımızın liderliğinde spora yapılan yatırımların sonucunu burada da meyvesini görmekteyiz. Tabii biz de 20 üniversite arasında yer alarak YÖK tarafından spor dostu bir üniversite seçildik. Burada şu anda voleybolundan basketboluna, yüzme, masa tenisinden futboluna öğrencilerimiz bulunmaktadır. 640 tane öğrencimiz spor kulübümüze üye. Tabii bu sayı giderek her geçen gün artmaktadır" dedi. SPOR DOSTU KAMPÜSTE MİLLİ TAKIM HEDEFİYLE PROFESYONEL EĞİTİM VERİLİYOR Üniversite bünyesindeki spor kulübünün sadece boş zaman değerlendirme alanı olmadığını, profesyonel bir altyapı hizmeti sunduğunu ifade eden Rektör Yaşar, 6-12 yaş grubundaki çocukları Türk sporuna kazandırmak istediklerini dile getirdi. Lisanslama süreçlerine ağırlık verdiklerini kaydeden Yaşar, "Biz bir futbol okulu da satın aldık. Lisans çıkararak yakın bir zamanda Türkiye'deki tüm amatör kulüpler olmak üzere ve milli takıma da öğrenci kazandırmak istiyoruz" ifadelerini kullandı. Bu stratejiyle MEÜ, akademik bilginin saha tecrübesiyle birleştiği bir sporcu fabrikası misyonunu üstleniyor. ÜNİVERSİTE İLE ŞEHİR KAYNAŞMASI YEŞİL SAHALARDA GERÇEKLEŞİYOR Eğitim programının kapsamının sadece üniversite personelinin çocuklarıyla sınırlı kalmadığını, tüm Mersin halkına açık olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Erol Yaşar, kampüs imkanlarının şehirle bütünleşmesi gerektiğini savundu. Fiziki kapasite artırımı müjdesini veren Rektör Yaşar, şu açıklamayı yaptı: "Mersin'deki tüm velilerimiz buraya kayıt yaptırabiliyor. Biz üniversiteyle şehri bütünleştirmek istiyoruz, kaynaştırmak istiyoruz. Bu spor da bizim üniversiteyle şehrimizi kaynaştırma açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu anlamda da sevinçliyiz. Şu anda 640 öğrencimiz var. Her geçen gün istek var. Biz yakın bir zamanda ikinci bir halı sahayı, tenis kortlarımızı büyüterek, futbol sahamızı yeni futbol sahası yaparak bunu binin üzerine çıkarmak istiyoruz. Bütün branşlarda velilerimize cevap vermek istiyoruz ve tüm branşları önemsiyoruz. Çocuklarımızı önemsiyoruz. Dijital bağımlılık ve diğer kötü alışkanlıklardan çocuklarımızı uzaklaştırmak, bunlarla ilgili destek vermek istiyoruz. Küçük de olsa Mersin Üniversitesi olarak buna katkı verdiğimizi düşünüyoruz." ÇOCUKLAR TELEFON VE TABLET YERİNE ANTRENMAN SAHALARINI TERCİH EDİYOR Eğitimlere katılan öğrenciler, kampüs ortamında spor yapmanın kendilerine sunduğu avantajlardan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Kursiyerlerden Metehan Yıldırım, "Kurslara geldiğim için çok mutluyum. Arkadaşlarımın önerisiyle geldim, iyi ki buradayım" şeklinde konuşurken, ortaokul öğrencisi Dünya Aydemir ise aldıkları eğitimin mental katkısına değinerek, "7. sınıf öğrencisiyim. Burada şut ve pas antrenmanları yapıyoruz. Öğretmenlerimiz bize pes etmemeyi, azimli olmayı ve yaptığımız işi severek yapmayı öğretiyor" dedi. Teknoloji kullanımının yerini fiziksel aktiviteye bıraktığını söyleyen Asel Erya ise şu ifadeleri kullandı: "Burada çok eğleniyoruz ve öğretmenlerimizden çok şey öğreniyoruz. Telefon ve tabletten uzaklaşıp güzelce sporumuzu yapıyoruz. Pes etmemeyi öğrenmek bizim için çok değerli."

Üniversiteler 3 yıla mı düşüyor? Milyonlarca öğrenci ve veli dikkat: YÖK’ten o iddialara ilk yanıt geldi! Haber

Üniversiteler 3 yıla mı düşüyor? Milyonlarca öğrenci ve veli dikkat: YÖK’ten o iddialara ilk yanıt geldi!

Türkiye'de yükseköğretim sisteminde devrim niteliğinde bir değişiklik yapılacağı iddiaları, milyonlarca öğrenci ve aileyi heyecanlandırdı. Üniversite eğitim süresinin 4 yıldan 3 yıla indirilip indirilmeyeceği konusu, TBMM çatısı altında resmiyet kazandı. Yükseköğretim Kurulu (YÖK), kamuoyunda geniş yankı uyandıran bu planlara dair sessizliğini bozarak son dakika açıklamasında bulundu. TBMM'YE SUNULAN SORU ÖNERGESİ Üniversite sürelerinin kısaltılmasına yönelik daha önce gündeme gelen hazırlıklar, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan tarafından Meclis'e taşındı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in yanıtlaması talebiyle sunulan soru önergesinde, bu radikal değişikliğin arka planı sorgulandı. Çalışkan, Bakan Tekin'e yönelttiği sorularda; “Yükseköğretimde lisans süresinin üç yıla indirilmesi kararı hangi bilimsel verilere, akademik ihtiyaçlara veya stratejik raporlara dayandırılmaktadır?” diyerek sürecin şeffaflığına dikkat çekti. Soru önergesinde sadece sürenin kısalması değil, bu kararın akademik dünyaya yansımaları da masaya yatırıldı. Milletvekili Çalışkan, "Bu konuda Bakanlığınız veya YÖK bünyesinde hazırlanmış kapsamlı bir etki analiz raporu bulunmakta mıdır? Varsa bu rapor kamuoyu ile paylaşılacak mıdır?" sorularıyla konunun bilimsel temelini sorgularken; üniversite senatoları, öğretim üyeleri ve sendikaların görüşlerinin alınıp alınmadığını da sordu. YÖK’TEN BEKLENEN AÇIKLAMA GELDİ: SÜREÇ NASIL İŞLİYOR? Tüm gözlerin çevrildiği YÖK, gelen bu kritik sorulara yazılı bir açıklamayla yanıt verdi. Kurum, yükseköğretimde yürütülen çalışmaların tek taraflı olmadığını vurgulayarak, katılımcı bir modelin benimsendiğini ifade etti. Açıklamada, “Yükseköğretime ilişkin yürütülen çalışmalar kapsamında, sürecin tüm paydaşların görüş, değerlendirme ve katkılarını içerecek şekilde katılımcı bir anlayışla yürütülmesine önem verilmektedir” denildi. ÜNİVERSİTELER 3 YILA İNECEK Mİ? İŞTE O KRİTİK CÜMLE YÖK’ün yanıtında, sürecin henüz mutfakta olduğu ve istişarelerin devam ettiği belirtildi. Üniversitelerarası Kurul, meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşlarıyla dirsek temasında olduklarını belirten YÖK, milyonları heyecanlandıran o cümleyi kurdu: "Çalışmalar belirli bir olgunluk seviyesine ulaştığında kamuoyu bilgilendirilecektir." Bu açıklama, sistem üzerindeki çalışmaların devam ettiği ancak nihai kararın henüz verilmediği şeklinde yorumlandı.

YÖK ile TSE arasında işbirliği protokolü Haber

YÖK ile TSE arasında işbirliği protokolü

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) ile Türk Standardları Enstitüsü (TSE) arasında, akademisyenlerin standart komitelerine katılımının teşvik edilmesi, üniversitelerle AR-GE ve inovasyon projelerinin geliştirilmesi, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmaların desteklenmesi ve eğitim programlarının yaygınlaştırılması amacıyla işbirliği protokolüne imza atıldı. TSE'nin merkez yerleşkesinde düzenlenen imza törenine, TSE Başkanı Mahmut Sami Şahin ile YÖK Başkan Vekili Prof. Dr. Naci Gündoğan katıldı. Şahin, burada yaptığı konuşmada, söz konusu işbirliğinin, Türkiye'nin üretim, teknoloji ve standardizasyon kapasitesini iki kurumun birlikte geliştirme iradesinin, somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Kalkınmanın yalnızca bilgi üretmekle değil, bilgiyi standarda dönüştürmek, uygunluk değerlendirme süreçleriyle güvence altına almakla ve uluslararası sistemle uyumlu hale getirmekle mümkün olacağını vurgulayan Şahin, "Üniversitelerimizin akademik kapasitesi ile TSE'nin kurumsal tecrübesini aynı hedef doğrultusunda buluşturuyoruz. Çünkü güçlü bir kalite altyapısı, güvenli üretim, rekabetçi sanayi ve sürdürülebilir ihracat demektir." dedi. "BİLİM İLE UYGULAMA ARASINDAKİ MESAFE KISALACAK, BİLGİ EKONOMİK DEĞERE DÖNÜŞECEK" Üniversiteler ile standardizasyon kuruluşları arasındaki yakın işbirliğinin, ülkelerin küresel standartlarının oluşumunda söz sahibi olmasına katkı sağladığına işaret eden Şahin, söz konusu işbirliği ile akademisyenlerin standart komitelerine katılımının teşvik edileceğini, üniversitelerle AR-GE ve inovasyon projelerinin geliştirileceğini, uygunluk değerlendirme alanındaki araştırmaların destekleneceğini ve eğitim programlarının yaygınlaştırılacağını bildirdi. Şahin, ayrıca işbirliği kapsamında üniversite laboratuvarları ile TSE altyapısının etkin kullanımının sağlanacağını, öğrencilere staj ve uygulamalı eğitim imkanları sunularak, nitelikli insan kaynağının güçlendirileceğini vurguladı. Böylece, bilim ile uygulama arasındaki mesafenin kısalacağını ve bilginin ekonomik değere dönüşeceğini dile getiren Şahin, şunları kaydetti: "Türkiye'nin kalite altyapısı, teknik kapasitenin yanında güçlü insan kaynağı ve kurumsal eş güdümle gelişir. TSE olarak kaliteyi, sadece belgelendirme faaliyetinden ibaret görmüyor, üretim ekosisteminin stratejik bir unsuru olarak değerlendiriyoruz. Bu işbirliği ile yeni teknolojilere yönelik standart çalışmalarının hızlandırılması, uygunluk değerlendirme alanında uzmanlıkların geliştirilmesi ve ülkemizin uluslararası standardizasyon platformlarındaki temsil gücünün artırılması hedeflenmektedir. Aynı zamanda, yabancı uyruklu öğrencilere yönelik bilinçlendirme faaliyetleri ile Türkiye'nin standardizasyon alanındaki birikimi daha görünür hale gelecektir." STANDARDİZASYON VE UYGUNLUK DEĞERLENDİRME ALANLARINDA SEÇMELİ DERSLER AÇILACAK YÖK Başkan Vekili Gündoğan ise önceliklerinin üniversitelerin topluma, üretime, sektöre ve Türkiye'nin kalkınma hedeflerine daha güçlü bağlanmasını sağlayan bir ekosistem inşa etmek olduğunu belirtti. İmzalanan protokolün, yükseköğretim kurumları ile TSE arasındaki işbirliğini çok boyutlu bir yapıya kavuşturacak şekilde hazırlandığını aktaran Gündoğan, işbirliğinin standardizasyon kültürünün yaygınlaştırılması, ortak komitelerin oluşturulması, çalıştayların ve eğitim programlarının geliştirilmesi, laboratuvar altyapılarının karşılıklı kullanımı gibi pek çok alanı kapsadığını ifade etti. Gündoğan, söz konusu işbirliği ile AR-GE'den inovasyona, fikri mülkiyetten ürün doğrulama ve sertifikasyon süreçlerine uzanan tüm aşamalarda kurumların koordinasyon içinde hareket etmesinin hedeflendiğinin altını çizerek, "Böylece, üniversitelerimizde AR-GE sonucu üretilen ürünler ve geliştirilen faydalı modeller, TSE'nin laboratuvar altyapısı ve sertifikasyon deneyimiyle birleşerek, rekabetçi ürünlere ve ekonomik değeri yüksek teknolojilere dönüşme imkanı bulacaktır. Diğer taraftan, standardizasyon ve uygunluk değerlendirme alanlarında seçmeli dersler açılması, araştırma kapasitesinin artmasına mühim katkılar sağlayacaktır." değerlendirmesinde bulundu. KISA STAJLAR YERİNE YENİ MODELLER DEĞERLENDİRİLİYOR Kurum olarak son dönemde en fazla önem verdikleri konulardan birinin, uygulamalı eğitim modelini üniversitelerde hayata geçirmek olduğuna dikkati çeken Gündoğan, "Bu anlayışla ülkemizin mevcut ihtiyaçlarına yeterince cevap vermeyen ve fonksiyonunu büyük oranda yitirmiş olan 20 gün gibi kısa staj uygulaması yerine programların niteliğine göre ön lisansta 3+1 veya 2+2, lisansta ise 7+1 veya 6+2 gibi modelleri değerlendiriyoruz." diye konuştu. Gündoğan, protokol kapsamında TSE tesislerinde öğrencilerin staj yapabilecek olmasının, gençlerin uygunluk değerlendirme süreçlerini yerinde gözlemlemelerini, gerçek laboratuvar ortamlarını deneyimlemelerini ve mesleki becerilerini erken dönemde geliştirmelerini sağlayacağını aktardı. Öğrencilerin, mezuniyet sonrasında bu alanda elde ettikleri tecrübeyi, istihdam edildikleri sektörde kullanabileceğini belirten Gündoğan, şunları kaydetti: "Bugün küresel ticaret, üretim gücü kadar standartlara uyum ve sertifikasyon süreçlerinin güvenilirliğiyle şekillenmektedir. Bir ürünün uluslararası pazarlarda yer bulabilmesi, ilgili standartları karşılamasına, test ve analiz süreçlerinden başarıyla geçmesine ve doğru belgelendirilmesine bağlıdır. Bu protokol sadece üniversitelerimizi değil, ülkemizde çok sayıda sektörün rekabet gücünü de doğrudan ilgilendiren bir öneme sahiptir."

ATÜ, YÖK 2025 Raporu’nda 4 alanda Türkiye’nin ilk 20’sinde Haber

ATÜ, YÖK 2025 Raporu’nda 4 alanda Türkiye’nin ilk 20’sinde

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından hazırlanan “Üniversite İzleme ve Değerlendirme Genel Raporu-2025” yayımlandı. Raporda, Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi (ATÜ); araştırma kalitesi, Ar-Ge yatırımları, erişilebilirlik ve kütüphane kaynakları başta olmak üzere 4 farklı alanda Türkiye’nin en iyi 20 üniversitesi arasında yer alarak dikkat çekici bir başarıya imza attı. YÖK'ün Türkiye'deki tüm üniversiteleri 67 farklı göstergeye göre titizlikle değerlendirdiği kapsamlı rapor, ATÜ’nün yükselen grafiğini ve "Bilim ve Teknoloji" odaklı vizyonunu tescilledi. ATÜ, AKADEMİK VE AR-GE PERFORMANSIYLA TÜRKİYE’DE İLK 20’YE GİRDİ Adana Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi, raporda öne çıkan şu temel göstergelerde Türkiye genelinde ilk 20 üniversite arasına girerek dikkatleri üzerine çekti: Yayınların Atıf Alma Oranı: Bilimsel üretkenliğin niteliğini simgeleyen bu kategoride ATÜ, %85,4'lük oranla Türkiye'nin en seçkin akademik kurumları arasında yer aldı. Ar-Ge’ye Ayrılan Bütçe Oranı: Geleceğin teknolojilerine yatırım yapma kararlılığını gösteren ATÜ, bütçesinden Ar-Ge’ye ayırdığı %6,93'lük pay ile zirvedeki yerini korudu. Erişilebilirlik Envanteri: "Engelsiz Üniversite" vizyonuyla hareket eden ATÜ, 156 erişilebilirlik envanter sayısı ile kapsayıcı kampüs anlayışında fark yarattı. Kütüphane Kaynak Çeşitliliği: Sesli kitap ve engelli dostu kaynak sayısı bakımından 329.040 materyal ile bilgiye erişimde engelleri kaldıran ilk 20 üniversiteden biri oldu. “ATÜ’DE NİTELİKLİ AKADEMİK BÜYÜME SÜRÜYOR” Elde edilen başarıyı değerlendiren ATÜ Rektörü Prof. Dr. Adnan Sözen, üniversitenin araştırma odaklı bir ekosistem kurma yolunda emin adımlarla ilerlediğini belirterek, "YÖK 2025 Raporu’ndaki veriler, üniversitemizin sadece niceliksel değil, asıl önemlisi niteliksel bir gelişim içinde olduğunu göstermektedir. Özellikle yayınlarımızın atıf alma oranındaki yüksek başarı ve Ar-Ge bütçesine ayırdığımız pay, 'Bilim ve Teknoloji' üniversitesi kimliğimizi akademik sahada ne kadar güçlü temsil ettiğimizin bir kanıtıdır. Bunun yanı sıra, kütüphane kaynaklarımızdan kampüsümüzün erişilebilirliğine kadar her alanda 'insan odaklı' bir yönetim anlayışı benimsiyoruz. Hedefimiz, bu başarı çıtasını her geçen yıl daha da yukarı taşıyarak hem ülkemizin kalkınmasına katkı sunmak hem de öğrencilerimize dünya standartlarında bir akademik ortam sağlamaktır. Bu başarıda emeği geçen tüm akademik ve idari personelimizi gönülden kutluyorum” şeklinde konuştu.

Çukurova Üniversitesi, 2025 Araştırma Üniversiteleri listesindeki yerini korudu Haber

Çukurova Üniversitesi, 2025 Araştırma Üniversiteleri listesindeki yerini korudu

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) tarafından açıklanan 2025 yılı Araştırma Üniversiteleri sıralamasında Çukurova Üniversitesi, önemli bir başarıya daha imza atarak Türkiye’nin 23 araştırma üniversitesi arasında yer alma unvanını bu yıl da korudu. YÖK’ün ev sahipliğinde ve üniversite rektörlerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda duyurulan sıralama; üniversitenin bilimsel üretim, araştırma kültürü ve akademik yetkinlik alanlarında gösterdiği istikrarlı yükselişin güçlü bir göstergesi oldu. YÖK Başkanı Özvar’dan tebrik mesajı YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, 2025 yılı Araştırma Üniversiteleri sıralamasına ilişkin değerlendirmesinde, “Bilim ve araştırmada emeği geçen tüm üniversitelerimizi tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı. Çukurova Üniversitesi araştırma üniversiteleri arasındaki yerini güçlendiriyor Çukurova Üniversitesi, sahip olduğu güçlü bilimsel altyapı, nitelikli akademik kadrosu ve üretken araştırma ekosistemi ile Türkiye’nin önde gelen araştırma üniversiteleri arasında yer almaya devam ediyor. Üniversite bünyesinde yürütülen çok sayıda ulusal ve uluslararası proje, yayın ve Ar-Ge çalışması bu başarının temelini oluşturuyor. Cumhuriyetimizin ikinci yüzyıl hedefleri doğrultusunda Çukurova Üniversitesi; bilim, araştırma ve yenilikçilik alanlarında ülkemizin lokomotif kurumlarından biri olma misyonunu kararlılıkla sürdürüyor. Üniversite, sadece akademik bilgi üretmekle kalmayıp, bu bilgiyi topluma ve sanayiye aktaran güçlü bir köprü görevi de üstleniyor. “Bilim üretmeye kararlılıkla devam edeceğiz” Çukurova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş, yaptığı değerlendirmede; bu gurur verici başarının akademisyenlerin, araştırmacıların, öğrencilerin ve tüm paydaşların özverili çalışmalarıyla elde edildiği vurgulandı. Üniversite yönetimi olarak, bilim üretmeye, ülkeye ve insanlığa değer katmaya kararlılıkla devam edeceklerini ifade etti.

YÖK’ten yeni düzenleme: Başarılı öğrenciler üniversiteyi 3 yılda bitirebilecek Haber

YÖK’ten yeni düzenleme: Başarılı öğrenciler üniversiteyi 3 yılda bitirebilecek

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, "2030’a Doğru Türk Yükseköğretiminin Yol Haritası" başlıklı yeni strateji planının detaylarını paylaşmadan önce, üniversite eğitimiyle ilgili iki önemli müjde verdi. Özvar, başarılı öğrencilerin 4 yıllık lisans programlarını 3 yılda bitirmelerine olanak tanıyacak bir düzenleme üzerinde çalıştıklarını açıkladı. ÜNİVERSİTEDE 3 YILDA MEZUNİYET DÖNEMİ BAŞLIYOR Yükseköğretimde eğitim sürelerine ilişkin tartışmalara değinen YÖK Başkanı Özvar, başarılı öğrencilerin daha erken mezun olup iş hayatına atılmalarını teşvik etmek istediklerini belirtti. Özvar, konuyla ilgili şu ifadeleri kullandı: "Üniversitelerimizde arzu eden öğrencilerimiz, başarılı olduğu takdirde, daha kısa süre içerisinde yani 3 yılda bitirebilecekleri bir düzenlemeyi gerçekleştireceğimizi paylaşmayı arzu ederim. Burada hiç şüphe yok ki Türkiye'deki yükseköğretim kalite standartlarından asla taviz vermeden bunu yapmak isteyeceğiz. Bunun ayrıntılarını inşallah önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacağız." MESLEK YÜKSEKOKULLARINDA UYGULAMALI EĞİTİM AĞIRLIK KAZANACAK Bakan Özvar, iş dünyasının üniversite mezunlarından beklentilerinin "uygulama ve tecrübe" yönünde arttığını vurgulayarak, meslek yüksekokullarına (MYO) yönelik yeni reformları da duyurdu. Bu kapsamda atılacak adımlar şunlar: İş İmkanı Olmayan Programlar Kapatılacak: Meslek edindirme imkanı sunmayan programlar sistem dışına çıkarılacak. Staj ve Uygulamalı Eğitim Güçlendirilecek: Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile yapılan protokol çerçevesinde, MYO'ların sanayi ve ticaret odalarıyla bağları güçlendirilecek. Uygulamalı derslerin ağırlığı artırılacak ve staj konusunda yeni düzenlemeler getirilecek. "Ara Eleman" İhtiyacı Karşılanacak: Bu düzenlemelerle öğrencilerin uygulama becerilerinin artırılması ve iş gücü piyasasının "ara eleman" ihtiyacının daha hızlı ve kapsamlı bir şekilde karşılanması hedefleniyor.

YÖK açıkladı: 10 yılda 19 milyon öğrenci üniversiteyi bıraktı Haber

YÖK açıkladı: 10 yılda 19 milyon öğrenci üniversiteyi bıraktı

CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever’in yazılı soru önergesine yanıt veren Yükseköğretim Kurulu (YÖK), 2015-2025 yıllarını kapsayan dönemde üniversite eğitimini sonlandıran öğrencilere ilişkin istatistikleri açıkladı. VERİLERE GÖRE 10 YILDA 19 MİLYON ÖĞRENCİ SİSTEMDEN AYRILDI YÖK'ün resmi verilerine göre, 2015-2025 yılları arasında Türkiye'deki üniversitelerden kaydını sildiren veya eğitimini bırakan öğrenci sayısı 19 milyon 49 bin 203 olarak kayıtlara geçti. Bu dönemde en fazla öğrenci ayrılığı, 3 milyon 955 bin kişi ile 2022 yılında gerçekleşti. 2020 yılından bu yana üniversiteyi bırakan öğrenci sayısı ise 11 milyonu aştı. Eğitimini yarıda bırakanların 9,7 milyonunu erkek, 9 milyon 350 binini ise kadın öğrenciler oluşturdu. EN FAZLA AYRILMA DEVLET ÜNİVERSİTELERİNDE Sözcü'den Erdoğan Süzer'in haberine göre, üniversite eğitimini bırakan 19 milyon öğrencinin 16,9 milyonu devlet üniversitelerinden, 2,1 milyonu ise vakıf üniversitelerinden ayrıldı. Devlet üniversitelerinden ayrılan öğrencilerin eğitim düzeylerine göre dağılımı ise şu şekilde oldu: 8,3 milyon öğrenci 4 yıllık lisans, 7 milyon öğrenci 2 yıllık ön lisans, 1,4 milyon öğrenci yüksek lisans, 182 bin öğrenci ise doktora eğitimini sonlandırdı. CHP'Lİ ERSEVER'DEN EKONOMİK KOŞULLAR VURGUSU Verilerin kamuoyuyla paylaşılmasını sağlayan CHP Ankara Milletvekili Aliye Timisi Ersever, rakamları değerlendirdi. Ersever, ekonomik koşullar nedeniyle toplumun yoksul kesimlerinin eğitim imkanlarının giderek azaldığını belirterek, eğitimin artık “zengin işi” haline geldiğini ve bunun Türkiye’nin nitelikli insan gücüne zarar verdiğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.