#Zehirlenme

İLKHABER-Gazetesi - Zehirlenme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zehirlenme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Mersin’deki evde "Sinir Gazı" tespit edildi: Ambar ilaçlamasına 3 gün kuralı Haber

Mersin’deki evde "Sinir Gazı" tespit edildi: Ambar ilaçlamasına 3 gün kuralı

Mersin'de kusma şikayetiyle hastaneye kaldırılan 2 kardeşin hayatını kaybetmesine ilişkin inceleme sürerken, uzmanlar tahıl ambarlarında yapılan ilaçlamaların ardından en az 3 gün içeri girilmemesi gerektiğini belirtti. Uzmanlar, ilaçlama yapılan alanlarla hava bağlantısı bulunan yerlerde kalınmasının ciddi zehirlenmelere yol açabileceğini söyledi. Mersin'de mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye kaldırılan 4 kişilik aileden Azra (7) ve Ömer Selim (4) hayatını kaybetmiş, anne ve baba ise yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Başlatılan soruşturma kapsamında ailenin yattığı odada tarım ürünlerinde böcek ilacı olarak da kullanılan, insan sağlığını tehlikeye sokacak kadar G.V5P fosfor sinir gazı tespit edildi. Sinir gazı olarak tabir edilen zehrin ailenin yattığı oda içerisine ahşaptan yapılan yaklaşık 4-5 metrekarelik tahıl ambarı tarzı yerden kaynaklandığı belirlenmişti. "Depolar, düzenli ilaçlanır" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, vatandaşların ev, iş yeri, bahçe, ambar gibi yerlerde böcek ve zararlılara karşı bilinçsizce kullandığı ilaçlara yönelik uyarılarda bulundu. Doğan, özellikle sıcak havalarda tahıl ürünlerinin korunması amacıyla depoların düzenli olarak ilaçlandığını söyleyerek, "Bölgemizde hava sıcak olduğundan dolayı tahıl ürünlerinin konulacağı depolar önceden sıvı püskürtme yöntemiyle ilaçlanır. Ürün depoya yerleştirildikten sonra ise belirli aralıklarla gaz etkisi oluşturan ilaçlar kullanılır" dedi. "Depolar 3 gün kapalı tutulmalı" İlaçlama sonrası ortamın tamamen kapatılması gerektiğini kaydeden Doğan, "Depo ilaçlandıktan sonra kapılar ve pencereler kapatılır. En az 3 gün boyunca kimsenin içeri girmemesi gerekir. Daha sonra ortam havalandırılır. İlaçlama yapılan yerde ya da hava bağlantısı bulunan alanlarda uyunmamalı. Aksi halde insanlar gazdan etkilenip zehirlenebilir" ifadelerini kullandı. "Hasat öncesi depolar dezenfekte edilmeli" Mayıs ayı sonunda Türkiye'nin ilk turfanda tahıl hasadının Adana'da başlayacağını belirten Doğan, ürün depolanmadan önce ambarların mutlaka dezenfekte edilmesi gerektiğini vurguladı. Doğan, "Sıcak havalarda haşereler hızla çoğaldığı için depolarda belirli aralıklarla ilaçlama yapılır. Gaz etkisi oluşturan bu ilaçlar nedeniyle ortam tamamen izole edilmeli. İçeride hiçbir canlının bulunmaması gerekiyor. Aksi halde solunum yoluyla zehirlenmeler yaşanabilir. Mersin'de yaşanan acı olayların tekrar yaşanmaması için ilaçlama yapılan bölgelere 3 gün girilmemeli" diye konuştu.

Doğan: İlaçlanan depolar izole edilmeli, havalandırılmadan girilmemeli Haber

Doğan: İlaçlanan depolar izole edilmeli, havalandırılmadan girilmemeli

Mersin'de mide bulantısı ve kusma şikayetleriyle hastaneye kaldırılan 4 kişilik aileden Azra (7) ve Ömer Selim (4) hayatını kaybetmiş, anne ve baba ise yoğun bakımda tedavi altına alınmıştı. Başlatılan soruşturma kapsamında ailenin yattığı odada tarım ürünlerinde böcek ilacı olarak da kullanılan, insan sağlığını tehlikeye sokacak kadar G.V5P fosfor sinir gazı tespit edildi. Sinir gazı olarak tabir edilen zehrin ailenin yattığı oda içerisine ahşaptan yapılan yaklaşık 4-5 metrekarelik tahıl ambarı tarzı yerden kaynaklandığı belirlenmişti. "DEPOLAR, DÜZENLİ İLAÇLANIR" Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, vatandaşların ev, iş yeri, bahçe, ambar gibi yerlerde böcek ve zararlılara karşı bilinçsizce kullandığı ilaçlara yönelik uyarılarda bulundu. Doğan, özellikle sıcak havalarda tahıl ürünlerinin korunması amacıyla depoların düzenli olarak ilaçlandığını söyleyerek, "Bölgemizde hava sıcak olduğundan dolayı tahıl ürünlerinin konulacağı depolar önceden sıvı püskürtme yöntemiyle ilaçlanır. Ürün depoya yerleştirildikten sonra ise belirli aralıklarla gaz etkisi oluşturan ilaçlar kullanılır" dedi. "DEPOLAR 3 GÜN KAPALI TUTULMALI" İlaçlama sonrası ortamın tamamen kapatılması gerektiğini kaydeden Doğan, "Depo ilaçlandıktan sonra kapılar ve pencereler kapatılır. En az 3 gün boyunca kimsenin içeri girmemesi gerekir. Daha sonra ortam havalandırılır. İlaçlama yapılan yerde ya da hava bağlantısı bulunan alanlarda uyunmamalı. Aksi halde insanlar gazdan etkilenip zehirlenebilir" ifadelerini kullandı. "HASAT ÖNCESİ DEPOLAR DEZENFEKTE EDİLMELİ" Mayıs ayı sonunda Türkiye'nin ilk turfanda tahıl hasadının Adana'da başlayacağını belirten Doğan, ürün depolanmadan önce ambarların mutlaka dezenfekte edilmesi gerektiğini vurguladı. Doğan, "Sıcak havalarda haşereler hızla çoğaldığı için depolarda belirli aralıklarla ilaçlama yapılır. Gaz etkisi oluşturan bu ilaçlar nedeniyle ortam tamamen izole edilmeli. İçeride hiçbir canlının bulunmaması gerekiyor. Aksi halde solunum yoluyla zehirlenmeler yaşanabilir. Mersin'de yaşanan acı olayların tekrar yaşanmaması için ilaçlama yapılan bölgelere 3 gün girilmemeli" diye konuştu.

Bozyazı'daki çocuk ölümlerinde sarsıcı gelişme: Odada ölümcül sinir gazı tespit edildi Haber

Bozyazı'daki çocuk ölümlerinde sarsıcı gelişme: Odada ölümcül sinir gazı tespit edildi

Mersin'in Bozyazı ilçesinde mide bulantısı ve kusma şikâyetleriyle kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybeden iki kardeşle ilgili yürütülen soruşturmada 'toksikolojik ve histopatolojik' inceleme sürerken kaldıkları odada tarım ürünlerinde böcek ilacı olarak da kullanılan insan sağlığına zararlı fosfor sinir gazı tespit edildi. Çocukların ölmesine, kaldıkları oda içerisinde tahıl koymak için ahşaptan yapılan bölmeden sızan bu gazın sebep olduğu üzerinde duruluyor. Olay, önceki gece Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Tüllüler Sokak'ta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru Musa Tülü (39), eşi Ebru (33), çocukları Azra (7) ve Ömer Selim (4) ile 1 Mayıs'ta memleketi Mersin'in Bozyazı ilçesine geldi. Musa Tülü ve ailesi, annesinin yaşadığı evin ikinci katında kalırken gece rahatsızlanıp kusma ve mide bulantısı şikayetiyle Bozyazı Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Aileden önce Ömer Selim, ardından Azra yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Anne ve baba ise ambulansla Mersin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Hamile annenin yoğun bakımda, babanın ise gözleme alınarak tedavisine devam edildiği öğrenildi. Mersin Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri tamamlanan 2 kardeşin naaşı ise dün Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Paşa Konağı Mezarlığı'na kılınan cenaze namazı sonrasında yan yana toprağa verildi. AFAD, odada böcek ilacı olarak da kullanılan sinir gazı tespit etti Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Mersin'den gelen AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ekipleri bölgede 'hava kalitesi ve zehirli madde' taraması yaptı. Çalışmalar çerçevesinde ailenin kaldığı konut, evin çevresi ve seyahat ettikleri araç detaylı şekilde incelendi. Uzman ekipler, özel ölçüm cihazlarıyla ortamda zehirli gaz ya da kimyasal bir madde bulunup bulunmadığını araştırdı. Yapılan araştırmada ailenin yattığı odada insan sağlığının tehlikeye sokacak kadar G.V5P fosfor sinir gazı tespit edildiği öğrenildi. Sinir gazı olarak tabir edilen zehrin ailenin yattığı oda içerisine ahşaptan yapılan yaklaşık 4-5 metre karelik tahıl ambarı tarzı yerden kaynaklandığı ihtimali üzerinde duruluyor. Karantinaya alınan evde AFAD ekipleri çalışmalarını bugünde sürdürdüğü, aynı zamanda otopsi sonrasından alınan örneklerden gelecek 'toksikolojik ve histopatolojik' sonuçlarında beklendiği bildirildi.

Bozyazı’da iki kardeş neden öldü? Adli Tıp'tan 'toksikolojik' inceleme bekleniyor Haber

Bozyazı’da iki kardeş neden öldü? Adli Tıp'tan 'toksikolojik' inceleme bekleniyor

Mersin'in Bozyazı ilçesinde mide bulantısı ve kusma şikâyetleriyle kaldırıldıkları hastanede hayatını kaybeden iki kardeşin cenazesi dün defnedilirken otopside alınan örnekler üzerinde yapılacak 'toksikolojik ve histopatolojik' inceleme sonrasında ölüm nedenlerinin belirlenmesi bekleniyor. Olay, önceki gece Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Tüllüler Sokak'ta meydana geldi. Alınan bilgiye göre, Karaman İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yapan polis memuru Musa Tülü (39), eşi Ebru (33), çocukları Azra (7) ve Ömer Selim (4) ile 1 Mayıs'ta memleketi Mersin'in Bozyazı ilçesine geldi. Musa Tülü ve ailesi, annesinin yaşadığı evin ikinci katında kalırken gece rahatsızlanıp kusma ve mide bulantısı şikayetiyle Bozyazı Devlet Hastanesi'ne başvurdu. Aileden önce Ömer Selim, ardından Azra yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Anne ve baba ise ambulansla Mersin Şehir Hastanesi'ne sevk edildi. Hamile annenin yoğun bakımda, babanın ise gözleme alınarak tedavisine devam edildiği öğrenildi. AFAD 'hava kalitesi ve zehirli madde' taraması yaptı Mersin Adli Tıp Kurumu'nda otopsi işlemleri tamamlanan 2 kardeşin naaşı ise dün Bozyazı ilçesi Tekmen Mahallesi Paşa Konağı Mezarlığı'na kılınan cenaze namazı sonrasında yan yana toprağa verildi. Olayın ardından başlatılan soruşturma çerçevesinde ise Anamur Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla Mersin'den gelen AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) ekipleri bölgede 'hava kalitesi ve zehirli madde' taraması yaptı. Çalışmalar çerçevesinde ailenin kaldığı konut, evin çevresi ve seyahat ettikleri araç detaylı şekilde incelendi. Uzman ekipler, özel ölçüm cihazlarıyla ortamda zehirli gaz ya da kimyasal bir madde bulunup bulunmadığını araştırdı. Ölümlerin nedenini 'toksikolojik ve histopatolojik' inceleme belirleyecek Tülü ailesinin yaşadığı olayla ilgili bayat tavuk eti zehirlenmesinden buğdayların ilaçlanmasına kadar birçok iddia ileri sürülürken, kesin nedenin otopside alınan örnekler üzerine yapılacak inceleme ile belirleneceği bildirildi. Çocukların kesin ölüm nedeninin alınan örnekler üzerinde toksikolojik ve histopatolojik inceleme sonucunda belirleneceği, laboratuvar incelemesinin sürdüğü ifade edildi. Toksikolojik incelemenin vücutta bulunan kimyasal maddelerin, ilaçların, zehirlerin veya çeşitli yabancı maddelerin tespit edilmesi süreci olduğu, vücut dokularının ve hücrelerinin mikroskop altında detaylı incelenmesine ise histopatolojik inceleme denildiği kaydedildi. Anamur Başsavcılığı'nın soruşturmayı titizlikle yürüttüğü her ihtimali değerlendirdiği öğrenildi.

Böcek ailesi davasında otel sahibinden dikkat çeken savunma: Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur Haber

Böcek ailesi davasında otel sahibinden dikkat çeken savunma: Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur

Almanya'dan 9 Kasım 2025'te turistik amaçla İstanbul'a gelerek 13 Kasım 2025'de 'zehirlenme' iddiasıyla hayatlarını kaybeden anne Çiğdem Böcek (27) baba Servet Böcek (38) ile 3 yaşındaki Masal ve 6 yaşındaki Kadir Muhammet Böcek'in ölümlerine ilişkin 5'i tutuklu 6 sanık bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmada, 5 tutuklu sanık, 1 tutuksuz sanık ile tarafların avukatları ve müşteki aile hazır bulundu. "AİLENİN ÖLÜMÜNÜN İLAÇLAMAYA BAĞLI OLDUĞUNA İNANMIYORUM" Duruşmada savunma yapan otel sahibi tutuklu sanık Hakan Oğlak, olayın meydana gelmesinden ötürü üzüntü duyduğunu belirterek, "Ben uzun yıllardır otellerde garsonluk yaptım. Benim canım feda olsaydı da, bu aile ölmeseydi. Malım mülküm yansaydı da, bu aile yaşasaydı. Olayın yaşandığı dönem bacağımdaki sıkıntıdan dolayı tedavi oluyordum. Bu nedenle otel ile ilgilenemedim. Halil diye bir arkadaş beni aradı ve bana, '101 numaralı odada haşere şikayeti var, ne yapalım?' dedi. Ben de, 'ilaçlama şirketini arayın' dedim. Bildiğim kadarıyla birkaç gün sonra gelip ilaçlamışlar. Biz o odayı 2 gün boyunca kapalı tuttuk. O şirketi seçmemizin nedeni Google puanı ve sitelerindeki referans otellerden kaynaklıydı. 101'de yapılan ilaçlamanın 202'yi etkilemesi imkansızdır. Çünkü iki oda arasında havalandırma yolu yoktu. Biz daha önce de ilaçlama yaptık ama kimse bundan zarar görmedi. Ailenin ölümünün ilaçlamaya bağlı olduğuna inanmıyorum. İlaçlamayı zaten ben yapmadım. Otelde yapılan incelemelerde, ilaçlama şirketinin sertifikasının olup olmadığını, tarım ve ilçe ekipleri bile anlayamadı, ben nasıl bilebilirim ki? Ben 5 aydır işlemediğim bir suçtan dolayı tutukluyum. Benim olayda herhangi bir kusur ya da ihmalim yok. Ben bu ilaçlamayı profesyonel bir firmaya yaptırdım. Ben bu ilaç firmasının ruhsatının iptal edildiğini nereden bilebilirdim?" ifadelerini kullandı. "YEMEK YEDİKTEN SONRA OTELE GİDERKEN KAPININ ÖNÜNDE AMBULANS GÖRDÜM" Savunmasında, Böcek ailesinin çocuklarının akşam saatlerinde kustuğunu söyleyen resepsiyon görevlisi tutuklu sanık Muhammad Moeen Ud Din Chishti, "Sabah otele çalışmak için geldim. 101 numaralı odanın kapısı ilaçlamadan dolayı kapalıydı. Servet Böcek ve Çiğdem Böcek, çocuklarının yedikleri şeyden dolayı kustuğunu, odayı temizlememizi söyledi, biz de temizledik. Gece 00.00'de otelde kusma kokusu vardı. Gece 01.00'da, acıktığım için yemek yemeye gittim. Otelin kapısını da kilitledim. Çıkarken anahtarı da cama yapıştırdım. Yemek yedikten sonra otele giderken kapının önünde ambulans gördüm. Kapıyı açtım ve aileye yardım ettim. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. İlaçlamadan benim haberim yoktu. Bana bir şey demediler. Ben bu otelde geçici çalışıyordum. Beni işe Ali Duran isimli şahıs aldı onun yerine bakıyordum" şeklinde konuştu. İLAÇLAMA FİRMASI SAHİBİ: "BENİM İLAÇLAMA İŞİYLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİM YOKTUR" DSS ilaçlama firması sahibi tutuklu sanık Zeki Kışı savunmasında, "2019 yılında şirkete sertifika almak için başvurduk. Sonrasında pandemi çıktı alamadık. Bu şirketi Sinan ile beraber kurduk. İlaçların isimleri var. İlaçların neye iyi geldiğini ustalar bilir. Ben, ilaç satın almam, ayarladığım ustalara parayı veririm, ilacı alırlar. Benim ilaçlama işiyle ilgili hiçbir bilgim yoktur. Ben sadece firma sahibiyim. İşlemlerle alakalı bilgim yok. Tek bilgim, 2-3 ay eğitim aldık, bu kadar. Biz çalışanlara eğitim vermedik" dedi. Bunun üzerine mahkeme başkanı sanığa, "Kimse hakkında bilgin yok, ilaç hakkında bilgin yok. Çalıştırdığın insanlar işinin ehli bile değil. Bu işin olabileceğini ön göremedin mi?' dedi. Sanık bu soruyu yanıtsız bıraktı. Savunma yapan ilaçlama firması sahibinin oğlu tutuklu sanık Serkan Kışı ise, "Ben ilaçlama firmasından önce İBB iştiraki İGDAŞ'ta çalıştım. Çocuğum yeni doğduğundan dolayı işten ayrıldım. 5-6 sonra babamın yanına gittim işlerde yardım etmek amacıyla. Firmadan bir yetkim yoktur. İlaçlamayı yapan kişi Sinan Gözübek'tir. Sinan, hastalanan çocuğu ziyaret etti. Bu HTS kayıtlarında sabittir" dedi. "Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin' dedi" İlaçlamayı yapan tutuklu sanık Doğan Cağferoğlu'da savunmasında, "Serkan ve Zeki'yi bizim mahalleden tanırım. Kızım doğduktan sonra eşim ve ben işten çıkarıldık, maddi olarak zor durumdaydık. Serkan bana mesaj attı, ‘boşta kaldıysan bize gel daha sonra iş bulursan gidersin' dedi. Ben ilk birkaç hafta diğer şirketlerden haber bekledim ses gelmeyince kabul etmek zorunda kaldım. Kısa bir konuşmamız oldu. Serkan bana ilaçlama için konuştuğum iş ile ilgili, ‘biz temizlik firmayız, sen de temizlik personeli olarak geçeceksin' dedi. Gerekli eğitimler bana sözlü olarak verdi ve ağustos ayının başında tek başıma çıkmaya başladım. Şirket tamamen Whatsapp üzerinden yürütülüyordu. Randevu, hesap ve uygulama olarak 3 ayrı grup vardı. Randevular Serkan diye kaydettiğim numaradan geliyordu. Sonra ne yazık ki bu olay geldi ve biz 11 Kasım'da otele gittik. 20 dakika uygulama yaptık resepsiyonda. Eyüp diye birisi vardı sordum 101 numaralı odayı gösterdi. Biz orada 2 çeşit uygulama yaptık, ilacı suyla seyreltip sıktım, sonra da bir tabağa plastik jel döküp onu odaya bıraktım. Ardından işlem bitti ve ben otelden çıktım" diye konuştu. Duruşmada tüm sanıkların savunmaları tamamlandı. Yargılamaya 45 dakika ara verildi, aranın ardından duruşmaya devam edilecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.