#Zonguldak

İLKHABER-Gazetesi - Zonguldak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zonguldak haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Devrek Belediyesi usulsüzlük davasında kritik itiraflar: Eski Başkan Çetin Bozkurt hakkındaki ev hapsi kaldırıldı Haber

Devrek Belediyesi usulsüzlük davasında kritik itiraflar: Eski Başkan Çetin Bozkurt hakkındaki ev hapsi kaldırıldı

Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi, Devrek Belediyesi bünyesinde gerçekleştirildiği öne sürülen usulsüzlük, rüşvet ve zimmet iddialarına ilişkin geniş kapsamlı davanın ilk oturumuna ev sahipliği yaptı. Toplamda 30 sanığın yargılandığı dosyada, kurumun mali yapısını sarsan eylemler ve bu süreçteki idari zafiyetler masaya yatırıldı. Davanın bir numaralı sanıkları arasında yer alan ve uzun süredir ev hapsinde bulunan eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt ile tutuklu sanık eski İnsan Kaynakları Müdürü Tuncay Ulupınar'ın ifadeleri, yargılamanın seyrini değiştiren unsurlar olarak kayda geçti. İNSAN KAYNAKLARI MÜDÜRÜNDEN ŞOK İTİRAF: "BÜTÜN İŞLEMLERİ BEN YAPTIM" Duruşmanın en dikkat çekici anları, 79 kez zimmet ve 55 kez resmi belgede sahtecilik suçlamasıyla hakim karşısına çıkan tutuklu sanık Tuncay Ulupınar'ın savunması sırasında yaşandı. Alkol bağımlılığı nedeniyle kontrolünü kaybettiğini dile getiren Ulupınar, hakkındaki suçlamaların tamamını kabul ederek şu ifadeleri kullandı: "Bu olaylar başıma gelmeden önce işini düzgün yapan, kendisini düzgün yetiştirmeye çalışmış, iyi aile babası, iki evlat babası biriyken insanın başına her şey gelebiliyor. Ben bu işlemleri yaparken iş yerinde alkol kullanmaya başladım. Gün boyunca hatalarımın farkında olmaksızın bunu yapmaya başladım. Önünü alamıyordum. Başka boyutlara geçti. Görev ve sorumluluklar çerçevesinde taleplerini yerine getiren mali hizmetler müdürlüğüne sevkiyatı sağlayan şeffaf şekilde hesaplayıp harcama yetkililerine gönderiyordum. Bir iki ufak çaplı sıkıntı oldu. Sonradan fazla hesaplanan mesailerde hesaplanarak benim tarafıma gelmeye başladıktan sonra zarf içine kendilerine gönderiyordum. Oradaki eylemlerin tamamı bu şekilde yürüyordu. Ben bu 77 eylemin içinde olanların hepsi bu şekilde. Kurum içi denetim zafiyeti vardı. Benim gönderdiğim evraklar fiziken gidiyor. Muhasebeleştirme esnasında oradaki tarih ve sayısını yazdığı zaman dijital olarak entegrasyon yapar. Benim gönderdiğim evrak eş değer ile ekleriyle aynı. Ama ne hikmetse fazla mesai yapalım denilen evrakla manuel giriş yapılıyor. Kendileri de müdürlerinden bu evrakları saklıyordu. Ben bu suçlamaların tamamını kabul ediyorum. İller bankasından başkanın herhangi bir suçu yok. Buradaki tüm işlemleri ben yaptım. Etkin pişmanlık çerçevesinde ifade vermek istiyorum diye demiştim. Yapılan tüm iş ve işlemlerde benim suçum vardır. Kendi yaşamımı sonlandırmak isterken kararımı değiştirdim. Başkanıma atıfta bulunuyorlardı içki konusunda. O içkiyi içen bendim. Bana başkanım ‘Tuncay sen artık başka boyuta geçtin' dedi. Ben artık son noktasına gelmiştim. En ufak bir sıkıntıda içki içer hale geldim. Ben bunları anlatabilecek durumda değildim. Cezaevi bana yaradı. İçkiden kurtuluyorum. Ben bütün bunları samimiyetle anlattım. Toplamda kıdem tazminatlarındaki tutar 3 milyon 500 bin liraydı. Bunları ben geri yatırmıştım. Maaş usulsüzlüklerinde 1 milyon 900 bindi. Ben suçluyum. Bir şekilde ceza alacağım. Eşit şartlarda anlatmak istiyorum. Adli kontrol talebim olabilir. 9 ay boyunca başsavcılıktan ifadeye çağrılacağım diye bekledim. Ben yüce adaletimize güveniyorum. Kimseye suç atmadan anlatmak istedim" ESKİ BAŞKAN BOZKURT: "BELEDİYE BAŞKANI BORDRO GÖRMEZ, DOLANDIRILAN BENİM" Duruşmaya elektronik kelepçe ile katılan eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt, nitelikli zimmet, irtikap ve resmi belgede sahtecilik gibi ağır suçlamalara karşı kendisini savundu. Belediyedeki onay mekanizmasının işleyişine değinen Bozkurt, "Belediye başkanı bordro incelemediğini, sadece en son aşamada onay verdiğini belirten Çetin Bozkurt, "İnsan kaynakları bordroları düzenler, birim amirleri onaylar, muhasebeye sevk eder, ben de en son onaylarım. Emeklilik işlemleri için İller Bankasına başvurulur" dedi. Ayrıca özel bir mülkiyet davası ve trampasına ilişkin iddialara yanıt vererek, müteahhit Satılmış B. ile ilgili süreci şöyle anlattı: "2018 yılında annemin üzerine ortak müşterek tapumuz var. Diğer müştereklerden üçünden gitmiş almış. Şua davası açmak için yalvardı. Sonra iki daire üzerinden trampa yaptık. Bana verdiği daireyi başkasına vermiş. Burası benim yerim nasıl başkasına satarsın dedim. Tarihte dolandırılan belediye başkanı ben olacağım diye cümle kurdum. Ben sana başka yerden daire vereceğim dedi. Beni aldı şu an kullandığım evin oraya getirdiler. Burayı bari devralalım ama sözleşme yapalım dedim. Beyefendi her beyanında diyor ki benle sözleşme yapmadı. Beni görmezden geldi. Adamla bir değil 2 sözleşme yapmışız. Hakkında 14 madde çıkardım, yalan söylüyor. İmzalamadığım belgeler yüzünden 400 gündür evimdeyim" MUHASEBE MÜDÜRLÜĞÜ VE BAŞKAN YARDIMCILARINDAN RET CEVABI Davada zimmet ve rüşvet suçlamasıyla yargılanan Muhasebe Müdürü Nafia Ç., sorumluluğun kendisinde olmadığını savunarak, "Fazla mesailer gelince 'Maaş alamayacağız, yaptırmayın' diye direndim. Beni orada müdür olarak istemediler. Müfettişe eksik evrak sunulmuş, ben noter tasdikli doğrularını verdim" ifadelerini kullandı. Nafia Ç.'nin müdafii ise savunmasında, "Rüşvet gelecekse zarfla gelir. Hesabına niye atsın. Bizde belediye avukatlığı yaptık. İşleyişi biliyoruz. Sel, afet aşırı bir yoğunluk oldu. Fazla mesailer bu sebeple yazılmış" diyerek suçlamaların hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ileri sürdü. Eski Meclis Üyesi Şeref A. ile Belediye Başkan Yardımcısı Recep K. da benzer şekilde suçlamaları reddetti. Şeref A. belgelerdeki imzaların kendisine ait olmadığını iddia ederken, Recep K. sel dönemindeki iş yoğunluğu nedeniyle evrakları okumadan imzaladığını beyan etti. MAHKEME HEYETİNDEN ARA KARAR VE TAHLİYE Savunmaların ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, eski Belediye Başkanı Çetin Bozkurt hakkındaki konutu terk etmeme şeklindeki adli kontrol tedbirinin kaldırılmasına hükmetti. Davanın tek tutuklu sanığı Tuncay Ulupınar'ın mevcut halinin devamına karar verilirken, dosyaya konu olan imzaların incelenmesi için bilirkişi görevlendirilmesine ve Sayıştay denetçilerinden rapor istenmesine karar verildi. Duruşma çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Bozkurt, ev hapsinin sona ermesine ilişkin olarak sadece "Olması gereken oydu" değerlendirmesinde bulundu.

Mersin Limanı Avrupa'nın iç kesimlerine bağlanıyor: Çevreci lojistik projesinde görüşmeler başladı Haber

Mersin Limanı Avrupa'nın iç kesimlerine bağlanıyor: Çevreci lojistik projesinde görüşmeler başladı

Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) tarafından, uluslararası lojistik ortaklıklarını güçlendirme stratejisi kapsamında Almanya'nın öncü liman işletmelerinden Duisport ile yapılan temaslar, Türkiye ile Avrupa arasında yeni bir lojistik hattının kurulması yolunda kritik bir hamle olarak görüldü. Toplantıda, Mersin - Filyos güzergahı üzerinden Duisport Limanı'na yönelik alternatif bir taşımacılık modelinin geliştirilmesi konusu masaya yatırıldı. Görüşmelerin odağında, özellikle Avrupa'nın entegre lojistik ağlarının Türkiye ile daha verimli bir şekilde entegrasyonu yer aldı. MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin Limanı'nın sahip olduğu stratejik öneme vurgu yaparak, Doğu Akdeniz'den Avrupa'nın iç kesimlerine uzanan, sürdürülebilir ve maliyet açısından avantajlı bir taşıma koridorunun oluşturulabileceğini belirtti. Duisport temsilcileri ise Avrupa'daki alternatif taşıma ağlarının etkin kullanımıyla daha çevreci ve rekabetçi lojistik alternatiflerin sunulabileceğini dile getirdi. Maliyetler düşecek, karbon emisyonu azalacak Görüşmeler çerçevesinde üzerinde durulan model; Mersin'den hareket eden yüklerin alternatif güzergahlar aracılığıyla Rotterdam'a ulaştırılmasını ve ardından Avrupa'nın iç bölgelerine nehir taşımacılığı ile dağıtılmasını öngörüyor. Bu sistemin devreye girmesiyle birlikte, lojistik giderlerin minimize edilmesi ve karbon ayak izinin düşürülmesi amaçlanıyor. "Mersin'i lojistik zincirin güçlü halkası yapacağız" Toplantı sonrası açıklamalarda bulunan MTSO Başkanı Hakan Sefa Çakır, Mersin'i sadece bir liman şehri olarak değil, küresel lojistik zincirlerin kilit bir noktası haline getirmeyi hedeflediklerini belirtti. Çakır, Duisport ile yapılan görüşmelerin bu vizyonun temel taşlarından biri olduğunu vurguladı. Projenin fizibilite çalışmalarının önümüzdeki dönemde detaylandırılacağını kaydeden Çakır, ilgili tüm paydaşlarla koordineli şekilde somut adımlar atılmasının planlandığını belirterek, bu girişimin Türkiye'nin Avrupa ticaretinde yeni bir lojistik koridoru açma potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Duisport'ta teknik inceleme Ziyaret programı dahilinde MTSO heyeti, Duisport tesislerinde teknik incelemelerde bulundu. Heyete Zonguldak Ticaret ve Sanayi Odası yöneticileri ile Bükreş Ticaret ve Sanayi Odası temsilcileri de katılım sağladı. Program kapsamında limanın operasyonel gücü, intermodal taşımacılık altyapısı ve sürdürülebilir lojistik yöntemleri hakkında kapsamlı bilgiler alındı. Görüşmelerde ayrıca Mersin ve Zonguldak'ın lojistik potansiyeli ile Mersin ve Filyos limanlarının stratejik konumları analiz edilerek, olası iş birliği fırsatları değerlendirildi.

Zonguldak’ta 17 yaşındaki Hasret Akkuzu cinayetinde iddianame tamamlandı Haber

Zonguldak’ta 17 yaşındaki Hasret Akkuzu cinayetinde iddianame tamamlandı

Zonguldak'ta 17 yaşındaki genç kızı kuyuya atan şüpheliye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, Çaycuma ilçesinde 17 yaşındaki Hasret Akkuzu'nun cansız bedeninin geçen 19 Ekim günü Helvacılar köyü yakınlarındaki 4 metre derinliğindeki su kuyusunda bulunmasına ilişkin tahkikatı tamamladı. İddianamede tutuklu şüpheli 42 yaşındaki Deniz B. hakkında "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürme" suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi. Diğer şüpheliler A.B., N.B. ve E.S. hakkında ise "çocuğa ve kadına karşı kasten öldürmeye yardım etme" suçundan 20'şer yıla kadar hapis cezası talep edildi. Maktulün şikayeti üzerine şüpheli hakkında açılan dava dosyaya eklendi İddianamede ikilinin yaklaşık 5 yıl önce tanıştığı, maktulün şüphelinin çocuğuna bakıcılık yaptığı ve eşinin kıskançlığı sebebiyle evden ayrılarak ailesiyle arasını düzelttiği bilgisine de yer verildi. Şüphelinin 2,5 yıl önce maktulü sevdiğini söylediği ancak başka birisi ile ilişkisi olduğunu öğrenmesi üzerine sosyal medya üzerinden tehdit, hakaret ve ısrarlı takibe başladığı öne sürüldü. Hasret Akkuzu'nun 3 Ocak 2025 tarihindeki şikayeti üzerine Çaycuma 3. Asliye Ceza Mahkemesi'nde kamu davası açıldığı ve Deniz B.'nin bu dosya kapsamında 2 Temmuz 2025'te Aydın Ceza İnfaz Kurumu'na girmesiyle aralarındaki husumetin büyüdüğü ifade iddia edildi. Söz konusu açılan dava da cinayet dosyasına eklendi. Cinayet zanlısı maktulün boğazını 5 dakika sıktığını itiraf etti Şüpheli Deniz B.'nin 3 Ekim 2025'te cezaevinden izinli çıkarak Çaycuma'ya geldiği ve HTS kayıtlarına göre maktul ile 4-12 Ekim tarihlerinde Hasret Akkuzu ile mesajlaştığı kaydedildi. İddianamede, zanlının E.S.'den aldığı araçla buluştuğu; Akkuzu'dan mahkemede gerçeği anlatmasını istediği belirtildi. Şüphelinin savcılıktaki ifadesinde, "Maktul bana tepki gösterdi ve tekme atmaya çalıştı. Tartışma sırasında kendimi kaybederek maktulün boğazına sarıldım. Yere düşmesinin ardından yaklaşık 3-5 dakika boyunca boğazını sıktım ve öldüğünü fark ettim" şeklinde ifade verdiği de iddianamede yer aldı. Şüpheli ağabeyinin evinden aldığı çekiçle kuyunun kilidini kırdı Olay sonrası cesedi önce çalılık alana, ardından aracın bagajına taşıyan Deniz B.'nin, Perşembe beldesindeki su kuyusuna gittiği tespit edildi. Kuyunun kilitli olması sebebiyle bedeni çimenlik alana bırakan şüphelinin, gece saatlerinde ağabeyi A.B. ve yengesi N.B.'nin ikametine gittiği, burada A.B.'nin aracın içini kontrol ettiği bildirildi. İkametten aldığı çekiçle dönerek kilidi kıran zanlının cesedi kuyuya attığı, aracı bırakıp maktulün telefonunu asfalta fırlattığı aktarıldı. Şüpheli E.S.'nin ise aracı yıkamacıya götürdüğü dosyada yer aldı. İddianamede bu yaşananların ardından D.B.'nin izinli çıktığı cezaevine gitmek üzere yeniden Aydın'a gittiği belirtildi. "Hasret'i öldürdüm, kurtuldum" Kızılbel köyünde yaşayan ailenin geçen yıl 13 Ekim tarihindeki kayıp başvurusu üzerine ormanlık alanda bulunan aracın bagajında Hasret Akkuzu'nun babasına ait vesikalık fotoğraf ele geçirildi. Ertesi gün cesedin su kuyusunda bulunmasının ardından şüpheli Deniz B., 22 Ekim'de Aydın'da yakalanarak 24 Ekim'de tutuklandı. Gözaltına alınan A.B., N.B. ve E.S. ise 3 Aralık'ta tahliye edildi. Şüpheli A.B.'nin ifadesinde, Deniz B.'nin olay sonrası kendisine, "Hasret'i öldürdüm, kurtuldum" dediği belirtildi. Hasret'in tırnaklarında zanlının DNA'sı tespit edildi Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu raporunda maktulün boyna basıya bağlı asfiksi (boğulma) sonucu öldüğü, giysilerinde ve tırnak içinde Deniz B.'ye ait DNA profili tespit edildiği aktarıldı. İl Jandarma Komutanlığı teknik incelemesinde zanlının internette olayla ilgili arama yaptığı kayıtlara geçti. Zonguldak 3. Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilen iddianamede, şüpheli E.S. hakkında ayrıca "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" suçundan 5 yıla kadar hapis istendiği kaydedildi.

19 Saniyede işlenen çifte cinayet davasında ilk duruşma Haber

19 Saniyede işlenen çifte cinayet davasında ilk duruşma

Zonguldak'ta geçen yıl aralık ayında boşanma aşamasındaki eşi Tülay Ündeş ve kayınvalidesi Zaide Alkaç'ı av tüfeğiyle vurarak öldürdüğü gerekçesiyle tutuklanan Yusuf Ündeş'in yargılanmasına başlandı. Duruşmada sanık suçlamaları reddederken, müşteki baba, sanığın çocukları ve tanıklar olayın öncesindeki sürece ve cinayet anına dair beyanlarda bulundu. 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşmaya tutuklu sanık Yusuf Ündeş, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşmada Halil Alkaç, anneleri babaları tarafından öldürülen Orkun Ü., Berat Ü. ve 14 yaşındaki U.F.Ü. ile taraf avukatları ve tanıklar hazır bulundu. TÜFEKLE GİTTİĞİ EŞİNİ, "CANO BAKAR MISIN?" DEYİP ÖLDÜRMÜŞ Tutuklu sanık Yusuf Ündeş, savunmasında eşiyle aralarındaki sorunların emeklilik sonrası köye taşınma isteği nedeniyle başladığını iddia etti. Boşanma sürecinde 14 yaşındaki oğlunun kendisine karşı kışkırtıldığını ve şiddet gördüğünü öne süren sanık, olay günü cinayet kastıyla değil, konuşmak amacıyla maktullerin yanına gittiğini savundu. Sanık Ündeş cinayet anını şu sözlerle anlattı: "Olay günü eşimle kayınvalidemi görünce konuşmak ve evladımı kurtarmak için yanlarına gittim. Onların evinde de silah olduğu için silahımı yanıma almıştım. Arabadan inip eşime 'Cano bakar mısın' diye seslendim. Eşime oğlumun yaptıklarını sorarken bana, 'Ölümden korkuyor musun?' dedi. Kayınvalidem de 'Senin zaten fişin çekildi' deyince o sırada tetiğe bastım. Sonrasını hatırlamıyorum. Aileme bunu yaşatmak istemezdim, çok üzgünüm." SİLAHI CİNAYETTEN 4 AY ÖNCE ALMIŞ Mahkeme başkanının cinayette kullanılan ve seri numarası silinmiş olan silahla ilgili sorusuna yanıt veren sanık Ündeş, "4 ay önce silahı aldım. Av merakım da vardı. Tüfeği internet üzerinden aldım. 32 yıllık evliliğimde eşime hiçbir zaman darp uygulamadım, şikayette bulunmadı. Ne varsa annesinin babasının evine gittikten sonra tavırları değişti. Beni her yerden engelledi. Tehdit etmedim" diyerek kendini savundu. "EVDE TEK BAŞINAYIM, HER GÜN KARŞIMDAKİ MEZARLARINI SEYREDİYORUM" Duruşmada söz alan maktul Zaide Alkaç'ın eşi ve Tülay Ündeş'in babası Halil Alkaç, kızının evliliği boyunca şiddet gördüğünü belirtti. Sanığın savunmasına tepki gösteren Alkaç, "Geçen sene bayramda kızıma, 'Senin kemiklerini çatır çatır kırmaz mıydım?' diyerek tehditler savurdu. Uzaklaştırma talep ettik, ret verdiler. Olay günü telefonda 'Yusuf, Tülay ile yengemi vurdu' dediler. O 15 dakikalık yol bana bitmedi. Oraya vardığımda canlarını kurtaracak bir tek ben yokmuşum. Şimdi evde tek başınayım, her gün karşımdaki mezarlarını seyrediyorum. En ağır cezayı almasını istiyorum" dedi. "OKUL FORMUNA BİLE BABA YERİNE AĞABEYLERİMİN ADINI YAZIYORDUM" Sanığın 14 yaşındaki oğlu U.F.Ü., babasının sürekli alkol aldığını ve evde korku içinde yaşadıklarını anlattı. Babasının annesiyle barışması için kendisine baskı yaptığını söyleyen U.F.Ü., "Beni annenle barıştır diyordu. İstemeyince yediğim ekmeğin lafını bile etmeye başladı. 12-13 yaşında gücüm ona nasıl yetecek? Annemle yaşayacağım çok günler varken şimdi mezarına sarılıyorum. Okul formunda bile baba ismi yerine ağabeylerimin adını yazıyordum. Askerliğimi yapmaya gideceğim, annem beni göremeyecek. Bu kişiye ‘baba' bile demeyeceğim. Şikayetçiyim" diyerek feryat etti. SANIĞIN SAVUNMASINI OĞULLARI ÇÜRÜTTÜ: "AV MERAKI YOK, YALAN SÖYLÜYOR" Sanığın "Düğünlerini yaptım, maddi yardımda bulundum" şeklindeki savunmaları diğer oğulları Berat Ü. ve Orkun Ü. tarafından yalanlandı. Düğünlerini kendi imkanlarıyla yaptıklarını belirten Berat Ü., "Anneme her türlü şiddeti uyguluyordu. Bizi annesiz bıraktı" dedi. Orkun Ü. ise "Söylediklerinin yüzde 99'u yalan. Krediyi çeken bendim, onun kredi notu düşüktü. Evde sürekli ruhsatsız silah bulunurdu. Babamdan hep korkarak büyüdük" ifadelerini kullandı. TANIKLAR SANIĞI YALANLADI: "'ŞİMDİ KONUŞUN' DİYEREK PEŞ PEŞE ATEŞ ETTİ" Görgü tanıkları sanığın araçtan iner inmez silahına sarıldığını ve "Ne oldu, kaçma", "Şimdi konuşun lan" diyerek bağırdıktan sonra peş peşe ateş etmeye başladığını aktardı. "1 SAAT MEZARLIKTA BEKLEMİŞ, CİNAYET 19 SANİYEDE İŞLENMİŞ" Müşteki avukatı Hande Gündoğdu, eylemin tasarlanarak işlendiğini vurgulayarak, "Kamera kayıtlarına göre tüm olay 19 saniyede gerçekleşiyor. Sanık zaten silahla gittiğini itiraf ediyor. Tanık beyanlarına göre olay öncesi 1 saat mezarlıkta beklemiş. Burada açıkça tasarlanmış kasten öldürme eylemi olduğu kanaatindeyiz" dedi. Avukat, sanığın kabarık sabıka kaydının incelenmesini ve maktulün telefon şifresinin kırılarak tehditlerin tespitini talep etti. Sanığın tanık talebine ret: Tutukluluk hali devam edecek Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yusuf Ündeş'in tutukluluk halinin devamına karar verdi. Sanık müdafinin tanık dinletme talebini "dosyaya yenilik katmayacağı" gerekçesiyle reddeden heyet, eksiklerin tamamlanması için duruşmayı ileri tarihe erteledi.

Barajda bulunan kemikler 18 yıllık cinayeti aydınlattı Haber

Barajda bulunan kemikler 18 yıllık cinayeti aydınlattı

Zonguldak’ın Terakki Mahallesi’nde 2008 yılında yaşanan olayda, 39 yaşındaki Ahmet Yılmaz, "arkadaşlarıma gidiyorum" diyerek evden ayrıldıktan sonra kendisinden haber alınamadı. Beş çocuk babası Yılmaz’ın kayıp ihbarının ardından 2010 yılında Ulutan Barajı mevkisinde bir balıkçı tarafından insan kemikleri bulundu. Ankara Adli Tıp Kurumu’na gönderilen parçalar üzerinde yapılan DNA eşleşmesi sonucunda, 2012 yılında bu kemiklerin kayıp olarak aranan Ahmet Yılmaz’a ait olduğu kesinleşti. Ancak olayın failleri uzun süre belirlenemeyince dosya "faili meçhul" olarak rafa kaldırıldı. YAKIN ÇEVRESİNE CİNAYETİ ANLATMIŞ Dosyanın 16 yıl sonra yeniden açılmasındaki dönüm noktası, başka bir davanın sanığı olan H.P.’nin "B.İ.; İ.E. ile baraja getirdiğimiz Ahmet’e ateş ederek öldürdü" şeklindeki beyanları ile şüpheli İ.E.'nin yakın çevresinde işlenen cinayeti anlatması oldu. Ancak H.P.’nin diğer şüphelilerin ifadeleri ve süreçle uyumsuz olduğu tespit edildi. Zonguldak Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, 2025 yılında başka suçtan tutuklanan İ.E.'nin ifadeleri doğrultusunda soruşturmayı derinleştirdi. Polis ekiplerinin titiz teknik takibi ve HTS (telefon trafiği) kayıtlarını incelemesi sonucu düğmeye basıldı. Düzenlenen operasyonla E.İ., K.A. ve T.Y. yakalandı. Üç şüpheliden K.A. ve T.Y. tutuklandı. E.İ. hakkında ev hapsi kararı verilirken, halihazırda başka bir suçtan cezaevinde bulunan İ.E. hakkında ise bu cinayet dosyası kapsamında adli kontrol hükümleri uygulandı. POLİSE İHBAR ETMESİNDEN ENDİŞE DUYMUŞLAR Cumhuriyet Savcılığınca hazırlanan ve 20 kişinin ifadesine başvurulan iddianamede, cinayetin ardındaki nedenler de gün yüzüne çıktı. Soruşturma dosyasına giren tutanaklara ve alınan ifadelere göre, şüphelilerin Ahmet Yılmaz’ın ortak karıştıkları bir hırsızlık olayını polise ihbar etmesinden endişe duydukları belirlendi. Ayrıca, daha önce hayatını kaybeden şüphelilerden B.İ. ile Ahmet Yılmaz’ın eşi arasında yaşandığı iddia edilen yasak ilişki de cinayet iddiaları arasında yer aldı. Şüphelilerden T.Y., iddianamede yer alan ek savunmasında vicdanının rahatsız olması sebebiyle bildiği her şeyi anlatacağını belirterek, "İlk ifademde bazı gerçekleri söylememiştim. Ancak yeni yapılan tespitler ve vicdanımın rahatsız olması sebebiyle bildiğim her şeyi anlatacağım. Ahmet Yılmaz, E.İ.'yi şikayet edeceğini çok kez konuşmalarda dile getiriyordu. Hatta Ahmet bir keresinde elinde bulunan dilekçeyi hepimizin bulunduğu bir ortamda gösterip bizi şikayet edeceğini söyledi" ifadelerini kullandı. ARAÇLA GEZDİKTEN SONRA BOĞARAK ÖLDÜRÜLMÜŞ İddianameye yansıyan detaylara göre, olay günü Ahmet Yılmaz, K.A., T.Y. ve B.İ. ile araçla bir müddet gezdikten sonra yaşanan tartışma sırasında boğularak öldürüldü. Cinayetin ardından cesedin bir çuvala konularak önce kullanılmayan atıl bir maden ocağına gizlendiği, bir süre sonra da oradan alınarak Ulutan Barajı'na atıldığı tespit edildi. "AHMET İSTANBUL’DA YAŞIYOR" ŞEKLİNDE SAHTE BEYANLAR VERMİŞLER Cinayetin faillerinin, olayı yıllarca gizlemek için planlı bir şekilde hareket ettikleri de ortaya çıkarıldı. Şüphelilerin, cinayetin ardından hedef şaşırtmak amacıyla "Ahmet İstanbul’da yaşıyor" şeklinde sahte beyanlar verdikleri ve başka suçlardan tutuklu bulundukları dönemde cezaevinden birbirlerine şifreli notlar göndererek süreci örtbas etmeye çalıştıkları saptandı. Müebbet hapis cezası talep ediliyor Tutuklanan şüpheliler K.A. ve T.Y., ev hapsinde bulunan E.İ. ve başka bir suçtan tutuklu bulunan İ.E. hakkında "iştirak halinde kasten öldürme" suçundan müebbet hapis cezası talep edilen iddianamenin Ağır Ceza Mahkemesi’nce kabul edilmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.