Şirketlerde başarının temelinde kurumsallaşmanın yattığına dikkat çeken ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, “Başarılı şirket olmak isteyen ve aynı zamanda bu başarının devamlılığını sağlamak isteyen şirketler, öncelikle kurumsallaşmalıdırlar.

Serhat ŞANLI

ADANA (İLKHABER) – Şirketlerde başarının temelinde kurumsallaşmanın yattığına dikkat çeken ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, “Başarılı şirket olmak isteyen ve aynı zamanda bu başarının devamlılığını sağlamak isteyen şirketler, öncelikle kurumsallaşmalıdırlar. Şirkette kurumsallık beraberinde istikrarı, istikrar da başarıyı getirir. Bu nedenle şirketlerin kurumsal bir yapıya kavuşması, şirketin geleceği konusunda son derece önemli rol oynuyor.” Dedi.

Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği (TKYD), Dünya Gazetesi ve Yapı Kredi iş birliğinde Anadolu Panelleri’nin bu yıl ikincisini Adana Sanayi Odası ev sahipliğinde gerçekleştirdi. Türkiye’de kurumsal yönetim ilkelerinin daha iyi anlaşılması amacıyla çeşitli illerde hayata geçirilen “Anadolu Panelleri” çerçevesinde Adana’da düzenlenen panelin teması ise “Neden Kurumsal Yönetim?”..

Adana Sanayi Odası’nda, Dünya Gazetesi Genel Koordinatörü ve köşe yazarı Vahap Munyar moderatörlüğünde yapılan panele, TKYD Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka, Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, Türkiye Raporu Direktörü ve TKYD Ekonomi Danışmanı Can Selçuki ile Yapı Kredi Kobi Bankacılığı Strateji ve Planlama Direktörü Sander Cansever konuşmacı olarak katıldı..

Panelin açılış konuşmasını yapan Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı Zeki Kıvanç, aile şirketlerinin başarılı işlere imza attığını, ancak devamını ve sürekliliğini sağlayamadığına dikkat çekti. Kıvanç, “Biliyorsunuz Türkiye’de millî gelirin büyük bir bölümü aile şirketlerinin ekonomiye yapmış olduğu katkıdan oluşuyor. Küçük ve orta ölçekli işletmelerin de yine yüzde 94’ü aile şirketi. Fakat maalesef bu şirketlerin sadece yüzde 13’ü üçüncü kuşağa kadar devam edebiliyor. Yani aile şirketleri kuruluyor, başarılı işlere imza atıyor fakat devamını ve sürekliliğini sağlayamıyor.” Dedi.

KOBİ’lerdeki problemlere de değinen Zeki Kıvanç, “KOBİ'lerde yönetimin tek kişide toplanması, organizasyon şemasında belirsizlik olması, planlama konusunun göz ardı edilmesi, karar verme süreci ile ilgili sorunlar yaşanması, kurumsallaşmayla ilgili eksiklikler barındırılması, bilgi eksikliği nedeniyle finansman sıkıntısı çekilmesidir.

KOBİ’ler;  Az yatırımla çok üretim elde etmek ve ürün çeşitliliği sağlama, düşük maliyetlerle istihdam sağlama, ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenme ve teknolojik yeniliklere ve değişimlere daha hızlı adapte olma konusunda etkili ve esnek bir yapıya sahiptirler. Bu esnek yapı KOBİ’lere büyük işletmeler ile rekabet edebilme imkânı sağlamaktadır. Şirket küçükken bu saydığımız işleri bir kişi idare edebilirken, işler büyüdükçe bunlar yönetilebilir olmaktan çıkıyor. Hele 20-30 çalışana ulaşan bir şirkette bir kişi her yere yetişemez.

BAŞARININ DEVAMLILIĞINI İSTEYEN ÖNCE KURUMSALLAŞMALIDIR

Biz, şirketlerde başarının temelinde kurumsallaşmanın yattığını, hem kendi tecrübelerimizden, hem de başarılı olmuş şirketlerden biliyoruz. Şirkette kurumsallık beraberinde istikrarı, istikrar da başarıyı getirir. Bu nedenle başarılı şirket olmak isteyen ve aynı zamanda bu başarının devamlılığını sağlamak isteyen şirketler öncelikle kurumsallaşmalıdırlar. Bu nedenle şirketlerin kurumsal bir yapıya kavuşması, şirketin geleceği konusunda son derece önemli rol oynuyor.” Diye konuştu.

KURUMSAL FİRMALAR, HER TÜRLÜ EKONOMİK KRİZDE AYAKTA KALMIŞTIR

Kurumsallaşmaya da dikkat çeken Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç konuşmasının devamında şu sözlere yer verdi;

“Özellikle ülkemizdeki şirketlerin %99’unun KOBİ ölçeğinde ve aile şirketi olduğunu düşünürsek, kurumsallaşmanın ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar. Türkiye'deki ve dünyadaki kurumsal firmalara baktığınızda her türlü ekonomik krize karşı ayakta kalmayı başarabildiklerini görebilirsiniz. Özellikle aile şirketlerinde kurumsallaşma çok daha fazla önem taşıyor ve tüm aile şirketlerinin bu konuyu hassasiyetle ele alması gerekiyor. Kurumsallaşma denilince şirketinizin anahtarını bir profesyonele teslim edin anlaşılmasın. Kurumsallaşma kısaca, işi ehline vermenin sistematik hale getirilmesi demektir.

Kurumsallaşma; Patronun şirkete alınacak bir koli tuvalet kâğıdı pazarlığı için zaman harcamadığı, kimin hangi işi, hangi stratejiye göre yapacağının belli olduğu, aileden kişilerin patronun oğlu veya kızı olduğu için değil, gerçekten hak ettiği için şirkette çalıştığı, eşlerin, kuzenlerin, görümcelerin şirket karar mekanizmasında sadece akrabalık konumları nedeniyle bulunmadıkları, akıl, bilgi ve tecrübe ile yapılan yönetimdir..

Bakan Kasapoğlu, Burdur'da 1900 kişilik öğrenci yurdunun açılışını yaptı: Bakan Kasapoğlu, Burdur'da 1900 kişilik öğrenci yurdunun açılışını yaptı:

KURUMSALLAŞMAK, BİR FİRMANIN GELECEĞİNİ BELİRLEMEDE MİHENK TAŞIDIR

Ekonomi dünyasında her sene binlerce şirket doğarken, bir o kadarı da farklı nedenlerle iflas ediyor. Birçok firma ikinci-üçüncü kuşaktan sonra yaşanan sorunların kurbanı oluyor. Ama yurtdışına baktığımızda bu durum böyle değil. Yurtdışındaki birçok firma kurumsallaşmış ve belki de gelecek 50 yıllık hedeflerini planlamış ve devamlı revize ediyor.  Bu nedenle kurumsallaşmak, bir firmanın geleceğini belirlemesi noktasında önemli bir kilometre taşıdır.”

Zeki Kıvanç’ın ardından konuşan Türkiye Kurumsal Yönetim Derneği(TKYD) Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tamer Saka da Dünyada ve ülkemizde yaşanan son gelişmelerin kurumsal yönetim kavramının ülkelerin ve kurumların rekabetçiliğini devam ettirebilmeleri için ne derece önemli bir araç olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu;

“Verimli Çukurova toprakları, tarımın yanı sıra sahip olduğu sanayi kuruluşları ile de ülke ekonomisine onlarca yıldır katkı sağlamaktadır. Bölge, yapısı itibariyle küçük, orta ve büyük ölçekli şirketlerine ev sahipliği yapan bir sanayi merkezidir. Bu nedenle bu işletmelerin devamlılığının sağlanması, sadece, sahipleri açısından değil, şehir, bölge ve ülke için de hayati öneme işaret etmektedir.

Geldiğimiz noktada kurumsal yönetim ilkelerinin ülkenin her yerinde teknoloji, yeşil ekonomi, inovasyon destekli üretime, çağın gerekleri ile donanmış insan kaynağı ve veri üzerine inşa edilmiş yeni, yaratıcı ve uygulanabilir stratejilere ve büyüme modeline ihtiyaç vardır.

Tabi ki bu yeni büyüme modelinin kurumların özel sektörün değişen talep ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek ve kurumsal yönetim ilkelerine uyum sağlayacak şekilde yeniden yapılandırılması ile desteklenmesi gerekmektedir. Aslında yaşadığımız birçok problemin temeline baktığımızda bir sistem sıkıntısı olduğunu üzülerek görüyoruz.

Dolayısıyla artık sistemlerin ön plana çıktığı, hesap verebilir, sorgulanabilir, adil ve şeffaf sistemlerin oluşturulmasını garanti altına alacak anlayışın yerleştiği, bireylerden ziyade sistemlerin konuşulduğu bir anlayışı odağımıza almak durumundayız.

2000’li yılların başından beri Türkiye’de kurumsal yönetim alanında birçok gelişme yaşadık. Son birkaç yıldır dünyada yaşanan hızlı gelişmelerin yarattığı etkiler dışında, Türkiye’deki yasal ve düzenleyici kurumların, kurumsal yönetim alanında en iyi uygulamalara yakın düzenlemeleri hayata soktuğunu söyleyebiliriz. Tüm bu düzenlemeleri ise kurumsal yönetimin şekilsel altyapısını oluşturan unsurlar olarak değerlendirebiliriz.

Bir ülkede kurumsal yönetimin gelişmesi ve yaygınlaşması adına şekilsel altyapılar gerekli ancak yeterli değil. En az şekilsel düzenlemeler kadar davranışsal boyutta da ilerleme sağlanması önemli ve kritik. Kurumsal yönetimin davranışsal boyutu derken ifade etmeye çalıştığımız kurumsal yönetim ilkelerinin şirket yönetimleri tarafından ne derece içselleştirilmiş olduğu.

Şirketlerimizin kurumsal yönetim uygulamalarından gerçek faydayı elde edebilmeleri davranışsal boyuttaki ilerlemeye doğrudan bağlı. Bu alandaki engelleri aşmak için hep birlikte mücadele etmemiz sonuç almak için son derece önemli.

Bağımsız Yönetim Kurulu üyeliği uygulamaları dönemin ihtiyaçları doğrultusunda yeniden ele alınmalı. Halka arz sürecinde kurumsal yönetim uygulamaları çok daha önemli bir unsur olarak değerlendirmeye alınmalı. Şirketlerimizin düzenli raporlamalarındaki kurumsal yönetim bölümleri içerik ve sıklık açısından tekrar düzenlenmeli.

İYİ YÖNETİM, İYİ YATIRIM ÇEKER

Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de iyi yönetim, iyi yatırım çeker. Şirketlerin çok daha uzun ömürlü olabilmeleri, rekabet edebilirlikleri, sürdürülebilir yapılar olabilmeleri ne kadar kurumsal yönetildiklerine bağlı. Dolayısıyla ülkeler için sürdürülebilirliğin ve kalkınmanın yolu, mikro ölçekten bakıldığında şirketlerin iyi yönetilmesinden geçiyor.

Rekabetin global ölçekte bu kadar sertleştiği ve kendimizi farklılaştırmak için her türlü araca ihtiyaç duyduğumuz böyle bir dönemde kurumsal yönetimin en az maliyet ile en yüksek getiriyi elde edebileceğimiz bir çözüm olduğunu düşünüyoruz.

Kurumsal yönetim ilkelerini benimseyen, kültürlerine adapte eden ülkeler ve kurumlar; riskleri, değişimleri rakiplerine göre daha önceden görüp aksiyon alabiliyor. Bu da günümüzde koruması son derece güç olan güven unsurunu sürdürülebilir kılarken, fırsatları da beraberinde getiriyor.”