Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz’den 2026 tiyatro bildirisi

Hatay'da sanat faaliyetlerini sürdüren Epik Sanat Tiyatrosu, 27 Mart Dünya Tiyatro Günü kapsamında hazırladığı 2026 bildirisiyle yerel sanatın iyileştirici gücüne ve toplumsal empatiye dikkat çekti.

Haber Giriş Tarihi: 25.03.2026 15:03
Haber Güncellenme Tarihi: 25.03.2026 15:08
Kaynak: BÜLTEN
Epik Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz’den 2026 tiyatro bildirisi

Dünya Tiyatro Günü kutlamaları çerçevesinde Hatay merkezli Epik Sanat Tiyatrosu, sanatsal üretimin toplumsal direnç üzerindeki etkisini vurgulayan bir manifesto yayımladı. Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz tarafından hazırlanan 2026 Tiyatro Bildirisi, yerel tiyatroların kentin hafızasını koruma görevini ve sahnenin şiddete karşı sunduğu yapıcı dili odağına alıyor.

Gökhan Altunöz tarafından yayınlanan manifesto şu şekilde:

“27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nün eşiğinde, Hatay’ın sanat damarlarından biri olan Epik Sanat Tiyatrosu, hazırladığı 2026 Tiyatro Bildirisi ile sadece sahneleri değil, gönülleri de aydınlatıyor. Genel Sanat Yönetmeni Gökhan Altunöz tarafından kaleme alınan bu bildiri, bir kutlama metninden öte; oyunculara, seyircilere ve tüm kente yönelik bir "direnç ve motivasyon" çağrısı taşıyor.

​"IŞIK BÖLÜNDÜKÇE ÇOĞALIR": YEREL TİYATRONUN VAZGEÇİLMEZ GÜCÜ

​Epik Sanat Tiyatrosu, bu yılki bildirisini özellikle yerel tiyatroların önemine dikkat çekmek için bir platform olarak kullanıyor. Altunöz, tiyatronun sadece büyük metropollerin ışıklı binalarında değil, küçük şehirlerin sokaklarında, mahalle aralarında ve halkın kalbinde gerçek kimliğini bulduğuna inanıyor.

​Haberin odak noktasını şu temel fikir oluşturuyor: Tiyatro yerelden beslenir, yerelden başlar ve küçük şehirlerden büyük şehirlere doğru yayılan o devasa kültürel nehrin kaynağıdır. Yerel tiyatro, o kentin hafızasıdır; acısını da neşesini de en iyi o bilir. Epik Sanat Tiyatrosu da 2005’ten bu yana Hatay’ın her sokağında bu hafızayı diri tutarak, sanatı halkın ayağına götürmenin haklı gururunu yaşıyor.

​GÖKHAN ALTUNÖZ: 20 YILLIK BİR ADANMIŞLIK HİKAYESİ

​Bu motivasyon dolu bildirinin mimarı olan Gökhan Altunöz, hayatını doğup büyüdüğü Defne topraklarında sanatı yeşertmeye adamış bir isim. 1 Aralık 1982 doğumlu olan Altunöz, Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olmanın verdiği edebi derinliği, İstanbul Üniversitesi’nden aldığı Dramatik Yazarlık, Tiyatro Terapi ve Drama Eğitmenliği uzmanlıklarıyla harmanladı.

​Bugüne kadar yazdığı 15 tam metin ve 200’e yakın kısa oyunla toplumsal meselelere ayna tutan Altunöz, usta bir gitarist ve bağlama icracısı olarak müziği de sahnesinden eksik etmiyor. Nâzım Hikmet’in mirasını işlediği "Nazım" ve "Yaşamak Şakaya Gelmez" gibi eserlerinden, "Sus(mak)" ve "Adı Kadın" gibi sarsıcı özgün metinlerine kadar her çalışmasında tek bir amaç güdüyor: İnsanı insana, insanla anlatmak.

​Oyunculara ve Seyircilere Bir Söz

​Altunöz bu bildiriyle; her türlü zorluğa rağmen sahneyi terk etmeyen oyuncularına "Emeğiniz dünyayı iyileştiriyor" derken, salonları ve sokakları dolduran seyircilerine ise "Siz varsanız bu ayna anlamlı" mesajını veriyor. Yerel tiyatronun hayati önemini şu sözlerle perçinliyor: "Biz diyoruz ki; perde her açıldığında umut nefes alır. Bir toplum tiyatroyla konuştuğunda, şiddet dilini kaybeder."

​27 MART DÜNYA TİYATRO GÜNÜ EPİK SANAT TİYATROSU 2026 TİYATRO BİLDİRİSİ

​Sahne karardığında dünya susar. Bir ışık yanar. Ve insan, kendine doğru yürümeye başlar. Bazen o karanlık, uzaktan gelen bir siren sesi gibidir. Yarım kalmış oyunların, içine gömülmüş çığlıkların yankısıdır. Sahne, o sesi duyulur kılmak için vardır.

​Biz biliyoruz: Tiyatro ile büyüyen insan, yumruğunu değil sesini kaldırır. Çünkü sahnede öğrenir; bağırmanın değil anlatmanın güçlü olduğunu. Kendi hikâyesini kurabilen biri, hiçbir karanlıkta tamamen susmaz. Tiyatro, kalbin prova yaptığı yerdir. Bir başkasının ayakkabısını giyip yürümeyi, bir yabancının gözünden ağlamayı, bir düşmanın kalbinde atmayı öğretir. Görünmeyeni fark etmeyi, duyulmayanı işitmeyi… Empati, sahnenin görünmeyen dekorudur. O dekor kurulduğunda şiddet barınamaz. Çünkü bir başkasının acısını hisseden el, incitmeye cesaret edemez.

​Sahne bir aynadır. İnsan orada kendini çoğalmış görür. Kötülüğünü de, iyiliğini de. Bazen o aynada, kırılmış bir hayat, yarım bırakılmış bir hikâye bakar bize. Ve her temsil, içimizdeki karanlığa tutulmuş bir ışıktır.

​Tiyatro disiplinin şiiridir. Bir repliği beklemek sabrı öğretir. Bir bakışta kalabilmek güveni. Bir sahneyi paylaşmak adaleti. Orada her temas rızayla doğar. Her adım sınır bilir. Her söz sorumluluk taşır. Hiçbir ses bastırılmaz. Hiçbir varlık yok sayılmaz.

​Tiyatro ile yoğrulan insan, bedenin ve sınırların değerini öğrenir. Kimsenin alanına hoyratça girmez. Kimsenin hakkını gölgelemez. Çünkü sahnede biliriz: Bir kişinin ışığı diğerinin karanlığı değildir. Işık bölündükçe çoğalır. Ve hiçbir ışık, bir başkasını söndürerek var olmaz.

​Biz diyoruz ki: Perde her açıldığında umut nefes alır. Bir insan sahneye çıktığında dünya biraz daha iyileşir. Bir toplum tiyatroyla konuştuğunda, şiddet dilini kaybeder. Silahlar susar demiyoruz, ama insan konuşmayı öğrenir. Ve konuşan insan, yıkmak yerine kurmayı seçer.

​Tiyatro oyun değildir yalnızca. Tiyatro, insan olmanın sonsuz provasıdır. Ve biz, her temsilde dünyayı yeniden kurmaya devam ederiz.”

Kaynak: BÜLTEN

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.