Doç. Dr. Zekeriya Doğan: "Ben gencim kalp krizi geçirmem" algısı hayati risk taşıyor
Doç. Dr. Zekeriya Doğan: "Ben gencim kalp krizi geçirmem" algısı hayati risk taşıyor
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, tütün ürünleri kullanımı ve modern yaşam koşulları nedeniyle genç yaşta artan kalp krizi vakalarına karşı hayati uyarılarda bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 13.04.2026 13:22
Haber Güncellenme Tarihi: 13.04.2026 13:22
Kaynak:
İHA
Dünya genelinde can kayıplarının bir numaralı sebebi olan kardiyovasküler hastalıklar, artık sadece ileri yaştaki bireyleri değil genç nüfusu da hedef alıyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nde görev yapan Doç. Dr. Zekeriya Doğan, toplumdaki kalp krizinin yaşlılık hastalığı olduğu algısının kırılması gerektiğini vurguladı. Uzman isim, özellikle hareketsiz yaşam ve psikolojik faktörlerin genç kalpler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
"GENÇ NESİLDE KALP KRİZİNİN ARTMASININ EN ÖNEMLİ NEDENLERİ SİGARA VE ELEKTRONİK TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN KULLANILMASI"
Modern yaşamın getirdiği olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risklerin de etkisini sürdürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, süreci şu sözlerle analiz etti: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda."
"KALP KRİZİ ÖNCEDEN SİNYAL VERİR VE ÖNLENEBİLİR"
Vakaların çoğunda vücudun önceden uyarı verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Doğan, yaş faktörüne güvenerek semptomları görmezden gelmenin tehlikeli olduğunu belirtti. Doğan, konuya dair şu bilgileri paylaştı: "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. 'Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır' diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında"
"ŞÜPHE VARSA HEMEN 112 ARANMALI"
Belirtilerin ciddiyetine vurgu yapan Doç. Dr. Doğan, acil durumlarda vakit kaybetmeden profesyonel yardım istenmesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır."
"KENDİNİZ VE SEVDİKLERİNİZ İÇİN KALBİNİZİ KORUYUN"
Yaşam kalitesini artıracak köklü değişikliklerin hayati önem taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Doğan, koruyucu önlemleri şu ifadelerle özetledi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, 'Ben gencim, kalp krizi geçirmem' anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle 'Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin'."
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Doç. Dr. Zekeriya Doğan: "Ben gencim kalp krizi geçirmem" algısı hayati risk taşıyor
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, tütün ürünleri kullanımı ve modern yaşam koşulları nedeniyle genç yaşta artan kalp krizi vakalarına karşı hayati uyarılarda bulundu.
Dünya genelinde can kayıplarının bir numaralı sebebi olan kardiyovasküler hastalıklar, artık sadece ileri yaştaki bireyleri değil genç nüfusu da hedef alıyor. Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kardiyoloji Kliniği'nde görev yapan Doç. Dr. Zekeriya Doğan, toplumdaki kalp krizinin yaşlılık hastalığı olduğu algısının kırılması gerektiğini vurguladı. Uzman isim, özellikle hareketsiz yaşam ve psikolojik faktörlerin genç kalpler üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çekti.
"GENÇ NESİLDE KALP KRİZİNİN ARTMASININ EN ÖNEMLİ NEDENLERİ SİGARA VE ELEKTRONİK TÜTÜN ÜRÜNLERİNİN KULLANILMASI"
Modern yaşamın getirdiği olumsuzlukların yanı sıra geleneksel risklerin de etkisini sürdürdüğünü ifade eden Doç. Dr. Zekeriya Doğan, süreci şu sözlerle analiz etti: "Ülkemizde ve dünya genelinde kardiyovasküler sistemden ölüm maalesef en önemli nedenler arasında ve artış hala devam etmekte. Özellikle genç hasta grubunda kalp krizi vakalarının artmasının en önemli nedenleri arasında sigara ve elektronik tütün ürünlerinin kullanılması, obezite, modern yaşamın getirmiş olduğu yalnızlık ve kaygının tetiklediği depresyon yer alıyor. Tabii ki geleneksel risk faktörleri olan diyabet, tansiyon, obezite, hareketsiz bir yaşam ve sigara kadar geleneksel olmayan risk faktörleri de kalp krizinin önemli nedenleri haline gelmiş durumda."
"KALP KRİZİ ÖNCEDEN SİNYAL VERİR VE ÖNLENEBİLİR"
Vakaların çoğunda vücudun önceden uyarı verdiğini hatırlatan Doç. Dr. Doğan, yaş faktörüne güvenerek semptomları görmezden gelmenin tehlikeli olduğunu belirtti. Doğan, konuya dair şu bilgileri paylaştı: "Kalp krizi önceden sinyal verir ve önlenebilir. 'Ben gencim, bana bir şey olmaz, 60 yaş üstünün hastalığıdır' diye yaklaşmamak lazım. Göğüste ağrı, sıkışma, nefes darlığı, sol kola, sağ kola ya da çeneye vuran ağrı tipik semptomlar olmakla beraber kadın hastalarda, şeker hastalarında ve yaşlı hastalarda nefes darlığı, yorgunluk ve baş dönmesi gibi klasik olmayan semptomlar da belirti gösterebilir. Ülkemizde de dünyada olduğu gibi genç yaşta kalp krizi vakalarının arttığı bir gerçek. Özellikle modern yaşamın getirdiği izolasyon, depresyon ve kaygı bozukluğu maalesef genç yaşta kalp krizlerinin görülme oranını artırmaktadır. Bununla birlikte özellikle elektronik sigara alışkanlığının da genç yaş grubunda sık olması da yine başlıca nedenler arasında"
"ŞÜPHE VARSA HEMEN 112 ARANMALI"
Belirtilerin ciddiyetine vurgu yapan Doç. Dr. Doğan, acil durumlarda vakit kaybetmeden profesyonel yardım istenmesi gerektiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Göğüste herhangi bir ağrı, sıkışma, kola ya da çeneye yayılan ağrı, bulantı, kusma, baş dönmesi ve nefes darlığı gibi belirtilerden herhangi biri olduğunda ‘şüphe varsa şüphe yoktur’ yaklaşımıyla 112 acilen aranmalıdır. Asla kişi kendi imkanlarıyla arabasına binip hastaneye gitmeye çalışmamalı ve mümkün mertebe yüksek riskli bir hastaysanız bunlar olmadan önce gereken önlemler alınmalıdır."
"KENDİNİZ VE SEVDİKLERİNİZ İÇİN KALBİNİZİ KORUYUN"
Yaşam kalitesini artıracak köklü değişikliklerin hayati önem taşıdığını kaydeden Doç. Dr. Doğan, koruyucu önlemleri şu ifadelerle özetledi: "Sigara kesinlikle bırakılmalı, 'Ben gencim, kalp krizi geçirmem' anlayışından uzak durulmalı ve risk sınıfı iyi belirlenmelidir. Bununla ilgili olarak diyabet, hipertansiyon, obezitenin önüne geçmek için yaşam tarzı değişikliklerini kesinlikle hayatımıza katmalı ve hastalarımızın varsa mevcut kullandığı ilaçlara düzenli ve kontrollü bir şekilde devam etmesidir. Özetle 'Sigarayı bırak, hareket et ve yaşam tarzı değişikliklerini mutlaka olumlu bir şekilde hayatına kat. Kendiniz ve sevdikleriniz için kalbinizi koruyun ve kalbinizin size söylediklerine kulak verin'."
Kaynak: İHA