Adana'da bir dolmuş sürücüsünün direksiyon başında uyuması sonucu meydana gelen ve 7 kişinin yaralandığı kaza, aslında uzun yıllardır konuşulan bir sorunu yeniden gündeme taşıdı. Şükür ki can kaybı yaşanmadı. Ancak ortaya çıkan görüntüler, toplu taşıma güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Her gün binlerce vatandaşın emanet edildiği direksiyonun başında bulunan şoförlerin fiziksel ve zihinsel olarak görev yapabilecek durumda olması hayati önem taşıyor.
Bir anlık dikkatsizlik bile büyük felaketlere neden olabilirken, direksiyon başında uyumak ise sonuçları çok daha ağır olabilecek bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Şehir içi ulaşımda görev yapan bazı şoförlerin uzun çalışma saatleri nedeniyle yorgun düştüğü bilinen bir gerçek.
Sabahın ilk ışıklarında başlayan mesailer, gece geç saatlere kadar devam edebiliyor. Bu durum hem sürücü sağlığını hem de yolcu güvenliğini tehdit ediyor. Yetkililerin çalışma saatleri konusunda daha sıkı denetimler yapması gerekiyor.
Öte yandan trafikte dikkat çeken bir başka sorun da bazı toplu taşıma araçları arasında yaşanan yolcu kapma yarışı.
Özellikle yoğun güzergahlarda kimi zaman sürücüler, daha fazla yolcu almak için hız limitlerini zorlayabiliyor, ani manevralar yapabiliyor veya riskli sollamalara başvurabiliyor.
Vatandaşlar ise bu yarışın ortasında kendilerini güvende hissetmiyor.
Toplu taşıma araçları bir yarış pisti değil. Direksiyon başındaki her sürücünün taşıdığı sorumluluk yalnızca kendi canı değil, onlarca yolcunun hayatıdır.
Birkaç dakika erken varmak ya da birkaç yolcu fazla almak için yapılan riskli hareketlerin telafisi olmayabilir.
Unutulmamalıdır ki direksiyon başında geçirilen her saniye dikkat ister. Uykusuzluk, yorgunluk ve hız ise trafikte affı olmayan üç büyük tehlikedir.
Bugün yaralanmalarla atlatılan bir olayın yarın daha acı sonuçlar doğurmaması için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
DİREKSİYON BAŞINDA UYKUYA YER YOK
Bülent Koçmekan
Adana'da bir dolmuş sürücüsünün direksiyon başında uyuması sonucu meydana gelen ve 7 kişinin yaralandığı kaza, aslında uzun yıllardır konuşulan bir sorunu yeniden gündeme taşıdı. Şükür ki can kaybı yaşanmadı. Ancak ortaya çıkan görüntüler, toplu taşıma güvenliği konusunda ciddi soru işaretleri oluşturdu.
Her gün binlerce vatandaşın emanet edildiği direksiyonun başında bulunan şoförlerin fiziksel ve zihinsel olarak görev yapabilecek durumda olması hayati önem taşıyor.
Bir anlık dikkatsizlik bile büyük felaketlere neden olabilirken, direksiyon başında uyumak ise sonuçları çok daha ağır olabilecek bir tabloyu gözler önüne seriyor.
Şehir içi ulaşımda görev yapan bazı şoförlerin uzun çalışma saatleri nedeniyle yorgun düştüğü bilinen bir gerçek.
Sabahın ilk ışıklarında başlayan mesailer, gece geç saatlere kadar devam edebiliyor. Bu durum hem sürücü sağlığını hem de yolcu güvenliğini tehdit ediyor. Yetkililerin çalışma saatleri konusunda daha sıkı denetimler yapması gerekiyor.
Öte yandan trafikte dikkat çeken bir başka sorun da bazı toplu taşıma araçları arasında yaşanan yolcu kapma yarışı.
Özellikle yoğun güzergahlarda kimi zaman sürücüler, daha fazla yolcu almak için hız limitlerini zorlayabiliyor, ani manevralar yapabiliyor veya riskli sollamalara başvurabiliyor.
Vatandaşlar ise bu yarışın ortasında kendilerini güvende hissetmiyor.
Toplu taşıma araçları bir yarış pisti değil. Direksiyon başındaki her sürücünün taşıdığı sorumluluk yalnızca kendi canı değil, onlarca yolcunun hayatıdır.
Birkaç dakika erken varmak ya da birkaç yolcu fazla almak için yapılan riskli hareketlerin telafisi olmayabilir.
Unutulmamalıdır ki direksiyon başında geçirilen her saniye dikkat ister. Uykusuzluk, yorgunluk ve hız ise trafikte affı olmayan üç büyük tehlikedir.
Bugün yaralanmalarla atlatılan bir olayın yarın daha acı sonuçlar doğurmaması için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor.