Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir. Hanefi mezhebine göre Ramazan orucuna, akşamdan itibaren ertesi gün kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın.
Şafii mezhebine göre ise, iftar vaktinden seher vaktine kadar oruca niyet edebilir. Ancak imsaktan sonra niye geçersizdir.
Ev almak ya da yaptırmak için biriktirilen paranın zekâtı var mıdır?
Ev edinmek için biriktirilen paralarla tabii olarak çoğalma ve artırma özelliği vardır. Binaenaleyh bu maksatla biriktirilen paralar borçtan ve temel ihtiyaçtan sonra nisap miktarına ulaşmış ise o paradan zekât vermek gerekir. Ancak evi almışsa ama daha ödemesini yapmamış ise bunun zekâtını vermez.
Kişiden alınması gereken borç, zekât olarak sayılabilir mi?
Zekâtın sahih olması için yoksul kişiye verilen zekât malının zekât niyeti ile temlik edilmesi lazım. Fakire borç olarak verilen meblağ, fakir o meblağ üzerinde tasarrufta bulunduktan sonra zekâta mahsup edilemez. Ya da zengin de olsa borç verdiğimiz kişi fakirleşirse o parayı zekât olarak sayamayız.
Süt Anne ve Babaya Zekat vermek caiz mi?
Kişi kendi Usûl ve furûana zekat veremez. Yani kişi, anne, baba, dede ve ninelerle, çocuk ve torunlara zekât veremez. Çünkü kişi bakmakla yükümlü olduğu bu kimselere zekât verecek olsa verdiği zekât dolaylı yoldan kendisine dönmüş olacaktır. Zekât veren, verdiği zekâttan hiçbir maddî menfaat sağlamamalı ve ondan yararlanmamalıdır.
Kişinin sütannesi ve sütbabası her ne kadar kendisine ebediyyen haram olsa da onlara bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için onlara zekât verebilir.
Zekatın nisabı yıl boyunca devam etmesi gerekir mi?
Hanefi fıkıhçılarına göre bir malda zekatın farz olabilmesi için o malın hem sene başında hem de sene sonunda nisaba ulaşmış olması şarttır.
Bir kimse sene başında nisab miktarına ulaşan bir mala sahip olsa, bu mal sene içinde nisabın altına düşse hatta tamamen tüketilirse, fakat sene sonunda yine nisab miktarına ulaşsa, sene sonu hesabıyla zekata tabi olur.
Mesela demir ticareti yapan bir tüccarın deposunda sene başında yüz ton demir varken sene içinde bunların bir kısmını satış yolu ile tüketse ve yerine elli ton demir alsa, sene sonundaki bu demir ile kasa mevcudunun zekatını vermekle sorumludur.
Şafii fıkıhçılarına göre ise: Nisabın bütün sene boyunca bulunması lazım. Bir mal sene içinde nisabın altına düşerse ona zekat vacip olmaz. Bir kimse sene başında nisab veya nisab miktarını aşan bir mala sahip olsa, sene içinde satış ve hibe gibi yollarla bu mal nisabın altına düşse, o kimse nisab miktarı mala sahip olana kadar zekatla mükellef değildir.
Amca, hala, teyze gibi akrabalara zekat vermek caiz mi?
Zekat, Usül ve Fürû’a verilemez. Yani zekatı verecek kimse, alt ve üst soyu olan anası, babası, dedesi, ninesi, çocukları ve torunlarına veremez. Aynı şekilde hanımına da zekat veremez. Çünkü akrabalarına bakma yükümlülüğü söz konusudur.
Fakat bunların dışında kalan amca, hala, teyze, dayı gibi akrabalara ve bunların çocuklarına zekat vermesinde bir sakınca yoktur.
Günün Ayeti
Siz Allah için verirseniz, Allah onun yerine daha iyisini verir
Sebe, 34/39.
Günün Hadisi
"Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.''
(Tirmizî, "Savm", 82.)
Günün Sözü
"Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur."
İbn Mübarek
Günün Duası
Ya rabbi bizi orucun ve namazın şefaatine nail olan kullarından eyle.
Ramazan Kavramları
Miskin kime denir?
Fakir ve düşkün olan kimse anlamına gelmektedir. Kur'ân-ı Kerim'de pekçok yerde, yardıma muhtaç fakir anlamında geçmektedir. Bunlardan zekatın sarf yerleri ile ilgili olan, Tevbe sûresinin 60. âyetinde miskîn kelimesi fakir ile birlikte geçmektedir.
Günün Nüktesi
Bir Bardak Su…
Bir iftar sofrasında, Hz. Ebu Bekir’e bir bardak soğuk su ikram edilir. Suyu dudağına götürünce, hıçkırıkları, boğazında düğümlenir.
Öyle hıçkırarak ağlar ki, etrafındakileri de ağlatır.
Bir müddet sonra, dostları “Seni bu derece ağlatan nedir?” diye sorarlar.
Şöyle cevap verir:
“Bir gün Allah Rasûlü önündeki bir şeyi eliyle iter gibi yapıyor ve 'Benden uzak dur, benden uzak dur!' diyordu.
Sordum: “Ya Rasûlallah! Birini uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz, ama ben kimseyi göremiyorum?!.”
Buyurdular ki:
“Dünya, içindeki bütün debdebesiyle karşımda temessül etti ve bana kendisini kabul ettirmek istedi; ben de ona 'Benden uzak dur!' dedim. Bunun üzerine o, çekip giderken, 'Vallahi sen benden kurtulsan da senden sonrakiler elimden kurtulamayacaklar. Kendimi sana kabul ettiremedim, ama sonrakiler peşimden koşacaklar.' dedi.”
İşte, bu bir bardak soğuk su ile dünya bana kendini kabul ettirmiş olur mu diye endişe ettim ve onun için ağladım.”
(Hakim, Müstedrek, 4/344.)
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
İmsaktan sonra yapılan oruç niyeti geçerli olur mu?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Orucun sahih olması için niyet etmek şarttır. Niyetsiz oruç makbul değildir. Hanefi mezhebine göre Ramazan orucuna, akşamdan itibaren ertesi gün kuşluk vaktine kadar niyet edilebilir. Normal olarak oruca, sahur yemeğini yedikten sonra niyet edilir. Ancak sahurda uyanamayıp yeme içme zamanının bittiği imsak vaktinden sonra kalkan bir kimse, güneş doğmuş olsa bile, kuşluk vaktine kadar o günün orucuna niyet edebilir. Yeter ki, imsak vaktinden sonra orucu bozacak bir şey yapmasın.
Şafii mezhebine göre ise, iftar vaktinden seher vaktine kadar oruca niyet edebilir. Ancak imsaktan sonra niye geçersizdir.
Ev almak ya da yaptırmak için biriktirilen paranın zekâtı var mıdır?
Ev edinmek için biriktirilen paralarla tabii olarak çoğalma ve artırma özelliği vardır. Binaenaleyh bu maksatla biriktirilen paralar borçtan ve temel ihtiyaçtan sonra nisap miktarına ulaşmış ise o paradan zekât vermek gerekir. Ancak evi almışsa ama daha ödemesini yapmamış ise bunun zekâtını vermez.
Kişiden alınması gereken borç, zekât olarak sayılabilir mi?
Zekâtın sahih olması için yoksul kişiye verilen zekât malının zekât niyeti ile temlik edilmesi lazım. Fakire borç olarak verilen meblağ, fakir o meblağ üzerinde tasarrufta bulunduktan sonra zekâta mahsup edilemez. Ya da zengin de olsa borç verdiğimiz kişi fakirleşirse o parayı zekât olarak sayamayız.
Süt Anne ve Babaya Zekat vermek caiz mi?
Kişi kendi Usûl ve furûana zekat veremez. Yani kişi, anne, baba, dede ve ninelerle, çocuk ve torunlara zekât veremez. Çünkü kişi bakmakla yükümlü olduğu bu kimselere zekât verecek olsa verdiği zekât dolaylı yoldan kendisine dönmüş olacaktır. Zekât veren, verdiği zekâttan hiçbir maddî menfaat sağlamamalı ve ondan yararlanmamalıdır.
Kişinin sütannesi ve sütbabası her ne kadar kendisine ebediyyen haram olsa da onlara bakmakla yükümlü olduğu kimselerden olmadığı için onlara zekât verebilir.
Zekatın nisabı yıl boyunca devam etmesi gerekir mi?
Hanefi fıkıhçılarına göre bir malda zekatın farz olabilmesi için o malın hem sene başında hem de sene sonunda nisaba ulaşmış olması şarttır.
Bir kimse sene başında nisab miktarına ulaşan bir mala sahip olsa, bu mal sene içinde nisabın altına düşse hatta tamamen tüketilirse, fakat sene sonunda yine nisab miktarına ulaşsa, sene sonu hesabıyla zekata tabi olur.
Mesela demir ticareti yapan bir tüccarın deposunda sene başında yüz ton demir varken sene içinde bunların bir kısmını satış yolu ile tüketse ve yerine elli ton demir alsa, sene sonundaki bu demir ile kasa mevcudunun zekatını vermekle sorumludur.
Şafii fıkıhçılarına göre ise: Nisabın bütün sene boyunca bulunması lazım. Bir mal sene içinde nisabın altına düşerse ona zekat vacip olmaz. Bir kimse sene başında nisab veya nisab miktarını aşan bir mala sahip olsa, sene içinde satış ve hibe gibi yollarla bu mal nisabın altına düşse, o kimse nisab miktarı mala sahip olana kadar zekatla mükellef değildir.
Amca, hala, teyze gibi akrabalara zekat vermek caiz mi?
Zekat, Usül ve Fürû’a verilemez. Yani zekatı verecek kimse, alt ve üst soyu olan anası, babası, dedesi, ninesi, çocukları ve torunlarına veremez. Aynı şekilde hanımına da zekat veremez. Çünkü akrabalarına bakma yükümlülüğü söz konusudur.
Fakat bunların dışında kalan amca, hala, teyze, dayı gibi akrabalara ve bunların çocuklarına zekat vermesinde bir sakınca yoktur.
Günün Ayeti
Siz Allah için verirseniz, Allah onun yerine daha iyisini verir
Sebe, 34/39.
Günün Hadisi
"Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.''
(Tirmizî, "Savm", 82.)
Günün Sözü
"Her şeyin bir kapısı vardır. İbadetin kapısı da oruçtur."
İbn Mübarek
Günün Duası
Ya rabbi bizi orucun ve namazın şefaatine nail olan kullarından eyle.
Ramazan Kavramları
Miskin kime denir?
Fakir ve düşkün olan kimse anlamına gelmektedir. Kur'ân-ı Kerim'de pekçok yerde, yardıma muhtaç fakir anlamında geçmektedir. Bunlardan zekatın sarf yerleri ile ilgili olan, Tevbe sûresinin 60. âyetinde miskîn kelimesi fakir ile birlikte geçmektedir.
Günün Nüktesi
Bir Bardak Su…
Bir iftar sofrasında, Hz. Ebu Bekir’e bir bardak soğuk su ikram edilir. Suyu dudağına götürünce, hıçkırıkları, boğazında düğümlenir.
Öyle hıçkırarak ağlar ki, etrafındakileri de ağlatır.
Bir müddet sonra, dostları “Seni bu derece ağlatan nedir?” diye sorarlar.
Şöyle cevap verir:
“Bir gün Allah Rasûlü önündeki bir şeyi eliyle iter gibi yapıyor ve 'Benden uzak dur, benden uzak dur!' diyordu.
Sordum: “Ya Rasûlallah! Birini uzaklaştırmaya çalışıyorsunuz, ama ben kimseyi göremiyorum?!.”
Buyurdular ki:
“Dünya, içindeki bütün debdebesiyle karşımda temessül etti ve bana kendisini kabul ettirmek istedi; ben de ona 'Benden uzak dur!' dedim. Bunun üzerine o, çekip giderken, 'Vallahi sen benden kurtulsan da senden sonrakiler elimden kurtulamayacaklar. Kendimi sana kabul ettiremedim, ama sonrakiler peşimden koşacaklar.' dedi.”
İşte, bu bir bardak soğuk su ile dünya bana kendini kabul ettirmiş olur mu diye endişe ettim ve onun için ağladım.”
(Hakim, Müstedrek, 4/344.)