Satın alınan kurbanlığın kesilmeden önce ölmesi hâlinde satın alan kişinin ekonomik durumuna göre farklı hüküm uygulanır.
Şayet kişi varlıklı ise, yenisini alıp onu keser. Çünkü kendisine vacip olan kurbanı kesmiş değildir. Fakat yoksulsa yenisini almasına gerek yoktur. Çünkü yoksula kurban vacip değildir, satın almakla, satın aldığı hayvanı kesmeyi kendisine vacip kılmıştır. Aldığı hayvan ölünce, vücûbiyet düşer ve yenisini almak gerekmez.
Hangi sebeple kesilirse kesilsin, hayvanın kesimi esnasında; hayvana fazla eziyet vermemek esastır. Bunun için kesim sırasında hayvana elektrik veya narkoz vererek şok ile bayıltmak, bu hayvanın kurban olarak kabul edilmesine engel kusurlardan sayılmaz. Çünkü kurbana engel kusurlar; kesim sırasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden mevcut olan kusurlardır.
Bu itibarla canlı olarak kesilmek kaydıyla, kurbanlık hayvanın elektrik veya benzeri bir şeyle şoklanmasında dinen bir sakınca yoktur. Şayet hayvan, henüz kesilmeden, şokun etkisiyle ölürse; o, kurban olamayacağı gibi eti de yenmez.
Kurban kesmeden parasını fakirlere tasadduk etmek kurban yerine geçer mi?
Kurbandan gaye o hayvanın kesilmesi ve Allah için o kanın akmasıdır. Parasının tasadduk edilmesi kurban yerine geçmez. Kesilen kurban, Allah rızası ve etinin büyük bir kısmının komşu, fakir ve akrabalara dağıtmak için kesilmektedir.
Yani hem ibadet, hem de paylaşma amaçlıdır. Onun için bu kurban ibadeti sadaka verilerek yerine getirilmiş olunmaz.
Ailede bir kişinin kurban kesmesi yeterli mi?
İslam dininde; ailede ''mal birliği'' değil, ''mal ayrılığı'' prensibi vardır. Yani bir aile içinde de olsa, herkesin malı, kendisine aittir. Bir kimse, babasının, eşinin veya oğlunun servetiyle zengin sayılamaz. Baba fakir olduğu halde oğlu; koca fakir olduğu halde karısı zengin olabilir.
Bu bakımdan, aile içinde, diğer şartlarla beraber kimler dinen zenginse Hanefi mezhebine göre sadece onlar kurban kesmekle yükümlü olurlar. Hepsinin de kesme gücü varsa her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Aile içinde zengin sayılan kimse yoksa hiçbiri kurban kesmekle yükümlü olmaz.
Şafii mezhebine göre kurban kesmek sünnet olduğundan kurban kesmek için zenginlik şart değildir. Kurban kesmek sünnet olduğundan fakir de zengin de kurban kesebilir.
Rüyada kurban kestiğini gören kimse günlük hayatta bunu kesmek zorunda mı?
İnsanların gördükleri rüyalar, kesin bir hüküm ifade etmediği gibi bağlayıcılığı da yoktur. Bu bağlamda rüyada kurban kestiğini ya da kurban adadığını gören kimsenin, bu adağını yerine getirmesi gerekmez. Çünkü rüya ile amel edilmez. Zira uyku halinde olan kimsenin bir sorumluluğu yoktur. Nitekim Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmuştur: “Şu üç kişiden kalem kaldırıldı: Uyuyan kişi uyanıncaya, çocuk buluğa erinceye ve akıl hastası olan da iyileşinceye kadar.” (Ebû Dâvûd, “Hudûd”, 16)
Günün Ayeti
Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.”
(Hac 22/36-37)
Günün Hadisi
Hiçbiriniz şerefli dostlarınıza lâyık görmediğiniz hayvanları, hac veya umre kurbanı olarak kesmesin. Çünkü Allah, şereflilerin en şereflisidir ve her şeyin en iyisine lâyıktır.”
(Muvatta', Hac, 46.)
Günün Sözü
Müslümanlık görünmek değil, olmaktır.
(Aliya İzzetbegoviç)
Günün Duası
Ya rabbi bugün beni günah işlemekten koru.
Bunları biliyor muyuz?
İzar nedir?
Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
Günün Nüktesi
Bir Kase Yoğurt…
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
İşte bu düşünce Kanunî’ye de Süleymaniye Camiini yaptırdı. Ancak o, yaptıracağı eserin yalnız kendi defterine kaydolmasını arzu ediyor ve Rabb’ine böyle bir armağan takdim etmek istiyordu. Onun için, ustalara sıkı sıkıya tenbihatta bulunuyor ve “Kimseden yardım kabul etmeyin” diyordu.
Cami duvarları her gün yükseledursun, karşıdan bu camii mahzun mahzun seyreden bir nine vardı. İnekleriyle başbaşa, onların sütüyle geçinen bu yaşlı kadın, inkisar içinde kendi kendine, “Ey Allah’ım, Kanunî’ye servet verdin, malk-mülk verdin, Senin uğrunda bir cami yaptırıyor. Bu fakir kuluna bir şey vermedin; ne yapayım da, ben de Senin rızanı kazanayım. Benim elimden böyle işler gelmez. Elimden gelen, ustalara bir tas yoğurt ikram etmektir.” der ve ustalara müracaat eder.
Onlar, padişahın izni olmadığını söylerlerse de, kadının ısrarına dayanamayıp, yoğurdu alıp yerler. Büyük hükümdar, o gece rüyada, yaptığı işin mizanda tartıldığını görür. Terazinin bir kefesine Süleymaniye Camii, diğerine ise bir tas yoğurt konulmuş ve yoğurt, camiden ağır basmıştır. Sabah olur; Kanunî, ayakları titreye titreye ustaların yanına gelir: “Ne yaptınız, kimden ne aldınız?” diye sorar. “Yaşlı bir nine geldi; çok ısrar etti; yalvarıp yakarmalarına dayanamadık ve bir tas yoğurt aldık.” derler. İşte, Süleymaniye’ye ağır basan yaşlı kadının o bir tas yoğurdudur. Kanunî, gördüğü rüyayı oradakilere nakleder.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Satın alınan kurbanlığın ölmesi durumunda ne yapılmalıdır?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Satın alınan kurbanlığın kesilmeden önce ölmesi hâlinde satın alan kişinin ekonomik durumuna göre farklı hüküm uygulanır.
Şayet kişi varlıklı ise, yenisini alıp onu keser. Çünkü kendisine vacip olan kurbanı kesmiş değildir. Fakat yoksulsa yenisini almasına gerek yoktur. Çünkü yoksula kurban vacip değildir, satın almakla, satın aldığı hayvanı kesmeyi kendisine vacip kılmıştır. Aldığı hayvan ölünce, vücûbiyet düşer ve yenisini almak gerekmez.
Kurbanlık hayvanın bayıltılarak kesilmesi caiz midir?
Hangi sebeple kesilirse kesilsin, hayvanın kesimi esnasında; hayvana fazla eziyet vermemek esastır. Bunun için kesim sırasında hayvana elektrik veya narkoz vererek şok ile bayıltmak, bu hayvanın kurban olarak kabul edilmesine engel kusurlardan sayılmaz. Çünkü kurbana engel kusurlar; kesim sırasında meydana gelen arızalar olmayıp, hayvanda önceden mevcut olan kusurlardır.
Bu itibarla canlı olarak kesilmek kaydıyla, kurbanlık hayvanın elektrik veya benzeri bir şeyle şoklanmasında dinen bir sakınca yoktur. Şayet hayvan, henüz kesilmeden, şokun etkisiyle ölürse; o, kurban olamayacağı gibi eti de yenmez.
Kurban kesmeden parasını fakirlere tasadduk etmek kurban yerine geçer mi?
Kurbandan gaye o hayvanın kesilmesi ve Allah için o kanın akmasıdır. Parasının tasadduk edilmesi kurban yerine geçmez. Kesilen kurban, Allah rızası ve etinin büyük bir kısmının komşu, fakir ve akrabalara dağıtmak için kesilmektedir.
Yani hem ibadet, hem de paylaşma amaçlıdır. Onun için bu kurban ibadeti sadaka verilerek yerine getirilmiş olunmaz.
Ailede bir kişinin kurban kesmesi yeterli mi?
İslam dininde; ailede ''mal birliği'' değil, ''mal ayrılığı'' prensibi vardır. Yani bir aile içinde de olsa, herkesin malı, kendisine aittir. Bir kimse, babasının, eşinin veya oğlunun servetiyle zengin sayılamaz. Baba fakir olduğu halde oğlu; koca fakir olduğu halde karısı zengin olabilir.
Bu bakımdan, aile içinde, diğer şartlarla beraber kimler dinen zenginse Hanefi mezhebine göre sadece onlar kurban kesmekle yükümlü olurlar. Hepsinin de kesme gücü varsa her birinin ayrı ayrı kurban kesmesi gerekir. Aile içinde zengin sayılan kimse yoksa hiçbiri kurban kesmekle yükümlü olmaz.
Şafii mezhebine göre kurban kesmek sünnet olduğundan kurban kesmek için zenginlik şart değildir. Kurban kesmek sünnet olduğundan fakir de zengin de kurban kesebilir.
Rüyada kurban kestiğini gören kimse günlük hayatta bunu kesmek zorunda mı?
İnsanların gördükleri rüyalar, kesin bir hüküm ifade etmediği gibi bağlayıcılığı da yoktur. Bu bağlamda rüyada kurban kestiğini ya da kurban adadığını gören kimsenin, bu adağını yerine getirmesi gerekmez. Çünkü rüya ile amel edilmez. Zira uyku halinde olan kimsenin bir sorumluluğu yoktur. Nitekim Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmuştur: “Şu üç kişiden kalem kaldırıldı: Uyuyan kişi uyanıncaya, çocuk buluğa erinceye ve akıl hastası olan da iyileşinceye kadar.” (Ebû Dâvûd, “Hudûd”, 16)
Günün Ayeti
Onların etleri ve kanları asla Allah’a ulaşmaz. Allah’a ulaşacak olan ancak, sizin O’nun için yaptığınız, gösterişten uzak amel ve ibadettir.”
(Hac 22/36-37)
Günün Hadisi
Hiçbiriniz şerefli dostlarınıza lâyık görmediğiniz hayvanları, hac veya umre kurbanı olarak kesmesin. Çünkü Allah, şereflilerin en şereflisidir ve her şeyin en iyisine lâyıktır.”
(Muvatta', Hac, 46.)
Günün Sözü
Müslümanlık görünmek değil, olmaktır.
(Aliya İzzetbegoviç)
Günün Duası
Ya rabbi bugün beni günah işlemekten koru.
Bunları biliyor muyuz?
İzar nedir?
Hac veya Umre yapmak üzere ihrama giren erkeklerin belden aşağısını kapatmak üzere büründükleri örtüdür.
Günün Nüktesi
Bir Kase Yoğurt…
Osmanlı Devleti döneminde her paşa ve padişah için, memleketinde herkesin istifadesine açık bir hayır kurumu yapıp ahirete öyle gitme, en büyük ideal idi. Bu sebeple, fethedilen yerlerde her biri bir cami, bir külliye veya bir hastane yapıp gitti. Ecdâdımız, kendi devirlerinin kültürünün gerektirdiği müesseseleri kurdular. İnsan nerde neyi tahsil ederse etsin ama Rabbiyle her zaman irtibatlı olsun diye camisiz yer bırakmadılar.
İşte bu düşünce Kanunî’ye de Süleymaniye Camiini yaptırdı. Ancak o, yaptıracağı eserin yalnız kendi defterine kaydolmasını arzu ediyor ve Rabb’ine böyle bir armağan takdim etmek istiyordu. Onun için, ustalara sıkı sıkıya tenbihatta bulunuyor ve “Kimseden yardım kabul etmeyin” diyordu.
Cami duvarları her gün yükseledursun, karşıdan bu camii mahzun mahzun seyreden bir nine vardı. İnekleriyle başbaşa, onların sütüyle geçinen bu yaşlı kadın, inkisar içinde kendi kendine, “Ey Allah’ım, Kanunî’ye servet verdin, malk-mülk verdin, Senin uğrunda bir cami yaptırıyor. Bu fakir kuluna bir şey vermedin; ne yapayım da, ben de Senin rızanı kazanayım. Benim elimden böyle işler gelmez. Elimden gelen, ustalara bir tas yoğurt ikram etmektir.” der ve ustalara müracaat eder.
Onlar, padişahın izni olmadığını söylerlerse de, kadının ısrarına dayanamayıp, yoğurdu alıp yerler. Büyük hükümdar, o gece rüyada, yaptığı işin mizanda tartıldığını görür. Terazinin bir kefesine Süleymaniye Camii, diğerine ise bir tas yoğurt konulmuş ve yoğurt, camiden ağır basmıştır. Sabah olur; Kanunî, ayakları titreye titreye ustaların yanına gelir: “Ne yaptınız, kimden ne aldınız?” diye sorar. “Yaşlı bir nine geldi; çok ısrar etti; yalvarıp yakarmalarına dayanamadık ve bir tas yoğurt aldık.” derler. İşte, Süleymaniye’ye ağır basan yaşlı kadının o bir tas yoğurdudur. Kanunî, gördüğü rüyayı oradakilere nakleder.