Hastalık, dert, keder, sıkıntı ve de mutluluklar hep biz insanlar için vardır. Bütün bunlar fani olan dünya hayatının bir gereği ve imtihanıdır. Başa gelen hayırlar ve mutluluklar bazen bizim için şer, başa gelen musibetler de bazen bizim için hayır olabilmektedir. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde de hayır vardır.” (Bakara, 2/216)
Bundan hareketle kişinin başına ne kadar ağır ve büyük bir musibet gelirse gelsin ölümü direk istemesi, temini etmesi uygun değildir. Zira Hz. Peygamber kişinin ölümü temenni etmesini hoş görmemiş bilakis yasaklamıştır. Ancak karşılaşılan bu hadise esnasında "Allah’ım ölüm benim için hayırlıysa beni öldür. Eğer hayat benim için hayırlıysa beni yaşat" (Müslim, "Zikir", 10) diye dua etmesinde bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi aynı zamanda efendimizin de tavsiyesidir.
Hayırsız veya uğursuz olan bir gün veya zaman var mı?
Allah’ın indinde bütün günler ve zamanlar hayırlıdır. Hiç biri uğursuz veya bereketsiz değildir. Halk arasında Çarşamba günü ile ilgili olarak bir batıl inanç vardır. Halkımız çarşamba günleri kazan kurulmaz, banyo yapılmaz gibi batıl inanca sahiptir. Bu inanışların kaynağı ya bâtıl, ya da bölgesel halk âdet ve geleneklerdir. Bizim dinimiz her zaman çalışmayı ve her gerektiğinde temizliği emreder. Çarşamba günleri kazan kurulmaz veya Çarşamba günü uğursuzdur demek dini aşıdan doğru değildir.
Mesela, temizlikle ilgili olarak Çarşamba günü yıkanmak iyi değildir deniyor. Oysa dinen gerekli olduktan sonra en kısa zamanda banyo yapmak gerekir. Diyelim ki, Çarşamba sabahı kendisine gusül gereken bir adam banyo yapmayıp o günkü namazlarını kazaya mı bırakacaktır? Onun için böyle bir inanç doğru değildir.
Bu bir ticaret neticesinde elde edilen bir haktır ki iş yeri sahibi iş yerini ya da kurumunu ticaret anlamında cazip hale getirmek için verdiği bir promosyondur.
Bu haksız kazanç olan faiz gibi algılanmamalıdır. Faiz paradan para kazanmaktır. Bonus ise yapılan bir alış veriş neticesinde kazanılan ya da verilen artı bir mal veya haktır.
Kamet getirmeden kılınan namaz geçerli olur mu?
Kâmet, farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, “hayya ale’l-felâh” cümlesinden sonra, “kad kameti’s-salât” cümlesinin eklenmesidir.
Namaz, ister cemaatle, isterse tek başına kılınsın fark etmeksizin ki her farz namazdan önce kâmet getirmek sünnettir. Sünneti yerine getirmek sevap ihmal edip yapmamak ise yanlış olmakla beraber günah değildir.
Durum bu olunca namazdan önce kamet getirmek sünnet olduğundan kişi namazdan önce kamet getirmese namaz yine de geçerlidir.
Günün Ayeti
"Ey iman edenler! içki, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."
(Maide, 5/90)
Günün Hadisi
"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir"
Ebu Davud, “Sünne”, 15.
Günün Sözü
“Akıl yaşta değil baştadır; ama aklı başa yaş getirir.”
Cenap Şehabeddin
Günün Duası
Ya rabbi bugün ve her gün sana açılan ellerimizi, sana yönelen gönüllerimizi, sana bükülen boyunlarımızı, sana yalvaran dillerimizi boş çevirme
Bunları biliyor muyuz?
Berzâh-ı Kübra Nedir?
Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesabın görülüp Cennet veya Cehenneme gidilinceye kadar geçen zamandır.
Günün Nüktesi
Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den…
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir kral, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve krala,
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! Deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak,
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? Diye sormuş.
Köle şöyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.
Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış.
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
“Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den,
Nasip değil ise ne gelir elden?”
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Sıkıntısı veya rahatsızlığı olan kimsenin ölmeyi istemesi isyan sayılır mı?
Doç. Dr. Zeki Uyanık
Hastalık, dert, keder, sıkıntı ve de mutluluklar hep biz insanlar için vardır. Bütün bunlar fani olan dünya hayatının bir gereği ve imtihanıdır. Başa gelen hayırlar ve mutluluklar bazen bizim için şer, başa gelen musibetler de bazen bizim için hayır olabilmektedir. Nitekim Allah’u Teala Kur’an-ı Kerim’de mealen şöyle buyurmaktadır: “Hayır bildiğinizde şer, şer bildiğinizde de hayır vardır.” (Bakara, 2/216)
Bundan hareketle kişinin başına ne kadar ağır ve büyük bir musibet gelirse gelsin ölümü direk istemesi, temini etmesi uygun değildir. Zira Hz. Peygamber kişinin ölümü temenni etmesini hoş görmemiş bilakis yasaklamıştır. Ancak karşılaşılan bu hadise esnasında "Allah’ım ölüm benim için hayırlıysa beni öldür. Eğer hayat benim için hayırlıysa beni yaşat" (Müslim, "Zikir", 10) diye dua etmesinde bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi aynı zamanda efendimizin de tavsiyesidir.
Hayırsız veya uğursuz olan bir gün veya zaman var mı?
Allah’ın indinde bütün günler ve zamanlar hayırlıdır. Hiç biri uğursuz veya bereketsiz değildir. Halk arasında Çarşamba günü ile ilgili olarak bir batıl inanç vardır. Halkımız çarşamba günleri kazan kurulmaz, banyo yapılmaz gibi batıl inanca sahiptir. Bu inanışların kaynağı ya bâtıl, ya da bölgesel halk âdet ve geleneklerdir. Bizim dinimiz her zaman çalışmayı ve her gerektiğinde temizliği emreder. Çarşamba günleri kazan kurulmaz veya Çarşamba günü uğursuzdur demek dini aşıdan doğru değildir.
Mesela, temizlikle ilgili olarak Çarşamba günü yıkanmak iyi değildir deniyor. Oysa dinen gerekli olduktan sonra en kısa zamanda banyo yapmak gerekir. Diyelim ki, Çarşamba sabahı kendisine gusül gereken bir adam banyo yapmayıp o günkü namazlarını kazaya mı bırakacaktır? Onun için böyle bir inanç doğru değildir.
Kredi kartlarıyla kazandığımız bonusu kullanmak dinen caiz mi?
Bu bir ticaret neticesinde elde edilen bir haktır ki iş yeri sahibi iş yerini ya da kurumunu ticaret anlamında cazip hale getirmek için verdiği bir promosyondur.
Bu haksız kazanç olan faiz gibi algılanmamalıdır. Faiz paradan para kazanmaktır. Bonus ise yapılan bir alış veriş neticesinde kazanılan ya da verilen artı bir mal veya haktır.
Kamet getirmeden kılınan namaz geçerli olur mu?
Kâmet, farz namazlardan önce, namazın başladığını bildiren ve ezan lafızlarına benzeyen sözlerdir. Ezandan farklı olarak, “hayya ale’l-felâh” cümlesinden sonra, “kad kameti’s-salât” cümlesinin eklenmesidir.
Namaz, ister cemaatle, isterse tek başına kılınsın fark etmeksizin ki her farz namazdan önce kâmet getirmek sünnettir. Sünneti yerine getirmek sevap ihmal edip yapmamak ise yanlış olmakla beraber günah değildir.
Durum bu olunca namazdan önce kamet getirmek sünnet olduğundan kişi namazdan önce kamet getirmese namaz yine de geçerlidir.
Günün Ayeti
"Ey iman edenler! içki, kumar, dikili taşlar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir; bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz."
(Maide, 5/90)
Günün Hadisi
"Kim Allah için sever, Allah için buğzeder, Allah için verir, Allah için vermezse imanını kemâle erdirmiştir"
Ebu Davud, “Sünne”, 15.
Günün Sözü
“Akıl yaşta değil baştadır; ama aklı başa yaş getirir.”
Cenap Şehabeddin
Günün Duası
Ya rabbi bugün ve her gün sana açılan ellerimizi, sana yönelen gönüllerimizi, sana bükülen boyunlarımızı, sana yalvaran dillerimizi boş çevirme
Bunları biliyor muyuz?
Berzâh-ı Kübra Nedir?
Kabirden kalkıp, mahşer yerinde hesabın görülüp Cennet veya Cehenneme gidilinceye kadar geçen zamandır.
Günün Nüktesi
Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den…
Eski Sisam krallarından Ancee adında bir kral, yeni yaptırdığı bir bağa üzüm kütükleri diktiriyormuş. İşlerin bir an önce bitmesini sağlamak için de kölelerini hiç dinlenmeden çalıştırıyormuş. O zavallı kölelerden biri, bir gün pek bitkin düştüğü için dayanamaz ve krala,
- Niçin bu kadar acele ediyorsunuz efendim? Siz bu bağın üzümlerinden yapılacak şarabı hiç bir zaman içemeyeceksiniz ki! Deyivermiş.
Kral biraz kızmışsa da sesini çıkarmamış. Nihayet gün gelip üzümler yetiştikten sonra, kral köleler de dâhil herkesin hemen toplanmasını emretmiş. Bir müddet sonra da o bağın üzümlerinden yapılmış şaraptan bir bardak getirilmesini emretmiş. Daha önce kehanet gösterisinde bulunan köleyi de huzuruna çağırtmış. Şarap bardağını eline alarak,
- Söyle bakayım, benim bu şaraptan hiç bir zaman içemeyeceğimi tekrar iddia edebilir misin? Diye sormuş.
Köle şöyle cevap vermiş:
- Belli olmaz efendim. İçebileceğinizi söyleyemem. Çünkü dudak ile bardak arasındaki mesafe çok uzundur. O arada başınıza neler gelebileceğini de bilemem!
Köle sözlerini bitirir bitirmez, içeri kralın adamlarından biri girmiş. Bir yaban domuzunun bahçeye girdiğini ve asmaları kırıp döktüğünü söylemiş. Kral elindeki bardaktan bir damla dahi içmeden hemen dışarı fırlamış. Bahçede domuzun bulunduğu yere koşmuş.
Kral ve domuz arasında öldüresiye bir mücadele başlamış. Sonunda yaban domuzu mızrak gibi azı dişleriyle, Sisam kralının karnını yarıp ölümüne sebep olmuş. Kral bostanda, bardak masada kalmış.
Şu söz bu olayı güzel bir şekilde ifade ediyor:
“Nasip ise gelir Hint’ten Yemen’den,
Nasip değil ise ne gelir elden?”