Çağımızın özgün aşıklarından biri Aşık Hüdai. 1940 yılındı Kahramanmaraş-Göksun-Yoğunoluk Köyü’nde doğdu. 11 yaşında doğaçlama şiirler söylemeye başladı. Usta aşıklardan yararlandı, geliştirdi kendini. Askerlikte öğrendi okuma yazmayı. Evlendi bir oğlu oldu Ali adında. Olaylara eleştirel baktı, şiirler yazdı söyledi. 23 Kasım 2021’de Ankara’dayken yaşamdan ayrıldı.
“TARİF ETMEZ/ Dertleşek diyorsun dertli kardeşim/ Bu benim derdimi dil tarif etmez/ Ben doğdum doğalı akar gözyaşım/ Bunu ırmak nehir sel tarif etmez// Düşüdükçe çöker gam üstüne gam/ Gam çöktükçe içtim dem üstüne dem/ Her baktıkça yârdan aldığığım ilham/ Onu arı çiçek bal tarif etmez// Yanar şu bağrımda bu aşkın közü/ İşte böyle yakar pişirir bizi/ O kadar güzel ki cananın yüzü/ Onu lale sümbül gül tarif etmez// Her aşık severek eylemiş methi / Çile çektirmeden etmez ülfeti / Şekile sığarsa hüsnü sıfatı/ Hüdai’den başka kul tarif etmez.”
Aşkın derinliği böyle anlatılıyor şiirde… Aşka düştü mü bir insan, sevgiliden başka düşünmez olur. Aşktır insanı insan eden… Ne dersiniz bilmem? Aşık, seller sular gibi söyleyip gidiyor…
“AĞLADIM/ Güzelim bir derde düştüm/ Dile yaslandım ağladım/ Dalgaladım boydan aştım/ Sele yaslandım ağladım// Neler geldi bu başıma/ Köprü kurdum göz yaşıma/ Dağlar dikildi karşıma/ Yola yaslandım ağladım// Ömrümün son devresinde/ Kaldım derdin deryasında/ Sazımın her perdesinde/ Tele yaslandım ağladım// Döndüm yıllara karıştım/ Tozdum çöllere karıştım/ Yele yaslandım ağladım// Hüdai’yim bahtım kara Günüm ermedi bahara/ Dikeni bağrımda yara/ Güle yaslandım ağladım”
Aşığın derdi boyundan aşkın; hüzün deryasında yüzüp duruyor; ağlamasın da ne yapsın… Aşık olmak öyle kolay değil; kendi derdiyle, halkın derdiyle bir olacaksın… Hüdai de böyle bir derdin içinde, söylüyor söylüyor…bitmiyor dert.
“ANLAMZ Kİ” Aşık olmak bir alemdir/ Tatmayanlar anlamaz kı/ Her sözü bir mücevherdir/ Tarmayanlar anlamaz ki// Kim ki haktan olsa cüda/ İbadetten almaz gıda/ Bu yolda başını feda/ Etmeyenler anlamaz ki// Sil gönlünün kem pasını/ Gütme benlik davasını/ Daim hasretlik yasını/ Tutmayanlar anlamaz ki// Hüdai’yim kalksın perde/ Aşk ateşi yanar serde/ Eyüp gibi dertten derde/ Batmayanlar anlamaz ki”
Aşık olmak anlatılıyor bu şiirde. İçten gönülden yanmadıktan sonra, aşık olmak anlaşılmaz ki… Hüdai’nin hem içi, hem dışı yanar giden böyle…
“EY ERENLER/ Ey Erenler yine bozuldu bendim/ Manalar dilimden ayrı duruyor/ Aşkın ateşine yandıkça yandım/ Dumanım külümden ayrı duruyor// Bağbancı hasret sümbül çiğdeme/ Bir od düştü yanar dertli sineme/ Seher vakti bülbül gelmez bu deme/ Bülbülüm gülümden ayrı duruyor// Bu benim derdimin yok mu ilacı/ Bitip tükenmiyor çektiğim acı/ Gazel döktü şu ömrümün ağacı/ Yaprağım dalımdan ayrı duruyor// Katlanayım dedim derde mihnete/ Gayrı gönül dayanamıyor hasrete/ Kader kısmet aldı attı gurbete/ Hüdai ilinden ayrı duruyor”
İşte Hüdai böyle bir aşık. Onun iç dünyası, aşktan öte, sevgi saygı derinliği taşıyor. Derim ki, bulun okuyun onun kitabını.
05.02.2026, Adana
Kaynak; Aşık Hüdai kitabı ve internet
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
AŞIK HÜDAİ
M.Demirel Babacanoğlu
Çağımızın özgün aşıklarından biri Aşık Hüdai. 1940 yılındı Kahramanmaraş-Göksun-Yoğunoluk Köyü’nde doğdu. 11 yaşında doğaçlama şiirler söylemeye başladı. Usta aşıklardan yararlandı, geliştirdi kendini. Askerlikte öğrendi okuma yazmayı. Evlendi bir oğlu oldu Ali adında. Olaylara eleştirel baktı, şiirler yazdı söyledi. 23 Kasım 2021’de Ankara’dayken yaşamdan ayrıldı.
“TARİF ETMEZ/ Dertleşek diyorsun dertli kardeşim/ Bu benim derdimi dil tarif etmez/ Ben doğdum doğalı akar gözyaşım/ Bunu ırmak nehir sel tarif etmez// Düşüdükçe çöker gam üstüne gam/ Gam çöktükçe içtim dem üstüne dem/ Her baktıkça yârdan aldığığım ilham/ Onu arı çiçek bal tarif etmez// Yanar şu bağrımda bu aşkın közü/ İşte böyle yakar pişirir bizi/ O kadar güzel ki cananın yüzü/ Onu lale sümbül gül tarif etmez// Her aşık severek eylemiş methi / Çile çektirmeden etmez ülfeti / Şekile sığarsa hüsnü sıfatı/ Hüdai’den başka kul tarif etmez.”
Aşkın derinliği böyle anlatılıyor şiirde… Aşka düştü mü bir insan, sevgiliden başka düşünmez olur. Aşktır insanı insan eden… Ne dersiniz bilmem? Aşık, seller sular gibi söyleyip gidiyor…
“AĞLADIM/ Güzelim bir derde düştüm/ Dile yaslandım ağladım/ Dalgaladım boydan aştım/ Sele yaslandım ağladım// Neler geldi bu başıma/ Köprü kurdum göz yaşıma/ Dağlar dikildi karşıma/ Yola yaslandım ağladım// Ömrümün son devresinde/ Kaldım derdin deryasında/ Sazımın her perdesinde/ Tele yaslandım ağladım// Döndüm yıllara karıştım/ Tozdum çöllere karıştım/ Yele yaslandım ağladım// Hüdai’yim bahtım kara Günüm ermedi bahara/ Dikeni bağrımda yara/ Güle yaslandım ağladım”
Aşığın derdi boyundan aşkın; hüzün deryasında yüzüp duruyor; ağlamasın da ne yapsın… Aşık olmak öyle kolay değil; kendi derdiyle, halkın derdiyle bir olacaksın… Hüdai de böyle bir derdin içinde, söylüyor söylüyor…bitmiyor dert.
“ANLAMZ Kİ” Aşık olmak bir alemdir/ Tatmayanlar anlamaz kı/ Her sözü bir mücevherdir/ Tarmayanlar anlamaz ki// Kim ki haktan olsa cüda/ İbadetten almaz gıda/ Bu yolda başını feda/ Etmeyenler anlamaz ki// Sil gönlünün kem pasını/ Gütme benlik davasını/ Daim hasretlik yasını/ Tutmayanlar anlamaz ki// Hüdai’yim kalksın perde/ Aşk ateşi yanar serde/ Eyüp gibi dertten derde/ Batmayanlar anlamaz ki”
Aşık olmak anlatılıyor bu şiirde. İçten gönülden yanmadıktan sonra, aşık olmak anlaşılmaz ki… Hüdai’nin hem içi, hem dışı yanar giden böyle…
“EY ERENLER/ Ey Erenler yine bozuldu bendim/ Manalar dilimden ayrı duruyor/ Aşkın ateşine yandıkça yandım/ Dumanım külümden ayrı duruyor// Bağbancı hasret sümbül çiğdeme/ Bir od düştü yanar dertli sineme/ Seher vakti bülbül gelmez bu deme/ Bülbülüm gülümden ayrı duruyor// Bu benim derdimin yok mu ilacı/ Bitip tükenmiyor çektiğim acı/ Gazel döktü şu ömrümün ağacı/ Yaprağım dalımdan ayrı duruyor// Katlanayım dedim derde mihnete/ Gayrı gönül dayanamıyor hasrete/ Kader kısmet aldı attı gurbete/ Hüdai ilinden ayrı duruyor”
İşte Hüdai böyle bir aşık. Onun iç dünyası, aşktan öte, sevgi saygı derinliği taşıyor. Derim ki, bulun okuyun onun kitabını.
05.02.2026, Adana
Kaynak; Aşık Hüdai kitabı ve internet