Kurban bayramıydı.
Herkesin evinin önünde kurbanlık vardı; bahçede bağlıydı. As sonra keseceklerdi.
Bizim evin önünde de gök renkli sevimli bir keçimiz vardı.
Ben sekiz on yaşında var yoktum. Keçiyi kırda otlatmış, yemini suyunu vermiştim.
Bütün ev anam babam kardeşlerim keçiye bakıyorlar seviyorlardı. Öyle alışmıştı ki keçi bize, bizsiz duramıyordu. Nerdeyse geceleri bile bizimleydi.
Dedemden kalma evimizin önünde armut ağacı vardı. Onun gölgesine bağlardık keçiyi, beslerdik.
Bayramdı.
Kesecektik.
Babam hazırlık yaptı, bıçağı satırı biledi. Beline peştamal bağladı. Keçiyi seve, okşaya getirdik armut ağacının dibine. Anam tuz getirdi sahan içinde, yalattı keçiye. Tuzu çok sever keçiler. Kırda tuzlu taşları yalarlar; sağlam, lezzetli olur etleri.
Babam, keçinin gözlerini mendille bağladı. Sevdi, okşadı. Yavaşca yatırdı armudun dibindeki çukura. Duasını okudu. Sıvazladı boğazını, incitmeden kesti keçiyi!
Derisi yüzüldü. İşkembesi, ciğeri çıkarıldı. Üç parçaya ayrıldı eti. Bir parçası dağıtıldı. Bir parçası komşularla yenildi, bir parçası bize kaldı.
Anam hemen ataş yaktı. Temizlenmiş, parlatılmış sacı koydu üstüne; doğranmış etleri attı içine; saç kavurması yaptı; kapışa kapışa yedik.
Derisini. bağırsağını verdik Türk Hava Kurumu’na.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bir Bayram Öyküsü
M.Demirel Babacanoğlu
Bir bayram sabahıydı.
Köy erkenden uyanmıştı.
Baylar bayram namazına gidiyorlardı.
Babam yeni gelmişti bayram namazından.
Kurban bayramıydı.
Herkesin evinin önünde kurbanlık vardı; bahçede bağlıydı. As sonra keseceklerdi.
Bizim evin önünde de gök renkli sevimli bir keçimiz vardı.
Ben sekiz on yaşında var yoktum. Keçiyi kırda otlatmış, yemini suyunu vermiştim.
Bütün ev anam babam kardeşlerim keçiye bakıyorlar seviyorlardı. Öyle alışmıştı ki keçi bize, bizsiz duramıyordu. Nerdeyse geceleri bile bizimleydi.
Dedemden kalma evimizin önünde armut ağacı vardı. Onun gölgesine bağlardık keçiyi, beslerdik.
Bayramdı.
Kesecektik.
Babam hazırlık yaptı, bıçağı satırı biledi. Beline peştamal bağladı. Keçiyi seve, okşaya getirdik armut ağacının dibine. Anam tuz getirdi sahan içinde, yalattı keçiye. Tuzu çok sever keçiler. Kırda tuzlu taşları yalarlar; sağlam, lezzetli olur etleri.
Babam, keçinin gözlerini mendille bağladı. Sevdi, okşadı. Yavaşca yatırdı armudun dibindeki çukura. Duasını okudu. Sıvazladı boğazını, incitmeden kesti keçiyi!
Derisi yüzüldü. İşkembesi, ciğeri çıkarıldı. Üç parçaya ayrıldı eti. Bir parçası dağıtıldı. Bir parçası komşularla yenildi, bir parçası bize kaldı.
Anam hemen ataş yaktı. Temizlenmiş, parlatılmış sacı koydu üstüne; doğranmış etleri attı içine; saç kavurması yaptı; kapışa kapışa yedik.
Derisini. bağırsağını verdik Türk Hava Kurumu’na.