Çanakkale oval bir deniz; boğazı dar geçilemez. Bunu hesap edemedi yayılmacı düşmanlar; geçeriz dediler, geçemediler. Önce İngilizler geldiler kendi askerlerini değil sömürgelerinden topladıkları askerleri (Anzaklar) getirdiler…
Hiç hesap etmediler saf kan Türk ordularını…
Türk askerlerini. Canlarını verecekler, geçirtmeyecekler sizi… İçlerinden koca Seyit çıktı 277 kilo ağırlığındaki top mermisini sırtladı yerleştirdi makineye. Ateşlediler; batırdılar düşman zırhlıları…
Büyük komutan Mustafa Kemal vardı başlarında; Ölmeyi emrediyorum size dedi;
İleri atıldı askerlerimiz; ardından gelen alayımız yok etti sizi…
Nerede Anzaklarınız…?
Korungalar (mevziler) o kadar yakındı ki; birbirlerine sigara, konserve, ekmek ikram ettiler.
Çünkü onlar tanımıyorlardı birbirlerini… Komşulukları da yoktu. Mahalle/köy arkadaşları da değildi. Düşmanlıkları da yoktu birbirlerine; getirilmişlerdi savaşmaya…
Az sonra başlıyor savaş… Süngü süngüye giriyorlardı. Yaralanan bir düşman askerini Mehmetçik kucaklayıp götürüyordu Sıhhiye Birliğine…
Sürüyordu savaş Conkbayırda, Anafartalarda, Boğazda, Kemal yerinde…
Şimdi ANZAKLAR geliyor, savaş yerlerini görmeye, dedeleri neler yapmış anlamaya…
Şafak Ayini düzenliyorlar dedeleri için,
Ayin yapıyorlar,
Dönüyorlar memleketlerine
Her yıl geliyorlar…18 Mart yıldönümünü görmeye…
*Nusret Mayın Gemisi Tarsus’ta Mersin yoluna çıkışta görebilirsiniz.
Bir zafer türküsü, bir zafer şiiri
ZAFER TÜRKÜSÜ//Yaşamaz ölümü göze almayan,/ Zafer, göz yummadan koşana gider./ Bayrağa kanının alı çalmayan,/ Gözyaşı boşana boşana gider!// Kazanmak istersen sen de zaferi,/ Gürleyen sesinle doldur gökleri,/ Zafer dedikleri kahraman peri,/ Susandan kaçar da coşana gider.// Bu yolda herkes bir, ey delikanlı/ Diriler şerefli, ölüler şanlı!/ Yurt için dövüşen başı dumanlı / Her zaman bu şandan, o şana gider.// FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ// Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen/ Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren/ Vatan toprağı için can ile serden geçen/ Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken/ Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını/ Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını/ Komayacağız yerde şehitlerin kanını/ Korku bilmez bu millet artıracak şanını/ Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı/ Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı/ Anlayacak kafirler bucağı ve karışı/ Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı/ Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!/ Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab/ Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab/ Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab/ Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir/ Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir/ Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir/ 'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir// Samet Mehmet Bora
Türkü ve şiir internetten alınmıştır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Çanakkale geçilemez
M.Demirel Babacanoğlu
Çanakkale oval bir deniz; boğazı dar geçilemez. Bunu hesap edemedi yayılmacı düşmanlar; geçeriz dediler, geçemediler. Önce İngilizler geldiler kendi askerlerini değil sömürgelerinden topladıkları askerleri (Anzaklar) getirdiler…
Hiç hesap etmediler saf kan Türk ordularını…
Türk askerlerini. Canlarını verecekler, geçirtmeyecekler sizi… İçlerinden koca Seyit çıktı 277 kilo ağırlığındaki top mermisini sırtladı yerleştirdi makineye. Ateşlediler; batırdılar düşman zırhlıları…
Nusret mayın gemisi* döşedi boğaza mayınları… gemileriniz geçemedi, takıldı mayına, düştü denizin dibine…
Şaştınız değil mi?
Büyük komutan Mustafa Kemal vardı başlarında; Ölmeyi emrediyorum size dedi;
İleri atıldı askerlerimiz; ardından gelen alayımız yok etti sizi…
Nerede Anzaklarınız…?
Korungalar (mevziler) o kadar yakındı ki; birbirlerine sigara, konserve, ekmek ikram ettiler.
Çünkü onlar tanımıyorlardı birbirlerini… Komşulukları da yoktu. Mahalle/köy arkadaşları da değildi. Düşmanlıkları da yoktu birbirlerine; getirilmişlerdi savaşmaya…
Az sonra başlıyor savaş… Süngü süngüye giriyorlardı. Yaralanan bir düşman askerini Mehmetçik kucaklayıp götürüyordu Sıhhiye Birliğine…
Sürüyordu savaş Conkbayırda, Anafartalarda, Boğazda, Kemal yerinde…
Düşüyordunuz birbir…Geçemediniz Çanakkale’yi, geçseydiniz İstanbul’u alacaktınız değil mi? Asya’ya mı sürecektiniz hepimizi?
Yenildiniz yayılmacılar (emperyaller) …
Şimdi ANZAKLAR geliyor, savaş yerlerini görmeye, dedeleri neler yapmış anlamaya…
Şafak Ayini düzenliyorlar dedeleri için,
Ayin yapıyorlar,
Dönüyorlar memleketlerine
Her yıl geliyorlar…18 Mart yıldönümünü görmeye…
*Nusret Mayın Gemisi Tarsus’ta Mersin yoluna çıkışta görebilirsiniz.
Bir zafer türküsü, bir zafer şiiri
ZAFER TÜRKÜSÜ//Yaşamaz ölümü göze almayan,/ Zafer, göz yummadan koşana gider./ Bayrağa kanının alı çalmayan,/ Gözyaşı boşana boşana gider!// Kazanmak istersen sen de zaferi,/ Gürleyen sesinle doldur gökleri,/ Zafer dedikleri kahraman peri,/ Susandan kaçar da coşana gider.// Bu yolda herkes bir, ey delikanlı/ Diriler şerefli, ölüler şanlı!/ Yurt için dövüşen başı dumanlı / Her zaman bu şandan, o şana gider.// FARUK NAFİZ ÇAMLIBEL
ÇANAKKALE GEÇİLMEZ// Çanakkale dediğin manasızdır sanma sen/ Ordaki şehitlerdir tarihlere şan veren/ Vatan toprağı için can ile serden geçen/ Korkuyor bu kafirler tüyleri diken diken/ Su üstü mayın dolu nusret toplar mayını/ Bir yandan Elizabeth düşünüyor canını/ Komayacağız yerde şehitlerin kanını/ Korku bilmez bu millet artıracak şanını/ Mehmedoğlu Seyyid'in mermiyi kaldırışı/ Dünya durdu, dönmüyor seyreyliyor yarışı/ Anlayacak kafirler bucağı ve karışı/ Türküm başkaldırdı ki zaferdir haykırışı/ Gaza, cihad nasib et Türk milletine ya Rab!/ Anzak, Hindu, İngiliz... Hepsi harab ve bitab/ Her renk, her dil, her kıta bilsin ki bu kutlu ab/ Çanakkale suyu bu ne Rum dinler ne Arab/ Anafarta, Dardanos, Boğalı, Seddülbahir/ Türktedir bu topraklar dünyada evvel ahir/ Kayboldu İngilizler bilinmiyor nerdedir/ 'Çanakkale Geçilmez' bu da açık gerçektir// Samet Mehmet Bora
Türkü ve şiir internetten alınmıştır.