Türklerin Ergenekondan çıkış bayramıdır. Dağlar arasında bir süre yaşayan Türkler; kendilerini çevreleyen dağları yarıp çıkmak istediler. Dağ kurşun-demirdendi. Demirci Türkler, körükler yaptılar, ateş yaktılar, körüklediler ateşi, dağ eridi, yol açıldı, çıktılar Ergenekon’dan, Türkler…
İşte bu büyük zorluğu yenen Türkler; bu zorluğu aşmanın, geçmenin onuruna bayram yaptılar. Yeni Gün başlamıştı; Mart’ın yirmi birine denk geliyordu. Her taraf yemyeşildi. Dağlar-ovalar çimenler, lale sümbül, nergis gül açmıştı. Güzel kokular, neşeler saçıyordu…
Odunlar yığdılar, ataş yaktılar… Kız oğlan ateşin üstünden atladılar… ardından yaşlı, ortayaşlı geçtiler ateşin üstünden… Sevinçleri sığmaz oldu içlerine… Dağlara ağaçlara sarıldılar… mendil-bez bağladılar ağaç dallarına… saçlarından kopardıkları telleri… oğlanlar kızlar türkülerini söylediler… nixşanlandılar… evlendiler çoğaldılar… Sığmaz oldular yerlerine, dünyanın dört bir köşesine dağıldılar… Yeni köyler, yeni kasabalar, yeni kentler kurdular…büyüdüler, ürediler geldiler bugüne…
Kaç asır, kaç bin yıl, kaç milyon-milyar yıl geçti aradan. İşte bu gün yine yaşıyorlar o günü. Atlıyorlar ataşın üstünden, bağlıyorlar saçlarını, mendillerini, gönüllerini… türküler şarkılar söylüyorlar, şiirler okuyorlar…
Yeni gün
Yeni yıl gel,
Bir daha gel,
Gel gel…gel
Gönlümüz seninle
İçimiz seninle,
Yaşamak seninle
Gel…
Aşkla,
Sevgiyle
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
NEVRUZ BAYRAMI
M.Demirel Babacanoğlu
Nevruz, yeni gün demek, kutlu olsun.
Türklerin Ergenekondan çıkış bayramıdır. Dağlar arasında bir süre yaşayan Türkler; kendilerini çevreleyen dağları yarıp çıkmak istediler. Dağ kurşun-demirdendi. Demirci Türkler, körükler yaptılar, ateş yaktılar, körüklediler ateşi, dağ eridi, yol açıldı, çıktılar Ergenekon’dan, Türkler…
İşte bu büyük zorluğu yenen Türkler; bu zorluğu aşmanın, geçmenin onuruna bayram yaptılar. Yeni Gün başlamıştı; Mart’ın yirmi birine denk geliyordu. Her taraf yemyeşildi. Dağlar-ovalar çimenler, lale sümbül, nergis gül açmıştı. Güzel kokular, neşeler saçıyordu…
Türkler koşuyorlardı kırlarda, neşe içindeydiler… Oynuyorlardı… Sarışıyorlardı, tokalaşıyorlardı, kucaklaşıyorlardı, kutluyorlardı birbirlerini…yeni günlerini…
Odunlar yığdılar, ataş yaktılar… Kız oğlan ateşin üstünden atladılar… ardından yaşlı, ortayaşlı geçtiler ateşin üstünden… Sevinçleri sığmaz oldu içlerine… Dağlara ağaçlara sarıldılar… mendil-bez bağladılar ağaç dallarına… saçlarından kopardıkları telleri… oğlanlar kızlar türkülerini söylediler… nixşanlandılar… evlendiler çoğaldılar… Sığmaz oldular yerlerine, dünyanın dört bir köşesine dağıldılar… Yeni köyler, yeni kasabalar, yeni kentler kurdular…büyüdüler, ürediler geldiler bugüne…
Kaç asır, kaç bin yıl, kaç milyon-milyar yıl geçti aradan. İşte bu gün yine yaşıyorlar o günü. Atlıyorlar ataşın üstünden, bağlıyorlar saçlarını, mendillerini, gönüllerini… türküler şarkılar söylüyorlar, şiirler okuyorlar…
Yeni gün
Yeni yıl gel,
Bir daha gel,
Gel gel…gel
Gönlümüz seninle
İçimiz seninle,
Yaşamak seninle
Gel…
Aşkla,
Sevgiyle