Ayvalık, çoğu kişi için deniz tatiliyle özdeşleşmiş bir sayfiye kasabası. Etrafı birbirinden güzel plajlarla çevrili olsa da, Ayvalıklılar için denizle kurulan bağın esasen mutfaktan geçtiğini söylemek daha doğru olur. Zeytinyağlılar, mezeler, otlar ve deniz ürünleri, Ayvalık’ın ruhunu en iyi anlatan unsurlar arasında yer alır.
Genç nüfusun büyük ölçüde İstanbul ve İzmir gibi metropollere yönelmesi; buna karşılık büyük şehirlerin karmaşasından kaçıp daha sakin bir hayat arayanların Ayvalık’a yerleşmesiyle birlikte ilçe, zamanla bir emekli yerleşimine dönüşmüş durumda. Özellikle sezon dışında Ayvalık’a yolunuz düşerse, çilingir sofralarında uzun sohbetlere dalmış beyaz saçlı amcaları, masadan artanları mahalle kedilerine bırakmayı tembihleyen eşlerini görmeniz işten bile değil. Sessiz, sakin ve huzurlu… Ancak okulların kapanmasıyla birlikte tablo tamamen değişiyor. Turist akınıyla birlikte Ayvalık, trafik ve kalabalık açısından neredeyse İstanbul’u aratmayan bir hâle bürünüyor.
Oluşturulma Tarihi: 2 Şubat 2026, Pazartesi 10:19
Güncellenme Tarihi: 2 Şubat 2026, Pazartesi 10:25
Haber Merkezi
Taksiyarhis Anıt Müzesi
Ayvalık merkezde yer alan Taksiyarhis Kilisesi, Cunda’daki adaşı gibi kentin önemli tarihî yapılarından biri. “Baş Melek” anlamına gelen Taksiyarhis, Rum coğrafyasında oldukça yaygın bir kilise adı. Dışarıdan bakıldığında mütevazı bir görünüme sahip olan yapı, bu nedenle çoğu ziyaretçi tarafından fark edilmeden geçilebiliyor. Oysa iç mekânı neo-klasik üslubun zarif ve ihtişamlı örneklerinden biri.
Ayvalık’ın bilinen en eski kilisesi olan Taksiyarhis, geçirdiği üç ayrı dönem ve yaşadığı çok sayıda deprem nedeniyle 15. yüzyıldaki ilk hâlinden izler taşımıyor. 1927’den itibaren uzun yıllar tekel deposu olarak kullanılan ve kaderine terk edilen yapı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilerek 2013 yılında anıt müze olarak ziyarete açıldı. Müze Kart ile ziyaret edilebiliyor.
Tarihi Rum Konakları ve Taş Evler
Ege’de bir taş ev hayali kurmayan neredeyse yoktur. Ayvalık, bu hayali kısa süreliğine de olsa gerçeğe dönüştürmek için güzel bir fırsat sunuyor. Kentte günlük kiralanabilen, son derece şirin tarihi Rum konakları ve taş evler bulunuyor. Özellikle kalabalık gruplar ya da birden fazla odaya ihtiyaç duyanlar için bu evler, hem daha keyifli hem de çoğu zaman otel konaklamasına kıyasla daha ekonomik bir seçenek olabiliyor.
Macaron Mahallesi’nde Kaybolun
Macaron adını Fransız mutfağının meşhur bademli kurabiyesi “makaron” gibi okuyanlar yalnız değil. Ancak mahallenin adı yazıldığı gibi, “c” ile okunuyor. İsmini Latincede marjoram, Rumcada macaron, Türkçede ise mercanköşk olarak bilinen aromatik bir bitkiden alıyor. Rivayete göre, bölgede yaşayan Rumlar evlerinin cumbalarını bu bitkiyle süslermiş.
Rumlardan miras kalan etkileyici evlerin arasına zamanla kafeler, meyhaneler, butik dükkânlar ve antikacılar eklenmiş. Bugün Macaron Mahallesi, Ayvalık’ın sosyal hayatının kalbinin attığı, keyifle vakit geçirilen bir merkez hâline gelmiş durumda.
Mübadele Tarihinin İzinde Ayvalık Sokakları
Ayvalık, Osmanlı döneminde bir süre özerk bir yapıya sahip olmuş. Bu sayede vergi muafiyetleri ve ticari ayrıcalıklar elde eden kent, dönemin en önemli liman şehirlerinden biri hâline gelmiş. Liman ticaretinin ulaştığı hacim o kadar büyümüş ki, bir dönem Ayvalık’ta altı ayrı konsolosluk faaliyet göstermiş.
1891 nüfus sayımına göre kentte 21 bin 486 Rum ve yalnızca 180 Türk yaşıyormuş. Bu da Ayvalık’ın uzun yıllar güçlü bir Rum yerleşimi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Zeytin, sabun ve deri ticareti sayesinde biriken zenginlik, Rum kültürüyle birleşerek Ayvalık’a bugün hâlâ hayranlık uyandıran bir mimari miras bırakmış. Yaklaşık 2.800 tarihi Rum eviyle Ayvalık, Türkiye’nin en iyi korunmuş Rum yerleşimlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Mübadele öncesinden kalan iki ya da üç katlı evler; alınlıklarındaki yapım tarihleri, ince işçilikli pencereleri, zarif kapı tokmakları ve sarımsak taşından yapılmış cumbalı cepheleriyle dikkat çekiyor. Dar sokaklarla bütünleşen bu neo-klasik yapı dokusu, Anıtlar Kurulu tarafından koruma altına alınmış özgün bir kent kimliği oluşturuyor.
Cunda Adası
Cunda Adası, bugünkü adıyla Alibey Adası, özellikle Girit mutfağını yaşatmasıyla öne çıkan bir gastronomi durağı. Ayvalık merkezden ve çevre illerden gelen ziyaretçiler; balık ve meze sofraları kurmak, cumartesi pazarından taze Ege otları almak, plajlarında denizin tadını çıkarmak ve Taş Kahve’de nostalji yapmak için buraya akın ediyor. Sakızlı dondurması, lor kurabiyesi ve lokması ise Cunda ziyaretinin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ayvalık’ta Tatil Denizle Değil, Lezzetle Başlıyor
Ayvalık, çoğu kişi için deniz tatiliyle özdeşleşmiş bir sayfiye kasabası. Etrafı birbirinden güzel plajlarla çevrili olsa da, Ayvalıklılar için denizle kurulan bağın esasen mutfaktan geçtiğini söylemek daha doğru olur. Zeytinyağlılar, mezeler, otlar ve deniz ürünleri, Ayvalık’ın ruhunu en iyi anlatan unsurlar arasında yer alır. Genç nüfusun büyük ölçüde İstanbul ve İzmir gibi metropollere yönelmesi; buna karşılık büyük şehirlerin karmaşasından kaçıp daha sakin bir hayat arayanların Ayvalık’a yerleşmesiyle birlikte ilçe, zamanla bir emekli yerleşimine dönüşmüş durumda. Özellikle sezon dışında Ayvalık’a yolunuz düşerse, çilingir sofralarında uzun sohbetlere dalmış beyaz saçlı amcaları, masadan artanları mahalle kedilerine bırakmayı tembihleyen eşlerini görmeniz işten bile değil. Sessiz, sakin ve huzurlu… Ancak okulların kapanmasıyla birlikte tablo tamamen değişiyor. Turist akınıyla birlikte Ayvalık, trafik ve kalabalık açısından neredeyse İstanbul’u aratmayan bir hâle bürünüyor.
Oluşturulma Tarihi: 2 Şubat 2026, Pazartesi 10:19
Güncellenme Tarihi: 2 Şubat 2026, Pazartesi 10:25
Haber Merkezi
Taksiyarhis Anıt Müzesi
Ayvalık merkezde yer alan Taksiyarhis Kilisesi, Cunda’daki adaşı gibi kentin önemli tarihî yapılarından biri. “Baş Melek” anlamına gelen Taksiyarhis, Rum coğrafyasında oldukça yaygın bir kilise adı. Dışarıdan bakıldığında mütevazı bir görünüme sahip olan yapı, bu nedenle çoğu ziyaretçi tarafından fark edilmeden geçilebiliyor. Oysa iç mekânı neo-klasik üslubun zarif ve ihtişamlı örneklerinden biri. Ayvalık’ın bilinen en eski kilisesi olan Taksiyarhis, geçirdiği üç ayrı dönem ve yaşadığı çok sayıda deprem nedeniyle 15. yüzyıldaki ilk hâlinden izler taşımıyor. 1927’den itibaren uzun yıllar tekel deposu olarak kullanılan ve kaderine terk edilen yapı, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilerek 2013 yılında anıt müze olarak ziyarete açıldı. Müze Kart ile ziyaret edilebiliyor.
Tarihi Rum Konakları ve Taş Evler
Ege’de bir taş ev hayali kurmayan neredeyse yoktur. Ayvalık, bu hayali kısa süreliğine de olsa gerçeğe dönüştürmek için güzel bir fırsat sunuyor. Kentte günlük kiralanabilen, son derece şirin tarihi Rum konakları ve taş evler bulunuyor. Özellikle kalabalık gruplar ya da birden fazla odaya ihtiyaç duyanlar için bu evler, hem daha keyifli hem de çoğu zaman otel konaklamasına kıyasla daha ekonomik bir seçenek olabiliyor.
Macaron Mahallesi’nde Kaybolun
Macaron adını Fransız mutfağının meşhur bademli kurabiyesi “makaron” gibi okuyanlar yalnız değil. Ancak mahallenin adı yazıldığı gibi, “c” ile okunuyor. İsmini Latincede marjoram, Rumcada macaron, Türkçede ise mercanköşk olarak bilinen aromatik bir bitkiden alıyor. Rivayete göre, bölgede yaşayan Rumlar evlerinin cumbalarını bu bitkiyle süslermiş. Rumlardan miras kalan etkileyici evlerin arasına zamanla kafeler, meyhaneler, butik dükkânlar ve antikacılar eklenmiş. Bugün Macaron Mahallesi, Ayvalık’ın sosyal hayatının kalbinin attığı, keyifle vakit geçirilen bir merkez hâline gelmiş durumda.
Mübadele Tarihinin İzinde Ayvalık Sokakları
Ayvalık, Osmanlı döneminde bir süre özerk bir yapıya sahip olmuş. Bu sayede vergi muafiyetleri ve ticari ayrıcalıklar elde eden kent, dönemin en önemli liman şehirlerinden biri hâline gelmiş. Liman ticaretinin ulaştığı hacim o kadar büyümüş ki, bir dönem Ayvalık’ta altı ayrı konsolosluk faaliyet göstermiş. 1891 nüfus sayımına göre kentte 21 bin 486 Rum ve yalnızca 180 Türk yaşıyormuş. Bu da Ayvalık’ın uzun yıllar güçlü bir Rum yerleşimi olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Zeytin, sabun ve deri ticareti sayesinde biriken zenginlik, Rum kültürüyle birleşerek Ayvalık’a bugün hâlâ hayranlık uyandıran bir mimari miras bırakmış. Yaklaşık 2.800 tarihi Rum eviyle Ayvalık, Türkiye’nin en iyi korunmuş Rum yerleşimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Mübadele öncesinden kalan iki ya da üç katlı evler; alınlıklarındaki yapım tarihleri, ince işçilikli pencereleri, zarif kapı tokmakları ve sarımsak taşından yapılmış cumbalı cepheleriyle dikkat çekiyor. Dar sokaklarla bütünleşen bu neo-klasik yapı dokusu, Anıtlar Kurulu tarafından koruma altına alınmış özgün bir kent kimliği oluşturuyor.
Cunda Adası
Cunda Adası, bugünkü adıyla Alibey Adası, özellikle Girit mutfağını yaşatmasıyla öne çıkan bir gastronomi durağı. Ayvalık merkezden ve çevre illerden gelen ziyaretçiler; balık ve meze sofraları kurmak, cumartesi pazarından taze Ege otları almak, plajlarında denizin tadını çıkarmak ve Taş Kahve’de nostalji yapmak için buraya akın ediyor. Sakızlı dondurması, lor kurabiyesi ve lokması ise Cunda ziyaretinin olmazsa olmazları arasında yer alıyor.
Foto Galeriler