#Adana Eczacı Odası

İLKHABER-Gazetesi - Adana Eczacı Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adana Eczacı Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana Eczacı Odası 6 bin 300 kilo miadı dolmuş ilacı imha etti Haber

Adana Eczacı Odası 6 bin 300 kilo miadı dolmuş ilacı imha etti

2015 yılında insan sağlığını ve çevreyi korumayı hedefleyen çalışmasını başlatan Adana Eczacı Odası, eczanelerde ve İl Sağlık Müdürlüğü bünyesinde bulunan kullanım tarihi geçmiş ilaçları toplayarak, çevre mevzuatına uygun şekilde Özel Atık İmha Tesislerine gönderdi. Adana Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz, “2015 yılından beri düzenli olarak tarihi geçmiş ilaçları eczanelerden toplayıp, imha tesisine gönderip, sağlıklı ve güvenli şekilde bertaraf ettirdik” dedi. “ATIK İLAÇLAR ÇEVRE VE İNSAN SAĞLIĞI İÇİN GÜVENLE İMHA EDİLİYOR” 2015 yılında başlattıkları insan sağlığını korumayı hedefledikleri bu anlamlı çalışmayı her yıl düzenli olarak yaptıklarını söyleyen Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz, Yönetim Kurulu adına yaptığı açıklamada “Amacımız; çevrenin korunması, halk sağlığının korunması ve ilaç atıklarının toprağa ve suya karışmaması adına Tehlikeli Atık Statüsünde olan miadı dolmuş ilaçları Çevre Mevzuatına uygun olarak Özel Atık İmha Tesislerinde imha ettiriyoruz. Adana'da eczaneler ve İl Sağlık Müdürlüğü’nde bulunan kullanım tarihi geçmiş ilacı, çevre ve insan sağlığına zarar vermeden topladık ve imhası için Atık Bertaraf Tesisine gönderip, imhasını sağladık” ifadelerini kullandı. “KULLANILMAYAN İLAÇLARI ÇÖPE YA DA LAVABOYA ATMAYIN” Evlerde evsel atık diye adlandırılan çöpler gibi, bir kısmı kullanılmamış veya miyadı dolmuş ilaçların çöp kutularına bırakılmaması uyarısında da bulunan ADEO Başkanı Ecz. Elekarışmaz şunları söyledi: “Evlerimizde tamamını kullanmadığımız ilaçları lütfen çöpe atmayalım. Tamamı tüketilmemiş şurupları lavabolara dökmeyelim. En yakın eczanelerimizde bulunan atık ilaç kutularına atalım yada eczacılarımıza teslim edelim. Sizler kendi sağlığınızı korumuş olabileceğiniz gibi doğayı ve çevreyi de korumuş olursunuz.”

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi  Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor” Haber

Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz : “Hastaların ilaca erişimi giderek zorlaşıyor”

28 Eylül 2025 tarihinde yapılan seçimlerde Adana Eczacı Odası’nda seçilen ilk kadın başkan olan Ezgi Elekarışmaz, özellikle son beş yılda yaşanan pandemi, deprem, bölgedeki savaşlar ve birçok nedenle ülke ekonomisinin etkilendiğini belirterek, “Dolayısıyla tüm bunlarla beraber artan üretim maliyetleri, tedarik sorunları, lojistik sıkıntılar ilaç sanayiini etkilemiştir. Bu da sonuç olarak eczacıların, dolayısıyla da giderek artan yaşlı nüfusa sahip ülkemizde hastaların ilaca ulaşımını gittikçe güçleştiren bir tablo ortaya çıkarmaktadır” dedi. İlkhaber Gazetesi'nden Serhat ŞANLI'nın haberine göre; Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH)’da ilaca ayrılan bütçenin giderek düştüğüne dikkat çeken Ezgi Elekarışmaz, “Ülkemiz Gayrisafi Yurt İçi Hasılası içindeki payı 2009’dan beri yıllar içinde düzenli biçimde düşüş göstermiştir. Bu düşüşün neticesinde 2024 yılında bu oran %0,76 düzeyine kadar gerilemiştir.” diye konuştu. İLAÇ YOKLARININ NEDENİ SABİT EURO KURU Ülkede ilaç eksikliğinin sabit döviz kurundan kaynaklandığına dikkat çeken Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, “Vatandaşlar çoğu ilaçları bulamama konusunda şikayetçi. Hatta en ucuz ilaçları dahi bulmak çok zor hale geldi. Her ne kadar ülkemizde ilaç üretimi ve yurt dışından ilaç tedariği sürse de ülkemizde var olan ilaçta sabit döviz kuru politikasından kaynaklı olarak, tüm dünyada ve ülkemizde artan hammadde ve üretim maliyetlerinin karşılanmasında zorluklar yaşanmaktadır. Bunun yanında yurt dışından ilaç tedariğinde yaşanan sorunların başlıca nedeni de ülkemizde uygulanan ilaç fiyat kararnamesi ve sabit döviz kurudur. Ülkemizdeki ilaç fiyatları değişen ekonomik koşullarla güncellenmediği için yurt dışından getirtilebilecek özellikle yüksek teknoloji ile üretilen bazı kanser ilaçları, romatizma ilaçları, kan ile ilişkili ilaçları hastalarımızın kullanımına sunamamaktayız.” Sözlerine yer verdi. BİZ ECZACILAR İLAÇ FİYATLARININ DÜŞÜK OLMASINI İSTİYORUZ Eczacılar olarak ilaç fiyatlarının düşük olmasını istediklerini belirten Adana Eczacı Odası Başkanı Ezgi Elekarışmaz, şu açıklamalarda bulundu; “Biz eczacılar ilaç fiyatlarının düşük olmasını, ilacın ulaşılabilir olmasını istiyoruz. Ancak bugün gelinen noktada biraz önce değindiğim gibi ilaçta Avro kuru, mevcut Avro kurunun yüzde 60’ı olarak sabitlenmiş durumda. Bu da artan kur farkları ile ilaç endüstrisinin mücadele etmesini güçleştirmektedir. Bu nedenle de piyasada ilaç bulmakta zorlanıyoruz. Yılda bir defa ile sınırlandırılan kur düzenlemesi nedeniyle ilaç fiyatlarında en son düzenleme Ekim 2024’te gerçekleşmişti. 19 Aralık 2025 tarihinde yayımlanan düzenleme ile ise bir yılı aşkın bir sürenin sonunda bir güncelleme daha gerçekleşti. İlaçta Avro kurunun güncellenmesinin yılda bir kere ile sınırlandırılması çoğu zaman gerçek Avro değerinin çok altında kalmasına neden oluyor ve sektörü oldukça zora sokuyor. HEP BERABER ÇALIMAMIZ GEREKTİĞİNİN FARKINDAYIZ Umut mücadele gerektirir, umudumuzu yeşertmek için hep beraber çok çalışmamız gerektiğinin farkındayız. Bugüne kadar bir sonuca ulaşamadığımız meslek hakkına giden yol için hep birlikte ve güçlü adımlar atılması en büyük önceliğimiz olmalı. Eczanelerimizin içinde bulunduğu ekonomik şartların ivedilikle düzeltilmesi; bunun için, sektörün üç bileşeninden biri olan biz eczacıların, hep kaybeden konumda bırakan uygulamalara son verilerek ‘İlaç Fiyat Kararnamesi’nde gerekli düzenlemelerin mutlaka yapılması gerektiğini yıllardan beri dile getiriyoruz. ÜLKEMİZDE 63 ECZACILIK FAKÜLTESİ BULUNUYOR 2005 yılında 12 olan Eczacılık Fakültesi sayısı, 2025 yılında 63'e çıktı. Bu fakültelerin sadece 17’si tam akredite eğitim veriyor. Devlet üniversitelerinde kontenjan azaltımına gidilmişse de vakıf ve özel üniversitelere kayan bu kontenjanlar nedeniyle mezun sayısında azalmaya gidilemedi. Mezun sayısı ise bu yıllar içinde 800’lerden 4000’lere çıkmış durumda. 6197 sayılı kanunda 2012 yılında yapılan değişiklikle eczane açabilmek için mezunlarımızın bir yıllık yardımcı eczacılık sürecini tamamlaması gerekiyor. Bu değişiklikle eczane sayılarına nüfus kriteri de getirildi. Bu nedenle mezun olduklarında yardımcı eczacılıklarını tamamlasalar dahi eczane açmakta zorlanıyorlar. Çünkü ülkemizde nüfusa göre eczane açılabilecek yer sayısı oldukça sınırlı durumda. Kamuda ise eczacı sayısı oldukça yetersiz. Eczacılıkta istihdam sorunu kanayan yaralarımızdan birisi. OECD ülkelerinde ise 2013 yılından 2023 yılına eczacı sayısında yalnızca yüzde 10’luk artış olduğu biliniyor. Bu da gelişen iş kolları ile birlikte eczacıların iş bulma ve çalışma koşullarında bir gerileme olmadığını düşündürüyor. MUAYENE KATILIM PAYI ECZACININ SORUMLULUĞU DEĞİLDİR Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) ile Türk Eczacıları Birliği (TEB)’miz arasında yapılan protokol hükümleri gereği, eczacıların devletin ödediği ilaçlardan katılım payları ve fiyat farkı alması gerekmektedir. Bu oran Emeklilerde yüzde 10, çalışanlarda ise yüzde 20’dir. Bunun haricinde bir reçetede daha ucuz eşdeğeri olan bir ilaç mevcutsa SGK o ilaç üzerinden ödeme yapıyor, bu nedenle de aradaki fark kadar fiyat farkı çıkıyor. Bu fiyat farkını ödememek için hastalarımız, reçetede yazan ve fiyat farkı çıkartan ilacın daha ucuz olan eşdeğerini talep edebilirler. Bunun dışında bir de hastaların daha önceki hastanelerde oldukları muayenelerden kaynaklanan muayene katılım payı ve her reçeteye ödedikleri reçete katılım payı mevcut. Bu ödemeler direkt olarak SGK tarafından eczacılardan tahsil edilmektedir. Bu fiyatların hiçbirini eczacı belirlemediği gibi, çıkan tüm ücretleri de tahsil etmesi yasal bir zorunluluk. Maalesef bu konuda hastalarımızla karşı karşıya geldiğimiz doğru. Ancak ödenen ücretlerin hiçbirinde sorumluluğumuz olmadığının bilinmesini isteriz. ATIK İLAÇLARIN ÇÖPLERE ATILMASI TEHLİKE YARATIR Evsel Atık İlaçların İmhası, Adana Eczacı Odası olarak hassasiyetle üzerinde durduğumuz bir konu. İlaç hastalıkların tedavisinde, önlenmesinde, teşhisinde kullanılan maddelere verilen genel addır. İhtiyacımız olmayan bir ilacı kullandığımız zaman bizlere faydasından çok zararı olur. Bu noktada evlerimizde bulunan, miadı geçmiş, bozulmuş, artık kullanılmayan atık ilaçların çöplere atılması, tuvalet ve lavabolara dökülmesi yeniden doğaya karışması anlamına gelmektedir. Bu da doğada bulunan hayvanlara, toprağa, suya karışması ve bizlere de geri dönmesi anlamına gelir. Bu da hem çevre hem de insan sağlığı için istenmeyen sonuçlar ve hastalıklar doğurabilir. MİADI GEÇMİŞ İLAÇLAR ECZANELERİMİZDE TOPLANIYOR Miadı geçmiş ilaçları Belediyelerimizle yaptığımız işbirliği ile eczanelerimizde bulunan Evsel Atık İlaç Toplama Kutuları’nda topluyoruz. Buradan eczanemizin olduğu ilçe belediyesi yetkilileri bu ilaçları alıyor ve kontrollü bir şekilde imha ediyor. Şimdilik Seyhan, Çukurova ve Sarıçam belediyelerimizle bu süreci yürütüyoruz. Yakında Yüreğir belediyesiyle de görüşme yapmak istiyoruz. YERLİ İLAÇ ÜRETİMİ ELBETTE DESTEKLEDİĞİMİZ BİR KONUDUR Yerli ilaç üretimi elbette desteklediğimiz bir konu. Dünyada ilaç ham maddesi olarak kullanılan yaklaşık 7900 farklı molekül olduğu biliniyor. Türkiye’de ağırlıklı olarak antibiyotik ve ağrı kesiciler gibi ilaçların üretimi yapılmaktadır. İlaç ham maddelerinin %80’inden fazlası ithalat yoluyla sağlanmaktadır. Bunun ötesinde 2017 yılında Türkiye’de yerli üretilebilen 70 kadar ilaç etkin maddesi bulunduğu ve bu sayının günümüzde çok daha düşük olduğu düşünülmektedir. Yeni ilaç üretiminde ise, ileri teknoloji gerektirmesi, artan maliyetler ve bu alana ayrılan bütçenin azlığı nedeniyle giderek azalmıştır. Ülkemizde İlaç Ar-Ge harcamalarının diğer endüstriler içindeki payı yüzde 1,8’dir. İlaç üretimi teşvik edilmeli ve yeni teknoloji girişimleri desteklenmelidir. İLACI ZEHİRDEN AYIRAN FARK, DOZUDUR Eczacılık ve eczacılarla ilgili yapılacak değişiklikler ve alınacak kararlar bizim nezdimizde değildir. Eczacının da olduğu toplantılar düzenlenmelidir, görüşlerimiz mutlaka alınmalıdır. Toplumsal düzen anlamında en düzenli işleyişe sahip biz eczacıların ayakta kalabilmesi için devlet destekleri ve kredi destekleri güncellenmelidir. İstihdama katkı sunmamız için İşkur ve KOSGEB ile çalışmalar planlanmalıdır. Sağlık profesyoneli olmayan sosyal medya etkileyicilerinin sağlığa dair ürünleri tanıtması engellenmelidir. Çünkü Paracelsus’un da dediği gibi ilacı zehirden ayıran fark, dozudur. Bu bilgilerin hastalara profesyonelinden aktarılması çok önemlidir. SEÇİLMİŞ İLK KADIN BAŞKAN OLMAK BİR ONUR Öncelikle eczacı kamuoyumuza bu görevi layık gördükleri için tekrar teşekkür etmek isterim. Bizler kadın erkek eşitliğini her zaman savunsak da temsiliyet anlamında kadınların azınlıkta olduğu bir toplumda yaşıyoruz. Adana’da ilk seçilmiş Kadın Başkan olmak bu anlamda benim için bir onur. Aynı zamanda Adana Eczacı Odası tarihi boyunca eczacılık mesleğine yön veren bir meslek örgütü olmuştur. Bizler de bu dönem seçilen bütün ekibimizle, sağlık sisteminin en önemli bileşenlerinden biri olan eczacıları temsil edecek, tabandan güç alarak doğru politikalar üreten bir yapı olmaya devam edeceğiz. ECZACILARIMIZA TÜM HALKIMIZ SAHİP ÇIKMALI Yüzyıllardır insan sağlığının en yakın destekçisi olan biz eczacıların, halkımızın randevu almadan ulaşabildiği sağlık profesyonellerine sahip olması çok kıymetli ve bu kıymetin bilinmesi için biz eczacılara sahip çıkılması gerektiğini halkımıza bir kez de ben hatırlatmak isterim.”

Adana Diş Hekimleri ve Eczacı odası yönetimleri sağlıkta iş birliğini güçlendirdi Haber

Adana Diş Hekimleri ve Eczacı odası yönetimleri sağlıkta iş birliğini güçlendirdi

Adana Diş Hekimleri Odası (ADO) Başkanı Dr. Dt. Hasan Boğa ve yönetimi, Adana Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz ve yönetimine ‘Hayırlı olsun’ ziyaretinde bulundu. Ziyarette Adana Diş Hekimleri Odası Başkan Vekili Dr. Dt. Metin Ersoy, Sayman Dt. Mustafa Kalat, YK Üyesi Yunus Emre Kocacık ve Denetleme Kurul Üyesi Dt. Ayşe Türk, Adana Eczacı Odası Genel Sekreteri Ecz. Serdar Ünsal, YK Üyeleri Ecz. Koray Büyükbozat, Ecz. Suna Cinbaş, Ecz. Erdem Kızıltepe ve Denetleme Kurul Üyesi Ecz. Sedat Unul, ADO Başkanı Dr. Dt. Hasan Boğa yer aldı. Ziyarette, sağlık hizmetlerinin iki önemli bileşeni olan diş hekimliği ve eczacılık arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi, hasta güvenliği, halk sağlığı ve ortak projeler üzerinde kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Dr. Dt. Boğa, “Meslek örgütleri arasında dayanışmayı güçlendireceğiz” ADO Başkanı Dr. Dt. Hasan Boğa, “Bir çok alanda ilk’lerin ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Adana Eczacı Odası Başkanlığına seçimle gelen İlk Kadın Başkan olmanızı kıymetli buluyoruz. Ekibinizle birlikte oda faaliyetlerini daha ileri noktalara taşıyacağınıza inanıyoruz. Meslek örgütlerimiz arasındaki dayanışmayı güçlendirmenin yanı sıra hasta güvenliği, ağız ve diş sağlığı ile ilaç kullanımı konusunda işbirliğini artırmak, özelde çalışan diş hekimleri ve eczacıların Yeşil Pasaport almalarının önündeki engellerin kaldırılması için sizlerle güç birliği oluşturma arzusundayız. Sağlık bileşeni olan iki meslek grubunun; sağlık hizmetlerinin bütüncül bir anlayışla yürütülmesi ve halk sağlığı için birlikte çalışması, ortak projeler geliştirmesi önem arz etmektedir. Adana Diş Hekimleri Odası olarak, sağlık hizmetlerinin tüm bileşenleriyle uyum içerisinde çalışma amacındayız. Nazik misafirperverliğiniz ve samimiyetiniz için teşekkür ederiz” diye ifade etti. Ecz. Elelkarışmaz, “Ağız-diş sağlığı ve farmasötik hizmetlerde ortak çalışma önemli” ADEO Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz, “Sağlık hizmetlerinin kalitesinin artırılmasında; paydaşların bir araya gelmesi büyük önem taşımaktadır. Ağız ve diş sağlığı ile farmasötik hizmetler arasındaki işbirliğini güçlendirmek tüm taraflar için fayda sağlar. Genç ve dinamik ekibimizle gerek mesleğimiz gerek meslektaşlarımız, gerek sağlık bileşenlerimiz ve gerekse yaşadığımız kentimiz için karşılaşılan sorunlar karşısında; çözüm üretme adına her türlü işbirliği ve çalışma içerisinde yer alırız. Halk sağlığına yönelik ortak çalışmaların artırılması, ortak sorunların değerlendirilmesi ve çözüm üretme sürecinin meslek örgütleri arasında güçlenmesi bizler için memnuniyet vericidir. Ziyaretiniz bizi çok mutlu etti. Sağlık alanında birlikte hareket etmenin toplum için ne kadar değerli olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Bilgi alışverişi ve ortak çalışmaların sürekliliği bizim için büyük önem taşıyor. Akılcı ilaç kullanımı, ağız-diş sağlığının doğru bilgilendirilmesi ve topluma yönelik farkındalık çalışmalarında birlikte hareket etmeyi bizlerde çok değerli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

Adana Eczacı Odası, SGK İl Müdürü Canbolat ile eczacıların sorunlarını görüştü Haber

Adana Eczacı Odası, SGK İl Müdürü Canbolat ile eczacıların sorunlarını görüştü

Adana Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz, Adana SGK İl Müdürü Bilal Canbolat’a nezaket ziyaretinde bulundu. Ziyarette ADEO Yönetim Kurulu üyeleri de hazır bulunurken, Genel Sekreter Ecz. Serdar Ünsal, Sayman Ecz. M. Serkan Kılınç ve diğer yönetim kurulu üyeleri Ecz. Onur Kuş, Ecz. Koray Büyükbozat, Ecz. Suna Cinbaş ve Ecz. Erdem Kızıltepe ziyarette yer aldı. ADEO Başkanı Elekarışmaz, SGK Protokolünün zamanında yapılamaması ve ilaçlardaki Euro kuru düzenlemeleri nedeniyle eczacıların ilaç temininde sıkıntılar yaşadığını, bunun sonucunda hastaların mağduriyet yaşadığını dile getirdi. “SGK ile iş birliğini daha da güçlendirmek istiyoruz” Uzun zamandır eczanelerin SGK ile uyum içerisinde çalıştığını da ifade eden ADEO Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz şunları söyledi: “Meslektaşlarımızın ilaç temininde ve halkımızın ilaca erişimini kolaylaştırmak adına Eczacı Odamız ile SGK ilişkilerini daha da güçlendirmek arzusundayız. Bu amaçla ziyaretiniz geldik. Genç ve deneyimli eczacılar olarak yönetim kurulu oluşturduk. Bizlerin ve sizlerin sinerjisini işimize yansıtarak karşılaşılan sorunları hızlıca çözme çabasındayız.” Canbolat, “Eczacılarla iş birliğine her zaman hazırız” Adana SGK İl Müdürü Bilal Canbolat, “Ecz. Ezgi Elekarışmaz başkanlığındaki tüm yönetici arkadaşlara başarılar diliyorum. Hayırlı olsun. Kurumumuzun asli görevi olan Genel Sağlık Sigortasında sürdürülebilir bir sağlık hizmetinin önemli paydaşlarından biri olan siz eczacıların ve diğer meslek mensuplarının her zaman yanındayız. Karşılaşılan sorunların çözümünü konusunda dün olduğu gibi bugünde işbirliğine hazır olduğumuzun bilinmesini isteriz” ifadelerini kullandı.

Adana 25 Ekim 2025 tarihli nöbetçi eczaneler Haber

Adana 25 Ekim 2025 tarihli nöbetçi eczaneler

Adana'nın merkez ilçelerinde 25 Ekim 2025 Cumartesi günü nöbetçi olan eczanelerin listesi şöyle: SEYHAN NÖBETÇİ ECZANELER LİSTESİ Botanik Eczanesi Gürselpaşa Mahallesi, Şehit Polis Şahin Polat Aydın Caddesi, Nefes Rezidans Real M1 Avm Kavşağından Gürselpaşa'ya Açılan Yol TLF: 0 (322) 503-73-63 Demir Eczanesi Meydan Mahallesi, Bakımyurdu Caddesi, Avrupa Cerrahi Tıp Merkezi yanı Eski Emniyet Müdürlüğü Civarı TLF: 0 (322) 431-52-53 Doğancem Eczanesi Baraj Yolu 6,5 Durak Saray 1 Fırını ve Migros Market karşısı TLF: 0 (322) 225-24-43 Enes Tekcan Eczanesi İsmetpaşa Mahallesi, 51054. Sokak İsmetpaşa Sağlık Ocağı yanı TLF: 0 (322) 432-43-43 Işık Eczanesi Yeşiloba Mahallesi, Mersin Yolu Üzeri 5 Ocak Hastanesi Yanı E-5 Adana İstikametinde TLF: 0 (322) 429-27-07 Karakaya Eczanesi Pınar Mahallesi, 74175. Sokak Şefik Biricik Aile Sağlığı Merkezi yanı, İsmail Hazar İlköğretim Okulu civarı, Ali Bozdoğan Bulvarı Sistem Emlak arkası, Kardeşler Pastanesi karşısı TLF: 0 (322) 261-56-57 Limon Eczanesi Reşatbey Mahallesi, Av. Mahmut Eroğlu Sokak Eski 5 Ocak Stadı civarı, Reşatbey Sağlık Ocağı arkası TLF: 0 (545) 450-99-00 Numune Şifa Eczanesi Yenibaraj Mahallesi, Hacı Ömer Sabancı Caddesi Seyhan Devlet Hastanesi ve Hastaneler Kavşağı arası yol üzeri, Eski Askeri Hastane bahçesi karşısı TLF: 0 (322) 225-33-40 Saygın Eczanesi Namık Kemal Mahallesi, Nesrin Olgun Sokak Namık Kemal Aile Sağlığı Merkezi yanı, Eski Özen Son Durağı, Çınaraltı Pastanesi Sokağı TLF: 0 (322) 458-77-89 Yeni Berfin Eczanesi Gülbahçesi Mahallesi, Ahmet Cevdet Yağ Caddesi Bahçelievler Caddesi TLF: 0 (322) 436-63-01 ÇUKUROVA NÖBETÇİ ECZANELER LİSTESİ Aşlamacı Eczanesi Huzurevleri Mahallesi, İsmet Atlı Bulvarı Huzurevleri 2 No'lu Sağlık Ocağı karşısı Migros yanı Paşam Kebap Civarı TLF: 0 (322) 248-25-26 Atılgan Eczanesi Toros Mahallesi, Barış Manço Bulvarı Doğal Parkın arkasındaki Migros yanı TLF: 0 (505) 409-77-90 Servet Eczanesi Belediye Evleri Mahallesi, 84206 Sokak, Özge 2 Apt. Oto Pazarı karşı arası, Gizerler Market karşısı, 2 Nolu Aile Sağlığı Merkezi yanı TLF: 0 (322) 248-99-70 Yarçem Eczanesi Mahfesığmaz Mahallesi, 79112 Sokak Turgut Özal Bulvarı-Gökkuşağı Kavşağı Beyzade Kebap Salonu ara sokağı, 80. Yıl Aile Sağlığı Merkezi karşı çaprazı TLF: 0 (507) 533-77-45 Güven Eczanesi Salbaş Beldesi, Yeni Mahallesi, Çatalan Caddesi Karaisalı Yolu üzeri Salbaş TLF: 0 (322) 561-26-11 YÜREĞİR NÖBETÇİ ECZANELER LİSTESİ Gizer Eczanesi Yamaçlı Mahallesi, 1000 Sokak, Abdulaziz Coşkun Tuncel ASM Yanı TLF: 0 (322) 311-31-74 Sarıçam Eczanesi Sarıçam Mahallesi, Kozan Caddesi Akıncılar Sağlık Ocağı karşısı, Yüreğir Vergi Dairesi civarı TLF: 0 (322) 322-31-19 Yeni Numune Eczanesi Kazım Karabekir Mahallesi, 4221. Sokak Mustafa Kemal Paşa Bulvarı-Otobüs İşletmesi karşısı, Yüreğir Devlet Hastanesi karşısı TLF: 0 (322) 344-32-02 Yıldırım Eczanesi Selahattin Eyyübi Mahallesi, Şehit Jandarma Er Mustafa Göksal Caddesi Kiremithane Meslek Lisesi Yolu, Selahattin Eyyübi Sağlık Ocağı yanı TLF: 0 (322) 329-21-39 SARIÇAM NÖBETÇİ ECZANELER LİSTESİ 5 Ocak Eczanesi Gültepe Mahallesi, İlim Yolu Bulvarı Hanzade Kebap Sokağı yakını TLF: 0 (541) 498-55-80 Acar Eczanesi Esentepe Mahallesi, 3002. Sokak Eski Sofulu Köy Yolu İş Bankası karşı caddesi, Sofulu 3 Nolu Aile Sağlığı Merkezi karşısı TLF: 0 (322) 341-31-32

Adana Eczacı Odası’nın yeni başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz oldu Haber

Adana Eczacı Odası’nın yeni başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz oldu

Adana Eczacı Odası (ADEO) 2024-2025 Olağan Genel Kurul ve seçimlerinin ardından 2025-2027 dönemi yönetim kurulu belirlendi. Mazbatalarını alan yeni yönetim, ilk toplantısında görev dağılımını yaptı. Başkanlığa Ecz. Ezgi Elekarışmaz seçilirken, Genel Sekreterliğe Ecz. Serdar Ünsal, Saymanlığa Ecz. Mehmet Serkan Kılınç getirildi. Yönetim kurulu üyeliklerine ise Ecz. Koray Büyükbozat, Ecz. Suna Cinbaş, Ecz. Onur Kuş ve Ecz. Erdem Kızıltepe seçildi. “Tecrübe ile gençliği buluşturacağız” Adana Eczacı Odası Başkanı Ecz. Ezgi Elekarışmaz, “Başta Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ ve yönetim kurulumuz olmak üzere, geçmiş dönemde görev yapan tüm kurul ve komisyonlarımız da görev alan meslektaşlarıma emekleri için teşekkür ederim. Hafta sonu gerçekleştirdiğimiz Olağan Genel Kurulumuza katılan ve seçimlerde oy kullanan tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederken, odamız ve eczacılık mesleği adına başarılı bir dönem olmasını temenni ediyorum. ADEO Yönetim kuruluna seçilen ekibimiz genç ve dinamik. Bu dinamizme geçmiş dönemlerdeki yöneticilerimizin tecrübelerini katarak, genç meslektaşlarımızın bilgi ve fikirlerinden de yararlanarak ve günden güne çoğalarak daha kapsayıcı şekilde yolumuza devam edeceğiz. Eczacıların ve eczacılığın sorunlarını yakından biliyoruz. Bizler “Birlikte Yönetelim” sloganıyla bu yola çıktık. Bugüne kadar olduğu gibi, odamızı hep birlikte yönetmeye, eczacılarımızın ve eczacılık mesleğinin sorunlarına hep birlikte çözüm üretmeye, yeniliklere ve ilklere imza atan bir Adana Eczacı Odası için çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Adana Eczacı Odası Başkanı Yalbuzdağ: Eczanelere meslek hakkı verilmeli, ilaç sadece ticari meta olmaktan çıkmalı Haber

Adana Eczacı Odası Başkanı Yalbuzdağ: Eczanelere meslek hakkı verilmeli, ilaç sadece ticari meta olmaktan çıkmalı

Adana Eczacı Odası Başkanı Ö. Mürsel Yalbuzdağ, eczacıların sadece ilaç satan değil, danışmanlık hizmeti veren birer sağlık profesyoneli olduğunu belirterek, Avrupa'daki gibi bir "meslek hakkı" talep etti ve vatandaşları yanlış ilaç kullanımı konusunda uyardı. Eczacı Odası Başkanı Ö. Mürsel Yalbuzdağ, Avrupa ortalamasında her eczanede 2 ya da 3 eczacı çalıştığını, buna karşın Türkiye’de genellikle tek eczacı bulunduğunu söyledi. Avrupa’da eczanelerin sundukları danışmanlık hizmetleri karşılığında ek gelir elde ettiklerini hatırlatan Yalbuzdağ, “Eczanenin ilaç kârlılığından bağımsız bir meslek hakkı verilmesi gerekiyor. Şu anda ücretsiz verdiğimiz danışmanlıklar var. 2024 yılı Kasım ayında eczaneler, bakanlıktan tansiyon ölçümü ve ateş ölçümüyle ilgili yetki aldı” dedi. "ECZACIYA İLAÇ KARLILIĞINDAN BAĞIMSIZ BİR MESLEK HAKKI VERİLMELİ" Eczanelerin sadece birer ticarethane olmadığını, aynı zamanda birer sağlık danışmanlık merkezi olduğunu vurgulayan Yalbuzdağ, bu hizmetin karşılığının alınması gerektiğini belirtti. Yalbuzdağ "Avrupa’da istihdam edilecek gelir de elde ediliyor. Eczanenin ilaç karlılığından bağımsız bir meslek hakkı verilmesi gerekiyor. Bunlar daha önce bizim Türkiye Eczacılar Birliği'nin ‘Rehber Eczanem’ adıyla yaptığı diyabetli hastaların, hipertansiyonlu hastaların takibi şeklinde bir çalışması vardı. Burada diyabetli hastaların erken teşhis edilmesi. Yalbuzdağ sözlerine şöyle devam etti; Bu hastaların ilaçlarını düzgün şekilde ve akılcı bir şekilde kullanması. Yine hipertansiyonlu hastaların erken takip edilmesi, tansiyonlarının ölçümü takibi ve bunların hepsini raporlayarak bilgisayara girerek aslında dünyadaki sistemde bunlar eczaneye geldiklerinde sisteme işlenir, sağlık verileri olarak sisteme işlenir ve eczanelerin yaptıkları bu hizmet devletin üzerindeki sağlık harcamaları yükünü azaltır.Örneğin diyabetli hastayı erken tedavi ediyorsun, ilaçların düzgün kullanmasını sağlıyorsun, kan şeker ölçümlerini sağlıyorsun. Hipertansiyonlu hastayı erken tedavi ediyorsun. Çünkü bunları tedavi etmediğin zaman başka hastalıklara yol açıyor. Daha ağır ilaçları kullanması gerekiyor. Bununla da sağlık sisteminin üzerindeki yükü azaltıyorsun. Avrupa'da buna çözüm bulmuşlar. Devlet buradan 10 Euro para veriyor. Yine çoklu ilaç kullanan hastalar var. Eczacı hastanın ilaç rejimini düzenliyor. Birbiriyle çelişen ilaç varsa ya da ilaç-ilaç etkileşimi, ilaç-gıda etkileşimi olan ilaç varsa doktoruyla iletişime geçip ilaç değişimi rejimini değiştiriyorlar. Yine bu hizmetten de para alıyorlar. Bizdeki en büyük sıkıntı şu. Ne yazık ki hastalarımız doğru şekilde ilaç kullanmıyorlar. Sabah akşam kullanacakları, tok karnına kullanacakları ilaçları değişik değişik zamanlarda alıyorlar. İlaçların da bir yarılanma ömrü vardır. Aç ya da tok alındığındaki vücuttaki metabolizmaları vardır. Ayrılmaları vardır. Ne yazık ki bunlar yeterince ilgilenmiyor, kullanılmıyor. Gelişi güzel kullanıyor. Bundan da hasta o ilaçtan yeterli faydayı sağlayamıyor ve iyileşemiyor." YANLIŞ ANTİBİYOTİK KULLANIMI VE 'DİRENÇ' TEHLİKESİ Vatandaşların ilaçlarını doğru kullanmadığını, özellikle antibiyotik tedavilerini yarıda kestiğini belirten Yalbuzdağ, bunun "antibiyotik direnci" gibi çok ciddi bir halk sağlığı sorununa yol açtığını söyledi. Yalbuzdağ " Hepimizde de şu alışkanlık var. Doktor antibiyotik yazıyor. İşte diş ihtiyacı var, boğaz ihtiyacı var. Bunu on gün kullanmasını istiyor ancak hastalarımız üçüncü günde atıyor. Yani ağrısı düştüğünde bırakıyor. Antibiyotiği bitiyor. Yeter, kimyasal almayayım. Halbuki o ilacı bitirmediği zaman kendisi hafif ağrılarının azaldığını ya da şiştiğini biliyor ama vücutta hala o enfeksiyon var. 10-15 gün sonra hasta yine boğazı şişmeye başlıyor. Bu sefer yine antibiyotik kullanması gerekiyor. Şimdi en büyük sıkıntı da buradan başlıyor. Bir antibiyotik kullandı ve 15 gün sonra yine aynı antibiyotik kullanıyorsun. Vücuttaki bakteriler de akıllı. Kendilerine karşı bir savunma mekanizması gerekiyor. Antibiyotik direnci dediğimiz olay gelişiyor ve daha ağır bir antibiyotik kullanmak zorunda kalıyorsun. Bu da vücutta diğer organları etkiler. Karaciğeri etkiler, böbrekleri etkiler. Avrupa'da mesela daha hala penisilinden başlıyorlar. Yani penisilin kullanılıyor. En etkili. Antibiyotik de çok zor yazıyorlar. Yani oradaki gittiğinde antibiyotik ulaşmak çok zor. Bizimki burada değil. Ama bizde ne yazık ki yani antibiyotik direnci geliştiğinden hekimlerimizin başka bir çaresi olmuyor bu konuda. " diye konuştu. GIDA TAKVİYELERİ UYARISI: "YARAR YERİNE ZARAR VEREBİLİR" İnternet gibi kontrolsüz kanallardan satılan gıda takviyelerine de dikkat çeken Yalbuzdağ, bunların masum ürünler olmadığını vurguladı. "Gıda takviyeleri de aslında içinde ilaç etken maddesi taşıyan maddelerdir. Vitaminler, mineraller de aslında ilaçtır" diyen Yalbuzdağ sözlerine şöyle devam etti; "Vitaminler mineral de aslında ilaçtır. Bunlar kimyasal maddedir. Doktor tavsiyesi olmadan gelişigüzel kullanılması, bir de rahatsızlığı varsa, bir ilaç kullanıyorsa sağlık sorunlarına yol açabilir. Bir ilacı geliştirirken yaklaşık on beş yıl sürer. Bunların faz bir, faz iki, faz üç, faz dört çalışmaları vardır. İlaç piyasaya verildikten sonra bile yan etkileri izlenir, değerlendirilir. Ama ne yazık ki gıda takviyelerinde böyle bir şey yoktur. Her altı ayda bir yeni bir gıda takviyesi çıkıyor. Şu madde ekledik, şu daha iyi olacak. Bunlar da reklamla halkın o bilgisizce kullanılmasıyla ne yazık ki sağlığıma kavuşacağım deyince aslında sağlıktan oluyorlar. Bununla ilgili de çok ciddi tehlikeler var. Gelişigüzel reklamlarla kullanıp kendi ilacını bırakan sadece vitaminine dönen var. Eğer vücutta bir eksiklik varsa, vücutta bir şey varsa hekimin tavsiyesiyle, hekimin reçete etmesiyle bu eksiklikler ilaçlarla tamamlanabilir ama gelişigüzel kullanıldığında yarar yerine zarar verecektir. Bunlar da insanların sağlığını kaybetmesine neden olacaktır." "HASTALAR KATKI PAYLARINI ÖDEMEKTE ZORLANIYOR" Eczacıların tahsil etmek zorunda kaldığı muayene ücreti ve ilaç katılım payları nedeniyle de hastalarla karşı karşıya geldiğini belirten Yalbuzdağ, "Çalışandan alınan %20, emeklilerden de alınan %10 katılım payı var. O maaştan kestiği yok. O bizim alacağımızdan düşüyorlar. Diğer bir konuda muayene ücreti ve reçete katılım payı. Bu ücretler de Sosyal Güvenlik Kurumu adına eczanelerden tahsis ediliyor. Artık kimse o parayı vermek istemiyor. Katılım payını ödemekte zorlanıyor. Hep bunlar negatif olarak yansıyor. Bu paraları da biz tahsil ettiğimiz için görünüyor. Sistemde öyle. Ve bizim de alacağımız eksik ödeniyor. Diyor ki sen bu 20 TL muayene ücretini tahsil etmişsin. Senin alacağından 20 TL'ye düşüyorum. Sen bunu nakit olarak almışsın diye. Almadığı zaman gitti. Hep bu bize yansıyor. Kredi kartıyla onun komisyonu bizden çıkıyor. Borca yazdığında yine bizden diyor. İlaçla ilgili fiyatı Sağlık Bakanlığı belirlemiş. Ve artık ilaçla da pazarlık edilebilir hale gelmiş. İlaç bir ticari meta haline gelmiş. Sağlık gibi önemli bir ürün. Gerekli bir ürün haline gelmekten çıkmış. Bu da sıkıntı yaratıyor ve gerçekten de ilacın ucuz olmasını istediğimiz halde ilaç bu kadar da ucuz olursa değersiz hale geliyor." "EŞDEĞER İLAÇ GÜVENLİDİR" Konuşmasının sonunda eşdeğer (jenerik) ilaçlar konusuna da değinen Yalbuzdağ, vatandaşların bu ilaçları güvenle kullanabileceğini söyledi. Sağlık Bakanlığı'nın bu ilaçlar için çok sıkı "biyoeşdeğerlik" çalışmaları istediğini ve Türkiye'deki ilaç fabrikalarının kalitesinin dünya standartlarının üzerinde olduğunu belirten Yalbuzdağ "Eşdeğer ilaç, Türkiye'deki en rahat kullanılacak ilaçtır. Devlet bunlarla ilgili biyoeşdeğerlik çalışmasını yapmalarını istiyor. Orijinalinin yüzde seksenine kadar etki gösteren ilaçları biyoeşdeğerlik olarak kabul ediliyor. İlacın etken maddesini üreten yer aynı ve herkes aynı yerden alıyor. A firması da aynı yerden alıyor, B firması da. İçindeki etken madde aynı. Rahatlıkla kullanılabilir. Zaten bunun araştırmalarını, incelemelerini Sağlık Bakanlığı çok titizlikle yapıyor. O yüzde seksene kadar etkiyi göstermiyorsa bu ilacın kullanılmasına izin vermezler. O yüzden de güvenli kullanılabilir. Hiçbir sıkıntı yok. Türkiye'deki ilaçların kalitesi, fabrikaların kalitesi dünya standartlarının üstündedir. 2014’te İtalya ve yurt dışı gezilerine gittiğimizde ilaç fabrikalarını gezdim. Yani 1995’teki bizdeki teknoloji daha 2014’te İtalya'da yoktu. Yani bizde daha ileri teknolojiler üretiliyor. Rahat bir şekilde kullanabilirler" dedi.

Adana Eczacı Odası Başkanı Yalbuzdağ: İlaç fiyat kararnamesi değişmezse kimsenin dayanacak gücü kalmayacak Haber

Adana Eczacı Odası Başkanı Yalbuzdağ: İlaç fiyat kararnamesi değişmezse kimsenin dayanacak gücü kalmayacak

Adana Eczacı Odası Başkanı Ö. Mürsel Yalbuzdağ, eczacıların ve ilaç sektörünün içinde bulunduğu derin krize dikkat çekerek, mevcut ilaç politikalarının hem hastaları hem de eczacıları mağdur ettiğini söyledi. Yalbuzdağ, acil çözüm bulunmazsa sistemin sürdürülemez bir noktaya geleceği uyarısında bulundu. "168 YENİ İLAÇTAN SADECE 10'U TÜRKİYE'YE GELDİ" Türkiye’nin sağlık harcamalarının OECD ortalamasının altında kaldığını, ancak artan nüfus ve değişen çevre koşulları göz ardı edilerek harcamaların "fazla" olarak nitelendirildiğini belirten Yalbuzdağ, mevcut politikaların en acı sonucunun hastaların tedaviye erişiminde yaşandığını vurguladı. Yalbuzdağ "Artık ilaç firmaları ilaç politikasından kaynaklı ilaçlarını getirmiyorlar. Örneğin son 5 yılda Avrupa'da yeni ruhsat almış 168 tane ilaç var ve bu ilaçlardan sadece 10 tanesi Türkiye'ye geldi. Yani bizim hastalarımızın tedavi olabilecekleri, iyileşebilecekleri ilaçlar Türkiye'ye gelmiyor. Bunun da sıkıntısını hekimlerimiz yaşıyorlar. Çünkü dünyada kullanılan tedaviler var, yöntemler var, ilaçlar var. Bu ilaçların Türkiye'ye gelmemesi de hastalarımızın sağlığına ulaşamamasına neden oluyor." dedi. İLAÇ KURU 21 TL, GERÇEK KUR 48 TL: "HESAP ORTADA" Krizin temelinde, ilaç fiyatlarının belirlendiği Avro kurunun piyasa gerçeklerinden kopuk olmasının yattığını belirten Başkan Yalbuzdağ, aradaki devasa farkı rakamlarla ortaya koydu. Yalbuzdağ "Bir de ilaç fiyat kararnamesi var. Orada dönemsel Avro değerlendirmesine bağlı olarak yapılıyor. Burada en son geçtiğimiz 2024 yılı Ekim ayında Avro kuru belirlendi. İlaç fiyat kararnamesinde fiyatlar belirlenirken Avrupa'daki 5 ülkenin ortalaması alınıyor. Ona göre ne kadar diye! Yunanistan, Fransa, İtalya vb. ülkelerde ilaç kuru ne kadar? Bizde de şu anda dönemsel avro değerlendirmesinde Ekim ayında 2024'te belirlenen kur 1 avro ilaç için 21.67 TL. Şu an Avro 47-48 lira. Hesap ortada. O yüzden de artık kimsenin dayanacak gücü kalmadı. İlaç çok ucuz hale geldi. İlaç ucuz olsun, alınabilir olsun. Her şey dolar üzerinden artıyor. İşçi maliyetleri artıyor. Enflasyon üzerinde artışlar var. Gerçekten kimse ayakta kalamıyor. Zorlanıyor artık. Bunun bir çözüme ulaştırılması gerekiyor. Yeni bir formülün bulunması gerekiyor. Yeni bir ilaç fiyat kararnamesinin yapılması gerekiyor. Bu, eczacıların yaşaması için önemli." diye konuştu. YERLİ SANAYİ ZAYIFLADI, FİRMALAR 'YOK SATIYOR' Yalbuzdağ, yanlış politikalar sonucu yerli ilaç sanayinin kalmadığını ve Türkiye'nin yabancı ilaç firmalarına bağımlı hale geldiğini savundu. Bu durumun, firmalara piyasayı manipüle etme imkanı tanıdığını iddia eden Yalbuzdağ " Yerli firmaların çoğunu yabancı şirketler ya ortak oldu, ya da satın aldı. SSK'nın yerelleşme diye bir politikası var. Türkiye'de üretilmeyen ilaçları ben satın almayacağım dedi. O yüzden de yabancı ilaç firmaları üretim tesisleri kurmak yerine niye uğraşayım dedi. Hazır tesisleri satın aldı şey yaptı. Kendi fabrikalarını da kapattılar çoğunlukla. Onlar Türkiye'deki fabrikaları aldılar. Yerli sanayimizde kalmadı. Yerli sanayi kalmayınca yabancı ilaç firmalarına muhtaç gibi kalıyoruz. Onun ürettiği ilacı o fiyattan almak zorundasın. İstediği zaman ilacı veriyor istediği zaman vermiyor. Yalbuzdağ sözlerine şöyle devam etti; İlaçta da şöyle bir sıkıntı var. Fiyat politikasını beğenmiyor. İlaç piyasada var gibi 100.000 tane ya da 200.000 tane satılan ilacı 10.000 tane piyasaya veriyor. 10.000 tane ilacı nereye hangi eczanede nerede diye vatandaş aramak zorunda kalıyor. Şam'da mı Van'da mı İstanbul'da mı Edirne'de mi? İl il aramak zorunda kalıyorsunuz. Uğraşmak zorunda kalıyorsunuz. Bunda da devletin bir minimum stok belirlemesi lazım. Sen bu stoğu piyasada tutmak zorundasın demesi zorlaması lazım ilaç firmalarına. Onu yapamadığı zaman ilaç firmaları ne yazık ki kendi kendilerine bu işlemleri yapıyorlar. Bu ani bir ilaç ihtiyacı olduğunda çok büyük sıkıntıya yol açar." ifadelerini kullandı. ÇÖZÜM İÇİN ACİL ÇAĞRI: YENİ KARARNAME VE STOK ZORUNLULUĞU Bu çıkmazdan kurtulmak için acil adımlar atılması gerektiğini belirten Adana Eczacı Odası Başkanı, çözüm önerilerini de sıraladı. Yalbuzdağ, piyasa gerçeklerine uygun yeni bir ilaç fiyat kararnamesinin hazırlanmasının ve devleti, ilaç firmalarına "minimum stok" zorunluluğu getirerek piyasada yeterli miktarda ilaç bulundurmalarını sağlamasının şart olduğunu sözlerine ekledi.

Adana Eczacı Odası’ndan stresle mücadele ve hastalıklar eğitimi Haber

Adana Eczacı Odası’ndan stresle mücadele ve hastalıklar eğitimi

Adana Eczacı Odası’nın 14 Mayıs Bilimsel Eczacılığın 186. Yılı Etkinlikleri kapsamında düzenlediği “Stresle İlişkili Hastalıklar ve Korunma Yolları” eğitiminde, Psikiyatrist & Psikoterapist Dr. Sümer Öztanrıöver, stresin vücutta yol açtığı olumsuz etkileri ve etkili yönetim yöntemlerini katılımcı eczacılara detaylı ve anlaşılır bir şekilde anlattı. Eczacıların psikolojisi ve stres yönetimi ADEO’nun gündeminde Adana Eczacı Odası (ADEO) Başkanı Ecz. Ö. Mürsel Yalbuzdağ, eczacıların mesleki zorlukları ve yaşadıkları stresin önemine dikkat çekerek, “Geleneksel Bahar Kahvaltımızdan Tarihi Geziye, Nadir Hastalıklardan Güncel Gelişmeler Işığında Riskler ve Finansal Okuryazarlık seminerlerine, 50 ve 30 yılını dolduran meslektaşlarımıza plaket verdiğimiz Eczacılık Balosuna, Basketbol ve Tenis Turnuvalarına kadar bir çok etkinlik düzenledik. Konu sağlık ve eczacılık olunca, buna ilaçta yaşanan sıkıntılar, SGK’nın üzerimizdeki yükü’de eklenince oluşan stresi nasıl atlatacağız? Bir eczacı olarak bizler asli işimizi yapmak istiyoruz. Hastalarımıza akılcı ilaç kullanımını anlatmak, hastalarımızın anladığından emin olmak istiyoruz. Yaşadığımız Türkiye'de biz eczacı olarak nasıl sağlıklı bir hizmet vereceğiz? Bizim psikolojimiz iyi mi? Biz ne yapacağız? Ne edeceğiz? Tüm bu sorularının yanıtını ‘Zihin/Beden Dengeleme’ konu başlığıyla Psikiyatrist & Psikoterapist Dr. Sümer Öztanrıöver’den alacağız. Değerli bilgilerini bizlerle paylaşacağı için hocamıza, eğitimimize katıldığınız için sizlere çok teşekkür ediyorum” dedi. Psikiyatrist Dr. Sümer Öztanrıöver’den stres ve hastalıklar üzerine eğitim Stresle İlişkili Hastalıklar ve Korunma Yollarını slayt sunum yaparak detaylı ve anlaşılır bir dille anlatarak; katılımcı eczacılara eğitim veren Psikiyatrist & Psikoterapist Dr. Sümer Öztanrıöver, “Stres vücudun dengesini (Homeostazisini) bozan iç veya dış çevresel etkenlerdir.  Stres sağlıklı gelişim için gerekli olan olumlu stres, tolere edilebilir stres ve toksik stres olmak üzere üç başlık altında incelenebilir. Çocukluk çağı travmaları fiziksel istismar ve ihmal,  cinsel istismar, duygusal istismar ve ihmal toksik strese neden olabilir. Bunlar BÜYÜK “T” travmalar, kişinin varlığını, güvenliğini tehdit eden (öyle algılanan), çaresizlik ve durum üzerinde kontrole sahip olamamasına neden olan olaylardır. Küçük “t” travmalar ise daha küçük veya daha az belirgin olayların birikimi de travmatik olabilir. Travma kronik olduğunda beden buna iki şekilde yanıt verebilir:  1. Strese karşı hassaslaşma ve aşırı uyarılma (sempatik savaş/kaç) tepkisi: Sürekli salgılanan stres hormonları (adrenalin ve kortizol) nedeniyle mide-bağırsak ülserleri, kilo kaybı, bağışıklık sisteminde çökme, ağrı eşiğinde düşme, yüksek tansiyon, diyabet gibi bedensel; anksiyete bozukluğu, fibromiyalji ve depresyon gibi psikiyatrik hastalıklara neden olabilir. 2. Strese karşı tolerans yani hipo uyarılma (disosiatif) tepkide ise kişinin zihni boşalmış gibidir, olaylar fiziksel-duygusal olarak acı vermez, etkisizleşir-hissizleşir, ağrı eşiği yükselebilir.” Kronik stres kanser gibi birçok hastalığa neden olabilir Uzm. Dr. Öztanrıöver, “Stres tepkisi koruyucu, yararlı, fizyolojik bir tepki olup stresin kendisi değil, yönetilememesi, tamponlamaması zarar verir. Duyguları bastırma, ifade edememe, dışa vuramama, sınır koyamama (hayır diyememe) stresin tamponlanamamasına yol açmaktadır. Stresi yönetebilmek için duyguları ifade etme,  yazma, duygunun şiddetini derecelendirme, duygunun bedende hissedilen yerini belirleme, diyafram nefesi alma, hayata karşı iyimser yönden de bakma, düzenli sosyal ilişkiler, istemediği şeylere hayır demek, başkalarına gösterdiği özeni, ilgiyi, şefkati kendine de göstermek (sağlıklı bencillik) yararlıdır. Ayrıca sağlıklı beslenmek (Akdeniz diyeti), su içmek, egzersiz yapmak, 7 saatten az olmamak üzere gece uykusu, meditasyon, yoga, chi gong, tai chi yapmak, farkındalık egzersizleri yapmak, dans etmek, şarkı söylemek, kahkaha atmak, sarılmak da zihin ve bedeni dengeleyen, stresi azaltan uygulamalar arasındadır” şeklinde konuştu. Merak edilen soruların yanıt bulmasının ardından ADEO Başkanı Ö. Mürsel Yalbuzdağ ve Yönetim Kurulu Üyesi Ecz. Selin Öztanrıöver Solak, Psikiyatrist & Psikoterapist Dr. Sümer Öztanrıöver’e günün anısına Teşekkür Plaketi verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.