#Adana Tabip Odası

İLKHABER-Gazetesi - Adana Tabip Odası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Adana Tabip Odası haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Adana’da hekimlerden “Beyaz Yürüyüş” Haber

Adana’da hekimlerden “Beyaz Yürüyüş”

Adana Tabip Odası yöneticileri ve hekimler, 14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla düzenlenen etkinliklerde bir araya geldi. Program kapsamında Adana Büyükşehir Belediyesi Bandosu eşliğinde Atatürk Anıtı önüne çelenk bırakıldı, saygı duruşunda bulunuldu ve İstiklal Marşı okundu. Etkinlikler öğle saatlerinde düzenlenen “Beyaz Yürüyüş” ile devam etti. Kasım Gülek Köprüsü civarında bir araya gelen hekimler ve sağlık çalışanları, Uğur Mumcu (İstasyon) Meydanı’na kadar yürüdü. Yürüyüşe demokratik kitle örgütleri, sendikalar, dernekler ve siyasi parti temsilcileri de destek verdi. Yürüyüşün ardından Adana Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Hakan Şen, günün anlam ve önemine ilişkin bir basın açıklaması yaptı. “14 MART HEKİMLİĞİN TOPLUMSAL SORUMLULUĞUNU HATIRLATAN BİR GÜNDÜR” 14 Mart’ın hekimlerin sesinin daha çok duyulduğu, mesleği toplumsal değerinin hatırlandığı, iyi hekimlik değerlerinin ve topluma karşı sorumluluğumuzun yeniden vurgulandığı bir gün olduğunu belirten Dr. Hakan Şen, “Emeğin ve fedakârlığın değerinin yeterince bilinmediği; bencilliğin, çıkarcılığın ve paranın kutsandığı; adaletsizliğin ve eşitsizliğin derinleştiği bir dünya ve ülke ortamında, ayrım gözetmeden ihtiyaç duyan herkese sağlık hizmeti sunmaya çalışan hekimlerin ve sağlık emekçilerinin günündeyiz. 14 Mart’ın kökeni yalnızca bir kutlama günü değildir. Modern anlamda ilk tıp fakültesi olan Tıphane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire’nin 14 Mart 1827’de kurulması ile başlayan bu tarih, aynı zamanda 14 Mart 1919’da işgale karşı direnişin sembolü olan Tıbbiyelilerin kararlılığını da taşır. Bu nedenle 14 Mart; sorgulayan, biat etmeyen, bağımsızlıkçı ve toplumdan yana bir hekimlik anlayışının simgesidir” şeklinde konuştu. “SAĞLIK SİSTEMİNDEKİ SORUNLARA ÇÖZÜM ŞART” Dr. Şen, sağlık sisteminin yıllardır uygulanan politikalar nedeniyle ağır bir yük altında olduğunu ifade ederek, “Bugün burada bir araya gelen biz hekimler ve sağlık emekçileri; bu tarihsel mirastan aldığımız güçle, sağlık sisteminin içinde bulunduğu sorunları dile getirmek ve çözüm önerilerimizi kamuoyuyla paylaşmak için buradayız. Yıllardır uygulanan sağlık politikaları sonucunda sağlık sistemi ağır bir yük altına girmiştir. Artan iş yükü, yetersiz personel, performans baskısı, uzun çalışma saatleri ve ekonomik kayıplar hem sağlık çalışanlarını hem de hastalarımızı olumsuz etkilemektedir. Sağlıkta şiddet giderek artmakta, hekimler ve sağlık emekçileri güvenli ortamlarda çalışamaz hale getirilmektedir. Genç hekimler ülkelerinde gelecek görememekte, meslektaşlarımız başka ülkelerde çalışma yolları aramaktadır. Sağlık emekçilerinin mesleki özerkliğe sahip olduğu, demokratik katılımın esas alındığı; koruyucu sağlığın öncelendiği; nitelikli sağlık hizmetinin sunulduğu; şiddetin olmadığı bir sağlık ortamı mümkündür” ifadelerini kullandı. Adana Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Hakan Şen, sağlık çalışanlarının taleplerini şu şekilde sıraladı: Sağlıkta şiddeti önleyecek etkili ve caydırıcı düzenlemelerin uygulanması Hekimler ve sağlık emekçileri için güvenceli, emekliliğe yansıyan temel ücret Performans baskısının kaldırıldığı, nitelikli sağlık hizmetini esas alan bir sistem Sağlık kurumlarında yeterli sayıda sağlık çalışanı ve güvenli çalışma ortamı Angaryaya dönüşmeyen nöbetler ve insani çalışma koşulları Vergide adaletin sağlanması Koruyucu sağlık hizmetlerini önceleyen kamucu bir sağlık politikası Biz hekimler ve sağlık emekçileri; yıllara dayanan birikimimiz, iyi hekimlik değerlerimiz ve bilimsel aklın rehberliğiyle halkın sağlık hakkını savunmaya devam edeceğiz.” diye konuştu.

Adana Tabip Odası’nda “Nasıl Bir Eğitim, Nasıl Bir Tıp Eğitimi?” söyleşisi düzenlendi Haber

Adana Tabip Odası’nda “Nasıl Bir Eğitim, Nasıl Bir Tıp Eğitimi?” söyleşisi düzenlendi

Adana Tabip Odası, 14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri kapsamında tıp eğitiminin niteliği ve eğitim sisteminin geleceğinin ele alındığı “Nasıl Bir Eğitim, Nasıl Bir Tıp Eğitimi?” başlıklı bir söyleşi düzenledi. Uzm. Dr. Semra Günaştı’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinlikte, Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nden Prof. Dr. Adnan Gümüş ile Tıp Fakültesi Tıp Eğitimi ve Bilişimi Anabilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ş. Erhan Bağcı konuşmacı olarak yer aldı. Açılış konuşmasını yapan Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz, iyi bir hekimin yalnızca bilgiyle değil; bilimsel düşünce, etik değerler ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yetiştiğini vurgulayarak, tıp eğitiminin aynı zamanda toplumun geleceğini de şekillendirdiğini ifade etti. “TIP EĞİTİMİ TOPLUMUN GELECEĞİNİ DE BELİRLER” İyi hekimin yalnızca bilgiyle değil, bilimsel düşünceyle, etik değerlerle ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yetiştiğini söyleyen Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz, söyleşinin açılış konuşmasında “‘Nasıl Bir Eğitim, Nasıl Bir Tıp Eğitimi?’ başlıklı bu söyleşi, yalnızca tıp fakültelerini ilgilendiren bir tartışma değildir. Aynı zamanda nasıl bir eğitim sistemi içinde hekim yetiştirdiğimizin ve nasıl bir toplum geleceği kurduğumuzun da tartışmasıdır. İyi bir gelecek istiyorsak, iyi bir eğitim sistemi kurulmalıdır” diye ifade etti. “İYİ HEKİM BİLİMSEL DÜŞÜNCE VE ETİK DEĞERLERLE YETİŞİR” Başkan Uzm. Dr. Polatöz, “Bugün ne yazık ki eğitim sistemimiz; eleştirel düşünceyi teşvik eden, bilimsel merakı besleyen, özgür bireyler yetiştiren bir yapıdan giderek uzaklaşmaktadır. Ezbere dayalı, sorgulamayı geri plana iten ve giderek daha fazla merkeziyetçi bir anlayışın hâkim olduğu bir eğitim ortamı, yalnızca öğrencilerin değil toplumun geleceğinin de önünde ciddi bir engel oluşturmaktadır. Bu tablo, tıp eğitimini de doğrudan etkilemektedir. Üniversitelerin ve eğitim hastanelerinin artan hizmet baskısı altında bırakılması, tıp fakültelerinin plansız biçimde çoğaltılması ve eğitimin niteliğinin geri plana itilmesi önemli sorunlar yaratmaktadır. Oysa tıp eğitimi piyasa mantığıyla ya da yalnızca hizmet üretme baskısıyla yürütülemez. İyi hekim; yalnızca bilgiyle değil, bilimsel düşünceyle, etik değerlerle ve toplumsal sorumluluk bilinciyle yetişir. Adana Tabip Odası olarak; bilimsel, laik, kamucu ve toplum sağlığını önceleyen bir eğitim anlayışının hem genel eğitim sistemi hem de tıp eğitimi için vazgeçilmez olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu. “EĞİTİM SİSTEMLERİ TOPLUMUN DÜŞÜNME BİÇİMİNİ ŞEKİLLENDİRİR” Eğitimin sadece bilgi aktarma süreci olmadığını, insanın aklını, vicdanını, karakterini ve sorumluluk duygusunu birlikte geliştiren bir inşa süreci olduğunu belirten Moderatör Uzm. Dr. Semra Günaştı şunları söyledi: “Eğitim sistemleri yalnızca meslek insanları yetiştirmez; aynı zamanda bir toplumun düşünme biçimini, kültürünü ve ahlaki yönünüde şekillendirir. Asıl soru “Nasıl bir gelecek istiyoruz” dur. Bugün dünyada bilgiye ulaşmak hiç olmadığı kadar kolaydır. Ancak bilgi bolluğunun içinde bilgelik, eleştirel düşünme ve etik sorumluluk her zamankinden daha önemli hale gelmiştir. Bu nedenle çağımızın eğitim anlayışı; ezberleyen değil sorgulayan, itaat eden değil düşünen, yalnızca bireysel başarıyı değil toplumsal sorumluluğu da önemseyen bireyler yetiştirmeyi hedeflemelidir. Tıp eğitimi, eğitim tartışmalarının en kritik alanlarından biridir. Çünkü tıp yalnızca bir meslek değil; aynı zamanda insan hayatına doğrudan dokunan bir sorumluluk alanıdır.” TEŞEKKÜR PLAKETİ VERİLDİ Konuşmaların ardından Prof. Dr. Adnan Gümüş ve Doç. Dr. Ş. Erhan Bağcı, nasıl bir eğitim ve nasıl bir tıp eğitimi konusunda birer slayt sunum yaparak katılımcıları bilgilendirdi. Adana Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Hakan Şen ve YK Üyeleri Dr. Haluk Özkut ile Uzm. Dr. Sedat Yeniocak konuşmacılara günün anısına teşekkür ederek plaket verdi.

Uzm. Dr. Polatöz: Sağlık çalışanları görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalı Haber

Uzm. Dr. Polatöz: Sağlık çalışanları görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalı

Adana’da Yüreğir Devlet Hastanesi’nde iddiaya göre dün gece meydana gelen bir trafik kazasının ardından hastaneye kaldırılan genç, yaşamını yitirdi. Olayın ardından, yaklaşık 70 kişilik hasta yakını grubu acil servisi basarak görevli doktorlara saldırdı ve tehditlerde bulundu. Yaşanan gerginlik sırasında, can güvenliklerinden endişe eden 7 pratisyen hekim kendilerini bir odaya kilitledi. Doktorların yaklaşık 3 saat boyunca odada mahsur kaldığı öğrenildi. Olay yerine müdahale eden güvenlik görevlileri ve yetkililer sayesinde gerginlik kontrol altına alındı. Olayın ardından Adana Yüreğir Devlet Hastanesi’nde, Adana Tabip Odası, Genel Sağlık İş Adana Şubesi ve SES Adana Şubesi’ne bağlı sağlık çalışanları basın açıklaması düzenledi. Açıklamayı Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz okudu. “SAĞLIK ÇALIŞANLARI, HASTALARINI YAŞATMAK İÇİN GÖREV YAPARKEN CAN GÜVENLİĞİ ENDİŞESİ TAŞIMAMALIDIR” Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz sağlık çalışanlarının can güvenliğine dikkat çekerek, “Adana Yüreğir Devlet Hastanesi’nde 7 meslektaşımız yaklaşık 3 saat boyunca ölüm tehditleri altında kaldı. Yaklaşık 70 kişilik bir grup, hekimlerimizi hedef alarak canlarını tehdit etti. Bu, sağlıkta şiddetin artık bir güvenlik sorunu değil, yaşam hakkı ihlali olduğunu gösteriyor. Sağlık çalışanları, hastalarını yaşatmak için görev yaparken can güvenliği endişesi taşımamalıdır. Yetkilileri derhal güvenlik önlemlerini almak ve şiddeti caydırıcı yasalarla önlemekle göreve çağırıyoruz” şeklinde konuştu. “SAĞLIKTA ŞİDDET KABUL EDİLEMEZ” Genel Sağlık İş Adana Şube Başkanı Hatice Erdoğan sağlıkta şiddetin kabul edilemez olduğunu belirterek, “Öncelikle trafik kazasında hayatını kaybeden gencimize Allah'tan rahmet, ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Bir insanın hayatını kaybetmesinin yarattığı acının ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Ancak hiçbir acı, görevini yapmakta olan sağlık çalışanlarına yönelen öfkeyi, tehdidi ve şiddeti meşru kılamaz. Acil servisler insanların en zor, en çaresiz ve en hassas anlarında başvurduğu yerlerdir. Bu zorlu koşullarda, büyük bir özveri ve fedakârlıkla görev yapan sağlık çalışanlarının hedef haline getirilmesi kabul edilemez. Adana Yüreğir Devlet Hastanesi'nde görev yapan 7 hekimin güvenlik endişesiyle bir odaya sığınmak zorunda kalması ve yaklaşık 3 saat boyunca içeride kalmaları, sağlık kurumlarında güvenlik sorununun ne kadar ciddi bir boyuta ulaştığını açıkça göstermektedir. Sağlık kurumları şiddetin yaşandığı değil, insanların şifa bulduğu, güven duyduğu ve umutla başvurduğu yerler olmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

Adana’da ‘Başka Bir Sağlık Sistemi’ temasıyla 14 Mart Tıp Haftası başladı Haber

Adana’da ‘Başka Bir Sağlık Sistemi’ temasıyla 14 Mart Tıp Haftası başladı

14 Mart Tıp Haftası etkinlikleri, “Başka Bir Sağlık Sistemi, Başka Bir Hekimlik Ortamı” temasıyla Adana’da başladı. Adana Tabip Odası Kültür Sanat Merkezi’nde düzenlenen program kapsamında “40 Hekim 40 Fotoğraf” sergisi açılırken, mesleğinde 50, 40 ve 30 yılını dolduran hekimlere plaket verildi. Programda konuşan Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz “Bugün burada yalnızca bir meslek gününü kutlamak için değil; insan yaşamını her şeyin üzerinde tutan bir mesleğin onurunu, sorumluluğunu ve mücadelesini birlikte hatırlamak için bir aradayız. 14 Mart, hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir direniş ve toplumsal sorumluluk geleneği olduğunu gösteren simgesel bir tarihtir” dedi. “5 DAKİKALIK MUAYENE İLE NİTELİKLİ SAĞLIK HİZMETİ OLMAZ” Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz, Türkiye’de hekimlerin giderek artan iş yükü altında çalıştığını belirterek, “Bugün burada yalnızca bir meslek gününü kutlamak için değil; insan yaşamını her şeyin üzerinde tutan bir mesleğin onurunu, sorumluluğunu ve mücadelesini birlikte hatırlamak için bir aradayız. 14 Mart, bu topraklarda hekimliğin yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda bir direniş ve toplumsal sorumluluk geleneği olduğunu gösteren simgesel bir tarihtir. Hekimlik; bilgi, vicdan ve sorumluluğun birleştiği bir meslektir. Ancak ne yazık ki bugün sağlık sistemi, hekimlerin bilimsel özerkliğini ve mesleki bağımsızlığını zorlayan ciddi sorunlarla karşı karşıyadır. Türkiye’de: Hekimler giderek artan iş yükü altında çalışmaktadır. Poliklinik süreleri 5 dakikaya kadar düşmekte, nitelikli sağlık hizmeti verme imkânı zedelenmektedir. Performansa dayalı ödeme sistemi, hekimliği niceliğe indirgeyen bir yapıya dönüşmüştür. Kamu hastanelerinde özlük hakları ve ücretler yetersizdir. Emekliliğe yansımayan, güvencesiz ve parçalı gelir modeli sürmektedir. Şiddet vakaları artmakta, sağlıkta şiddet artık münferit değil sistematik bir sorun haline gelmektedir. Bugün hekimler sadece hastalıkla değil; tükenmişlikle, güvencesizlikle ve değersizleştirilme duygusuyla da mücadele etmektedir” ifadelerini kullandı. “HEKİMLER YAŞAMI SAVUNURKEN KENDİ GÜVENLİĞİNDEN ENDİŞE EDİYOR” Sağlıkta şiddetin yapısal bir krize dönüştüğüne dikkat çeken Başkan Uzm. Dr. Polatöz, “ Acil servislerde, polikliniklerde, aile sağlığı merkezlerinde meslektaşlarımız sözlü ve fiziksel saldırıya uğramaktadır. Bizler yaşamı savunurken, kendi yaşam güvenliğimizden endişe etmek istemiyoruz. Son yıllarda artan hekim göçü, sistemin alarm verdiğini açıkça göstermektedir. Genç meslektaşlarımız yurt dışında daha güvenli, daha saygın ve daha öngörülebilir bir çalışma ortamı aramaktadır. Bu durum yalnızca bireysel bir tercih değil; sağlık sistemindeki yapısal sorunların sonucudur. Bizler genç hekimlerimizi kaybetmek istemiyoruz. Bu ülkenin yetiştirdiği hekimlerin bu topraklarda umutla çalışabilmesini istiyoruz” şeklinde konuştu. Uzm. Dr. Polatöz, hekimlerin taleplerini şu şekilde sıraladı: Hekim maaşları yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyacak tek kalemli ve güvenceli hale getirilmelidir. Performans sistemi kaldırılmalı; nitelikli sağlık hizmetini önceleyen bir model kurulmalıdır. Sağlıkta şiddetle mücadelede sıfır tolerans politikası uygulanmalıdır. Randevu süreleri bilimsel standartlara uygun şekilde düzenlenmelidir. Hekimlerin mesleki bağımsızlığı ve bilimsel özerkliği güvence altına alınmalıdır. Birinci basamak sağlık hizmetleri güçlendirilmeli; koruyucu sağlık hizmetlerine öncelik verilmelidir. Sağlık sistemi ticari değil kamusal bir anlayışla yeniden yapılandırılmalıdır.” “HEKİMLER TOPLUM SAĞLIĞININ SAVUNUCUSUDUR” Uzm. Dr. Polatöz, “Bizler yalnızca reçete yazan değil; toplum sağlığını savunan, halk sağlığı için söz söyleyen, gerektiğinde itiraz eden bir mesleğin temsilcileriyiz. Hekimlik; susmak değil, gerektiğinde konuşmaktır. Hekimlik; yalnızca tedavi etmek değil, hastalığı doğuran koşulları sorgulamaktır. Hekimlik; insan onurunu her koşulda savunmaktır. Bugün burada, 14 Mart’ta bir kez daha söylüyoruz: Sağlık bir haktır. Hekimlik onuru pazarlık konusu değildir. Bilimsel tıp vazgeçilmezdir. Tüm zorluklara rağmen bizler mesleğimize inanıyoruz. Birlikte olduğumuzda güçlüyüz. Dayanışma içinde olduğumuzda umutluyuz. Bu duygu ve düşüncelerle; yaşamını insan sağlığına adamış tüm meslektaşlarımın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyor, hayatını kaybeden sağlık emekçilerini saygıyla anıyor, mücadelemizin kararlılıkla süreceğini bir kez daha ifade ediyorum” dedi. Program, mesleğinde 50, 40 ve 30 yılını dolduran hekimlere plaketlerinin verilmesiyle devam ederken, etkinlikte sanatçı Arif Tilkan da bir konser verdi.

Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Polatöz: Sağlık politikaları toplum yararı gözetilerek yeniden düzenlensin Haber

Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Polatöz: Sağlık politikaları toplum yararı gözetilerek yeniden düzenlensin

Adana Tabip Odası, Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası Adana Şubesi, Genel Sağlık-İş Adana Şubesi, Birlik ve Dayanışma Sendikası ile Aile Hekimliği Çalışanları Sendikası, İnönü Parkı’nda bir araya gelerek Aile Sağlığı Merkezleri (ASM)’lerde görev yapan sağlık çalışanlarının taleplerini kamuoyuna duyurdu. Basın açıklamasını yapan Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Polatöz, “Nitelikli ve bilimsel sağlık hizmeti, güçlü birinci basamak sağlık hizmetleri talep ediyoruz. Sağlık politikalarının toplum yararı gözetilerek yeniden düzenlenmeli” dedi. “ASM DÜZENLEMELERİ BİRİNCİ BASAMAĞI ZAYIFLATIYOR” Adana Tabip Odası Başkanı Dr. Özden Polatöz son dönemde yürürlüğe giren düzenlemelerin birinci basamak sağlık hizmetlerini zayıflattığını iddia ederek, “Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) son dönemde yürürlüğe giren düzenlemeler, birinci basamak sağlık hizmetlerini zayıflatmakta ve halkın koruyucu sağlık hizmetlerine erişimini zorlaştırmaktadır. İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında ise artan iş yükü, personel yetersizliği ve randevu sorunları nedeniyle hizmet niteliği giderek düşmektedir. Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde yaşanan sorunlar nedeniyle vatandaşlar randevu bulamamakta, kamu sağlık hizmetlerine erişemeyen hastalar mecburen özel sağlık kuruluşlarına yönlendirilmektedir” şeklinde konuştu. “SAĞLIK POLİTİKALARI TOPLUM YARARI GÖZETİLEREK YENİDEN DÜZENLENSİN” Dr. Polatöz, nitelikli ve bilimsel sağlık hizmeti ile güçlü birinci basamak sağlık hizmetleri istediklerini belirterek taleplerini şu şekilde sıraladı: “Kamucu bir sağlık sistemi, eşit ve ücretsiz sağlık hizmeti, ulaşılabilir sağlık kuruluşları, nitelikli ve bilimsel sağlık hizmeti, güçlü birinci basamak sağlık hizmetleri talep ediyoruz. Sağlık politikalarının toplum yararı gözetilerek yeniden düzenlenmesini, sağlık hizmetlerinin ticarileştirilmesine son verilmesini ve herkes için eşit, ücretsiz ve nitelikli sağlık hizmetinin güvence altına alınmasını istiyoruz.” “SAĞLIKTA ŞİDDET YASASI İSTİYORUZ” TTB Aile Hekimleri Komisyon Başkanı Dr. Ahmet Batu açıklamada, sağlık hizmetlerini yalnızca ilaç yazmak ya da enjeksiyon yapmakla sınırlı görmediklerine dikkat çekerek, “Sağlık hizmetlerini sadece ilaç yazmak, enjeksiyon yapmak olarak değil geniş bir sağlık ekibi ile kapsamlı olarak sunmak istiyoruz. ASM binalarının tamiratı, bakımı, kira ödemesi işleri ile, personelinin sigorta, stopaj işlemleri ile elektrik, su, internet faturaları takibi ile uğraşmak istemiyoruz. “Sağlıkta Şiddet Yasası” istiyoruz” ifadelerini kullandı.

Dr. Özden Polatöz uyardı: İnternetteki sağlık aramaları kaygıyı artırıyor Haber

Dr. Özden Polatöz uyardı: İnternetteki sağlık aramaları kaygıyı artırıyor

Adana Tabip Odası Başkanı Psikiyatri Uzmanı Dr. Özden Polatöz, internet ve sosyal medya üzerinden yapılan kontrolsüz sağlık araştırmalarının bireylerde şüphe ve kaygıyı artırdığına dikkat çekti. Doğrulanmamış bilgilerin küçük sağlık şikâyetlerini ciddi hastalık korkusuna dönüştürebildiğini vurgulayan Polatöz, bu durumun hem hasta-hekim güvenini zedelediğini hem de sağlık hizmetlerinde verim kaybına yol açtığını belirterek, “Doğrulanmamış içerikler tedavi yerine daha vahim sonuçlar yaratır” dedi. “SİBERKONDRİ SAĞLIK HİZMETLERİNİN VERİMİNİ DÜŞÜRÜYOR” Siberkondri’nin hasta-hekim güvenini zedelediğini ve sağlık sistemine ek yük getirdiğini belirten Uzm. Dr. Polatöz şunları söyledi: “İnternet kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte sağlık konularında çevrim içi bilgi arayışları hızla artmaktadır. Siberkondri olarak adlandırılan bu durum olumsuz etki yaratmaktadır. İnsanlardaki küçük bir belirti, internette yapılan yanlış bir araştırmayla panik sebebine dönüşebilmekte, sağlık kaygılarını körüklemektedir. Belirsizlik ortamı, sürekli değişen sağlık verileri ve sosyal medyada hızla yayılan doğrulanmamış içerikler kaygıyı dahada artırmıştır. Küçük bir baş ağrısı ya da yorgunluk için internette araştırma yapan insanlar, kendilerini ciddi hastalık ihtimalleriyle karşı karşıya kalmaktadır. Bu karıştırmalar kişilerde gereksiz korkulara ve yanlış yönlendirilmiş kaygılara neden olmuştur. Tüm bu etkenler, teşhis ve tedavi süreçlerinde aksaklıklara yol açarak sağlık hizmetlerinin veriminin düşmesine sebep olmaktadır. Hekime duyulan güvenin azalması da sağlık sisteminde ciddi bir sorun olarak öne çıkıyor. Bununla birlikte, hastaların gereksiz tetkikler talep etmesi hem maliyetleri artırıyor hem de sürecin daha karmaşık hale gelmesine neden oluyor.” “SİBERKONDRİYLE MÜCADELE DOĞRU DİJİTAL BİLGİYLE MÜMKÜN” Başkan Uzm. Dr. Polatöz, “Siberkondri ile hekime baş vuran hastalar; tedavi olma adına yanlış beklentiler içerisine girmektedir. Bu yanlış bilgiler muayene ve tedavi sürecini doğrudan etkilediği için süreç uzuyor ve sağlık hizmetlerinde verim kaybına yol açıyor. Siberkondriyle mücadelede toplum doğru bilgiye ancak dijital sağlık okuryazarlığının geliştirilmesiyle olacağı kanaatindeyim. Bu açıdan ; Sağlık Bakanlığı ve meslek örgütlerince onaylı güvenilir dijital platformların yaygınlaştırılması, Eğitim kurumlarında dijital okuryazarlık derslerinin sağlık içerikleriyle desteklenmesi, Medya ve sosyal medya aracılığıyla kamuoyuna doğru bilginin ulaştırılmasını önemsiyorum. Resmi platformlarda güvenilir kaynak listelerinin paylaşılması hasta-hekim iletişimini güçlendirecektir” ifadelerini kullandı. SİBERKONDRİ NEDİR? Siberkondri, bireylerin yaşadığı küçük bir belirti ya da sağlık şikâyetini internette araştırması sonucunda ciddi hastalık ihtimalleriyle karşılaşarak aşırı kaygı duyması durumunu ifade ediyor. İnternet üzerinden edinilen tıbbi bilgilerin kişide hastalık korkusu ve panik yaratması olarak tanımlanıyor.

Adana Tabip Odası’nda “Yeni Yıla Merhaba” gecesi Haber

Adana Tabip Odası’nda “Yeni Yıla Merhaba” gecesi

Adana Tabip Odası’nda Yeni Yıla Merhaba’ gecesi düzenlendi. gerçekleştirilen geceye Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz, Yönetim Kurulu üyeleri Doç. Dr. Gökhan Alıcı, Dr. Hakan Güneş ile çok sayıda sağlık çalışanı katıldı. Gecede konuşan Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz, sağlıkta şiddetin sona erdirilmesi gerektiğini vurgulayarak, “İnsan hayatına dokunan eller tehdit altında olmamalı” dedi. “İNSAN HAYATINA DOKUNAN ELLER TEHDİT ALTINDA OLMAMALI” Adana Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Özden Polatöz sağlıkta şiddetin hekimlerin kaderi olmadığını belirterek şunları söyledi: “Şiddet önlenebilir bir unsurdur. Sözlü ya da fiziksel fark etmeksizin, şiddetin hiçbir türünün normal ya da anlaşılabilir görülmemesi gerekir. Yeter ki caydırıcı tedbirler alınsın. Riskli alanlara yönelik somut önlemlerle güvenli çalışma ortamları sağlanmalıdır” dedi. “Şiddet; biz hekimlerin kaderi değildir. Önlenebilir bir unsurdur. Sözlü ya da fiziksel fark etmeksizin, şiddetin hiçbir türünün “normal” ya da “anlaşılabilir” görülmemesi gerekir. Yeter ki caydırıcı tedbirler alınsın. Riskli alanlara yönelik somut önlemlerle güvenli çalışma ortamları sağlanmalıdır.” Hekim ve sağlık çalışanlarının mesleki itibarının yeniden tesis edilmesi gerektiğini vurgulayan Polatöz, “Tüm kesimlerce bilinmesi gereken; insan hayatına dokunmanın sorumluluğunun ağırlığıdır. Can verdiğimiz ellerin canlarımıza kast etmesi kabul edilebilir değildir. İşimizi yaparken can güvenliğimizin tehdit altında olmadığı bir sağlık ortamı istemek en doğal hakkımızdır” ifadelerini kullandı. Başkan Polatöz’ün konuşmasının ardından Yönetim Kurulu üyeleri Doç. Dr. Gökhan Alıcı ve Dr. Hakan Güneş’in çalıp söylediği, hekimlerin de eşlik ettiği özgün parçalar seslendirildi. Müzik eşliğinde devam eden etkinlikte hekimler ve sağlık çalışanları yılın yorgunluğunu atarak keyifli bir gece geçirdi.

Uzm. Doç. Dr. Alıcı: Kalp yetersizliği artıyor, hastalar güncel tedavilere ulaşamıyor Haber

Uzm. Doç. Dr. Alıcı: Kalp yetersizliği artıyor, hastalar güncel tedavilere ulaşamıyor

Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Gökhan Alıcı, kalp yetersizliğinin Türkiye’de ve dünyada giderek artan sıklığına dikkat çekerek, hastaların güncel, etkili ve kanıta dayalı tedavilere eşit şekilde erişebilmesi gerektiğini vurguladı. Adana Tabip Odası Yönetim Kurulu adına yazılı bir açıklama yapan Alıcı, modern kalp yetersizliği tedavisinin temelini oluşturan ARNI ve SGLT-2 inhibitörlerinin geri ödeme kapsamına alınmasının hem hasta sağlığı hem de sağlık sistemi açısından zorunlu olduğunu ifade etti. “KALP YETERSİZLİĞİ ÖNEMLİ BİR HALK SAĞLIĞI SORUNU” Doç. Dr. Gökhan Alıcı Kalp yetersizliğinin yüksek hastaneye yatış oranları ve mortalite riskiyle önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini belirterek şunları söyledi: “Kalp yetersizliği, ülkemizde ve dünyada giderek artan sıklığı, yüksek hastaneye yatış oranları ve mortalitesi ile önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Güncel bilimsel gelişmeler, kalp yetersizliği tedavisinde köklü bir paradigma değişikliğine yol açmış; Angiotensin Reseptör–Neprilisin İnhibitörleri (ARNI) ve SGLT-2 inhibitörleri çağdaş kalp yetersizliği tedavisinin temel ve vazgeçilmez bileşenleri haline gelmiştir. ARNI ve SGLT-2 inhibitörleri; kalp yetersizliği hastalarında semptomlarda belirgin iyileşme sağlamaları, ejeksiyon fraksiyonu (kalbin pompalama gücü) üzerine olumlu etkileri, aritmi ve ani kardiyak ölüm riskini azaltmaları ile hem yaşam süresi hem de yaşam kalitesi üzerinde anlamlı katkılar sunmaktadır. Bu etkiler yalnızca randomize kontrollü klinik çalışmalarla değil, aynı zamanda gerçek yaşam verileriyle de açık biçimde ortaya konmuştur.” “GÜNCEL TEDAVİLER GERİ ÖDEME KAPSAMINA ALINMALI” Doç. Dr. Gökhan Alıcı, “Bu güçlü bilimsel kanıtlar doğrultusunda, başta Avrupa Kardiyoloji Derneği (ESC) ve Amerikan Kalp Derneği / Amerikan Kardiyoloji Koleji (AHA/ACC) olmak üzere uluslararası tüm saygın kılavuzlarda ARNI ve SGLT-2 inhibitörlerinin kullanımı en yüksek düzeyde tavsiye edilmekte ve kalp yetersizliği tedavisinde erken dönemde başlanmaları gerektiği açıkça belirtilmektedir. Günümüzde modern kalp yetersizliği tedavisi, bu iki ilaç grubu olmaksızın eksik kabul edilmektedir. Buna karşın, ülkemizde ARNI ve SGLT-2 inhibitörlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamında olmaması, güncel bilimsel veriler ve uluslararası kılavuz önerileri ile açık bir çelişki oluşturmaktadır. Bu durum, hekimlerin kanıta dayalı tıp uygulamalarını hayata geçirmesini zorlaştırmakta; kalp yetersizliği hastalarının etkinliği kanıtlanmış çağdaş tedavilere erişimini ciddi biçimde kısıtlamaktadır. Oysa bu ilaçların kullanımı, yalnızca hastaneye yatış ve mortalite oranlarını azaltmakla kalmamakta; kalp yetersizliğine bağlı şikâyetleri belirgin şekilde hafifleterek hastaların günlük yaşam aktivitelerine katılımını artırmakta, yaşam kalitelerini iyileştirmekte ve uzun vadede sağlık sistemine olan ekonomik yükü de azaltmaktadır. Hastaneye yatışların ve yoğun bakım gereksiniminin azalması, bu tedavilerin geri ödeme kapsamına alınmasının sağlık ekonomisi açısından da rasyonel ve sürdürülebilir bir yaklaşım olduğunu ortaya koymaktadır” diye ifade etti. “KALP YETERSİZLİĞİ TEDAVİSİNDE CİDDİ BİR EKSİKLİK VAR” Dr. Alıcı, “Mevcut bilimsel kanıtlar ışığında, ARNI ve SGLT-2 inhibitörlerinin kalp yetersizliği tedavisinde geri ödeme kapsamı dışında bırakılması; tıbbi açıdan ciddi bir eksiklik oluşturmakta, hastaların sağlık hakkı ve eşit sağlık hizmetine erişimi açısından ise anayasal düzeyde sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmamaktadır. Adana Tabip Odası olarak, kalp yetersizliği hastalarının güncel, etkili ve kanıta dayalı tedavilere eşit şekilde erişebilmesi adına ilgili tüm kurumları ve karar vericileri bilimsel veriler doğrultusunda sorumluluk almaya; ARNI ve SGLT-2 inhibitörlerini geri ödeme kapsamına dahil etmeye davet ediyoruz” şeklinde konuştu.

Güzel: Gelirde, vergide adalet istiyoruz Haber

Güzel: Gelirde, vergide adalet istiyoruz

Adana Tabip Odası (ATO), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ile Genel Sağlık-İş Sendikası yönetici ve üyeleri, PTT Evleri Orhan Taç Aile Sağlığı Merkezi önünde “Gelirde, Vergide Adalet İstiyoruz” başlıklı basın açıklaması düzenledi. Çok sayıda sağlık çalışanının katıldığı açıklamada, ortak metni SES Adana Şube Başkanı Şükran Güzel okudu. “SAĞLIK EMEKÇİLERİ AÇLIK SINIRINA MAHKÛM EDİLİYOR” SES Adana Şube Başkanı Şükran Güzel Sağlık emekçilerinin ağır çalışma koşulları altında görev yaptığına dikkat çekerek, “Bizler Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri olarak; hastanelerde, aile sağlığı merkezlerinde, sosyal hizmet kurumlarında halkın yaşam hakkını savunurken, emeğimizin karşılığının daha cebimize girmeden, vergi adı altında gasp edilmesini kabul etmiyoruz. Dolaylı vergilerle ekmeğimizden, suyumuzdan, ilacımızdan vergi alan bu anlayış; sağlık hizmetini de, sosyal hizmeti de piyasaya teslim etmiştir. Bugün sağlık emekçileri yalnızca ağır çalışma koşullarıyla değil, açlık sınırına mahkûm edilen ücretlerle ve adaletsiz vergi dilimleriyle karşılamakta” şeklinde konuştu. “VERGİDE ADALET İSTİYORUZ” Güzel vergide adaletin sağlanması gerektiğini belirterek, “Bu ülkenin hastanelerinde, ASM’lerinde, sosyal hizmet kurumlarında gece gündüz, deprem, savaş, pandemi demeden fedakârca çalışan bizler; sadaka değil hakkımız olanı istiyoruz. İnsanca yaşam, adil çalışma, vergide adalet istiyoruz. Vergide adalet sağlanmadan ne emeğin hakkı teslim edilir nede toplumsal refah mümkün olur. Taleplerimiz açıktır ve geri çekilmeyeceğiz. Ücretliler üzerindeki vergi yükü derhal azaltılsın, vergi dilimleri insanca yaşam koşullarına göre düzenlensin. Temel tüketim maddelerinden ve sağlık hizmetlerinden alınan dolaylı vergiler kaldırılsın. Az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınsın” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.