#Altınözü

İLKHABER-Gazetesi - Altınözü haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Altınözü haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Anneler Günü öncesi duygulandıran buluşma: 66 yıllık usta evinde ziyaret edildi Haber

Anneler Günü öncesi duygulandıran buluşma: 66 yıllık usta evinde ziyaret edildi

Buğday sapından örülen sepetler, tabaklar ve çeşitli kullanım eşyaları, Anadolu’nun köklü el sanatları arasında yer almayı sürdürüyor. Tamamen doğal malzemelerle, el emeğiyle üretilen bu ürünler hem günlük yaşamda kullanılıyor hem de kültürel mirasın önemli bir parçası olarak değer taşıyor. Ancak zamanla unutulmaya yüz tutan bu geleneksel el sanatı, usta eller sayesinde yaşatılmaya devam ediyor. Hatay’ın Hatay ili Altınözü ilçesine bağlı Altınkaya Mahallesi’nde yaşayan Fatma Özalp, bu sanatın yaşayan temsilcilerinden biri olarak dikkat çekiyor. Çocuk yaşlarda öğrendiği buğday sapı örme sanatını 66 yıldır sürdüren Özalp, evinde üretim yaparak hem geleneği koruyor hem de kültürel mirasa katkı sağlıyor. Milliyetçi Hareket Partisi Hatay İl Kadın, Aile, Çocuk ve Engelli Politikaları (KAÇEP) Başkanı Dilek Demirdöven, Anneler Günü öncesinde KAÇEP heyetiyle birlikte Fatma Özalp’i evinde ziyaret etti. Ziyarete Altınözü İlçe KAÇEP Başkanı Fatma Türk ve beraberindeki yöneticiler de eşlik etti. Program kapsamında Özalp’in yıllardır sürdürdüğü el emeği üretim süreci yerinde incelendi, çalışmaları hakkında bilgi alındı. Ziyarette konuşan KAÇEP Başkanı Dilek Demirdöven, geleneksel el sanatlarının korunmasının kültürel devamlılık açısından büyük önem taşıdığını belirterek, emek veren kadınların her zaman desteklenmesi gerektiğini ifade etti. Demirdöven, ayrıca MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin selamlarını da Fatma Özalp’e iletti. Program sırasında Demirdöven’in buğday sapı örme tekniğini denemesi renkli görüntülere sahne olurken, Fatma Özalp çalışmayı beğenerek memnuniyetini dile getirdi. Ziyaretin ardından Fatma Özalp, günün kendisi için anlamını şu sözlerle ifade etti: “Evime kadar gelerek beni onurlandıran bu ziyaret beni çok mutlu etti. Yıllardır emek verdiğim bu sanatın değer görmesi ve hatırlanması benim için büyük bir gurur. Bu geleneği yaşatmaya devam edeceğim.”

Unutulmaya yüz tutan sanatı 66 yıldır yaşatıyor Haber

Unutulmaya yüz tutan sanatı 66 yıldır yaşatıyor

Buğday sapından örülen sepetler, tabaklar ve gündelik kullanım eşyaları, geçmişten bugüne Anadolu’nun geleneksel el sanatları arasında yaşamayı sürdürüyor. Doğal malzemeyle tamamen el emeğiyle hazırlanan bu ürünler hem işlevsel kullanım sunuyor hem de kültürel mirasın önemli bir parçası olarak dikkat çekiyor. Günümüzde unutulmaya yüz tutan bu zanaat, usta ellerde yaşatılmaya devam ediyor. Bu geleneğin temsilcilerinden Fatma Özalp, çocuk yaşlarda öğrendiği buğday sapı örme sanatını 66 yıldır sabır ve özenle sürdürüyor. Evinde üretim yaparak geleneksel el sanatını yaşatan Özalp, ortaya koyduğu ürünlerle kültürel değerleri gelecek kuşaklara aktarmaya katkı sunuyor. Henüz 10 yaşındayken açılan bir kursta bu sanatı öğrenmeye başlayan Özalp, o dönem sınıfın en küçük öğrencisi olduğu için öğretmeninin yanında oturduğunu, bu sayede teknikleri daha iyi kavradığını anlattı. Öğrendiklerini kursa katılamayan teyzesine de evde aktardığını belirten Özalp, yıllar içinde bu sanattan hiç kopmadığını ifade etti. İlk olarak şekerlik yaparak üretime başlayan Özalp, zamanla ürün yelpazesini genişletti. Bugün şekerlikten cimeme, künefe ve meyve tabaklarından çikolatalık, çerezlik ve çay altlıklarına kadar birçok farklı ürün hazırlıyor. İlk yaptığı şekerlik ve tabağı ise yıllardır anı olarak saklıyor. El emeği ürünlerini uygun fiyatlarla satışa sunduğunu belirten Özalp, evinin adeta küçük bir sergi alanına dönüştüğünü söyledi. Ziyaretine gelenler hem ürünleri inceliyor hem de geleneksel zanaata ilgi gösteriyor. Özellikle doğal ve el yapımı ürünlere yönelimin artması, bu sanata olan ilgiyi de canlı tutuyor. Engelli kardeşi ve yaşlı annesiyle birlikte yaşamını Hatay Altınözü’nde sürdüren Özalp, bakım sorumlulukları nedeniyle çoğunlukla evinde üretim yapıyor. Buna rağmen üretmekten vazgeçmediğini dile getiren Özalp, gelen ziyaretçiler sayesinde bu sanatın daha fazla kişiye ulaştığını belirtiyor. Fatma Özalp, buğday sapı örmenin sadece bir geçim kapısı değil, aynı zamanda kültürel bir emanet olduğunu vurgulayarak, “Bu sanat benim hayatımın bir parçası oldu. Her ilmekte geçmişin izleri var. Sağlığım el verdikçe üretmeye, bu geleneği yaşatmaya ve genç kuşaklara anlatmaya devam edeceğim” dedi.

Hatay Altınözü’nde zahter hasadı başladı: Kilogramı 300 ile 400 TL arasında alıcı buluyor Haber

Hatay Altınözü’nde zahter hasadı başladı: Kilogramı 300 ile 400 TL arasında alıcı buluyor

Hatay'ın Altınözü ilçesinde kenttin yöresel lezzetlerinden olan zahter hasadı başladı. Şifa deposu olmasıyla bilinen ve birçok yemekte kullanılan zahter, kilogram fiyatı 300 TL ile 400 TL arasında değişen fiyatlarla alıcı buluyor. Türkiye'nin en bereketli topraklarından olan ve birçok ürünün yetiştiği Hatay'da baharın gelmesiyle tarımsal ürünler hasat edilmeye başlandı. Altınözü ilçesi Kozkalesi Mahallesi'nde bulunan 8 dönümlük tarlada, ekimi yapılan zahter de bereketli hasat başladı. Kenttin yöresel lezzeti olan zahter, tarladan 300 TL ile 400 TL arasında satışa sunuluyor. 8 dönümlük tarlada 10 ton rekoltenin beklendiği zahter, yurtiçinde; Adana, Mersin, Gaziantep, Ankara, İstanbul, İzmir gibi şehirlere gönderiliyor. Mart ayında başlayıp, Haziran ayında hasadı sona eren zahter, şifa deposu olmasıyla birçok yemekte ve hastalıklarda tedavi için kullanılıyor. "Tarladan zahter kilosu 300 TL'den çıkarken 350 ila 400 TL bandında dış şehirlere gönderiliyor" Hasat edilen zahteri kilogram fiyatı 300 TL ile 400 TL aralığında Türkiye’nin her noktasına gönderdiklerini ifade eden Halil Akdemir, "Kozkalesi Mahallesi'nde zahter hasadındayız. Bahçemiz büyük ve verimimiz iyi. Burası 8 dönümlük tarlanın komple zahter ekiliydi. Türkiye'nin dört bir yanına zahter gönderiyoruz. Adana, Mersin, Antep, Bursa, Ankara, İstanbul, İzmir gibi şehirlere ve yurt dışına gönderiyoruz. Hasat Mart ayının 15'inde başlar ve Haziran ayının sonuna yakın biter. Zahter, Hatay’da yemeklerde olmazsa olmazımız. Zahterimiz bizim şifa depomuzdur. Biz çok olduğu için makasla topluyoruz, daha temiz oluyor ve arkasında çöpü olmuyor. Daha güzel ve temiz sofralarımıza layık bir şekilde bunu gönderiyoruz. Sabah saat 5'te başlıyoruz ve akşam saat 5'e kadar devam ediyoruz. Tarladan zahter kilosu 300 TL'den çıkarken 350 ila 400 TL bandında dış şehirlere gönderiliyor. Bu sene çok şükür suyumuz da var, her şeyimiz var. Buradan ortalama 10 ton verim bekliyoruz" dedi. Hasat edilen zahterin birçok yemekte kullanıldığını ifade eden Gani Elmas, "Burada zahter hasadı yapıyoruz. Hasat güzel başladı ve güzel biter. Sabah 07.30'da başlıyoruz, akşam 03.30'da bırakıyoruz. Zahterleri makasla topluyoruz, makasla zor olmuyor. Elle zor oluyor. Eskiden elle toplardık ve çok zor olurdu. Zahteri ette, tavukta, börekte ve salatada kullanabilirsin. Kaynatıp çay yerine içersin" ifadelerini kullandı.

Hatay’ın çok kültürlü mirası beyazperdede Haber

Hatay’ın çok kültürlü mirası beyazperdede

Hatay’ın köklü kültürel mirasını sinema diliyle kayıt altına alan çalışmalarına bir yenisini ekleyen Prof. Dr. Sedat Cereci’nin “Antakya’nın Aziz Yortuları” adlı belgeseli, üniversite izleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor. 18 Nisan 2026’da Mersin İçel Sanat Kulübü’nde prömiyeri yapılan yapım, 24 Nisan’da Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde gösterilecek. Uzun yıllardır Hatay’ın kültürel ve toplumsal zenginliklerini belgesel formatında ele alan Prof. Dr. Cereci, bu yeni çalışmasında Antakya’nın dini ve kültürel dokusuna odaklanıyor. Yönetmenin Antakya temalı yedinci belgeseli olma özelliği taşıyan film, kentin çok katmanlı yapısını farklı bir perspektiften izleyiciye aktarıyor. Yaklaşık 18 ay süren hazırlık sürecinin ardından tamamlanan belgesel, Antakya’da yüzyıllardır sürdürülen Ortodoks geleneklerini detaylı biçimde ele alıyor. Noel ve Paskalya kutlamalarının yanı sıra Aya Tekla, Aziz Piyer ve Aziz Pavlus, Aziz Antonios, Aziz Aleksion, Aziz Trifon, Elçi Yuhanna ve Aziz Georgios gibi önemli dini günlere ait ritüeller ilk kez bu kapsamda kayıt altına alındı. Çekimleri Antakya merkez başta olmak üzere Samandağ, Arsuz, İskenderun ve Altınözü ilçelerinde gerçekleştirilen yapımda; ayinlerden ilahilere, dualardan gündelik cemaat yaşamına kadar pek çok unsur özgün haliyle yansıtılıyor. Belgesel, yalnızca dini bir anlatı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda Türkiye’nin çok kültürlü toplumsal yapısına dair güçlü bir görsel hafıza oluşturuyor. Hristiyanlık tarihinde önemli bir yere sahip olan ve “Hristiyan” adının ilk kez kullanıldığı şehir olarak bilinen Antakya’nın manevi mirasına dikkat çeken film, kentin farklı inançları bir arada yaşatma geleneğini de gözler önüne seriyor. Belgeselin danışmanlığını Ortodoks cemaatinden İbrahim Krayt Gülenay üstlenirken, kurgusu Melis Sabahoğlu tarafından yapıldı. Akademik katkılar ise Doç. Dr. İlbey Dölek tarafından sağlandı. Mersin’deki ilk gösteriminde izleyicilerden olumlu geri dönüşler alan yapımın, Türkiye’deki gösterimlerinin ardından uluslararası festivallerde de izleyiciyle buluşması planlanıyor. Prof. Dr. Sedat Cereci, belgeselle ilgili değerlendirmesinde, “Antakya, yalnızca bir şehir değil; yüzyılların biriktirdiği inanç, kültür ve birlikte yaşama deneyiminin somutlaştığı eşsiz bir merkez. Bu çalışmayla amacımız, bu zenginliği kayıt altına alarak gelecek kuşaklara aktarmak ve dünyanın dikkatini bu kadim mirasa bir kez daha çekmekti. Belgeselin, farklı kültürlerin bir arada var olabileceğini gösteren güçlü bir örnek olarak anlaşılmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

Ortodoks bayramları Hatay’ın tarihiyle beyazperdeye taşınıyor Haber

Ortodoks bayramları Hatay’ın tarihiyle beyazperdeye taşınıyor

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Hatay belgesellerinin yönetmeni Prof. Dr. Sedat Cereci, yeni bir projeyle izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Daha önce Hatay temalı belgeselere imza atan Prof. Dr. Cereci’nin yaklaşık 1,5 yıldır Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Tülay Atay ile birlikte yürütülen projede, Antakya’da kutlanan Ortodoks bayramları kentin tarihsel ve dinsel kimliğiyle birlikte ele alınıyor. Belgeselde, Noel ve Paskalya yortularının yanı sıra Aya Tekla, Aziz Piyer ve Aziz Pavlus, Aziz Antonios, Aziz Aleksion, Aziz Trifon, Elçi Yuhanna ve Aziz Georgios’u anma günleri gibi Ortodoks takviminde önemli yere sahip özel günler yer alıyor. Çekimleri Antakya başta olmak üzere Samandağ, Arsuz, İskenderun ve Altınözü ilçelerinde gerçekleştirilen belgeselde, Ortodoks yortularında düzenlenen ayinler, ritüeller, dualar ve ilahiler ayrıntılı biçimde kayıt altına alınıyor. İsa Peygamber’e inananların ilk kez “Hristiyan” adını aldığı ve ilk Hristiyan kilisesinin açıldığı kent olarak bilinen Antakya’nın, Hristiyanlık tarihindeki önemi de belgeselde vurgulanıyor. “Antakya’nın Aziz Yortuları” adıyla hazırlanan çalışmanın, Antakya’da yaşayan Ortodoks cemaatinin bayramlarını görünür kılmasının yanı sıra, Türkiye’deki azınlıkların kültürel zenginliğini tanımak açısından da önemli bir belge niteliği taşıdığı ifade edildi. Belgeselin danışmanlığını Ortodoks cemaatinden İbrahim Krayt Gülenay üstlenirken, kurgusunun Prof. Dr. Cereci’nin asistanı Melis Sabahoğlu tarafından yapıldığı öğrenildi. Prof. Dr. Sedat Cereci’nin daha önce Hatay’ın inanç kültürünü ele alan “İnsanları İnsanlığa Çağıranlar”, Hatay mutfağının kültürel tarihini konu edinen “Tennûrdan Diste Hatay Mutfağı”, “Hatay Çocuk Oyunları”, Hatay’ın binlerce yıllık geleneği haahaları anlatan “Hatay Haahaları” ve 6 Şubat 2023 depremini konu alan “6 Şubat 4.17” adlı belgeselleri çektiği belirtildi. 1992 yılında İstanbul’da ilk belgeselini çeken Prof. Dr. Cereci’nin, çalışmalarıyla 90’dan fazla ülkede düzenlenen film festivallerine katıldığı ve çok sayıda ödül aldığı kaydedildi. Cereci’nin Hatay belgeselleri nedeniyle New York Film Festivali, Kosova Sanat Günleri ve Tayland Bangkok Film Festivali’nde onur ödülüne layık görüldüğü de bildirildi. Prof. Dr. Sedat Cereci, son belgesel çalışmasının Hatay’ın çok katmanlı inanç mirasını görünür kılmayı amaçladığını belirterek, “Antakya, Hristiyanlık tarihinde çok özel bir yere sahip. Bu belgeselle, Ortodoks cemaatin yüzyıllardır sürdürdüğü bayramları, ayinleri ve ritüelleri sadece bir inanç pratiği olarak değil, kentin kültürel hafızasının ayrılmaz bir parçası olarak ele aldık. Amacımız, Antakya’nın birlikte yaşama kültürünü ve inanç zenginliğini gelecek kuşaklara kalıcı bir belgeyle aktarmak” dedi.

Taş değirmenlerde emekle yoğrulan lezzet Haber

Taş değirmenlerde emekle yoğrulan lezzet

Hatay’da zeytinin anavatanı olarak bilinen ilçesi Altınözü’nde, zeytin hasadıyla birlikte yüzyıllardır süregelen “su zeyti” üretimi yeniden başladı. Modern üretim tekniklerine rağmen doğallığı ve el emeğini koruyan bu gelenek, bölge halkının imece usulü çalışmalarıyla yaşatılmaya devam ediyor. Altınkaya Mahallesi’nde köy meydanlarında kurulan taş değirmenlerde, hayvan gücüyle döndürülen taşlar arasında ezilen olgun zeytinler, sabır isteyen bir sürecin ardından yağa dönüştürülüyor. Üretim sırasında zeytin çekirdeklerinin kırılmamasına özen gösteriliyor. Bu yöntem sayesinde düşük asit oranına sahip, kendine özgü aromasıyla öne çıkan bir zeytinyağı elde ediliyor. Köylü kadınlar da bu süreçte aktif rol alarak hem üretime katkı sağlıyor hem de geleneğin devamını mümkün kılıyor. Altınözü zeytinyağının en saf hali olarak bilinen “su zeyti”, hem bölge halkının sofralarında hem de zeytinyağı tutkunlarının mutfaklarında özel bir yer tutuyor. Yalnızca damaklara değil, kültürel belleğe de hitap eden bu üretim biçimi, geçmişten bugüne taşınan bir miras niteliği taşıyor. Yörede zeytin üretimi yapan Sıraç Kırtışoğlu, “Bu yöntemde zeytin çekirdeklerini kırmadan çıkardığımız için çekirdeğin acılığı yağa karışmıyor. Bu da zeytinyağında hem lezzeti hem de kaliteyi artırıyor. Geçmişte yalnızca ev ihtiyacı için üretilen bu yağ, son yıllarda lezzetini bilenlerin ilgisiyle satışa da sunulmaya başlandı. Her aşaması insan emeği ve ustalık isteyen bu yöntemle elde edilen zeytinyağı, yemeklerde kullanılmasının yanı sıra alternatif tıpta da değer görüyor” dedi. Kırtışoğlu, Altınözü’nün bereketli topraklarında sürdürülen bu geleneğin, doğayla uyumlu üretimin ve el emeğinin en güzel örneklerinden biri olarak varlığını korumayı sürdüreceğini kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.