#Biyolojik Çeşitlilik

İLKHABER-Gazetesi - Biyolojik Çeşitlilik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Biyolojik Çeşitlilik haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Buzlar eridi, bir tür daha gitti: Kar baykuşu alarmı Haber

Buzlar eridi, bir tür daha gitti: Kar baykuşu alarmı

Arktik ekosisteminin simge türlerinden biri olan kar baykuşu, İsveç’te 10 yılı aşkın süredir doğrulanmış hiçbir gözlem kaydına rastlanmaması nedeniyle bölgesel olarak nesli tükenmiş kabul edildi. Uzmanlar, bu kararın rastlantısal bir değerlendirme olmadığını, uzun dönemli bilimsel izleme çalışmalarına dayandığını belirtti. Konuyla ilgili yapılan açıklamalarda, yıllara yayılan biyolojik izleme verileri, üreme başarısında kaydedilen ciddi düşüş ve yaşam alanlarının giderek daralmasına ilişkin kapsamlı analizlerin bu sonucu ortaya koyduğu ifade edildi. Özellikle Arktik bölgede hızlanan iklim değişikliğinin, kar baykuşunun hayatta kalma şansını belirgin biçimde azalttığına dikkat çekildi. Bilim insanlarına göre kar baykuşunun İsveç’te ortadan kaybolmasının arkasında buz örtüsünün geri çekilmesi, besin zincirinde yaşanan bozulmalar ve artan insan kaynaklı çevresel baskılar bulunuyor. Av türlerinin azalması ve üreme alanlarının kaybı, türün nüfusunu sürdürülemez bir noktaya taşıdı. Uzmanlar, bu kaybın yalnızca tek bir türün yok oluşu olarak değerlendirilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Kar baykuşunun ekosistemden silinmesi, soğuk iklim bölgelerinde doğal dengenin bozulmaya başladığını gösteren güçlü bir biyolojik uyarı niteliği taşıyor. Bu gelişme, iklim krizinin biyolojik çeşitlilik üzerindeki etkilerinin artık uzak bir olasılık değil, somut ve ölçülebilir bir gerçek olduğunu ortaya koyuyor. “NESLİ TEHLİKE ALTINDA OLAN TÜRLER, KORUMA ÇALIŞMALARI SAYESİNDE HAYATTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR” Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, kar baykuşunun kaybının küresel ölçekte yaşanan bir sürecin parçası olduğuna işaret etti. Uzmanlar “Dünya genelinde kutup ayıları, mercan resifleriyle ilişkili balık türleri ve büyük yırtıcı kuşlar benzer tehditlerle karşı karşıya. Türkiye’de ise Kelaynak, Hatay dağ ceylanları, Akdeniz foku ve Anadolu parsı gibi nesli tehlike altında olan türler, yoğun koruma çalışmaları sayesinde hayatta kalma mücadelesi veriyor. Bu örnekler, doğru politikalar ve bilim temelli koruma programları uygulandığında türlerin kaderinin değişebileceğini gösteriyor. Ancak geç kalınırsa, kar baykuşunda olduğu gibi geri dönüşü olmayan kayıplarla karşılaşmak kaçınılmaz” ifadelerini kullandılar. ,

Torosların yeşil hazinesi Pozantı’ya yeni müdür Haber

Torosların yeşil hazinesi Pozantı’ya yeni müdür

Adana’nın Toroslar üzerindeki "geçiş kapısı" olarak anılan Pozantı ilçesi, sahip olduğu zengin orman varlığıyla bölgenin ekolojik dengesinde önemli bir rol üstleniyor. Çam, sedir ve ardıç başta olmak üzere geniş ormanlık alanlara ev sahipliği yapan Pozantı, hem biyolojik çeşitlilik hem de iklim dengesi açısından Adana’nın en önemli ilçeleri arasında yer alıyor. Yüksek rakımı, temiz havası ve doğal bitki örtüsüyle dikkat çeken ilçe, aynı zamanda orman köyleri ve kırsal yaşamın sürdürülebilirliği bakımından da özel bir değer taşıyor. Pozantı’nın sahip olduğu bu doğal zenginlik, Adana Orman Bölge Müdürlüğü tarafından yürütülen planlı ormancılık faaliyetleriyle korunuyor ve geliştiriliyor. Bölge ormanlarının sürdürülebilir yönetimi, yangınlarla mücadele çalışmaları, ağaçlandırma faaliyetleri ve orman köylüsüne yönelik projeler, Bölge ve İşletme Müdürlüğü aracılığıyla titizlikle hayata geçiriliyor. Pozantı Orman İşletme Müdürlüğü, bu çalışmaların sahadaki en önemli uygulayıcı birimlerinden biri olarak öne çıkıyor. Adana Orman Bölge Müdürlüğü’ne bağlı Saimbeyli Orman İşletme Müdür Yardımcılığı görevini yürüten Soner Karacan, idari bir görevlendirme kapsamında Pozantı Orman İşletme Müdürlüğü görevine atandı. Karacan, yeni görevine resmen başladı. Ormancılık teşkilatının farklı kademelerinde edindiği tecrübe ile tanınan Karacan’ın, Pozantı’nın ormanlık alanlarının korunması ve geliştirilmesine yönelik çalışmalara ivme kazandırması bekleniyor. Görev değişimine ilişkin değerlendirmede bulunan Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli, Pozantı’nın Adana için taşıdığı öneme dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Pozantı ilçemiz, sahip olduğu zengin orman varlığıyla sadece Adana’nın değil, bölgemizin de doğal mirasları arasında yer alıyor. Bu değerlerin korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilmesi büyük önem taşıyor. Saimbeyli’de başarılı çalışmalara imza atan Soner Karacan’ın, Pozantı Orman İşletme Müdürlüğü görevinde de aynı özveri ve başarıyla hizmet edeceğine inanıyorum. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum.”

Kuşların izinde farkındalık buluşması Haber

Kuşların izinde farkındalık buluşması

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olarak kabul edilen Gediz Deltası’nda, doğa koruma çalışmaları kapsamında anlamlı bir buluşma gerçekleşti. Doğal Sit Alanı ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ile koruma altında bulunan deltanın güney kıyılarında bir araya gelen doğa gönüllüleri ve uzmanlar, bölgeyi daha yakından tanıma fırsatı buldu. Etkinlik boyunca Gediz Deltası’nın sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilik, yaban hayatı ve eşsiz habitat yapısı üzerine bilgiler paylaşıldı. Katılımcılar, flamingo ve tepeli pelikan gibi deltaya özgü sembol kuş türlerinin üreme döngülerine ilişkin sunumları ilgiyle takip etti. Bunun yanı sıra, bölgede yürütülmesi planlanan restorasyon faaliyetleri ve geçmişten günümüze devam eden savunuculuk çalışmalarının deltaya sağladığı katkılar da aktarıldı. Uzmanlar, bu kıymetli doğal alanın geleceğinin ancak ortak çabalarla güvence altına alınabileceğinin altını çizdi. Kuş gözlem yürüyüşü sırasında katılımcılar, kervançulluğu, kızılbacak, dere düdükçünü, yalı çapkını, flamingo ve tepeli pelikan gibi pek çok kuş türünü gözlemleme fırsatı buldu. Renkli anlara sahne olan gözlem etkinliği, doğaseverlerden tam not aldı. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, deltaya sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gediz Deltası, İzmir’in yanı başında nefes olan bir doğa hazinesidir. Burada yaşayan tüm canlılarla birlikte bu ekosistemin korunması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu mücadele, ancak hep birlikte olursak başarıya ulaşabilir. Doğayı koruma yolunda yanımızda olan tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.”

Abdullah Öğünç: Her vatandaş doğanın bir savunucusu olmalı Haber

Abdullah Öğünç: Her vatandaş doğanın bir savunucusu olmalı

Hatay Tabiatı ve Doğayı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, Mustafa Kemal Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin davetlisi olarak katıldığı etkinlikte öğrencilere ve akademisyenlere “Çevre Mücadelesinde Sivil Toplum Örgütlerinin Önemi, Ülke ve Hatay İlinin Biyolojik Çeşitliliği” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Etkinlikte Öğünç, çevre sorunlarıyla mücadelede sivil toplum örgütlerinin hayati bir rol üstlendiğini belirterek, doğa koruma bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması gerektiğini vurguladı. Abdullah Öğünç konuşmasında, Türkiye’nin, biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biri olduğunu, üç farklı iklim kuşağının kesiştiği bu coğrafyada binlerce bitki ve hayvan türünün yaşadığını söyledi. Türkiye’de yalnızca bu topraklara özgü endemik türlerin varlığına dikkat çeken Öğünç, “Bu zenginliğin korunması, sadece devlet kurumlarının değil, her bireyin ve her kurumun ortak sorumluluğudur” dedi. Öğünç, özellikle Hatay’ın biyolojik çeşitliliğine değinerek kentin Akdeniz, Anadolu ve Orta Doğu ekosistemlerinin kesişim noktasında bulunduğunu ifade etti. Hatay’ın endemik bitkiler, kuş türleri ve memeliler açısından önemli bir ekolojik merkez olduğunu belirten Öğünç, özellikle nesli tehlike altında olan dağ ceylanlarının (Gazella gazella) korunması için dernek olarak uzun yıllardır yürüttükleri çalışmalardan bahsetti. Öğünç, Hatay Tabiatı Koruma Derneği’nin dağ ceylanlarının yaşam alanlarının tespiti, izlenmesi ve korunması konusunda hem bilimsel hem de toplumsal farkındalık odaklı projeler yürüttüğünü dile getirdi. Öğünç, bu kapsamda bölgede kaçak avcılığın önlenmesi, yerel halkın bilinçlendirilmesi ve ekoturizmin teşviki için çok yönlü çalışmaların sürdüğünü ifade etti. Derneğin yapılanmasına ve faaliyetlerine de değinen Abdullah Öğünç, gönüllülük esasına dayalı olarak çalışan derneğin, çevre koruma bilincinin yerel yönetimlerden eğitim kurumlarına kadar yaygınlaşması için çok sayıda projeyi hayata geçirdiğini söyledi. Öğünç, “Bizim mücadelemiz sadece bugünün doğasını değil, gelecek kuşakların yaşam hakkını da koruma mücadelesidir. Bu nedenle üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve bireyler arasındaki iş birliği büyük önem taşımaktadır” dedi. Etkinliğin sonunda Öğünç, katılımcıların yoğun ilgisinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Nazik davetleri ve samimi tutumları için Özden Toprak ve Azra Nazlı’ya teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Anız yangınları, Anadolu bozkırlarını tehdit ediyor Haber

Anız yangınları, Anadolu bozkırlarını tehdit ediyor

Diyarbakır ve Mardin’de 15 kişinin hayatını kaybettiği, 70'ten fazla kişinin yaralandığı, yaklaşık 950 küçükbaş hayvanın telef olduğu anız yangını, dikkatleri, yabani tahıl ve baklagiller ile özel endemik bitkilerin bulunduğu, on bin yılı aşkın süredir hayvancılık ve tarımın yapıldığı Anadolu bozkırlarına çekti. Anadolu bozkırlarında meydana gelen her yangının, binlerce yıldır süren bir yaşam ve bu yaşamın üzerine kurulmuş kültürü de tehdit ettiği bildirildi. Anadolu bozkırları, Türkiye'nin iç bölgelerinde geniş bir alana yayılan ve biyolojik çeşitliliği, ekolojik dengeyi ve kültürel mirası bünyesinde barındıran önemli bir ekosistemi oluşturuyor. Bu bozkırlar, özellikle Orta Anadolu'nun kırsal alanlarında yaygın olarak bulunuyor ve birçok canlı türü için hayati bir yaşam alanı sunuyor. Tipik olarak düşük yağış alan bölgelerde yer alan ve bu nedenle kuraklığa dayanıklı bitki türlerinin egemen olduğu bir ekosistemi oluşturan Anadolu bozkırları, sahip olduğu bitki örtüsüyle toprak erozyonunu önlüyor, su döngüsüne katkıda bulunuyor ve karbon depolama kapasitesi yüksek olan bitkiler içeriyor. Anadolu bozkırları, biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir alanı oluşturuyor. Birçok endemik bitki ve hayvan türüne ev sahipliği yapan bu bozkırlar, özellikle göçmen kuşlar için önemli bir geçiş yolu ve beslenme alanı olarak da kullanılıyor. Bu nedenle, hem yerli hem de göçmen türler için yaşamsal bir habitat sunuyor. Binlerce yıllık tarımsal geçmişi ve geleneksel hayvancılık kültürüyle insanların doğayla uyumlu bir şekilde yaşadıkları örnek bir alanı teşkil eden Anadolu bozkırları, bu nedenle kültürel açıdan da önem taşıyor. Anadolu bozkırlarının, sadece biyolojik çeşitlilik ve ekolojik denge açısından değil, aynı zamanda kültürel mirasın korunması ve tarımsal üretimin sürdürülebilirliği açısından da büyük öneme sahip olduğu belirtiliyor. Uzmanlar, bilinçsiz tarımsal faaliyetler, avlanma, aşırı otlama, hayvancılık baskısı, yabancı türlerin istilası ve yangın tehditleri altında olan bu benzersiz ekosistemlerin korunması ve sürdürülebilirlik yönetiminin, hem yerel topluluklar hem de ulusal çapta doğa koruma çabaları için kritik bir gereklilik olduğuna işaret ediyor. Diyarbakır ve Mardin'deki anız yangını 15 bin 100 dönüm alanı etkiledi Diyarbakır ve Mardin’de 15 kişinin hayatını kaybettiği, 70'ten fazla kişinin yaralandığı, yaklaşık 950 küçükbaş hayvanın telef olduğu anız yangını ise dikkatleri, yabani tahıl ve baklagillerin, özel endemik bitkilerin bulunduğu, on bin yılı aşkın süredir hayvancılık ve tarımın yapıldığı Anadolu bozkırlarına çekti. Anadolu bozkırlarında meydana gelen her yangının, binlerce yıldır süren bir yaşam ve bu yaşamın üzerine kurulmuş kültürü de tehdit ettiği bildirildi. İçişleri Bakan Yardımcısı Münir Karaoloğlu'nun açıklamasına göre, Diyarbakır bölgesinde 8 bin 100 dönüm, Mardin bölgesinde ise 7 bin dönüm olmak üzere 15 bin 100 dönüm arazi anız yangınından etkilendi. Anadolu bozkırlarındaki yangınlar, on binlerce yıllık Anadolu kültürünü yok ediyor Doğa Derneği tarafından yapılan açıklamada ise tedbirsizlik sonucu çıkan anız yangınında, bu bölgede yer alan bozkırdaki on binlerce yıllık Anadolu kültürünü yok ettiğini açıkladı. Diyarbakır ve Mardin’de meydana gelen yangınının çıkış nedeninin, sigorta yerine iletken tel sarılmış elektrik direği olduğu öne sürülen Doğa Derneği’nin açıklamasında, "Yangının çıktığı bölge, yabani tahıl ve baklagillerin yaşadığı, bozkıra özel endemik bitkilerin bulunduğu, on bin yılı aşkın süredir hayvancılık ve tarımın yapıldığı bir bölge. Bu yangından sadece binlerce canı ve binlerce dekar tarım alanını kaybetmedik. Her yangında binlerce yıldır süren bir yaşam ve bu yaşamın üzerine kurulmuş kültürü de kaybediyoruz. O zaman şu soruları tekrar soralım; Neden yangınlara hazır değiliz, neden gerekli önlemler alınmıyor, elektrik direklerine neden bakım yapılmadı, neden denetlemeden sorumlu kurum çalışmadı, neden yeterince ve hızlı müdahale edilemedi? Türkiye’nin yaklaşık 32 milyon hektarını oluşturan bu alanlardaki politikaların ve projelerin planlanmasında bozkır ekosistemi ve buradaki canlıların yaşam haklarının gözetilmesi, bozkırın tüm renklerinin yaşatılması gerekiyor. Daha fazla canı ve yaşam kültürümüzü kaybetmek istemiyoruz. Tüm kurumların gelecekte meydana gelecek yangınlara karşı sorumluluklarını, denetimlerini ve gerekli hazırlıklarını yapmasını talep ediyoruz."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.