#Çalıştay

İLKHABER-Gazetesi - Çalıştay haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çalıştay haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Deprem sonrası Hatay için kritik zirve: Geleceğin afet stratejileri belirleniyor Haber

Deprem sonrası Hatay için kritik zirve: Geleceğin afet stratejileri belirleniyor

Hatay’da, kamu kurumlarının iş birliğiyle “Krizden Kalkınmaya: Afet Yönetiminde Hatay Modeli ve Gelecek Stratejileri Panel ve Çalıştay Programı” başladı. Program, afet sonrası yeniden yapılanma sürecine bilimsel ve kurumsal bir perspektif kazandırmayı hedefliyor. Hatay Valiliği, Hatay Büyükşehir Belediyesi, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen program, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen açılışla başladı. “SÜREÇ SADECE FİZİKİ BİR YENİDEN İNŞA DEĞİL” Açılışta konuşan Hatay Valisi Mustafa Masatlı, 6 Şubat depremlerinin ardından yürütülen ihya, inşa ve imar çalışmalarının yalnızca fiziksel bir dönüşüm olmadığını vurguladı. Vali Masatlı, sürecin aynı zamanda şehrin hafızasını, toplumsal dayanışmasını ve geleceğe yönelik umudunu yeniden inşa etme mücadelesi olduğunu ifade etti. Depremin ilk anlarından itibaren sahada aktif görev aldıklarını belirten Masatlı, Hatay’da yaşanan büyük yıkıma rağmen devlet ve millet dayanışmasının güçlü bir şekilde ortaya çıktığını dile getirdi. Vali Masatlı, “Afette Hatay Modeli”nin yalnızca yapıların yeniden inşasını değil, insan odaklı ve toplumsal dayanışmayı esas alan bütüncül bir yaklaşımı temsil ettiğini kaydetti. AFET YÖNETİMİ ÇOK YÖNLÜ ELE ALINIYOR Program kapsamında; afet yönetimi, kriz koordinasyonu, acil müdahale süreçleri, kentsel dirençlilik, yeniden inşa çalışmaları, toplumsal iyileşme, altyapı planlaması ve kültürel mirasın korunması gibi başlıkların hem akademik hem de uygulamalı yönleriyle ele alınacağı bildirildi. ALTYAPI VE RİSK YÖNETİMİ OTURUMU Çalıştay kapsamında düzenlenen oturumda, DSİ 6. Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akif Kaygusuz da bir sunum gerçekleştirdi. Kaygusuz, Hatay’daki afetlerde altyapı yönetimi, doğa kaynaklı risklerle mücadele, su kaynaklarının yönetimi, taşkın kontrolü ve dere ıslahı çalışmaları hakkında bilgi verdi. Ayrıca deprem sonrası dönemde yürütülen altyapı güçlendirme faaliyetleri ve su yapılarının güvenliğine yönelik çalışmalar da katılımcılarla paylaşıldı. KURUMLAR ARASI KOORDİNASYON VURGUSU Programın ilk gününde gerçekleştirilen “Afetlerde Altyapı Yönetimi ve Doğa Kaynaklı Risklerle Mücadele” panel oturumunda, çok sayıda kurum temsilcisi sunum yaptı. Oturumda altyapı sistemlerinin yeniden inşası, enerji ve haberleşme hatlarının durumu, içme suyu ve kanalizasyon hizmetleri ile orman yangınları gibi başlıklar ele alındı. Katılımcılar, 6 Şubat depremleri ve sonrasında edinilen tecrübeleri değerlendirerek, afetlere karşı daha güçlü bir koordinasyon yapısının önemine dikkat çekti. Programın, Hatay’ın afet yönetimi kapasitesini geliştirmeye yönelik stratejik çıktılar üretmesi hedefleniyor.

Sağlık Bakan Yardımcısı Birinci: Davranışsal bağımlılık sorunları pandemiye dönüşmüş durumda Haber

Sağlık Bakan Yardımcısı Birinci: Davranışsal bağımlılık sorunları pandemiye dönüşmüş durumda

Birinci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğinde (TOBB) düzenlenen "Okullarda Davranışsal Risk Faktörlerinin Değerlendirilmesi Çalıştayı"na katıldı. Bakan Yardımcısı Birinci, burada yaptığı konuşmada, Kahramanmaraş'ta bir okulda yaşanan okul saldırısında hayatını kaybeden öğretmen ve öğrenciler için üzüntüsünü dile getirdi. Birinci, gerekli önlemler alınmadığı durumda Türkiye'nin birtakım risklerle karşılaşabileceğine işaret ederek, "Dünyada son on yılda gençler arasında anksiyete ve depresif bozuklukların önemli ölçüde arttığını ve neredeyse iki katına çıktığını gösteren istatistik tablolarıyla karşılaştım. Bu, 10-19 yaş grubundaki her yedi çocuktan birinin ruh sağlığı sorunu yaşadığını gösteriyor. Bu da toplam hastalık yükünün neredeyse bu yaş grubunda yüzde 15'ini oluşturuyor. Böyle bir tablonun bize kronik hastalıkların yanında gençler için de büyük problemlerle bizi yüzleştireceğini ve bunun için hiç geç kalmadan ve sürekli değişen tehditlere karşı kritik önlemler almamız gerektiğini gösteriyor." dedi. Kovid-19 salgının yaşandığı pandemide de dijital araçlarla geçirilen sürenin iki saat arttığına işaret eden Birinci, "Türkiye'deki bu istatistiğe göre 6-13 yaş grubundaki insanların 6,4 saat olduğunu dikkate aldığımızda aslında tablonun kritik ve yıkıcı olduğunu gösteriyor. Teknoloji çok gelişince bu teknolojik araçları geliştiren insanlar böyle bir dikkat savaşı olarak algılanan bir strateji geliştiriyorlar." dedi. Birinci, çocukların internet ortamında da çok erken yaştan itibaren nefret ve şiddet içeriklerine maruz kalmalarının ileriki dönemlerde de şiddete yönelimlerine artırdığına dikkati çekerek, "Bu gibi oyunlar ve insana şiddeti normalleştiren yaklaşımlar gelecekte de bizim işimizi zorlaştıracak. Dikkat eksikliği ve hiperaktivete bozukluğu konusunda yine teknolojik araçlar çok ciddi risk oluşturuyor. Dünyada, toplum içinde yüzde 8'e yakın bir yaygınlık oluşturduğunu gösteriyor." dedi. Günde 3 saatten fazla sosyal medya kullanımı ve ekran süresinin davranış sorunları riskini yüzde 25 artırdığına işaret eden Birinci, şöyle devam etti: "Benzer bir tablo çevrimiçi oyunlarda da geçerli. Dünyada çocukların neredeyse yüzde 53'ü her gün oyun oynuyor. Bu çocukların yüzde 60'ı da şiddet içerikli tablolarla karşı karşıya kalıyorlar. Şiddet içerikli oyun oynadığınız zaman 5-10 yıl içinde şiddete meyilin iki kat arttığını görmek de rahatsız edici. Önümüzdeki tablonun hızlı bir şekilde derinleştiğini ve yönetilmesini zor bir hale geldiğini gösteriyor." ifadesini kullandı. İnternet ve sosyal medyanın barındırdığı risklerin bununla da sınırlı kalmadığını belirten Birinci, istismarcıların internet üzerinden özellikle küçük yaştaki çocukları hedef aldığını belirtti. Birinci, siber zorbalık konusuna da değinerek, şunları kaydetti: "Siber zorbalığa maruz kalan insanların intihar etmeyi düşündüğü ve bunları denediğine dair değerlendirmeleri gördüğümüzde çok daha fazla aksiyon almamız gerekiyor. Dünyada 15-29 yaş arasındaki bireylerin üçüncü sırada ölüm nedeni intihar. Erken tanılama ile risk altındaki çocukları biraz daha erken fark etme doğru ve etkin yönlendirme mekanizmalarıyla çocukları doğru zamanda doğru uzmanlarla buluşturmak bizim en temel amaçlarımız. Kurumlar arası iş birliğiyle de somut adımlar atmalıyız. Davranışsal bağımlılık sorunları da bir pandemiye dönüşmüş durumda. Hepimizin ortak çalışmalar yürütmesi lazım. Okul ve aile bir kuşun iki kanadı gibi. Bir kuşun bir kanadı olmazsa uçamıyor. Biz bu sürecin tıbbi olarak önlemlerini alacağız ama aileleri bu konuda yeterince bilgilendirmek, bu konuda evin daha güçlü hale gelmesini temin etmemiz lazım."

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı Haber

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’nda, şehrin 2050 vizyonu kapsamında karşı karşıya kalabileceği iklimsel riskler bilimsel veriler ışığında analiz edilerek çözüm yolları arandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen ‘Mersin CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’, kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştay çerçevesinde, kentin 2050 yılı hedefleri doğrultusunda ortaya çıkabilecek iklim riskleri bilimsel metodolojilerle masaya yatırıldı. Katılımcılar, etkinliğin sıradan bir toplantının ötesinde, Mersin’in iklim direncini artırmaya yönelik kolektif bir akıl platformu olduğunu vurgularken, paydaşların katkılarıyla şehrin savunma mekanizmalarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Çalıştayın açılış kısmında; Mersin’in iklim değişikliğiyle mücadele süreci, Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürlüğünün yürüttüğü stratejik çalışmalar ve projenin temel amaçları, İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can tarafından bir sunumla paylaşıldı. Can'ın sunumunun ardından, çalıştayın bilimsel temelini oluşturan teknik analizler katılımcılara aktarıldı. CLIMAAX Projesi aracılığıyla elde edilen teknik veriler ve iklim modellemeleri, teknik ekipten Hakan Duman ve Tamer Atalay tarafından sunuldu. Programdaki teknik sunumlarda, CLIMAAX Projesi kapsamında ulaşılan veriler ve modellemeler detaylandırıldı. Uzmanlar, Mersin'in gelecekte karşılaşabileceği muhtemel riskleri ayrıntılı bir şekilde analiz etti. Teknik ekibin paylaştığı bilgiler, katılımcılar için kritik bir veri kaynağı oluşturdu. Çalıştayın ilerleyen saatlerinde, interaktif menti uygulaması kullanılarak katılımcıların görüşleri anlık olarak toplandı. Ardından gerçekleştirilen masa çalışmalarında, belirlenen öncelikli başlıklar üzerine derinlemesine tartışmalar yürütüldü. Moderatörler eşliğinde yapılan oturumlarda katılımcılar, 6 temel soru üzerinden analizler yaparak çözüm önerileri geliştirdi. Tüm görüş ve teklifler, hem dijital hem de fiziksel dokümanlarla kayıt altına alındı. Çalışmaların sonunda, her masadan seçilen temsilciler öne çıkan sonuçları kısa sunumlarla aktardı. Masalarda özellikle ‘Göreceli ve Tarımsal Kuraklık’, ‘Isı Dalgaları’, ‘Orman Yangınları’ ile ‘Aşırı Yağış ve Taşkınlar’ başlıkları ele alındı. "Projelerdeki ana tema, iklim değişikliğine uyum sağlayacak eylem planları geliştirmek" Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Bayrakdar, açılış konuşmasında katılımcılara projeye ve çalıştaya sundukları destekler için teşekkür etti. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in selamlarını ve başarı dileklerini ileten Bayrakdar, "İklim değişikliği, her kesimin ve tüm insanların yaşamını doğrudan etkilemektedir. İklimi biz değiştiremediğimiz için iklim bizi değiştirmektedir. Bu değişim ölçüsünde bizim de uyum sağlamamız gerekiyor. Bu projelerin temel teması, iklim değişikliğine adaptasyon sağlamak ve kırılganlıklara karşı eylem planları üretmektir. Bu konuda değerli bir proje hayata geçti. Temennim, sonuçlarının ilimize ve bölgemize önemli katkılar sunması ve bundan sonraki benzer çalışmalar için bir ilham kaynağı olmasıdır" şeklinde konuştu. "Geçmişteki ve günümüzdeki verileri alarak, gelecekteki sorunları haritalandıracağız" İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can, 'CLIMAAX Projesi’nin bir Avrupa Birliği (AB) Horizon Projesi olduğunu belirterek, projenin 2025 yılı Mart ayında başladığını ifade etti. Projenin 2 yıllık bir süreci olduğunu kaydeden Can, "Mersin’deki iklim değişikliğine yönelik kentsel ısı adası, aşırı yağışlar ve orman yangınları gibi temaları esas alan, bunların sayısallaştırılmasını ve haritalandırılmasını amaçlayan bir AB projesidir. Temel hedefimiz; kentimizdeki kuraklık, tarımsal kuraklık, aşırı yağış, sel ve orman yangınları gibi iklimsel sorunları ele alarak raporlamak, kentin çözüm önerilerini toplamak ve bunu uluslararası platformlara taşımaktır" dedi. "Farklı uzmanlık alanlarının aynı çatı altında toplanması çok önemli" İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Köksal Hazır, küresel ölçekte sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğinin kritik bir problem haline geldiğini vurgulayarak, "Bu alandaki çalışmalar ne kadar geniş tutulursa tutulsun yetersiz kalmaktadır. Zira iklimle, çevreyle ve çevresel değişimlerle ilgili çok ciddi kayıplar yaşanıyor. İnsanoğlunun bu duruma çok daha hızlı çözümler üretmesi şart" ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediyesinin böyle bir girişime imza atmasını çok kıymetli bulan Hazır, "Mersin Büyükşehir Belediyesinin iklim değişikliği için özel bir daire kurmuş olması, Mersin ve çevresi, hatta tüm Türkiye'nin faydalanabileceği bir veri tabanı oluşturması ve gelecek projeksiyonları yapması takdire şayandır. Bu çalışmalar sonucunda, bu öngörülere dayalı yeni projeler mutlaka gelecektir. Bunları çok kıymetli buluyorum. Geleceğe hazırlanmak hayati önem taşıyor. İklim değişikliğiyle ancak bu şekilde mücadele edilebilir. Artık bu gidişatı değiştirme şansımız kalmadı; bu nedenle iklimsel ve çevresel dönüşümlere uyum sağlamalıyız. Bu uyum süreci adına çok faydalı bir çaba sarf ediliyor" dedi. Çalıştay süresince üretilen fikirler, eylem planları ve stratejik teklifler, kapsamlı bir ‘Çalıştay Sonuç Raporu’na dönüştürülerek tüm ilgili paydaşlarla paylaşılacak.

Başkan Seçer: Türkiye’de lojistik filosu güçlü olan 2 ilden 1’i Mersin’dir Haber

Başkan Seçer: Türkiye’de lojistik filosu güçlü olan 2 ilden 1’i Mersin’dir

Kongre ve Sergi Sarayı Meclis Salonu’nda gerçekleştirilen çalıştaya Başkan Seçer’in yanı sıra; Mezitli Belediye Başkanı Ahmet Serkan Tuncer, Toroslar Belediye Başkanı Abdurrahman Yıldız, Çamlıyayla Belediye Başkanı Mehmet Fatih Sofu, Aydıncık Belediye Başkanı Özkan Kılıçarpa ile çevre illerin ilçe belediye başkanları, TBB bürokratları ile Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Komisyonu üyeleri, Mersin, Adana, Hatay olmak üzere 3 büyükşehir belediyesi ile 19 ilçe belediyesinin bürokratları, sivil toplum örgütleri ile oda temsilcileri ve alanında uzman isimler katıldı. Çalıştayda kıyıların kamu yararına kullanımı, kamusal alanlar, kent hakkı, engelli erişimi ve mekânsal erişilebilirlik, kıyıların özelleştirilmesi ve toplumsal eşitlik gibi başlıkların yanı sıra; kıyı ve deniz ekosisteminin korunması, iklim değişikliği, deniz su seviyesi değişimi, biyolojik çeşitlilik, çevresel kirlilik ve doğa esaslı çözümler ele alındı. Ayrıca planlama süreçleri, yerel ve merkezi yönetimler arasındaki ilişkiler, kıyı bölgelerindeki nüfus artışının etkileri ile ticari limanlar, sürdürülebilir turizm, yenilenebilir enerji ve küçük ölçekli balıkçılık gibi kıyı ekonomisine ilişkin konular değerlendirildi. Çalıştay, kıyı kentlerinde sürdürülebilir yönetim anlayışının geliştirilmesini, çevresel koruma ile ekonomik faaliyetler arasında denge kurulmasını ve kıyı alanlarının kamu yararı gözetilerek planlanmasını hedefliyor. BAŞKAN SEÇER: “KIYI BÖLGELERİ BİR COĞRAFİ ALAN OLMASININ ÖTESİNDE; MEDENİYETLERİN BULUŞMA NOKTASIDIR” Başkan Seçer, çalıştay dolayısıyla Mersin’e gelen katılımcıları kentte ağırlamaktan duydukları mutluluğu ifade etti. Kıyı kentlerinin yönetimi ve korunması amacıyla kurulan ‘TBB Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Komisyonu’nun ilk çalışmasını Mersin’den başlattıklarını ifade eden Seçer, “Umut ediyorum kentimiz bu güzel projeye uğurlu gelir ve değerli çıktılar ediniriz” dedi. Kıyı kentlerinin geleceğini düşünmek, ortak sorunları konuşmak ve çözüm yollarını üretmek için bir araya geldiklerini kaydeden Seçer, “Kıyı bölgeleri bir coğrafi alan olmasının ötesinde; medeniyetlerin, ticaretin, kültürlerin ve toplumların buluşma noktasıdır. Aynı zamanda ekonomik faaliyetlerin, turizmin, ulaşımın ve sosyal yaşamın en yoğun yaşandığı alanlar arasındadır. Kıyı bölgeleri, en hassas ve kırılgan ekosistemlerden biri olma özelliğine de sahiptir” diye belirtti. “KIYI KENTLERİNİN GELECEĞİ, TÜRKİYE’NİN GELECEĞİNİN ÇOK ÖNEMLİ BİR PARÇASIDIR” Artan nüfusun, turizm baskısının, konut gelişmelerinin, sanayi yatırımları ile altyapı ihtiyaçlarının kıyı alanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturduğundan ve kimi zaman doğal dengeyi zorlayan sonuçlar doğurduğundan söz eden Seçer, “Ülkemiz, yaklaşık olarak 8 bin 333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip. Yani toplan sınırımızın yaklaşık olarak 3’te 2’sinden daha büyük bir alanını kıyılar oluşturuyor. Denizlerimize kıyısı bulunan 28 ilimizin; 15’i büyükşehir, 13’ü de il belediyesi statüsünde olmak üzere toplam 196 belediye yer alıyor. Bu belediyelerimizin sınırları içerisinde yaklaşık olarak 22 milyon kişi yaşıyor. Bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak 4’te 1’ini oluşturuyor. Bu veriler bize çok açık bir gerçeği gösteriyor; kıyı kentlerinin geleceği, Türkiye’nin geleceğinin çok önemli bir parçasıdır. Türkiye’nin coğrafyasının bunun stratejik önemini, komşularını tarihi, kültürel birikimini düşünerek kıyı kentlerinin önemli olduğunu da anlayabiliriz” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’DE LOJİSTİK FİLOSU GÜÇLÜ OLAN 2 İLDEN 1’İ MERSİN’DİR” Seçer, kıyı alanlarında turizm veya rekreasyon faaliyetlerinin yanı sıra birçok alanda faaliyet yapıldığını anlatarak, “Mersin’de olduğu gibi diğer kıyı alanlarında da limanlar, tersaneler, enerji tesisleri açılmakta. Türkiye’nin ilk nükleer enerji santrali, kıyı kenti olan Mersin’de projelendiriliyor. Kıyı alanlarında lojistik merkezleri açılmasının yanı sıra balıkçılık faaliyetleri de yapılmaktadır. Kısaca çok sayıda ekonomik sektör aynı alanları paylaşmakta. Türkiye’de lojistik filosu güçlü 2 ilden 1’i İstanbul, 2.’si ise Mersin’dir” dedi. Çok sayıda ekonomik sektörün aynı alanları paylaşmasının zaman zaman mekânsal kullanım çatışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine de yol açabildiğini kaydeden Seçer, “Tüm bunlara ilave olarak küresel ölçekte karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği, kıyı kentlerini doğrudan etkileyen en önemli risk alanlarından biridir. Deniz seviyesinin yükselmesi, tsunami, kıyı erozyonu, aşırı hava olaylarından meydana gelen değişimler, sel felaketlerinden örnek olarak söz edebiliriz. Mersin, bu özellikleri sonuna kadar taşıyan bir kent” dedi. Herhangi bir depremde, özellikle denizde gerçekleşecek bir deprem durumundan Mersin’in etkilenmemesinin mümkün olmadığını belirten Seçer, “Mersin’de deprem sonrası bir tsunami ihtimalinin olmaması mümkün değil. Mersin, dağ ve deniz mesafesinin çok kısa olduğu bir kıyı kenti, aynı zamanda eğimin çok yüksek olduğu bir yer. Küresel iklim değişikliğinin en yoğun yaşandığı bölgelerin başında bu havzanın geldiğini düşünürseniz, kısa bir zaman diliminde metrekareye düşen aşırı yağışlar sel felaketlerine neden olabiliyor” ifadelerine yer verdi. “TBB OLARAK KIYI YÖNETİMİNİ YALNIZCA TEKNİK BİR MESELE OLARAK GÖRMÜYORUZ” Seçer, kıyı yönetimi meselesinin yalnızca çevre politikalarının değil; aynı zamanda şehir planlamasının, ekonomik kalkınmanın, afet yönetiminin ve sosyal adaletin kesiştiği stratejik bir alan olarak karşılarına çıktığını ifade ederek, “TBB olarak bu konuyu yalnızca bir teknik mesele olarak değil; yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele alıyoruz. Bu anlayışla Birliğimiz bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonu’nu kurduk. Bugün de ilk toplantısını yapıyoruz. Komisyon çalışmalarının yalnızca Ankara’da masa başında yürütülen bir süreç olmasını istemiyoruz. Tam tersine, sahadan beslenen, yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli kurmayı hedefledik” dedi. “KIYI KENTLERİ KOMİSYONU İLE YEREL DENEYİMLERİ MERKEZE ALAN BİR ÇALIŞMA MODELİ KURMAYI HEDEFLEDİK” Kıyı Kentleri Çalıştayı kapsamında bölgesel toplantıların ilk adımının Mersin’de atıldığını belirten Seçer, “Ardından Ege ve Marmara bölgelerinde düzenlenecek bölgesel toplantılar ve çalıştaylarla Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politika Belgesi’nin hazırlanması planlanmaktadır. Bu belge ile ‘Kıyı Alanlarının Planlanması’, ‘Çevresel Sürdürülebilirlik’, ‘İklim Değişikliğine Uyum’, ‘Kamusal Erişim Hakkı’ ve ‘Mavi Ekonomi’ başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz” diye konuştu. “BELEDİYELER, KIYILARDA YAŞANAN SORUNLARI EN YAKINDAN GÖZLEMLEYEN KURULUŞLARDIR” Kıyıların kamusal yaşam alanı olduğu vurgusuyla; korunmasının yerel yönetimlerin, kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğunda olduğunu belirten Seçer, kıyı yönetiminde yerel yönetimlerin bilgi birikiminin önemine değindi. Kıyılarda yaşanan sorunları en yakından gözlemleyebilecek olanların belediyeler olduğunu dile getiren Seçer, “Yurttaşlarımızın beklentilerini doğrudan duyan ve günlük hizmetleri yürüten kurumlar belediyelerdir. Bu nedenle kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dâhil edilmesi, hem uygulama etkinliğini artıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır” dedi. “MERSİN BÜYÜKŞEHİR OLARAK, ULUSLARARASI İŞ BİRLİKLERİ İLE ÇALIŞMALAR YÜRÜTÜYORUZ” Mersin Büyükşehir’in kıyılar konusunda yürüttüğü çalışmalardan söz eden Seçer, 321 kilometrelik sahilde lojistiğin, turizmin, ekolojinin ve halkın yaşam kalitesinin buluştuğu bütünleşik bir planlama belirlediklerini vurguladı. Mersin’in kıyı yapısına dair konuşan Seçer, “Mersin kıyı alanları; liman faaliyetleri, turizm, konut gelişimi, sanayi kullanımları ve hassas doğal ekosistemlerin aynı mekânsal bantta kesiştiği ve bu nedenle yüksek kullanım baskısı altında bulunan alanlar olarak öne çıkmaktadır. Belediye olarak yürüttüğümüz projelerle kıyı dirençliliği, etkin afet yönetimi, deniz kirliliğinin azaltılması, ekosistem korunması ve iklim risklerine uyum konularında uluslararası iş birlikleriyle çalışmalar yürütmekte faaliyetler sürdürmekteyiz” diye konuştu. “321 KİLOMETRELİK SAHİLİ KESİNTİSİZ İZLİYOR VE DENETLİYORUZ” Yürütülen çalışmaların uluslararası standartları gözettiğine dikkat çeken Seçer, “Paris Anlaşması, Temiz Akdeniz Protokolü, AB Mission Ocean Charter gibi uluslararası taahhütlerimize sadık kalarak; MedCities, ICLEI ve GCoM gibi küresel ağlardaki aktif üyeliğimizle dünya standartlarında bir yerel yönetim anlayışıyla taçlandırıyoruz. Hazırladığımız SECAP ile emisyon azaltımı ve iklim uyumunu güçlendirirken; CLIMAAX projemizle kıyı risklerimizi bilimsel verilerle haritalandırıyor, REMEDIES ile deniz ekosistemimizi plastik kirliliğinden arındırıyoruz. Denizlerimizin korunmasına yönelik ‘Temiz Akdeniz İçin Ekosistem Tabanlı İzleme ve Yönetim Planı Projesi’, ve ‘Yeşil Bir Gelecek İçin Liman Şehirleri Ortaklığı’ projeleri ile çalışmalar sergiliyoruz” sözlerini kaydetti. ‘Elektronik Gemi Denetleme Sistemi’ni Türkiye’de kullanan 2 belediyeden birinin Mersin Büyükşehir olduğunu hatırlatan Seçer, söz konusu denetleme yetkisinin çok yüksek cezalar içeren bir yetki olduğunu söyledi. Denetleme sisteminin caydırıcı bir işlevi olduğunu ifade eden Seçer, 24 istasyonda kamera, radar, AIS ile kesintisiz izleme ile gemilerin denizlere atık bırakmaması için çalışmalar yürütüldüğünü belirtti. “MERKEZİ İDARE İLE YEREL YÖNETİMLER ARASINDA GÜÇLÜ BİR DİYALOG ZEMİNİ OLUŞTURMAYI ÖNEMLİ BİR GÖREV OLARAK GÖRÜYORUZ” ‘Kıyılar yapılaşma alanı değil, kamusal eşik ve kentsel hafıza alanıdır’ diyerek; sahilleri halkın denizle bağını güçlendiren, erişilebilir ve afetlere dirençli sosyal yaşam alanlarına dönüştürmeye kararlılıkla devam ettiklerini kaydeden Seçer, “TBB olarak bizler, belediyelerimizin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idare ile yerel yönetimler arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak görüyoruz” dedi. TBB olarak belediyeler açısından birçok konuda değerlendirme ve faaliyet yürüttüklerine değinen Seçer, “Birliğimiz; ‘Tüm dünyada ortak sorunlar olan deniz kirliliği, çevre kirliliği ya da küresel iklim değişikliği gibi sorunlara nasıl çözüm üretebiliriz?’ diyerek bu konuda çok değerli çalışmalar yapıyor. Bugünkü çalıştayın da bu diyaloğun gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Yürütülen tartışmaların kıyı kentlerimizin geleceğine ışık tutmasını temenni ediyorum” diyerek sözlerini tamamladı. YILDIZ: “KIYI ALANLARININ KORUNMASI BELEDİYELER İÇİN ÖNEMLİ BİR SORUMLULUK ALANIDIR” Yarımada ülkesi olan Türkiye’nin Akdeniz, Marmara, Ege ve Karadeniz kıyılarının doğal ve ekolojik değerlerinin kültürel anlamda çok önemli bir zenginlik oluşturduğunu söyleyen TBB Genel Sekreteri Suat Yıldız ise bu zenginliğin kent kimliklerine de büyük katkılar sunduğunun altını çizdi. Kıyı kentlerinin herkesin ortak mirası olduğunu söyleyen Yıldız, “Kıyı alanlarının doğru planlanması ve yeni nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması büyük önem taşıyor. Kıyı alanlarının yönetimi, korunması ve sürdürülebilir biçimde kullanılması yerel yönetimler açısından geniş ve önemli bir sorumluluk alanıdır. Biz de bu farkındalıkla, TBB bünyesinde kıyı kentleri komisyonu kurduk” dedi. Kurulan komisyon ile kıyı belediyelerinin karşı karşıya kaldığı sorunları sistematik bir biçimde ele alacaklarını söyleyen Yıldız, “Kıyı kentlerimizin sorunlarının çözümüne yönelik önemli katkılar sunacağına inandığımız çalıştayımıza ev sahipliği yapan Başkanımız Vahap Seçer’e, Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve organizasyonun gerçekleştirilmesine emeği bulunan herkese teşekkürlerimi sunuyorum” diyerek, çalıştayın başarılı geçmesini temenni etti.

'Enginarın İzinde' ve 'Dijital Tohumlar' etkinliklerine geri sayım başladı Haber

'Enginarın İzinde' ve 'Dijital Tohumlar' etkinliklerine geri sayım başladı

Hatay, kültürel mirası ve yerel üretimi odağına alan anlamlı bir buluşmaya hazırlanıyor. Tohumluk Vakfı ile HASAT Hatay iş birliğinde düzenlenecek iki önemli etkinlik, 30-31 Mayıs 2025 tarihlerinde Serinyol HASAT yerleşkesinde gerçekleştirilecek. "Enginarın İzinde" Resim Çalıştayı ve "Dijital Tohumlar Filizleniyor" proje lansmanı başlıklarını taşıyan program, sanat, tarım ve dijital dönüşüm temalarını bir araya getirerek, yerel kalkınmaya katkı sunmayı amaçlıyor. Etkinliklerin temel hedefinin, üreticiyi desteklemek, kültürel mirası yaşatmak ve sanat yoluyla toplumsal dayanışmayı güçlendirmek olduğu belirtildi. Kadim bir sebzenin izinde: Enginar ve Hatay Etkinlik kapsamında düzenlenecek sunumda, enginarın Antik Roma’dan bugüne uzanan tarihçesi masaya yatırılacak. Hatay’ın verimli topraklarında kültürel bir simgeye dönüşen bu sebzenin mutfak tarihindeki yeri, ekonomik değeri ve sürdürülebilir tarımdaki rolü, arkeolojik veriler ışığında ele alınacak. Çalıştay boyunca Tohumluk Vakfı gönüllüsü sanatçılar, enginar temasını farklı tekniklerle yorumlayacak. Etkinliğin ikinci gününde, ortaya çıkan eserler “Enginarın İzinde” başlıklı sergide sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Enginar, bu sergide yalnızca bir bitki değil, iyileşmenin, üretimin ve kültürel sürekliliğin simgesi olarak yeniden anlam kazanacak. Yerel üreticiye dijital destek Etkinliğin kapanışında ise Tohumluk Vakfı’nın bölgede yürüttüğü “Dijital Tohumlar Filizleniyor” projesi tanıtılacak. Dijital okuryazarlık temelli bu proje, deprem bölgesindeki üretici, kooperatif ve küçük işletmelere mentörlük desteği sunarak dijital yetkinliklerini artırmayı hedefliyor. Proje, yerelden kalkınma için yeni bir dayanışma modeli sunmayı amaçlıyor. Etkinlik, Hatay’ın kültürel mirasını geleceğe taşımayı hedefleyen çok yönlü yaklaşımıyla dikkat çekiyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: Yeni anayasa yapmak bir gereklilik ve milletin hakkıdır Haber

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: Yeni anayasa yapmak bir gereklilik ve milletin hakkıdır

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı,A'dan Z'ye yeni bir anayasanın Türkiye'de siyaset kurumunun hep gündeminde olduğunu, özellikle de partisinin kurulduğu günden bu yana yeni bir anayasa yapma arzusunu her platformda dile getirdiğini ifade etti. Yazıcı, "Bu sırf bir arzu değil, bu bir gerekliliktir. Çünkü anayasa yapmak milletin hakkıdır." dedi. Milletin bugüne kadar anayasa yapma hakkını kullanamadığını söyleyen Yazıcı, Cumhuriyet dönemi ve öncesinde yapılan anayasaların olağanüstü koşullarda, 1961 ve 1982 anayasalarının ise darbecilerce hazırlandığını anlattı. "Doğru olan birlikte yapmaktır" Yeni bir anayasanın gerekliliğine işaret eden Yazıcı, şöyle devam etti: "Anayasa bir ülkenin demokratik görünüşünün veyahut güvencesinin fanusu durumundadır. Böylesi önemli bir metne Türkiye'de ihtiyaç var. Değişikliklerle birlikte anayasada yapılan düzenlemeler arasında uyumsuzluk, kopukluklar var bölümler arasında. Keza yaptığımız değişikliğin de bir uygulama süreci var. Bu uygulamada gözlemlediğimiz eksiklikler de var. Bütün bunları tartışmak, müzakere etmek suretiyle A'dan Z'ye yeni bir anayasa yapma arzumuzu siyasi partilerle, kamuoyuyla paylaşıyoruz." Yazıcı, bu hazırlıkların sadece bugüne münhasır olmadığını, Kovid sürecinin başından itibaren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatı doğrultusunda Prof. Dr. Yavuz Atar başkanlığındaki bilimsel kurulun bir taslak hazırladığını anlatarak, "Çalışma hazır, bir tarafta duruyor. Anayasayı hep birlikte yapacağız. Doğru olan da birlikte yapmaktır, yani ülkenin anayasasını büyük küçük demeden hep birlikte katkı vermek suretiyle gerçekleştirmektir." diye konuştu. "Bir anayasa yapımının yol haritası nasıl olmalı?" Hayati Yazıcı, yeni yasama döneminin başlamasının ardından yeni anayasayla ilgili çalıştay düzenleyeceklerini belirterek, "Siyasi ve Hukuki İşler Başkanlığımız, Meclis açıldığında ekim ayından itibaren çalıştay yaparak 'Bir anayasa yapımının yol haritası nasıl olmalı? Yöntemi ne olmalı? AK Parti'nin bundaki rolü nedir?' Bu konuları müzakere edeceğiz." dedi. Yazıcı, katılımcıların hukuk, kamu yönetimi, siyaset bilimi ve sosyoloji alanındaki uzmanlardan ve akademisyenlerden oluşacağını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Uzmanların bir masa etrafında müzakeresiyle olacak. Bilimsel bir toplantı gerçekleştireceğiz. Onların görüşü ve önerilerini alacağız. Bir anayasa yapımının yol haritası nasıl olmalı? Yöntemi ne olmalı? AK Parti'nin bundaki rolü nedir? Nihayet tasarlanan anayasanın mimarisi ve bu mimariye uygun şekillenmesine varıncaya kadar bu konuları müzakere edeceğiz. Sonra bunları rapora dönüştürüp, partimizin yetkili organlarına sunacağız. Diğer siyasi partilerle de iletişim sağlanacak. Onlarla da paylaşmak suretiyle bir konsensus oluşursa bu sürecin ilerlemesini ve Türkiye'nin bunu başarmasını arzu etmekteyiz. İnşallah bunu gerçekleştireceğiz." "Bir araya gelinirse bir ortak komisyon kurulur" Yazıcı, anayasa yapımına ilişkin yöntemlerin müzakere sürecinden sonra belirleneceğini yineleyerek, "Bir araya gelinirse bir ortak komisyon kurulur. 2011'de yapılan çalışmaya benzer veya onun daha da realize edilmiş şekline dönüştürülmek suretiyle bir anayasa çalışmasını inşallah gerçekleştiririz." dedi. Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek döneminde çalışan komisyonun uzlaştığı maddelere değinen Yazıcı, "O günün şartları farklı. Yani bir mimari üzerinde bir tartışma yapılmaksızın, mevcut maddeleri gözden geçirmek suretiyle sağlanan bir konsensus. Onlar hak ve özgürlüklere ilişkin. Hak ve özgürlükleri ilişkin alanlarda çok fazla tartışma da olmaz. Esas olan anayasanın devlet yönetimi için öngördüğü mimari tasarı ve bu tasarının içinin şekillendirilmesi, doldurulması alanlarıdır. Bunları da çözümleyecek ve bu konuda çalışma yapmak suretiyle somut şekle dönüştürecek bir ortam yakalarız inşallah." ifadelerini kullandı. Yazıcı, ihtiyaç duyulanın kısa zamanda gerçekleştirilemeyebileceğini anlatarak, "Ama bu ihtiyaç gerçekten ülkenin çıkarlarına da hizmet edecek bir niyetse, önünde sonunda bu gerçekleşir. Bugün olmazsa yarın olur. Yeter ki çalışmamızla bu alana katkı sağlamış olalım." diye konuştu. Yeni anayasanın Mecliste kabul edilse dahi mutlaka milletin onayından geçmesi gerektiğini ifade eden Yazıcı, "Baştan sona, birinci maddeden son maddesine kadar bir anayasa yapıyorsanız, bu anayasa yapma hakkını kendinde bulunduran aziz milletin onayından mutlaka geçmesi gerekir. Aksi takdirde eksik olur. Öyle bir anayasa da arzu edilen anayasacılık işlevini görmek konusunda son derece yetersiz kalır." dedi.

Şaşmaz: Belediyelerin yaptığı her hizmet bir halk sağlığı hizmetidir Haber

Şaşmaz: Belediyelerin yaptığı her hizmet bir halk sağlığı hizmetidir

Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı organizasyonunda 'Sağlık ve Engelli Politikaları Çalıştayı' düzenledi. Vatandaşların hayat kalitesini artırmak, farklı kesimlerin sesi olmak, ihtiyaçlarına kulak verebilmek ve daha erişilebilir hizmetler sunmak hedefiyle gerçekleştirilen çalıştayda; Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü, İl Sağlık Müdürlüğü, Mersin Tabip Odası, Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü, Mersin Barosu, Mersin Üniversitesi, oda, dernek ve federasyondan temsilciler yer aldı. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı’nın hizmetlerini anlatan videonun izletilmesiyle başlayan çalıştay, 2 oturumda gerçekleştirildi. 2025-2029 yıllarını kapsayacak stratejik plan çalışmalarının temeli oluşturuldu İlk oturumda oluşturulan yuvarlak masa etrafında katılımcılar; ‘Yerel Yönetimlerde İş Sağlığı ve Güvenliği’ , ‘Yerel Yönetimlerde Halk Sağlığı’, ‘Yerel Yönetimlerde Engelli Politikaları’, ‘Yerel Yönetimlerde Sağlık Hizmetleri’ ile ‘Yerel Yönetimlerde Engelli Hizmetleri’ konu başlıklarını tartıştı. Sağlıklı yaşam ve koruyucu sağlık hizmetleri, erişilebilirlik, sosyal yardımlar, psiko-sosyal ve rehabilitasyon merkezlerinin yanı sıra farkındalıkların daha çok artırılması için ulaşım, istihdam, eğitim gibi alanlarda yapılması gerekenler konuşuldu. Büyükşehir Belediyesinin 2025-2029 yıllarını kapsayacak stratejik plan çalışmalarının da temelini oluşturacak çalıştayın ikinci oturumunda ise katılımcılar konu başlıkları hakkında yaptığı değerlendirmelerle ilgili sunum yaptı. "Çalıştayda, toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini aldık" Sağlık İşleri Dairesi Başkanı Dr. Hülya Atila, çalıştayı 2025-2029 yıllarını kapsayacak stratejik plan çalışmalarının temellerini oluşturmak için düzenlediklerini ifade etti. Çalıştayı, kentte yaşayan toplumun tüm kesimlerinin görüşlerini almak, şeffaf, ulaşılabilir ve kaliteli belediyecilik hizmetleri sunmak amacıyla gerçekleştirdiklerini anlatan Atila, "Bu yüzden kamu kurumlarını, sivil toplum kuruluşlarını, üniversitelerimizi, akademisyenlerimizi, muhtarlarımızı, odalarımızı ve değerli Mersin halkını temsil etmek üzere katılımcılarımızı çağırdık" dedi. Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalında Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz da çalıştayı olumlu karşıladığını belirterek, Büyükşehir Belediyesinin hizmet politikalarını bu çerçevede oluşturmasının oldukça kıymetli olduğunu dile getirdi. Masalarında Büyükşehir Belediyesi’nin halk sağlığıyla ilgili çalışmalarını değerlendirdiklerini aktaran Şaşmaz, "Belediyelerin yaptığı her hizmet bir halk sağlığı hizmetidir. İnsanların rahatlıkla egzersiz yapabileceği, yürüyebileceği alanların oluşturulması, kent içinde sağlıklı, hijyenik su içme noktalarının şebeke suyu içme noktalarının oluşturulması, umumi tuvaletlerin oluşturulması, kanalizasyon hizmeti, sağlıklı yaşam merkezlerinin ilçelerde yaygınlaştırılması; hepsi bir halk sağlığı hizmetidir" diye konuştu. Şaşmaz, toplum ihtiyaçlarının belirlenmesi ve yeni ihtiyaçların tespit edilmesi için çalıştayların önem taşıdığını vurguladı. Silifke Özel Çocuklar Etkileşim Derneği Başkanı ve Türkiye Otizm Federasyonu Başkan Yardımcısı Fulya Aslan ile Mersin Engelli Sanatçılar Derneği Başkanı Erol Altıntaş da çalıştayı oldukça başarılı bulduklarını kaydettiler.

Adana'da deprem çalıştayı düzenlendi: "Bu Binalar Neden Yıkılıyor?" Haber

Adana'da deprem çalıştayı düzenlendi: "Bu Binalar Neden Yıkılıyor?"

6 Şubat depremlerinin birinci yıldönümünde Adana Büyükşehir Belediyesi’nce “Bu Binalar Neden Yıkılıyor?” temalı Deprem Çalıştay’ı düzenlendi. Türkiye’yi derin acıya boğan 6 Şubat 2023 depremlerinin birinci yıldönümünde Adana Büyükşehir Belediyesi tarafından uzman ve akademisyenlerin katılımı ile gün boyu süren Deprem Çalıştay’ı gerçekleştirildi. Hilton Oteli’nde gerçekleşen çalıştaya Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin ve Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, ilgili oda başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, akademisyenler, siyasiler ve Adanalılar katıldı. Cumhuriyet Halk Partisi Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, fay yasası ve afet yasasının çıkarılması, Afet Bakanlığı’nın kurulması yönünde verdikleri mücadeleyi anlattı. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, 6 Şubat 2023 günü saat 04:47’de yıkılan bir binanın başında olduğunu ve o anı asla unutmayacağını dile getirdi. Küçük bir kızın kendisine, enkaz altındaki babasını kurtarması için haykırdığını ama saniyeler içinde un ufak olan binada bunu başarmanın mümkün olmadığını söyledi. Büyükşehir ekiplerinin deprem günü derhal araçlarla, vinç, kepçe, kamyon ve gerekli ekipmanlarla yıkılan binaların bulunduğu noktalara intikal ettiğini belirten Başkan Zeydan Karalar, ilk dakikalarda panik halinde trafiğe çıkılmasının, enkazlara gidiş süresini uzattığını ve büyük sorun yarattığını anlatarak, trafik yerine toplanma alanlarına çıkılmasının önemine değindi. ADANA’NIN STRATEJİK KONUMU BİR KEZ DAHA ORTAYA ÇIKTI Depremde Adana’nın ne denli stratejik öneme sahip bir kent olduğunun bir kez daha anlaşıldığının altını çizen Başkan Zeydan Karalar, Adana’nın yurtiçi ve yurtdışı için tam kapasiteli bir lojistik üs haline geldiğini kaydetti. Başkan Zeydan Karalar, “Depremde Adana’nın olağanüstü bir merkez olduğunu bir kez daha gördük. Yurtdışından yurtiçinden gelen tüm yardımlar, arama kurtarma ekipleri Adana Havalimanı’na geldiler ve onları biz hızlıca depremin yıktığı şehirlere taşıdık. Bizim havalimanımız stratejik öneme sahiptir ve asla kapatılmamalıdır” dedi. HER AŞAMADA DENETLEME ŞART İnşaatların her aşamada denetlenmesi gerektiğini belirten Başkan Zeydan Karalar, yetkisi olan kurum ve kuruluşların birlikte kanunlara uygun ve titiz çalışması halinde sonuç alınabileceğini aktardı. Adana’yı depreme dirençli kent haline getirmekte kararlı olduklarını bir kez daha vurgulayan Başkan Zeydan Karalar, “Mikro Bölgeleme Projesi” ile depreme dayanıklı kent inşasında önemli bir mesafe kat edileceğini aktardı. BİLİM VE FEN MÜRŞİT ALINMALI Bilim ve fenden uzaklaşmanın felaket getireceğine de dikkat çeken Başkan Zeydan Karalar, “Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün; “Bir gün benim sözlerim bilimle ters düşerse, bilimi seçin” sözünü hatırlatarak, liyakatin, yurttaşlık bilincinin ve ülkeye gönülden bağlılığın önemine vurgu yaptı. Başkan Zeydan Karalar ayrıca, depremle birlikte sivil toplum kuruluşlarının ve meslek odalarının öneminin bir kez daha anlaşıldığını ifade etti. Seyhan Belediye başkanlığı döneminde, projesine uygun yapılmayan çok sayıda binaya ruhsat vermediklerini anlatan Başkan Zeydan Karalar, Büyükşehir’de de kanunların verdiği yetkiler çerçevesinde titiz davrandıklarını bildirdi. DEPREMİN BİNALARA ETKİSİ İki oturum şeklinde gerçekleşen çalıştayın birinci oturumunda; Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Barış Binici, TED Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güney Özcebe, T-Rupt Teknoloji A.Ş Başmodelleyici Prof. Dr. Sinan Akkar, İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Yapı ve Deprem Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Alper İlki ve İMO Geoteknik Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Laman tarafından “Risk: Depremin Binalara Olan Etkisi” anlatıldı. JEOLOJİK VE ÇEVRESEL OLARAK İNCELEME Çalıştayın ikinci oturumda, Gazi Üniversitesi Deprem Araştırma Merkezi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Pampal, Çukurova Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ülvi Can Ünlügenç, Hacettepe Üniversitesi Çevre Mühendisi ASKİ Genel Müdür Yardımcısı Dr. Baran Bozoğlu ve ABD İllinois Üniversitesi İnşaat ve Çevre Mühendisliği Öğretim Üyesi Dr. Tuğçe Başer; “Tehlike: Jeolojik ve Çevresel Olarak İnceleme” konuları ele alındı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.