#coğrafi işaret

İLKHABER-Gazetesi - coğrafi işaret haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, coğrafi işaret haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu Haber

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu

Sokak lezzetleri denildiğinde akla ilk gelen tatlardan biri olan simit, Türkiye’nin dört bir yanında farklı yorumlarla yaşatılan köklü bir geleneği temsil ediyor. Mis gibi kokan susamlı halkasıyla sabah kahvaltılarının, okul yolunun, iş molalarının ve çay saatlerinin vazgeçilmezi olan simit, her yörede kullanılan unundan pişirme tekniğine, boyutundan sunum şekline kadar kendine özgü özellikler taşıyor. Bu çeşitlilik, simidi yalnızca pratik bir sokak yiyeceği olmaktan çıkararak kültürel bir değer haline getiriyor. Ankara simidinin koyu rengi ve sert dokusu, İzmir gevreğinin hafifliği, İstanbul simidinin klasik tadı derken, bazı yöresel simitler sahip oldukları özgün niteliklerle ön plana çıkıyor. İstanbul, İzmit ve Kastamonu’daki gibi coğrafi işaret alarak tescillenen simitler ise bulundukları kentin gastronomi mirasını simgeleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. ADANA’NIN KAZAN GEVREĞİ VE DÖŞEME SİMİDİ Adana’nın Kazan gevrek ve Döşeme simitleri gibi bu özel lezzetler arasında Hatay mutfağının simgesi haline gelen Antakya simidi de yer alıyor. Taş fırınlarda pişirilen Antakya simidi, dışının çıtır, içinin ise yumuşak yapısıyla kendine has bir lezzet sunuyor. Boyutu ve doyuruculuğuyla diğer simitlerden ayrılan bu yöresel ürün, yalnızca Hatay’da üretilmesiyle de dikkat çekiyor. Yıllardır değişmeyen tadı sayesinde Antakya simidi, bölge halkının olduğu kadar kenti ziyaret edenlerin de en çok tercih ettiği lezzetler arasında yer alıyor. Antakya simidini özel kılan unsurlardan biri de kendine özgü tüketim biçimi oluyor. Yanında küçük paketler halinde sunulan tuz ve kimyon karışımına bandırılarak yenilen simit, bu yönüyle Hatay’a özgü bir ritüel oluşturuyor. Bu özgün sunum, Antakya simidini diğer yöresel simitlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri olarak öne çıkıyor. Antakya simidinin tarihsel ve kültürel değeri yalnızca mutfakla sınırlı kalmıyor, sanata da yansıyor. Osmanlı Sarayı’nın son ressamı Fausto Zonaro’nun “Antakya Simidi Satan Hataylı” adlı tablosu, bu eşsiz lezzeti konu alarak simidin geçmişten günümüze uzanan önemini gözler önüne seriyor. Eserde, Antakya’ya özgü kimyon-tuz karışımıyla sunulan simidin betimlenmesi, bu lezzetin kültürel hafızadaki yerini ortaya koyuyor. GELENEKSEL YÖNTEMLERLE ÜRETİLİYOR Özellikle sabah kahvaltılarında ve akşamüstü çay saatlerinde yoğun ilgi gören Antakya simidi, günün her saatinde tüketiliyor. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel üretim yöntemleriyle hazırlanan simit, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras olarak görülüyor. Tarihi Uzun Çarşı başta olmak üzere Antakya’nın birçok noktasında, seyyar satıcılardan mahalle fırınlarına kadar geniş bir alanda satışa sunulan Antakya simidi, kimine göre kahvaltıların vazgeçilmezi, kimine göre günün her öğününde tercih edilen pratik bir lezzet, kimine göre ise çay saatlerinin baş tacı olarak kabul ediliyor. Antakya simidi, günün her saatinde kendine alıcı bulan, Hatay’ın gastronomi zenginliğini ve köklü mutfak kültürünü simgeleyen meşhur bir lezzet olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin simit geleneği içinde özel bir yere sahip olan Antakya simidi, yöresel tatların korunmasının ve yaşatılmasının da en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Coğrafi İşaretlerde Hatay rüzgârı Haber

Coğrafi İşaretlerde Hatay rüzgârı

Depremin ardından yeniden yapılanma sürecini yalnızca fiziki altyapıyla sınırlamayan Hatay, kültürel ve ekonomik değerlerini koruma ve geliştirme konusunda da önemli bir başarıya imza attı. 2026 yılına güçlü verilerle giren şehir, coğrafi işaretli ürün sayısında Türkiye’nin önde gelen illerini geride bırakarak dikkat çekti. Hatay Valiliği İl Planlama ve Koordinasyon Müdürü Mustafa Örgüt, deprem öncesinde ve sonrasında 25 olan tescilli ürün sayısının, yürütülen planlı çalışmalar sayesinde 60’a ulaştığını söyledi. Bu artışla Hatay, Türkiye genelinde en fazla coğrafi işaretli ürüne sahip 4. il konumuna yükseldi. Başarı yalnızca tescil sayısıyla sınırlı kalmadı. Hatay, başvuru ve toplam veri kategorilerinde de Türkiye genelinde üst sıralarda yer aldı. 75 coğrafi işaret başvurusu ile Türkiye ikincisi olan Hatay, tescil ve başvuruların toplamında 135 sayısına ulaşarak yine Türkiye ikinciliğini paylaştı. Mustafa Örgüt, elde edilen başarının ardında güçlü bir iradenin bulunduğunu belirterek sürecin Hatay Valisi Mustafa Masatlı’nın liderliğinde yürütüldüğünü vurguladı. Örgüt, “Valimiz Mustafa Masatlı’nın vizyoner liderliğinde, umudu büyüten, geleceği inşa eden bir anlayışla Hatay için yorulmadan çalışmayı sürdüreceğiz” dedi. Yakalanan bu ivme, yerel üreticilerin korunmasını, ürünlerin taklit edilmesinin önlenmesini ve Hatay’ın gastronomi turizmi alanındaki marka değerinin güçlendirilmesini hedefliyor. Kültürel mirasını ekonomik değere dönüştürme yolunda kararlılıkla ilerleyen Hatay, 2026 yılına umut veren bir tabloyla giriyor.

Altın renkli bir hafıza dünya sahnesinde: Antakya künefesi Haber

Altın renkli bir hafıza dünya sahnesinde: Antakya künefesi

Antakya’nın binlerce yıllık mutfak geleneğinin simge lezzetlerinden Antakya künefesi, uluslararası gastronomi platformu TasteAtlas tarafından “Dünyanın En İyi Tatlısı” seçilerek küresel ölçekte önemli bir başarıya imza attı. Elde edilen bu sonuç, yalnızca gastronomi dünyasında değil, Antakya’nın kültürel mirası adına da büyük bir gurur kaynağı oldu. Antakya Gastronomi Derneği Başkanı Metin Tansal, ilkhaber-gazetesi.com'a dünya birinciliğiyle ilgili yaptığı değerlendirmede, bu başarının sıradan bir ödül olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Tansal, “Antakya künefesinin dünyanın en iyisi seçilmesi, kadim Antakya mutfağının, tarihinin ve kültürel hafızasının uluslararası alanda kabul görmesidir. Bu, bir tatlının değil, bir medeniyet mutfağının zaferidir” ifadelerini kullandı. Antakya künefesinin 2008 yılında Antakya Ticaret Odası öncülüğünde kentin ilk coğrafi işaretli ürünü olarak tescillendiğini hatırlatan Tansal, bu sürecin bilinçli ve uzun soluklu bir emeğin sonucu olduğunu belirtti. Tansal, “Derneğimizin üyeleriyle birlikte yıllar boyunca verdiğimiz mücadele sayesinde künefe, yalnızca ticari bir ürün olmaktan çıkarılarak korunması gereken kültürel bir değer hâline getirildi. 2021 yılında Antakya künefe peynirinin de coğrafi işaret alması, bu zincirin en önemli halkalarından biridir” dedi. Dernek Başkanı Metin Tansal, Antakya künefesini eşsiz kılan unsurlara da dikkat çekerek, “Tel kadayıfının dokusu, sadece bu yöreye özgü künefe peyniri, kullanılan tereyağı, geleneksel pişirme tekniği ve doğru kıvamdaki şerbet, bu lezzeti dünyanın başka hiçbir yerinde birebir üretilemez kılıyor. Bugün gelen dünya birinciliği, geçmişte atılan doğru adımların doğal sonucudur” diye konuştu. Bu uluslararası başarının sürdürülebilir olması gerektiğinin altını çizen Metin Tansal, üretim ve satış noktalarında standartların titizlikle korunmasının önemine de vurgu yaparak şunları kaydetti: “Coğrafi işaret bilincini güçlendirmeli, denetimleri artırmalı ve geleneğe sadakati esas almalıyız. Antakya künefesinin itibarı ancak bu şekilde korunabilir.” Hatay’ın UNESCO’nun “Yaratıcı Şehirler Ağı”nda gastronomi alanında yer aldığını belirten Tansal, aşur yemeği, bakla ezmesi, peynirli irmik helvası, tuzlu yoğurt çorbası, yaprak sarması, taş kadayıf, bahtenis dolması, fellah köftesi, pirzolalı yaprak sarma ve ekşi aşının da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından coğrafi işaretle tescillendiğini anımsattı. Bu konuda emeği geçen herkese teşekkür eden Tansal, “Antakya künefesini de bugünlere taşıyan ustalarımıza, üreticilerimize, esnafımıza ve bu mirasa sahip çıkan herkese minnettarız. Antakya mutfağı, dünya gastronomisinde hak ettiği yeri almaya kararlılıkla devam edecektir” dedi.

Yenice ıhlamur balı, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı Haber

Yenice ıhlamur balı, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili aldı

ürkiye’nin yerel ürünlerinin uluslararası alanda tanınırlığını artıran coğrafi işaret çalışmaları hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda Karabük’ün Yenice ilçesine özgü Yenice ıhlamur balı, Avrupa Birliği’nden coğrafi işaret tescili alarak Türkiye’nin AB tescilli ürün listesine resmen dahil oldu. Böylece Yenice ıhlamur balı, AB’de tescillenen 43. Türk ürünü oldu. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda tescil haberini duyurarak, “Karabük’e ve ülkemize hayırlı olsun. Emeği geçen herkesi kutluyorum.” ifadelerini kullandı. Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin sahip olduğu ürün çeşitliliğinin dünyada çok az ülkeye nasip olduğuna dikkat çekerek, coğrafi işaret çalışmalarının küresel pazarda Türk ürünlerinin görünürlüğünü artırdığını söyledi. Bakanlardan “hayırlı olsun” mesajı Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Yenice ıhlamur balının kendine özgü aroması ve ıhlamur kokusuyla dikkat çektiğini belirterek şu açıklamayı yaptı: “Bu özel bal, AB tescili alan 43. Türk ürünü oldu. Üreticilerimize ve Karabük’ümüze hayırlı olsun.” Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır ise paylaşımında şu ifadeleri kullandı: “Yerelden küresele uzanan başarı hikâyelerine bir yenisi daha eklendi. Yenice ıhlamur balı artık AB’de tescilli bir marka. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum.” Türkiye’nin AB tescilli ürün sayısı 43’e yükseldi Yenice ıhlamur balının tescillenmesiyle birlikte Türkiye’nin AB tarafından tanınan coğrafi işaretli ürünleri 43’e ulaştı. Bu ürünler arasında Gaziantep baklavası, Aydın inciri, Malatya kayısısı, Edremit zeytinyağı, Ezine peyniri ve Bursa kestane şekeri gibi pek çok marka değer bulunuyor. AB süreci devam eden 39 ürün daha var TOBB, AB tescil süreci devam eden 39 coğrafi işaret ve 2 geleneksel ürün adı için çalışmaların sürdüğünü belirterek Türk ürünlerinin küresel rekabette daha güçlü hale getirileceğini vurguladı.

Gaziantep lahmacunu AB'den coğrafi işaret tescili aldı Haber

Gaziantep lahmacunu AB'den coğrafi işaret tescili aldı

Valilikten yapılan açıklamada, Avrupa Parlamentosu ve Konseyi tarafından 29 Ekim 2025'te yapılan toplantıda alınan karar gereği, Gaziantep lahmacununun Gaziantep Ticaret Borsası (GTB) girişimleriyle AB'den coğrafi işaret tescili aldığı belirtildi. Gaziantep baklavası, Araban sarımsağı, menengiç kahvesi ve fıstık ezmesinin önceki yıllarda AB tarafından tescillendiğinin hatırlatıldığı açıklamada, Gaziantep lahmacunuyla birlikte kentteki tescilli ürün sayısının 5'e yükseldiği ifade edildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Vali Kemal Çeber, gastronomi kenti olmanın verdiği gururu taşıdıklarını ifade etti. Çeber, "Gaziantep'in yemek kültürü, 500'den fazla yemek çeşidiyle zaten dillere destandır. Ben, önümüzdeki dönemde kentin her konuda olduğu gibi yemek çeşitliliği ve coğrafi işaretli ürünleriyle de adından daha fazla söz ettireceğine inanıyorum. AB tescil sürecinde emeği geçen tüm kurumlarımıza teşekkür ediyorum." dedi. GTB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Akıncı ise konuya ilişkin yaptığı açıklamada, kararı büyük sevinçle karşıladıklarını belirtti. Tescilin kültürel bir mirasın dünyaya tanıtımı anlamına geldiğini vurgulayan Akıncı, "Antep lahmacunu yalnızca Gazianteplilerin değil, ülkemizin de gurur kaynağıdır. Bu tescil, kökeni, üretim yöntemi ve kültürel bağlarıyla bir bütün olarak Gaziantep'e ait olduğunu tüm dünyaya tescil ettirmiştir. Her bir ustamızın emeği, her bir fırının kokusu artık Avrupa’da da Gaziantep adıyla anılacaktır." ifadesini kullandı. Esnaf memnun Kasap Oktay Yanç, yaklaşık 50 yıldır lahmacun içi hazırladığını belirterek, "Lahmacun öncelikle zırhla yapılır. Kıyma, sarımsak, domates, salça, biber ve maydanoz ile baharatlar zırhtan geçirilerek hazırlanır. Gaziantep'in yemeğidir. Tescillendi, çok memnun olduk. İnşallah ülkemiz için hayırlı olur." diye konuştu. Fırın ustası Yunus Emre Yanç da tescilden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Lahmacunu hazırladıktan sonra odun ateşinde pişiriyoruz. Bu lezzeti tatmaları için Türkiye ve dünyanın dört bir yanından müşterilerimizi Gaziantep'e bekliyoruz." şeklinde konuştu.

Adana'da 'beyaz altının' yerini 'kırmızı altın' aldı: Tescilli Karaisalı biberiyle salça mesaisi başladı Haber

Adana'da 'beyaz altının' yerini 'kırmızı altın' aldı: Tescilli Karaisalı biberiyle salça mesaisi başladı

Yaz aylarının sona erip sonbaharın yüzünü göstermeye başladığı Adana'da, kış hazırlıklarının en önemli ve en renkli ritüellerinden biri olan salça yapımı sezonu açıldı. Kentin tescilli ürünü Karaisalı biberinin tezgahlarda bollaşmasıyla birlikte, mahalle araları kurulan salça makinelerinin sesi ve biber kokularıyla dolmaya başladı. Tezgahlar kırmızıya büründü Karaisalı ilçesinde yetişen ve adını bu topraklardan alan coğrafi işaret tescilli Karaisalı biberinin hasadının başlamasıyla, salça sezonu da resmi olarak açılmış oldu. Özellikle salça yapımındaki lezzeti ve rengiyle tercih edilen biberler, pazar tezgahlarında kilosu 18 liradan alıcı buluyor. Birçok aile, kışlık salça ihtiyacını karşılamak için çuvallarla biber alımı yapıyor. Bir zamanlar "beyaz altın" olarak nitelendirilen pamumuğun ekim alanlarının daraldığı Adana'da üretilen salçalık biber, son yıllarda"kırmızı altın" ismiyle de anılıyor. Çuvaldan kavanoza uzanan zahmetli yolculuk Satın alınan biberler, genellikle komşuların da yardımıyla imece usulüyle ayıklanıp temizleniyor. Sapları ve tohumları çıkarılan biberler, mahalle aralarında kurulan salça makinelerinde çektiriliyor. Ortalama 30 kilogramlık bir çuval biberin çekim ücretinin 25 TL olduğu belirtiliyor. Makinelerden geçirilen biber salçası, tuzlandıktan sonra olgunlaşması ve kıvam alması için tepsilere yayılarak damlarda güneşe bırakılıyor. Yaklaşık 100 kilogram biberden 24 kilogram civarında salça elde ediliyor. Ev kadınları: Fabrika salçası, bizim yaptığımız salçanın yanından bile geçemez Bu zahmetli geleneği sürdüren Adanalı ev hanımları, ev yapımı salçanın hem daha lezzetli hem de daha sağlıklı olduğunu vurguluyor. Yaptıkları salçanın tamamen doğal olduğunu belirten kadınlar, şunları söyledi: "Marketlerde satılan salçalar pahalı ama damak tadımıza hitap etmiyor. Fabrika salçası, ev yapımı salçanın yanından bile geçemez. Her şey gözümüzün önünde, doğal oluyor. Bu salçaları, yıllarca süren gelenekle kavanozlarda bir sene boyunca muhafaza edip tüketebiliyoruz."

Kahramanmaraş'a özgü 'Maraş Fıstık Ezmesi' coğrafi işaretle tescillendi Haber

Kahramanmaraş'a özgü 'Maraş Fıstık Ezmesi' coğrafi işaretle tescillendi

Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, şehrin kültürel zenginliğini ve gastronomi mirasını koruma altına alarak ulusal ve uluslararası platformlarda tanıtımını sürdürmek amacıyla coğrafi işaret başvurularına hız kesmeden devam ediyor. Bu kapsamda yapılan başvurulardan biri daha başarıyla sonuçlandı ve Kahramanmaraş’a özgü 'Maraş Fıstık Ezmesi', Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek resmiyet kazandı. Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından yayımlanan 194 Sayılı Resmi Coğrafi İşaret ve Geleneksel Ürün Adı Bülteninde yer alan 'Maraş Fıstık Ezmesi', artık Kahramanmaraş’ın tescilli yöresel ürünleri arasında yer alıyor. Böylece hem ürünün özgünlüğü koruma altına alınmış oldu hem de Kahramanmaraş’ın zengin mutfak kültürüne bir değer daha kazandırıldı. Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi, coğrafi işaret tescilli ürün sayısını artırmayı hedefliyor Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamada, "Yöresel lezzetlerimize ve geleneksel el sanatlarımıza sahip çıkarak coğrafi işaret tescilli ürünlerimizin sayısını artırmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz" ifadelerine yer verildi. Açıklamada ayrıca, tescil süreçlerinin sadece bir belge alma süreci olmadığının, aynı zamanda şehrin kültürel ve ekonomik kalkınmasına katkı sağlayacak stratejik bir adım olduğunun da altı çizildi. Bundan sonraki süreçte de başta gastronomi olmak üzere, şehrin geleneksel el sanatları ve kültürel değerlerinin korunarak daha geniş kitlelere tanıtılacağı belirtildi.

Ege'den Şanlıurfa'ya Türkiye'nin coğrafi işaretli pamuk zenginliği Haber

Ege'den Şanlıurfa'ya Türkiye'nin coğrafi işaretli pamuk zenginliği

Türkiye, zengin tarım potansiyeli ve farklı iklim koşullarıyla, dünya pamuk üretiminde önemli yere sahip ülkeler arasında yer alıyor. Tekstil sektörünün en temel ham maddelerinden biri olmasının yanı sıra birçok yerel ekonominin de can damarı olan pamuk, yağ ve yem sanayilerinde önemli rol oynuyor. 2022-2023 sezonunda 573 bin hektar alanda 2.75 milyon ton kütlü pamuk elde edilen Türkiye, bu stratejik ürünün üretiminde üst sıralarda bulunurken, özellikle Ege ve Akdeniz bölgeleri, uygun iklim ve toprak yapısıyla pamuk tarımı için ideal koşullar taşıyor. Ülkemizdeki coğrafi işaretli pamuklar ise hem kaliteleri hem de yerel kültürleri temsil etmeleri açısından büyük bir önem taşıyor. Coğrafi işaretli pamukların öneminin, sadece ekonomik değil aynı zamanda kültürel mirasın korunması açısından önemli olduğu belirtiliyor. Ege Pamuğu, Söke Pamuğu, Çukurova Pamuğu ve Şanlıurfa Pamuğu coğrafi işaretli pamuklar arasında yer alıyor. Coğrafi işaretli ürünlerin önemine ilişkin ilkhaber-gazetesi.com'a değerlendirmelerde bulunan Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, coğrafi işaretle tescillenen pamuğun, bölgesel kimliği ve üretim geleneklerini yansıtarak yerel çiftçilerin emeğini ve tarihini geleceğe taşıdığını söyledi. Son yıllarda, sürdürülebilir tarım uygulamaları ve organik üretim yöntemlerine olan ilginin artmasının, coğrafi işaretli pamukların değerini daha da yükselttiğini vurgulayan İncefikir, "Tarım politikaları ve destekler, bu tür ürünlerin yaygınlaşmasına ve çiftçilerin daha fazla gelir elde etmesine yardımcı oluyor. Sonuç olarak, Türkiye’de coğrafi işaretli pamuklar, hem ekonomik hem de kültürel açıdan büyük bir önem taşıyor. Yerel üretimin desteklenmesi ve bu değerli ürünlerin tanıtılması, hem çiftçilerin hem de tüketicilere yarar sağlıyor. Gelecek nesillere aktarılacak bu miras, Türkiye’nin tarım tarihinin vazgeçilmez bir parçası olarak kalacaktır." diye konuştu. Bu yıl Adana'da yaklaşık 147 bin dönüm alanda pamuk ekildiğini ve 70 bin tona yakın rekolte beklendiğini açıklayan İncefikir, “Ancak pamuk alım fiyatları üç dört sene öncenin rakamlarında. Fiyatlar, pamuk üretiminin sürdürülebilirliği açısından üretim maliyetinin üzerinde olmalı, yeterli düzeyde destek ve prim sağlanmalı. Aksi halde ekim alanları daha fazla azalacak ve bu da ithal pamuğun önünü açar” ifadelerini kullandı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.