#Cumhuriyet Halk Partisi

İLKHABER-Gazetesi - Cumhuriyet Halk Partisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Cumhuriyet Halk Partisi haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen CHP’den istifa etti Haber

Kilis Belediye Başkanı Hakan Bilecen CHP’den istifa etti

31 Mart 2024 yerel seçimlerinde yaklaşık yüzde 43 oy alarak göreve seçildiğini hatırlatan Bilecen, Kilis halkının kendisine "bu şehre hizmet etme yetkisini verdiğini" söyledi. CHP adayı olarak seçime girdiğini ve seçim sürecinde hem genel merkez hem de parti yönetimi tarafından çeşitli sözler verildiğini ifade eden Bilecen, bu sözlerin önemli bir kısmının yerine getirilmediğini öne sürdü. Başkan Bilecen yalnızca Mansur Yavaş'tan destek gördüğünü ifade etti. "KAPI KAPI GEZDİK, ELİMİZ BOŞ DÖNDÜK" Bilecen, görev süresi boyunca Kilis'in ihtiyaçları için birçok girişimde bulunduklarını ancak çoğu zaman sonuç alamadıklarını belirterek, "Kapı kapı gezdik, elimiz boş döndük" ifadelerini kullandı. CHP'li belediyelerden Kilis'e beklenen desteğin gelmediğini savunan Bilecen, yalnızca Mansur Yavaş'a teşekkür etti. İtfaiye aracı, çöp konteyneri, bank ve ağaç gibi temel belediye ihtiyaçları konusunda dahi destek göremediklerini belirten Bilecen, bu süreçte sürekli farklı gerekçelerle karşılaştıklarını dile getirdi. Belediye kaynaklarının kısıtlı imkanlarla yönetilmeye çalışıldığını vurgulayan Bilecen, Kilis için daha fazla destek beklediklerini söyledi. "BİZİ DENETLEYİN BİZ BELEDİYE KONUSUNDA TECRÜBEMİZ YOK'' Parti içi süreçlere de değinen Bilecen, yerel teşkilatla zaman zaman ciddi sorunlar yaşandığını, bazı eleştiriler ve algı iddialarıyla karşı karşıya kaldıklarını ifade etti. Hakkında yürütülen soruşturma süreçlerine de değinen Bilecen, "Bizi denetleyin biz belediye konusunda tecrübemiz yok hatamız varsa siz söyleyin diye ifade ettik danışman bile gelmedi'' dedi. CHP Genel Merkezi'nden yeterli destek ve danışmanlık alamadığını ileri süren Bilecen, bazı süreçlerde yalnız bırakıldıklarını söyledi. Özellikle yerel yönetimlerin koordinasyonu konusunda eksiklikler yaşandığını belirterek, bu durumun kararını etkilediğini ifade etti. Tüm bu gelişmelerin ardından istifa kararı aldığını açıklayan Bilecen, "Bağımsız belediye başkanı olarak yoluma devam edeceğim" dedi. Açıklamasının sonunda CHP teşkilatına ve partililere teşekkür eden Bilecen, "Kimde ne hakkım varsa helal ediyorum. Amacım sadece Kilis'e hizmet etmekti ve bundan sonra da aynı hedefle devam edeceğim" ifadelerini kullandı.

Dr. Şevkin: Çiftçi toprağından kopuyor, tarım alarm veriyor! Haber

Dr. Şevkin: Çiftçi toprağından kopuyor, tarım alarm veriyor!

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Başkanlık Divanı Üyesi Dr. Müzeyyen Şevkin, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda görüşülen “Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile Çeltik Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine değerlendirmelerde bulundu. Kamuoyunda “hobi bahçeleri düzenlemesi” olarak bilinen teklifin, tarım sektörünün temel sorunlarına çözüm üretmekten uzak olduğunu belirten Şevkin, üreticilerin ekonomik kriz, kuraklık, zirai don ve sel gibi afetler nedeniyle yaşadığı sıkıntıların göz ardı edildiğini söyledi. “ÇİFTÇİ TARIMDAN UZAKLAŞIYOR” Türkiye’de tarımsal üretimin her geçen gün daha büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade eden Şevkin, üreticilerin tarımdan uzaklaştığını ve kırsaldan kentlere göçün hızlandığını dile getirdi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği verilerine göre çiftçi sayısının son yıllarda önemli ölçüde azaldığını belirten Şevkin, gençlerin tarıma ilgisinin giderek düştüğünü kaydetti. Tarım sektöründe yaş ortalamasının yükseldiğine dikkat çeken Şevkin, genç işsizliğin arttığı bir dönemde üreticilerin desteklenmesi gerekirken köylülerin topraklarını terk etmek zorunda kaldığını ve kentlerde işsizlikle karşı karşıya kaldığını ifade etti. “ÇİFTÇİYE VERİLEN DESTEK YETERSİZ” Tarım Kanunu’na göre Gayri Safi Yurt İçi Hasıla’nın yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi gerektiğini hatırlatan Şevkin, mevcut destek oranının bu seviyenin çok altında kaldığını savundu. Tarımsal kamu kuruluşlarının özelleştirilmesiyle birlikte küçük üreticilerin zor durumda kaldığını belirten Şevkin, üreticinin korunması için daha güçlü destek mekanizmalarının oluşturulması gerektiğini söyledi. “ÇUKUROVA’DA SU VAR AMA ÇİFTÇİ SUYA ULAŞAMIYOR” Konuşmasının önemli bölümünü sulama ve su yönetimi politikalarına ayıran Şevkin, Türkiye’nin en verimli tarım bölgelerinden biri olan Çukurova’da yaşanan sulama sorunlarına dikkat çekti. Seyhan ve Ceyhan nehirleri ile çok sayıda baraj gölüne rağmen üreticilerin suya erişimde sıkıntı yaşadığını belirten Şevkin, özellikle sulama şebekelerinin son noktalarında bulunan çiftçilerin ciddi mağduriyetlerle karşı karşıya kaldığını ifade etti. “YEDİGÖZE PROJESİ TAMAMLANMALI” Yıllardır tamamlanamayan Yedigöze–İmamoğlu Kapalı Basınçlı Sulama Sistemi Projesi’nin bölge tarımı açısından büyük önem taşıdığını vurgulayan Şevkin, projenin tamamlanması halinde hem önemli ölçüde su tasarrufu sağlanacağını hem de üreticilerin yaşadığı sulama sorunlarının büyük ölçüde çözüleceğini söyledi. Devlet Su İşleri tarafından Adana’da planlanan yeraltı barajlarının da ödenek yetersizliği nedeniyle hayata geçirilemediğini ifade eden Şevkin, bu yıl yaşanan yoğun yağışlara rağmen suyun depolanamadığını belirterek, kaynakların öncelikli olarak üretim ve tarıma yönlendirilmesi gerektiğini kaydetti. “SULAMA YÖNETİMİNDE ÇİFTÇİ SÖZ SAHİBİ OLMALI” Sulama birliklerinde çiftçilerin karar alma süreçlerinden uzaklaştırıldığını öne süren Şevkin, geçmişte üreticilerin temsil edildiği demokratik yapının ortadan kaldırıldığını söyledi. Sulama ücretleri belirlenirken üreticilerin görüşlerinin alınmadığını belirten Şevkin, çiftçilerin daha fazla ücret ödemesine rağmen daha düşük hizmet aldığını savundu. “TÜRKİYE’NİN İHTİYACI ÜRETİMİ DESTEKLEYEN POLİTİKALAR” Tarım arazileri, meralar, sulak alanlar ve su havzalarının yapılaşma, madencilik ve sanayi faaliyetleri nedeniyle zarar gördüğünü ifade eden Şevkin, tarım topraklarını korumakla görevli mekanizmaların daha etkin çalışması gerektiğini söyledi. İktidarın tarımın temel sorunlarını çözmek yerine cezaları artıran düzenlemelerle gündeme geldiğini öne süren Şevkin, Meclis’in önceliğinin üreticiyi, tarım arazilerini, su kaynaklarını ve gıda güvenliğini korumak olması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin yasaklar ve cezalar yerine üretimi destekleyen, çiftçiyi koruyan ve doğal kaynakları sürdürülebilir şekilde geleceğe taşıyan kapsamlı bir tarım politikasına ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Şevkin, yasa teklifindeki bazı hükümlerin yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.

Barut: Çiftçi üretim maliyetinin altında eziliyor Haber

Barut: Çiftçi üretim maliyetinin altında eziliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Adana Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ayhan Barut, geçen yıl 13,5 lira olan buğday alım fiyatının bu yıl yüzde 22 artışla 16,5 lira olarak açıklanmasına sert tepki gösterdi. Mazottan gübreye, tohumdan zirai ilaca kadar artan maliyetlere rağmen belirlenen fiyatın çiftçiyi zor durumda bıraktığını ifade eden Barut, açıklanan rakamların üreticinin beklentilerini karşılamadığını söyledi. Barut, Çukurova Bölgesi’nde dönüme ortalama 450-500 kilogram verim alındığını hatırlatarak, “Bir kilogram buğdayın gerçek üretim maliyeti 16,5 liranın üzerindeyken, maliyetin altında kalan alım fiyatı mutlaka revize edilmelidir” dedi. “TMO’NUN ALIM FİYATLARI ÇİFTÇİYİ PERİŞAN EDİYOR” Çiftçinin kara gün dostu olması gereken Toprak Mahsulleri Ofisi'nin (TMO) duyurusunu yaptığı alım fiyatlarından kimsenin memnun olmadığını belirten Ayhan Barut, "Maliyetin altında kalan alım fiyatları emektar çiftçimizi perişan ederken, ocağına incir ağacına dikerken kimse bu yangını söndürmeye çalışmıyor. Aksine bu sorunları çözmek bir yana, daha da büyütmenin derdine düşüyor, ateşi daha da körüklüyor. Yazıktır, günahtır. Olan ülke çiftçimize, tarımımıza, ülkemizin gıda egemenliğine ve halkımızın geleceğine oluyor" şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİNİN EMEĞİ YOK SAYILIYOR” Dönüme ortalama 450-500 kilogram civarında ürün alınan Çukurova'da bile bir kilogram buğday üretim maliyetinin 16.5 liranın üstünde olduğuna dikkat çeken Barut, şunları söyledi: "Tarımsal üretim ve çiftçinin sorunlarına çare bulunmadan ülkede hiçbir soruna çare bulunamaz. Bunlar çiftçinin emeğini heba ederek enflasyonu düşüreceklerini sanıyor. Ama üretim olmazsa açlık, kıtlık, yoksulluk ortamında kim ne bulacak da tüketecek? Elleri nasırlı çiftçimiz maliyetin altında açıklanan fiyatlarla batınca nasıl üretecek, ürün olmayınca ya da az olunca fiyatlar uçmayacak mı? Çiftçimizi yanlış ekonomi politikalarına, enflasyon bahanesiyle uyguladıkları vahşi enflasyon politikalarına kurban ediyorlar. Maliyet hesabı bu kadar açık ve ortadayken Toprak Mahsulleri Ofisi açıkladığı 16,5 liralık alım fiyatı ile emektar çiftçimize, tarımsal üretimimize ve halkımızın güvenli gıdaya erişim hakkına darbe vurmuştur. Ülke ortalamasını gündeme getirip algı oyunlarına girişerek gerçekleri saklayamazlar. Ne zaman ödeneceği bile belli olmayan yetersiz destekleri gündeme getirip sanki ürün alım fiyatı yüksekmiş göstermek cambazlıktır, bunu kabul etmiyoruz. Herkes bilir ki, tarımsal üretim destekleri ayrı ürün fiyatı ayrıdır. Zaten çoğu çiftçimiz peşin ve zamanında ödenmeyen, yasalara aykırı olarak yetersiz bırakılan bu desteklerden faydalanamıyor. Sonuç itibariyle, maliyet altındaki alım fiyatı, yetersiz destek, 45 gün sonra ödeme takvimi tümüyle yanlıştır ve yanlıştan dönmek gerekir. Yanlıştan dönün, çiftçinin yüzünü bir kez olsun güldürün."

Mutlak Butlan kararı sonrası gözler YSK kararında Haber

Mutlak Butlan kararı sonrası gözler YSK kararında

Cumhuriyet Halk Partisi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin verdiği “mutlak butlan” kararının ardından Yüksek Seçim Kurulu’na resmi itiraz başvurusunda bulundu. Başvurunun dijital ortamda yapıldığı öğrenilirken, YSK’nın bugün saat 11.00’de olağanüstü toplandığı bildirildi. Mahkeme kararında, CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile mevcut parti yönetiminin tedbiren görevden uzaklaştırılması ve eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu yönetiminin görevi devralmasının önünün açılması dikkat çekmişti. CHP’den “YSK yetkili” vurgusu CHP yönetimi, parti kurultaylarının seçim kurulları gözetiminde yapıldığını belirterek sürecin seçim hukuku kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savundu. YSK’ya sunulan itiraz dilekçesinde, Anayasa’nın 79. maddesine dikkat çekilerek seçimlerin genel yönetim ve denetiminin seçim kurullarına ait olduğu ifade edildi. Dilekçede ayrıca, mahkemenin verdiği ihtiyati tedbir kararının “madden ve hukuken uygulanamaz” olduğu savunuldu. Özgür Özel’den açıklama Kararın ardından açıklama yapan Özgür Özel, hem Yargıtay’a hem de YSK’ya başvurduklarını belirterek, “YSK’nın kendi görev alanına sahip çıkmasını bekliyoruz” ifadelerini kullandı. Parti yönetimi, kurultayların ve kongrelerde verilen mazbataların geçerli olduğunun tespit edilmesini talep ediyor. Gözler YSK kararında YSK’nın CHP’nin başvurusuna ilişkin nasıl bir karar vereceği siyaset gündeminin en kritik başlıkları arasına girdi. Parti içinde ve siyasi kulislerde hareketlilik sürerken, YSK’dan çıkacak kararın CHP’deki yönetim süreci açısından belirleyici olması bekleniyor.

CHP Adana İl Başkanı Tanburoğlu: Partimizin hukukuna ve genel başkanımıza sahip çıkacağız Haber

CHP Adana İl Başkanı Tanburoğlu: Partimizin hukukuna ve genel başkanımıza sahip çıkacağız

Cumhuriyet Halk Partisi’nin 81 il başkanı tarafından eş zamanlı yayımlanan ortak bildiride, parti örgütlerinin Genel Başkan Özgür Özel liderliğinde sürdürülen adalet ve demokrasi mücadelesine güçlü destek verdiği açıklandı. CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu da sosyal medya hesaplarından kamuoyuyla paylaştığı açıklamada, partinin kurumsal kimliğine, hukukuna ve örgüt iradesine sonuna kadar sahip çıkacaklarını ifade etti. Yayımlanan bildiride, Cumhuriyet Halk Partisi’nin köklerinin Kuvayı Milliye mücadelesine dayandığı vurgulanarak, partinin meşruiyetini millet iradesinden ve Türkiye genelindeki 81 il örgütünden aldığı belirtildi. Açıklamada, parti içerisinde genel başkanın ve yönetim organlarının nasıl seçileceğinin tüzük ve kurultay iradesiyle açık şekilde belirlendiği ifade edilerek, Genel Başkan Özgür Özel’in kurultay delegelerinin iradesiyle 4(dört) kez genel başkan seçildiği kaydedildi. Bildiride ayrıca, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun üyelerin ve milyonlarca vatandaşın desteğiyle cumhurbaşkanı adayı olarak belirlendiği ifade edilerek, CHP’nin halkın değişim umudu haline geldiği savunuldu. Açıklamada, “Genel Başkanımız ve Cumhurbaşkanı adayımız, kurumları ve kuralları çürüten, toplumsal meşruiyetini kaybeden ve baskıyla ayakta kalmaya çalışan despot bir iktidara karşı tarihi bir direniş ortaya koymuştur. Bu mücadele partimizi 47 yıl sonra Türkiye’nin birinci partisi yapmıştır” ifadelerine yer verildi. CHP’nin bugün yapılan kamuoyu araştırmalarında Türkiye’nin birinci partisi olduğunun dile getirildiği bildiride, iktidar değişiminin artık bir “takvim meselesi” olduğu belirtilerek, “Vakti gelmiş bir değişimin önünde kimse duramaz” denildi. “SALDIRILARA TESLİM OLMAYACAĞIZ” Açıklamanın devamında ise 19 Mart süreci üzerinden yaşanan gelişmelere dikkat çekildi. Bildiride, Ekrem İmamoğlu ve çalışma arkadaşlarına yönelik hukuksuz saldırıların bugün CHP’nin kurumsal yapısını ve Genel Başkan Özgür Özel’i hedef aldığı savunularak, “Partimiz 19 Mart darbecileri ile kurultayımızın hür iradesine aykırı şekilde butlan arzusu taşıyanların oluşturduğu yeni ittifakın saldırıları altındadır” ifadeleri kullanıldı. CHP örgütlerinin oynanan tüm siyasi oyunların farkında olduğu belirtilen bildiride, hiçbir siyasi mühendislik girişiminin ve dış müdahalenin partinin iktidar yürüyüşünü engelleyemeyeceği vurgulandı. Açıklamada şu ifadelere yer verildi. “SANDIĞIN İRADESİNE SAHİP ÇIKACAĞIZ” “Örgütümüzün, delegelerimizin ve milletimizin vermediği hiçbir yetki, iktidar güdümündeki mahkemelerden ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nden umulamaz ve kullanılamaz. Cumhuriyet Halk Partisi örgütleri oynanan tüm oyunları görmektedir ve buna asla teslim olmayacaktır. Sandığın iradesine de partimizin hukukuna da Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’e de sonuna kadar sahip çıkacağız.” CHP Adana İl Başkanı Anıl Tanburoğlu, 81 il başkanıyla aynı anda yayımlanan ortak bildirinin, parti örgütlerinin birlik ve dayanışmasını ortaya koyduğunu belirterek, CHP’nin demokrasi, hukuk ve millet iradesi mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini ifade etti.

CHP İstanbul İl Kongresi davasında ara karar: Gürsel Tekin görevine devam edecek Haber

CHP İstanbul İl Kongresi davasında ara karar: Gürsel Tekin görevine devam edecek

İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin (CHP) geçtiğimiz dönem gerçekleştirilen 38. Olağan İstanbul İl Kongresi'ne ilişkin yürütülen hukuki süreçte kritik bir ara karara imza attı. Kongre sonuçlarının iptali ve seçilen yönetimin görevden el çektirilmesi istemiyle açılan davanın son duruşmasında, mevcut İl Başkanı Gürsel Tekin ve yönetim kurulunun görevlerini sürdürmesi kararlaştırıldı. DELEGE İRADESİNE YÖNELİK AĞIR İDDİALAR Duruşma salonunda tarafların iddia ve savunmaları dosyaya eklenirken, davacı Özlem Erkan’ın vekili avukat İlkay Orhan, kongre sürecindeki delegelerin iradesine müdahale edildiğini öne sürdü. Orhan mahkeme heyetine yönelik gerçekleştirdiği beyanda, "Geçmiş beyanlarımızı tekrar ediyoruz. İfadesi alınan ve özellikle parti içerisinde etkin görevde bulunan kişilerin beyanları esas alındığında, 38. İstanbul CHP İl Kongresi ve 38. Kurultayı sırasında delege idarelerinin çeşitli menfaatler karşılığı sakatlandığı açık bir şekilde ortadadır" şeklinde konuştu. YETKİ TARTIŞMASI VE İSTİNAF KARARLARI GÜNDEMDE Davalı konumundaki CHP Genel Başkanlığı vekili avukat Çağlar Çağlayan ise davanın görüldüğü mahkemenin yetki alanına dair itirazlarını dile getirdi. İstinaf mahkemelerinin benzer dosyalardaki tutumunu hatırlatan Çağlayan, "Bir önceki celsedeki feri müdahale talebinin kabülüne karar verilsin, celse arasında İstanbul İstinaf mahkemeleri İstanbul İl Kongresine dair açılmış diğer davalarda verilen yetersizlik kararlarına dair İstinaf başvurularını reddetti. İstinaf son kararları İstanbul mahkemelerinin yetkisiz olduğu yönünde olduğundan yetkisizlik kararı verilmesini talep ederiz. Bunun dışında eksik hususların giderilmesini talep ederiz" ifadelerini kullandı. DOSYALARIN BİRLEŞTİRİLMESİ İÇİN ONAY BEKLENİYOR Mahkeme heyeti, tarafların taleplerini değerlendirdikten sonra davanın seyri açısından önemli bir karara hükmetti. Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ile dosyaların birleştirilmesi ihtimaline karşı yeniden muvafakat sorulmasına karar veren mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Alınan ara karar neticesinde, yargılama sonuçlanana kadar Gürsel Tekin'in İstanbul İl Başkanlığı görevindeki statüsünün korunmasına devam edilecek.

Gürer: Tarımda dışa bağımlılık artıyor Haber

Gürer: Tarımda dışa bağımlılık artıyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Kayseri’de CHP Kayseri İl Başkanı Ozan Ufuk Gözbaşı ve Kayseri Milletvekili Aşkın Genç ile birlikte Kayseri Toptancı Hali esnafını ziyaret etti. CHP Genel Merkezi’nin görevlendirmesi kapsamında gerçekleştirilen ziyaretlerde esnaf, birlik ve oda temsilcileri ile vatandaşlar yaşadıkları sorunları dile getirdi. Artan üretim ve nakliye maliyetleri ile düşen alım gücünün öne çıktığı görüşmelerde esnaf, “Milletin alım gücü yok”, “Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyet katlanıyor” ifadeleriyle sıkıntılarını aktardı. “ÇİFTÇİ BULAMAYACAĞIMIZ GÜNLER GELEBİLİR” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarımda sorunların yapısal olduğu kadar yönetimsel olduğunu belirterek, “Çiftçiyi arayacağız ama o dönem çiftçi, üretici bulamayacağız. Tarım, hepimizi giydiren doyuran bir sektördür. Eğer gıdamız olmazsa yaşam olmaz. Bizim derdimiz de budur. Onun için el birliğiyle bu sorunları anlatmamız lazım. Yalnızca bizim değil, herkesin bu işi görmesi gerekiyor. Sümerlerin güzel bir sözü var. ‘Altını ve gümüşü olan, buğdayı, koyunu olanın kapısını bekler’ diyor. İşin özü budur. Ama gıda yoksa bağımsızlık da olmaz. Çünkü bağımsızlık gıdaya bağlıdır. Mercimeğin tohumunu Kanada’ya biz verdik. 2025 yılında mercimek üretimimiz 230 bin tona düştü. Oysa 2002 yılında 500 bin ton mercimek üreten bir ülkeydik. Şimdi mercimek ithal ediyoruz. Şu anda zaten bağcıyı dövüyorlar, üzüm yemek istemiyorlar” şeklinde konuştu. “ÇİFTÇİYİ ARAYACAĞIZ AMA BULAMAYACAĞIZ” Artan maliyetlerin üreticiyi üretimden uzaklaştırdığını ifade eden CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “İki sene önceki mazot fiyatıyla bugünkü mazot fiyatı arasında büyük fark var. Şu anda en büyük sorun üretimin olmaması. Üretim olmayınca dışa bağımlılık ortaya çıkıyor. Dışa bağımlılık bizi bitiriyor. Yarın öyle bir gün gelecek ki parası olan bile parasıyla ürün alamayacak. Çünkü ortada ürün olmayacak. Çiftçiyi arayacağız, elini öpelim diyeceğiz ama çiftçi bulamayacağız” ifadelerini kullandı. “MAYDANOZ TARLADAN SOFRAYA GELENE KADAR MALİYET KATLANIYOR” Hal esnafı Nuh Ağızballıer, “Devlet de üzerine düşeni yapacak. Otoyollarda sebze-meyve taşıyan araçlardan alınan ücretleri düşürecek. Nakliye maliyetlerini azaltacak. Tonaj uygulamalarında üreticiyi rahatlatacak. Çünkü 10 ton taşıyan araçla 20 ton taşıyan aracın maliyeti farklı oluyor. Mazota indirim yapmıyorsun. Lastiği, ekipmanı ithal ediyorsun. Bunlardan da vergi alıyorsun. Devlet olarak hiçbir şey yapmazsan vatandaş ne yapacak? Millet diyor ki ‘Maydanoz nasıl 10 lira oldu?’ Çünkü işçilik arttı, lastik arttı, navlun arttı, masraflar katlandı. Bir maydanoz tarladan sofraya gelene kadar maliyeti katlanıyor. Sonuçta o masrafı vatandaş ödüyor. Şimdi insanlar sadece satabildiği kadar ürün getiriyor. Ortada ürün tedarik sorunu yok; alım gücü sorunu var. Milletin alım gücü yok. Bizim halde muhatap olduğumuz kişiler dar gelirli insanlar. Asgari ücretle çalışan vatandaşlar. Kalabalık aileler. İnanın insanların gözü meyvede kalıyor” dedi. “ÜRETİCİ ÇARESİZ, VATANDAŞ ALIM GÜCÜNDE ZORLANIYOR” Erik ve çilek gibi ürünlerin artık birçok vatandaş için lüks hale geldiğini belirten Ağızballıer, “Halde dolaşın, bakın kaç dükkânda erik var, kaç dükkânda çilek var. 118 dükkânın belki 8’inde vardır, belki yoktur. Çünkü ürün geldiğinde satılamıyor. Sebep yine alım gücü” diye konuştu. Nakliyecilerin yaşadığı sorunlara da değinen Ağızballıer, “Eskiden tırcılar, kamyoncular büyük araçlarla iş yapardı. Sonra küçük araçlar da aynı işi yapmaya başladı. ‘Sorunu çözeceğiz’ diye K belgesi çıkardılar. Çözüm oldu mu? Hayır. Ardından kantar uygulamaları geldi. Peki düzeldi mi? Hayır. Çimento çekene, taş çekene bir şey demem. Ama sebze-meyve taşıyanın ne günahı var? Domates taşıyan aracın maliyetini artırırsanız fiyat nasıl düşecek. Bizim vatandaşta pahalı olan kaliteli olur diye yanlış bir anlayış var. Pazarda insanlar patatesi 10 liraya satmaya çalışıyor. Çünkü ürün artık hayvan yemine dönmüş durumda. Üretici çaresiz” dedi. “ÇİFTÇİYE VERİLMESİ GEREKEN DESTEK VERİLMİYOR” Çiftçiye verilmesi gereken desteklerin yetersiz kaldığını ifade eden Ömer Fethi Gürer, 2006 yılında çıkarılan tarım kanunu hatırlattı. Gürer, “Gübre sübvanse edilmeli. Mazottan KDV ve ÖTV kaldırılmalı. 2006 yılında çıkarılan kanunda milli gelirin yüzde 1’inin çiftçiye destek olarak verilmesi yazıyor. Bu yıl bu rakam yaklaşık 722 milyar lira olması gerekirken verilen destek 168 milyar lirada kalıyor. Sorun burada zaten. Çiftçiye verilmesi gereken destek verilmiyor” dedi.

Ömer Fethi Gürer'den süs bitkisi üreticilerine ziyaret: Maliyetler ve ÇKS sorunu masada Haber

Ömer Fethi Gürer'den süs bitkisi üreticilerine ziyaret: Maliyetler ve ÇKS sorunu masada

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Anneler Günü dolayısıyla süs bitkisi sektöründeki hareketliliği yerinde inceledi. Sarıyer bölgesinde dokuz yıldır çiçek üretimi gerçekleştiren kadın girişimci Şevval Kaptan’ın işletmesini ziyaret eden Gürer, seralardaki üretim süreçleri ve sektörün karşılaştığı yapısal engeller hakkında bilgi aldı. Ziyaret sırasında yaklaşık 20 dönümlük bir arazide 30 farklı türde süs bitkisi yetiştirdiklerini belirten işletme sahibi Şevval Kaptan, yılın her döneminde farklı bir hazırlık süreci içinde olduklarını ifade etti. İlk altı aylık periyotta bahar ürünlerine odaklandıklarını, sonrasında ise sonbahar hazırlıklarının başladığını söyleyen Kaptan, çiçek yetiştiriciliğinin dışarıdan görünen estetiğinin aksine oldukça zorlu bir emek süreci gerektirdiğini dile getirdi. İTHAL GİRDİLER VE DÖVİZ KURU BASKISI Sektörün en büyük problemlerinden biri olan maliyet artışlarına değinen kadın girişimci, üretimin temel taşı olan toprağın dahi yurt dışından getirildiğini açıkladı. Yıllardır ithal toprak kullandıklarını belirten Kaptan, Euro kurundaki her yükselişin doğrudan üretim giderlerine yansıdığını ve bu durumun planlama yapmayı güçleştirdiğini vurguladı. Süs bitkisi üretiminin ciddi bir sermaye ve titiz bir organizasyon istediğini belirten üretici, müşteri taleplerine yetişebilmek için sürekli yeni yatırımlar yapılması gerektiğini ekledi. HAZİNE ARAZİLERİNDE ÇKS KAYIT ÇIKMAZI Üreticilerin karşılaştığı bir diğer önemli sorun ise Çiftçi Kayıt Sistemi (ÇKS) üzerindeki bürokratik engeller oldu. Toplam 20 dönümlük üretim alanının sadece tapulu kısmının ÇKS'ye dahil edilebildiğini belirten Kaptan, hazine arazileri üzerinde yapılan üretimin sistemde görünmemesinin finansal desteklere erişimi kısıtladığını söyledi. Gerçek üretim alanı üzerinden destek alabilmek için yasal bir düzenlemeye ihtiyaç duyulduğunu ifade eden girişimci, bu durumun Ziraat Bankası nezdindeki işlemlerini de doğrudan etkilediğini belirtti. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ VE İŞGÜCÜ SORUNU Değişen iklim koşullarının bitki sağlığı üzerindeki etkilerine karşı yoğun bir önlem trafiği yürüttüklerini anlatan üretici, don riskine karşı teyakkuzda olduklarını ve güneşin yakıcı etkisinden korunmak için sera camlarına kireç uygulaması yaptıklarını söyledi. İşletmedeki sürekli çalışanların yanı sıra dönemsel işçi bulma konusunda da zaman zaman zorlandıklarını kaydeden Kaptan, yerel işgücü ile süreci yönetmeye çalıştıklarını ifade etti. GÜRER: "ÜRETİCİNİN DESTEKLENMESİ STRATEJİK ÖNEMDE" Seraları inceleyerek üreticinin taleplerini dinleyen CHP'li Ömer Fethi Gürer, kadın girişimcilerin tarımsal üretimdeki rolünün kritik olduğunu belirtti. Girdi maliyetlerindeki fahiş artışların nihai tüketiciye de olumsuz yansıdığını ifade eden Gürer, üreticinin üzerindeki yükün hafifletilmesi için acil çözümler geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Üreticilerin sesini Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşımaya devam edeceğini sözlerine ekleyen Gürer, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin sürdürülebilirliği için devlet desteğinin şart olduğunu hatırlattı. Özel günlerin yarattığı hareketliliğin üretici için can suyu olduğunu belirten milletvekili, yerli üretimin korunmasının ekonomik dengeler açısından hayati olduğunu savundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.