#Dicle Tuba Kılıç

İLKHABER-Gazetesi - Dicle Tuba Kılıç haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Dicle Tuba Kılıç haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapan doğa alanı için buluşma günü belli oldu Haber

Yüzlerce canlı türüne ev sahipliği yapan doğa alanı için buluşma günü belli oldu

İzmir’in kalbinde yer alan ve binlerce canlı türüne yaşam alanı sunan Gediz Deltası, 9 Mayıs’ta doğaseverleri bir araya getirmeye hazırlanıyor. Metropol sınırları içinde varlığını sürdüren dünyanın ender sulak alanlarından biri olan delta, sahip olduğu biyolojik çeşitlilik ve ekolojik önemiyle dikkat çekiyor. Ulusal ve uluslararası koruma statülerine sahip Gediz Deltası, dünya flamingo popülasyonunun yüzde 10’una ev sahipliği yapmasıyla öne çıkıyor. Aynı zamanda Türkiye’de flamingoların ürediği iki önemli alandan biri olarak kabul edilen bölge, kuş gözlemcileri ve doğa araştırmacıları açısından da büyük önem taşıyor. Flamingoların yanı sıra bugüne kadar 306 farklı kuş türünün kayıt altına alındığı Gediz Deltası, yalnızca İzmir için değil, küresel biyolojik miras açısından da kritik ekosistemler arasında gösteriliyor. Sulak alan, barındırdığı zengin yaşam çeşitliliğiyle doğa koruma çalışmalarının merkezinde yer alıyor. Bu eşsiz doğal mirası yerinde görmek, deltadaki yaşamı yakından gözlemlemek ve farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenecek etkinlikte katılımcılar, 9 Mayıs 2026 günü saat 10.00’da Mavişehir Tramvay Durağı karşısında buluşacak. Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç, Gediz Deltası’nın yalnızca kuşlar için değil, kent yaşamının geleceği için de vazgeçilmez olduğuna dikkat çekerek, “Gediz Deltası, doğayla uyumlu yaşamın mümkün olduğunu gösteren çok kıymetli bir alan. Flamingoların ve yüzlerce kuş türünün yaşamına tanıklık etmek, bu ekosistemi koruma sorumluluğunu da beraberinde getiriyor. Tüm doğa dostlarını bu benzersiz alanı birlikte keşfetmeye ve Gediz Deltası’nın sesi olmaya davet ediyoruz” dedi.

Gökyüzünün sessiz yolcuları mercek altında: Gençler kuş göçünü inceledi Haber

Gökyüzünün sessiz yolcuları mercek altında: Gençler kuş göçünü inceledi

Doğa Derneği ve Roots & Shoots Türkiye iş birliğiyle İstanbul’da düzenlenen “Gençler için Kuş Okulu” etkinliği, gençleri doğayla buluşturarak kuşların dünyasına dair kapsamlı bir öğrenme deneyimi sundu. 18-19 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen programda katılımcılar, hem teorik bilgiler edindi hem de saha gözlemleriyle doğayı yerinde inceleme fırsatı buldu. Etkinliğin ilk gününde uzmanlar tarafından Türkiye’nin biyolojik çeşitliliği, kuş türlerinin ekosistemdeki rolü ve göç yolları üzerinde oluşan kritik risk alanları ele alındı. Gençler, özellikle göç rotaları üzerindeki darboğazların kuş popülasyonları üzerindeki etkilerini detaylı şekilde değerlendirdi. Programın ikinci gününde ise saha çalışması gerçekleştirildi. Atatürk Kent Ormanı’ndan Sarıyer hattına uzanan gözlem rotasında katılımcılar, dürbünlerle gökyüzünü tarayarak ilkbahar göçü sırasında yırtıcı kuşları gözlemledi. Doğayla doğrudan temas kuran gençler, öğrendikleri bilgileri sahada pekiştirme imkânı buldu. Etkinliğin, gençlerin çevresel farkındalığını artırmayı ve doğa ile kurdukları bağı güçlendirmeyi hedeflediği belirtilirken, programın farklı şehirlerde de devam etmesi planlanıyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: “Gençlerin doğayla doğrudan temas kurduğu her deneyim, sadece bireysel farkındalıklarını değil, aynı zamanda geleceğin doğa koruma bilincini de şekillendiriyor. Kuşları gözlemleyerek öğrenmek, ekosistemlerin işleyişini anlamanın en etkili yollarından biri. Bu tür buluşmaların çoğalması, yaşanabilir bir gelecek için atılmış en değerli adımlardan biridir.”

Ekolojik koridorlar kritik rolde: Gediz Deltası için ortak çalışma sürüyor Haber

Ekolojik koridorlar kritik rolde: Gediz Deltası için ortak çalışma sürüyor

Kentlerin yalnızca yapılaşmış alanlardan ibaret olmadığı, içinde ve çevresinde birçok farklı ekosistemi barındırdığı vurgulanırken, bu ekosistemleri dışlayan değil, onlarla uyum içinde gelişen planlama yaklaşımlarının mümkün olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre şehirleri doğal alanlara bağlayan ekolojik koridorlar, türlerin hareket edebilmesi, ekosistem bütünlüğünün sürdürülebilmesi ve kentlerin iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması açısından kritik bir rol üstleniyor. Bu kapsamda Gediz Deltası’nın doğal yapısının korunması ve İzmir kent bütünlüğü içindeki yerinin ekolojik perspektifle ele alınması amacıyla Doğa Derneği ve TMMOB Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi temsilcileriyle bir değerlendirme toplantısı gerçekleştirildi. Görüşmede, deltanın korunmasına yönelik süreçlerde meslek odalarının üstlenebileceği rol ile kentsel gelişim baskısı ve doğal habitatların korunması arasındaki dengenin bilimsel temellere dayalı, ekosistem bütünlüğünü gözeten bir planlama yaklaşımıyla nasıl kurulabileceği ele alındı. İzmir’de faaliyet gösteren akademik ve mesleki kurumların katılımıyla Gediz Deltası’nın korunmasına ve sürdürülebilirliğinin sağlanmasına yönelik çalışmaların devam ettiği belirtildi. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, “Gediz Deltası yalnızca İzmir için değil, tüm Akdeniz havzası için hayati öneme sahip bir ekosistemdir. Bu alanın korunması, kent planlamasının doğayla uyumlu bir anlayışla yeniden ele alınmasını zorunlu kılıyor. Ekolojik koridorların güçlendirilmesi ve deltayı çevreleyen baskıların azaltılması, hem biyolojik çeşitliliğin hem de kentin geleceğinin korunması açısından temel bir gerekliliktir” ifadelerini kullandı.

Gediz’de ekosistem mesaisi: Türler mercek altında Haber

Gediz’de ekosistem mesaisi: Türler mercek altında

Doğa Derneği, Gediz Deltası’ndaki izleme ve koruma çalışmalarını sürdürüyor. Dernek, sürüngen, kuş ve bitki türlerine yönelik saha faaliyetleriyle deltadaki biyolojik çeşitliliğin mevcut durumunu daha sistematik biçimde ortaya koymayı hedefliyor. Çalışmalar, Akdeniz sulak alanlarının korunmasına odaklanan Fransız araştırma enstitüsü Tour du Valat (TdV) iş birliğiyle gerçekleştiriliyor. Bu kapsamda deltadaki hassas ekosistemlerin korunması ve iyileştirilmesine yönelik bilimsel temelli adımlar atılıyor. Doğa Derneği ekipleri, restorasyon ve rehabilitasyon faaliyetlerini bölgenin ekolojik ihtiyaçlarına göre planlarken, uzun vadeli bir izleme yaklaşımı da geliştiriyor. Sürüngen, kuş ve bitki türlerinin yanı sıra yeraltı sularına yönelik veriler de toplanarak, deltadaki ekolojik dengeler bütüncül bir şekilde analiz ediliyor. Öte yandan mevsimsel sulak alanlarda yürütülen gözlemlerle sucul bitki türlerinin varlığı tespit ediliyor. Elde edilen veriler, sulak alanın ekolojik bütünlüğünü anlamak ve koruma stratejilerini güçlendirmek amacıyla değerlendiriliyor. Uzmanlar, Gediz Deltası’nın Akdeniz Havzası’ndaki en önemli sulak alanlardan biri olduğuna dikkat çekiyor. Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise çalışmalara ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Gediz Deltası gibi hassas ekosistemler yalnızca Türkiye için değil, tüm Akdeniz Havzası için büyük önem taşıyor. Türleri ve habitatları düzenli olarak izlemek, doğru koruma adımlarını atabilmemizin temelini oluşturuyor. Bilimsel veriye dayalı çalışmalarımızla deltadaki yaşamı korumaya ve gelecek nesillere aktarmaya kararlılıkla devam edeceğiz.”

Sulak alanlar için sınırları aşan iş birliği Haber

Sulak alanlar için sınırları aşan iş birliği

Akdeniz havzasında sulak alanların korunmasına yönelik uluslararası iş birliği güçleniyor. 9 farklı ülkeden 20 sivil toplum kuruluşunun katılımıyla düzenlenen bölgesel buluşma, Tunus’ta gerçekleştirildi. Toplantı, ekosistemlerin sürdürülebilirliği açısından kritik öneme sahip sulak alanların korunmasına yönelik ortak bir yol haritası oluşturmayı hedefledi. Dört gün süren buluşma boyunca katılımcı kuruluşlar, kendi ülkelerinde yürüttükleri savunuculuk, izleme, koruma ve restorasyon çalışmalarını detaylı biçimde paylaştı. Farklı coğrafyalarda edinilen deneyimler ele alınırken karşılaşılan ortak sorunlar da kapsamlı şekilde konuşuldu. Doğa Derneği temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda, iklim krizi, su kaynaklarının azalması ve insan faaliyetlerinin yarattığı baskı gibi başlıklar, toplantının ana gündem maddeleri arasında yer aldı. Katılımcılar, mevcut çalışmaların sonuçlarını birlikte değerlendirerek daha etkili yöntemler geliştirme konusunda fikir alışverişinde bulundu. Bu süreçte, başarılı uygulama örnekleri öne çıkarılırken, eksiklikler ve iyileştirme alanları da açıkça tartışıldı. Böylece bölge genelinde daha güçlü ve koordineli bir koruma yaklaşımının temelleri atıldı. Toplantının en önemli çıktılarından biri ise geleceğe yönelik ortak strateji geliştirme kararlılığı oldu. Kuruluşlar, elde edilen deneyimlerden hareketle birlikte yürütülebilecek projeleri planlamayı, bölgeler arası iş birliğini artırmayı ve sulak alanların korunmasına yönelik daha etkili savunuculuk mekanizmaları oluşturmayı hedefliyor. Doğa Derneği Başkanı Dicle Tuba Kılıç ise toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, “Akdeniz’deki sulak alanlar yalnızca doğa için değil, insan yaşamı için de hayati öneme sahip. Bu buluşma, farklı ülkelerden gelen deneyimlerin ortak bir güce dönüşebileceğini gösterdi. Birlikte hareket ederek, bu eşsiz ekosistemleri korumak ve gelecek nesillere aktarmak için daha güçlü adımlar atacağız” ifadelerini kullandı.

Kuraklığın kıyısından dönen göl: Eber’e can suyu verildi Haber

Kuraklığın kıyısından dönen göl: Eber’e can suyu verildi

Uluslararası öneme sahip sulak alanlardan biri olan Afyonkarahisar’daki Eber Gölü, nesli tehlike altında bulunan çok sayıda bitki, balık, kuş ve kelebek türüne ev sahipliği yapıyor. Aynı zamanda yalnızca bu bölgede yaşayan endemik türlerin de bulunduğu göl, biyolojik çeşitlilik açısından kritik bir yaşam alanı olarak kabul ediliyor. Son yıllarda kuraklık ve yangınlarla gündeme gelen göl için yürütülen çalışmalar ise umut verici sonuçlar vermeye başladı. Göle su taşıyan dereler ile su toplama kanallarında bulunan bentlerin tek tek açılması sayesinde Eber Gölü yeniden suya kavuşmaya başladı. Yetkili kurumların yürüttüğü çalışmalar ve sivil girişimlerin desteğiyle başlatılan bu süreç, Türkiye’deki diğer göller için de örnek gösterilen bir çevre mücadelesine dönüştü. Özellikle “Eber Gölü Yaşasın Hareketi”nin girişimleri, gölün yeniden canlanmasında önemli rol oynadı. Ancak uzmanlara göre göl için tehlike henüz tamamen geçmiş değil. Eber Gölü ve bağlantılı olduğu Akşehir Gölü, kirlilik, tarımda aşırı su kullanımı ve kontrolsüz avcılık gibi tehditlerle karşı karşıya bulunuyor. Bu nedenle gölün korunması için çalışmaların sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, Eber Gölü’nün ekolojik açıdan büyük önem taşıdığını belirterek şu değerlendirmede bulundu: “Burası son derece önemli bir doğa alanı. Nesli tehlike altında olan kuş türleri, dünyanın başka hiçbir yerinde yaşamayan endemik bitkiler ve sadece burada bulunan balık türleri için hayati bir yaşam alanı. Pek çok canlı için kritik öneme sahip olan göllerden biri. Eber Gölü’nü diğerlerinden ayıran en önemli özellik ise burada gölü yaşatmak için büyük bir özveriyle çalışan insanların bulunması. Yerel halkın başlattığı girişime kamu kurumlarının da destek vermesiyle çok başarılı bir restorasyon süreci yürütülüyor ve göl yeniden hayat buluyor.” Gölün korunması için mücadele eden gönüllüler ise çalışmalarını şu sözlerle anlattı: “Bir grup arkadaş olarak ‘Eber Gölü Yaşasın’ hareketini başlattık. Gölün yeniden yaşam bulması için gönüllü olarak çalışıyoruz. Eber Gölü’ne akan derelerin önüne yapılan kaçak bentlerin kaldırılması için sorumlu kurumlarla koordineli şekilde hareket ediyor, gölün korunması için mücadele ediyoruz.” Uzmanlara göre Eber Gölü’nün geleceği, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler ve yerel halkın ortak çalışmalarıyla güvence altına alınabilecek. Bu iş birliği modeli ise Türkiye’de tehlike altında bulunan diğer göller için de önemli bir örnek oluşturuyor.

Lise öğrencileri, Balık baykuşunun izinde Haber

Lise öğrencileri, Balık baykuşunun izinde

Avrupa’da ve Türkiye’de yalnızca sınırlı alanlarda yaşayan ve nesli tehdit altında bulunan balık baykuşunun (Ketupa zeylonensis) önemli üreme bölgelerinden biri olan Mersin’de, farkındalık çalışmaları sürüyor. Doğa Derneği’nin Balık baykuşu koruma çalışmaları kapsamında, Mersin Yusuf Kalkavan Anadolu Lisesi 9. sınıf öğrencileriyle bir araya gelinerek tür hakkında bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi. Etkinlik kapsamında öğrenciler, Balık baykuşunun yaşam alanları, beslenme alışkanlıkları ve karşı karşıya olduğu tehditler hakkında bilgi aldı. Programın bir diğer ayağında ise öğrenciler, Göksu Deltası’nda düzenlenen saha çalışmasına katılarak kuş gözlemciliğini deneyimleme fırsatı buldu. Gözlemler sırasında ak balıkçıl, turna, karabatak, saz selicesi, yeşilbaş ve çok sayıda kuş türü, doğal yaşam alanlarında incelendi. Balık baykuşunun korunmasına yönelik çalışmaların, araştırmaların sürdürülmesi ve tür üzerindeki tehditlerin azaltılması amacıyla farklı kurumlarla iş birlikleri devam ediyor. Bu kapsamda Tarsus Slowfood Yeryüzü Pazarı Derneği, Mersin Marina ve Mersin Kent Konseyi ile ortak çalışmalar yürütülüyor. Balık Baykuşu Koruma Projesi, The Conservation Collective, Turkish Philanthropy Funds, Turkey Mozaik Foundation ve Sivil Toplum için Destek Vakfı iş birliğiyle hayata geçirilen Turquoise Coast Environment Fund – Turkey (TCEF) desteğiyle, “Balık Baykuşu Yok Olmadan Keşfet 2” projesi kapsamında sürdürülüyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, yürütülen çalışmaların önemine dikkat çekerek, “Balık baykuşunun geleceğini güvence altına almanın en etkili yollarından biri, çocukların da bu türü tanımasını sağlamak. Mersin’de gerçekleştirdiğimiz bu çalışmalarla, gençlerin doğayla bağ kurmasını ve balık baykuşunun korunmasına dair farkındalık kazanmasını hedefliyoruz. Gelecek nesillerin bu eşsiz türü sahiplenmesi, koruma çalışmalarının sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıyor” dedi.

Havai fişekli yeni yıl kutlamaları, kuşlar için felakete dönüşüyor Haber

Havai fişekli yeni yıl kutlamaları, kuşlar için felakete dönüşüyor

Yeni yıl kutlamalarında kullanılan havai fişekler, her yıl binlerce kuşun ölümüne yol açıyor. Kuşların insanlar­dan çok daha hassas duyulara sahip olması nedeniyle yüksek sesli patlamalar, yoğun ışık ve duman onlar için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Patlama sesleri kuşlarda ani şoka sebep olurken, bu panik hali çoğu zaman ölümle sonuçlanıyor. Kuşlar, sürpriz etkisiyle yaşanan ilk patlama anında uyku tüneklerini terk ederek karanlıkta kontrolsüzce uçmaya başlıyor. Görüşün duman nedeniyle azalması, binalara, enerji iletim hatlarına ve ağaçlara çarpmalarına yol açıyor. Pek çok kuşun yanma nedeniyle öldüğü de çeşitli araştırmalarla belgelendiği belirtiliyor. Ayrıca üreme dönemlerinde yuvada yavrularını koruyan kuşların panik halinde yuvadan uzaklaşması, yavruların soğuktan veya yırtıcı hayvanlardan zarar görmesine yol açıyor. Havai fişek kullanımının yoğunlaştığı alacakaranlık saatlerinin, birçok kuş türü için kritik beslenme zamanları olduğuna işaret ediliyor. Panik uçuşuna zorlanan kuşlar hem enerji kaybediyor hem de yırtıcıların kolay avı hâline geliyor. Özellikle kış aylarında, enerji dengesinin bozulması kuşların hayatta kalma ihtimalini ciddi şekilde düşürüyor. Havai fişeklerin olumsuz etkileri sadece kuşlarla sınırlı kalmıyor. Patlamalar sonucunda açığa çıkan zehirli maddeler, ağır metaller ve kimyasal bileşenler hem çevre hem de insan sağlığı için risk taşıyor. Astım ve solunum yolu rahatsızlıklarını tetikleyen bu maddeler, hava kalitesini düşürüyor ve kanserojen etkiler yaratabiliyor. Ayrıca savaş bölgelerinde görülen korku ve anksiyete tepkilerine benzer davranışlar, hayvanlarda da havai fişek patlamaları sonrası gözlemleniyor. Evlerimizde yaşayan hayvanlar da yüksek ses ve titreşimden olumsuz etkileniyor. 2020’yi 2021’e bağlayan gece Roma’da havai fişekler sonucu yaşanan toplu kuş ölümleri de buna örnek gösteriliyor. Yıllardır yapılan yasak çağrılarına rağmen havai fişek kullanımı, düğün ve kutlama gibi toplu etkinliklerde de hâlâ yaygın şekilde sürüyor. Change.org’da açılan kampanyada ise havayı, doğayı ve canlıları korumak amacıyla havai fişek kullanımının tamamen yasaklanması talep ediliyor. Yaklaşık 62 bin kişinin imzaladığı kampanya, toplumun geniş kesimlerinin bu konuda adım atılmasını istediğini gösteriyor. Uzmanlar ise hem çevresel hem de canlı sağlığı üzerindeki etkileri göz önünde bulundurarak havai fişeklerin acilen yasaklanması gerektiğini vurguluyor. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: "31 Aralık 2020 gecesi Roma’da yaşanan toplu kuş ölümü, bu sorunun sadece bir örneği. Aynı acı tablo dünyanın her köşesinde tekrarlanıyor. Havai fişek eğlence değil, tüm yaşamı tehdit eden bir uygulamadır. Ülkemiz benzersiz bir biyolojik çeşitliliğe sahipken, bu çeşitliliği tehlikeye atan her faaliyetten vazgeçmek zorundayız. Havai fişek kullanmadan da kutlama yapabilir, eğlenebiliriz. Doğaya ve canlılara zarar vermeyen alternatifler mümkün. Havai fişek kullanımının tamamen yasaklanmasını talep ediyoruz."

Kuşların izinde farkındalık buluşması Haber

Kuşların izinde farkındalık buluşması

Türkiye’nin en önemli sulak alanlarından biri olarak kabul edilen Gediz Deltası’nda, doğa koruma çalışmaları kapsamında anlamlı bir buluşma gerçekleşti. Doğal Sit Alanı ve Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği ile koruma altında bulunan deltanın güney kıyılarında bir araya gelen doğa gönüllüleri ve uzmanlar, bölgeyi daha yakından tanıma fırsatı buldu. Etkinlik boyunca Gediz Deltası’nın sahip olduğu zengin biyolojik çeşitlilik, yaban hayatı ve eşsiz habitat yapısı üzerine bilgiler paylaşıldı. Katılımcılar, flamingo ve tepeli pelikan gibi deltaya özgü sembol kuş türlerinin üreme döngülerine ilişkin sunumları ilgiyle takip etti. Bunun yanı sıra, bölgede yürütülmesi planlanan restorasyon faaliyetleri ve geçmişten günümüze devam eden savunuculuk çalışmalarının deltaya sağladığı katkılar da aktarıldı. Uzmanlar, bu kıymetli doğal alanın geleceğinin ancak ortak çabalarla güvence altına alınabileceğinin altını çizdi. Kuş gözlem yürüyüşü sırasında katılımcılar, kervançulluğu, kızılbacak, dere düdükçünü, yalı çapkını, flamingo ve tepeli pelikan gibi pek çok kuş türünü gözlemleme fırsatı buldu. Renkli anlara sahne olan gözlem etkinliği, doğaseverlerden tam not aldı. Doğa Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dicle Tuba Kılıç, deltaya sahip çıkmanın önemine dikkat çekerek şunları söyledi: “Gediz Deltası, İzmir’in yanı başında nefes olan bir doğa hazinesidir. Burada yaşayan tüm canlılarla birlikte bu ekosistemin korunması için var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Bu mücadele, ancak hep birlikte olursak başarıya ulaşabilir. Doğayı koruma yolunda yanımızda olan tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.