#Ekrem İmamoğlu

İLKHABER-Gazetesi - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Eski voleybolcu Derya Çayırgan'dan hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin açıklama Haber

Eski voleybolcu Derya Çayırgan'dan hakkında ortaya atılan iddialara ilişkin açıklama

Kamuoyunda yankı uyandıran "İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" soruşturması kapsamında gözaltına alınan eski profesyonel voleybolcu Derya Çayırgan hakkında yargı süreci devam ediyor. Mahkemece hakkında ev hapsi ve yurt dışına çıkış yasağı kararı verilen Çayırgan, avukatları aracılığıyla kapsamlı bir açıklama yayımladı. Sosyal medya ve basında yer alan iddiaların ahlak dışı ve hayal ürünü olduğunu savunan Çayırgan, hukuki mücadelesini başlattığını duyurdu. DERYA ÇAYIRGAN’DAN İDDİALARA İLİŞKİN AYRINTILI AÇIKLAMA Derya Çayırgan’ın yazılı basın açıklamasının tam metni şöyle: "Son günlerde şahsımla ilgili olarak sosyal medya platformlarında ve bazı mecralarda, gerçek dışı, mesnetsiz ve tamamen hayal ürünü iddialar dolaşıma sokulmaktadır. Söz konusu iddiaların tamamı ahlak dışı, haysiyet kırıcı ve kişilik haklarımı açıkça hedef alan niteliktedir. Bu nedenle hem şahsım hem de ailem bu süreçten derin şekilde etkilenmiştir. Bununla birlikte, yıllardır emek vererek inşa ettiğim hayatım ve mesleki kariyerim hakkında kamuoyunda yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılması nedeniyle, ilk kez yazılı bir açıklama yapma gereği doğmuştur. Bu noktada, 'neden bugüne kadar açıklama yapmadınız?' sorusu yöneltilebilir. Bu hususu da açıkça ifade etmek isterim: Kamuoyuna servis edilen bu senaryolarda benim dışımda da pek çok isme yer verilmekte, bu iddialar çeşitli kişi ve çevrelerle ilişkilendirilerek yayılmaktadır. Bu nedenle bir süre, adı geçen diğer kişilerin açıklama yapmasını bekledim. Ancak herhangi bir açıklama yapılmaması ve bu sessizliğin, beni sevenlerin ve kamuoyunun zihninde gerçeğe aykırı bir kanaat oluşturma ihtimali sebebiyle, kişisel onurum ve itibarım adına açıklama yapmak zorunlu hâle gelmiştir. 1) Para iddiası tamamen gerçek dışıdır Öncelikle ve özellikle belirtmek isterim ki; Ben kimseden, hiçbir siyasetçiden ve özellikle Ekrem İmamoğlu’ndan 50.000 Euro veya herhangi bir para almadım. Bu yöndeki iddialar tamamen asılsızdır. Ben uzun yıllardır profesyonel sporculuk yapan biriyim. Kulüp gelirlerim ve primlerim yanında, sponsorluk ve reklam iş birliklerim de olmuştur. Bu çerçevede hesabımda belirli tutarlarda para giriş-çıkışı olması, mesleğimin ve gelir düzenimin doğal bir sonucudur. Bu nedenle iddia edildiği şekilde herhangi bir kişiden veya siyasetçiden para aldığım doğru olmadığı gibi, buna ihtiyaç duymamı gerektirecek bir durum da bulunmamaktadır. 2) Özel hayata ilişkin iftiralar Ayrıca, benim Ekrem İmamoğlu ile 'özel bir ilişkim olduğu' veya 'sevgilisi olduğum' yönündeki iddiaların da tamamı iftiradır. Böyle bir durum kesinlikle söz konusu olmamıştır. 3) Mesleki geçmişim ve başarılarım Yaklaşık 20 yılı aşkın profesyonel spor yaşamım boyunca farklı kulüplerde forma giydim ve önemli sportif başarılar elde ettim. Galatasaray’da Avrupa ikinciliği ve Şampiyonlar Ligi’nde dördüncülük; Fenerbahçe’de Türkiye ikinciliği ve Avrupa şampiyonluğu; Çanakkale’de ligi 6. sırada tamamlayarak Avrupa kupalarına katılma hakkı elde edilmesi ve Adana’da takımın Sultanlar Ligi’ne çıkarılması bu başarıların yalnızca bir kısmıdır. Üniversite dönemimde de Avrupa şampiyonlukları yaşadım ve bu başarılar kapsamında ödüllendirildim. 4) Gelirim, mal varlığım ve birikimlerim Bu süreçte kazandığım gelirlerle hayatımı kurdum. Gelirlerim kimi zaman banka üzerinden, kimi zaman sporun çalışma koşulları gereği elden gerçekleşen ödeme ve primler şeklinde olmuştur. Gerek benim banka hesap hareketlerim gerekse benim gibi profesyonel sporcuların emsal gelir düzeyleri incelendiğinde, olağan bir kazanç ve birikim düzenine sahip olduğum açıkça görülecektir. Ben hiçbir zaman 'lüks bir hayat' peşinde olmadım; aksine yıllarca biriktirdim ve yatırım yaptım. Altın, döviz, vadeli hesap gibi yöntemlerle tasarruf ederek birikim oluşturdum. Ayrıca İstanbul dışında forma giydiğim tüm kulüpler konaklama imkânı sağlamış; ev, faturalar ve temel giderlerim kulüpler tarafından karşılanmıştır. Bu nedenle kişisel harcamalarım sınırlı kalmış, kazandığım gelirleri biriktirme ve yatırıma yönlendirme imkânım olmuştur. Örnek vermek gerekirse; ilk aracımı 2012 yılında aldım. 2016 yılında Çanakkale’den ayrılırken bir arsa yatırımı yaptım. Yine 2016 yılında Halkbank’ta oynadığım dönemde bahse konu aracı satın aldım. 2019 yılında Fikirtepe’deki evimi, Halkbank’tan kredi kullanmak suretiyle ve kendi birikimlerimle edindim. 2023 yılında aldığım konutu da tamamen birikimlerimle aldım. 2025 yılında aracımın bir üst modelini satın aldım; mevcut aracımı daha önce aldığım yere satarak üzerine ekleme yaptım ve bu şekilde yenisini aldım. 2025 yılı Ekim ayında ise çalışmadığım bir dönemde oluşan nakit ihtiyacı nedeniyle arsamı sattım. 5) Kentsel dönüşüm / evimizin yıkılması hakkında Bahçelievler’deki evimiz kentsel dönüşüm süreci nedeniyle yıkılmamıştır. 2023 yılı Nisan ayında Akşam saatlerinde yan binamızın kolonlarında meydana gelen ağır hasar nedeniyle bina ve çevresindeki yapılar mühürlenmiştir. Söz konusu bina eşyalar içerideyken yıkılmış; bu süreçte bizim binamız da zarar görmüştür. Bu süreçte yalnızca bize değil, aynı durumdan etkilenen birçok kişiye de destek sağlanmıştır. Ayrıca bu olayın yaşandığı dönemde, maç programım nedeniyle İstanbul’da bulunmadığımı da belirtmek isterim. 6) Mevcut gelir durumum Savcılık ifadem sırasında mevcut gelir durumum da sorulmuş; bugün itibarıyla aylık gelirimin yaklaşık 40.000 TL seviyesinde olduğunu ifade etmiş bulunmaktayım. Bu gelir, şu an itibarıyla tek düzenli kazancım olan kira geliridir. Buna karşılık profesyonel spor kariyerime devam ediyor olsaydım, piyasa koşulları çerçevesinde aylık gelirimin 1 milyon TL’ye yakın seviyelerde olması beklenirdi. Özetle; ben hayatım boyunca kendi emeğimle, kendi alın terimle ve dürüst şekilde ayakta durdum. 7) "Jet" iddiasına ilişkin açıklama Şunu da özellikle belirtmek isterim: İsmimi ilişkilendirdikleri çevreleri ve iddia ettikleri kişileri tanımıyorum. Ayrıca hakkımda ortaya atılan 'özel jet' iddiası da gerçeği yansıtmamaktadır. Ben hiçbir jete binmedim; bahsedilen uçuşlarda da yer almadım. Bu husus, resmî havacılık kayıtlarıyla açıkça ortaya çıkacaktır. 8) Hukuki süreç başlatılmıştır Bu kadar ağır nitelikteki iftiralar karşısında sessiz kalmam mümkün değildir. Bu iddiaları ortaya atanlar ve yayanlar hakkında suç duyurusunda bulunulmuş ve manevi tazminat davası açılmıştır. Çünkü bu durum yalnızca şahsımı hedef alan bir saldırı değil; aynı zamanda bir kadının emeğine, itibarına ve yaşamına yöneltilmiş açık bir haksızlıktır. Özellikle belirtmek isterim ki; bu süreci başlatmamın amacı, herkesçe bilinen gerçeklerin hukuk zemininde görünür hâle gelmesi ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesidir. Devletimize ve yargı makamlarına saygım sonsuzdur. Sürecin sonunda gerçeklerin ortaya çıkacağına olan inancım tamdır. Beni yıllardır tanıyan herkes bilir: Ben çalışarak, mücadele ederek bugünlere geldim ve aynı şekilde güçlü durmaya devam edeceğim. Kamuoyuna saygıyla duyurulur."

Enver Aysever’in sözleri tartışma yarattı: Avukatından İmamoğlu ve Özel açıklaması Haber

Enver Aysever’in sözleri tartışma yarattı: Avukatından İmamoğlu ve Özel açıklaması

Tutuklu bulunan gazeteci Enver Aysever ile yine tutuklu olan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Genel Başkanı Özgür Özel arasında geçtiği iddia edilen diyaloglar siyasetin gündemine oturdu. CHP Lideri Özgür Özel'in Çekmeköy mitinginde yaptığı konuşmada, Aysever'in iddialarını yalanlamasının ardından Aysever'in avukatı Mikayil Dilbaz sosyal medya hesabı üzerinden yazılı bir açıklama yayımladı. AVUKAT DİLBAZ: MÜVEKKİLİM SÖZLERİNİN ARKASINDADIR Avukat Mikayil Dilbaz, müvekkili Enver Aysever'in talimatı ve bilgisi dahilinde kamuoyunu bilgilendirme gereği duyduğunu belirtti. Dilbaz açıklamasında, cezaevinde gerçekleşen olayla ilgili Aysever'in beyanlarını şu şekilde aktardı: "Müvekkilim; içeride Sayın Ekrem İmamoğlu hakkında 'Ben hırsızın elini sıkmam' ifadesini kullandığını, ziyaret sırasında ise Sayın Özgür Özel'e hitaben 'Hırsızları savunmak adına partinin tek gündemini bu konuyla meşgul ederseniz, Sayın Genel Başkan, korkarım ki yer değiştireceğiz' sözlerini açıkça ve yüz yüze söylediğini tarafıma net biçimde beyan etmiştir." SİYASETTE DÜRÜSTLÜK VE ETİK TARTIŞMASI Açıklamanın devamında yaşanan durumun bir kişi tartışmasından öte siyasi etik sorunu olduğu vurgulandı. Avukat Dilbaz, Aysever'in hırsızlıkla mücadelesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Bugün kürsüden bu beyanların inkâr edilmesi, bir kişi tartışması değil; siyasette doğruluk, tanıklık ve etik sorunudur. Müvekkilime göre; hırsızın partisi olmaz. Hırsızlık bir ideoloji değil, bir suçtur. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanlığı makamı, Atatürk'ün mirasıdır. Bu makam; gerçeği inkâr ederek, tanıkları yok sayarak, 'olmamış' diyerek korunamaz. Müvekkilim, söylediği sözlerin arkasındadır." ÖZGÜR ÖZEL İDDİALARI MİTİNGDE YALANLAMIŞTI CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Çekmeköy mitinginde yaptığı konuşmada Enver Aysever'in anlatımlarını hedef almıştı. Cezaevi ziyaretine ilişkin iddiaları reddeden Özel, "Yok efendim Silivri'de Ekrem Başkan gazeteciyi görmüş... Ben gittim, içeri girmiş gazeteci kardeşim, geçmiş olsun dedim, ziyaret ettim; bir kelimesi doğru değil. Bir karış yalan yazdı." ifadelerini kullanmıştı.

Ekrem İmamoğlu: Diploma iddiaları sonradan uydurulmuş senaryolardır Haber

Ekrem İmamoğlu: Diploma iddiaları sonradan uydurulmuş senaryolardır

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu'nun lisans diplomasının sahte olduğu iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma tamamlanmış, hazırlanan iddianamede İmamoğlu'nun zincirleme şekilde ‘resmi belgede sahtecilik' suçundan 2 yıl 6 aydan 8 yıl 9 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenmişti. Yürütülen soruşturma kapsamında, İmamoğlu'nun lisans diploması iptal edilmişti. Öte yandan, açılan davaya karşı iptal edilen diplomanın iadesi için açılan davanın görülmesine başlandı. İstanbul 5'inci İdare Mahkemesi'nce Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsünde görülen duruşmaya, 'yolsuzluk' ve 'casusluk' soruşturmalar kapsamında tutuklu davacı Ekrem İmamoğlu ile avukatları ve davalı İstanbul Üniversitesi avukatları hazır bulundu. Duruşmada beyanda bulunan davacı Ekrem İmamoğlu, ''Zor bir mücadelenin evresindeyiz. 35 yıl önce aldığım diplomamın güvencesi için geldim. 17 yaşında Kıbrıs'a gittim, bir sene sonra arkadaşlarımın yatay geçiş yaptığını gördüm. Ben de, gazetede gördüğüm ilana göre tüm eksiklikleri tamamlayarak bu okula kaydoldum. Bazen, bir evrak eksik olsa, bir kağıt parçası yırtık olsa ne olurdu acaba diye düşünüyorum. Mezun oldum, anamın ak sütü gibi helal diplomamı aldım. Sonra birileri CİMER'e başvurdu. Bu başvurulara rağmen İstanbul Üniversitesinin verdiği cevap hiç değişmedi, benim bu üniversiteye kayıt şartlarını yerine getirdiğim söylendi. 9 sayfalık bir rapor düzenlenmiş, bu raporda tüm denkliklerime yer verilmiş. Ne oldu da sonradan bu raporlar geçersiz sayıldı? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı eliyle YÖK'e bir yazı yazılıyor. Diplomam usule uygun olup olmadığı soruluyor. Sonra İstanbul Üniversitesi buna karşılık inceleme başlatıyor. Sonra da bu süreç ilerliyor'' şeklinde konuştu. İmamoğlu, beyanında bu sürecin masum gençlerinden biri olduğuna vurgu yaparak, ''Burada hala üniversiteden arkadaşlarım bulunmaktadır. Üniversite, tamamen kendi iradesiyle ve yürürlükteki mevzuata dayanarak kabul sürecini başlatmış, bunu da ülkenin en yüksek tirajlı gazetelerinden biri aracılığıyla kamuoyuna duyurmuştur. Bugün bana yöneltilen iddialarda, sanki bu ilan hiç yokmuş, yayınlanmamış gibi konuşulmaktadır. Oysa bu ilan, bir devlet müdahalesiyle değil, üniversitenin kendi kararıyla ve yıllar öncesinde yayımlanmıştır'' diye konuştu. ''YÖK TARAFINDAN YAPILAN İNCELEMELERDE BAZI USULSÜZLÜKLER TESPİT EDİLMİŞTİR'' Duruşmada savunma yapan davalı İstanbul Üniversitesi avukatı, "Davacı taraf, yokluk iddialarının temellendirilmediğini ileri sürmüştür. Davanın reddine karar verilmesini talep ediyoruz. Davacı tarafın ileri sürdüğü iddialardan biri, denklik konusunda üniversitelerin yetkisinin bulunmadığı yönündedir. Bu yetkinin yalnızca Yükseköğretim Kurulu'na ait olduğu, mevzuatla da bu şekilde düzenlendiği ileri sürülmektedir. Ancak bu yaklaşım hukuken eksiktir. Zira eşdeğerlik meselesinin tamamen her bir üniversitenin takdirine bırakıldığı söylenemez. Böyle bir kabul, yurt dışından yapılan yatay geçiş başvurularında üniversiteleri son derece ağır ve yönetilemez bir sorumluluk altına sokar. Hatta akademik niteliği bulunmayan ya da fiilen mevcut olmayan bazı kurumların başvurularının dahi kabul edilmesi gibi ciddi sakıncalar doğurur. Bu nedenle eşdeğerlik kavramı, uzun yıllar boyunca öğretim hukuku çerçevesinde, üniversitelerin akademik ve idari değerlendirmeleriyle uygulanmıştır. Nitekim bu kavramın 2010 yılında mevzuatta açıkça yer alması, yeni bir yetki ihdası değil, kavramsal bir netleştirme niteliğindedir. Bugüne kadar bu konuda yükseköğretim uygulamalarında ciddi bir ihtilaf yaşanmamışken, bugün ortaya çıkan tartışmanın, geçmişteki işlemlerin bugünkü kavramlarla geriye dönük yorumlanmasından kaynaklandığı değerlendirilmektedir. İstanbul Üniversitesi ile yapılan bir protokol kapsamında öğrenci başvuruları kabul edilmiş; aradan dört yıl geçtikten sonra YÖK tarafından yapılan incelemelerde bazı usulsüzlükler tespit edilmiştir. Üniversite bu tespitler üzerine diploma işlemlerini geri almıştır. Ancak ilk derece mahkemesi, açık bir hukuka aykırılık bulunmadığı ve öğrencilerin iyi niyetli olduğunu belirterek, idari işlemin iptaline karar vermiştir. Üst mahkeme de bu kararı onamıştır. Davacılar, "idarenin açık hatası varsa iyi niyet dikkate alınmaz" gerekçesiyle kararın bozulmasını talep etmişse de, Bölge İdare Mahkemesi kararında ısrar etmiş ve dava bu şekilde sonuçlanmıştır. Somut olayda, ilgililerin iyi niyetinin zayıfladığına dair somut ve ikna edici bir delil bulunmamaktadır. Aksine, dönemin üniversite yönetim kurulu üyelerinin beyanları, yapılan yatay geçişlerin akademik ve bilimsel amaçlarla gerçekleştirildiğini ortaya koymaktadır. Bu beyanlarda, söz konusu uygulamaların araştırma faaliyetlerini geliştirmek ve akademik etkileşimi artırmak amacıyla yürütüldüğü ifade edilmiştir. 1991 yılında da benzer şekilde Yükseköğretim Kurulu'na yapılan başvurularda, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki bazı üniversitelerin eşdeğer kabul edildi ancak belirli kampüsler veya programlar açısından ayrıca değerlendirme yapılabileceği yönünde görüşler de bildirildi. O dönemde yapılan yatay geçişlerde, başvurulan üniversitenin eşdeğer bir yükseköğretim kurumu olarak bilinmediği ya da bilindiği yönünde açık ve kesin bir hukuki yasak bulunmamaktadır. Aksine, dönemin uygulamaları ve yargı içtihatları, idarenin değerlendirmesine ve ilgilinin iyi niyetine dayalı bir sistemin varlığını ortaya koymaktadır" dedi. KARAR 15 GÜN İÇERİSİNDE TEBLİĞ EDİLECEK Alınan beyanların ardından mahkeme, sürece ilişkin 15 gün içerisinde kararını açıklayacağını ve kararın UYAP üzerinden taraf avukatlarına tebliğ edileceğin belirterek, duruşmayı bitirdi.

Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında karar 15 gün içinde açıklanacak Haber

Ekrem İmamoğlu’nun diploma davasında karar 15 gün içinde açıklanacak

Türkiye'nin gündemine oturan diploma iptali davasının duruşması Silivri'de gerçekleştirildi. İstanbul Üniversitesi tarafından diplomasının iptal edilmesine karşı dava açan ve halihazırda Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti daha önceki ara kararında idare mahkemesi salonunun kapasitesinin yetersiz olması ve güvenlik gerekçeleriyle davanın cezaevi yerleşkesindeki salonda görülmesine hükmetmişti. Avukatlarıyla birlikte duruşmaya katılan İmamoğlu salona izleyicilerin alkışları eşliğinde getirildi. "35 YILDIR SUSAN İDARE NEDEN HAREKETE GEÇTİ?" Duruşmada söz alan İmamoğlu üniversiteye yatay geçiş yaptığı dönemde derslerinin tek tek incelendiğini ve hangi derslerden muaf olacağının açıkça belirlendiğini anlattı. Mahkemeye sunduğu belgelerde tüm bu detayların yer aldığını vurgulayan İmamoğlu savunmasında şu ifadeleri kullandı: "Bu benim diplomam. Ve bugün deniliyor ki 'Üniversite geri alacak.' Hadi oradan! Hadi oradan! Bu diploma, İstanbul Üniversitesi'nin inceleyerek, araştırarak, ölçerek ve kabul ederek kendi iradesiyle verdiği resmî bir devlet belgesidir. Yıllarca geçerli sayılmıştır. Yıllarca devletin tüm kurumlarında kabul edilmiştir. Cumhurbaşkanı adayı olduğumu ilan ettikten sonra, 35 yıldır geçerli olan diplomam iptal edilmiştir. Sormak zorundayım, 35 yıl boyunca susan idare, neden tam da bu açıklamadan sonra harekete geçmiştir?" SAVCILIĞA SERT TEPKİ: "ÜNİVERSİTEYİ TEHDİT ETMEKTİR" İmamoğlu savunmasının devamında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın üniversite yönetimine baskı yaptığını iddia etti. Savcılığın 24 Şubat 2025 tarihinde üniversiteye gönderdiği yazıyı eleştiren İmamoğlu "Açıkça şunu söylüyorlar 'Bu kişi, bu diplomayla her an cumhurbaşkanı adayı olabilir. Acele edin.' Bir savcı, bir üniversiteye yazı yazarak, 'Bu kişi aday olabilir, diplomasını iptal edin' diyebilir mi? Böyle bir yetki olabilir mi? Bu, yargı eliyle koca İstanbul Üniversitesi'ni tehdit etmektir" şeklinde konuştu. DURUŞMA ÖNCESİ ARBEDE VE KARAR SÜRECİ Duruşma öncesinde salon dışında gergin anlar yaşandı. Jandarma ekipleri ile aralarında CHP üyelerinin de bulunduğu ve salona girmek isteyen kalabalık arasında arbede çıkarken güvenlik güçlerinin kalabalığa karşı cop kullandığı bildirildi. Beyanların alınmasının ardından oturum sona ererken mahkeme heyeti davaya ilişkin kararını 15 gün içinde dosya üzerinden açıklayacağını belirtti. İdari Yargılama Usulü Kanunu gereğince karar yazıldıktan sonra 30 gün içinde taraflara tebliğ edilecek. NE OLMUŞTU? İstanbul Üniversitesi Yönetim Kurulu 18 Mart 2025 tarihinde İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 28 kişinin diplomasını 1990 yılında Girne Amerikan Üniversitesi'nden yapılan yatay geçişte usulsüzlük olduğu gerekçesiyle iptal etmişti. Bu karardan bir gün sonra gözaltına alınan İmamoğlu tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Yargılama sürecinde Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) yaz kararnamesiyle davaya bakan mahkeme başkanı ve üye hakimini görevden alarak yerlerine yeni isimler atamıştı.

DERYA ÇAYIRGAN KİMDİR, NEDEN GÖZALTINA ALINDI? DERYA ÇAYIRGAN EVLİ Mİ? Haber

DERYA ÇAYIRGAN KİMDİR, NEDEN GÖZALTINA ALINDI? DERYA ÇAYIRGAN EVLİ Mİ?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş çaplı uyuşturucu soruşturması kapsamında gerçekleştirilen yeni operasyonda, Türk voleybolunun tanınmış isimlerinden Derya Çayırgan hakkında gözaltı kararı verildi. Gelişmenin ardından “Derya Çayırgan kimdir, neden gözaltına alındı, evli mi?” soruları gündeme geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu’nca yürütülen soruşturma kapsamında sabah saatlerinde eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. “İkinci Dalga” olarak adlandırılan operasyonda, aralarında eski profesyonel voleybolcu Derya Çayırgan’ın da bulunduğu 19 şüpheli gözaltına alındı. Soruşturmanın, daha önceki operasyonlarda gözaltına alınan şüphelilerin ifadeleri ve dijital inceleme verileri doğrultusunda derinleştirildiği belirtildi. DERYA ÇAYIRGAN NEDEN GÖZALTINA ALINDI? Yetkililerden yapılan açıklamalara göre, Derya Çayırgan’ın gözaltına alınması uyuşturucu madde kullanımı ve ticareti iddialarına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında gerçekleşti. Operasyonun jandarma ekipleri tarafından gerçekleştirildiği, gözaltındaki şüphelilerle ilgili işlemlerin sürdüğü öğrenildi. DERYA ÇAYIRGAN KİMDİR? 9 Ekim 1987 tarihinde İstanbul’da dünyaya gelen Derya Çayırgan, voleybol kariyerine Yeşilyurt altyapısında başladı. Libero pozisyonunda görev yapan ve savunmadaki başarısıyla tanınan Çayırgan, kariyeri boyunca Türk voleybolunun önemli kulüplerinde forma giydi. OYNADIĞI TAKIMLAR Yeşilyurt Galatasaray Fenerbahçe Halkbank Karşıyaka Çanakkale Belediyespor Keçiören Belediyesi SigortaShop DERYA ÇAYIRGAN EVLİ Mİ? Derya Çayırgan’ın özel hayatı da merak konusu oldu. Kamuoyuna yansıyan bilgilere göre eski voleybolcu bekar olup, basına yansımış bir evliliği bulunmuyor. SORUŞTURMADA DİKKAT ÇEKEN İDDİA: EKREM İMAMOĞLU İLE SEVGİLİ Mİ? Soruşturmanın dikkat çeken başlıklarından biri de tutuklu şüpheli Rabia Karaca’nın ifadesinde yer alan iddialar oldu. Karaca, savcılığa verdiği ifadede, gözaltına alınan eski voleybolcu Derya Çayırgan hakkında çarpıcı iddialarda bulundu. Rabia Karaca, ifadesinde Derya Çayırgan’ın, tutuklu eski İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ile duygusal bir ilişki yaşadığını öne sürdü. Karaca’nın savcılık ifadesinde yer alan iddialar şu şekilde aktarıldı: “15 numaralı fotoğraftaki kişinin Derya Çayırgan olduğunu teşhis ettim. Bu kişi İmamoğlu’nun sevgilisidir. Kendisi sadece İmamoğlu’na aitti. Bizimle herhangi bir bağı yoktu. Derya Çayırgan, Murat ile birlikte olmadı. İmamoğlu kendisine bakar, ödemelerini bir şekilde ulaştırırdı. Fatih Keleş, Derya Çayırgan’ı daha iyi tanır.” RESMİ DOĞRULAMA YOK Söz konusu iddiaların, tutuklu şüpheli Rabia Karaca’nın beyanlarına dayandığı, şu aşamada yargı mercileri tarafından doğrulanmadığı öğrenildi. İddialarla ilgili olarak Derya Çayırgan, Ekrem İmamoğlu veya avukatları tarafından kamuoyuna yapılmış resmi bir açıklama bulunmuyor.

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı Haber

İmamoğlu ve CHP’li isimlerin yargılandığı davada savunmalar alındı

İstanbul'un görevden alınan Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da içerisinde bulunduğu tutuksuz 12 sanığın ‘seçim kanununa muhalefet' suçundan yargılanmasına devam edildi. Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuksuz sanıklar İmamoğlu, göreden alınan Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile CHP Parti Meclisi Üyesi Baki Aydöner SEGBİS ile katılırken, Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş ve avukatlar hazır bulundu. Mahkeme hakimi bu celse sanıkların dinleneceğini bildirdi. "BEN KAMUYA MAL OLMUŞ BİR SİYASETÇİYİM" Söz verilmesi üzerine konuşan tutuksuz sanık CHP Parti Meclisi Üyesi Aydöner, "Ben geçtiğimiz yıl Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ifadeye çağrıldım. Kurultayın bir şaibeye bulaştırıldığı gerekçesiyle dava açıldı. Ben İstanbul Kartal'da sandık görevlisiydim. Son genel seçimde de ben çalışmalara katılmıştım. Son kurultay ve parti seçimlerinde o günden bugüne kadar seçimlere hile karıştırılmadı. Hiçbir suç isnatıyla karşılaşmadım. Hicap duyduğumu belirtmek isterim. Genel seçimlere hile karıştırılmamış nasıl olurda kurultaya hile karıştırmış olabiliriz. Partide doğmuş büyümüş birisi olarak hile karıştıracak bir hayat tarzım yoktur. Türkiye'de 81 il başkanı var hepsi de çok kıymetlidir. Türkiye'de siyaseti kazandık, kaybettik kelimelerini kullanmayan birisiyim. Ben kamuya mal olmuş bir siyasetçiyim. Parti içerisinde biz kazandık da kim kaybetti. Son olarak da şunu söylemek istiyorum" dedi. "ADALETİN TERAZİSİNE DEDİKODUYU, İFTİRAYI VE SİPARİŞ İFADELERİ KOYMAK DEMOKRASİYE VE MİLLETİN İRADESİNE BÜYÜK BİR SALDIRIDIR" İmamoğlu, "Çok üzüntü verici davalar silsilesiyle bazı parti yöneticilerimiz ve üyelerimiz karşı karşıyadır. Tarihte görülmemiş şekilde mahkemelerimizin bu şekilde meşgul edilmesi utanç vericidir, üzücüdür. Her seferinde aynı birkaç ismin tanıklık vasfı bulunmamasına rağmen tanık olarak karşımıza çıktığını görüyoruz, aynı senaryo, aynı ezber farklı dosyalarla dolaşıma sokulmaktadır. Bu akıl dışı beyanları kimlerin ezberlettiği, hangi odakların bu kişilere yol tarif ettiği neden sorgulanmamaktadır? Bu günü geldiğinde sorgulanacaktır. Türk yargısının bu kişileri muteber tanık olarak ilan etmesi hangi anlayışla açıklanabilir? Adaletin terazisine dedikoduyu, iftirayı ve sipariş ifadeleri koymak demokrasiye ve milletin iradesine büyük bir saldırıdır. İddia makamının bu iddiaları kaideye alması gerçekten utanç vericidir. Bu bir hukuki çürüme değil aynı zamanda milletin adalet duygusuna da açıkça ihanettir. Siyaseti sopa haline getiren ve buna sessiz kalan herkes, bu işin içerisinde rol alan herkesi uyarıyorum; buna ortak olmayın, yazıktır günahtır. Günü geldiğinde adil ve özgür bir ortamda kim bu işin içindeyse hesap verecektir" diye konuştu. "DELEGENİN ÖZGÜR İRADESİYLE HAYATA GEÇİRİLEN BİR GÜNDÜR" Parti kurultayının şeffaf bir şekilde yürütüldüğünü ve delegeleri etkileme gibi bir durumun söz konusu olmadığını ifade eden İmamoğlu, "Benim divan başkanı olmamı teklif eden de tarafıma zaten dönemin genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'dur. Kurultay sürecinde en ufak bir çatışma ve nahoş bir ortam yaşanmamıştır. Ciddi bir saygı ve sevgi çerçevesi içerisinde geçirilmesi de kurultayın başarısıdır. Kemal Kılıçdaroğlu ile de yapılan görüşmeler kamuoyuna yansımıştır, çekilme gibi bir durum değil sakince geçmesi üzerine yapılan görüşmelerdir. Şu mahkemeyi asla ve asla meşgul etmeyecek olan seviyesiz ithamlardır bunlar. Delegenin özgür iradesiyle hayata geçirilen bir gündür. Sonradan kurgulu olan anlatıların ne hukuki ne de siyasi bir karşılığı vardır. Hukuki temelden yoksun, iftiraları şiddetle reddediyorum. Gerçeğin olmadığı bir senaryonun ayakta kalması mümkün değildir. Bu yargılamanın bir an önce sanık olarak bulunan arkadaşlarımın beraati ile sonuçlanmasını diliyorum. Bundan sonraki duruşmalara da katılmak istemiyorum" ifadelerinde bulundu. Söz alan Akpolat, 1 yıldır tutuklu olduğunu ifade ederek şunları söyledi: "Savcılık dosyalardan beraat edeceğime o kadar emin ki bu yüzden sürekli hakkımda yeni dosyalar açıyor. İleride İttihat ve Terakki üyeliğinden yargılanabilirsem şaşırmayın. İzahı olmayan şeyin maalesef mizahı oluyor. Bizim içinde olduğumuz durum da budur. Bize karşı yürütülen bu savaşın ne akılla, ne mantıkla ne de hukukla yakından ilgisi yoktur. Suçlandığımız konular hakkında savunma yapmak bizim için zuldür. Eski Beykoz Belediyesi Özel Kalem Müdürü Veli Gümüş, kurultaya katılmamış zaten. Ancak söylediği şeyler dosyaya konmuş, itibar edilmiş ve biz de savunma yapmak zorunda kalıyoruz. Çocukluğumdan itibaren CHP'nin kurultay ve kongrelerinde bulunmaya çalıştım. Demokratik bir ortam vardır ama delegenin iradesini sakatlamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Bugün burada olmamamızın nedeni nettir. Kurultay'da Özgür Özel yerine başka bir tercih yapsaydık, seçimlerde CHP birinci parti olmasaydı burada ne ben ne de arkadaşlarım yargılanacaktı. Ancak ben başka tercih yapsaydım umutları sömürülen partili arkadaşlarım yargılayacaktı. O yüzden bu yargılanmayı parti üyelerimizin yargılamasına tercih ederim." Bursa Osmangazi Belediye Başkanı Erkan Aydın'da üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. CHP'nin halkın umudu haline gelmiş bir parti olduğunu söyleyen CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, beraatini talep etti. Türkiye'nin 1. partisi olduklarını ifade eden CHP İstanbul İl Başkanı Çelik, "Sonrasında operasyonlar, davalar, adliyeler, cezaevleri aşamaları geldi. Cumhurbaşkanı olarak belirlediğimiz Ekrem İmamoğlu şu an cezaevinde. Ben 44 yaşıma kadar hiç mahkeme yüzü görmedim, hakim karşısına geçmedim. Üç ayrı davadan 22,5 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanıyorum. O yüzden diyorum Cumhuriyet Halk Partili olmak suç diye. CHP'nin 1. parti olması sonrasında hedef haline gelmeye başladık. Gazeteciler, öğrenciler tutuklandı. Tamamen susturmayla karşı karşıyayız. Yargı eliyle siyasetin dizayn edilmesi, vatandaşla CHP'nin gönül bağını engellemek amaçlanıyor. CHP'nin Cumhurbaşkanı adayının diploması iptal edildi. Dosya içeriği boş. İtirafçı, iftiracı kişilerin ifadeleri var. İmamoğlu'nun seçim kazanması suç sayılıyor iddianamelerde. Bu dava muhalefetsiz bir Türkiye yapılmak istenmesinin davasıdır. iPhone telefon dağıtıldı dediler asılsız çıktı, para verildi dediler asılsız çıktı. Herkes için adalet istiyoruz. Biz başarı yakaladığımız için yargılanıyoruz" ifadelerinde bulundu.

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık yarın ameliyat olacak Haber

Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Çalık yarın ameliyat olacak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne yönelik soruşturmalar kapsamında tutuklanan ve İzmir Buca Kırıklar Cezaevi'ne gönderilen Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık sağlık sorunları nedeniyle bıçak altına yatıyor. Yarın İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde operasyon geçirecek olan Çalık sosyal medya hesabından duygusal bir paylaşım yaptı. Sürecin zorluğunu "19 Mart’tan bugüne 300 gün geçti ve ben evimden kilometrelerce uzakta, yarın geçireceğim ameliyatın endişesiyle karşılıyorum bugünü" sözleriyle anlatan Çalık sevenlerine seslendi. GÜCÜMÜ İNANDIĞIM DEĞERLERDEN ALIYORUM Mesajında sevenlerinin duasının kendisine güç verdiğini belirten Çalık "İnsanın gücü sadece kendi bedeninden değil, inandığı değerlere tutunmaktan gelir" ifadelerini kullandı. Her mesajın kendisine bunu hatırlattığını vurgulayan Çalık sözlerini "Allah’ın izniyle daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacak ve yeniden aranızda olacağım" diyerek tamamladı. İMAMOĞLU'NDAN SERT TEPKİ Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan İBB Başkanı ve Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu da mevkidaşına destek mesajı yolladı. Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi hesabından "Sevgili kardeşim Mehmet Murat Çalık, şifa dileklerimi iletiyorum" diyen İmamoğlu iktidarı sert sözlerle eleştirdi. İmamoğlu mesajında "Sana ve ailene bu adaletsizliği yapanların, ne vicdanı ne ahlakı ne de adalet için söyleyecek sözü kalmıştır" diyerek tepkisini dile getirdi. Devletin merhamet ve şefkat duygularının yok edildiğini savunan İmamoğlu mesajını "Milletin iktidarı tahmin ettiğinizden daha yakın, az kaldı gideceksiniz" ifadeleriyle noktaladı. İmamoğlu ayrıca Allah'ın milleti, çocukları ve gençleri bu zulümden muhafaza etmesi temennisinde bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.