#Ekrem İmamoğlu

İLKHABER-Gazetesi - Ekrem İmamoğlu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ekrem İmamoğlu haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında Haber

Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamından el çektirilerek tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile birlikte stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve yatırımcı Hüseyin Gün'ün yargılandığı davanın ilk celsesi görüldü. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun tam karşısında yer alan duruşma salonunda icra edilen oturumda, sanık kürsüsüne çıkan İmamoğlu kapsamlı bir savunma gerçekleştirdi. Hakkındaki iddiaları reddeden siyasetçi, mevcut yargılama sürecini tarihi bir demokrasi sınavı olarak nitelendirdi. İMAMOĞLU'NDAN SERT SAVUNMA: "ÇOK GURURLUYUM" Savunmasına davanın hukuki niteliğini eleştirerek başlayan İmamoğlu, maruz kaldığı süreci şu sözlerle aktardı: "Çok gururluyum. Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir." "ASRIN İFTİRASI" NİTELEYEREK SAVUNMA YAPMAYACAĞINI BELİRTTİ İddianamede yer alan suçlamaların hiçbir maddi dayanağının bulunmadığını öne süren İmamoğlu, hukuk sisteminin işleyişine dair ağır eleştirilerde bulundu. Kendisine yöneltilen casusluk ithamını reddeden siyasetçi, "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. CASUSLUK SUÇLAMASINA KARŞI MİT BAŞKANI'NA ÇAĞRI Siyasi bir kurgu içinde olduklarını savunan İmamoğlu, beraber yargılandığı isimlerin de bu operasyona dahil edildiğini iddia etti. Dosyadaki boşluklara dikkat çeken sanık, "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye? Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" dedi. DEVLET SIRRI TARTIŞMASI VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ AYRINTILAR Savcılığın casusluk suçlamasını teknik bir veriye dayandırmadığını vurgulayan İmamoğlu, devlet sırrı kavramının altının boşaltıldığını söyledi. Bilirkişi raporuna atıfta bulunarak verilerin eski sızıntılar olduğunu belirten İmamoğlu'nun savunması şu şekilde devam etti: "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır." MAHKEME BAŞKANININ HÜSEYİN GÜN SORUSUNA YANIT Duruşma esnasında mahkeme başkanı, iddianamede yer alan veri analizi ve Necati Özkan aracılığıyla sağlanan tavsiyelerle ilgili İmamoğlu'na soru yöneltti. İmamoğlu, Hüseyin Gün'ü tanımadığını belirterek, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi.

Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ'ın casusluk davasında savunmalar başladı Haber

Ekrem İmamoğlu ve Merdan Yanardağ'ın casusluk davasında savunmalar başladı

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri’deki Marmara Cezaevi kampüsü içerisinde görülen davanın ilk oturumu yoğun güvenlik önlemleri altında gerçekleştirildi. Görevinden el çektirilen İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu, kampanya danışmanı Necati Özkan, TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ ve reklamcı Hüseyin Gün'ün Türk Ceza Kanunu'nun 328. maddesi uyarınca siyasal veya askeri casusluk suçlamasıyla hakim karşısına çıktığı dosyada tüm sanıklar tutuklu bulunuyor. İddianame kapsamında savcılık makamı, sanıkların her biri için 15 yıldan 20 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezası talep ediyor. SİLİVRİ'DEKİ DURUŞMA SALONUNDA BASIN KISITLAMASI VE BARİKATLAR Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) ile gazeteci Gülşah İnce'den edinilen bilgilere göre, mahkemenin görüleceği binada kolluk kuvvetleri tarafından geniş önlemler alındı. Koridorlara kurulan barikatlar nedeniyle gazetecilerin basın odasına ulaşımı engellenirken, içeriye yalnızca beş basın mensubunun kabul edileceği bildirildi. Normal şartlarda sabah saat 10.00’da başlaması öngörülen yargılama süreci, bir saatlik gecikmeyle saat 11.00 dolaylarında kimlik tespitleriyle start alabildi. İmamoğlu’nun ayrıca 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 414 kişiyle birlikte yargılandığı bir başka davanın da eş zamanlı olarak sürdüğü öğrenildi. HÜSEYİN GÜN: "KENDİMDEN EMİNİM, BEN CASUS DEĞİLİM" Duruşmada ilk olarak savunma kürsüsüne itirafçı olduğu belirtilen Hüseyin Gün çıktı. Hakkındaki suçlamaların temelden yoksun olduğunu ileri süren Gün, mahkeme heyetine yönelik olarak, “Ben 313 gündür bugünü bekliyorum” ifadesini kullandı. ABD dönüşü havalimanında yakalandığını ve süreci üvey kardeşinin asılsız ihbarlarının başlattığını iddia eden Gün, tüm dijital şifrelerini yetkililere gönüllü teslim ettiğini vurgulayarak, “Kendimden eminim, ben casus değilim. Somut hiçbir delilin de bulunmadığını belirtmek isterim” sözleriyle masumiyetini savundu. FETÖ İLE MÜCADELE VE DEVLET GÖREVİ VURGUSU Geçmiş dönemdeki faaliyetlerine ilişkin dikkat çekici detaylar paylaşan Gün, 2016 ile 2018 yılları arasında dönemin Başbakanlık müsteşarı tarafından yetkilendirildiğini ve yurt dışında FETÖ ile mücadele kapsamında önemli çalışmalar yürüttüğünü iddia etti. Savunmasında şu ifadelere yer verdi: “Ben hiçbir zaman devletimin güvenliğini iç veya dış yararlar açısından gizli kalması gereken bilgileri temin etmedim. Böyle bir teşebbüste bulunmadım ve kimseyle de paylaşmadım. Buna ilişkin en küçük ikrarda da bulunmadım. Kimseye de casusluk iftirası atmadım. Casus olmayan biri başka kimseye casusluk iftirası atamaz. Cep telefonumda kayıtlı yabancı devlet görevlileri, siyasi bürokratlar, emekli istihbarat birimleriyle yaptığım konuşmalara bakıldığında somut delil bulunmadığını sizler de göreceksiniz. 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından FETÖ ile mücadeleye ilişkin devletim adına yurtdışında görev yaptığım, FETÖ’cülerin oradaki kimliklerini, adreslerini, kaçırdıkları mal varlıklarını ülkemiz için tespit ettiğim rahatlıkla tespit edilebilir. 2016-2018’de dönemin başbakanlık müsteşarı tarafından tam yetkiye haiz olduğum açıkça görülmekte ve şirketime verilen yetki belgesini de avukatım sizlere takdim edecektir. Ben devlet sırrını ifşa etmemek için ticari faaliyet dedim ilk ifademde ama iddianamede bunları görünce şok oldum en hafif tabiriyle. Hiçbir karşılık beklemeksizin salt vatanıma hizmet için, hain FETÖ’ye karşı yürütülen mücadele kapsamında hazırladığım bu dokümanların bugün tarafıma asılsızca casusluk suçlamasını olarak yöneltilmesi son derece mesnetsizdir. Yani olamaz böyle bir şey.” İBB SEÇİMLERİ VE DİĞER SANIKLARLA OLAN İLİŞKİLER Savunmasının devamında diğer sanıklarla olan tanışıklığını açıklayan Hüseyin Gün, Ekrem İmamoğlu’nu hayatında sadece bir kez gördüğünü, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ ile olan irtibatının ise sınırlı olduğunu belirtti. Sosyal medya analizi dışında bir iş birliği yapmadığını dile getiren Gün, şu bilgileri aktardı: “Devletime ait hangi askeri veya siyasi bilgiyi verdiğim temin ettiğim gösterilmemiştir. Olmayan bir şey gösterilemez zaten. Sayın İmamoğlu’nu da manevi annemle müştereken yaptığımız nezaket ziyaretiyle hayatımda bir kez gördüm ve bugün de ikinci kez görüyorum. Sayın Yanardağ ve Özkan’ı annem vasıtasıyla tanıdım. Nitekim dosyada iletişim kayıtlarına bakıldığında İmamoğlu ile ne önce de sonra irtibatımın olmadığı açıkça görülür. Yine iletişim kayıtlarında teyit edildiği üzere İBB seçimlerinin iptali sonrası 12 günlük kısıtlı sürede, açık kaynaklara yaptırdığım sosyal medya analizi ve akabinde konuyla ilgili İBB’ye 2019 Eylül ayında bir sunum ve bir adet toplantı dışında hiç yüz yüze görüşmem olmadı. Fakat Necati Özkan ile olumsuz haber duyunca, insani olarak geçmiş olsun mesajı gönderdim ve 7 yıldır başka hiçbir irtibatım olmadı. Hakikat bunlar. Diğer yandan manevi annemin yadigarı sayın Merdan Yanardağ ile de seyrektir görüşmem… Benim bu süreçte üstlendiğim tek rol, İBB seçimlerinin iptali sonrası manevi annemin yoğun ısrarı neticesinde ki bunun nedeni koyu CHP’li ve sayın İmamoğlu’nu çok seviyordu… Sayın Özkan’la yaklaşık 12 günlük kısıtlı sürece gayrihukuki hiçbir şey yok… O da gönüllü, ücret de yok. Yine 2019’da Eylül ayında annemin ısrarı üzerine sosyal medya analizine yönelik bir adet sunum olmuştur ve maddi olarak anlaşamadığımız için bir iş ilişkimiz olmamıştır. Teknik olarak sizi boğmak istemiyorum ama içerik analizi herkes yapabilir. Ben asla İBB veri tabanını kopyalamadım, sisteme izinsiz müdahalede de bulunmadım. Vatandaşların telefonlarına, KVKK’ye aykırı bir bağlantı sağlamadım.”

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki büyük davada sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt savunmasını yaptı Haber

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki büyük davada sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt savunmasını yaptı

Kamuoyunda 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davası olarak bilinen yargılamanın ilk duruşması, 33. oturumuyla İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nde görülmeye devam ediyor. Duruşma salonunda savunmasını gerçekleştiren tutuklu sanık Yağmur Cansu Yeşilyurt, iddianameye konu olan suçlamaların asılsız olduğunu ileri sürdü. İDDİANAMEDEKİ AĞIR SUÇLAMALAR VE ÖRGÜTSEL BAĞLANTI İDDİALARI Yargılamaya konu olan iddianamede, Yağmur Cansu Yeşilyurt'un örgüt hiyerarşisinde yönetici sıfatıyla yer alan Murat Gülibrahimoğlu ile birlikte hareket ettiği iddia ediliyor. Savcılık değerlendirmesine göre Yeşilyurt, kaçak hafriyat döküm ağının kurulmasında kritik bir sorumluluk üstlendi ve 2021-2022 döneminde Ali Nuhoğlu'na ait bir firmada formalite icabı 'harita mühendisi' olarak görevlendirildi. Cebeci Maden sahasındaki koordinasyonu sağladığı öne sürülen sanığın, ayrıca naylon fatura trafiğinde de rol aldığı dosyada yer alan bilgiler arasında. Özellikle İBB iştiraki olan İSFALT'a ait kurumsal görsellerin döküm sahasına asılması yoluyla kamu kurumu yetkisiyle hareket ediliyormuş algısının oluşturulduğu tezi iddianamenin merkezinde bulunuyor. Firari yönetici Gülibrahimoğlu ile gizli görüşmelerini sürdürdüğü iddia edilen Yeşilyurt, bu suçlamaların tamamını reddetti. SANIK YEŞİLYURT: "EKREM İMAMOĞLU İLE HİÇBİR TOPLANTIYA KATILMADIM" Savunmasına haksız bir tutukluluk süreci yaşadığını belirterek başlayan Yağmur Cansu Yeşilyurt, herhangi bir örgüte dahil olmadığını vurguladı. Sanık Yeşilyurt, mahkeme huzurundaki savunmasında şu ifadelere yer verdi: "Henüz kanıtlanmamış bir örgüte üye olduğum gerekçesiyle haksız bir şekilde tutukluyum. Hayatım boyunca hiçbir örgüte üye olmadım. Hiç suç teşkil edecek bir eylemim olmadı. Benim para transferim, alışverişim olmadı. Ben Ekrem İmamoğlu ile resmi ya da olmayan hiçbir toplantıya katılmadım. Örgüte üye olmak suçlamasıyla maddi hiçbir delil olmadan tutuklu bulunduğumu düşünüyorum. Bir örgütten bahsediyoruz ancak biz 15 kadın tutukluyduk ve ben 14’üyle aşağıdaki nezarethanede tanıştım." Mesleki tecrübesi doğrultusunda maden ocaklarında teknik çalışmalar yürüttüğünü belirten Yeşilyurt, görev tanımını şöyle detaylandırdı: "Maden ocaklarının ölçülmesi, takiplerinin ve hesaplamalarının yapılması ile madencilik faaliyetleri kapsamında kullanılacak tesisler ve ofislerin inşasında görev aldım. Görevlendirmem, Murat Gülibrahimoğlu’nun beni harita mühendisi olmam sebebiyle görevlendirmesi üzerine oldu. İşçi işveren ilişkisi dışında suç teşkil edebilecek ya da suça delalet edebilecek herhangi bir eylemim olmadı." ŞİRKETTEKİ GÖREV TANIMI VE KAYYUM SÜRECİNE DAİR BEYANLAR Sanık Yeşilyurt, ilerleyen süreçte Güney Cebeci şirketinde genel müdürlük pozisyonuna getirildiğini ancak bunun tamamen profesyonel bir atama olduğunu savundu. Şirketin mali ve idari süreçlerine ilişkin konuşan sanık, "Güney Cebeci’de genel müdür olmam 2024 yılının Haziran ayında gerçekleşti. Şirkete ise 2025 yılının Mayıs ayında kayyum atandı. Bu süre zarfında herhangi bir imza yetkisi kullanmadım. Maaşım dışında herhangi bir para almadım, para transferi yapmadım. Şirket adına toplantılarda temsil görevi üstlenmedim. Tüm çalışma hayatım boyunca edindiğim izlenim, Murat Gülibrahimoğlu’nun tüm bakanlıklar, valilikler ve kamu kurum kuruluşlarıyla koordineli şekilde çalıştığı, çalışanlarına da yalnızca bilmeleri gereken konular ve mesleki uzmanlık alanlarıyla ilgili bilgi verdiği, bunun dışındaki konularda diyalog dahi kurmadığı yönündeydi" dedi. İddianamedeki şirket unvanlarına dair hatalar olduğunu da savunan Yeşilyurt, "İddianamede benim Kuzey İstanbul isimli şirketin genel müdürü olduğum yazılmış. Bunun bir hata olduğunu düşünüyorum çünkü Kuzey İstanbul’da çalıştığım 10 yıl boyunca harita mühendisliği dışında herhangi bir sıfat almadım. Bu sebeple iddianamede yer alan bilgilerin ne benimle ne de görevimle ilgisi bulunmaktadır. Harita mühendisliği dışında herhangi bir işe dahil olmadım" ifadelerini kullandı. "KAÇAK DÖKÜM OLSAYDI KAYYUM BU FAALİYETLERİ DURDURURDU" Cebeci Maden Sahası'ndaki faaliyetlerin devletin ilgili kurumları tarafından sıkı bir denetim altında olduğunu hatırlatan sanık, suçlamaların mantıksız olduğunu iddia etti. Savunmasını şu sözlerle tamamladı: "Cebeci Maden Sahası’nın maden bölgesi olması sebebiyle buradaki en yetkili kurum Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü, ardından da yönetmelikle belirlenen valilik makamıdır. Kaldı ki söz konusu şirkete kayyum atandıktan sonra da aynı faaliyetlere devam edildi. Kaçak döküm şüphesi olsaydı bu faaliyetlere devam edilmezdi diye düşünüyorum. Anında kayyum bu faaliyetleri durdururdu. Bahsettiğim bu kadar kamu kurum ve kuruluşunun denetlediği bir yerde kaçak hafriyat sisteminin kurulmasında nasıl bir görev almış olabilirim? Müdahil olmadığım bir işte kamu savunma makamlarının bu kadar rahat bir şekilde ortaya bir iddia atıp, herhangi bir delile dayandırmadan beni suçlamalarını anlamlandıramıyorum" Mahkeme heyeti, diğer sanıkların dinlenmesi ve yargılama sürecinin devamı için duruşmaya öğle arası verdi.

414 sanıklı İBB davasında kriz: İmamoğlu’nun sözleri gündem oldu, duruşma yarına ertelendi! Haber

414 sanıklı İBB davasında kriz: İmamoğlu’nun sözleri gündem oldu, duruşma yarına ertelendi!

Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu 414 sanığın yargılandığı davada 9’uncu hafta gergin başladı. Duruşmanın 31’inci celsesinde yaşanan tartışmalar nedeniyle mahkeme heyeti salonu terk ederken, duruşma yarına ertelendi. DURUŞMA TARTIŞMAYLA BAŞLADI İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik davada duruşma, savunma avukatlarının taleplerinin dinlenmediği iddiasıyla başlayan tartışmalarla açıldı. İmamoğlu’nun avukatı Tora Pekin, taleplerin dikkate alınmamasına tepki göstererek mahkeme başkanına itiraz etti. Salonda tansiyon kısa sürede yükseldi. MAHKEME HEYETİ SALONU TERK ETTİ Tartışmaların büyümesi üzerine mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi ve salonun boşaltılmasını istedi. Ancak sanıklar ve avukatlar salondan çıkmadı. Bunun üzerine heyet salonu terk etti. Mahkeme, duruşmanın yarına ertelendiğini duyurdu. “SALONDAN ÇIKMIYORUM” ÇIKIŞI Yaşananların ardından Ekrem İmamoğlu, mahkeme heyetine tepki göstererek “Salondan çıkmıyorum” dedi. İmamoğlu’nun heyete “Salondan kaçıyorsunuz” şeklinde seslendiği öğrenildi. Duruşma sonrası yaptığı açıklamada ise “Ne yazık ki yargı heyeti yargılama yapmak istemiyor” ifadelerini kullandı. KORİDORDAKİ GÖRÜNTÜLER TARTIŞMA YARATTI Duruşmaya ara verilmesinin ardından gazeteci Ferhat Murat’ın hakim ve savcıların bulunduğu koridorda görülmesi tartışma yarattı. Avukatlar, söz konusu duruma tepki göstererek tutanak tuttu. SAĞLIK DURUMU GÜNDEM OLDU Dava kapsamında tutuklu bulunan eski Zabıta Daire Başkanı Engin Ulusoy’un sağlık durumu da duruşmada gündeme geldi. Ulusoy’un salona yürümekte zorlanarak getirildiği görüldü. CHP’li Aykut Erdoğdu, Ulusoy’un durumuna tepki göstererek, gerekli sağlık desteğinin sağlanmadığını öne sürdü. SALONA ALKIŞLARLA GİRDİ Tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun duruşma salonuna alkışlarla girdiği, izleyicilerin destek sloganları attığı belirtildi. İmamoğlu’nun bu çağrılara “Evet daha iyi olacak” yanıtını verdiği aktarıldı. Davanın yarın devam etmesi bekleniyor.

Ekrem İmamoğlu davasında savcı 9 sanık için tahliye talebinde bulundu Haber

Ekrem İmamoğlu davasında savcı 9 sanık için tahliye talebinde bulundu

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yürütülen ve kamuoyunda 'Ekrem İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü' davası olarak bilinen yargılamanın ilk aşaması, 30. oturumla devam etti. Marmara Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi bünyesindeki salonda gerçekleştirilen duruşmada, iddia makamı tutuklu bulunan sanıkların durumuna ilişkin resmi görüşünü mahkeme heyetine sundu. SAVCI DOKUZ İSİM İÇİN SERBESTLİK İSTEDİ Cumhuriyet savcısı tarafından hazırlanan mütalaada, davanın gidişatını etkileyecek önemli bir gelişme yaşandı. Dosya kapsamında tutuklu yargılanan İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) kadrosundaki veri uzmanı İsmet Korkmaz, yazılım koordinatörü Emrah Yüksel, bilgisayar mühendisi Mehmet Çağlar Kuru ve şehir planlamacısı Nuri Cem Ceylan hakkında tahliye kararı verilmesi talep edildi. Ayrıca sosyal medya danışmanlığı yapan Ulaş Yılmaz, reklam sektöründe faaliyet gösteren Yusuf Utku Şahin, koruma görevlisi Çağlar Türkmen ve Beyoğlu Belediyesi Özel Kalem Müdürü Seyhan Özcan'ın da tahliye edilmesi yönünde görüş bildirildi. ETKİN PİŞMANLIK VE DELİL DURUMU GEREKÇE GÖSTERİLDİ İddia makamının tahliye talebi oluştururken sunduğu gerekçeler arasında, sanıkların cezaevinde geçirdikleri süre ve dosyadaki mevcut kanıtların durumu ön plana çıktı. Özellikle pişmanlık hükümlerinden yararlanan iş insanı Adem Soytekin'in de bu listede yer alması dikkat çekti. Savcılık, belirtilen isimlerin tutukluluk hallerinin devam etmesinin mevcut aşamada gerekli olmadığı yönünde görüş belirtti. MAHKEME HEYETİ DEĞERLENDİRME İÇİN ARA VERDİ Savcının mütalaasını sunmasının ardından, mahkeme heyeti sanık avukatlarının ve sanıkların beyanlarını dinledi. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi, savcılık taleplerini ve savunmaları değerlendirerek ara kararını açıklamak üzere duruşmaya bir süre ara verdi. Kararın ilerleyen saatlerde mahkeme tarafından duyurulması bekleniyor.

İmamoğlu ve belediye başkanlarının yargılandığı suç örgütü davasında 29. duruşma başladı Haber

İmamoğlu ve belediye başkanlarının yargılandığı suç örgütü davasında 29. duruşma başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 29. duruşması başladı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı. Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. Duruşma, dün savunma yapan örgüt yöneticisi tutuklu sanık Adem Soytekin'in avukatlarının beyanlarının alınmasıyla sürüyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor. İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. BİRLEŞEN DOSYA Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 27. duruşması başladı Haber

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü" davasının 27. duruşması başladı

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney, eski CHP milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı. Bazı tutuksuz sanıklar ile avukatların da geldiği duruşmada, bazı CHP milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. Söz alan bir kısım sanıkların avukatları, perşembe günü yapılacak tutukluluk incelemesi için kendilerine söz hakkı verilmesini talep etti. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan, savunmalara yönelik kısıtlama getirmediğini ve dosya üzerinden karar verme yetkilerinin olduğunu söyledi. Bunun üzerine sanık Aykut Erdoğdu'nun avukatı, reddi hakim talebinde bulundu. Mahkeme, bu talebi incelemek için duruşmaya ara verdi. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar lira ve 24 milyon dolar, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor. İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. BİRLEŞEN DOSYA Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianamede bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı suç örgütü davasında 21. duruşma başladı Haber

Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı suç örgütü davasında 21. duruşma başladı

"İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü"ne ilişkin 92'si tutuklu, 5'i müşteki sanık olmak üzere 414 sanığın yargılandığı davanın 21. duruşması başladı. İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı. Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. Duruşma, reklamcı olan tutuklu sanık Esma Bayrak'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor. İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. BİRLEŞEN DOSYA Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney'in de arasında bulunduğu 7 sanık hakkında hazırlanan iddianame de bu davayla birleştirilmişti. İddianamede, tutuklu sanıklar İnan Güney, İsmail Akkaya, Seyhan Özcan ile tutuksuz sanıklar Veysel Eren Güven, Sabriye Akkaya, Mehmet Akif Bulut ve Deniz Göleli'nin "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte yardım etme" ile "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından ayrı ayrı 9 yıl 8 aydan 31 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

Ekrem İmamoğlu ve 406 sanıklı örgüt davasında duruşma devam ediyor Haber

Ekrem İmamoğlu ve 406 sanıklı örgüt davasında duruşma devam ediyor

İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda yapılan duruşmaya, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan, Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık, eski CHP Milletvekili Aykut Erdoğdu, İBB Başkanı Danışmanı ve MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, İmamoğlu'nun kayınbiraderi Cevat Kaya ve İmamoğlu'nun avukatı Mehmet Pehlivan'ın da aralarında bulunduğu bazı tutuklu sanıklar katıldı. Bir kısım tutuksuz sanıklar ile avukatların da hazır bulunduğu duruşmada, bazı CHP'li milletvekilleri ve tutuklu sanıkların yakınları izleyici olarak yer aldı. Duruşmada söz alan sanık Ekrem İmamoğlu, tutuklanmasının ardından Beyoğlu Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan İnan Güney ve bir kısım arkadaşının bu dosyaya eklendiğini söyledi. Bu sanıklarla aynı cezaevinde kaldıklarını belirten İmamoğlu, "Duruşmaya ne zaman katılacağı konusunda bir bilgi sahibi olmadığını dün gece bana ifade etti. Aynı şekilde bir eylem eklenecek mi ya da olan bir eyleme mi dahil olacak? Bu hususlarda da bilgi sahibi değil. Bunların hepsi doğal olarak beni ilgilendirdiği için de bunu burada ifade ediyorum." şeklinde beyanda bulundu. İmamoğlu, bazı sanıkların 11 aydır tutuklu olduğunu, bugün 2 sanığın savunmasının bitebileceğini, dinlenen sanıklar hakkında karar çıkmasında bir engel olmadığını düşündüğünü belirtti. Geçen hafta savcının kendisine "Haddinizi aşarsanız, haddinizi bildiririz." dediğini anımsatan ve mahkemenin savcının söylemi karşısında nasıl hareket edeceğini soran sanık İmamoğlu, "Çünkü tavrınız ve alacağınız kararlar benim kişisel hak ve hürriyetim açısından önemlidir. 'Hayır, biz bir tedbir almıyoruz, kişisel tedbirini al.' derseniz ben kişisel tedbirimi de almak için elimden gelen gayreti göstereceğim." dedi. Mahkeme Başkanı Selçuk Aylan'ın, bu konuya ilişkin bir tedbirlerinin olmadığını söylemesi üzerine İmamoğlu, "O tehdide karşılık da gerekeni yapacağımdan hiç kuşkunuz olmasın." diye cevap verdi. Duruşma, İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanlığını yapan tutuklu sanık Necati Özkan'ın savunmasının alınmasıyla devam ediyor. İDDİANAMEDEN İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, Mülkiye Teftiş Kurulu Başkanlığı "ihbar eden" sıfatıyla, Hazine ve Maliye, İçişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Tarım ve Orman bakanlıkları ile İstanbul Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Şişli Belediye Başkanlığı "suçtan zarar gören" sıfatıyla yer alıyor. Ayrıca iddianamede, 16 kişi "müşteki", 89'u tutuklu, 7'si firari, 5'i "müşteki sanık" olmak üzere toplam 407 kişi "sanık" olarak bulunuyor. Suç örgütünün kurulduğu 2014'ten bugüne kadarki faaliyetleri anlatılan iddianamede, "İddianameye konu 143 eyleme ilişkin elde olunan menfaatle sebep olunan kamu zararının, suç tarihleri itibarıyla (güncel değeri hariç) toplamda menkul olarak yaklaşık 160 milyar Türk lirası ve 24 milyon ABD doları, gayrimenkul olarak ise İstanbul ile ülke genelinde 95 taşınmazdan ibaret (örgüt elebaşı ve yöneticilerinin suç gelirlerinden elde ettikleri mal varlıkları hariç) olduğu"na ilişkin değerlendirme yapılıyor. İddianamede yer alan örgüt şemasında, tutuklu sanık Ekrem İmamoğlu'nun "örgüt elebaşı", tutuklu sanıklar Murat Ongun, Fatih Keleş ile Adem Soytekin ve tutuksuz sanık Ertan Yıldız, başka suçtan tutuklu Hüseyin Gün ile firari sanık Murat Gülibrahimoğlu'nun da "örgüt yöneticisi" olduğu belirtiliyor. Şemada 10 örgüt üyesinin Ekrem İmamoğlu'na doğrudan bağlı olduğu aktarılarak, örgüt üyelerinden 77'sinin Fatih Keleş'e, 35'inin Murat Ongun'a, 8'inin Ertan Yıldız'a, 7'sinin Hüseyin Gün'e, 6'sının Murat Gülibrahimoğlu'na ve 6'sının da Adem Soytekin'e bağlı olduğu gösteriliyor. İddianamede, Ekrem İmamoğlu'nun "suç işleme amacıyla örgüt kurmak", "kişisel verilerin kaydedilmesi", "kişisel verileri ele geçirme ve yayma", "suç delillerini gizleme", "haberleşmenin engellenmesi", "kamu malına zarar verme", "rüşvet", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "irtikap", "kamu kurum ve kuruluşları zararına dolandırıcılık", "suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama", "ihaleye fesat karıştırma", "çevrenin kasten kirletilmesi", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet" ve "Maden Kanunu'na muhalefet" suçlarından toplam 849 yıldan 2 bin 430 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. İddianamede, Keleş'in 48 kez "rüşvet", "rüşvet alma", "rüşvet verme", 55 kez "ihaleye fesat karıştırma", 39 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", 8 kez "suç gelirlerini aklama", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma", "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet", "irtikap", "suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" ile "haberleşmenin engellenmesi" suçlarından 556 yıl 8 aydan 1542 yıl 8 aya kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor. Ongun'un "rüşvet", 53 kez "ihaleye fesat karıştırma", 33 kez "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ile "suç gelirlerini aklama" suçlarından 287 yıl 6 aydan 779 yıl 6 aya kadar hapis cezasına çarptırılması istenen iddianamede, Yıldız'ın "rüşvet", "ihaleye fesat karıştırma", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık" suçlarından 86 yıldan 251 yıla kadar hapsi öngörülüyor. İddianamede, Soytekin'in "rüşvet", "zincirleme şekilde rüşvet", "irtikap" ve "suç gelirlerini aklama" suçlarından 67 yıldan 194 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edilirken, Gülibrahimoğlu'nun "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç gelirlerini aklama", "evrakta sahtecilik", "Maden Kanunu'na muhalefet", "Orman Kanunu'na muhalefet", "çevre kirliliğine neden olma" ve "Vergi Usul Kanunu'na muhalefet" suçlarından 19 yıl 6 aydan 51 yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyor. Gün'ün "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme" suçlarından 20 yıldan 40 yıla kadar hapsi talep edilen iddianamede, örgüt yöneticisi konumundaki bu sanıkların, örgütün kendilerine bağlı yapılanmalarının faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılmalarına karar verilmesi gerektiği belirtiliyor. İddianamede, yakalandıktan sonra örgütün yapısı ve faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarla ilgili bilgi veren örgüt yöneticisi sanıklardan Adem Soytekin, Hüseyin Gün ve Ertan Yıldız hakkında "etkin pişmanlık" hükümlerinin uygulanması isteniyor. Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan hakkında 5 kez "rüşvet alma", 2 kez "irtikap", "kişisel verilerin hukuka aykırı kaydedilmesi", "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplamda 35 yıldan 91 yıla kadar hapis cezası istemine yer verilen iddianamede, tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın ise 7 kez "rüşvet alma" ve "suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma" suçlarından toplam 30 yıldan 88 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.