Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında
Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında
Siyasal casusluk suçlamasıyla 20 yıla kadar hapsi istenen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hakim huzuruna çıktı. İddianameyi asrın iftirası olarak niteleyen İmamoğlu'nun savunmasındaki kritik başlıklar ve suçlamalara verdiği yanıtlar dikkat çekti. Peki duruşmada neler yaşandı?
Haber Giriş Tarihi: 11.05.2026 18:42
Haber Güncellenme Tarihi: 11.05.2026 18:43
Kaynak:
İHA
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamından el çektirilerek tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile birlikte stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve yatırımcı Hüseyin Gün'ün yargılandığı davanın ilk celsesi görüldü. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun tam karşısında yer alan duruşma salonunda icra edilen oturumda, sanık kürsüsüne çıkan İmamoğlu kapsamlı bir savunma gerçekleştirdi. Hakkındaki iddiaları reddeden siyasetçi, mevcut yargılama sürecini tarihi bir demokrasi sınavı olarak nitelendirdi.
İMAMOĞLU'NDAN SERT SAVUNMA: "ÇOK GURURLUYUM"
Savunmasına davanın hukuki niteliğini eleştirerek başlayan İmamoğlu, maruz kaldığı süreci şu sözlerle aktardı: "Çok gururluyum. Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir."
"ASRIN İFTİRASI" NİTELEYEREK SAVUNMA YAPMAYACAĞINI BELİRTTİ
İddianamede yer alan suçlamaların hiçbir maddi dayanağının bulunmadığını öne süren İmamoğlu, hukuk sisteminin işleyişine dair ağır eleştirilerde bulundu. Kendisine yöneltilen casusluk ithamını reddeden siyasetçi, "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.
CASUSLUK SUÇLAMASINA KARŞI MİT BAŞKANI'NA ÇAĞRI
Siyasi bir kurgu içinde olduklarını savunan İmamoğlu, beraber yargılandığı isimlerin de bu operasyona dahil edildiğini iddia etti. Dosyadaki boşluklara dikkat çeken sanık, "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye? Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" dedi.
DEVLET SIRRI TARTIŞMASI VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ AYRINTILAR
Savcılığın casusluk suçlamasını teknik bir veriye dayandırmadığını vurgulayan İmamoğlu, devlet sırrı kavramının altının boşaltıldığını söyledi. Bilirkişi raporuna atıfta bulunarak verilerin eski sızıntılar olduğunu belirten İmamoğlu'nun savunması şu şekilde devam etti: "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır."
MAHKEME BAŞKANININ HÜSEYİN GÜN SORUSUNA YANIT
Duruşma esnasında mahkeme başkanı, iddianamede yer alan veri analizi ve Necati Özkan aracılığıyla sağlanan tavsiyelerle ilgili İmamoğlu'na soru yöneltti. İmamoğlu, Hüseyin Gün'ü tanımadığını belirterek, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Siyasal casusluk davası başladı: Ekrem İmamoğlu, Merdan Yanardağ, Necati Özkan ve Hüseyin Gün hakim karşısında
Siyasal casusluk suçlamasıyla 20 yıla kadar hapsi istenen tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nda hakim huzuruna çıktı. İddianameyi asrın iftirası olarak niteleyen İmamoğlu'nun savunmasındaki kritik başlıklar ve suçlamalara verdiği yanıtlar dikkat çekti. Peki duruşmada neler yaşandı?
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı makamından el çektirilerek tutuklanan Ekrem İmamoğlu ile birlikte stratejist Necati Özkan, gazeteci Merdan Yanardağ ve yatırımcı Hüseyin Gün'ün yargılandığı davanın ilk celsesi görüldü. İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri'deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'nun tam karşısında yer alan duruşma salonunda icra edilen oturumda, sanık kürsüsüne çıkan İmamoğlu kapsamlı bir savunma gerçekleştirdi. Hakkındaki iddiaları reddeden siyasetçi, mevcut yargılama sürecini tarihi bir demokrasi sınavı olarak nitelendirdi.
İMAMOĞLU'NDAN SERT SAVUNMA: "ÇOK GURURLUYUM"
Savunmasına davanın hukuki niteliğini eleştirerek başlayan İmamoğlu, maruz kaldığı süreci şu sözlerle aktardı: "Çok gururluyum. Deli kuyuya bir taş atmış ve istiyorlar ki birileri de o taşı çıkarsın. Malum, burada biz birkaç davada daha yargılanıyoruz. Birkaç salon yanda başka bir davada daha yargılanıyoruz. O davadaki arkadaşlarımdan birisi de Necati Bey. Biz orada da bunun bir benzerini yaşıyoruz. Çok rahatım, çok gururluyum. Burada verdiğim mücadeleden dolayı gururluyum. Onur duyuyorum. Türkiye tarihinin demokrasi ve adalet adına en büyük muhalefet mücadelesi bugün Silivri'de verilmektedir."
"ASRIN İFTİRASI" NİTELEYEREK SAVUNMA YAPMAYACAĞINI BELİRTTİ
İddianamede yer alan suçlamaların hiçbir maddi dayanağının bulunmadığını öne süren İmamoğlu, hukuk sisteminin işleyişine dair ağır eleştirilerde bulundu. Kendisine yöneltilen casusluk ithamını reddeden siyasetçi, "Suç yok, delil yok, buna rağmen deniyor ki masumiyetini ispat et. Böyle bir şey olabilir mi? Asrın iftirası casusluk. Asrın iftirası İBB davası. Bu iddianame nedir biliyor musunuz? Tam bir hukuk cinayetidir. İstanbul'da seçimi kazanmak, başta İstanbul olmak üzere ülkemiz siyasetinde söz sahibi olmak suç mudur? Casusluk. Gerçekten absürtlükte sınır tanımayan, utanç verici bu rezilliğe, bu suçlamaya karşı savunma yapmayacağım. Yargı eliyle her türlü baskıyı, hukuksuzluğu, düşman hukukunu yaşadım, yaşıyorum. Casusluktan Ekrem İmamoğlu'nu tutuklamak hukukla, akılla, vicdanla açıklanabilecek bir şey değil. Ekrem İmamoğlu'ndan, Necati Özkan'dan, Merdan Yanardağ'dan casus ve vatan haini çıkarmaya çalışıyorlar" ifadelerini kullandı.
CASUSLUK SUÇLAMASINA KARŞI MİT BAŞKANI'NA ÇAĞRI
Siyasi bir kurgu içinde olduklarını savunan İmamoğlu, beraber yargılandığı isimlerin de bu operasyona dahil edildiğini iddia etti. Dosyadaki boşluklara dikkat çeken sanık, "Siyaset biliminde hem Türkiye'de hem dünyada yer edinmiş Necati Özkan'ı ve herkesin saygı duyduğu gazeteci yazar Merdan Yanardağ'ı da bir kurgunun içine katarak vitrin bir dosya üretmek niye? Ekrem İmamoğlu zaten imha edilecek. Necati Özkan'ın tutsaklığını uzatalım. Merdan Yanardağ'ın da kanalına çökelim ve susturalım. Benim basınla alakalı ilişkilerimi yöneten kişi, Merdan Yanardağ. Böyle bir şey olamaz yani. Burada bize casus ve vatan haini suçlaması yapan bir avuç muhteris ile karşı karşıyayız. Bunu yapan akla söylyorum en tepeden içinde olan her birine, o buraya yazdıkları casusluk ve vatan hainliğini aynen iade ediyorum. İlerleyen yıllarda haklı çıkarsam şaşırmayın. Güya birkaç dakikalık bir ziyaret ve sonrasında beyefendinin anlattığına göre 3-5 çalışmanın raporu, WhatsApp'tan gönderilmiş rapor seçim sonucunun sahibiymiş gibi ve bir casusluk faaliyetiymiş gibi anlatılıyor ya" dedi.
DEVLET SIRRI TARTIŞMASI VE BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİ AYRINTILAR
Savcılığın casusluk suçlamasını teknik bir veriye dayandırmadığını vurgulayan İmamoğlu, devlet sırrı kavramının altının boşaltıldığını söyledi. Bilirkişi raporuna atıfta bulunarak verilerin eski sızıntılar olduğunu belirten İmamoğlu'nun savunması şu şekilde devam etti: "Ekrem İmamoğlu'na vatan haini, casus yaftası yapıştırmaya çalışıyorlar. Neden? Çünkü bazıları için hukuk artık adaletin değil makamın, terfinin ve kişisel kariyer hesabının aracı haline gelmiştir. Güya tanımadığım kişi gelmiş, işte 11 Haziran'dan 23 Haziran'a seçimi kazandırmış. Kendi de diyor 'böyle bir şey olur mu?' diyor zaten. Vatan haini sözünü, casusluk sözünü yazanlara bu sözleri iade ediyorum. Alnına yapıştırıyorum. ‘Devlet sırları kullanarak seçmen iradesi yönlendirildi' diyorlar. Hangi devlet sırrı? Nerede elde edilmiş? Yok. Hangi yöntemle alınmış? Yok. Hangi tarihte gerçekleşmiş? Yok. Hangi yabancı devlet lehine kullanılmış? O da yok. Ortada tek bir somut cevap, delil, beyan hiçbir şey yok. Bilirkişi raporu zaten bütün gerçekleri ortaya koymuş. Söz konusu anlamsız e-postaların, benim görevimden çok önce, 2009 yılına kadar uzanan veri ihlallerinden kaynaklanan eski sızıntılar olduğu ifade edilmektedir. Yani bu dosyada ortaya atılan teknik iddiaların tamamının mesnetsiz olduğu, kasıtlı yorumlarla oluşturulduğu ve gerçeği yansıtmadığı bizzat bilirkişi incelemesiyle ortaya konmuştur. Yahu savcılık ne anlar casusluktan? Bu ülkede devlet sırrı paramparça edilmişse, savcılık bu kadar şey yazmışsa, Ekrem İmamoğlu'nun ismi bu kadar zirveye çıkartılmış, casus, ajan diye yazılmışsa, MİT Başkanı size sesleniyorum niye konuşmuyorsunuz? Siyasal casusluk gibi son derece ağır ve teknik bir suçlamanın bu derece delilsiz ve kurguya dayalı bir metinle ortaya konulabilmesi gerçekten mümkün değildir. Çünkü bir bilginin devlet sırrı niteliği taşıyıp taşımadığının değerlendirilmesi teknik uzmanlık, kurumsal değerlendirme ve somut veri gerektirir. Ama ne yapmış savcılık? Hiçbir uzman kuruma başvurmadan, hiçbir somut tespit ortaya koymadan birtakım bilgilerin 2019 yılında devlet sırrı olduğu sonucuna kendi siyasi, kasıtlı, menfaat odaklı yorumuyla ulaşmıştır."
MAHKEME BAŞKANININ HÜSEYİN GÜN SORUSUNA YANIT
Duruşma esnasında mahkeme başkanı, iddianamede yer alan veri analizi ve Necati Özkan aracılığıyla sağlanan tavsiyelerle ilgili İmamoğlu'na soru yöneltti. İmamoğlu, Hüseyin Gün'ü tanımadığını belirterek, "Benim Necati Bey'le olan ilişkim, yaklaşık 13 sene oldu. Biz, birlikte 4 seçim kazandık. Cumhurbaşkanlığı kampanyasında da beraber çalışıyorduk. Hüseyin Gün'ü ilk defa burada hücrede yatarken tutuklandığı itirafçılıkla benim hakkımda konuşturulduğunda duydum. Öyle bir diyaloğumuz olmadı" yanıtını verdi. Avukat savunmalarının ardından mahkeme heyeti duruşmayı yarına erteledi.
Kaynak: İHA