#hayvancılık

İLKHABER-Gazetesi - hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Kırsalda hayvancılıkla uğraşan kadın besicinin zorlu mesaisi Haber

Kırsalda hayvancılıkla uğraşan kadın besicinin zorlu mesaisi

Adana'nın Feke ilçesinde kadın besici, 1600 rakımda zorlu kış şartlarına rağmen hayvancılık yaparak aile bütçesine katkı sağlıyor. Kış şartlarının en sert yaşandığı mahallelerden biri olan Feke ilçesine bağlı Mansurlu'da yaşayan Hatice Atlı, 300 küçükbaş sürüsüne evladı gibi bakıyor. Bir taraftan 2 çocuğuna bakan diğer taraftan kocasıyla hayvanları besleyip sağan Atlı, kışın karlı ve soğuk olmasına rağmen mesaisini sürdürüyor. Kendi evinden önce hayvanlarını düşündüğünü belirten Atlı, keçilerin kış şartlarından etkilenmemesi için 3 katlı bir ahır yaptıklarını kaydetti. Kuzulama döneminde yoğun ve zorlu bir mesai yaptıklarını anlatan Atlı, buna rağmen işini sevdiğini dile getirdi. "GENÇLER KÖYDE KALSA ASGARİ ÜCRETİN 3-4 KATINI RAHATLIKLA KAZANIR" Eşi ile birlikte sürülerin peşinde zorlu mücadele veren Hatice Atlı, "Kışın çok zor ve çetin şartlarda çalışıyoruz. Yazın yayla, kışın kar. Köyde hayat zor ama bereketli. Gençler köyde kalsa asgari ücretin 3-4 katını rahatlıkla kazanırlar. Kendi işlerinin patronu olurlar. Hayvancılık gelişsin, gençler köylerine geri dönsün istiyoruz" dedi. Hayvanlarının konforunu kendi rahatlarının önünde tuttuklarını belirten Atlı, "Önceliğimiz hayvanlarımızın rahatı. Kendi yiyeceğimizden önce onların kışın iyi beslenmesini sağlıyoruz. Kurt tehlikesi olmasa kışın da sürüyü dağa çıkarırız. Ahırımız 3 katlı ve her katında keçilerimiz var. Bu yörenin keçilerinin eti, sütü ve gübresi çok kıymetli" diye konuştu. Bölgede keçi sütüne yoğun talep olduğunu da vurgulayan Atlı, ürettikleri süte talebin de çok olduğunu sözlerine ekledi.

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor Haber

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde ahır ve ağılları ziyaret ederek hayvancılığın mevcut durumunu yerinde inceledi. Ziyaret sırasında köyde yılın ilk kuzu doğumuna tanıklık eden Gürer, mevsimsel hareketliliğe rağmen besicilerin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin destek beklediğini vurguladı. CULUK KÖYÜ’NDE BESİCİLİK BİTME NOKTASINDA Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci şu şekilde anlattı: “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. Bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı. Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor.” CULUK KÖYÜ’NDE HAYVANCILIK ALARM VERİYOR Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. GÜRER, “HAYVANCILIK ÇOK ZOR ŞARTLARDA SÜRDÜRÜLÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu belirterek, “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek. Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor Haber

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörde yaşanan sorunları yerinde inceledi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç’un da eşlik ettiği ziyarette Gürer, artan girdi maliyetleri, ithalat politikaları ve hayvancılığın sürdürülebilirliği konusunda üreticilerin yaşadığı sıkıntıları dinledi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL, YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını belirterek şunları söyledi: “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda. 2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor” şeklinde konuştu. ZÜLFÜ ÜNAL, “HAYVANCILIK MALİYETLERİ ÜRETİMİ SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GETİRDİ” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum” dedi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız” dedi. Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor” ifade etti. “TÜRKİYE’DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI HIZLA AZALIYOR” Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer şunları söyledi: 1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor. 2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız.”

Adana Feke’de üreticilerin kurt isyanı: “Gündüz bile sürülere saldırıyorlar, hayvancılığı bırakma noktasına geldik” Haber

Adana Feke’de üreticilerin kurt isyanı: “Gündüz bile sürülere saldırıyorlar, hayvancılığı bırakma noktasına geldik”

Adana'nın Feke ilçesinde hayvancılıkla geçimini sağlayan üreticiler, son yıllarda artan kurt saldırıları nedeniyle büyük kayıplar yaşıyor. 1600 rakımda, eksi 30 dereceyi bulan zorlu kış şartlarında ayakta kalmaya çalışan üreticiler, kurtların sürülere gündüz saatlerinde dahi saldırdığını belirterek yetkililerden çözüm bekliyor. Adana'nın Feke ilçesine bağlı Mansurlu Mahallesi'nde hayvancılıkla uğraşan üreticiler, kurt saldırılarının her geçen yıl arttığını ifade etti. Özellikle son 10 yılda kurtların sürüler halinde dolaştığını ve hayvan kayıplarının ciddi boyutlara ulaştığını belirten üreticiler, kurtların insanlardan korkmadığını, havaya ateş açılmasına rağmen kaçmadığını dile getirdi. "HAYVANCILIĞI BIRAKMA NOKTASINA GELDİK" Üreticilerden Onur Atlı, bölgede hayvancılık yapmanın her geçen yıl daha da zorlaştığını belirterek, "Burası yaklaşık 1400–1600 rakımda. 300 başa yakın küçükbaş, 30 civarında büyükbaş hayvanımız var. Gündüz eksi 3, gece eksi 30 dereceyi bulan şartlarda hayvancılık yapıyoruz. Son 10 yıldır kurtlarla mücadelemiz ciddi şekilde arttı. Eskiden sadece geceleri dağda kalan hayvanlarımızı alırlardı, geçen yıl 78 hayvanımız telef oldu. Bu yıl gündüz vakti sürülere saldırıyorlar. Şu ana kadar 20 hayvanımızı kaybettik. Yıllar içinde onlarca hayvanımız telef oldu, artık hayvancılığı bırakma noktasına geldik" dedi. "ADANA'NIN KÖYÜ AMA ERZURUM DEĞİL" Mansurlu mevkiinde hayvancılıkla uğraşan bir diğer üretici Kadir Atlı da kurt saldırılarına artık gündüzde karşılaştıklarını ifade ederek, "Bizim işimiz gücümüz hayvanlarla. Burası Adana'nın bir köyü ama kış şartları Erzurum'u aratmıyor. Ulaşım son iki yıldır iyi, belediyemiz sağ olsun çalışıyor. Ancak bizi bitiren tek sorun kurtlar. Köpeklerimiz olmasına rağmen, hayvanları güderken gözümüzün önünden alıp gidiyorlar. Geçen yıl 80 hayvanımız telef oldu. Bu yıl komşumuzun kurbanlık hayvanını ölü halde bulduk. Adamın 50 bin lirası boşa gitti. Öldürmek ceza. Ne insandan kaçıyorlar ne de havaya sıkınca kaçıyorlar" dedi. ÜRETİCİLER YETKİLİLERDEN ÇÖZÜM BEKLİYOR Son yıllarda kurtların bölgede daha sık görülmeye başladığını vurgulayan üreticiler, kurtların insanlardan kaçmadığını ve mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle müdahale edemediklerini belirterek yetkililerden kalıcı ve etkili bir çözüm talep etti.

Gürer: Küçük aile tipi işletmeler üretimden çekiliyor Haber

Gürer: Küçük aile tipi işletmeler üretimden çekiliyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılık sektöründe yaşanan krizin her geçen gün derinleştiğini söyledi. Gürer, özellikle küçük aile tipi işletmelerin hızla üretimden çekildiğini ve mevcut destekleme modelinin üreticiyi ayakta tutmak yerine daha da zorladığını vurguladı. Yem fiyatlarındaki artış, çiğ süt desteklerindeki düşüş, TARSİM poliçesi zorunluluğu ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan kayıpların sektörü olumsuz etkilediğini belirten Gürer, “Besiciler yem maliyetlerinin yükselmesinden şikâyetçi. Küçük aile tipi işletmeler ise bir litre süt satıp bir buçuk kilo yem alamadıkları için hayvanlarını satmak zorunda kalıyor. Bu durum üretimin sürdürülebilirliğini ortadan kaldırıyor” dedi. “Hayvancılıkta destekleme modeli üreticiyi zorluyor” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Zaten zor durumda olan üreticiler, destek alabilmek uğruna sigorta poliçesi yaptırmaya mecbur bırakılıyor. Geçmiş yıllarda litre başına 1 TL’ye kadar çıkan süt desteklemesi, 2025 yılında uygulamaya giren yeni modelle 20 kuruşa kadar düşüyor. Bu durum üreticiyi birliklere, kooperatiflere ve devlete karşı kırgın hâle getiriyor. Aidatını sorguluyor, hatta istifa ediyor. Doğal afetler, grev, terör, kargaşa gibi geniş kapsamlı konular poliçe kapsamında ama üreticiyi doğrudan etkileyen şap hastalığı kapsam dışı. Bu nasıl bir mantıktır. Attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmiyor. Üretici bu yüzden destekten kaçıyor” diye ifade etti. “Küçük aile tipi işletmeler çökerse süt krizi büyür” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üreticinin üzerinde adeta Deli Dumrul’un köprüsünden geçenden beş, geçmeyenden on akçe alan sistemin bir benzeri kurulmuş. Bu zorunluluk olmaz. Sigorta yaptırmak isteyen üreticiye ek destek verilerek teşvik edilir; destek almak için mecbur bırakılmaz. Hayvancılık zor bir iştir, 24 saat emek ister. Çiftçi destek beklerken köstek olan bir siyasi iktidar ile karşı karşıyadır. Bu durum üreticinin hayvancılığı sürdürme arzusunu kırmaktadır. Bugün süt tozu ithal eden bir ülkeyiz. Küçük aile tipi işletmeler çökerse bu tablo daha da ağırlaşır. Küçük aile tipi işletmeler hem üretimin devamı hem de kırsalın yaşaması için şarttır. Bu işletmeler aracılık sistemiyle baskılanmakta, ürününü düşük fiyattan satmak zorunda kalmaktadır. Raf fiyatları ise katlanarak artıyor. Üretimin sürdürülebilmesi doğru, adil ve üreticiyi koruyan politikaların hayata geçirilmesinden geçmektedir” ifadelerini kullandı.

e-Devlet’ten yaptığı başvuru Adanalı teknisyeni süt çiftliği sahibi yaptı Haber

e-Devlet’ten yaptığı başvuru Adanalı teknisyeni süt çiftliği sahibi yaptı

Adana’nın Yumurtalık ilçesinde yaşayan veteriner sağlık teknisyeni Davut Budamlı, e-Devlet Kapısı üzerinden başvurduğu Tarım ve Orman Bakanlığı’nın “Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi” kapsamında aldığı hibe desteğiyle hayalini gerçeğe dönüştürdü. Özel sektörde 13 yıl çalıştıktan sonra kendi süt çiftliğini kuran Budamlı, 250 bin liralık destekle başladığı üretimde bugün ayda ortalama 6 ton süt elde ediyor. 34 yaşındaki Budamlı, Konya’daki Celaleddin Karatay Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi mezunu. Mezuniyetinin ardından 13 yıl boyunca özel sektörde veteriner sağlık teknisyeni olarak çalışan Budamlı, kendi işini kurma hayalini Tarım ve Orman Bakanlığının “Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi” ile gerçekleştirdi. 2023 yılında sosyal medyada projeye dair paylaşımı gördüğünü söyleyen Budamlı, e-Devlet üzerinden yaptığı başvuru sonucunda 250 bin liralık hibe almaya hak kazandı. Destekle 4 gebe düve satın alarak memleketi Yumurtalık ilçesi Deveciuşağı Mahallesi’ndeki arazisine küçük bir çiftlik kurdu. Kısa sürede hayvan sayısını artıran Budamlı, 2 yıl içinde büyükbaş sayısını 30’a çıkardı. Hayvanlarının 15’ini kesime gönderen Budamlı, kalan sağmal inekleriyle ayda yaklaşık 6 ton süt üretimi gerçekleştiriyor. “Hiç umudum yoktu, ama denedim” Projeye kabul edileceğine inanmadığını belirten Budamlı, “Hiç umudum yoktu, ‘çıkmaz’ diyordum ama yine de e-Devlet’ten başvurdum. Aradan beş ay geçti, unutmuştum. İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nden aradılar ve hak kazandığımı söylediler. 2023 Temmuz’da üretime başladık,” dedi. “Hedefim hayvan sayısını 150’ye çıkarmak” Budamlı, mevcut 15 sağmal ineğin yanı sıra yeni ahır inşa ederek üretimi büyütmeyi planlıyor: “1500 metrekarelik alanımız daha var. 2026’ya kadar hem et hem süt üretimi yaparak hayvan sayımızı 150’ye çıkarmak istiyoruz.” “Hayalimdi, şimdi kendi ahırımdayım” Kendi çiftliğini kurmanın mutluluğunu yaşayan Budamlı, “Yıllarca başkalarının ahırında çalıştım. Hep kendi sistemimi kurmak istiyordum. Şimdi hayalim gerçekleşti. Kimisi parasını altına yatırır, ben danaya yatırıyorum,” ifadelerini kullandı.

Gürer: Hayvancılıkta çiftçi, besici ve üretici zarar ediyor Haber

Gürer: Hayvancılıkta çiftçi, besici ve üretici zarar ediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu üyesi Ömer Fethi Gürer, Eskişehir’in Sakintepe Mahallesi’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörün geldiği noktayı yerinde dinledi. Görüşmede üreticiler yüksek girdi maliyetleri, düşen gelirler ve artan ithalatın yarattığı tahribatı anlattı; Gürer ise hem sorunları özetledi hem de bu tabloya dikkat çekti. Gürer de ülke genelinde 16,8 milyon büyükbaş hayvan bulunduğunu, yerli ırk sayısının 1 milyonun altına gerilediğini ve 2010’dan bu yana yapılan ithalatın sorunu çözmediğini belirterek, “Çiftçi, besici, üretici zarar ediyor; raflardaki fiyatlar ise yükseliyor” dedi. Özmen, “Hayvancılığı bırakma noktasına geldik” Sakintepe’den üretici Ali Özmen, yıllardır süren aile mesleğinin artık sürdürülemez hale geldiğini belirterek şunları söyledi: “Önceden 20 tane büyükbaş kurbanlığım olurdu fakat zarar etmeye başladığım için bu sene sadece 2 tane kurbanlığım var. Gördüğünüz gibi yem fiyatlarına her gün zam geliyor. Geçen sene samanı 2 liraya alıyorduk, sonra 4 liraya çıktı. Önce 150 liraydı, şimdi 250 lira oldu. Girdilerimiz en az %100 arttı ama hayvan kesim fiyatı aynı kaldı. Yani çalışırken kazanamıyoruz. Bu yüzden üretimi küçülttüm. Böyle giderse hayvancılığı bırakacağım. Ben babamdan devraldım, yıllardır bu işi yapıyoruz. Mesleğim bu ama artık sevdiğim bir işi yapamaz hâle geldim. 50 kiloluk süt yemi 800 lira civarında. Her hafta zam geliyor. Yem bayisi hemen karşımızda, her hafta fiyat artıyor. Buradaki zamlar samana, yoncaya, silaja da yansıdı. Her şeyin fiyatı arttı. Hayvancılığı sürdürecek halimiz kalmadı. Böyle giderse bırakacağız. Göz göre göre batmak istemiyorum. Babamdan kalan malı da böyle giderse bitireceğim. Her sene daha kötüye gidiyoruz, nereye kadar gideceğini bilmiyorum. Geçen sene kurbana 20 büyükbaş, 50 küçükbaş hayvanla girdim. Bu sene sadece birkaç tane hayvanım kaldı. Onları da sevdiğim için tutuyorum. Para kazanamayacağımı bile bile uğraşıyorum. Yem desteği zaten yok. Bile bile zarar etmenin anlamı kalmadı”. Gürer, “Hayvancılıkta çiftçi, besici, üretici zarar ediyor” CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde 16 milyon 800 bin büyükbaş hayvan var. Yerli ırkımız ise 1 milyonun altına düştü. Hayvancılıkta sorunlar katlanarak artıyor. İthalat yapıyoruz ama yine de sorun bitmiyor. Artık ahırda ve ağılda hayvan varlığı azalıyor. Çiftçi zarar ediyor, besici zarar ediyor, üretici zarar ediyor. Tarımdaki bu sorunlar büyüdükçe raftaki ürünün fiyatı da artıyor. Nasıl olacak bu iş? Ahır giderleri artıyor; veteriner, aşı, işçilik, yem maliyetleri katlanıyor. Ama hayvanı satarken para kazanamıyoruz. Vatandaş eti pahalıya alıyor, o da dertli. Demek ki birileri bu işten kazanıyor. Türkiye sürekli ithalat yapıyor, nereye gidiyor bu hayvanlar? 2010 yılında ithalat başladı, bugüne kadar 10 milyon hayvan geldi bu ülkeye. Buna rağmen hayvan açığı bitmedi. Varlığımız 16 milyon 800 bin büyükbaş görünüyor, 10 milyonu ithal geldiğine göre demek ki birileri bundan kazanç sağlıyor” şeklinde konuştu. Besici Ali Özmen, “Ankara’da birileri kazanıyor, biz burada kazanmıyoruz. Yani üretici, besici kazanmıyor ama kim kazanıyor bilmiyorum. Daha önce süt üreticiliği yapıyorduk. Şimdi besicilik yapıyorum ama seneye onu da bitireceğim. Şu anda sadece hayvan sevgimden devam ediyorum. Süt üretiminden para kazanamadık, besicilikten de kazanamıyoruz. Böyle giderse hayvanları satıp parasını bankaya koyacağım, altın alacağım. Altın hepsinden kârlı. Niye uğraşayım” dedi.

Gürer: Mera hayvancılığı yok olma noktasında, yerli üretici desteklenmeli Haber

Gürer: Mera hayvancılığı yok olma noktasında, yerli üretici desteklenmeli

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörün sorunlarını dinledi. Gürer, artan maliyetler, kuraklık ve verimsiz meralar nedeniyle üreticilerin ayakta kalmakta zorlandığını belirterekyerli üreticinin desteklenmesi, hayvan ölümlerinin önlenmesi ve kooperatifçiliğin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Gürer, “Hayvancılık kriz içinde, üretici ayakta kalmakta zorlanıyor” Ömer Fethi Gürer, “Ahır giderlerindeki artış, veteriner giderleri, işçilik, yem ve elektrik fiyatlarındaki yükseliş, kuraklığın meraları verimsiz hale getirmesi gibi nedenlerle üreticilerin ayakta kalmakta zorlandığını belirtti. Gürer, “Ülkemizde hayvancılık sorunlu. 2010 yılında başlayan ithalat çözüm getirmedi ama yerli ırk büyükbaş hayvan varlığı bir milyonun altına düştü. İthal ne hayvancılığa ne de kasapta et fiyatına olumlu yansımadı. Paramız yurt dışına gitti ama sorunlar bitmedi. Ülkemizde hayvancılıklar sorumlu. Büyükbaş hayvanda Türkiye son 10 yılda yaklaşık 10 milyon büyükbaş hayvan ithal etti. Paramız yurt dışına gitti ama sorunlar bitmedi. Ülkemizin süt inekçiliği işletmeleri %76’yı oluşturuyor. Besi sığırcılığı yapanlar %38. Küçükbaş hayvancılık ise %21. Oysa ülkemizde küçükbaş hayvan yetiştiriciliği gelişmeli” şeklinde konuştu. Et tüketiminde koyun ve keçi etine yönelmenin dışa bağımlılığı azaltacağını belirten Ömer Fethi Gürer, “koyun ve keçi yetiştirenler de mutlu değil. Ülkemizde ortalama süt ineği sayısı işletmelerde 10’la 27 arasında değişiyor. Besi hayvan 55 baştan başlıyor. Küçükbaşta ortalama 245 koyun oluyor” şeklinde konuştu. Akgümüş, “Artan maliyetler hayvancılıktan geçinmemizi engelliyor” Üretici Adem Akgümüş artan maliyetler nedeniyle hayvancılıktan para kazanamadıklarını belirterek şunları söyledi: “2-3 senedir 8 bin liraya veriyoruz tokluyu, kuzuyu. Yem olmuş 8 bin lira, saman olmuş 5 bin lira. 1996’da ben 6 nüfustum, bir inekle geçiniyordum. Şimdi nüfusum 3 kişi, 20-25 inek var, 150 koyunum var ama geçinemiyorum. Geçim sıkıntısı çekiyoruz. Mazot almış başını gidiyor. Yem fiyatları arttı. Farklı yıllarda Samanımız dışarıdan geliyor. 60-70 dekar mısır ekiyorum. Onu da elektriğe ayda 60-70 milyar ödüyorum. Elektriği yatırmadığım anda MEDAŞ geliyor, kesiyor. Meralarda ot yok. Hele 15 senedir kuraklıktan rahat yok bize. Bu sene daha çok kuraklık oldu. Buralarda ekin olurdu ama yağış olmadığından dolayı olmadı. Kışın yedireceğimizi şimdi ince ince düşünmeye başladık. Eskiden meraya 6 ay çıkıyorduk. Şu yaylalardan bir ot olurdu, koyunu yutardı. Kuraklıktan bir şey yok.” Gürer, “Türkiye’de mera hayvancılığı yok olma noktasında” Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de mera hayvancılığının yok olma noktasına geldiğine dikkat çekerek, “Ülkemizde 1940 yılında 44 milyon hektar mera alanı vardı ve mera hayvancılığı yaygındı. Şu anda mera hayvancılığı bitmek üzere. Çünkü meralarda ot kalitesi düştü ya da kuraklıktan ot yok. Son tarım sayımına göre (2001) 14 milyon hektar mera var görülüyor ama mera varlığının verimliliği düşük olunca doğal olarak besici de hasat yapılmış tarlalarda hayvanlar kalanlarla besleniyor. Bu bölgede patates de depoda kaldığı için hayvan yemi oluyor” şeklinde konuştu. Koyun Besicisi Adem Akgümüş, “Eskiden koyuna, ineğe destek veriyorlardı. Şimdi ise buzağıya ve kuzuya veriyorlar. Bunun kötü tarafı kuzu ölüyor. Benim bu koyunun 100 kuzusu öldü. O zaman tüm zarar. Buzağılar ölüyor. Desteği alamıyoruz. Aşıyı biz yapıyoruz. Veteriner giderleri de arttı. Bir buzağı doğdu mu 10 bin lira masrafı var. Hayvancılıkta artık geçim bitti” dedi. CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de çiftçi yaş ortalamasının arttığını ve 60 yaşa dayandığını söyledi. hayvancılıkla uğraşan nüfusun giderek yaşlandığına dikkat çekti. Üretici Adem Akgümüş, “Akıl erdiğimden beri de bu işleri yapıyorum. 7 yaşından beri bu işi yapıyorum. Dededen, babadan beri bu işteyim” diyerek tarım ve hayvancılığın artık gençler için cazip olmadığını dile getirdi. “Hayvan ölümleri ve hastalıklar önlenmeli” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer hayvancılıkta sorun kasapta et fiyatına yansıdığı belirterek uygun fiyatla et için buzağı ve kuzu ölümlerinin önlenmesi, hayvan hastalıklarının önlenmesi, yem fiyatları sübvanse edilmesi, ithalata değil yerli besicinin gerçekçi desteklenmesi ve kamucu bir yaklaşım ile kooperatifçiliğin geliştirilmesinin şart olduğunu belirtti.

Köse: Hayvancılıkta yerli üreticiye destek verilmezse dengeli beslenme tehlikede Haber

Köse: Hayvancılıkta yerli üreticiye destek verilmezse dengeli beslenme tehlikede

Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse 6 Ekim Dünya Gıda Günü hakkında açıklama yaptı. Açıklamada, dengeli beslenmenin temelinin hayvansal protein olduğuna dikkat çekerek yerli üreticinin desteklenmesi gerektiğini söyledi. “Hayvansal protein, dengeli beslenmenin temelidir” Adana Veteriner Hekimler Odası Başkanı Nihat Köse dengeli beslenmenin temelinde hayvansal proteinin bulunduğunu belirterek, “İnsanlar sadece bitkisel protein ile beslenemezler. Hayvansal protein almazlarsa dengeli ve yeterli beslenemezler. Vatandaşların yeterli ve dengeli beslenmek için gıdaya ulaşmak temel hakkıdır. Doğal olarak hayvan popülasyonunda bir sorun oluştu. Gelecekte yaşanacak sorunlar için bugünden tedbir alınması gerekiyor. Bu sorunu yıllarca ithalat ile çözmeye çalışıyoruz ama ithalat ile çözülmeyeceği herkes tarafından biliniyor. Yerli üreticiyi desteklemek zorundayız” ifadelerini kullandı. “Yeterli ve dengeli beslenme için hayvancılığa önem vermeliyiz” Nihat Köse, hayvancılığın sürdürülebilirliğine değinerek şunları söyledi: “Hayvancılık zor bir iş. İnsanların hayvancılık yapmayı bırakmasını önlemek için bu işten hem para kazanmasını sağlamalıyız hem de yeterli yatırım yapmalıyız. Bu sayede halkımız yeterli ve dengeli beslenebilsin. Veteriner Hekimler Odası olarak bize göre hayvancılık politikaları uzun vadeli olmalı. Dünyanın gelişmiş olarak kabul ettiği ülkelerde kişi başına et tüketimi 100 kg iken gelişmemiş ülkelerde 3-5 kg kadar düşebiliyor.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.