#hayvancılık

İLKHABER-Gazetesi - hayvancılık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, hayvancılık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Gürer: Hayvancılıkta sorunlar seyredilerek çözülmez Haber

Gürer: Hayvancılıkta sorunlar seyredilerek çözülmez

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, saha ziyaretlerinde besici ve süt inekçiliği yapan üreticilerle bir araya geldi. Gürer, üreticilerin en büyük sorununun artan ahır giderleri ve durdurulamayan yem fiyatları olduğunu belirterek, “Süt yemi vermeden süt verimini artırmak mümkün değil. Ancak yem fiyatları sürekli artarken, süt fiyatları üreticinin maliyetlerini karşılamıyor” dedi. “SÜT İNEKÇİLİĞİNDE MALİYET ARTIŞI, ÇİFTÇİYİ MAĞDUR EDİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın emek yoğun yapısına dikkat çekerek, “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Bakımından doğumuna kadar sürekli ilgi ve takip gerekir. On iki ay kapalı kalan hayvanda refahı ne kadar sağlarsanız o kadar fayda elde edilir. Süt yemi vermeden süt verimini artıramazsınız. Ülkemizde büyükbaş hayvanda mera hayvancılığı da bitmek üzere. Yem fiyatları düzenli artıyor. Süt inekçiliği yapanların en büyük derdi, yem fiyatındaki artışa gelirlerinin yetişmemesidir. İthal yem fiyatlarındaki artış, doğrudan hayvancılık yapanın canını yakarken süt inekçiliği yapanların mağduriyetini de derinleştiriyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 900 lirayı bulmuş durumda. Yoncası, samanı, silajı arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak o maliyete göre satış yapamayınca zarar, hayvancılığı geriletiyor” şeklinde konuştu. “TÜRKİYE’DE SÜT İNEKLERİ ÇOK AMA VERİM DÜŞÜK” Hayvancılığın çiftçilik ile birlikte yürütülmezse sürdürülebilirliğinin riske girdiğini belirten Ömer Fethi Gürer, “Bu işi yapan çiftçilik yapmıyorsa yem giderlerini karşılaması zorlaşmaktadır. Buğdayı, arpası, mısırı, yoncası, küspesi, samanı yanında özel besi yemindeki artış, hayvancılık yapanın içinde bulunduğu olumsuzlukla maliyet fiyatını katlıyor. Kesimhaneden 600 liradan çıkan et, rafta 1000 TL’yi aşıyor. Besleyen, kesen, satan ve markette rafta satışa sunanların fiyat üzerine eklemeleriyle dar gelirli ete erişemiyor. Hem çiftçilik yapacaksın hem hayvancılık yapacaksın, hem de kazanmadan bu işi sürdüreceksin. Çok kolay bir durum değil. Süt ineklerimizin verimliliği üreticiyi de doğrudan etkiliyor. Fransa’da 3,5 milyon süt ineği var. Türkiye’de ise 6,5 milyondan fazla süt ineği bulunmasına rağmen Fransa’nın bizden daha fazla süt üretmesi, dikkate değer bir ayrıntıya işaret ediyor. Fransa’nın hayvanından sağladığı fayda ile bizden çok süt üretmesi, hayvan refahı ile doğrudan ilgilidir. Hayvan refahı, hayvanın gerekli bakımı ile sağlanabilir” ifadelerini kullandı. “YEMİ PAHALI, SÜT FİYATI DÜŞÜK, ÇİFTÇİ GEÇİNEMİYOR” Besici Zülfü Ünal ise, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Yani çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Şimdi ben et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıp, yemi de pahalıya alıp hayvanımı kestirdiğimde yerine yenisini koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Süt fiyatlarına geldiğimizde yılbaşından sonra, ocak ayının 20’sinden itibaren süt fiyatı 22 lira oldu. Bu rakam bizi kurtarmıyor. Biz en kötü ihtimalle fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre süte iki kilo yem alamıyoruz. Yarın bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de alamayacağız. Elektriğimi, faturalarımı, giderlerimi, hayvanlarımın ilaç masrafını, veteriner ücretini ödemekte zorlanıyorum. Köyde hayvan kalmadı. Azalmayı bırakın, şu an çoğu ahır boş. Üretim yok köyümüzde. Bizim Cullaz Köyü, Haymana’nın ve Ankara’nın en büyük köyüyüz” dedi. “İTHAL HAYVANA HARCANAN PARA YERLİ ÜRETİCİYE GİTMELİ” Niğde ili Yeşilgölcük Kasabası’nda da hayvan sahipleri ile görüşen Ömer Fethi Gürer, “Yalnızca 2025 yılında 739 bin baş hayvan için yurt dışına 1 milyar 191 milyon dolar döviz ödendi. Bu tutar yerli besiciye destek olarak verilse daha doğru bir iş yapılmış olurdu. İthal hayvanda ağırlık kesimlik büyükbaşta oluyor. Süt inekçiliğinin daha çok teşvik edilmesi gerekir. Süt inekçiliği, süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılar. Hayvan refahı sağlanmadan yeterli süt verimi elde edilemez. Bu bağlamda destek ve önlemler sağlanmalıdır. Sütte verim, süt yemi ile sağlandığına göre çözümü de öncelikle bu noktada aramak gerekir. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor” diye ifade etti. “ÜRETİCİNİN ELİNE 20 LİRA GEÇMİYOR” Niğde Kızılca Köyü’nde de tablonun farklı olmadığını belirten Ömer Fethi Gürer, “Elli kiloluk süt yemi 900 lira civarında. USK çiğ süt tavsiye fiyatı 22 lira 22 kuruş. Ancak aracılar sütü topladığı için üreticinin eline geçen fiyat 20 liranın üzerine çıkmıyor. Raftaki ürünün fiyatı artıyor ama bu işi yirmi dört saat emek vererek yapanlar para kazanamıyor. Et ve süt ile et ve süt mamullerini dar gelirli sınırlı miktarda alabilirken, besicilik yapan da bu işi yapmak istemez duruma gelmiş. Türkiye’de şu anda hayvan yemini satan aynı zamanda sütü de alıyor. ‘Sütü ucuza alayım, yemi pahalı satayım’ diyor. Ne zaman Ulusal Süt Konseyi bir alım fiyatı açıklasa ertesi gün yeme zam geliyor. Bir litre süt bir buçuk kilo yem alamazsa gelir-gider dengesi bozulur” diye konuştu. “İTHALAT DEĞİL, YERLİ ÜRETİCİ İLE ÇÖZÜM SAĞLANMALI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, çözüm önerilerini sıralayarak şunları söyledi: “Bir, yem sübvanse edilecek. İki, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümleri önlenecek. Veteriner hizmetleri düzenli ve yeterli sağlanacak. Ahır giderlerini düşürecek politikalar oluşturulacak. Aşılar zamanında ve düzenli biçimde yapılacak. Hayvancılıkta bir litre süt satan üretici en az bir buçuk kilo yem alabilecek düzeye getirilecek. Eğer bu oran sağlanamazsa önümüzdeki dönemde hayvancılıkta sorunlar daha da derinleşecek. Ankara’dan Niğde’ye kadar üreticinin talebi ortak: Destekler artırılsın, ithal değil yerli üretici ile çözüm aransın. Köyler değişiyor, dertler değişmiyor. Artan yem maliyetleri, yetersiz süt fiyatları ve yükselen üretim giderleri karşısında üretici ayakta kalma mücadelesi veriyor. Hayvancılıkta sorunlar seyrederek çözülmez. Üretici açık konuşuyor, çözüm bekliyor. Aksi hâlde boşalan ahırlar ve küçülen sürüler, kırsalda üretimin daha da gerileyeceğinin habercisi olmaya devam edecek.”

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı Haber

Gürer: Bu şartlarda hayvancılığın sürdürülebilirliği kalmadı

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Yeşilgölcük kasabasında süt inekçiliği yapan üretici Bülent Özden’i ziyaret ederek hayvancılık sektörünün mevcut durumunu yerinde inceledi. Gürer, artan yem fiyatları, şap salgını nedeniyle yaşanan hayvan kayıpları ve süt fiyatlarının maliyetleri karşılamamasının üreticiyi ciddi bir çıkmaza sürüklediğini belirterek, bölgede dile getirilen sorunların yerli hayvancılığın geleceğine ilişkin kaygıları artırdığını ifade etti. “SÜT İNEKÇİLİĞİ ARTAN YEM MALİYETLERİ ALTINDA EZİLİYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, süt inekçiliğinin artan girdi maliyetleri altında ezildiğini belirterek, “Süt inekçiliği süt yemi verilerek hayvanın beslenmesini zorunlu kılıyor. Bugün süt yeminin 50 kiloluk torbası 900 liraya dayanmış durumda. 12 ay kapalı alanda sürekli besleme gerekiyor. Hayvan refahı sağlanmadan hayvan yeterli süt de vermiyor. Bu sütü alabilmek için yem almak gerekiyor. Yem maliyeti arttıkça hayvancılık daha da zorlaşıyor. Süt inekleri aynı zamanda yavrulama yapıyor ama buzağılar doğduktan sonra özellikle şap döneminde çok sayıda hayvan telef oldu. Ülkemiz hayvancılığı ciddi biçimde sorunlu ve risk altında. Bunun önüne geçmek için hayvancılık yapanlarla ilgili gerçekçi projeler geliştirilmeli. Destekler verilmeli. İthalat değil, yerli hayvancılığın gelişimine yönelik çalışmalar yapılmalı” şeklinde konuştu. Gürer, mevcut politikaların günü kurtarmaya yönelik olduğunu belirterek, “Ne et ucuzluyor, ne süt ucuzluyor, ne hayvan sayısı artıyor. Süreç doğru yönetilmezse ülkenin hayvancılığı ciddi bir çıkmaza doğru yol alıyor. 20 yıldır hayvancılık yapıyorum. Durumlar iç açıcı değil. Maliyetler yüksek, yem fiyatları yüksek. Veteriner, girdiler hepsi yüksek. Yetişemiyoruz,” diye konuştu. Hem tarım hem hayvancılık yaptıklarını ifade eden Özden, son iki yılda ciddi küçülmeye gittiklerini belirterek, “100 tane hayvanım varsa ben 70’e falan düşürdüm. Şaptan dolayı, hastalıktan dolayı telef olan hayvanlarımız da var. İlaç tedavisini bayağı yaptık ama yine de yüzde 20 zayiat verdik. Sütü azaldı. Hayvanlarda bayağı bir sıkıntı yaşadık,” dedi. Artan yem ve enerji maliyetlerinin üreticiyi borç sarmalına ittiğini dile getiren Bülent Özden, şöyle konuştu: “50 kilo yem 900 liraya yakın. Yonca, silaj… Verirsen süt alıyorsun ama bu sefer de yemciye çalışıyorsun, samancıya çalışıyorsun, yoncacıya çalışıyorsun. Elektrik şu anda 2 lira 22 kuruş oldu. Sütün litre fiyatı bize 20,5 lira olarak yansıyor.” SÜT ÜRETİCİSİ AYAKTA KALMA MÜCADELESİ VERİYOR Ulusal Süt Konseyinin açıkladığı 22 lira 22 kuruş olan süt fiyatının bölgede 20,5 lira olarak uygulandığını belirten Üretici Bülent Özden, “Biz direkt aracıya veriyoruz. Fabrikalara satamıyoruz. Burada sütçüler var, onlara veriyoruz. Soğutma tankından gelip alıyorlar. Günde iki sefer sabah akşam. Kesime de hayvan veriyoruz, besi de yapıyoruz ama al birini vur ötekine. Maliyetler yüksek. Ekmeği zordan yiyoruz. Kendimiz çoluk çocuğumuz çalışmasa, dışarıdan bir eleman tutsak bu işin içinden çıkamayız. 12 ay kapalı. Devamlı hazır yem yiyor. Maliyetler yüksek. Çoluk çocuk kendimiz bakmayalım ekmek kalmaz. Şu anda çiftçi çok zorda. Hayvancılık zorda. Bu işin sürdürülebilirliği kalmadı” ifadelerini kullandı. “ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yem maliyetleri ile süt fiyatı arasındaki dengesizliğin giderilmemesi halinde üreticinin sektörden çekilmeye devam edeceğini vurguladı. Artan girdi maliyetleri, hastalık kaynaklı kayıplar ve aracı sistemi nedeniyle düşük gelirle karşı karşıya kalan üreticiler, yerli hayvancılığın desteklenmesini ve kalıcı çözümler üretilmesini talep ediyor. Hayvan hastalıkları önlenip buzağı ölümleri azaltılması yanında yemin sübvanse edilmesi ahır giderleri azaltılması gerekiyor” dedi.

Gürer: 2025’te Hayvan ithalatına 1 milyar 191 milyon dolar ödendi Haber

Gürer: 2025’te Hayvan ithalatına 1 milyar 191 milyon dolar ödendi

Cumhuriyet Halk Partisi Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada hayvancılık sektöründeki sorunları Meclis gündemine taşıdı. Artan maliyetler, çelişkili resmi veriler ve ithalata dayalı politikalar nedeniyle yerli üretimin zayıfladığını belirten Gürer, sektörün sürdürülemez bir noktaya sürüklendiğini ifade etti. “HAYVANCILIK BİTME NOKTASINA TAŞINIYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, üreticinin artan maliyetler karşısında ayakta kalamadığını belirterek, “Ülkemizde hayvancılık her geçen gün sorunlu hâle geliyor. Yem fiyatları, ahır giderleri, veterinerlik hizmetlerindeki artışlar çoğu kişiye hayvancılığı bıraktırıyor. Ülkemizin içine düşürüldüğü durum ise bu anlamda ithalatçı bir politikayla çözüm üretme yönünde. 2025 yılında toplam 739 bin 706 baş hayvan ithalatı gerçekleşti. Bu büyükbaş hayvanlar için ödenen para 1 milyar 191 milyon lira, birim maliyeti 1.610 dolar ama ithal edilen hayvanların önemli bölümü, yüzde 92’si kesimlik yani sürdürülebilir bir hayvancılık değil, yalnızca kesim üzerinden soruna yaklaşım gösteriliyor. Et açığını gidermeye çalışıyorlar, et açığı giderilemiyor, rafta ürünün fiyatı artıyor, besici para kazanamıyor, ülkenin hayvancılığı bitme noktasına taşınıyor” şeklinde konuştu. “ÜLKE DAHA PAHALI BİR HAYVANCILIK MODELİNE SÜRÜKLENİYOR” Ömer Fethi Gürer, ithalat maliyetlerindeki artışa dikkat çekerek, “İthalat adedi ve ödenen tutar karşılaştırmasında 2018 yılında 1 milyon 460 bin baş hayvan ithalatı gerçekleşirken 2025 yılında yüzde 50 daha az hayvan ithal ettiğimiz hâlde, 1 milyar 19 milyon lira yurt dışına paramız gidiyor yani yurt dışından daha pahalıya hayvan almak durumunda kalıyoruz. 2019’da 976 dolar olan birim maliyeti 2024 yılında 1.889 dolara kadar yükseldi; ülke daha pahalı bir hayvancılık modeline doğru sürükleniyor. Bu durumda hayvan ithalatı ülkede çözüm olmuyor, sorunları artırıyor. 2024 yılı Cumhurbaşkanlığı Programı'nın "Hedefler" bölümünde hayvan varlığımız büyükbaşta 16 milyon 824 bin baş olarak ifade ediliyor.2024 yılında 16 milyon 824 bin başın üstüne 2025 yılında ithal edilen 739 bin başı eklediğinde 17 milyon 563 bin baş yapıyor. Ve şap, Kurban Bayramı kesimi, şartlı kesim dikkate alınmadan "150 bin hayvan eksildi." ifadesi yer alıyor. Âdeta aklımızla dalga geçiyorlar” ifadelerini kullandı. “YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENMİYOR” 2010 yılında başlatılan ithalat politikasını eleştiren CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “2010 yılında AKP eliyle bu ülkede hayvancılığı yok etme pahasına ithalat başlatıldı, her gelen bakan ‘Üç yılda bu işi bitireceğiz.’ dedi; bitmedi, devam ediyor. Ama sorunun kaynağı yerli üreticiyi, yerli besiciyi desteklememek. Üreten para kazanamıyor, tüketen pahalı ürün alıyor; kasabı da dertli, bakanı da dertli. Kesimhanenin kesim fiyatı danada 610 lira, kuzuda 600 lira. Bu durumda rafa gidiyor, Ankara’da bir markette bin liranın altında et yok. Yani sorun her kesimi doğrudan etkileyen bir sorun. Ülkenin destek ve teşvikleri bu işi yapacak başta gençler olmak üzere doğru alanlara kanalize edilmeli, mera hayvancılığı geliştirilmeli, on iki ay kapalı yemle beslenen ve ithal yemle bu ülkenin hayvancılığının dibine kibrit suyu dökülen süreç sonlandırılmalı ve ülkenin hayvancılık olgusu doğru yönetilmeli” dedi.

Hortum ve sağanak tarımı vurdu: Ekipler sahada hasar tespiti yapıyor Haber

Hortum ve sağanak tarımı vurdu: Ekipler sahada hasar tespiti yapıyor

Adana İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Doğu Akdeniz Bölgesi için kuvvetli yağış uyarısında bulundu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre 17 Şubat Salı günü öğle saatlerinden itibaren Adana genelinde kuvvetli ve yer yer çok kuvvetli sağanak ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor. Yetkililer, ani sel ve su baskını, yıldırım düşmesi, yerel dolu yağışı, ulaşımda aksamalar ve yağış anında kuvvetli rüzgar gibi risklere karşı vatandaşları ve üreticileri dikkatli olmaya çağırdı. Özellikle sera alanları, hayvancılık tesisleri ve ekili arazilerde su tahliye kanallarının kontrol edilmesi, taşınabilir ekipmanların güvenli alanlara alınması gerektiği vurgulandı. MERSİN’DE FIRTINA VE HORTUMUN İZLERİ SAHADA İNCELENİYOR Mersin İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri de, Akdeniz ilçesinde etkili olan aşırı yağış, fırtına ve hortumun tarım alanları üzerindeki etkilerini yerinde inceliyor. İl Müdür Erdem Karadağ, Koordinasyon Şube Müdürü Serkan Şık ve Akdeniz İlçe Müdürü Hasan Hatipoğlu ile birlikte fırtınadan etkilenen üreticileri ziyaret ederek hasar gören alanlarda incelemelerde bulundu. Ziyaretlerde üreticilere geçmiş olsun dileklerini ileten Karadağ, yaşanan mağduriyetin giderilmesi ve sürecin yakından takip edilmesi amacıyla il ve ilçe müdürlüklerinde görevli teknik personelin sahada çalışmalarını sürdürdüğünü ifade etti. Karadağ, ayrıca Şube Müdürü Serkan Şık ve Mustafa Ateş ile birlikte Tarsus ilçesinde de incelemelerde bulundu. Üreticilere değişen hava koşullarına karşı tedbirli olunması çağrısında bulundu. OSMANİYE’DE HASAR TESPİT ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR Son günlerde Osmaniye genelinde etkili olan yoğun yağışların ardından Kadirli ilçesinde de tarım arazilerinde hasar tespit çalışmaları başlatıldı. Osmaniye Vali Yardımcısı Aziz Onur Aydın, Kadirli Kaymakamı Erdinç Dolu, Kadirli İlçe Tarım ve Orman Müdürü Fatin Rüştü Özeser ve teknik personelden oluşan heyet, zarar gören alanlarda incelemelerde bulundu. Yetkililer, il genelinde İl ve İlçe Tarım ve Orman Müdürlüklerine bağlı teknik ekiplerin sahadaki incelemelerinin devam ettiğini bildirdi.

Gürer: Türkiye’de küçük hayvancılık işletmeleri ve kooperatifler yok oluyor Haber

Gürer: Türkiye’de küçük hayvancılık işletmeleri ve kooperatifler yok oluyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Türkiye’de hayvancılığın mevcut durumuna ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Gürer, TÜİK’in 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığı verilerinin sahadaki gerçeklerle ve birliklerin açıkladığı rakamlarla örtüşmediğini belirterek, açıklanan rakamların ciddi soru işaretleri taşıdığını vurguladı. TÜİK’in Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine dayandırarak açıkladığı 2025 yılı büyükbaş hayvan varlığının 17 milyon 709 bin baş olarak duyurulduğunu hatırlatan Gürer, bu rakamların muhtemelen bir yıl öncesine ait olduğunu ifade etti. 2025’te ülke genelinde etkili olan şap hastalığı nedeniyle çok sayıda hayvanın telef olduğunu aktaran Gürer, özellikle buzağı kayıplarının doğum sırasında veya doğumdan kısa süre sonra gerçekleştiğini ve farklı kaynaklara göre kaybın 400-500 bin başa ulaştığını söyledi. Buna rağmen aynı yıl içinde 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapıldığını ekledi. “TÜRKİYE’DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN VARLIĞINDA ÇELİŞKİLİ VERİLER VAR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Amerika Tarım Bakanlığı’nın öngörülerine göre Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 2026 yılında 14 milyon 300 bin başa düşeceğinin tahmin edildiğini, Türkiye Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin ise 2026 yılı için bu sayıyı 13 milyon 685 bin baş olarak açıkladığını ifade etti. Buna karşın iktidarın 2025 yılı için 17 milyon 709 bin başlık bir hayvan varlığı açıklamasının yaklaşık 4 milyon başlık ciddi bir fark yarattığını belirten Gürer, bu çelişkinin kamuoyuna açıklanması gerektiğini söyledi. Şap hastalığının yoğun yaşandığı bir dönemde hayvan varlığının artıyor gibi gösterilmesinin mümkün olmadığını dile getiren Ömer Fethi Gürer, Cumhurbaşkanlığı program kitapçığında hayvan varlığının 2025 yılı itibarıyla yaklaşık 16 milyon 800 bin baş civarında olduğunu belirtildiğini ifade etti.. Gürer, bu çelişkili veriler üzerinden yapılan planlamaların sağlıklı ve öngörülebilir olmadığını vurguladı. "SON 5 YILDA TÜRKİYE’DE 4,2 MİLYON BAŞ SIĞIR KAYBI YAŞANDI" Türkiye’nin sığır varlığına ilişkin yıllara göre verileri paylaşan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 2020 yılında 17 milyon 965 bin baş olan sığır sayısının 2021’de benzer seviyede kaldığını, 2022’de 16 milyon 851 bine, 2023’te 16 milyon 421 bine, 2024’te ise 16 milyon 824 bine gerilediğini söyledi. 2025 yılında ise sığır sayısının 13 milyon 685 bin başa düştüğünü belirten Gürer, son beş yılda toplam 4 milyon 279 bin baş sığır kaybı yaşandığını ifade etti. Bu düşüşün temel nedenleri arasında artan girdi maliyetleri ve şap hastalığı nedeniyle yaşanan hayvan ölümlerinin yer aldığını dile getiren Gürer, Bakanlığın bu konuda kamuoyuna net ve şeffaf resmi veriler sunmadığını söyledi. 2010 yılından bu yana yapılan et ve canlı hayvan ithalatının toplamda 11 milyon başa ulaştığını belirten Gürer, buna rağmen hayvancılıktaki sorunların azalmadığını, et fiyatlarının düşmediğini, hayvan hastalıkları ve buzağı ölümlerinin önüne geçilemediğini ifade etti. Gürer, neredeyse ithal edilen hayvan sayısı kadar buzağı ölümünün yaşandığını vurguladı. “SON 45 YILDA BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI 3 MİLYON AZALDI” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, hayvancılıkta gelinen noktayı bakanlık verileriyle anlatarak, “2025 yılında 735 bin baş büyükbaş hayvan ithalatı yapılmış. Yetmiyor, 2026 yılı için de 500 bin baş ithalat planlanıyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: Türkiye hayvancılıkta 1980 yılının bile gerisine düşmüştür. 1980 yılında Türkiye’de 16 milyon 925 bin baş büyükbaş hayvan vardı. Bugün bu sayı 13 milyon 685 bine düşmüş durumda. Aradan 45 yıl geçti, nüfusumuz 35-40 milyon arttı ama hayvan sayımız azaldı. Bu, son 50 yılın en çarpıcı gerilemelerinden biridir. 1980’de büyükbaş ve küçükbaş toplam hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün 71 milyona gerilemiş durumda. Hayvancılık bitme noktasına gelmiştir. Hayvanlar 12 ay boyunca ahırlarda yemle beslenmek zorunda kalıyor. Meralar etkin kullanılmıyor. Yem maliyetleri arttıkça üretici ayakta duramıyor” ifadelerini kullandı. “TÜRKİYE’NİN HAYVANCILIK İŞLETMELERİ HIZLA AZALIYOR” Hayvancılık işletmelerinde yaşanan sorunlara dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer şunları söyledi: “Veriler bize çok net bir tablo sunuyor. Son üç yılda 112 bin ahır işletmesi kapandı. 2022 yılında sığır işletme sayısı 1 milyon 150 bindi. 2025 itibarıyla bu sayı 1 milyon 37 bine düştü. Yani üç yılda 112 bin 161 işletme üretimden çekildi. Şahıs işletmeleri 1 milyon 139 binden 1 milyon 30 bine geriledi. 108 bin 694 küçük aile işletmesi artık yok. Hayvancılık kooperatifi sayısı 7 bin 519’du. Bugün 3 bin 635’e düştü. 3 bin 684 kooperatif ya işlevsiz hale geldi ya da tamamen kapandı. Kamuya ait hayvancılık işletmeleri de 83’ten 58’e düştü. Küçük aile tipi işletmeler tarımdan siliniyor. Et ve Süt Kurumu üreticiyi destekleyen bir kurum olmaktan çıktı, ithalatçı bir yapıya dönüştü. İthalattan belli kesimler kazanıyor ama yerli üretici her geçen gün kaybediyor.” “SÜT FİYATI ÜRETİCİYİ AYAKTA TUTMUYOR” Süt ve besi üreticisinin para kazanamadığını vurgulayan CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Üretici kazanamıyor, giderini karşılayamıyor. Sonuçta ahırını kapatıyor. Bu düzende kazanan ithalat lobileri, kaybeden üretici oluyor Dört milyon sığırı, 112 bin işletmeyi kaybettik. 22 lira 22 kuruş olarak açıklanan süt fiyatı taban fiyat değildir. Üretici sütünü fiilen 20 lira 50 kuruşa satmak zorunda kalıyor. Süt aracıya gidiyor, nakliye üreticiye yükleniyor, kesintiler üreticinin sırtına bindiriliyor. Bu şartlarda süt inekçiliği sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır” dedi. ÜRETİCİ, “ÇİFTÇİ ÇIKMAZDA” Besici Bülent Özden ise yaşanan tabloyu şu sözlerle özetledi: “Artan maliyetler, yem fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle süt inekçiliği çıkmaza girdi. Çiftçi artık dayanacak gücü kalmadığını söylüyor. Hayvan varlığımızda yaklaşık yüzde 40 azalma oldu. Et ve süt üretimi ciddi biçimde etkilendi. Çok sayıda hayvan telef oldu. Buzağı ölümleri yüzde 30-40 seviyelerine ulaştı. Şap giren işletmelerde hayvan hastalığı atlatsa bile buzağıyı kaybediyoruz. İki yıldır tarım ürünleri para etmiyor. Borcunu ödeyemeyen çiftçi ineğini, danasını satmak zorunda kalıyor. Ziraat Bankası kredi musluklarını kapattı. BAĞ-KUR şartları ağırlaştırıldı. Çiftçi büyük bir çıkmazda. Devletten acil ve somut kolaylıklar bekliyoruz.”

Kırsalda hayvancılıkla uğraşan kadın besicinin zorlu mesaisi Haber

Kırsalda hayvancılıkla uğraşan kadın besicinin zorlu mesaisi

Adana'nın Feke ilçesinde kadın besici, 1600 rakımda zorlu kış şartlarına rağmen hayvancılık yaparak aile bütçesine katkı sağlıyor. Kış şartlarının en sert yaşandığı mahallelerden biri olan Feke ilçesine bağlı Mansurlu'da yaşayan Hatice Atlı, 300 küçükbaş sürüsüne evladı gibi bakıyor. Bir taraftan 2 çocuğuna bakan diğer taraftan kocasıyla hayvanları besleyip sağan Atlı, kışın karlı ve soğuk olmasına rağmen mesaisini sürdürüyor. Kendi evinden önce hayvanlarını düşündüğünü belirten Atlı, keçilerin kış şartlarından etkilenmemesi için 3 katlı bir ahır yaptıklarını kaydetti. Kuzulama döneminde yoğun ve zorlu bir mesai yaptıklarını anlatan Atlı, buna rağmen işini sevdiğini dile getirdi. "GENÇLER KÖYDE KALSA ASGARİ ÜCRETİN 3-4 KATINI RAHATLIKLA KAZANIR" Eşi ile birlikte sürülerin peşinde zorlu mücadele veren Hatice Atlı, "Kışın çok zor ve çetin şartlarda çalışıyoruz. Yazın yayla, kışın kar. Köyde hayat zor ama bereketli. Gençler köyde kalsa asgari ücretin 3-4 katını rahatlıkla kazanırlar. Kendi işlerinin patronu olurlar. Hayvancılık gelişsin, gençler köylerine geri dönsün istiyoruz" dedi. Hayvanlarının konforunu kendi rahatlarının önünde tuttuklarını belirten Atlı, "Önceliğimiz hayvanlarımızın rahatı. Kendi yiyeceğimizden önce onların kışın iyi beslenmesini sağlıyoruz. Kurt tehlikesi olmasa kışın da sürüyü dağa çıkarırız. Ahırımız 3 katlı ve her katında keçilerimiz var. Bu yörenin keçilerinin eti, sütü ve gübresi çok kıymetli" diye konuştu. Bölgede keçi sütüne yoğun talep olduğunu da vurgulayan Atlı, ürettikleri süte talebin de çok olduğunu sözlerine ekledi.

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor Haber

Gürer: Üretici yalnız bırakıldı, hayvancılık kan kaybediyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde ahır ve ağılları ziyaret ederek hayvancılığın mevcut durumunu yerinde inceledi. Ziyaret sırasında köyde yılın ilk kuzu doğumuna tanıklık eden Gürer, mevsimsel hareketliliğe rağmen besicilerin ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirterek, hayvancılıkla uğraşan üreticilerin destek beklediğini vurguladı. CULUK KÖYÜ’NDE BESİCİLİK BİTME NOKTASINDA Köyde besicilik yapan Zafer Özyiğit, yaşanan süreci şu şekilde anlattı: “Önceden 400 davar vardı, 400 davardan 50–60 davara düştü. Yayamıyor, bakamıyorum. Bize kimse destek çıkmıyor. Yem alamıyorum. Yem fiyatları pahalı. Gücümüz yetmiyor” dedi. Meraların daraldı. Bu sadece bir kişi değil, köyün tamamı böyle. Köyde 20 aile hayvancılık yapıyordu, şimdi 5–6’ya düştü. Göç de var. Köyde kimse kalmadı. Bizim gibi 60 kişi kaldı, başka da kimse yok. Bir Allah’ın kulu Tarım Bakanlığından gelip de ‘derdiniz nedir’ demiyor.” CULUK KÖYÜ’NDE HAYVANCILIK ALARM VERİYOR Culuk Köyü Muhtarı İsmet Gökdemir de köyün geçmişi ile bugünü arasındaki farkı rakamlarla ortaya koydu. “Durum çok kötü sayın vekilim” diyen Gökdemir, geçmişte köyde 50 bin baş hayvan ve 2 bin büyükbaş bulunduğunu, bugün ise toplam hayvan sayısının 2.500’ü ancak bulduğunu ifade etti. Gençlerin köyde kalmadığını, girdi maliyetlerinin her geçen gün arttığını belirten Gökdemir, “Yem desen öyle, çoban bulunmuyor. Hayvancılık sürdürülebilir olmaktan çıktı. Sürekli göç veriyoruz” dedi. GÜRER, “HAYVANCILIK ÇOK ZOR ŞARTLARDA SÜRDÜRÜLÜYOR” CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Culuk Köyü’nde gördüklerinin Türkiye genelinde yaşanan sorunun bir özeti olduğunu belirterek, “Burası Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü. Kent çevresinde tarım arazileri daraldıkça, hayvancılık geriledikçe hayvan dışarıdan gelecek. Bu da nakliye demek, fiyatların daha da artması demek. Bu ağıl, tüm olumsuz koşullara rağmen üretimin, besiciliğin sürdürüldüğü bir yer. Burada hayvancılık yapanlar çok zor şartlarda çalışıyor. Modern ahırlar yok. Veterineri, aşısı, bakımı, işçiliği yetersiz. Eldeki imkânlarla üretim sürdürülmeye çalışılıyor” şeklinde konuştu. Ömer Fethi Gürer, hayvancılığın ayakta kalabilmesi için yeterli destek sağlanması ve sorunlara duyarlı bir yaklaşım gösterilmesi çağrısında bulundu.

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor Haber

Gürer: Türkiye’de büyükbaş hayvan sayısı hızla düşüyor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı Culuk Köyü’nde hayvancılıkla uğraşan üreticilerle bir araya gelerek sektörde yaşanan sorunları yerinde inceledi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç’un da eşlik ettiği ziyarette Gürer, artan girdi maliyetleri, ithalat politikaları ve hayvancılığın sürdürülebilirliği konusunda üreticilerin yaşadığı sıkıntıları dinledi. “ÇÖZÜM İTHALATTA DEĞİL, YERLİ ÜRETİCİ DESTEKLENMELİ” Hayvancılığın büyük fedakârlık gerektirdiğini vurgulayan Ömer Fethi Gürer, üreticilerin tatilsiz, aralıksız bir emek verdiğini ancak bunun karşılığını alamadığını belirterek şunları söyledi: “Hayvancılık zor bir iş. Yirmi dört saat hayvanla ilgilenmek zorundasınız. Cumartesi yok, pazar yok, tatil yok. Eğer hayvana yem verirseniz o hayvan da size et verir, süt verir. Ülkemizde mera hayvancılığı da bitmek üzere. On iki ay boyunca bu hayvanlar ahırda yemle besleniyor. Ama yem fiyatları düzenli olarak artıyor. Elli kiloluk süt yemi şu an ülkemizde 9 lirayı bulmuş durumda. Yonca, saman, küspe arttıkça hayvanların maliyetleri de artıyor. Ancak bu maliyete göre satış yapılamayınca çoğu ahır boşalmış durumda. 2025 yılında ülkemiz 654 bin baş hayvan ithal etti. Çözüm ithalatta aranıyor. Oysa 400-500 bin aralığında buzağı ölüyor, hayvan hastalıklarının önüne geçilemiyor. Sorunlar yerinde çözülmüyor, kendi besicimiz desteklenmiyor” şeklinde konuştu. ZÜLFÜ ÜNAL, “HAYVANCILIK MALİYETLERİ ÜRETİMİ SÜRDÜRÜLEMEZ HALE GETİRDİ” Hayvancılık yapan üretici Zülfü Ünal, üretimin neden sürdürülemediğini yaşadığı deneyimlerle anlattı. Ünal, hem et hem süt üretiminde maliyetlerin kontrol edilemez hale geldiğini belirterek, “Ülkemizde üretim kıtlığı var. Çiftçimiz, besicimiz bu işi teker teker bıraktı. 2026 yılına geldiğimizde rakamlar ortada. Et hayvanı ürettiğim zaman hayvanı pahalıya alıyorum, yemi pahalıya alıyorum, hayvanımı kestirdiğim zaman tekrar yerine koyamıyorum. Kendi geçimimi sağlamakta zorlanıyorum. Süt fiyatlarına baktığımızda, yılbaşından sonra geçerli olan fiyat 22 lira. Bu fiyat bizi kurtarmıyor. Minimum, en kötü fiyatın şu an 30 lira olmasını talep ediyoruz. Bir litre sütle iki kilo yem alamıyoruz. Yakında bu bir kiloya düşecek. Yarın yem de alamayacağız, süt de üretemeyeceğiz. Elektriği, faturaları, giderleri, hayvanların ilaç masraflarını, veteriner ücretlerini ödemekte zorlanıyorum” dedi. CHP Haymana İlçe Başkanı Kasım Koç da üreticilerin yaşadığı fiyat sorununa dikkat çekti. Açıklanan süt fiyatı ile fiili satış fiyatı arasındaki farkın üreticiyi daha da mağdur ettiğini belirten Koç, “Köyde açıklanan fiyat 22 lira ama üretici fiilen 19 liraya satıyor. Ulusal Süt Konseyi’nin açıkladığı 22 liralık fiyat üreticiyi kurtarmıyor. Vatandaşların hepsi sıkıntıda. Tarımın ve hayvancılığın tamamen bittiği bir noktadayız” dedi. Hayvancılığın gerilemesinin ithalat bağımlılığını artıracağını vurgulayan CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Hayvancılıkta ülkenin geriye düşmesi daha fazla ithalat demektir, yabancı besiciye destek demektir. Oysa kendi besicimizi desteklemek gerekiyor. Köyde tarımın sürdürülebilirliği ve çiftçinin, besicinin, üreticinin geleceğini planlayabilmesi için mutlaka yapılması gerekenler var. Bu konuda iktidara çağrıda bulunuyoruz. Gerekli adımlar bir an önce atılmazsa sorunlar giderek büyüyecek. Hayvancılık yapan herkes bu şartlarda bu işin sürdürülemeyeceğini söylüyor” ifade etti. “TÜRKİYE’DE BÜYÜKBAŞ HAYVAN SAYISI HIZLA AZALIYOR” Türkiye genelindeki hayvan varlığındaki düşüşe de dikkat çeken Gürer şunları söyledi: 1980 yılında ülkemizde büyükbaş ve küçükbaş hayvan varlığı 88 milyondu. Bugün bu sayı 71 milyona geriledi. Daha vahimi, 2025 yılında şap hastalığının 81 ilde hayvan pazarlarını kapattıracak boyuta ulaşmasından sonra ne kadar hayvan kaybettiğimiz bilinmiyor. 2026 yılı raporunda Amerika Tarım Bakanlığı, Türkiye’de büyükbaş hayvan varlığının 14 milyon 100 bine düşeceğini açıkladı. Oysa ülkemizin resmi verilerine göre 2025 yılında 16 milyon 900 bin büyükbaş hayvan vardı. Birlik verilerine göre ise bu sayı 13 milyon 685 bine düştü. Yani 4 milyon 279 bin baş hayvanı kaybetmiş durumdayız.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.