#İklim değişikliği

İLKHABER-Gazetesi - İklim değişikliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, İklim değişikliği haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Yağışlar barajlarda artış getirdi, kuraklık tehlikesi ise sürüyor Haber

Yağışlar barajlarda artış getirdi, kuraklık tehlikesi ise sürüyor

Adana’daki barajlarda son yağışların etkisiyle su seviyelerinde artış yaşandı. Kent genelinde barajların ortalama doluluk oranı yüzde 65,55 seviyesine yükselirken, depolanan su miktarı 1 milyar 468 milyon 65 bin 394 metreküp olarak ölçüldü. Su kotu ise 116,09 metreye ulaştı. DSİ 6. Bölge Müdürlüğü tarafından son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık sebebiyle Adana’nın merkez ilçelerine cazibeli olarak su iletilememesi riskine karşı yüzer pompalar ile su takviyesi sağlayacak çalışmaların da tamamlandığı bildirildi. Öte yandan Hatay’da bulunan Karaçay Barajı’nda da yağışlar sonrası kısmi bir toparlanma görüldü. Uzun süredir düşük seviyelerde seyreden baraj, son yağmurlarla birlikte ölü hacim sınırının üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 18 doluluk oranına ulaştı. Yetkililer bu artışın şehir adına sevindirici bir gelişme olduğunu belirtirken, kuraklık riskinin henüz ortadan kalkmadığına dikkat çekti. Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (HATSU) Genel Müdürü Fatih Cihangir, mevcut tabloya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Karaçay Barajı’ndaki su seviyesinin geçen yılın aynı dönemine göre ciddi oranda düşük olduğunu ifade etti. Cihangir, 2025 Ocak ayında yüzde 53 doluluk oranına sahip olan barajın, bugün itibarıyla yaklaşık yüzde 35 daha düşük seviyede seyrettiğini kaydetti. HATSU Genel Müdürü Fatih Cihangir, “Son yağışlarla birlikte Karaçay Barajı, ölü hacim seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 18 doluluk oranına ulaştı. Bu artış olumlu bir gelişme olmakla birlikte, kuraklık tehlikesi halen devam ediyor. Mevcut su seviyesi, geçtiğimiz yılın aynı döneminin önemli ölçüde gerisinde. Bu nedenle suyun sınırlı ve tükenebilir bir kaynak olduğu gerçeğinden hareketle, tasarruf tedbirlerine kararlılıkla devam edilmesi büyük önem taşıyor. Bugün gösterilecek hassasiyet, geleceğimiz açısından belirleyici olacaktır. Vatandaşlarımızdan suyu dikkatli kullanmalarını ve israftan kaçınmalarını rica ediyoruz” dedi.

Çevre uzmanından 2026 uyarısı: Türkiye 'su fakiri' ülkeler arasına girebilir Haber

Çevre uzmanından 2026 uyarısı: Türkiye 'su fakiri' ülkeler arasına girebilir

Prof. Dr. Halil Kumbur, çevre sorunlarının giderek derinleştiğini ve suyun geleceğin en stratejik kaynağı haline geldiğini belirtti. Dünyanın yüzde 71'inin sularla kaplı olmasına rağmen, bu kaynağın yüzde 97,5'inin tuzlu sudan oluştuğuna dikkat çekti. Tatlı su oranının sadece yüzde 2,5 olduğunu, bunun da büyük kısmının buzullarda ve yer altı rezervlerinde bulunduğunu ifade eden Kumbur, insanların içme ve kullanma suyu olarak doğrudan erişebildiği miktarın toplam su varlığının yalnızca yüzde 0,3 ile 0,5'i arasında olduğunu kaydetti. 2040 YILINDA RİSK BÜYÜYOR Türkiye'nin iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek Akdeniz kuşağında yer aldığına işaret eden Kumbur, Doğu Akdeniz havzasındaki Mersin'de son yıllarda su kaynaklarında yüzde 40'a varan azalmalar yaşandığını bildirdi. Türkiye genelindeki projeksiyonları da paylaşan Kumbur, 2025 itibarıyla kişi başına düşen yıllık su miktarının bin 300 metreküp olduğunu, ancak bu rakamın 2040 yılında 700 metreküplere düşmesinin beklendiğini dile getirdi. Kumbur, bu senaryonun gerçekleşmesi halinde Türkiye'nin "su fakiri" ülkeler arasında yer alacağını ifade etti. SUYUN BÜYÜK BÖLÜMÜ TARIMDA KULLANILIYOR Mevcut su kaynaklarının kullanım alanlarına değinen Kumbur, suyun yüzde 76'sının tarımsal sulamada, yüzde 14'ünün içme-kullanma ve yüzde 10'unun sanayide tüketildiğini aktardı. Sulama tekniklerinin gözden geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Kumbur, Mersin'in su transferindeki rolüne de dikkat çekti. Göksu Nehri'nden Konya Ovası'na yıllık 414 milyon metreküp, Anamur Dragon Çayı'ndan ise KKTC'ye yıllık 75 milyon metreküp su aktarıldığını hatırlatan Kumbur, havza koruma planlarının, atık su geri kazanımının ve su bütçesinin oluşturulmasının hayati önem taşıdığını belirtti. İKLİM KANUNU VE MALİYETLER Paris İklim Anlaşması hedefleri doğrultusunda Türkiye'de 9 Temmuz 2025 tarihinde "İklim Değişikliği ile Mücadele ve Uyum Kanunu"nun yürürlüğe girdiğini hatırlatan Kumbur, enerji, sanayi, tarım ve ulaşım sektörlerinde dönüşümün maliyetli olacağını belirtti. Prof. Dr. Kumbur, sürecin kamu ve özel sektör iş birliğiyle yönetilmesi gerektiğini sözlerine ekledi

Mersin Büyükşehir Belediyesi CDP’de A-skorunu korudu Haber

Mersin Büyükşehir Belediyesi CDP’de A-skorunu korudu

Küresel ölçekte şehirlerin iklim eylemlerini raporlayan ve değerlendiren Karbon Saydamlık Projesi (CDP), 2025 yılı Aralık ayı sonuçlarını açıkladı. Değerlendirme raporuna göre Mersin Büyükşehir Belediyesi, skorunu koruyarak "Liderlik Seviyesi" kategorisinde kalmaya devam etti. Dünya genelinde yüzlerce şehrin raporlama yaptığı platformda bu skora yalnızca sınırlı sayıda kentin ulaşabildiği belirtildi. CDP metodolojisinin her yıl daha da zorlaşmasına ve gelişmesine rağmen belediyenin yüksek puanını koruması, kurumsal kapasite ve süreklilik açısından önemli bir başarı olarak kaydedildi. ÇEVRECİ PROJELER PUANI GETİRDİ Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin bu başarıyı elde etmesinde; hayata geçirilen iklim dostu ulaşım uygulamaları, uluslararası standartlarla uyumlu sera gazı emisyon envanteri çalışmaları ve iklim risk analizleri etkili oldu. Sürdürülebilir Enerji ve İklim Eylem Planı (SECAP) kapsamında yürütülen çalışmaların yanı sıra enerji verimliliği projeleri, tarımsal üretime sağlanan katkılar, su yönetimi, iklim dostu kentsel planlama ve atık yönetimi süreçleri de belediyeyi öne çıkaran faktörler arasında yer aldı. "RAPORLAMA KALİTESİ VE İKLİM BİLİNCİ KORUNUYOR" Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürlüğü’nde görevli Çevre Mühendisi Beyza Ayten Tor Bölükbaş, CDP'nin kurumların kendilerini şeffafça ifade edebildiği bir platform olduğunu belirtti. Bölükbaş, "2025 yılında da A- puanını alarak, tutarlılığımızı ve kararlılığımızı göstermiş bulunuyoruz. Bu puan, raporlama kalitesinin ve iklim bilincinin sürdürülebilir biçimde korunduğunun bir göstergesi. CDP metodolojisi, her yıl güncellenen ve beklentileri yükselen dinamik bir yapı. Bu kapsamda aynı yüksek puanı korumak, kurumsal kapasitenin yeterli olduğu ve stratejik kararlılığın önde olduğunu gösteriyor" dedi. ULUSLARARASI STANDARTLARDA MÜCADELE Bölükbaş, belediyenin iklim konusunda uluslararası bir duruş sergilediğini vurgulayarak gelecek hedeflerini şu sözlerle anlattı: "Mersin Büyükşehir Belediyesi, iklim konusunda uluslararası anlamda bir duruş sergilemiş oluyor. Bu bizim için en önemli kriter. Önümüzdeki dönemde de emisyon azaltım hedeflerini güçlendirmek, uyum çalışmalarını sahada daha ölçülebilir hale getirmek ve iklim risklerinin insan sağlığına, afet risklerine etkisini detaylandırmak için çalışmalarımızı devam ettireceğiz." Yapılan çalışmaların sadece raporlarda kalmadığını, vatandaşların yaşam kalitesine doğrudan etki ettiğini belirten Bölükbaş, sözlerini şöyle tamamladı: "Bu sürecin vatandaşlarımıza yansıyan somut çıktıları; düşük karbonlu ulaşım seçenekleri, su kaynaklarını koruyan altyapı yatırımları, aşırı sıcaklar, sel ve kuraklık gibi iklim risklerine karşı daha hazırlıklı bir kent yapısıdır. Aynı zamanda iklim dostu uygulamalar, uzun vadede hem çevresel hem de ekonomik açıdan kentin kaynaklarının daha verimli kullanılmasını sağlıyor. Hedefimiz; iklim eylemlerini yalnızca teknik raporlar düzeyinde değil, her bir vatandaşımızın gündelik hayatında hissedebileceği kalıcı faydalara dönüştürmek."

Hatay’ın yeniden inşasında DSİ imzası: Kaygusuz, mesai arkadaşlarına teşekkür etti Haber

Hatay’ın yeniden inşasında DSİ imzası: Kaygusuz, mesai arkadaşlarına teşekkür etti

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Hatay programına katılan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, Genel Müdür Yardımcısı Cengiz Han Kılıçaslan’a, DSİ 6. Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akif Kaygusuz da eşlik etti. Program kapsamında Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider başkanlığında, DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, DSİ 6. Bölge Müdürü Dr. Mehmet Akif Kaygusuz ve beraberlerindeki heyet, Hatay’da yapımı devam eden Asi Nehri Taşkın Koruma Projesinde incelemelerde bulundu. Bölge Müdürü Dr. Kaygusuz, burada çalışmalarla ilgili brifing verdi. Çalışmaların, Hatay’ın taşkın riskinin azaltılması ve şehir altyapısının güçlendirilmesi açısından büyük önem taşıdığı vurgulandı. Heyet ayrıca Adana’da inşa çalışmaları tamamlanan Çatalan Barajı Yüzer Pompa ile İçmesuyu Takviyesi Projesi’ni de yerinde inceledi. Projenin, son yıllarda etkisini artıran iklim değişikliği ve kuraklık nedeniyle su alma yapısının altına düşülen kot değerlerinde, Adana’nın merkez ilçelerine cazibeli olarak su iletilememesi ihtimaline karşı su takviyesi sağlanması açısından önemli olduğu belirtildi. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan DSİ 6. Bölge Müdürü Dr. Kaygusuz, Hatay’daki çalışmaların önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: “Asrın felaketinin ardından Hatay’ımızın yeniden ayağa kalkması için Devlet Su İşleri olarak tüm imkânlarımızla sahadayız. Taşkın koruma projelerimizle hem vatandaşlarımızın can ve mal güvenliğini sağlamayı hem de şehrimizin geleceğini güvence altına almayı hedefliyoruz. Hatay’da ve diğer sorumluluk bölgelerimizdeki tüm çalışmalarımızda gece gündüz demeden, mesai mefhumu gözetmeksizin çalışan tüm mesai arkadaşlarıma özverili gayretlerinden dolayı bir kez daha teşekkür ediyorum.”

Gürer: Sofralarımızdaki zeytinin geleceği tehlikede Haber

Gürer: Sofralarımızdaki zeytinin geleceği tehlikede

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili ve Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Ömer Fethi Gürer, zeytin üretiminde yaşanan kayıplar ile destek yetersizliğini Meclis gündemine taşıdı. Zirai don, kuraklık, iklim değişikliği ve yanlış tarım politikalarının etkisiyle 2025 yılında zeytin üretiminde yüzde 34,7 oranında düşüş yaşandığını belirten Gürer, “Bu durum yalnızca üreticiyi değil, sofralarımızdaki zeytinin geleceğini de tehdit ediyor” dedi. “ZİRAİ DON VE KURAKLIK ÜRETİCİYİ DESTEKSİZ BIRAKTI” Ömer Fethi Gürer, Türkiye genelinde yaşanan zirai don ve ardından gelen kuraklığın farklı ürünleri etkilediğini, ÇKS ve TARSİM olmanın dışında üreticinin desteksiz kaldığını belirterek, “ÇKS’ye kayıtlı olmayan çiftçilere don zararı ödemesi yapılmadı. Kayıtlı olanlarda bile cevizde ‘8 yaş sınırı’ gibi keyfi uygulamalar nedeniyle destek reddedildi. Oysa Cumhurbaşkanı Kararnamesi’nde böyle bir sınırlama yoktu. Türkiye’de yaklaşık 118 milyon zeytin ağacı bulunuyor. Ancak son yıllarda iklimsel etkiler, hastalıklar ve bakım maliyetleri üretimi düşürdü. 2025 yılında TÜİK verilerine göre zeytinde %34,7 oranında kayıp yaşandı. Bu kayıp gelecekte daha ağır sorunları tetikleyecek. Sorunlar görmezden gelindikçe üretici üretimden kopuyor. Dökme yağ ihraç edeceğimize katma değerli ürün olarak ihracat sağlamalıyız. İhracat yasağı gibi kararlarda da pazarı kaybetmeyecek önlemleri önemsemeliyiz” diye ifade etti. “ARTAN GİRDİ VE İŞÇİLİK MALİYETLERİ ZEYTİNCİLİĞİ KRİZE SÜRÜKLÜYOR” Zeytin üretiminin büyük kısmının hâlâ insan gücüne dayandığını, engebeli arazi nedeniyle makineli hasadın yapılamadığını belirten Ömer Fethi Gürer, maliyet kalemlerine dikkat çekerek şunları söyledi: “Budama, hasat, ilaçlama, gübreleme, nakliye, işçilik maliyetleri, artan girdi fiyatları… İşçilik ve girdi fiyatlarındaki artış üreticinin belini büküyor. Zeytinde gelir üretici için soruna dönüştüğü dönemin yaşanıyor. Hileli ürünler hem üreticiyi hem tüketiciyi mağdur ediyor. İşini doğru yapan imalatçıyı da zora sokuyor. Denetim yetersizliği sektörü sorunlu kılıyor. Zeytini sadece bir arazi parçası olarak görürseniz gelecekte sofralarımızdaki zeytinin hem fiyatına hem varlığına ağır darbe vurursunuz.” Ömer Fethi Gürer çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı: Üretim maliyetlerini düşürecek destekleme modelleri, Kooperatifleşmenin güçlendirilmesi Zeytin ve zeytinyağına yönelik planlı ve öngörülebilir politika, İhracat düzenlemelerinde üretici lehine adımlar, Denetimlerin artırılması, Sektöre yönelik güncel ve şeffaf veri paylaşımı sağlanmalıdır.” dedi. Gürer, “Kamucu bir anlayışla, öngörülebilir politikalarla zeytin üretiminin geleceği sorunsuz kılınabilir. Bu ürün hem ülke ekonomisi için stratejiktir hem de soframızın temelidir. Zeytin üreticisinin sorunları büyüyor. Bu sorunları önemseyin. Gelir-gider dengesi üretici aleyhine gelişiyor. Zararlılar, maden alanlarına kurban edilmesi gibi sıkıntılar da üreticiyi zorluyor. Üretici desteklenmezse zeytinlikler geleceksiz, sofralarımız zeytinsiz kalacak” diye ifade etti.

Su krizi büyüyor, kaynaklar küçülüyor Haber

Su krizi büyüyor, kaynaklar küçülüyor

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin etkileri her yıl daha belirgin hale gelirken, dünyadaki su kaynakları alarm veriyor. Artan sıcaklıklar, yağış rejimindeki düzensizlikler ve hızla tükenen yeraltı suları, milyonlarca insanın yaşamını doğrudan tehdit ediyor. Bilim insanlarına göre suyun geleceği, iklim krizinin en kritik ve en kırılgan başlıklarından biri hâline geldi. Uzmanlar, birçok bölgede nehir ve göllerin geri dönülemez biçimde kuruduğunu, bazı yerlerde ise şiddetli yağışların ani taşkınlara yol açtığını belirtiyor. Tarımda verim kaybı, enerji üretiminde aksaklıklar ve içme suyuna erişimde yaşanan güçlükler, bu değişimin somut sonuçları arasında yer alıyor. Bu kapsamda konuşan Ekoşehirler, Çevre ve İklim Değişikliği Araştırmaları Derneği Genel Başkanı Oğuz Şahin, küresel su döngüsünün ciddi bir krizin içinde olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Son araştırmalar, dünya çapında su rezervlerinin normal seviyelerde seyrettiği bölgelerin büyük ölçüde azaldığını gösteriyor. Bir yanda uzun süreli ve ağır kuraklık, diğer yanda kontrol edilemeyen taşkınlar… Su artık tahmin edilmesi zor bir davranış sergiliyor ve bu durum hem çevre hem de ekonomi için büyük bir tehdit oluşturuyor.” Su kaynaklarına erişimin yalnızca çevresel bir konu değili, aynı zamanda toplumsal, ekonomik ve hatta ulusal güvenlik açısından da stratejik bir öneme sahip olduğuna dikkati çeken Şahin, “Tarım ürünlerinden enerji altyapısına, içme suyu arzından sanayiye kadar her alan bundan etkileniyor. Suyu sürdürülebilir yönetmek zorundayız ve aksi hâlde çok daha ağır sonuçlarla yüzleşeceğiz” dedi. Çözüm için uluslararası iş birliğinin acil olduğunu söyleyen Şahin, şu çağrıyı yaptı: “Su tasarrufuna dayalı politikalar geliştirmek, akıllı su yönetimi sistemlerini hayata geçirmek ve kaynakları adil şekilde paylaşmak artık bir tercih değil, zorunluluk.”

'Doğayla barışık şehirler, sağlıklı nesillerin teminatıdır' Haber

'Doğayla barışık şehirler, sağlıklı nesillerin teminatıdır'

Ekoşehirler, Çevre ve İklim Değişikliği Araştırmaları Derneği Başkanı Oğuz Şahin, sürdürülebilir şehircilik ve çevre politikalarına ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a yaptığı açıklamada, Türkiye’nin çevresel dönüşüm sürecinde kritik bir döneme girdiğini söyledi. “Tarım alanları betonlaşma baskısı altında” Şahin, iklim değişikliğinin artık bilimsel bir tartışma konusu olmaktan çıkıp, kent yaşamını doğrudan etkileyen bir gerçek haline geldiğini vurgulayarak şunları kaydetti: “Bugün kentlerimizin yüzde 70’i hava kirliliğiyle mücadele ediyor, su kaynaklarımız azalıyor, tarım alanları betonlaşma baskısı altında. Biz Ekoşehirler, Çevre ve İklim Değişikliği Araştırmaları Derneği olarak hem yerel yönetimlere hem de vatandaşlara çağrıda bulunuyoruz. Şehirlerimizi doğayla uyumlu hale getirelim. Yeşil alanları, bisiklet yollarını, yağmur suyu toplama sistemlerini artırmak gibi önemli detaylar bir lüks değil, bir zorunluluktur.” Şahin, dernek olarak önemli projelere imza atacaklarını dile getirerek “Ekoşehirler olarak Adana ve Türkiye genelinde ekolojik dönüşüm projeleri yürüteceğiz. Amacımız, karbon salımını azaltan, enerji verimliliğini artıran, çevre bilincini güçlendiren modelleri yerel yönetimlerle birlikte hayata geçirmek” ifadelerini kullandı. Oğuz Şahin, ayrıca, çevre bilincinin toplumun tüm kesimlerine yayılması gerektiğine de dikkati çekerek, “Çocuklara çevre eğitimi vermeden, gençleri iklim bilinciyle donatmadan hiçbir dönüşüm kalıcı olmaz. Derneği olarak bu farkındalığı yaratmak için her kesime ulaşmaya çalışacağız” diye konuştu. “Doğayla barışık şehirler, sağlıklı gelecek demektir” Şahin, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Doğayla barışık şehirler inşa etmek, yalnızca çevreci bir tercih değil, aynı zamanda insan sağlığını, ekonomik sürdürülebilirliği ve toplumsal huzuru korumanın tek yoludur. Bugün atacağımız adımlar, yarının yaşanabilir Türkiye’sini belirleyecek.”

Adana, ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ için 11 Kasım’da fidan dikecek Haber

Adana, ‘Milli Ağaçlandırma Günü’ için 11 Kasım’da fidan dikecek

Milli Ağaçlandırma Günü kapsamındaki etkinlik, 11 Kasım Salı günü Adana Sarıçam’da yapılacak. Adana Valisi Yavuz Selim Köşger ve kent protokolünün katılımıyla gerçekleştirilecek törende, farklı türlerden yüzlerce fidan toprakla buluşturulacak. Adana Valisi Köşger, "Yeşeren Adana, Nefes Alan Türkiye" sloganıyla düzenlenecek etkinlikle ilgili olarak, “Yeşil Vatan Seferberliği kapsamında, orman varlığımızı artırmak ve geleceğe nefes olmak için hep birlikte olacağız. Kıymetli hemşerilerimizi, 11 Kasım’daki etkinlikte bir fidan sahiplenerek doğaya nefes olmaya davet ediyorum” dedi. Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli ise bir önceki etkinliğin ana lokasyonunun Alparslan Türkeş Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Kampüsü olduğunu hatırlatarak, şunları söyledi: “İklim değişikliği ile mücadele, toprak erozyonunun önlenmesi ve biyoçeşitliliğin korunmasında kritik bir rol oynayan ormanlık alanlar, bu özel günlerde toprakla buluşturulan farklı türdeki fidanlarla her geçen yıl giderek artıyor. Bu anlamlı gün, herkesin doğaya sahip çıkması ve ekosistemi güçlendirmesi adına önemli katkı sağlayacak.” Bölge Müdürü Tahsin Etli, 11 Kasım Salı günü gerçekleştirilecek etkinlikler için hazırlıkların devam ettiğini de belirtti. Ekonomik, ekolojik ve sosyal açıdan büyük öneme sahip ormanların korunması ve sürdürülebilir şekilde yönetilerek gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakılması amacıyla yapılacak etkinliğe, vatandaşların katılımı teşvik ediliyor.

2025 Pastırma sıcakları ne zaman başlıyor? Pastırma yazı tarihleri ve sıcaklık tahminleri Haber

2025 Pastırma sıcakları ne zaman başlıyor? Pastırma yazı tarihleri ve sıcaklık tahminleri

Sonbaharın ortasına yaklaşırken, 2025 yılı için pastırma sıcakları tarihleri merak konusu oldu. Halk arasında “pastırma yazı” olarak bilinen ve mevsim normallerine göre aniden sıcak geçen günleri ifade eden bu dönem, özellikle Ekim ayının sonlarından Kasım ortalarına kadar etkili oluyor. Peki, bu yıl pastırma yazı ne zaman başlayacak, kaç gün sürecek ve hangi ayda etkili olacak? İşte detaylar… Havaların soğumasıyla birlikte 2025 yılı pastırma sıcakları tarihleri merak konusu oldu. Halk arasında “pastırma yazı” olarak da bilinen bu dönem, genellikle sonbaharın ortasında birkaç gün süren, hava sıcaklıklarının mevsim normallerine göre ani şekilde yükseldiği günleri kapsıyor. Pastırma sıcakları ne demek? Pastırma yazı, kutuplardan gelen soğuk hava kütlelerinin hareketsizleşip sıcak bir yüksek basınç merkezi oluşturmasıyla meydana gelir. Bu süreçte havanın dikey hareketi engellenir ve alçak katmanlarda duman, toz gibi unsurlar yoğunlaşarak puslu hava oluşmasına yol açar. Adını, bu dönemde pastırma hazırlığı için uygun hava koşullarının oluşmasından alır. Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkları, etin gözeneklerinin açılıp kapanmasını sağlar ve çemenin etin içine iyice işlemesine yardımcı olur.Dünya genelinde bu olaya farklı isimler verilmiştir: Almanya’da “kocakarı yazı”, İsveç’te “Azize Birgitta yazı”, ABD’de ise “Indian Summer” olarak bilinir. 2025 pastırma sıcakları tarihleri Pastırma sıcakları genellikle Ekim ayının sonundan Kasım ayının ortasına kadar görülür. Ancak iklim değişikliği nedeniyle son yıllarda bu tarihlerin değişkenlik gösterdiği dikkat çekiyor. Bazı yıllar hiç yaşanmazken, bazı yıllar birden fazla kez görülmesi mümkün olabiliyor. 2025 yılında ise Kasım ayı sıcakları beklenenden düşük seyrediyor ve pastırma yazı bu yıl büyük olasılıkla Kasım ayında yaşanmayacak. Pastırma yazı özellikleri Gündüzleri güneşli ve hafif rüzgârlı Gece serin, don riski olabilen Yağışsız, puslu hava Süresi genellikle birkaç gün veya bir hafta kadar 2025 pastırma sıcakları başlayacak mı? Hava uzmanları, pastırma yazının bazı yıllar hiç görülmeyebileceğini belirtiyor. 2025’te ise sonbahar ortasında beklenen sıcak günler çoğu bölgede henüz etkili olmadı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.