#Kadın

İLKHABER-Gazetesi - Kadın haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kadın haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Ormanlar azalıyor, kriz büyüyor: Küresel su tehlikesi kapıda Haber

Ormanlar azalıyor, kriz büyüyor: Küresel su tehlikesi kapıda

Doğal yaşamın devamlılığında kritik rol oynayan ormanlar ve su kaynakları, aynı zamanda ekonomik sistemlerin görünmeyen altyapısını oluşturuyor. Ancak artan nüfus, plansız kullanım ve iklim krizinin etkileri bu iki temel varlığı her geçen gün daha kırılgan hale getiriyor. Uzmanlara göre, mevcut tablo karşısında gecikmeden önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor. Birleşmiş Milletler’in bu yıl için belirlediği temalar da dikkat çekici. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün teması “Ormanlar ve Ekonomi”, 22 Mart Dünya Su Günü’nün teması ise “Su ve Cinsiyet” olarak açıklandı. Bu başlıklar, doğal kaynakların yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve refah açısından da belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor. 45 MİLYON İNSAN GEÇİMİNİ ORMANLARDAN SAĞLIYOR Ormanlar, karbon depolama, iklimi düzenleme, su üretimi ve toprak koruma gibi hayati işlevleriyle ekosistemin temel taşları arasında yer alıyor. Aynı zamanda küresel ölçekte milyonlarca insanın geçim kaynağını oluşturuyor. Verilere göre dünyada yaklaşık 45 milyon kişi doğrudan ormanlara bağlı olarak yaşamını sürdürüyor. Bunun yanında milyarlarca insan da ormanların sağladığı gıda ve su döngüsüne bağımlı. Buna karşın orman kaybı küresel ölçekte sürüyor. 1990 ile 2025 yılları arasında yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok olurken, son on yılda her yıl ortalama 11 milyon hektar orman kaybedildi. Artan yangınlar da tahribatı büyütüyor, son 20 yılda yangınlardan etkilenen orman alanı ise iki katına çıktı. ORMAN KAYBI SU GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR Ormanların azalması yalnızca ekosistemleri değil, su güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Su döngüsünün önemli bir parçası olan ormanlar, yağış rejimini düzenliyor, su kalitesini artırıyor ve taşkın ile kuraklık risklerini azaltıyor. Konuya ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a değerlendirmede bulunan TEMA Vakfı Başkanı Deniz Ataç, “Ormanlar sadece ağaç toplulukları değil, suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi destekleyen ve yaşamı mümkün kılan sistemlerdir. Ormanların zarar görmesi, su güvenliğinin de tehlikeye girmesi anlamına gelir” dedi. İnsan kaynaklı çevresel baskıların orman kaybını ve su yoksunluğunu derinleştirdiğini dile getiren Ataç, “Bu süreçten en fazla kadınlar, çocuklar ve kırılgan topluluklar etkileniyor. Doğal varlıkların korunması yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir gereklilik” ifadelerini kullandı. SUYA ERİŞİMDE EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR Ataç, şunları kaydetti: “Suya erişimdeki küresel eşitsizliklerin toplumsal sonuçları dikkat çekici. Birleşmiş Milletler verilerine göre kadınlar ve kız çocukları her gün toplamda yaklaşık 250 milyon saatlerini su temin etmek için harcıyor. Bu durum, eğitim ve çalışma hayatına katılımı sınırlayarak eşitsizlikleri artırıyor. İklim krizine bağlı kuraklık ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan gruplar üzerindeki baskıyı artırıyor. Su yoksunluğu bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı bölgelerde yük en çok kadınların ve çocukların omuzlarına biniyor. Oysa suya erişim temel bir insan hakkıdır” diye konuştu. “ÇÖZÜM BÜTÜNCÜL VE ADİL POLİTİKALARDA” Deniz Ataç, su ve orman varlıklarının korunması için bütüncül politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini anlattı. Suyun ticari bir meta olarak değil, temel bir hak olarak ele alınması gerektiğini belirten Ataç, su havzalarının ve orman ekosistemlerinin birlikte korunmasının önemine dikkat çekti. Ataç, “İklim krizine karşı dirençli bir gelecek için orman kaybını durduracak adımlar atılmalı, su kaynakları doğanın yenilenme kapasitesi gözetilerek yönetilmeli ve özellikle kadınlar ile yerel topluluklar karar alma süreçlerine dahil edilmelidir. Doğal varlıkların korunması ancak bu bütüncül yaklaşım sayesinde mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu. “KÜRESEL SU İFLASI” UYARISI Öte yandan, Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün yayımladığı son çalışma, dünyada ‘küresel su iflası’ riskine dikkat çekiyor. Buna göre, su kaynakları doğanın kendini yenileme hızının çok üzerinde tüketiliyor ve pek çok su sistemi kritik eşiklere hızla yaklaşıyor.

Kadınların eğitimden siyasete yükselişi: TÜİK raporu yayımlandı Haber

Kadınların eğitimden siyasete yükselişi: TÜİK raporu yayımlandı

TÜİK tarafından yayımlanan “İstatistiklerle Kadın 2025” raporu Türkiye’de kadınların demografik, sosyal ve ekonomik durumuna ilişkin dikkat çeken veriler sundu. Rapora göre Türkiye nüfusunun neredeyse yarısını kadınlar oluştururken, kadınların yaşam süresi, eğitim düzeyi ve toplumsal hayattaki temsili son yıllarda artış gösterdi. Ancak iş gücüne katılım, istihdam ve yönetici pozisyonlarında kadın oranının hâlâ erkeklerin gerisinde kaldığı görüldü. Türkiye nüfusunun yarısını kadınlar oluşturuyor Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) verilerine göre 31 Aralık 2025 itibarıyla Türkiye’de kadın nüfus 43 milyon 32 bin 734 kişi, erkek nüfus ise 43 milyon 59 bin 434 kişi oldu. Buna göre toplam nüfusun: %49,98’ini kadınlar, %50,02’sini erkekler oluşturdu. Genel nüfus yapısında kadın ve erkek oranı dengeli görünse de yaş ilerledikçe tablo değişiyor. Özellikle ileri yaşlarda kadın nüfusunun daha fazla olduğu dikkat çekiyor. 60-74 yaş grubunda kadın oranı: %51,9 90 yaş ve üzeri kadın oranı: %69,7 Bu durum kadınların daha uzun yaşamalarıyla ilişkilendiriliyor. Kadınlar erkeklerden daha uzun yaşıyor Hayat Tabloları verilerine göre Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresi 78,1 yıl olarak hesaplandı. Cinsiyete göre ortalama yaşam süresi ise şöyle: Kadınlar: 80,7 yıl Erkekler: 75,5 yıl Buna göre kadınlar erkeklerden ortalama 5,2 yıl daha uzun yaşıyor. Ancak sağlıklı yaşam süresi verileri farklı bir tablo ortaya koyuyor. Kadınlarda sağlıklı yaşam süresi: 56,3 yıl Erkeklerde sağlıklı yaşam süresi: 58,9 yıl Bu da erkeklerin sağlık sorunu yaşamadan geçirdikleri sürenin kadınlardan 2,6 yıl daha fazla olduğunu gösteriyor. Kadınların eğitim süresi artıyor Türkiye’de eğitim seviyesinde yıllar içinde önemli bir artış yaşandı. 25 yaş ve üzeri nüfusun ortalama eğitim süresi: Yıl Kadın Erkek Genel 2011 6,4 yıl 8,3 yıl 7,3 yıl 2024 8,8 yıl 10,2 yıl 9,5 yıl Bu verilere göre kadınların eğitim süresi son 13 yılda 2,4 yıl arttı. Kadınların %88’i en az bir eğitim düzeyini tamamladı Eğitim düzeyi verileri kadınların eğitimdeki ilerlemesini gösteriyor. 2024 yılı itibarıyla: Kadınların %88,3’ü en az bir eğitim düzeyini tamamladı Erkeklerde bu oran %97 oldu. 2008 yılında kadınlarda bu oran %67,5 seviyesindeydi. Böylece son yıllarda kadınların eğitim oranında ciddi bir artış yaşandığı görüldü. Yükseköğretim mezunu kadın oranı yükseldi Yükseköğretim mezunu oranı da son yıllarda önemli ölçüde arttı. 2008 yılında: Kadınlarda %7,1 Erkeklerde %11,2 olan yükseköğretim mezunu oranı, 2024 yılında: Kadınlarda %23,6 Erkeklerde %26,8 seviyesine çıktı. Eğitim seviyesi arttıkça kadınların iş gücüne katılımı artıyor Hanehalkı İşgücü Araştırması verilerine göre 2024 yılında: Genel iş gücüne katılım oranı: %54,2 Kadınlarda: %36,8 Erkeklerde: %72 Kadınların eğitim seviyesine göre iş gücüne katılım oranı ise şöyle: Okuryazar olmayan kadınlar: %14,6 Lise altı eğitim: %27,5 Lise mezunu: %38,5 Mesleki/teknik lise: %43,8 Yükseköğretim mezunu: %68,7 Bu tablo eğitim seviyesinin kadınların iş hayatına katılımını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Kadın istihdamı erkeklerin yarısından az Türkiye’de 2024 yılında: Genel istihdam oranı: %49,5 Kadın istihdam oranı: %32,5 Erkek istihdam oranı: %66,9 Buna göre kadınların istihdam oranı erkeklerin yaklaşık yarısı seviyesinde kaldı. Kadın istihdamının en yüksek olduğu bölge: TR61 (Antalya, Isparta, Burdur): %39,3 En düşük olduğu bölge ise: TRB2 (Van, Muş, Bitlis, Hakkari): %20,9 Kadınların yarı zamanlı çalışma oranı daha yüksek 2024 yılında yarı zamanlı çalışanların istihdam içindeki oranı %12,1 oldu. Cinsiyete göre: Kadınlar: %18,3 Erkekler: %9 Kadınların yarı zamanlı çalışma oranının erkeklerin yaklaşık iki katı olduğu görüldü. Küçük çocuğu olan kadınların istihdamı düşüyor Hanede 3 yaş altı çocuğu bulunan 25-49 yaş grubunda istihdam oranı: Kadınlarda: %26,9 Erkeklerde: %90,9 Bu veri çocuk bakımının kadınların iş hayatına katılımını önemli ölçüde etkilediğini gösteriyor. Siyaset ve diplomaside kadın temsili artıyor Türkiye’de son yıllarda kadınların siyasi ve diplomatik temsili artış gösterdi. 2025 itibarıyla: Kadın büyükelçi oranı: %28,4 Kadın milletvekili oranı: %19,9 TBMM’de 592 milletvekilinin: 118’i kadın 474’ü erkek oldu. Üniversitelerde kadın akademisyen oranı yükseldi Yükseköğretimde kadın akademisyen oranı da artış gösterdi. Kadın profesör oranı: %34,9 Kadın doçent oranı: %43,3 Üst düzey yöneticilerde kadın oranı %21,5 Üst ve orta düzey yönetici pozisyonlarında kadınların oranı: 2012: %14,4 2024: %21,5 Borsa İstanbul’da işlem gören BIST 50 şirketlerinin yönetim kurullarında kadın oranı %18,3 oldu. Kadın Ar-Ge personel oranı %34,2 2024 yılı verilerine göre kadınların Ar-Ge personeli içindeki payı %34,2 olarak hesaplandı. Sektörlere göre dağılım: Yükseköğretim: %47,9 Kamu: %30,6 Özel sektör: %28,2 Kadınlar ortalama 26 yaşında evleniyor Evlenme istatistiklerine göre 2025 yılında: Kadınların ortalama ilk evlenme yaşı: 26,0 Erkeklerin ortalama ilk evlenme yaşı: 28,5 En yüksek evlenme yaşı: Tunceli: kadın 29,6 – erkek 32,4 En düşük evlenme yaşı: Kilis: kadın 23,7 Şanlıurfa: erkek 26,4 Boşanmalarda çocukların velayeti çoğunlukla anneye veriliyor 2025 yılında kesinleşen boşanma davalarında çocukların velayeti: %74,6 oranında anneye %25,4 oranında babaya verildi. Kadınların %30’u yoksulluk riski altında Yoksulluk ve yaşam koşulları araştırmasına göre 2025 yılında: Toplam nüfusun %27,9’u yoksulluk veya sosyal dışlanma riski altında. Cinsiyete göre: Kadınlar: %30,1 Erkekler: %25,6 Kadınların en çok maruz kaldığı şiddet psikolojik şiddet Kadına yönelik şiddet araştırmasına göre kadınların hayatlarının herhangi bir döneminde maruz kaldıkları şiddet türleri şöyle: Psikolojik şiddet: %28,2 Ekonomik şiddet: %18,3 Fiziksel şiddet: %12,8 Israrlı takip: %10,9 Dijital şiddet: %8,3 Cinsel şiddet: %5,4 Şiddete maruz kalan kadınların %39,5’i en fazla eş veya eski eşlerinden şiddet gördüğünü belirtti.

Beşiğin yanında yükselen ezgiler: Kadınların hikayesi türkülerle anlatıldı Haber

Beşiğin yanında yükselen ezgiler: Kadınların hikayesi türkülerle anlatıldı

Mersin Büyükşehir Belediyesi tarafından ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ dolayısıyla düzenlenen etkinlikler kapsamında, Mersin Kent Konseyi Otantika Ritim Grubu tarafından ‘İlmek İlmek Kadın’ konseri verildi. Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in kadın emeğini görünür kılan ve kadınların sosyal yaşamda daha güçlü yer almasını hedefleyen belediyecilik anlayışı doğrultusunda düzenlenen konserde, kadınların toplumsal yaşamda üstlendiği rol ve emekler sanatın diliyle anlatıldı. Kongre ve Sergi Sarayı’nda gerçekleştirilen ve kadın emeği, sabrı ve yaşamın içindeki görünmeyen yükünün müzik, ritim ve dansla seyirciye sunulduğu, sanat yönetmenliğini Ece Öngeç’in üstlendiği gösteri, Anadolu’nun farklı yörelerinden ezgileri, halk danslarını ve ritim performanslarını bir araya getirdi. Seyircilerin yoğun katılım gösterdiği gecede sahnenin duygusal atmosferi tüm salonu sardı. DOKUCU: “KADINLARIN DA MERSİN’LE BİRLİKTE YÜKSELDİĞİNİ BUGÜN BİR KEZ DAHA HİSSETTİK” Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanı Şerife Hasoğlu Dokucu, Kent Konseyi’nin Otantika Ritim Grubu performansından büyük gurur duyduklarını ifade ederek, sahnede sergilenen performansın beklentilerinin de üzerinde olduğunu söyledi. Dokucu, “Otantika Müzik Grubu bizi gerçekten çok etkiledi. Çalışmalarını biliyorduk ama sahnedeki performansları muhteşemdi. Mersin’in yükselişine çok yakışan bir performans sergilediler. Kadınların da Mersin’le birlikte yükseldiğini bir kez daha hissettik. Muhteşem bir gösteri yaptılar” dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün bu yıl buruk bir atmosferde anıldığını da ifade eden Dokucu, kadın cinayetlerinin toplumda derin bir üzüntü yarattığını belirterek, “Çok sayıda kadın cinayeti var, çocuklarımız zarar görüyor. 8 Mart’ı üzüntüyle anıyoruz, keşke bu burukluğu yaşamıyor olsaydık. Ama elimizden geleni de yapacağız. Büyükşehir olarak 8 Mart etkinliklerimizi yayınladık. Tüm kadınları ve bizi destekleyen herkesi etkinliklerimize bekliyoruz” diye ekledi. ER: “BU BİR GÖSTERİ DEĞİL, KADINLARIN ORTAK SESİ” Mersin Kent Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren Otantika Müzik Grubu’nun çalışmalarına aylardır hazırlandıklarını belirten Mersin Kent Konseyi Şube Müdürü Rakibe Er, etkinliğin yalnızca bir sahne performansı değil, kadınların yaşadıklarına dikkat çeken güçlü bir anlatı olduğunu söyledi. Otantika Müzik Grubu’nun Ekim ayından bu yana düzenli provalarla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için hazırlandığını ifade ederek, sahneye taşınan performansın Anadolu’da yaşayan kadınların hikâyelerini anlatmayı amaçladığını dile getiren Er, “İlmek İlmek Kadın, aslında aylardır yapılan çalışmaların bir sonucu. Anadolu’da tarlada çalışan, erken yaşta evlendirilen, şiddet gören ya da namus bahanesiyle öldürülen kadınların sesini ezgilerle ve danslarla sahneye taşımak istedik” dedi. 8 Mart’ın bir kutlama değil, aynı zamanda bir anma günü olduğuna dikkat çeken Er, “Bu bir gösteri değil aslında; bir sesleniş, bir feryat. Danslarla, ezgilerle kadınların yaşadıklarını hatırlatmak ve bu gerçekle yüzleşmek istedik. Umuyoruz ki, mesajımız yerine ulaşır ve kadınların şiddetten, haksızlıktan arınmış, daha güçlü bir dünyada yaşayabildiği günleri hep birlikte görürüz” ifadelerini kullandı. ÖNGEÇ: “BU ÇALIŞMA ANADOLU’NUN KADINA BAKIŞIYLA BİR YÜZLEŞME” Gösterinin sanat yönetmeni ve Mersin Kent Konseyi Otantika Ritim ve Halk Dansları öğreticisi Ece Öngeç ise Otantika Ritim Grubu’nu 2025 yılında kurduklarını belirterek, çalışmalarını ‘köklerden sahneye uzanan bir yolculuk’ olarak tanımladı. Türkülerden ve halk danslarından yola çıkarak kadınların hikâyelerini sahneye taşıdıklarını söyleyen Öngeç, “Repertuvarımızı oluştururken her türkü ve her dans figürünün arkasındaki hikâyeyi kadınlarla paylaşıyoruz. ‘İlmek İlmek Kadın’da, kadınların acılarını ve isyanlarını anlatan türküleri metinselleştirdim. Bunları görsellerle destekledik, içine tiyatro, mizansen, bale ve halk danslarını katarak sahneye taşıdık” dedi. Öngeç, bu çalışmanın kendileri için bir gösteriden çok yüzleşme anlamı taşıdığını belirterek, “Bu aslında Anadolu’nun kadına bakışıyla bir yüzleşme. Kadınlar el ele, gönül gönüle verdiğinde çok büyük bir ses çıkarabileceğimizi göstermek istedik” dedi. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınların toplumdaki yerini hatırlatmak açısından önemli olduğunu vurgulayan Öngeç, kadınların sosyal hayatın her alanında var olması gerektiğini belirterek, “Biz kadınlar sahadayız, alanlardayız, sahnedeyiz. Ama bunu yaparken dayanışma içinde olursak daha güçlü olabiliriz” sözlerine yer verdi. ‘İLMEK İLMEK KADIN’ PERFORMANSI, İZLEYİCİDE DERİN YANKI UYANDIRDI Gösteriyi izleyen vatandaşlardan Zeynep Gaye Gez performanstan çok etkilendiğini belirterek, “Muhteşemdi, çok büyük bir emek var. Hepsini tebrik etmek yerine alnından öpmek istedim. Kadın olmanın verdiği gururu bu kadınlarla birlikte yaşamak benim için çok anlamlıydı. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi. Matematik öğretmeni Gülser Kelle de etkinliğin kendisini hem duygulandırdığını hem de gururlandırdığını ifade ederek, Otantika Ritim Grubu’nun performansını çok beğendiğini söyledi. Kelle, “Çok duygulandım. Hem üzüldüm hem çok mutlu oldum. Muhteşem bir geceydi. Emeklerinden dolayı Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne ve Mersin Kent Konseyi’ne de böyle bir etkinlik düzenledikleri için teşekkür ediyorum” diye konuştu.

KESİK BAŞ CİNAYETİNDE YENİ BULGULAR: CİNAYET SOSYAL MEDYADA BAŞLAMIŞ Haber

KESİK BAŞ CİNAYETİNDE YENİ BULGULAR: CİNAYET SOSYAL MEDYADA BAŞLAMIŞ

İstanbul’un Şişli ilçesinde bir kağıt toplayıcısının çöp konteynerinde bulduğu insan uzuvları üzerine polis ekipleri harekete geçti. Yapılan incelemede cesedin Özbekistan uyruklu 36 yaşındaki Durdona Khokimova’ya ait olduğu belirlendi. CİNAYET ÜMRANİYE’DE İŞLENDİ Asayiş Şube Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ekiplerinin çalışmasında, cinayetin Ümraniye Atatürk Mahallesi’nde işlendiği tespit edildi. Zanlıların, olay sonrası cesedi parçalara ayırarak valiz içerisine koyduğu, ardından taksiyle Şişli’ye getirerek farklı konteynerlere attığı belirlendi. KAMERALAR İZLENDİ, ŞÜPHELİLER HAVALİMANINDA YAKALANDI Yüzlerce saatlik güvenlik kamerası incelemesi sonucu şüphelilerin kimlikleri tespit edildi. Zanlılar, İstanbul Havalimanı’nda yurt dışına kaçmak üzereyken yakalanarak gözaltına alındı. ZANLININ İFADESİ TÜYLER ÜRPERTTİ Emniyette ifade veren Dılshod Akhrol Uglı T.’nin, tartışma sırasında öfkelendiğini ve bıçakla saldırdığını söylediği öğrenildi. Zanlının, cesetten kurtulmak için arkadaşından yardım aldığını ve olay sonrası birlikte hareket ettiklerini itiraf ettiği belirtildi. SOSYAL MEDYADA TANIŞMIŞLAR Hayatını kaybeden Durdona Khokimova’nın yaklaşık 3 yıl önce Türkiye’ye geldiği, zanlıyla TikTok üzerinden tanıştığı ve bir süredir ilişki yaşadıkları öğrenildi. Çevredeki vatandaşların, çift arasında daha önce de tartışmalar yaşandığını ifade ettiği aktarıldı. SORUŞTURMA ÇOK YÖNLÜ SÜRÜYOR Olayla bağlantılı olarak gözaltına alınan 3 şüphelinin emniyetteki işlemleri devam ederken, cinayetle ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.

Gözde Akbaba kimdir? Takıntılı erkek arkadaş kurbanı oldu! Haber

Gözde Akbaba kimdir? Takıntılı erkek arkadaş kurbanı oldu!

İzmir’de kadına yönelik şiddet bir kez daha can aldı. Menemen ilçesinde yaşayan 26 yaşındaki Gözde Akbaba, bir süredir tehdit edildiği öğrenilen eski erkek arkadaşı tarafından site girişinde silahlı saldırıya uğradı. Ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılan genç kadın, iki gün süren yaşam mücadelesini kaybetti. Olayın ardından kaçan şüpheli kısa sürede yakalanarak tutuklandı. PUSU KURUP DEFALARCA ATEŞ ETTİ Olay, 19 Ocak Pazartesi günü saat 20.20 sıralarında Menemen İnönü Mahallesi’nde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, Gözde Akbaba ikamet ettiği sitenin girişine geldiği sırada, eski erkek arkadaşı Lokman E. (33) tarafından silahlı saldırıya uğradı. Hakkında uzaklaştırma kararı bulunan zanlının, genç kadını daha önce “seni öldüreceğim” diyerek tehdit ettiği öne sürüldü. İddiaya göre saldırgan, site önünde pusu kurarak Akbaba’ya defalarca ateş açtı. Sol diz kapağının altından vurulan genç kadın, kanlar içinde yere yığıldı. CİNAYET ANI KAMERADA Silahlı saldırı anı çevrede bulunan bir güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, Gözde Akbaba’nın siteye girmek üzereyken saldırganla karşılaştığı, kaçmaya çalıştığı ve zanlının genç kadını kovalayarak ateş etmeyi sürdürdüğü görülüyor. Kayıtlarda silah sesleriyle birlikte Akbaba’nın yardım çığlıkları da yer aldı. JASAT 1,5 SAATTE YAKALADI Olay sonrası kaçan şüphelinin yakalanması için Menemen Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı koordinesinde Jandarma Suç Araştırma Timi ve olay yeri inceleme ekipleri geniş çaplı çalışma başlattı. Yapılan araştırmalar sonucu Lokman E., olaydan yaklaşık bir buçuk saat sonra bir akaryakıt istasyonunda yakalandı. Zanlının üzerinde, olayda kullandığı değerlendirilen ruhsatsız tabanca ve boş şarjör ele geçirildi. 2 GÜN DAYANABİLDİ Ambulansla Çiğli Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan Gözde Akbaba, yoğun bakımda tedavi altına alındı. Ancak genç kadın, doktorların tüm müdahalelerine rağmen 21 Ocak’ta hayatını kaybetti. Akbaba’nın cenazesi, otopsi işlemleri için İzmir Adli Tıp Kurumu’na gönderildi, ardından ailesine teslim edilerek toprağa verildi. “SİLAH SESLERİNİ DUYUP KOŞTUK” Olayın görgü tanıklarından bölge esnafı Fatih Şahin, yaşanan dehşeti şu sözlerle anlattı: “Silah seslerini duyunca olay yerine koştuk. Hanımefendiyi yerde kanlar içinde bulduk. Jandarma ve ambulans çok hızlı geldi ama ne yazık ki kurtarılamadı. Görüntüleri izleyince insanın içi parçalanıyor. Ülkece neden bu kadar vicdansız olduk?” ZANLI TUTUKLANDI Gözaltına alınan Lokman E., jandarmadaki işlemlerinin ardından çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi. Olayla ilgili soruşturma sürüyor.

Eşinin ölümünden sorumlu tutulan koca: İçişleri bakanım diye kaydetmiştim, çok seviyordum Haber

Eşinin ölümünden sorumlu tutulan koca: İçişleri bakanım diye kaydetmiştim, çok seviyordum

Nevşehir'de geçen Mayıs ayında 350 Evler Mahallesi Ali Dirikoç Bulvarı üzerindeki bir apartmanda meydana gelen olayda edinilen bilgiye göre, 35 yaşındaki İ.Ö., henüz belirlenemeyen nedenle 4'üncü kattaki evininin balkonundan düştü. Olayı gören komşularının ihbarı üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerince yapılan incelemede kadının hayatını kaybettiği belirlendi. Olay yeri ekiplerinin yaptığı çalışmanın ardından İ.Ö.'nün cansız bedeni otopsi için Nevşehir Devlet Hastanesi morguna kaldırılmıştı. "O beni telefonuna 'kral' ben de onu 'içişleri bakanım' diye kaydetmiştim" Olay sonrası gözaltına alınan ve çıkarıldığı adli makamlarca tutuklanan M.Ö. bugün ilk defa hakim karşısına çıktı. Nevşehir 2. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada sanık M.Ö., son dönemlerde eşi ile sürekli tartıştığını, olayın olduğu gün ise evde alkol aldığını belirterek, "Eşimle bir konuda tartıştık. Tartışma büyümeye başladı. Eşim bana söyledikleri sözlerden dolayı kendisini suçlu hissediyordu. Ben evde alkol alırken geldi. Kendisini suçlamaya devam etti. Ben kendisini çok sevdiğim için onu kaybetmek istemiyordum. Sürekli kendisini teselli etmeye çalıştım. Evimizdeki bir koltuğun üzerinde eşim tarafından yazılmış bir intihar mektubu gördüm. Tartışma nedeniyle mektubu tam okumadım. Mektubu yakarak lavabonun üzerine attım. Eşim bir ara mutfaktan temin ettiğini düşündüğüm bıçakla odaya girdi ve sağa sola sallamaya başladı. Eşimin boynunda kan izi görünce ben de panikledim. Bu panik ile bıçağı elinden almaya çalıştım. Bıçağı almaya çalıştığımda bırakmak istemedi ve ben çekince elinden yaralandı. Beni iterek mutfak tarafına gitti. Ben de tekrar mutfaktan bıçak alacağını düşünerek peşinden gittim. Eşim balkona çıkmış aşağıya atlıyordu. Kendisini tutmaya çalıştım, ancak başaramadım. Bir süre yardım istemek için bağırdım. Alt komşumuz balkona çıktı. O da tutmaya çalıştı, ancak tutamadık. Ben eşimi çok seviyordum. O beni telefonuna 'kral' ben de onu 'içişleri bakanım' diye kaydetmiştim" dedi. Sanık avukatı da beyanında, eşler arasında mutlu giden bir evlilikleri olduğunu, olay günü İ.Ö.'nün vücudunda bulunan bıçak darbelerinin öldürücü olmadığını ve İ.Ö.'nün cinnet geçirerek kendisini yaraladığını ve daha önce de intihar girişiminde bulunduğunu söyledi. Mahkeme heyeti tutukluluk halini ve tanık beyanlarını da göz önünde bulundurarak yurt dışı yasağı ve konutu terk etmeme tedbiri uygulayarak sanığın tahliyesine karar verdi. Mahkeme heyeti ayrıca duruşmayı şubat ayına erteledi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.