Ormanlar azalıyor, kriz büyüyor: Küresel su tehlikesi kapıda

Artan orman kaybı ve derinleşen su krizi, özellikle kadınlar ve çocuklar başta olmak üzere kırılgan toplulukları daha ağır etkiliyor. TEMA Vakfı Başkanı Deniz Ataç, su güvenliğinin sağlanması için ormanların korunmasının hayati önemde olduğunu vurguluyor.

Haber Giriş Tarihi: 21.03.2026 10:02
Haber Güncellenme Tarihi: 21.03.2026 10:06
Muhabir: ALİ GÜRELİ
Ormanlar azalıyor, kriz büyüyor: Küresel su tehlikesi kapıda

Doğal yaşamın devamlılığında kritik rol oynayan ormanlar ve su kaynakları, aynı zamanda ekonomik sistemlerin görünmeyen altyapısını oluşturuyor. Ancak artan nüfus, plansız kullanım ve iklim krizinin etkileri bu iki temel varlığı her geçen gün daha kırılgan hale getiriyor. Uzmanlara göre, mevcut tablo karşısında gecikmeden önleyici politikaların hayata geçirilmesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler’in bu yıl için belirlediği temalar da dikkat çekici. 21 Mart Dünya Ormancılık Günü’nün teması “Ormanlar ve Ekonomi”, 22 Mart Dünya Su Günü’nün teması ise “Su ve Cinsiyet” olarak açıklandı. Bu başlıklar, doğal kaynakların yalnızca ekolojik değil, aynı zamanda toplumsal eşitlik ve refah açısından da belirleyici rol oynadığını ortaya koyuyor.

45 MİLYON İNSAN GEÇİMİNİ ORMANLARDAN SAĞLIYOR

Ormanlar, karbon depolama, iklimi düzenleme, su üretimi ve toprak koruma gibi hayati işlevleriyle ekosistemin temel taşları arasında yer alıyor. Aynı zamanda küresel ölçekte milyonlarca insanın geçim kaynağını oluşturuyor. Verilere göre dünyada yaklaşık 45 milyon kişi doğrudan ormanlara bağlı olarak yaşamını sürdürüyor. Bunun yanında milyarlarca insan da ormanların sağladığı gıda ve su döngüsüne bağımlı.

Buna karşın orman kaybı küresel ölçekte sürüyor. 1990 ile 2025 yılları arasında yaklaşık 489 milyon hektar orman alanı yok olurken, son on yılda her yıl ortalama 11 milyon hektar orman kaybedildi. Artan yangınlar da tahribatı büyütüyor, son 20 yılda yangınlardan etkilenen orman alanı ise iki katına çıktı.

ORMAN KAYBI SU GÜVENLİĞİNİ TEHDİT EDİYOR

Ormanların azalması yalnızca ekosistemleri değil, su güvenliğini de doğrudan etkiliyor. Su döngüsünün önemli bir parçası olan ormanlar, yağış rejimini düzenliyor, su kalitesini artırıyor ve taşkın ile kuraklık risklerini azaltıyor.

Konuya ilişkin ilkhaber-gazetesi.com’a değerlendirmede bulunan TEMA Vakfı Başkanı Deniz Ataç, “Ormanlar sadece ağaç toplulukları değil, suyun sürekliliğini sağlayan, ekonomiyi destekleyen ve yaşamı mümkün kılan sistemlerdir. Ormanların zarar görmesi, su güvenliğinin de tehlikeye girmesi anlamına gelir” dedi.

İnsan kaynaklı çevresel baskıların orman kaybını ve su yoksunluğunu derinleştirdiğini dile getiren Ataç, “Bu süreçten en fazla kadınlar, çocuklar ve kırılgan topluluklar etkileniyor. Doğal varlıkların korunması yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal bir gereklilik” ifadelerini kullandı.

SUYA ERİŞİMDE EŞİTSİZLİK DERİNLEŞİYOR

Ataç, şunları kaydetti: “Suya erişimdeki küresel eşitsizliklerin toplumsal sonuçları dikkat çekici. Birleşmiş Milletler verilerine göre kadınlar ve kız çocukları her gün toplamda yaklaşık 250 milyon saatlerini su temin etmek için harcıyor. Bu durum, eğitim ve çalışma hayatına katılımı sınırlayarak eşitsizlikleri artırıyor. İklim krizine bağlı kuraklık ve aşırı hava olayları da özellikle kırılgan gruplar üzerindeki baskıyı artırıyor. Su yoksunluğu bir eşitsizlik krizidir. Suya erişimin zorlaştığı bölgelerde yük en çok kadınların ve çocukların omuzlarına biniyor. Oysa suya erişim temel bir insan hakkıdır” diye konuştu.

“ÇÖZÜM BÜTÜNCÜL VE ADİL POLİTİKALARDA”

Deniz Ataç, su ve orman varlıklarının korunması için bütüncül politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini anlattı. Suyun ticari bir meta olarak değil, temel bir hak olarak ele alınması gerektiğini belirten Ataç, su havzalarının ve orman ekosistemlerinin birlikte korunmasının önemine dikkat çekti.

Ataç, “İklim krizine karşı dirençli bir gelecek için orman kaybını durduracak adımlar atılmalı, su kaynakları doğanın yenilenme kapasitesi gözetilerek yönetilmeli ve özellikle kadınlar ile yerel topluluklar karar alma süreçlerine dahil edilmelidir. Doğal varlıkların korunması ancak bu bütüncül yaklaşım sayesinde mümkün olabilir” değerlendirmesinde bulundu.

“KÜRESEL SU İFLASI” UYARISI

Öte yandan, Birleşmiş Milletler Üniversitesi Su, Çevre ve Sağlık Enstitüsü’nün yayımladığı son çalışma, dünyada ‘küresel su iflası’ riskine dikkat çekiyor. Buna göre, su kaynakları doğanın kendini yenileme hızının çok üzerinde tüketiliyor ve pek çok su sistemi kritik eşiklere hızla yaklaşıyor.

Kaynak: ALİ GÜRELİ

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.