#Kültürel Miras

İLKHABER-Gazetesi - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarsus Müzesi'nde Türk Mutfağı Haftası coşkusu: 'Bir sofrada miras' Haber

Tarsus Müzesi'nde Türk Mutfağı Haftası coşkusu: 'Bir sofrada miras'

Türk Mutfağı Haftası kapsamında Tarsus Müzesinde düzenlenen etkinlikte, Türk mutfağının köklü geçmişi ve kültürel mirası tanıtıldı. 'Bir sofrada miras' temasıyla gerçekleştirilen programda, geleneksel lezzetler ve gastronomi kültürü ön plana çıkarıldı. Etkinliğe Tarsus Kaymakamı Mehmet Ali Akyüz, Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay ile çok sayıda davetli katıldı. Programda konuşan Kaymakam Mehmet Ali Akyüz, Türk Mutfağı Haftasını güçlü gastronomi kültürüne sahip Tarsus’ta çeşitli etkinliklerle kutladıklarını belirterek, mutfak kültürünün yüzyıllar boyunca bu topraklarda gelişen yaşam biçimlerinin, üretim pratiklerinin, göç hareketlerinin ve ritüellerin birleşmesiyle oluşan önemli bir miras olduğunu söyledi. Akyüz, farklı dönemlerin izlerinin pişirme tekniklerinden malzeme kullanımına, ritüel sofralarından günlük yemek alışkanlıklarına kadar günümüzde yaşamaya devam ettiğini ifade ederek, "Fırın, tandır ve saç gibi pişirme yöntemlerinden tahıl, üzüm ve zeytin gibi temel ürünlerin işlenmesine kadar uzanan bu çeşitlilik, birlikte öğrenme, uyarlama ve üretme geleneğinin bir yansımasıdır" dedi. Mutfak kültürünün zaman içinde gelişen ortak yaşam deneyimlerinin oluşturduğu kolektif bir birikim olduğunu vurgulayan Akyüz, sofranın ise bu birikimin en somut ifadesi olduğunu kaydetti. Türk Mutfağı Haftasının kültürel değerlerin gelecek kuşaklara aktarılmasına katkı sağlayacağını belirten Akyüz, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti. Mersin İl Kültür ve Turizm Müdürü Hakan Doğanay da konuşmasında, Türk Mutfağı Haftasının bu yıl beşincisinin kutlandığını belirterek, 'Bir sofrada miras' temasının yalnızca yemek kültürünü tanıtmayı değil, aynı zamanda geçmişten bugüne taşınan ortak hafızayı, kültürel sürekliliği ve toplumsal aidiyeti görünür kılmayı amaçladığını ifade etti. Doğanay, Türk mutfağının yalnızca bir yemek kültürü değil, aynı zamanda tarih, gelenek ve toplumsal değerleri taşıyan önemli bir kültürel miras olduğunu vurguladı. Etkinlik kapsamında katılımcılara geleneksel Türk mutfağının seçkin örnekleri tanıtılırken, bölgenin gastronomik zenginlikleri de ziyaretçilerin beğenisine sunuldu. Katılımcılara teşekkür plaketi verildi.

Mersin'de denizcilik tarihine ışık tutan eser: 'Antik Dünyanın Kalbi Limanlar' tanıtıldı Haber

Mersin'de denizcilik tarihine ışık tutan eser: 'Antik Dünyanın Kalbi Limanlar' tanıtıldı

Mersin Deniz Ticaret Odası Konferans Salonunda düzenlenen lansmana, MDTO Yönetim Kurulu Başkanı Cihat Lokmanoğlu, MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik, TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik, TÜRKLİM Eski Başkanı Aydın Erdemir ile davetliler katıldı. Editörlüğünü Prof. Dr. Ahmet Yaraş ile Dr. Öğr. Üyesi Ömer Kafar'ın üstlendiği ve 24 akademisyenin katkı sunduğu eser, antik dönem limanlarının tarihini bilimsel veriler ışığında ele alıyor. Programın açılış konuşmasını yapan MDTO Genel Sekreteri Fuat Gedik, Mersin Deniz Ticaret Odası ile TÜRKLİM iş birliğinde hayata geçirilen projenin denizcilik sektörünün geçmişini belgelemek adına önemli bir adım olduğunu söyledi. Gedik, "Deniz taşımacılığı ve limanlar insanlık tarihinin seyrini değiştiren en temel dinamiklerdir. İçinde bulunduğumuz Kilikya coğrafyası da antik çağlardan itibaren Akdeniz ticaret ağının merkezinde yer almıştır" dedi. Dana Adasındaki antik tersaneler ile Soli Pompeipolis ve Kelenderis limanlarının bölgenin denizcilik tarihindeki önemini ortaya koyduğunu belirten Gedik, Mersin Deniz Ticaret Odası olarak sadece sektörün gelişimine değil, denizcilik tarihine ışık tutan bilimsel çalışmalara da destek verdiklerini ifade ederek, "Bu eser, işte bu sorumluluk bilincinin bir yansımasıdır. Kitapta limanlar sadece ticaret merkezleri olarak değil, sosyal ve ekonomik hayatın her alanına temas eden yapılar olarak inceleniyor. Neolitik Dönem'den Bizans'a uzanan süreçte liman inşa teknolojileri, gümrük uygulamaları, denizcilik kültürü ve lojistik faaliyetleri bilimsel verilerle okuyucuya sunuluyor" diye konuştu. TÜRKLİM Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Erçelik ise limanların sadece ticari alanlar değil, medeniyetlerin ve hoşgörünün kesişim noktası olduğunu ifade ederek, "Limanlar kadim uygarlığın ve ticaretin kapılarıdır, insanların ten rengi, din, dil, ırk fark etmeksizin bir araya geldiği meydanlardır. Mersin de Türkiye'nin en önde gelen liman kentlerinden biri. Hepimizin gündeminde yapay zekanın ve dijital dünyanın sertliği var. Mesleklerin yok olacağı katastrofik senaryoların konuşulduğu bu çağda, böyle naif bir çalışmanın lansmanını yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Geçmişimizi bilmezsek, gelecekteki tehditlere karşı gard almak işten bile değildir. Anadolu coğrafyası nice medeniyete ev sahipliği yapmış bir potadır, limanlar da bu potanın giriş çıkış kapılarıdır. Bu öykünün kitaplaşmasını çok önemsiyorum ve umuyoruz ki Bizans'tan Cumhuriyet'e uzanacak ikinci dönem çalışmasının da arkasında duracağız" ifadelerine yer verdi. "Gelecek kuşaklara neyi devredeceğimizi bu yayınlarla göstermeliyiz" TÜRKLİM eski başkanı Aydın Erdemir de limancılık mesleğinin köklü geçmişine ve taşıdığı mirasa dikkat çekerek bilimsel devamlılığın altını çizdi. Erdemir, "Dünyada taşımacılığın yüzde 90'ı deniz yoluyla yapılıyor. Biz limancılar olarak nasıl bir mirası devraldığımızı araştırmak istedik. Cumhuriyet'i kuranların da ilk yaptığı iş Anadolu'yu araştırmak ve kendi köklerini bulmak olmuştur. Mustafa Kemal Atatürk'ün bilime verdiği önem doğrultusunda biz de arkeoloji ve antropolojiye yöneldik. Yapılan araştırmalar gösteriyor ki biz bu topraklarda bizden önceki tüm medeniyetlerin devamıyız. Liman mühendisliği açısından bakarsak, bugün modern bilimle rüzgar, dalga ve akıntıya göre neresini korunaklı alan seçiyorsak, 7 bin yıl önce de aynı kadim bilgilerle aynı yerler seçiliyordu. Bugün limanlarımızda uyguladığımız gümrük, denetim ve sağlık sistemlerinin aynısı o gün de yapılıyordu. Gelecek kuşaklara neyi devredeceğimizi bu yayınlarla göstermeliyiz" dedi.

Anamur’da bir asırlık vasiyet: Emekli imam tarihi su değirmenini dualarla döndürüyor Video Galeri

Anamur’da bir asırlık vasiyet: Emekli imam tarihi su değirmenini dualarla döndürüyor

Mersin’in Anamur ilçesinde yaşayan emekli din görevlisi Hasan Püryan, babasından kalan asırlık su değirmenini ayakta tutarak geçmişin üretim kültürünü geleceğe taşımaya çalışıyor. Yıllarca camilerde görev yapan Püryan, emekliliğinin ardından çocukluğunun geçtiği değirmenin başına geçerek hem babasının vasiyetini yerine getiriyor hem de unutulmaya yüz tutan bir geleneği yaşatıyor. Anamur’a bağlı Güngören Mahallesi’nde bulunan tarihi su değirmeni, bugün hala doğal su gücüyle çalışıyor. Taşların dönüşüyle öğütülen buğday ise mahalle sakinlerine eski usul un olarak ulaşıyor. 1964 yılında Güngören Mahallesi’nde dünyaya gelen emekli imam Hasan Püryan, Anamur İmam Hatip Lisesinin ilk mezunlarından biri oldu. Meslek hayatına Kastamonu’da başlayan Püryan, uzun yıllar Diyanet İşleri Başkanlığı bünyesinde görev yaptı. Ancak çocukluk yıllarında öğrendiği değirmencilik hiçbir zaman hayatından çıkmadı. Babasının yanında büyüyen Püryan, küçük yaşlarda değirmen taşlarının başında vakit geçirdiğini anlatarak, "Çocukluğum bu değirmenin sesleriyle geçti. Babama yardım ede ede işi öğrendim" dedi. "Bu sadece değirmen değil, bir emanet" Emekliliğin ardından yeniden köyüne dönen Püryan, yıllardır atıl durumda kalan sistemi onararak yeniden çalışır hale getirdi. Geleneksel düzeni korumak için özellikle elektrikli sisteme geçmediğini belirten Püryan, babasının vasiyetini yerine getirdiğini söyledi. Tarihi yapıyı satması için teklifler aldığını ifade eden Püryan, "Babam bana, ‘Ben nasıl yaşattıysam sen de devam ettir’ diye vasiyet etti. Bu yüzden satmayı hiç düşünmedim. Elektrikli sisteme dönüştürmek istedim ama sonra vazgeçtim. Çünkü bu sadece değirmen değil, geçmişten kalan bir emanet" diye konuştu. Kazancının çok olmadığını belirten Püryan, buna rağmen değirmeni yaşatmaya devam edeceğini ifade ederek, "Bu kültür kaybolmamalı. Rabbim sağlık verdikçe çark dönmeye devam edecek" ifadelerini kullandı. Suyun gücüyle dönen tarih Bir dönem Anadolu köy yaşamının merkezinde yer alan su değirmenleri, teknolojinin gelişmesiyle birlikte birer birer yok oldu. Ancak Hasan Püryan’ın yaşatmaya çalıştığı değirmen, taş duvarları, ahşap düzenekleri ve su kanallarıyla geçmişin izlerini bugün de taşıyor. Özellikle yağışlı dönemlerde aktif hale gelen değirmen, çevre mahallelerden gelen vatandaşların da ilgisini çekiyor. Doğal yöntemlerle öğütülen una talebin arttığını belirten Püryan, insanların eski usul üretime yeniden yönelmeye başladığını söyledi. Müftülük heyetinden ziyaret Anamur Müftülüğü İlçe Gençlik Koordinatörü İbrahim Sağır, Yunus Emre Camii İmam Hatibi Kazım Doğan ile Diyanet Haber ve Diyanet TV temsilcisi Ahmet Tokdemir’den oluşan heyet de Hasan Püryan’ı değirmen başında ziyaret ederek, tarihi su değirmeninde incelemelerde bulundular. Heyet üyeleri, Hasan Püryan’ın kültürel mirasa sahip çıkmasının toplumsal hafıza açısından önemli olduğunu belirterek, emeğin, üretimin ve ecdat mirasının korunmasının genç nesillere güçlü bir mesaj verdiğini ifade etti.

Tarihi Kentler Birliği'nde Kayseri'ye önemli görev: Memduh Büyükkılıç encümen üyesi seçildi Haber

Tarihi Kentler Birliği'nde Kayseri'ye önemli görev: Memduh Büyükkılıç encümen üyesi seçildi

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği Birlik Meclisi 2026 Yılı 1. Olağan Toplantısı’na katıldı. Toplantıda konuşan Başkan Büyükkılıç, "Tarih olmadan, kültür olmadan, bu eserleri ve kimliğimizi korumadan yol alamayız. Anadolu coğrafyasının kıymetini bilmeliyiz, birbirimize sahip çıkmalıyız, tarihimize sahip çıkmalıyız" dedi. Üye belediyelerin katılımıyla Kocatepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen Tarihi Kentler Birliği Birlik Meclisi 2026 Yılı 1. Olağan Toplantısı ikinci gününde saygı duruşunda bulunulmasını ardından İstiklal Marşı’nın okumasıyla başladı. Toplantıda, kentlerin tarihi ve kültürel kimliklerinin korunması, projeler, hedefler ve yol haritası ile öneriler ele alındı. Tarihi Kentler Birliği Birlik Meclisi 2026 Yılı 1. Olağan Toplantısı’nın ikinci gün birleşiminde konuşan Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği’nin temellerinin atıldığı günden bu yana geçen süreçte kat ettiği yola dikkat çekerek, "İyi niyetli güzel bir çalışma. Bu çalışma gelişerek, güzelleşerek ilerliyor. Tarihi Kentler Birliği’mizin tarihi geçmişini de hatırlatarak bu noktalara kolay gelinmediğini, kıymetinin bilinmesi gerektiğini ve geleceğe taşımamız gerektiği anlayışıyla üzerine titrememiz gerektiğini ifade ediyorum" dedi. Büyükkılıç, siyasi hayatı ve tecrübelerine dair de bilgiler aktararak birlik ve beraberlik içerisinde tecrübe paylaşımı vurgusu yaptı. Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği'nin kurucularından ve Onursal Danışma Kurulu Başkanı merhum Prof. Dr. Metin Sözen’i rahmet ve minnetle yâd ederek, Tarihi Kentler Birliği çatısı altında geçmişte yaptıkları çalışmalar ve birliğin güçlenmesi yönünde ortaya konulan mücadeleyi hatırlattı. Büyükkılıç, birlik olarak şehirlerde yapılan restorasyon ve benzeri projeleri anlatarak, kültür öncelikli kalkınma modeli çalışmaları, mahalle ölçeğinden kent ölçeğine taşınan çalışmalar, turizm master planları ve çalıştaylar gerçekleştirildiğini söyledi. "Birlik, beraberlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğine inanıyorum" Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, birlik ve beraberlik vurgusu yaparak, "Tarihi Kentler Birliği’mizin en önemli özelliği belediye başkanlarımız ve meclis üyelerimizin parti ayrımı gözetmeden huzurlu bir biçimde çalışmalarını sağlamaktır. Buna hepimizin ihtiyacı var, bunda herhalde hem fikiriz. O açıdan değişik coğrafyalardan, farklı siyasi partilerden gelen üyelerimizin Tarihi Kentler Birliği ile adeta yerel yönetimde bir ekol oluşturduğunu görmekten de keyif aldığımızı paylaşmak istiyorum. Gelinen noktada ötekileştirmeden, birlik, beraberlik içerisinde hareket edilmesi gerektiğine inanıyorum" diye konuştu. "Tarih olmadan, kültür olmadan, bu eserleri ve kimliğimizi korumadan yol alamayız" Tarihi Kentler Birliği’nin devrim niteliğinde işler başardığını kaydeden Başkan Büyükkılıç, "Şehirlerimiz gelişiyor, güzelleşiyor. Güzel şehirler, güzel ilçeler ortaya çıkıyor. Tarih olmadan, kültür olmadan, bu eserleri ve kimliğimizi korumadan yol alamayız. Tarihi dokuyu içeren şehirler Anadolu coğrafyasında var. Anadolu coğrafyasının kıymetini bilmeliyiz, birbirimize sahip çıkmalıyız, tarihimize sahip çıkmalıyız" ifadelerini kullandı. "Bu tarih bizim, gençlerimizin, çocuklarımızın, ülkemizin geleceği" Büyükkılıç, kendini tekrarın bir tehdit olduğuna dikkat çekerek, "Kendimizi günün şartlarına uygun olarak yenilemek mecburiyetindeyiz. Yoksa dünde kalırız, bugünü bile zor yaşarız, geleceğe hiç kimseyi hazırlayamayız. Çünkü bu tarih bizim, gençlerimizin, çocuklarımızın, ülkemizin geleceği" dedi. Başkan Büyükkılıç’tan Tarihi Kentler Birliği’ne tecrübe dayanaklı tavsiyeler Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliğine bazı tavsiyelerde bulunarak, merhum Prof. Dr. Metin Sözen’in havza ve bölge ölçeğinde bir çalışma ideali doğrultusunda Kapadokya’nın Kayseri, Nevşehir, Niğde, Aksaray gibi şehirlerle bir bölge olarak değerlendirilmesi tavsiyesini hatırlatarak, bölge olarak kalkınmanın önemine vurgu yaptı. Büyükkılıç, kentlerin sahip oldukları turizm zenginliklerini tarihi ve kültürel zenginliklerle birlikte ele almanın zorunluluğunun altını çizerek, şunları söyledi: "Bu zenginlikleri, tarihi ve kültürel zenginliklerimizle birlikte buluşturacağız. Doğru planlama yapacağız ve Tarihi Kentler Birliği tarafından gerekli bilimsel destekleri de vereceğiz. Sahip olduğumuz tarihi, doğal ve kültürel miras ile bizi bekleyen gelecek arasındaki tehditler ve fırsatlar insan unsuru üzerinden ele alınarak yol haritası ortaya konulmak mecburiyetinde. Bu konu, hassasiyeti yüksek ve çok geniş kapsamlı bir konu. Bu sebeple basite indirmeden hak ettiği özenle üzerinde durmalıyız ve çalıştaylar yapmalıyız. Bir başka önerimiz; tüm üye belediyelerimizden ilgili diğer kurumlarla iş birliği yaparak, tarihi yapı durumlarının afet direnciyle ilgili rapor hazırlanması talep edilmeli ve öncelikler tespit edilerek ilgili kurumlarla paylaşılmalıdır. Bu da çok önemli. Dirençli şehirleri oluştururken öncelikle tarihi dokunun direncini çok önemsemeliyiz." Başkan Büyükkılıç, sanatın da Tarihi Kentler Birliği’nin öncelikli konularından biri olduğunu ifade ederek, modern kentlerde sanatçıların yetişebilecekleri ortamların hazırlanması gerektiğini kaydetti. Büyükkılıç, yapılacak çalışmalarda belediyelerin birlik ve beraberlik içerisinde hareket etmesi gerektiğini de sözlerine ekleyerek, müzecilik konusunda da Kayseri Büyükşehir Belediyesi olarak önemli çalışmalar yaptıklarını dile getirdi. "Daha büyük hedeflere hep beraber ulaşmalıyız" Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği’nin kuruluşundan bugüne kadar gerek Anadolu buluşmalarında gerekse bölge toplantılarında gündemine çok önemli ve güncel konuları aldığını belirterek, bu toplantıların çok başarılı işler ortaya koyduğunu söyledi. Büyükkılıç, "Güncel sorunlar ve fırsatları hepimiz biliyoruz, daha büyük hedeflere hep beraber ulaşmalıyız. Kamu, yerel, sivil, özel iş birliği hepimiz için önemlidir. Hep birlikte ortak akılla yol alırız" dedi. Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği’nin uzlaşı kültürünün güzel bir örneğini sergilediğini kaydederek, "Uzlaşma kültürünün en güzel örneğini sergileyen böyle bir kuruluşumuzun üzerine hepimizsin titremesi, göz bebeğimiz gibi koruması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor, iyi niyetli yaklaşımlarından dolayı değerli başkanımıza, burada bulunan tüm üyelerimize, tüm siyasi partilerimize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" diye konuştu. Toplantıda konuşmalar ve değerlendirmelerin ardından Tarihi Kentler Birliği başkanlık seçimi yapıldı. Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç, seçimde oy kullanırken, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur yavaş, yeniden Tarihi Kentler Birliği Başkanlığına seçildi. Başkanlık seçiminin ardından Tarihi Kentler Birliği’nin yeni dönem organlarında görev alacak isimler de belirlendi ve Başkan Büyükkılıç, Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyeliğine seçildi. Yapılan seçim sonucunda Tarihi Kentler Birliği Encümen Üyeliğine; Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Memduh Büyükkılıç’ın yanı sıra Mut Belediye Başkanı Murat Orhan, Menteşe Belediye Başkanı Gonca Köksal Aras, Bartın Belediye Başkanı Muhammet Rıza Yalçınkaya, Niğde Belediye Başkanı Emrah Özdemir, Kars Belediye Başkanı Prof. Dr. Ötüken Senger ve Sur Belediye Başkanı Adnan Örhan seçildi. Başkan Büyükkılıç, seçim sonuçlarının hayırlı, uğurlu olması temennisinde bulundu.

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu Haber

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu

Sokak lezzetleri denildiğinde akla ilk gelen tatlardan biri olan simit, Türkiye’nin dört bir yanında farklı yorumlarla yaşatılan köklü bir geleneği temsil ediyor. Mis gibi kokan susamlı halkasıyla sabah kahvaltılarının, okul yolunun, iş molalarının ve çay saatlerinin vazgeçilmezi olan simit, her yörede kullanılan unundan pişirme tekniğine, boyutundan sunum şekline kadar kendine özgü özellikler taşıyor. Bu çeşitlilik, simidi yalnızca pratik bir sokak yiyeceği olmaktan çıkararak kültürel bir değer haline getiriyor. Ankara simidinin koyu rengi ve sert dokusu, İzmir gevreğinin hafifliği, İstanbul simidinin klasik tadı derken, bazı yöresel simitler sahip oldukları özgün niteliklerle ön plana çıkıyor. İstanbul, İzmit ve Kastamonu’daki gibi coğrafi işaret alarak tescillenen simitler ise bulundukları kentin gastronomi mirasını simgeleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. ADANA’NIN KAZAN GEVREĞİ VE DÖŞEME SİMİDİ Adana’nın Kazan gevrek ve Döşeme simitleri gibi bu özel lezzetler arasında Hatay mutfağının simgesi haline gelen Antakya simidi de yer alıyor. Taş fırınlarda pişirilen Antakya simidi, dışının çıtır, içinin ise yumuşak yapısıyla kendine has bir lezzet sunuyor. Boyutu ve doyuruculuğuyla diğer simitlerden ayrılan bu yöresel ürün, yalnızca Hatay’da üretilmesiyle de dikkat çekiyor. Yıllardır değişmeyen tadı sayesinde Antakya simidi, bölge halkının olduğu kadar kenti ziyaret edenlerin de en çok tercih ettiği lezzetler arasında yer alıyor. Antakya simidini özel kılan unsurlardan biri de kendine özgü tüketim biçimi oluyor. Yanında küçük paketler halinde sunulan tuz ve kimyon karışımına bandırılarak yenilen simit, bu yönüyle Hatay’a özgü bir ritüel oluşturuyor. Bu özgün sunum, Antakya simidini diğer yöresel simitlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri olarak öne çıkıyor. Antakya simidinin tarihsel ve kültürel değeri yalnızca mutfakla sınırlı kalmıyor, sanata da yansıyor. Osmanlı Sarayı’nın son ressamı Fausto Zonaro’nun “Antakya Simidi Satan Hataylı” adlı tablosu, bu eşsiz lezzeti konu alarak simidin geçmişten günümüze uzanan önemini gözler önüne seriyor. Eserde, Antakya’ya özgü kimyon-tuz karışımıyla sunulan simidin betimlenmesi, bu lezzetin kültürel hafızadaki yerini ortaya koyuyor. GELENEKSEL YÖNTEMLERLE ÜRETİLİYOR Özellikle sabah kahvaltılarında ve akşamüstü çay saatlerinde yoğun ilgi gören Antakya simidi, günün her saatinde tüketiliyor. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel üretim yöntemleriyle hazırlanan simit, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras olarak görülüyor. Tarihi Uzun Çarşı başta olmak üzere Antakya’nın birçok noktasında, seyyar satıcılardan mahalle fırınlarına kadar geniş bir alanda satışa sunulan Antakya simidi, kimine göre kahvaltıların vazgeçilmezi, kimine göre günün her öğününde tercih edilen pratik bir lezzet, kimine göre ise çay saatlerinin baş tacı olarak kabul ediliyor. Antakya simidi, günün her saatinde kendine alıcı bulan, Hatay’ın gastronomi zenginliğini ve köklü mutfak kültürünü simgeleyen meşhur bir lezzet olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin simit geleneği içinde özel bir yere sahip olan Antakya simidi, yöresel tatların korunmasının ve yaşatılmasının da en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Doğal ve kültürel miras için endişe büyüyor Haber

Doğal ve kültürel miras için endişe büyüyor

Ekoşehirler, Çevre ve İklim Değişikliği Araştırmaları Derneği Genel Başkanı Oğuz Şahin, Türkiye’nin birçok bölgesinde kıyıların, koyların ve deniz ekosistemlerinin yoğun yapılaşma baskısı altında olduğunu belirterek, doğal ve kültürel mirasın ciddi bir tehdit ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Son dönemde özellikle kıyı bölgelerinden endişe verici imar projelerine tanıklık ettiklerini ifade eden Şahin, “Türkiye’nin en hassas doğal alanları, kamu yararı gözetilmeden planlanan projeler nedeniyle geri dönüşü olmayan zararlarla karşı karşıya bırakılıyor” dedi. CENNET KOYU VE AKDENİZ FOKU TEHLİKEDE Bodrum Cennet Koyu’nda başlayan inşaat çalışmalarına dikkat çeken Şahin, bölgenin nesli tehlike altındaki Akdeniz fokunun önemli yaşam alanlarından biri olduğunu vurguladı. Şahin, aynı zamanda doğal ve arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan koyda yürütülen çalışmaların hem ekosistemi hem de kültürel değerleri tehdit ettiğini belirtti. “MİLLİ PARK SINIRLARI İÇİNDEKİ OTEL İNŞAATI KAYGI VERİCİ” Marmaris’te Milli Park sınırları içinde devam eden otel inşaatına ilişkin sürecin de kaygı verici olduğunu ifade eden Şahin, “Yıllardır süren yerel mücadele sonucunda projenin ruhsatı iptal edilmişti. Ancak bu karara yürütmeyi durdurma verilmesiyle birlikte belirsizlik yeniden ortaya çıktı” diye konuştu. ÖZEL KORUMA ALANLARINDA YAPILAŞMA GİRİŞİMLERİ Dalaman Kille Koyu’nda ise “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ve “3. Derece Doğal Sit Alanı” statüsüne rağmen “Yat ve Tekne Bağlama İskelesi” projesinin gündemde olduğunu dile getiren Şahin, doğa savunucularının yapılaşmaya karşı yerel mücadeleyi sürdürdüğünü söyledi. Antalya’nın Kaş ilçesindeki Limanağzı Koyu’nda verilen yol izninin de bölge ekosistemini tehdit ettiğine dikkati çeken Şahin, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan koyda yol açılmasıyla birlikte zeytinliklerin zarar göreceğini ifade etti. LİKYA YOLU İÇİN YARGIDAN KORUMA KARARI Şahin, kültürel miras açısından büyük önem taşıyan Likya Yolu’nu tehdit eden Bölünmüş Yol Projesi’ne ilişkin yargı kararını ise olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Şahin, Finike, Demre, Kaş ve Kalkan arasında planlanan proje için verilen “ÇED olumlu” kararının, sivil toplum kuruluşları ve çevrecilerin açtığı dava sonucunda Antalya 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlattı. “KIYILARIMIZ HEPİMİZİN GELECEĞİ” Yaşanan gelişmelerin doğal ve kültürel miras için endişe verici olduğunu anlatan Oğuz Şahin, şunları kaydetti: “Kıyıların eşsiz doğası, kâr odaklı projeler nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kıyılarımız ortak mirasımızdır. Bugüne olduğu kadar geleceğe de aittir. Doğayı korumak için verilen her mücadele, aslında geleceğimizi koruma mücadelesidir.”

Balkanlardaki Türk izleri korunuyor Haber

Balkanlardaki Türk izleri korunuyor

Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında çok eski tarihlere dayanan ve oldukça köklü olan ikili ilişkiler günümüzde de sürdürülmeye devam ediyor. Türkiye’nin bu coğrafyadaki izlerinin silinmemesi adına yürütülen çalışmalara bir yenisi daha eklendi. 120 KİTABE İNCELENDİ, 4 FARKLI DİLE ÇEVRİLDİ ‘Kuzey Makedonya Kitabeler Projesi’ Makedonya’daki Osmanlı eserlerinin gün yüzüne çıkarılması adına oldukça kapsamlı bir şekilde yürütülüyor. Konu hakkında bilgi veren Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar bu projenin Balkanlar’da uzun yıllar boyunca sessiz kalan anlamlı eserlerin yeniden görülebilir ve anlaşılabilir kılınması adına yürütüldüğünü söyledi. Sunar, "Kuzey Makedonya’daki Osmanlı eserlerinin kitabelerinin ortaya çıkarılması, okunması, tercümesi ve kayıp olanların yerine konulmasını hedefleyen projemiz, Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin misyonunun tam merkezinde yer almaktadır. Kültürlerin birbiri ile temasını sağlayan IBU, eğitimin geçmiş ile bugün arasında ve bu bölgeyi zenginleştiren farklı kültürler arasında köprüler kurmak için en güçlü araç olduğu inancıyla kurulmuştur. Kuzey Makedonya Kitabeleri Projesi, bir fikirden çok bir gözlemle başladı. Balkan şehirlerinde gezen uyanık ve duyarlı birisinin, tarihe şahitlik eden Osmanlı mimari eserlerinin duvarlarına kazınmış, çoğu zaman silikleşmiş, bazen de fark edilmeyen alın yazılarını yani kitabeleri görmemesi imkânsızdır. İşte biz Kuzey Makedonya’daki Osmanlı dönemi mimarî eserlerinin kitabelerini kayıt altına almak, okumak, çevirmek ve yorumlamak amacıyla bir ekip oluşturduk. Sahada yapılan tespitlerle birlikte hem mevcut literatürden hem de ulaşılması güç kaynaklardan yararlanarak yaklaşık 120 kitabe inceledik. Çalışma, yalnızca bir dil aktarımı değil; aynı zamanda bir epigrafi, tarih, sanat tarihi ve kültürel miras projesi olarak şekillendi. Bu metinleri titizlikle deşifre ederek ve Türkçe, Arnavutça, Makedonca ve İngilizce olarak, dört dilde yeniden sunarak, akademik arkeolojiden daha fazlasını yapıyoruz ve ortak bir hafıza platformu inşa ediyoruz. Bu projenin çıktıları bize tarihin yaşanmış bitmiş bir şey değil, yaşayan canlı bir diyalog alan olduğunu gösteriyor. Geçmişi incelikli bir şekilde anlayarak günümüzde daha fazla empati, saygı ve iş birliği geliştirebiliriz. Bu proje, tarihî mirası bölünmenin kaynağı olmaktan çıkarmak ve karşılıklı anlayışın temeli ve ortak bir gurur kaynağı haline getirmek konusundaki kararlılığımızın somut bir ifadesidir" dedi. "TAŞLARIN ÜZERİNDEKİ SESSİZ METİNLER ANLAM KAZANDI" Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te hikayesi bugüne taşınamamış, ruhu silikleşmeye ve zamanla tarihi tozlu raflarına gömülmeye yüz tutmuş pek çok eser bu proje ile canlandırılıyor. Yıllardır sessiz kalan hikayelerin ruhu yeniden gün yüzüne çıkartılıyor. Sunar, "Bu süreçte en değerli kazanım, taşların üzerindeki sessiz metinlerin yeniden anlam kazanması oldu. Her bir satır, hem Osmanlı kültür mirasının Balkanlardaki devamlılığını gösterdi hem de geçmişle bugün arasında yeni bir kültürel bağ kurdu. Böylece proje, yalnızca bir belge çalışması değil; bir hafızayı yeniden okuma, anlamlandırma ve paylaşma girişimi olarak tarihe not düşülmüş oldu" dedi. Projenin uygulama sürecinin resmi olarak başlatılması adına Kuzey Makedonya’daki Mustafa Paşa Camii’nde düzenlenen törene, Kuzey Makedonya Meclis Başkanı Afrim Gaşi, Kuzey Makedonya Milletvekili Salih Murat, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, çok sayıda davetli katıldı. Mustafa Paşa Camii’nde gerçekleştirilen törenin ardından Üsküp Çifte Hamam’da proje kapsamında sergi ve panel düzenlendi. IBU Genel Sekreteri ve Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Seyhan M. İbrahimi’nin moderatörlüğünü yaptığı panelde; Prof. Dr. Mehmet Samsakçı ve Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş projeyi kapsamlı bir şekilde anlattı. Ayrıca sergi kapsamında, proje çıktılarının yer aldığı ve Kuzey Makedonya’nın kültürel mirasına önemli bir katkı sağlayan kitabın da tanıtımı yapıldı.

Yöresel bez bebekler, renkli ellerle hayat buluyor Haber

Yöresel bez bebekler, renkli ellerle hayat buluyor

Hatay’ın kültürel mirası, unutulmaya yüz tutmuş bir el sanatının yeniden canlandırıldığı özel bir atölye çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıktı. Antakya Nedime Keser Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Seval Gücel, Hatay Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Kültür Sanat Çarşısı el sanatçılarının iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte sanatseverlerle buluştu. Atölyede, soba teli, alçı, tutkal ve bez kullanılarak yöresel kıyafetli bebekler yapıldı. Katılımcılar, ustalıkla yönlendirilen her aşamada beden yapımından baş kalıbının dökümüne, kıyafet dikiminden makyaj ve boyamaya kadar emek vererek kendi el yapımı eserlerini ortaya koydu. Etkinlik sonunda hazırlanan bebekler katılımcılara atölye hatırası olarak hediye edildi. Usta Öğretici Seval Gücel, çalışmanın kendisi için de ayrı bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Unutulmaya yüz tutmuş yöresel kıyafetli bez bebek sanatını merak eden farklı bir grupla bir araya gelmek benim için gurur vericiydi. Katılımcılarımızın ortaya çıkardığı eserler beni fazlasıyla mutlu etti. Bu imkânı sağlayan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne ve Kültür Sanat Çarşısı’na teşekkür ediyorum. Çalışmalarımız farklı gruplarla devam ediyor.” Atölye boyunca keyifli anlar yaşayan katılımcılar ise hem geleneksel bir el sanatını öğrenmenin mutluluğunu paylaştı hem de Seval Gücel’e özverili katkılarından dolayı teşekkür etti. Bu özel etkinlik, Hatay’ın kültürel değerlerinin gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.