#Kültürel Miras

İLKHABER-Gazetesi - Kültürel Miras haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kültürel Miras haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu Haber

Sokaktan sofraya uzanan lezzet: Simidin Anadolu yolculuğu

Sokak lezzetleri denildiğinde akla ilk gelen tatlardan biri olan simit, Türkiye’nin dört bir yanında farklı yorumlarla yaşatılan köklü bir geleneği temsil ediyor. Mis gibi kokan susamlı halkasıyla sabah kahvaltılarının, okul yolunun, iş molalarının ve çay saatlerinin vazgeçilmezi olan simit, her yörede kullanılan unundan pişirme tekniğine, boyutundan sunum şekline kadar kendine özgü özellikler taşıyor. Bu çeşitlilik, simidi yalnızca pratik bir sokak yiyeceği olmaktan çıkararak kültürel bir değer haline getiriyor. Ankara simidinin koyu rengi ve sert dokusu, İzmir gevreğinin hafifliği, İstanbul simidinin klasik tadı derken, bazı yöresel simitler sahip oldukları özgün niteliklerle ön plana çıkıyor. İstanbul, İzmit ve Kastamonu’daki gibi coğrafi işaret alarak tescillenen simitler ise bulundukları kentin gastronomi mirasını simgeleyen önemli unsurlar arasında yer alıyor. ADANA’NIN KAZAN GEVREĞİ VE DÖŞEME SİMİDİ Adana’nın Kazan gevrek ve Döşeme simitleri gibi bu özel lezzetler arasında Hatay mutfağının simgesi haline gelen Antakya simidi de yer alıyor. Taş fırınlarda pişirilen Antakya simidi, dışının çıtır, içinin ise yumuşak yapısıyla kendine has bir lezzet sunuyor. Boyutu ve doyuruculuğuyla diğer simitlerden ayrılan bu yöresel ürün, yalnızca Hatay’da üretilmesiyle de dikkat çekiyor. Yıllardır değişmeyen tadı sayesinde Antakya simidi, bölge halkının olduğu kadar kenti ziyaret edenlerin de en çok tercih ettiği lezzetler arasında yer alıyor. Antakya simidini özel kılan unsurlardan biri de kendine özgü tüketim biçimi oluyor. Yanında küçük paketler halinde sunulan tuz ve kimyon karışımına bandırılarak yenilen simit, bu yönüyle Hatay’a özgü bir ritüel oluşturuyor. Bu özgün sunum, Antakya simidini diğer yöresel simitlerden ayıran en belirgin özelliklerden biri olarak öne çıkıyor. Antakya simidinin tarihsel ve kültürel değeri yalnızca mutfakla sınırlı kalmıyor, sanata da yansıyor. Osmanlı Sarayı’nın son ressamı Fausto Zonaro’nun “Antakya Simidi Satan Hataylı” adlı tablosu, bu eşsiz lezzeti konu alarak simidin geçmişten günümüze uzanan önemini gözler önüne seriyor. Eserde, Antakya’ya özgü kimyon-tuz karışımıyla sunulan simidin betimlenmesi, bu lezzetin kültürel hafızadaki yerini ortaya koyuyor. GELENEKSEL YÖNTEMLERLE ÜRETİLİYOR Özellikle sabah kahvaltılarında ve akşamüstü çay saatlerinde yoğun ilgi gören Antakya simidi, günün her saatinde tüketiliyor. Ustadan çırağa aktarılan geleneksel üretim yöntemleriyle hazırlanan simit, sadece bir yiyecek değil, aynı zamanda yaşayan bir kültürel miras olarak görülüyor. Tarihi Uzun Çarşı başta olmak üzere Antakya’nın birçok noktasında, seyyar satıcılardan mahalle fırınlarına kadar geniş bir alanda satışa sunulan Antakya simidi, kimine göre kahvaltıların vazgeçilmezi, kimine göre günün her öğününde tercih edilen pratik bir lezzet, kimine göre ise çay saatlerinin baş tacı olarak kabul ediliyor. Antakya simidi, günün her saatinde kendine alıcı bulan, Hatay’ın gastronomi zenginliğini ve köklü mutfak kültürünü simgeleyen meşhur bir lezzet olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin simit geleneği içinde özel bir yere sahip olan Antakya simidi, yöresel tatların korunmasının ve yaşatılmasının da en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Doğal ve kültürel miras için endişe büyüyor Haber

Doğal ve kültürel miras için endişe büyüyor

Ekoşehirler, Çevre ve İklim Değişikliği Araştırmaları Derneği Genel Başkanı Oğuz Şahin, Türkiye’nin birçok bölgesinde kıyıların, koyların ve deniz ekosistemlerinin yoğun yapılaşma baskısı altında olduğunu belirterek, doğal ve kültürel mirasın ciddi bir tehdit ile karşı karşıya kaldığını söyledi. Son dönemde özellikle kıyı bölgelerinden endişe verici imar projelerine tanıklık ettiklerini ifade eden Şahin, “Türkiye’nin en hassas doğal alanları, kamu yararı gözetilmeden planlanan projeler nedeniyle geri dönüşü olmayan zararlarla karşı karşıya bırakılıyor” dedi. CENNET KOYU VE AKDENİZ FOKU TEHLİKEDE Bodrum Cennet Koyu’nda başlayan inşaat çalışmalarına dikkat çeken Şahin, bölgenin nesli tehlike altındaki Akdeniz fokunun önemli yaşam alanlarından biri olduğunu vurguladı. Şahin, aynı zamanda doğal ve arkeolojik sit alanı niteliği taşıyan koyda yürütülen çalışmaların hem ekosistemi hem de kültürel değerleri tehdit ettiğini belirtti. “MİLLİ PARK SINIRLARI İÇİNDEKİ OTEL İNŞAATI KAYGI VERİCİ” Marmaris’te Milli Park sınırları içinde devam eden otel inşaatına ilişkin sürecin de kaygı verici olduğunu ifade eden Şahin, “Yıllardır süren yerel mücadele sonucunda projenin ruhsatı iptal edilmişti. Ancak bu karara yürütmeyi durdurma verilmesiyle birlikte belirsizlik yeniden ortaya çıktı” diye konuştu. ÖZEL KORUMA ALANLARINDA YAPILAŞMA GİRİŞİMLERİ Dalaman Kille Koyu’nda ise “Özel Çevre Koruma Bölgesi” ve “3. Derece Doğal Sit Alanı” statüsüne rağmen “Yat ve Tekne Bağlama İskelesi” projesinin gündemde olduğunu dile getiren Şahin, doğa savunucularının yapılaşmaya karşı yerel mücadeleyi sürdürdüğünü söyledi. Antalya’nın Kaş ilçesindeki Limanağzı Koyu’nda verilen yol izninin de bölge ekosistemini tehdit ettiğine dikkati çeken Şahin, Kaş-Kekova Özel Çevre Koruma Bölgesi içinde yer alan koyda yol açılmasıyla birlikte zeytinliklerin zarar göreceğini ifade etti. LİKYA YOLU İÇİN YARGIDAN KORUMA KARARI Şahin, kültürel miras açısından büyük önem taşıyan Likya Yolu’nu tehdit eden Bölünmüş Yol Projesi’ne ilişkin yargı kararını ise olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Şahin, Finike, Demre, Kaş ve Kalkan arasında planlanan proje için verilen “ÇED olumlu” kararının, sivil toplum kuruluşları ve çevrecilerin açtığı dava sonucunda Antalya 2. İdare Mahkemesi tarafından iptal edildiğini hatırlattı. “KIYILARIMIZ HEPİMİZİN GELECEĞİ” Yaşanan gelişmelerin doğal ve kültürel miras için endişe verici olduğunu anlatan Oğuz Şahin, şunları kaydetti: “Kıyıların eşsiz doğası, kâr odaklı projeler nedeniyle yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Kıyılarımız ortak mirasımızdır. Bugüne olduğu kadar geleceğe de aittir. Doğayı korumak için verilen her mücadele, aslında geleceğimizi koruma mücadelesidir.”

Balkanlardaki Türk izleri korunuyor Haber

Balkanlardaki Türk izleri korunuyor

Türkiye ve Balkan ülkeleri arasında çok eski tarihlere dayanan ve oldukça köklü olan ikili ilişkiler günümüzde de sürdürülmeye devam ediyor. Türkiye’nin bu coğrafyadaki izlerinin silinmemesi adına yürütülen çalışmalara bir yenisi daha eklendi. 120 KİTABE İNCELENDİ, 4 FARKLI DİLE ÇEVRİLDİ ‘Kuzey Makedonya Kitabeler Projesi’ Makedonya’daki Osmanlı eserlerinin gün yüzüne çıkarılması adına oldukça kapsamlı bir şekilde yürütülüyor. Konu hakkında bilgi veren Uluslararası Balkan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Lütfi Sunar bu projenin Balkanlar’da uzun yıllar boyunca sessiz kalan anlamlı eserlerin yeniden görülebilir ve anlaşılabilir kılınması adına yürütüldüğünü söyledi. Sunar, "Kuzey Makedonya’daki Osmanlı eserlerinin kitabelerinin ortaya çıkarılması, okunması, tercümesi ve kayıp olanların yerine konulmasını hedefleyen projemiz, Uluslararası Balkan Üniversitesi’nin misyonunun tam merkezinde yer almaktadır. Kültürlerin birbiri ile temasını sağlayan IBU, eğitimin geçmiş ile bugün arasında ve bu bölgeyi zenginleştiren farklı kültürler arasında köprüler kurmak için en güçlü araç olduğu inancıyla kurulmuştur. Kuzey Makedonya Kitabeleri Projesi, bir fikirden çok bir gözlemle başladı. Balkan şehirlerinde gezen uyanık ve duyarlı birisinin, tarihe şahitlik eden Osmanlı mimari eserlerinin duvarlarına kazınmış, çoğu zaman silikleşmiş, bazen de fark edilmeyen alın yazılarını yani kitabeleri görmemesi imkânsızdır. İşte biz Kuzey Makedonya’daki Osmanlı dönemi mimarî eserlerinin kitabelerini kayıt altına almak, okumak, çevirmek ve yorumlamak amacıyla bir ekip oluşturduk. Sahada yapılan tespitlerle birlikte hem mevcut literatürden hem de ulaşılması güç kaynaklardan yararlanarak yaklaşık 120 kitabe inceledik. Çalışma, yalnızca bir dil aktarımı değil; aynı zamanda bir epigrafi, tarih, sanat tarihi ve kültürel miras projesi olarak şekillendi. Bu metinleri titizlikle deşifre ederek ve Türkçe, Arnavutça, Makedonca ve İngilizce olarak, dört dilde yeniden sunarak, akademik arkeolojiden daha fazlasını yapıyoruz ve ortak bir hafıza platformu inşa ediyoruz. Bu projenin çıktıları bize tarihin yaşanmış bitmiş bir şey değil, yaşayan canlı bir diyalog alan olduğunu gösteriyor. Geçmişi incelikli bir şekilde anlayarak günümüzde daha fazla empati, saygı ve iş birliği geliştirebiliriz. Bu proje, tarihî mirası bölünmenin kaynağı olmaktan çıkarmak ve karşılıklı anlayışın temeli ve ortak bir gurur kaynağı haline getirmek konusundaki kararlılığımızın somut bir ifadesidir" dedi. "TAŞLARIN ÜZERİNDEKİ SESSİZ METİNLER ANLAM KAZANDI" Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’te hikayesi bugüne taşınamamış, ruhu silikleşmeye ve zamanla tarihi tozlu raflarına gömülmeye yüz tutmuş pek çok eser bu proje ile canlandırılıyor. Yıllardır sessiz kalan hikayelerin ruhu yeniden gün yüzüne çıkartılıyor. Sunar, "Bu süreçte en değerli kazanım, taşların üzerindeki sessiz metinlerin yeniden anlam kazanması oldu. Her bir satır, hem Osmanlı kültür mirasının Balkanlardaki devamlılığını gösterdi hem de geçmişle bugün arasında yeni bir kültürel bağ kurdu. Böylece proje, yalnızca bir belge çalışması değil; bir hafızayı yeniden okuma, anlamlandırma ve paylaşma girişimi olarak tarihe not düşülmüş oldu" dedi. Projenin uygulama sürecinin resmi olarak başlatılması adına Kuzey Makedonya’daki Mustafa Paşa Camii’nde düzenlenen törene, Kuzey Makedonya Meclis Başkanı Afrim Gaşi, Kuzey Makedonya Milletvekili Salih Murat, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Bahçekapılı, çok sayıda davetli katıldı. Mustafa Paşa Camii’nde gerçekleştirilen törenin ardından Üsküp Çifte Hamam’da proje kapsamında sergi ve panel düzenlendi. IBU Genel Sekreteri ve Türkçe Öğretmenliği Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Seyhan M. İbrahimi’nin moderatörlüğünü yaptığı panelde; Prof. Dr. Mehmet Samsakçı ve Prof. Dr. Ertuğrul Karakuş projeyi kapsamlı bir şekilde anlattı. Ayrıca sergi kapsamında, proje çıktılarının yer aldığı ve Kuzey Makedonya’nın kültürel mirasına önemli bir katkı sağlayan kitabın da tanıtımı yapıldı.

Yöresel bez bebekler, renkli ellerle hayat buluyor Haber

Yöresel bez bebekler, renkli ellerle hayat buluyor

Hatay’ın kültürel mirası, unutulmaya yüz tutmuş bir el sanatının yeniden canlandırıldığı özel bir atölye çalışmasıyla yeniden gün yüzüne çıktı. Antakya Nedime Keser Halk Eğitim Merkezi Usta Öğreticisi Seval Gücel, Hatay Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanlığı ile Kültür Sanat Çarşısı el sanatçılarının iş birliğiyle düzenlenen etkinlikte sanatseverlerle buluştu. Atölyede, soba teli, alçı, tutkal ve bez kullanılarak yöresel kıyafetli bebekler yapıldı. Katılımcılar, ustalıkla yönlendirilen her aşamada beden yapımından baş kalıbının dökümüne, kıyafet dikiminden makyaj ve boyamaya kadar emek vererek kendi el yapımı eserlerini ortaya koydu. Etkinlik sonunda hazırlanan bebekler katılımcılara atölye hatırası olarak hediye edildi. Usta Öğretici Seval Gücel, çalışmanın kendisi için de ayrı bir anlam taşıdığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Unutulmaya yüz tutmuş yöresel kıyafetli bez bebek sanatını merak eden farklı bir grupla bir araya gelmek benim için gurur vericiydi. Katılımcılarımızın ortaya çıkardığı eserler beni fazlasıyla mutlu etti. Bu imkânı sağlayan Hatay Büyükşehir Belediyesi’ne ve Kültür Sanat Çarşısı’na teşekkür ediyorum. Çalışmalarımız farklı gruplarla devam ediyor.” Atölye boyunca keyifli anlar yaşayan katılımcılar ise hem geleneksel bir el sanatını öğrenmenin mutluluğunu paylaştı hem de Seval Gücel’e özverili katkılarından dolayı teşekkür etti. Bu özel etkinlik, Hatay’ın kültürel değerlerinin gelecek nesillere aktarılması açısından önemli bir adım olarak değerlendirildi.

Zarafetin, estetiğin ve emeğin simgesi ipeğin serüveni Haber

Zarafetin, estetiğin ve emeğin simgesi ipeğin serüveni

Asırlardır zarafetin, estetiğin ve emeğin simgesi olan ipek, sadece bir tekstil ürünü değil, aynı zamanda kültürel ve tarihi bir miras olarak varlığını sürdürüyor. Türkiye’de özellikle Hatay, Bursa ve Diyarbakır gibi bölgelerde yaşatılan geleneksel ipek dokumacılığı, zanaatkâr ellerde kozadan kumaşa uzanan sabır dolu bir yolculukla hayat buluyor. İpek dokumacılığı, doğallığı ve dayanıklılığıyla yalnızca modanın değil, sanatın da vazgeçilmezlerinden biri olmaya devam ediyor. Çin'den Anadolu'ya uzanan İpek Yolu'nun taşıdığı bu değerli malzeme, hâlâ geleneksel yöntemlerle üretilebiliyor. Ancak bu süreç sanılandan çok daha zahmetli aşamalarla gerçekleşiyor. Kozadan kumaşa emekle işlenen sanat İpek üretimi, dut yaprağıyla beslenen ipekböceklerinin kozalarını örmesiyle başlıyor. Koza hasadı yapıldıktan sonra, bunlar sıcak suda çözülerek içlerindeki lifler çıkarılıyor. Ardından çözgü hazırlığı, iplik sarımı ve büküm, boyama ve kurutma, dokuma tezgâhlarında örme, kumaşın terbiye ve ütüleme gibi aşamalardan geçiyor. Bu süreçlerin büyük bölümü hâlâ el emeğiyle yürütülüyor. Usta ellerde şekillenen bu kumaşlar, hem yerel ekonomiye katkı sağlıyor hem de kültürel mirasın korunmasına aracılık ediyor. Uzmanlara göre ipek dokumacılığı sadece ekonomik değil, aynı zamanda somut olmayan kültürel miras kapsamında korunması gereken bir zanaat. UNESCO’nun da dikkat çektiği bu alanda, Türkiye’deki bazı atölyeler geleneksel yöntemleri yaşatmaya çalışıyor. Aynı zamanda kadın istihdamını artıran bu atölyeler, genç kuşaklara hem meslek hem de tarih bilinci kazandırıyor. Son yıllarda artan ilgi sayesinde geleneksel ipek ürünleri, modern tasarımlarla harmanlanarak hem yerel pazarda hem de uluslararası alanda ilgi görmeye başladı. Kültürel zenginliğin simgelerinden biri olan ipek, sabır, estetik ve ustalıkla harmanlandığında sadece bir kumaş değil, geçmişten geleceğe uzanan bir köprü haline geliyor. Geleneksel yöntemlere modern dokunuş Hatay’da da ipekçilik 100 yılı aşkın süredir varlığını sürdürenHatayde, ipek dokumacılığının yaşayan temsilcilerinden biri olmaya devam ediyor. İşletmenin dördüncü kuşak temsilcisi Yasemin Büyükaşık, kısa süre önce hayatını kaybeden sektörün önde gelen ustalarından babası Refik Büyükaşık’ın izinden yürüyerek bu köklü sanatı yaşatıyor. İpek üretiminin 36 ayrı aşamadan oluştuğunu ve tüm süreçlere hâkim olduğunu belirten genç girişimci Büyükaşık, ailesinin bu alandaki öncülüğünü sürdürmeye kararlı olduğunu belirtti. Yasamin Büyükaşık, “Büyükaşık ailesi, bölgemizin ipekçilik sektöründe önemli bir markadır. Merhum babam Refik Büyükaşık, çocuk yaşta başladığı bu mesleği usta olduktan sonra geliştirerek 1986’da Refik İpekçilik’i kurmuştu. Türkiye’nin çeşitli illerinde düzenlediği kurs ve seminerlerle ipekçiliği tanıtan babam ‘yaşayan insan hazinesi’ unvanına layık görülen ender isimler arasında yer aldı. Böyle bir ustanın kızı olmak benim için büyük bir onur. Babamın bu yolda adadığı ömür, bana yol gösteriyor. Bu bayrağı en iyi şekilde taşımak için çalışıyorum” dedi. Depremde hem atölye hem de satış merkezlerinin enkaz altında kaldığını anlatan Büyükaşık, şimdi ise Kültür Sanat Çarşısı projesi kapsamında tahsis edilen yeni atölyede çalışmayı sürdürdüklerini ifade etti. Geleneksel üretim yöntemlerini modern tasarım anlayışıyla buluşturduklarını dile getiren Yasemin Büyükaşık, “Doğal, el emeği kumaşları bölgenin kültürel kimliğini yansıtan estetik dokunuşlarla sunuyoruz. Hem yerel hem de ulusal düzeyde ilgi gören Refik İpekçilik, Hatay’ın kültürel belleğinde önemli bir yer tutmaya devam ediyor” diye konuştu.

Yorgancılığın yaşayan efsanesi Nahya Güzelyurt, Hatay’ın el sanatlarına ışık tutuyor Haber

Yorgancılığın yaşayan efsanesi Nahya Güzelyurt, Hatay’ın el sanatlarına ışık tutuyor

Hatay'da 1987 yılından bu yana el işi yorgancılık sanatını sürdüren Nahya Güzelyurt, depremin yıktığı kentin geleneksel el sanatlarına hayat vermeye devam ediyor. Kız kardeşi Atra Güzelyurt ile birlikte, yün yorgan dikimi ve işleme sanatını titizlikle sürdüren Nahya Güzelyurt, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “el işi sanatçısı” unvanıyla onurlandırılmış bir usta olarak dikkati çekiyor. Genç nesillere bu geleneksel sanatı aktarmak için çaba gösteren Güzelyurt, aynı zamanda Hatay’ın kültürel mirasını korumak adına büyük bir azimle çalışmalarına devam ediyor. Yorgancılık sanatının bu topraklardaki en kıymetli temsilcilerinden biri olarak öne çıkan Güzelyurt, Hatay’ın kültürel zenginliklerine değer katmaya devam ediyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden "Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcisi" ödülünü de alan Nahya Güzelyurt, mesleğinin sadece ustası değil, aynı zamanda Hatay'ın kültürel mirasına katkı sağlayan bir isim haline gelmesinin haklı gururunu yaşıyor. Hatay'ın merkez ilçesi Antakya'da 37 yıldır el işi yorgancılık yapan tek isim olarak öne çıkan Güzelyurt, unutulmaya yüz tutmuş bu mesleği yaşatmak için büyük bir çaba gösteriyor. Bugüne kadar birçok ilçede usta öğretici olarak görev alan Nahya Güzelyurt, sanatını ilk günkü özenle sürdürüyor. Kadın olmanın zarafetiyle mesleğinin zorluklarını medeniyetler kenti Hatay'da kolayca aşan Güzelyurt, yorgancılıkla ilgili şunları söyledi: "Unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri olan yorgancılık, diğer bazı meslekler gibi yaşama savaşı veriyor. Geleneksel ağır ve kalın yorganların aksine, yorganlarımızı daha ince ve hafif yaparak tercih edilecek tarzda satışa sunuyoruz. Alttaki kumaş pamuktan, üstteki kumaş ise pamuk veya saten oluyor. Yorgan dikiminde ise naylon ip kullanmıyoruz."

Tunceli Müzesi ekipleri, kültürel varlıkların tespit ve tescili için sahada Haber

Tunceli Müzesi ekipleri, kültürel varlıkların tespit ve tescili için sahada

Sarp dağların arasında yer alan Tunceli, doğal güzelliklerinin yanı sıra Pertek Kalesi, Sağman Külliyesi, İn Delikleri, Ergen Kilisesi, Tağar Köprüsü gibi tarihi yapılarıyla da dikkati çekiyor. Geçmişte pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kentte, binlerce yıllık köprüler, kaleler, çeşmeler, kiliseler, höyükler ve mezar taşları bulunuyor. Tunceli Müzesi ekipleri de bölgedeki kültürel mirasın korunarak gelecek nesillere aktarılması için çalışma yürütüyor. Haftanın belirli günlerinde araziye çıkan Müze Müdürü Kenan Öncel ile müzede görevli arkeolog Özgür Şahin, Selçuk Gündü, sanat tarihçi Semra Çağlayan ve Ali Haydar İmre, il merkezi ile 7 ilçedeki kültürel varlıkları inceleyip son durumlarıyla ilgili bilgi sahibi oluyor. Bazı eserleri tescilleyip turizme kazandıran ekipler, definecilik ve kaçak kazı faaliyetlerine karşı bilinçlendirme çalışmaları yürütüyor. Güvenlik güçleriyle ortak hareket ediyorlar Jandarma ve emniyetle ortak hareket eden müze görevlileri, çeşitli sebeplerle tahrip olan tarihi eserleri de müzeye getiriyor. Gerekli restorasyon ve konservasyon işlemleri yapılan eserler, müzenin vitrinlerinde sergileniyor ya da depolarda muhafaza altında tutuluyor. İl Kültür ve Turizm Müdürü İsmet Hakan Ulaşoğlu, Tunceli'nin her geçen gün daha çok turisti ağırlamaya başladığını söyledi. Vali Bülent Tekbıyıkoğlu öncülüğünde turizm çalışmalarına devam ettiklerini belirten Ulaşoğlu, "Müzemizle alanda başlattığımız çalışmalarla tarihi ve kültürel varlıklarımızın tespit ve tescilini yapıyoruz. Bu çalışmalar sırasında da kentimizde çeşitli dönemlere ait bulgularla karşılaşabiliyoruz. Bu bakımdan ilimiz sadece doğal zenginlikleriyle değil, tarihi varlıkları ve kültürel değerleriyle de ön plana çıkıyor." dedi. "Bilinçsiz ve gizli yapılan kazılar kültürel mirasa zarar vermektedir" Ulaşoğlu, kentteki tescilli varlık sayısının 200'ü geçtiğini ve çalışmaların aralıksız devam ettiğini anlattı. Müze ekiplerinin sürekli sahada olduğuna dile getiren Ulaşoğlu, "İlimizde insanların kaçak kazıya yönelmesi nedeniyle bazı problemler yaşanıyor. Bu tür durumlar ilimizin tarihi ve kültürel değerlerini tahrip etmektedir. Bilinçsiz ve gizli yapılan kazılar kültürel mirasa zarar vermektedir." ifadelerini kullandı. Ulaşoğlu, Tunceli'de Akkoyunlulardan kalma mezar taşlarının bulunduğunu belirterek, "Çalışmalarımız sırasında çoğu at, koç ve koyun biçimli mezar taşlarının tahrip olduğunu ve iyi korunamadığını fark ettik. Bir kenara atılmış olan mezar taşlarını müzemizde muhafaza altına almaya çalışıyoruz ayrıca bu mezar taşlarının konservasyon ve restorasyon işlerinin yapılmasını sağlıyoruz." diye konuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.