#Kuraklık

İLKHABER-Gazetesi - Kuraklık haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kuraklık haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Tarımda genetik devrim! Niğde’ye özgü türlerin ekonomik değeri açıklandı Haber

Tarımda genetik devrim! Niğde’ye özgü türlerin ekonomik değeri açıklandı

Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi ev sahipliğinde, Genetik Kaynaklar Kulübü girişimiyle düzenlenen 'Niğde İli Genetik Kaynakları Farkındalık Projesi Tanıtım Toplantısı ve Genetik Kaynaklar Paneli' gerçekleştirildi. Fakülte amfisinde yapılan etkinlikte, Niğde’nin bitkisel ve hayvansal genetik kaynaklarının korunması ve sürdürülebilir kullanımı ele alındı. Akademik personel ve üniversite öğrencilerinin yanı sıra, Niğde İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Niğde İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Faik Şahenk Lisesi öğrencilerinin de katıldığı program, farklı paydaşları bir araya getirdi. Panelin moderatörlüğünü Tarım Bilimleri ve Teknolojileri Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Halil Toktay üstlendi. Programda konuşan Sedat Serçe, bitkisel genetik kaynakların korunması ve değerlendirilmesi konusunda bilgiler verirken, Ayhan Ceyhan ise hayvansal genetik kaynaklar, yerli hayvan türlerinin korunması ve sürdürülebilir üretimdeki rolüne ilişkin sunum yaptı. Panel boyunca yerel çeşitlerin korunması, gen bankalarının önemi, biyolojik çeşitliliğin tarımsal üretime katkısı ve genetik kaynakların ekonomik değeri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Ayrıca Niğde’ye özgü genetik kaynakların kuraklık ve benzeri stres şartlarına karşı dayanıklılık özellikleri de ele alındı. Etkinlikte, üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Genetik Kaynaklar Kulübü’nün farkındalık oluşturma ve öğrenci katılımını artırmadaki rolüne de dikkat çekildi. Panel sonunda, etkinliğe katkı sunan iç ve dış paydaşlara Fakülte Dekanı Prof. Dr. Ahmet Şekeroğlu ve Dekan Yardımcısı Prof. Dr. Halil Toktay tarafından teşekkür belgeleri ile Genetik Kaynaklar Kulübü’nün hazırladığı hediyeler takdim edildi.

Doğan: "Çiftçiye destek verilirse mısır üretimi artar, ithalata gerek kalmaz" Haber

Doğan: "Çiftçiye destek verilirse mısır üretimi artar, ithalata gerek kalmaz"

Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye'nin mısır üretimi ve genel tarım politikalarında kendi kendine yeten bir konuma gelebilmesi için üreticiye verilen desteğin kritik rol oynadığını ifade etti. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Resmi Gazete’de yayımlanan ve 3 milyon ton mısır ithalatı kapsamında gümrük vergisinin yüzde 130’tan yüzde 5’e indirilmesini içeren düzenlemeye dair açıklamalarda bulundu. Başkan Doğan, alınan bu kararın kısa vadeli piyasa dengelerini korumaya yönelik bir hamle olduğunu ancak Türkiye tarımının kronik sorunlarını yeniden gün yüzüne çıkardığını belirtti. Türkiye’nin mısır üretme potansiyeline sahip olmasına karşın artan talebi karşılamakta güçlük çektiğini kaydeden Doğan, özellikle hayvancılıkta yem ihtiyacının artmasıyla mısıra talebin yükseldiğini, buna karşın üretimin aynı hızda artmaması sonucu oluşan arz açığının ithalatla kapatılmak zorunda kalındığını vurguladı. Doğan, "Su ihtiyacı yüksek bir bitki olması nedeniyle mısır, iklim krizinden en şiddetli etkilenen ürünler arasında yer alıyor. Son dönemde görülen kuraklık ve düzensiz yağışlar mısır verimliliğini düşürdü; bilhassa sulama imkanlarının kısıtlı olduğu yerlerde üreticiler ciddi kayıplar yaşadı. Modern sulama tekniklerinin yaygınlaştırılması, su kaynaklarının daha verimli kullanılması ve tarımsal altyapının geliştirilmesi, üretimi artırmak adına atılması gereken temel adımlardır" dedi. Yükselen girdi maliyetlerinin üretim üzerindeki baskıyı derinleştirdiğine işaret eden Doğan; mazot, gübre, tohum ve sulama giderlerindeki artışın çiftçiyi üretimden soğuttuğunu belirterek, "Üreticimizin yeterince desteklenmemesi, ekim alanlarının daralmasına ve dolayısıyla üretimin düşmesine yol açmaktadır. Çiftçilere gerekli teşvikler sağlandığı takdirde mısır üretiminde ciddi bir artış yakalamak mümkündür" şeklinde konuştu. Tarımda planlı üretimin gerekliliğine vurgu yapan Doğan, hangi ürünün nereye ve ne kadar ekileceğine dair uzun vadeli, sürdürülebilir bir planlamanın yapılmamasının arz-talep dengesinde istikrarsızlığa neden olduğunu ve bunun da dönemsel ithalat zorunluluğunu beraberinde getirdiğini ifade etti. İthalat kararının geçici bir çözüm olduğunu hatırlatan Doğan, ‘’Kalıcı çözüm, yerli üretimin artırılmasından geçer. Türkiye mısırda ve genel olarak tarımda kendi kendine yeterli bir yapıya kavuşabilmesi için üreticinin desteklenmesi büyük önem taşımaktadır. Girdi maliyetlerinin aşağı çekilmesi, desteklerin artırılması ve üreticinin öngörülebilir bir kazanç yapısına kavuşması durumunda mısır üretimi artacak, böylece ithalata gereksinim kalmayacaktır" dedi.

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı Haber

Mersin’de iklim riskleri çalıştayda ele alındı

Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin ev sahipliğinde düzenlenen 'CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’nda, şehrin 2050 vizyonu kapsamında karşı karşıya kalabileceği iklimsel riskler bilimsel veriler ışığında analiz edilerek çözüm yolları arandı. Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Dairesi Başkanlığı tarafından organize edilen ‘Mersin CLIMAAX İklim Risk Analizi Çalıştayı’, kamu kurumları, akademisyenler, sivil toplum kuruluşları ve meslek odalarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Çalıştay çerçevesinde, kentin 2050 yılı hedefleri doğrultusunda ortaya çıkabilecek iklim riskleri bilimsel metodolojilerle masaya yatırıldı. Katılımcılar, etkinliğin sıradan bir toplantının ötesinde, Mersin’in iklim direncini artırmaya yönelik kolektif bir akıl platformu olduğunu vurgularken, paydaşların katkılarıyla şehrin savunma mekanizmalarının güçlendirilmesinin hedeflendiğini belirtti. Çalıştayın açılış kısmında; Mersin’in iklim değişikliğiyle mücadele süreci, Mersin Büyükşehir Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürlüğünün yürüttüğü stratejik çalışmalar ve projenin temel amaçları, İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can tarafından bir sunumla paylaşıldı. Can'ın sunumunun ardından, çalıştayın bilimsel temelini oluşturan teknik analizler katılımcılara aktarıldı. CLIMAAX Projesi aracılığıyla elde edilen teknik veriler ve iklim modellemeleri, teknik ekipten Hakan Duman ve Tamer Atalay tarafından sunuldu. Programdaki teknik sunumlarda, CLIMAAX Projesi kapsamında ulaşılan veriler ve modellemeler detaylandırıldı. Uzmanlar, Mersin'in gelecekte karşılaşabileceği muhtemel riskleri ayrıntılı bir şekilde analiz etti. Teknik ekibin paylaştığı bilgiler, katılımcılar için kritik bir veri kaynağı oluşturdu. Çalıştayın ilerleyen saatlerinde, interaktif menti uygulaması kullanılarak katılımcıların görüşleri anlık olarak toplandı. Ardından gerçekleştirilen masa çalışmalarında, belirlenen öncelikli başlıklar üzerine derinlemesine tartışmalar yürütüldü. Moderatörler eşliğinde yapılan oturumlarda katılımcılar, 6 temel soru üzerinden analizler yaparak çözüm önerileri geliştirdi. Tüm görüş ve teklifler, hem dijital hem de fiziksel dokümanlarla kayıt altına alındı. Çalışmaların sonunda, her masadan seçilen temsilciler öne çıkan sonuçları kısa sunumlarla aktardı. Masalarda özellikle ‘Göreceli ve Tarımsal Kuraklık’, ‘Isı Dalgaları’, ‘Orman Yangınları’ ile ‘Aşırı Yağış ve Taşkınlar’ başlıkları ele alındı. "Projelerdeki ana tema, iklim değişikliğine uyum sağlayacak eylem planları geliştirmek" Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sinan Bayrakdar, açılış konuşmasında katılımcılara projeye ve çalıştaya sundukları destekler için teşekkür etti. Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) Başkan Vekili ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in selamlarını ve başarı dileklerini ileten Bayrakdar, "İklim değişikliği, her kesimin ve tüm insanların yaşamını doğrudan etkilemektedir. İklimi biz değiştiremediğimiz için iklim bizi değiştirmektedir. Bu değişim ölçüsünde bizim de uyum sağlamamız gerekiyor. Bu projelerin temel teması, iklim değişikliğine adaptasyon sağlamak ve kırılganlıklara karşı eylem planları üretmektir. Bu konuda değerli bir proje hayata geçti. Temennim, sonuçlarının ilimize ve bölgemize önemli katkılar sunması ve bundan sonraki benzer çalışmalar için bir ilham kaynağı olmasıdır" şeklinde konuştu. "Geçmişteki ve günümüzdeki verileri alarak, gelecekteki sorunları haritalandıracağız" İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Daire Başkanlığı İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji Şube Müdürü Sinan Can, 'CLIMAAX Projesi’nin bir Avrupa Birliği (AB) Horizon Projesi olduğunu belirterek, projenin 2025 yılı Mart ayında başladığını ifade etti. Projenin 2 yıllık bir süreci olduğunu kaydeden Can, "Mersin’deki iklim değişikliğine yönelik kentsel ısı adası, aşırı yağışlar ve orman yangınları gibi temaları esas alan, bunların sayısallaştırılmasını ve haritalandırılmasını amaçlayan bir AB projesidir. Temel hedefimiz; kentimizdeki kuraklık, tarımsal kuraklık, aşırı yağış, sel ve orman yangınları gibi iklimsel sorunları ele alarak raporlamak, kentin çözüm önerilerini toplamak ve bunu uluslararası platformlara taşımaktır" dedi. "Farklı uzmanlık alanlarının aynı çatı altında toplanması çok önemli" İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası Ticaret ve Lojistik Bölüm Başkanı Prof. Dr. Köksal Hazır, küresel ölçekte sürdürülebilirlik ve iklim değişikliğinin kritik bir problem haline geldiğini vurgulayarak, "Bu alandaki çalışmalar ne kadar geniş tutulursa tutulsun yetersiz kalmaktadır. Zira iklimle, çevreyle ve çevresel değişimlerle ilgili çok ciddi kayıplar yaşanıyor. İnsanoğlunun bu duruma çok daha hızlı çözümler üretmesi şart" ifadelerini kullandı. Büyükşehir Belediyesinin böyle bir girişime imza atmasını çok kıymetli bulan Hazır, "Mersin Büyükşehir Belediyesinin iklim değişikliği için özel bir daire kurmuş olması, Mersin ve çevresi, hatta tüm Türkiye'nin faydalanabileceği bir veri tabanı oluşturması ve gelecek projeksiyonları yapması takdire şayandır. Bu çalışmalar sonucunda, bu öngörülere dayalı yeni projeler mutlaka gelecektir. Bunları çok kıymetli buluyorum. Geleceğe hazırlanmak hayati önem taşıyor. İklim değişikliğiyle ancak bu şekilde mücadele edilebilir. Artık bu gidişatı değiştirme şansımız kalmadı; bu nedenle iklimsel ve çevresel dönüşümlere uyum sağlamalıyız. Bu uyum süreci adına çok faydalı bir çaba sarf ediliyor" dedi. Çalıştay süresince üretilen fikirler, eylem planları ve stratejik teklifler, kapsamlı bir ‘Çalıştay Sonuç Raporu’na dönüştürülerek tüm ilgili paydaşlarla paylaşılacak.

İklim değişikliği ormanları zorluyor: Adana’da kritik toplantı Haber

İklim değişikliği ormanları zorluyor: Adana’da kritik toplantı

Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen geniş katılımlı toplantıda, Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Salih Çetiner’in yanı sıra Orman Zararlıları ile Mücadele Daire Başkanı Sabri Kızılkaya, İşletme Pazarlama Daire Başkanı Reşat Benli, Silvikültür Daire Başkanı Rıdvan Çörtü, Orman İdaresi ve Planlama Daire Başkanı Güven Gültekin, Şube Müdürü Akın Emin, Amenajman Denetim Başmühendisleri Efkan İsak ve Cahit Şahin’in yanı sıra bölge müdür yardımcıları, şube müdürleri ve işletme müdürleri katıldı. Toplantıda, kuraklığa dayalı kurumalarla ilgili mevcut durum tüm yönleriyle ele alındı. Kuraklık stresine bağlı fizyolojik zayıflama süreçleri, sekonder zararlı ve patojen etkileri teknik veriler ışığında değerlendirildi. Yapılan analizler doğrultusunda riskli alanlara yönelik alınması gereken tedbirler ve uygulanacak yol haritası belirlendi. Daha önce Hatay Orman Bölge Müdürlüğü’nde de aynı konuda düzenlenen toplantıya katıldığını anımsatan Orman Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Çetiner, bölgede yürütülen çalışmaları yerinde incelemek ve özellikle kuraklığa bağlı orman kurumalarına yönelik uygulamaları değerlendirmek amacıyla sahada bulunduklarını ifade etti. Çetiner, iklim değişikliğinin orman ekosistemleri üzerindeki etkilerinin her geçen yıl daha belirgin hale geldiğini belirterek, erken müdahale ve bilimsel veriye dayalı yönetim anlayışının önemine dikkat çekti. Adana Orman Bölge Müdürü Tahsin Etli ise yaptığı değerlendirmede, “Bölgemizde kuraklığa bağlı kurumalar başta olmak üzere tüm risk unsurlarını yakından takip ediyoruz. Genel Müdürlüğümüzün destek ve koordinasyonuyla, teknik ekiplerimiz sahada etkin bir mücadele yürütüyor. Amacımız, orman varlığımızı sürdürülebilir bir anlayışla korumak ve gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarmaktır” ifadelerini kullandı.

Kabuk böceği alarmı: Hatay’daki ağaç kesimlerinin perde arkası Haber

Kabuk böceği alarmı: Hatay’daki ağaç kesimlerinin perde arkası

Hatay’da bazı ormanlık alanlarda Orman İşletme Müdürlüğü tarafından “mücbir sebepli” olarak değerlendirilen ağaç kesimleri yapılması, kamuoyunda tartışma ve kaygılara yol açmıştı. Yetkililer ve uzmanların saha gözlemlerine göre, söz konusu alanlarda Akdeniz çam kabuk böceği, orman bahçıvanı ve ince dal kabuk böceği gibi zararlı türlerin varlığı tespit edildi. Özellikle kuraklık, aşırı sıcaklık ve su stresi nedeniyle direnci zayıflayan ağaçlarda bu böceklerin hızla çoğalabildiği ifade edildi. Uygun koşullar oluştuğunda birden fazla zararlı türün aynı ağaç üzerinde görülebileceği de belirtildi. Uzman görüşlerine göre bu tür durumlarda öncelik, tek tek ağaçları kurtarmaktan ziyade sağlıklı ağaçların korunmasına veriliyor. Bulaş ya da kuruma sürecine girmiş ağaçların erken dönemde sahadan çıkarılması, zararlıların yayılımını durdurmada en etkili yöntemlerden biri olarak gösteriliyor. Ancak müdahalelerin yalnızca hastalıklı veya kuruyan ağaçlarla sınırlı kalması, sürecin şeffaf biçimde yürütülmesi ve sahada düzenli izleme yapılması gerektiği vurgulanıyor. Öte yandan uzmanlar, iklim değişikliğinin etkilerinin artmasıyla birlikte ağaçlandırma politikalarında yeni bir yaklaşımın zorunlu hale geldiğine dikkat çekiyor. Aynı alanların tekrar tekrar aynı türlerle ağaçlandırılması yerine, kuraklığa daha dayanıklı türlerin ve uygun tür karışımlarının tercih edilmesi gerektiği belirtiliyor. “Doğru yerde doğru tür” ilkesinin güçlendirilmesiyle hem ağaçlandırma çalışmalarının ormanları korumada başarı oranını artıracağı hem de böcek ve kuraklık kaynaklı kayıpların azaltılabileceği ifade ediliyor. Konuya ilişkin değerlendirmede bulunan Hatay Tabiatı Koruma Derneği Başkanı Abdullah Öğünç, “Ormanlarımız hepimizin ortak değeri. Zararlı organizmalarla mücadele bilimsel veriler ışığında ve zamanında yapılmadığında, çok daha geniş alanlarda kayıplar yaşanabiliyor. Bu nedenle teknik müdahalelerin uzman denetiminde gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor” dedi. Öğünç, “Bizler doğayı korumaya yönelik her adımın şeffaflık, bilimsel planlama ve toplumsal bilgilendirme ilkeleri çerçevesinde yürütülmesini savunuyoruz. Sürecin hem doğanın korunması hem de kamu vicdanının rahatlatılması adına yakından takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ormanlarda kuraklığa karşı 'acil eylem planı' devrede Haber

Ormanlarda kuraklığa karşı 'acil eylem planı' devrede

Hatay Orman Bölge Müdürlüğü, Orman Genel Müdürlüğü üst yönetimini ağırladı. Genel Müdür Yardımcısı Salih Çetiner başkanlığındaki heyet, bölge müdürlüğünde yürütülen çalışmaları yerinde incelemek ve özellikle kuraklığa bağlı orman kurumalarına yönelik uygulamaları değerlendirmek üzere Hatay’a ziyaret gerçekleştirdi. Hatay Orman Bölge Müdürlüğü Toplantı Salonu’nda düzenlenen kapsamlı değerlendirme toplantısında, son dönemde artan kuraklık etkileri, sahadaki mevcut durum ve alınan önlemler görüşüldü. Toplantıya, Orman Zararlıları ile Mücadele Daire Başkanı Sabri Kızılkaya, Şube Müdürü Akın Emin, İşletme Pazarlama Daire Başkanı Reşat Benli, Silvikültür Daire Başkanı Rıdvan Çörtü, Orman İdaresi Planlama Daire Başkanı Güven Gültekin, Amenajman Denetim Başmühendisleri Efkan İsak ve Cahit Şahin, Doğu Akdeniz Ormancılık Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü’nden Başmühendis Fatih Aytar ile Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Bitki Sağlığı Kliniği Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Şener Kurt’un yanı sıra bölge müdür yardımcıları, şube müdürleri ve işletme müdürleri katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Hatay Orman Bölge Müdürü İlkay Günay, kuraklığa dayalı kurumalarla ilgili mevcut tabloyu ortaya koyan bir sunum gerçekleştirdi. Günay, özellikle iklim değişikliğinin etkisiyle artan sıcaklık değerleri ve azalan yağış miktarının, bazı meşcere tiplerinde stres faktörünü artırdığını belirterek, sahada yürütülen tespit, müdahale ve rehabilitasyon çalışmalarına ilişkin detaylı bilgi paylaştı. Günay, riskli alanların önceliklendirildiğini, zararlı organizmalarla mücadelede entegre yöntemlerin benimsendiğini ve gençleştirme faaliyetlerine hız verildiğini ifade etti. Orman Genel Müdür Yardımcısı M. Salih Çetiner ise yaptığı değerlendirmede, kuraklığa bağlı kurumaların yalnızca bölgesel değil, küresel ölçekte ormancılık sektörünün karşı karşıya olduğu önemli bir sorun olduğuna dikkat çekti. Genel ormancılık faaliyetlerinin sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Çetiner, Hatay’daki çalışmaların koordinasyon ve ekip ruhu açısından örnek teşkil ettiğini belirterek, “Yeni kurulan bir bölge müdürlüğü olmasına rağmen Hatay teşkilatının kısa sürede güçlü bir organizasyon yapısı oluşturması sevindirici. Emeği geçen personele teşekkür ederim” dedi. Toplantı süresince teknik ve bilimsel temelli tedbirler ayrıntılı biçimde ele alındı. Uzman heyet tarafından, erken uyarı sistemlerinin etkin kullanımı, amenajman planlarının iklim projeksiyonları doğrultusunda güncellenmesi, su tutma kapasitesini artırıcı silvikültürel uygulamalar ve zarar görmüş alanlarda hızlı rehabilitasyon programlarının uygulanması gibi başlıklarda görüş alışverişinde bulunuldu. Uygulamada karşılaşılan sorunlara yönelik çözüm önerileri de değerlendirilerek kısa, orta ve uzun vadeli bir yol haritası oluşturuldu. Toplantının ardından arazi çalışmalarına geçilerek, kurumaların yoğunlaştığı sahalarda fiili durum yerinde incelendi. Teknik ekip tarafından yapılan gözlem ve analizler doğrultusunda hızlı ve etkin bir çalışma programı hazırlanarak uygulamaya alınması kararlaştırıldı. Hatay Orman Bölge Müdürü İlkay Günay, toplantının ardından yaptığı değerlendirmede, “Kuraklık kaynaklı kurumalarla mücadelede bilimsel veriler ışığında, planlı ve kararlı bir şekilde hareket ediyoruz. Genel Müdürlüğümüzün desteği, daire başkanlarımızın katkıları ve sahadaki ekiplerimizin özverili çalışmalarıyla ormanlarımızı koruma ve gelecek nesillere sağlıklı şekilde aktarma sorumluluğumuzu en güçlü şekilde yerine getireceğiz. Hatay’da ormancılığı daha dirençli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmak için çalışmalarımız aralıksız sürecek” ifadelerini kullandı.

Tarladan acil çağrı: Destek kısa sürede gelmezse üretim zorlaşacak Haber

Tarladan acil çağrı: Destek kısa sürede gelmezse üretim zorlaşacak

Türkiye’de tarımsal üretimin sürdürülebilirliği her geçen gün daha fazla önem kazanırken, çiftçilerin karşı karşıya kaldığı ekonomik ve iklim kaynaklı sorunlar üretimde ciddi baskı oluşturuyor. Son yıllarda çiftçiler hem iklim koşullarından kaynaklanan sorunlarla hem de girdi fiyatlarındaki artışlarla mücadele ediyor. Artan maliyetler ve finansmana erişimde yaşanan sıkıntılar, üretimin devamlılığını tehdit ediyor. Özellikle SGK borcu bulunan çiftçilere kredi verilmemesi uygulaması, üreticinin finansmana erişimini zorlaştırarak tarımsal üretimin sürdürülebilirliğine zarar veriyor. Üretim sezonunun kritik dönemlerinde nakit akışına ihtiyaç duyan çiftçiler, bu engel nedeniyle tarlasında planladığı yatırımı gerçekleştiremiyor. Bu nedenle destek ödemelerinin bugünlerde yapılması, çiftçiye adeta nefes aldıracak bir adım olarak görülüyor. Çiftçinin üretimde maliyetlerinin düşmesi ve faiz yükü altında ezilmemesi için bu zor günlerde yanında olunması gerektiği vurgulanıyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin (TZOB) verileri de girdi fiyatlarındaki artış tablosunu net biçimde ortaya koyuyor. Son bir yılda gübre fiyatlarının yüzde 26 ila 40, mazot fiyatlarının yüzde 22, yem fiyatlarının yüzde 30 ila 33, zirai ilaç maliyetlerinin ise yüzde 36 oranında arttığı belirtiliyor. Girdi kalemlerindeki bu yükseliş karşısında çiftçinin ne yapacağını şaşırmış durumda olduğu ifade ediliyor. Artan maliyetlerin ürün fiyatlarına aynı oranda yansımamasının üreticinin gelir-gider dengesini kurmakta zorlandığı vurgulanıyor. Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan da konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, çiftçilerin çok yönlü bir krizle mücadele ettiğini belirtti. Doğan, özellikle iklim koşullarının üretim planlamasını zorlaştırdığını ifade ederek, “Son yıllarda mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklıklar, ani don olayları ve düzensiz yağışlar ürün veriminde ciddi kayıplara yol açtı. Bazı bölgelerde kuraklık nedeniyle rekolte düşerken, bazı alanlarda aşırı yağışlar ekili alanlara zarar verdi. Çiftçi artık ne zaman ekim yapacağını, ne zaman hasat alacağını öngörmekte zorlanıyor” dedi. İklim değişikliğinin yalnızca verimi değil, maliyeti de artırdığını vurgulayan Doğan, sulama ihtiyacının artmasıyla birlikte enerji ve su giderlerinin yükseldiğini, zararlı ve hastalık baskısının çoğalması nedeniyle zirai ilaç kullanımının arttığını dile getirdi. Doğan, “Bir yandan doğal afetlerle mücadele ediyoruz, diğer yandan artan girdi fiyatlarıyla ayakta kalmaya çalışıyoruz. Bu şartlar altında üretimi sürdürmek her geçen gün daha zor hale geliyor” ifadelerini kullandı. Desteklerin zamanında ödenmesinin büyük önem taşıdığını dile getiren Doğan, “Destekler en kısa sürede ve tek seferde ödenmeli. Bu sağlanırsa tarımsal üretimde devamlılığa ciddi katkı sağlanır. Parça parça yapılan ödemeler çiftçinin planlama yapmasını zorlaştırır. Oysa üretici önünü görmek, borcunu kapatmak ve yeni sezona hazırlanmak istiyor” diye konuştu. Uzmanlar ve sektör temsilcileri, tarımsal üretimin stratejik bir alan olduğuna dikkat çekerek, çiftçiye sağlanacak güçlü ve zamanında desteklerin yalnızca üreticiyi değil, gıda arz güvenliğini de koruyacağını belirtiyor. Çiftçinin üretimde kalması, hem ekonomik istikrar hem de toplumun sağlıklı ve uygun fiyatlı gıdaya erişimi açısından hayati önem taşıyor.

Yağışlar barajlarda artış getirdi, kuraklık tehlikesi ise sürüyor Haber

Yağışlar barajlarda artış getirdi, kuraklık tehlikesi ise sürüyor

Adana’daki barajlarda son yağışların etkisiyle su seviyelerinde artış yaşandı. Kent genelinde barajların ortalama doluluk oranı yüzde 65,55 seviyesine yükselirken, depolanan su miktarı 1 milyar 468 milyon 65 bin 394 metreküp olarak ölçüldü. Su kotu ise 116,09 metreye ulaştı. DSİ 6. Bölge Müdürlüğü tarafından son yıllarda yaşanan iklim değişikliği ve kuraklık sebebiyle Adana’nın merkez ilçelerine cazibeli olarak su iletilememesi riskine karşı yüzer pompalar ile su takviyesi sağlayacak çalışmaların da tamamlandığı bildirildi. Öte yandan Hatay’da bulunan Karaçay Barajı’nda da yağışlar sonrası kısmi bir toparlanma görüldü. Uzun süredir düşük seviyelerde seyreden baraj, son yağmurlarla birlikte ölü hacim sınırının üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 18 doluluk oranına ulaştı. Yetkililer bu artışın şehir adına sevindirici bir gelişme olduğunu belirtirken, kuraklık riskinin henüz ortadan kalkmadığına dikkat çekti. Hatay Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi (HATSU) Genel Müdürü Fatih Cihangir, mevcut tabloya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Karaçay Barajı’ndaki su seviyesinin geçen yılın aynı dönemine göre ciddi oranda düşük olduğunu ifade etti. Cihangir, 2025 Ocak ayında yüzde 53 doluluk oranına sahip olan barajın, bugün itibarıyla yaklaşık yüzde 35 daha düşük seviyede seyrettiğini kaydetti. HATSU Genel Müdürü Fatih Cihangir, “Son yağışlarla birlikte Karaçay Barajı, ölü hacim seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık yüzde 18 doluluk oranına ulaştı. Bu artış olumlu bir gelişme olmakla birlikte, kuraklık tehlikesi halen devam ediyor. Mevcut su seviyesi, geçtiğimiz yılın aynı döneminin önemli ölçüde gerisinde. Bu nedenle suyun sınırlı ve tükenebilir bir kaynak olduğu gerçeğinden hareketle, tasarruf tedbirlerine kararlılıkla devam edilmesi büyük önem taşıyor. Bugün gösterilecek hassasiyet, geleceğimiz açısından belirleyici olacaktır. Vatandaşlarımızdan suyu dikkatli kullanmalarını ve israftan kaçınmalarını rica ediyoruz” dedi.

Hatay’da yıl beyaz bitti, çocukların kar sevinci yeni yıla taştı Haber

Hatay’da yıl beyaz bitti, çocukların kar sevinci yeni yıla taştı

Hatay’da meteoroloji uyarılarının ardından dün gece saatlerinde etkisini artıran kar yağışı, 2025 yılının son gününü adeta kartpostallık görüntülere sahne etti. Dün yılın son gününe bembeyaz bir manzarayla uyanan kentte, karın en büyük mutluluğunu çocuklar yaşadı. Sabahın erken saatlerinde sokaklara çıkan minikler, kar topu oynadı, kardan adam yaptı ve doyasıya eğlendi. Yediden yetmişe herkesin dahil olduğu kar buluşmalarında sokaklar neşeyle dolarken, aileler çocuklarının sevincini cep telefonlarıyla kayda aldı. Aileler, yılbaşına denk gelen kar yağışının çocuklar için ayrı bir heyecan yarattığını belirterek, kısa süreli de olsa bu doğa olayının kendilerine moral olduğunu ifade etti. Kar sürprizi, 2025’e veda ederken unutulmaz anlar yaşatan çocukların sözlerine de yansıdı. Arkadaşlarıyla birlikte kartopu oynayan ve kardan adam yapan minikler, “Kar yağacağını bekliyorduk ama bu kadar yoğun olacağını bilmiyorduk. Çok mutluyuz, yılın son gününü karla kapattık” diyerek sevinçlerini dile getirdi. Öte yandan yoğun kar yağışı günlük yaşamı da etkiledi. Hazırlıksız yola çıkan bazı araçlar trafikte zor anlar yaşarken, Defne ve Antakya kaymakamlıkları ilçe genelinde eğitim ve öğretime bir gün ara verildiğini duyurdu. Kar yağışı, fotoğraf sanatçıları için de eşsiz kareler sundu. Beyaz örtüyle kaplanan Hatay’da, yılın son günü sıcak ve renkli görüntülerle hafızalara kazındı. Yeni yılın ilk günü olan bugün de karın etkisini korumasıyla birlikte çocukların sevinci dinmedi. Sokaklara çıkan minikler, 2026’nın ilk saatlerinde de kar keyfini yaşamaya devam etti. Uzun yıllar Hatay’da bu denli yoğun bir kar yağışı görmediğini belirten vatandaşlar, “Kentte yaklaşık 15 yıldır böyle bir yağış olmamıştı. Bu yıl kuraklık yaşamıştık, su kaynaklarımız azalmıştı. İnşallah bu kar bereket olur ve devam eder” sözleriyle duygularını paylaştı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.