#mahkeme

İLKHABER-Gazetesi - mahkeme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, mahkeme haber sayfasında canlı gelişmelere ulaşabilirsiniz.

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor Haber

Manavgat Belediyesine yönelik "rüşvet" iddiası davası sanıklarının yargılanması sürüyor

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın ikinci duruşmasının 2. gün oturumunda Kara ve baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen eski Belediye Başkan Yardımcısı Mehmet Engin Tüter'in de aralarında olduğu 41 sanık, müştekiler ve taraf avukatları salonda hazır bulundu. Duruşmada savunma yapan Niyazi Nefi Kara, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi. Kara, Manavgat Belediyesine yönelik yürütülen soruşturmanın bir kumpas olduğunu öne sürerek, "Biz yıllardır Manavgat'taki düzene uysaydık bugün burada olmazdık. Bu dosya, kaçak yapıları olan ve kara para aklayanların kurduğu bir kumpastır." dedi. Müşteki Z.S'nin Kanal V'ye ödediğini iddia ettiği 6,6 milyon liradan haberi olmadığını savunan Kara, ruhsat başvurularının bilerek bekletildiği yönündeki iddiaların da gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü. Aleyhine beyanda bulunan kişilerin iddialarını kabul etmediğini belirten Kara, tahliyesini ve beraatini talep etti. Tutuklu sanıklardan Sıla Ceyhan Berkaya da temizlik ihalesinin verilmesine ilişkin yetkisinin bulunmadığını dile getirdi. Berkaya, tanık ve sanıklarla bir yakınlığının bulunmadığını, kimseden para almadığını ve bir menfaat sağlamadığını savunarak tahliyesini talep etti. Tutuklu sanık Mesut Kara da hakkındaki dolandırıcılık beyanlarını kabul etmediğini, Niyazi Nefi Kara döneminde zenginleştiğine ilişkin tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığını savundu. Müşteki Z.S. de sanıkların kendisine 150 milyon liradan fazla ceza yazdığını, haraca dönen isteklerden dolayı şikayetçi olduğunu kaydetti. Tutuklu sanık Mehmet Engin Tüter ise kendisine baklava kutusunda paranın Z.S'den alınarak getirildiğini tanık C.C'nin açıkladığını iddia etti. Kamuoyuna yansıyan videoda C.C'nin "Sana verecek olduğum komisyon" ifadesini kullandığını dile getiren Tüter, "Ben kendisiyle hiçbir zaman komisyon anlaşması yapmadım. Alkol istemedim. Bu videoda yaşanan kurgu dolu kumpastır. Cezaevinde yüz felci geçirdim. Sağlık sorunlarım var. Tutuksuz yargılanmayı istiyorum. En kötü ihtimalle ev hapsini talep ediyorum." ifadelerini kullandı. Bu sırada rahatsızlanan sanık Tüter, sağlık ekiplerince hastaneye götürüldü, tedavisinin ardından tekrar duruşma salonuna getirildi. Tutuklu sanık Hüseyin Cem Gül ise savunmasını yazılı olarak sunacağını belirterek, tahliyesini talep ederken, diğer sanıklardan M.O.K. beraatını istedi. Diğer sanıklar ve avukatların savunmaların ardından mahkeme heyeti, tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, dosyadaki eksiklerin giderilmesi ve yeni tanıkların dinlenmesi için duruşmayı 10 Mart 2026 tarihine erteledi. SORUŞTURMA Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca, otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturmada tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturma kapsamında cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin avro ve 153 bin 160 dolar bulunmuştu. İDDİANAME Kara ile belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 41 sanık hakkında iddianame hazırlanmıştı. Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı suç örgütü kurulduğu, örgütün yöneticiliğini de Niyazi Nefi Kara'nın yaptığı ileri sürülen iddianamede, Kara'nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle "suç örgütü kurmak", "rüşvet almak", "zimmet" ve "irtikap" suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor. İddianamede, "rüşvet" suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilip Manavgat Belediyesi'nde 2024-2025 yıllarında belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ile yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor. Bu eylemlerin, Kara'nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, "rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği", belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor. İddianamede, Kara'nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, "hizmet bedeli" veya "bağış" adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları öne sürülüyor. Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma", "rüşvet", "irtikap" gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilen iddianamede, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor.

Zehra Kınık 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı Haber

Zehra Kınık 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırıldı

Beykoz’da 9 Temmuz’da seyir halindeki motosiklete çarpması sonucu Batın Barlasçeki’nin (17) hayatını kaybettiği kazaya ilişkin yargılanan eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatıma Zehra Kınık Demir, ‘taksirle bir kişinin ölümüne ve birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma’ suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Kınık’ın ehliyetine ise 2 yıl süreyle el konulmuştu. Dosya istinaf mahkemesine taşındı. Dosyayı değerlendiren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 19. Ceza Dairesi, yerel mahkeme olan Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği kararı bozdu. Ceza Dairesi, ‘taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma’ suçundan ceza alan Kınık’ın müştekilerin şikayetini geri çekmesi sebebiyle ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan cezalandırılması gerektiğini belirtti. İstinaf mahkemesi, kazada yaralanan şahısların şikayetlerini geri çekmesi sonucu dosyayı tekrar Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesine göndermişti. 1 Aralık'ta görülen dava kapsamında esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, müştekilerden Muammer Kızıl’ın kovuşturma aşamasında, yaralanan müşteki sanık Öztürk’ün ise istinaf aşamasında şikayetinden vazgeçtiğini belirterek sanığın "taksirle bir kişinin ölümüne neden olma" suçundan cezalandırılmasını talep etmişti. Bugün, Anadolu 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuksuz sanık Fatıma Zehra Kınık Demir ve taraf avukatları katıldı. "BERAATİMİ TALEP EDİYORUM" Mahkemede savunma yapan Kınık, "Tekrardan aynı üzüntüyü yaşadığımı söylemek istiyorum. Onlarla üzüntümü paylaşıyorum. Kamera kayıtlarından açıkça gözüktüğü gibi bana yol veren minibüs sonrası yavaşça çıktım. Aradan süratle fırlamış olan motosiklet sürücüsünü benim farıma sürttüğü zaman farkettim. Kör noktamda kalıyordu sürtünce farkettim. Keşke bu kaza yaşanmasaydı. Kusurun motosiklet sürücüsünde olduğu kanaatindeyim. Beraatimi talep ediyorum" dedi. "SANIĞIN EN AĞIR ŞEKİLDE CEZALANDIRILMASINI TALEP EDERİM" Hayatını kaybeden Batın Barlasçeki’nin annesi Hasret Doğan beyanında, "Sanığın cezasız kalmasını kesinlikle kabul edilebilir bir durum değil. Ben oğlumu bir daha hiç göremeyeceğim. Yaşasaydı 18 yaşına girecekti bir canın yok olmasına sebep olmuşken bunun cezasız kalmasını istemiyorum. Ben sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ederim" dedi. Kararını açıklayan mahkeme, sanık Demir’i ‘taksirle bir kişin ölümüne neden olma’ suçundan 3 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına hükmetti. Hakim, sanığın geçmişi, sosyal ilişkileri fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışlarını, cezanın sanığın geleceği üzerindeki etkisini göz önüne alarak takdiri indirim yapılmasına ve 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmasına karar verdi. Sanığın ehliyetine ise 1 yıl süreyle el konulmasına hükmedildi.

Kız öğrencilere cinsel istismar uyguladığı iddia edilen öğretmene 130 yıl hapis Haber

Kız öğrencilere cinsel istismar uyguladığı iddia edilen öğretmene 130 yıl hapis

Kartepe'deki bir kolejde sınıf öğretmenliği yapan M.A. (45) iddiaya göre, 2023-2024 yılları arasında 12 yaşından küçük 6 kız öğrencisine cinsel istismarda bulundu. M.A.'nın, "Sizi ödüllendireceğim" diyerek sınıftakileri dışarıya çıkardığı ve bazı öğrencileri kucağına almak suretiyle taciz ettiği iddia edildi. Öğrencilerin durumu ailelerine anlatmasıyla konu polise intikal etti. M.A., 6 ailenin şikayeti üzerine 7 Ocak'ta gözaltına alındı. İfadesi alınan öğretmen M.A'nın emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcı karşısına çıkarılan öğretmen 8 Ocak'ta tutuklanarak cezaevine gönderildi. 84 YIL 6 AYDAN 204 YIL 5 AYA KADAR KADAR HAPİS Sanık, 2023-2024 yılları arasında '12 yaşından küçük mağdurların cinsel istismarı', 'basit tehdit', '12 yaşını tamamlamayan çocuğun nitelikli cinsel istismarı' suçlarından yargılanırken, iddianamede 84 yıl 6 aydan 204 yıl 5 aya kadar kadar cezalandırılması istendi. Dava sürecinde mağdur çocuklar, sınıf öğretmenlerinin kendilerine müstehcen hareketlerde bulunduğunu dile getirdi. "HİÇ KİMSEYE KARŞI CİNSEL İÇERİKLİ VEYA UYGUNSUZ HİÇBİR DAVRANIŞIM OLMAMIŞTIR" Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuklu sanık M.A., mağdur çocukların aileleri ve taraf avukatları katıldı. Duruşmada söz hakkı verilen sanık M.A., hakkındaki suçlamaları reddetti. Okulun fiziki yapısının iddia edilen eylemlerin gerçekleşmesine uygun olmadığını savunan M.A., "Odalar şeffaftır, kapılar camlıdır ve çocuklar benim her hareketimi görmektedir. Böyle bir eylemin gizlice yapılması mümkün değildir. Yapılmış olsaydı çocuklar bunu açıkça anlatırlardı. Meslek hayatım boyunca hiçbir zaman hiçbir öğrenciyi kucağıma almadım. Kimseye sır vermedim, özelimi göstermedim ve kimsenin özel alanına müdahalede bulunmadım. Hiç kimseye karşı cinsel içerikli veya uygunsuz hiçbir davranışım olmamıştır. Böyle biri olsaydım, aile yaşantım da bu durumu yansıtır ve çevrem tarafından fark edilirdi" dedi. "HAYATIM BOYUNCA İYİ BİR İNSAN VE İYİ BİR ÖĞRETMEN OLARAK GÖREV YAPTIM, VİCDANIM RAHATTIR" M.A., savunmasına şöyle devam etti: "Öğrenciler zaman zaman boynuma sarılmış, şaka amaçlı bana güç uygulamışlardır. 20 yıllık meslek hayatım boyunca sevilen, aranan ve öğrencilerini başarıya ulaştırmış bir öğretmen oldum. Hakkımda daha önce yapılmış hiçbir şikayet bulunmamaktadır. Aksine çocuklar ve aileleri memnuniyetlerini defalarca ifade etmiş, mesajlarla da belirtmişlerdir. Eğer iddia edilen türden bir davranışım olsaydı, aileler çocuklarını bana emanet etmez, beni tercih etmezlerdi. Ben çocukların eğitimine katkı sağlamak için gece gündüz çalıştım, sorularını çözdüm, özel durumlarında rehberlik edilmesi istendiği için onları sürekli gözlemledim ve gerekli gördüklerimi rehberliğe bildirdim. Buna rağmen, kendi yaşadıkları sorunları bana yansıtarak beni suçlamaya çalışmaktadırlar. Bu suçlamaların tamamı iftira ve karalama niteliğindedir. Sağlık sorunlarım nedeniyle zaman zaman zorluklar yaşadım ve temiz kalabilmek için yanımda bazı kişisel eşyalar bulunduruyordum. Bu durumların hiçbirinin suçlamalarla bir ilgisi yoktur. Ben iyi bir babayım. Eşimin ve kızımın bana ihtiyacı vardır. Haksız yere suçlandığım bu süreçte beraatımı talep ederim. Hayatım boyunca iyi bir insan ve iyi bir öğretmen olarak görev yaptım, vicdanım rahattır." ÖĞRETMENE 130 YIL HAPİS CEZASI VERİLDİ Kararını açıklayan mahkeme heyeti, sanık M.A.'yı 'çocuğun cinsel istismarı' suçundan toplam 130 yıl hapis cezasına çarptırdı.

Gaziantep’te bademcik ameliyatı sonrası çocuk engelli kaldı! Mahkeme hekime 109 milyon TL tazminat hükmetti Haber

Gaziantep’te bademcik ameliyatı sonrası çocuk engelli kaldı! Mahkeme hekime 109 milyon TL tazminat hükmetti

Gaziantep’te 2018 yılında özel bir hastanede yapılan bademcik ameliyatı sırasında komplikasyon gelişti. Operasyon sonrası yaşanan kanama, çocuğun solunum yolunu tıkayarak beyin oksijensiz kalmasına yol açtı ve çocuğun engelli kalmasına neden oldu. Yaklaşık 7 yıldır süren yargı süreci, sonunda mahkeme tarafından sonuçlandırıldı. Mahkeme Hekime 109 Milyon TL Tazminat Hükmetti Çocuğun ailesi, ameliyatta ihmali olduğu gerekçesiyle hem hastane hem de operasyonu yapan KBB uzmanı H.B.’ye karşı tazminat davası açtı. Mahkeme, kanamanın komplikasyon sonucu gerçekleştiği savunmasına rağmen, hekimi sorumlu bularak yasal faizleriyle birlikte yaklaşık 109 milyon TL tazminat ödemesine karar verdi. Hekimlerle Hukuksal Dayanışma Derneği’nden Tepki Hekimlerle Hukuksal Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Av. Cengiz Bayram, kararı “kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Bayram, hükmedilen tazminatın hekimlerin gelecekte benzer operasyonları yapmasını olumsuz etkileyeceğini belirtti. “Hiçbir meslek, kendi kusuru oranında değil de en ufak hatasından dolayı zararın tamamını karşılamaz. Bu karar, ameliyat maliyetlerini artıracak ve en çok vatandaş zarar görecektir” ifadelerini kullandı. Bilirkişi Raporlarındaki Tutarsızlıklar Dikkat Çekiyor Bayram, mahkemenin karar sürecinde bilirkişi raporlarındaki farklılıkların önemli rol oynadığını vurguladı: İlk raporda tıp standartlarına aykırılık belirtilirken, ikinci raporda bunlardan neredeyse hiç bahsedilmedi. “Mavi kod” uygulaması ve operasyon sırasında yaşanan olayların raporlanmasındaki eksiklikler, kararın temelini etkileyen faktörler olarak gösterildi. Bayram, raporların konunun uzmanı hakim kişiler tarafından tekrar değerlendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. Kararın İleriye Dönük Etkileri Dr. Bayram, bu kararın sadece hekime değil, sağlık sistemine ve hastalara da etkisi olacağını belirtti: Ameliyat maliyetleri yükselme eğilimine girecek. Hekimler daha temkinli davranacak, bazı operasyonlar ertelenebilir veya riskli görülerek yapılmayabilir. Vatandaşlar, artan maliyetlerden dolayı doğrudan etkilenecek. Bayram, Yargıtay’ın yaklaşımı ve kararın yargı yılı açılışı sonrası verilmiş olmasını da düşündürücü bulduğunu ifade etti.

2025 Adli tatil süreci başladı mı? Davalar görülecek mi? Haber

2025 Adli tatil süreci başladı mı? Davalar görülecek mi?

Yargı teşkilatında her yıl rutin olarak uygulanan adli tatil, bu yıl da 20 Temmuz 2025 tarihinde başladı. 31 Ağustos 2025 Pazar günü sona erecek olan adli tatilin ardından, yargı faaliyetleri 1 Eylül Pazartesi günü yeni adli yılın açılışıyla kaldığı yerden devam edecek. Nöbetçi mahkemeler görev başında olacak Adli tatil süresince yargılamalarda kısıtlama getirilirken, tutuklu dosyalar ve ivedi nitelikteki işler için nöbetçi mahkemeler görev yapacak. Bu dönemde açılan davalar ise yeni adli yıla kadar beklemede kalacak. Tatil süresince sadece aşağıdaki davalara bakılabilecek: Tutuklu ve gözaltındaki şüpheli ve sanıklarla ilgili dosyalar Delil tespiti ve zaman aşımına uğrama riski olan işler İhtiyati tedbir ve haciz talepleri Nafaka davaları ve velayetle ilgili acil işlemler Yeni adli yılda kritik davalar gündemde 1 Eylül’de başlayacak 2025-2026 adli yılının ilk ayında bazı önemli davaların duruşmaları da görülecek. Bunlardan bazıları şu şekilde: CHP’nin 38. Olağan Kurultayı ve 21. Olağanüstü Kurultayı’nın iptali istemiyle açılan davanın duruşması 15 Eylül’de MKE Elmadağ Roket ve Patlayıcı Fabrikası’ndaki patlama ile ilgili davanın duruşması 16 Eylül’de FETÖ mensubu olduğu gerekçesiyle yargılanan eski hâkim Yaşar Akyıldız’ın davası 30 Eylül’de 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Genelkurmay Başkanlığı’ndaki eylemlerle ilgili çatı davadan ayrılan 39 sanığın duruşması 3 Kasım’da Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu cinayeti davasının duruşması ise 20 Ekim’de görülecek. Adalet hizmetleri yeniden hız kazanacak Adli tatilin sona ermesiyle birlikte hem vatandaşlar hem de hukuk camiası için yargı süreçleri yeniden hız kazanacak. Duruşmalar, icra takipleri, dilekçe başvuruları ve adli işlemler normal takvime dönecek.

Ümit Özdağ'ın savunması ortaya çıktı: ''Türk milletine ve devletine karşı hiçbir suç işlemedim'' Haber

Ümit Özdağ'ın savunması ortaya çıktı: ''Türk milletine ve devletine karşı hiçbir suç işlemedim''

Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, 19 Ocak'ta yaptığı açıklamaların ardından tutuklandığı davada ilk kez hakim karşısına çıktı. İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada Özdağ, suçlamaları reddederek “Türk milletine ve Türk devletine karşı hiçbir suç işlemedim” dedi. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, “halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik veya aşağılama” suçlamasıyla tutuklu bulunduğu davanın ilk duruşmasında bugün İstanbul 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı. Özdağ’ın, 19 Ocak 2025’te Antalya’da partisinin İl Başkanları İstişare Toplantısı’nda yaptığı açıklamaların ardından hakkında başlatılan soruşturma kapsamında tutuklandığı dava kamuoyunda geniş yankı uyandırmıştı. Özdağ’ın sözleri gündem olmuştu Zafer Partisi lideri Özdağ, toplantıda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik olarak, “Son bin yılda gerçekleşen hiçbir Haçlı Seferi, Erdoğan'ın ve AK Parti'nin Türk milletine ve Türk devletine verdiği zararı vermemiştir” demiş, bu ifadeler sonrası Ankara’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul’a getirilerek 21 Ocak’ta tutuklanmıştı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Özdağ’ın basın ve yayın yoluyla “zincirleme şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama” suçunu işlediği iddia edilerek, 1 yıl 10 ay 15 günden 7 yıl 10 ay 15 güne kadar hapis cezası talep edilmişti. Savunmasında suçlamaları reddetti Duruşmada savunmasını yapan Özdağ, halkı kışkırtmakla suçlandığı Kayseri olaylarına dair sosyal medya üzerinden yatıştırıcı mesajlar verdiğini ve bu paylaşımlardan ötürü birçok trol hesap tarafından saldırıya uğradığını belirtti. Özdağ, “Paylaşımlarımın tamamı hukuka uygundur. Hiçbir şekilde halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmedim” dedi. “Türk milletine ve Türk devletine karşı hiçbir suç işlemedim” diyen Özdağ, savcılığın 78 gün boyunca tüm sosyal medya paylaşımlarını incelediğini ancak iddianameye suç teşkil etmeyen içeriklerin konulduğunu savundu. “Haksızlığa itiraz ettik” dedi Özdağ, Türkiye’nin göç politikalarına dair eleştirilerinin arkasında durduğunu vurguladı. “Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye göç konusunda büyük haksızlık yaptığını düşünüyoruz. Ülkemiz stratejik göç mühendisliğiyle gelen milyonlarca sığınmacı ve kaçakla karşı karşıya” ifadelerini kullanan Özdağ, bu baskının yalnızca ekonomik değil; sosyolojik, kültürel ve güvenlik açısından da ciddi tehditler barındırdığını belirtti. “Siyasi hayatımı milletin güvenliğine adadım” Duruşmada siyasi ve akademik geçmişine de vurgu yapan Özdağ, “Bütün hayatımı Türk milletinin güvenliği ve Türkiye Cumhuriyeti’nin güçlü bir devlet olması için harcadım. Binlerce öğrenci ve güvenlik personeline eğitim verdim. Paylaşımlarımı bu çerçevede kamuoyunu bilinçlendirmek için yaptım. Suç işleseydim, asıl o zaman sorumluluk almazdım” dedi. Dava süreci yakından takip ediliyor Özdağ’ın yargılandığı dava kamuoyunda ve siyasi çevrelerde geniş yankı bulurken, duruşmayı çok sayıda basın mensubu ve destekçisi de takip etti. Mahkeme heyetinin duruşmaya ilişkin kararını önümüzdeki günlerde açıklaması bekleniyor. Özdağ’ın tutukluluğunun devam edip etmeyeceği ise mahkemenin değerlendirmesine göre belirlenecek.

Fatma Zehra Kınık Demir yeniden hakim karşısında! Haber

Fatma Zehra Kınık Demir yeniden hakim karşısında!

Beykoz’da 9 Temmuz 2024’te meydana gelen ve bir gencin hayatını kaybettiği ölümlü trafik kazasında, eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatma Zehra Kınık Demir yeniden hakim karşısına çıktı. Fatma Zehra Kınık Demir’in kullandığı otomobil, seyir halindeki motosiklete çarpmış, kazada motosikletin arkasında yolcu olarak bulunan 17 yaşındaki Batın Barlasçeki yaşamını yitirmişti. Aynı motosikletin sürücüsü ve bir diğer yaya ise yaralanmıştı. Bilirkişi: “Kınık Demir yüzde 100 kusurlu” Kazada gözaltına alınıp serbest bırakılan Kınık Demir hakkında hazırlanan bilirkişi raporunda, “asli ve yüzde 100 kusurlu” olduğu tespit edildi. Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı, Fatma Zehra Kınık Demir hakkında "taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma" suçlamasıyla 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle iddianame düzenledi. Bugün İstanbul’daki duruşmada Kınık Demir yeniden hâkim karşısına çıktı. Ancak mahkeme, davayı 26 Mayıs tarihine erteledi. Kınık Demir'in avukatları, 10 Şubat’ta verilen bir dilekçeyle hakkında uygulanan yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti. Dilekçede, “Hiçbir kusuru olmayan müvekkilimiz hakkında uzun süredir yurt dışına çıkmama şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmaktadır” denildi. Ancak daha da dikkat çeken ifade, kazada yaşamını yitiren 17 yaşındaki Batın Barlasçeki hakkında yer aldı. Dilekçede, genç sürücünün “kontrolsüzce yere düştüğü ya da kendini yere bıraktığı” ileri sürüldü. Ne olmuştu? Fatma Zehra Kınık Demir’in kullandığı otomobilin çarptığı motosikletin sürücüsü ve yolcusu yere savrulmuş, arkasından ise motosikletin çarptığı iki yaya yaralanmıştı. Kazada hayatını kaybeden Batın Barlasçeki'nin ailesi, olaydan sonra adalet çağrısında bulunmuştu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.